DÜNYA - 01 Nisan 2026 Çarşamba 08:14 | Son Güncelleme : 01 Nisan 2026 Çarşamba 10:36

ABD Başkanı Trump: "Bir anlaşmamız olsun ya da olmasın İran’dan ayrılacağız"

A
A
A

ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki savaşı 2-3 hafta içinde sona erdireceklerini belirterek, "İran’da rejim değişikliği yaptık.Rejim değişikliği hedeflerimden biri değildi. Tek bir hedefim vardı, o da İran’ın nükleer silaha sahip olmaması" dedi. Bu hedefe büyük oranda ulaştıklarını belirten Trump, "Artık nükleer silah üretemeyeceklerinden emin olduğumuzda, bir anlaşmamız olsun ya da olmasın oradan ayrılacağız. Bu önemsiz. Bir anlaşma yapmamız mümkün, çünkü onlar anlaşma yapmayı benim istediğimden daha çok istiyorlar" ifadelerini kullandı. Trump, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını sonlandırmasının ardından, Hürmüz Boğazı’na ihtiyaç duyan ülkelerin "kendi başlarının çaresine bakacağını" söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen bir imza töreninde gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Beyaz Saray’a yaptırılan yeni balo salonunun inşaatının mahkeme kararıyla durdurulduğu hatırlatılan Trump, karara itiraz edeceklerini belirterek, "Karar, kongre onayına ihtiyacım olduğunu söylüyor. O kadar yanılıyor ki. Bu proje özel olarak finanse ediliyor. Şirketler ve çok zengin insanlar tarafından yapılan bir bağış bu. Öyle ki 150 yıldır bir balo salonu istiyorlardı. Dünyanın herhangi bir yerindeki en iyi balo salonuna sahip olacağız" dedi. Beyaz Saray’da daha önce de farklı inşaat projelerinin yürütüldüğünü söyleyen Trump, yeni balo salonunun başkan ve Beyaz Saray personelinin güvenliğini ilgilendirdiğini öne sürdü. Trump, yeni balo salonunda kullanılacak kurşun geçirmez camları buna örnek olarak gösterdi.

"İran'dan yakında ayrılacağız"

İran savaşı ve enerji fiyatlarındaki artışla ilgili bir soruya da yanıt veren Trump, savaşın yakında sona ereceğinin sinyalini vererek, "Buradan ayrılmamız lazım ve bunu yakında yapacağız. Fiyatlar hızla düşecek. Hisse senedi fiyatları bugün neredeyse rekor seviyede arttı" dedi. İran’a gerçekleştirilen saldırıların ABD’yi daha güvenli yaptığını kaydeden Trump, ülkenin dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine atıfta bulunarak, "Harekete geçmek zorunda kaldık, çünkü artık aramızda olmayan çılgın bir adam vardı. Ve halihazırda rejim değişikliği gerçekleşti. Bir rejimi devirdik ve ikinci rejimde artık çok daha farklı bir insan grubu var. Bunlar makul ve çok daha az radikalleşmiş durumdalar. Çok daha mantıklı insanlarla muhatap oluyoruz ve yaptığımız şey inanılmaz" değerlendirmesinde bulundu.

"Hürmüz Boğazı'na ihtiyacı olan ülkeler kendi başının çaresine bakacak"

İran’ın nükleer tesislerini hedef almamaları halinde Tahran yönetiminin nükleer silahlara sahip olacağı iddiasını yineleyen Trump, "Çok yakında oradan ayrılacağız ve eğer Fransa veya başka bir ülke petrol ve gaz almak isterse, Hürmüz Boğazı’ndan geçip kendi başlarının çaresine bakacak. Bence zaten çok güvenli olacak ama Hürmüz Boğazı’nda olan bitenle bizim hiçbir ilgimiz yok, hiçbir ilgimiz de olmayacak. Çünkü bu ülkeler, Çin, güzel gemilerini doldurup buradan ayrılacak ve kendi başlarının çaresine bakacaklar. Bunu bizim yapmamız için hiçbir neden yok" diye konuştu.

"Saldırılar 2-3 hafta içinde sona erecek"

İran’ı çok sert bir şekilde vurduklarının altını çizen Trump, "Birçok radikalleşmiş deliden kurtulduk. Onları sert bir şekilde vurmaya devam ediyoruz, dün gece muhtemelen gördüğünüz üzere füze üretim tesislerini yok ettik" ifadelerini kullandı. ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının 2-3 hafta içinde sona ereceğini söyleyen Trump, "Ayrılacağız. Çünkü bunu sürdürmemiz için bir neden yok" dedi.

"Hürmüz Boğazı’nın güvenliği bizim sorunumuz değil"

İran’ın Hürmüz Boğazı’na mayın döşeyebileceğini ya da buradan geçen gemilere ateş açabileceğini vurgulayan Trump, "Ama bu bizim sorunumuz değil. Bu Fransa'nın sorunu olacak. Bu, Boğaz'ı kim kullanıyorsa onun sorunu olacak. Sanırım biz ayrıldığımızda her şey çözülmüş olacak. Bugün çok sayıda geminin oradan geçtiğini duydum" ifadelerini kullandı.
İran ile müzakerelerin sürdüğünü yineleyen Trump,"Tekrar ediyorum, rejim değişikliği yaptık.Rejim değişikliği hedeflerimden biri değildi. Tek bir hedefim vardı, o da İran’ın nükleer silaha sahip olmaması. Ve bu hedefe ulaşıldı. Nükleer silahlara sahip olamayacaklar. Ancak işi bitiriyoruz. Sanırım 2 hafta içinde, ya da birkaç gün daha sürebilir, sahip oldukları her şeyi yok etmek istiyoruz" dedi.

Trump İran’ı uyardı: "Masaya otururlarsa iyi olur"

Buna rağmen İran ile bir anlaşmaya varmalarının mümkün olduğunu vurgulayan Trump, "Bazı köprüleri vuracağız, aklımızda birkaç güzel köprü var; ancak masaya otururlarsa bu iyi olur. Masaya gelseler de gelmeseler de fark etmez. Çünkü onları öyle bir gerilettik ki, yok ettiğimiz yetenekleri yeniden inşa etmeleri 15 veya 20 yıl sürecek. Donanmaları yok, orduları yok, hava kuvvetleri, telekomünikasyon altyapıları, uçaksavar sistemleri yok. Liderleri yok. Liderlerinin hepsi gitti. Yani, bu yüzden rejim değişikliği yaptık" şeklinde konuştu.

"İran anlaşma yapmak zorunda değil"

Trump, "İran bir anlaşma yapmak zorunda mı?" sorusu üzerine, "Hayır, anlaşma yapmak zorunda değiller. Birçok insanla konuştum, bu yeni bir rejim. Çok daha ulaşılabilir durumdalar" ifadelerini kullandı. İran’ın anlaşma yapmayı kendisinden daha çok istediğini öne süren Trump, "Artık nükleer silah üretemeyeceklerinden emin olduğumuzda, bir anlaşmamız olsun ya da olmasın oradan ayrılacağız. Bu önemsiz. Bir anlaşma yapmamız mümkün, çünkü onlar anlaşma yapmayı benim istediğimden daha çok istiyorlar" dedi. İran’ın savaşın ardından çok uzun bir süre boyunca nükleer silaha sahip olamayacağını vurgulayan Trump, "Yeniden nükleer silah yapmaya hazır olduklarında, benim gibi bir başkan oraya gidip onların tekrar canına okuyacak, çünkü nükleer silaha sahip olamazlar" yorumunu yaptı. Trump, İran’da yeni bir rejimin olduğu iddiasını yineleyerek "Bu yeni rejim öncekinden çok daha iyi" dedi.

"Anlaşma yapmak için yalvarıyorlar"

İran’a karşı yürütülen savaşı net bir şekilde kazandıklarını ifade eden Trump, "İran'da olanlara bir bakın; karşımızda hiçbir engel yok ve her yer bombalandı. Hava savunma sistemleri yok, hiçbir şeyleri yok. Ellerinde hiçbir şey kalmadı" dedi. Demokratların ve kendisine muhalif basın kuruluşlarını İran’ı olduğundan daha güçlü göstermekle suçlayan Trump, "Gökyüzüne hükmeden uçaklarımız var. Ancak üzerlerine ateş bile edilmiyor. Çünkü teçhizatları tamamen yok edildi. Ateş edecek hiçbir şeyleri yok. Kaybediyorlar. Kaybettiklerini kabul ediyorlar, anlaşma yapmak için yalvarıyorlar" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" dedi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce AK Parti Grup Toplantısı’nın Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesini diledi. 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova’yı mağlup ederek Dünya Kupası’na katılmayı hak kazanan A Milli Futbol Takımı’nı gönülden tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, Ay-yıldızlı bayrağı, 24 yılın ardından futbolu en büyük sahnesinde dalgalandıracak A Milli Futbol Takımı’na Avustralya, Paraguay ve ABD’ye karşı oynanacak grup maçlarında başarılar diledi. "Kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz" Ramazan ayında yakalanan ivmeyi artırarak devam ettireceklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "23 yıldır olduğu gibi yine kırmadan, dökmeden ve ayrıştırmadan tam tersine gönüller kazanarak yola devam edecek, milletimizin hayır duasına mazhar olabilmek için geceyi gündüze ekleyeceğiz. Etnik kökeni, dili, mezhebi, fikirleri, dünya görüşü her ne olursa olsun 86 milyonu kendimize kardeş ve kaderdaş bilecek, kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Ramazan Bayramı’nın tüm Türkiye için İslam coğrafyası ve insanlık için tekrar kutlu ve mübarek olmasına; barışa, huzura, kardeşlik ve dayanışmaya vesile olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum" dedi. Türkiye başta olmak üzere ortak coğrafyada baharın müjdecisi olarak kutlanan Nevruz Bayramı’nı da tebrik eden Erdoğan, Nevruz gününün bazı provokatör girişimlere rağmen bu senede herhangi bir taşkınlık yaşanmadan kutlanmasından dolayı memnuniyetini dile getirdi. "Mecbur kalmadıkça sataşmalara cevap vermedik" AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bilhassa Türkiye’nin içerisinde bulunduğu bölgenin içinden geçtiği sancılı atmosferde üsluba çok özen gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, "Kelimelerimizi tartarak konuşuyoruz, kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Sağduyu, serinkanlılığı ve sükuneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerimizde olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Ramazan-ı Şerif boyunca ana muhalefetin şahsımızı ve partimizi hedef alan, çoğu zamanda edep ve siyasi nezaket sınırlarını fazlasıyla aşan saldırgan sistemleri karşısında itidalimizi koruduk ve kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman Genel Başkan’ın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki kendilerine çeki düzen verirler, akıllarını başlarına alırlar, hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, iş çığırından çıkmadıkça milletimizin hak ve hukukuna yönelik taciz olmadıkça sataşmalarına cevap vermedik" ifadelerine yer verdi. "Sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" Türkiye’nin etrafının ateş çemberi haline döndüğünü, sınırların hemen ötesinde füzeler ve dronların havada uçuştuğu bir zamanda konsantrasyonlarını bozacak her türlü siyasi tartışmadan uzak durduklarının altını çizen Başkan Erdoğan, "Şunu herkes bilsin ki sükutumuz atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değildi. Tam aksine edebimizdendi, vakarımızdandı. Ne demiş büyükler? ‘Nadan ile sohbet zordur bilene çünkü nadan ne gelirse söyler diline’. Biz de nadan ile muhatap olmak, vaktimizi ve nefesimizi israf etmek yerine sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" açıklamasında bulundu. "Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 yıldır olduğu gibi bugün de taş üstüne taş koymanın çabası içerisinde olduklarını vurgulayarak, "Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz coğrafyamızın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını silmenin, akan kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara zor günlerinde el uzatmanın derdindeyiz. AK Partili kadrolar halka hizmetten usanmıyor. ‘Aşkla koşan yorulmaz’ şiarıyla milletimiz için koşmaya koşturmaya devam ediyoruz" diye konuştu. "5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" Muhalefet tarafından köpürtülen sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda emin adımlarla ilerlediklerini ifade eden Erdoğan, "Dün iletişim ve haberleşme alanında ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. Türkiye bugünden itibaren Beşinci Nesil Mobil Haberleşme Hizmetleri kısa adıyla 5G teknolojisiyle fiilen tanışmış olduk. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğimizi yükseltecek, dijital bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkemize kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. Şimdiye dek kullanılan 4,5G teknolojisinden 10 kat daha hızlı veri aktarımı sağlayan 5G inşallah ülkemizi dijital dönüşümün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu önemli teknolojiyi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. İlk etapta kullanıcı talebinin yüksek olduğu yoğun trafik bölgelerinden başlayarak bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine ulaştıracağız. Allah nasip ederse 5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" ifadelerine yer verdi. "Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz" AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak çok büyük sorumlulukları olduğunu ve kendilerinin Türkiye’yi bölgedeki yangından korumak gibi bir vazifeleri olduğunu aktaran Erdoğan, "Bizim hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimizin lokmasını büyütmek, refahını artırmak, huzurunu temin etmek, geleceğine güvenle bakmasını sağlamak gibi ağır bir mesuliyetimiz var. Bunları hiçbir zaman unutmayacağız, ihmal etmeyeceğiz. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Son günlerde muhalefetin iyice zıvanadan çıkan çirkin üslup ve tavırları nedeniyle bu değerlendirmemi hatırlatmakta fayda görüyorum. Bir defa hepimiz şunun farkında olmalıyız. Türk milleti irfan sahibi, basiret ve feraset sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamazsınız, bu milleti kandıramazsınız. Bu millete siyasi hokkabazlığı, siyasi cambazlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet, eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, yalancıyı dürüstten, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını; bunların tefrikini yapmasını çok iyi biliriz. Hiç kuşkunuz olmasın, milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte ve bunun değerlendirmesini en güzel şekilde yapmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı değildir" Başkan Erdoğan, Ana muhalefet partisinin Ramazan ayında bile ara vermediği saldırgan söylemlerin vatandaşlar tarafından takip edildiğini ve bu sürece hak edilen notu verdiğini söyleyerek, "Bundan zerre kadar şüphe duymadım ve duymuyorum. Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki bizi ve partimizi değil sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat gerektiğinde hadsize haddini bildirmenin kırk yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Çünkü, bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır" ifadelerini kullandı. "Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" Türk siyasi tarihine bakıldığında darbecilerle beraber kol kola yürüyenin CHP olduğunu dile getiren Erdoğan, "Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP’yle karşılaşırsınız. Orada üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP’yi bulursunuz. Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs’ın baş aktörü CHP’yi görürsünüz. 12 Mart Muhtırasının arkasında CHP’nin silüeti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat’ın müsebbibi en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir. 3 Kasım 2002’den beri Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP’nin parmak izi vardır. 27 Nisan Bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP’dir. Gezi olaylarında, sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP’dir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP’dir. 15 Temmuz ihanetine ‘kontrollü darbe iftirası’ atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP’dir. Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" diye konuştu. "Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur" Erdoğan, "CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş, somutlaşmış, tecessüm etmiş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse CHP’nin genlerine işlemiş darbeci zihniyeti de değişmez. Eğer değişirse geriye CHP diye bir yapı kalmaz." "Ben bu seviyesizliği aziz milletime şikayet ediyorum" Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik eleştirilerde bulunarak, "Maalesef Ana Muhalefet Partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP’li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden, bu akıl ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyorum. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil aziz milletime şikayet ediyorum. Aziz milletimi havale ediyorum. Burada CHP’nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış" değerlendirmesinde bulundu. "Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-safası değildir" CHP’li yetkililerin herkesi suçladığını ve günah keçisi ilan ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir gün olsun hırsızın hiç mi suçu yok sorusunu sormadınız. Bir gün olsun kabahati yok demediniz. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın fakat bu ülke CHP’nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-safası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size ‘yiyin efendiler, yiyin, doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin’ demez, diyemez, demeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler eski Türkiye’de kalmıştır. Çalanın çırpanın soyanın yanına kar kaldığı günler artık geride kalmıştır" diye konuştu. "Taraf değiliz, milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz" Erdoğan, CHP’li beledilere yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda taraf olmadıklarını da kaydederek, "Daha önce defalarca söyledim bugün tekrar ifade ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını, adaletin tecellisiyle birlikte Türkiye’nin safralarından kurtulmasını istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur" İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşın 28 Şubat’ta başladığını ve birinci ayını doldurduğunu hatırlatan Erdoğan, önceliklerinin Türkiye’nin bu dönemi kazasız belasız atlatması olduğunu belirterek, Türkiye’yi yaşanan çatışmaların uzağında tutmakta kararlı olduklarının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: "Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. İçişleri Bakanımız İslamabat’ta düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan dışişleri bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıya endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik. Milli Savunma Bakanımız, MİT Başkanımız ve diğer ilgili arkadaşlarımız kendi görev alanları içinde yoğun gayret sarf ediyorlar. Türkiye’nin tavrı çok berraktır, bölgemizde barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. Şunu ifade etmeliyim ki, savaşın başından beri Türkiye’nin ilkeli duruşu, tavrı, dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur." "Bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir" Kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların son bulmasını samimiyetle arzu ettiklerinin altını da çizen Erdoğan, bölgede bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzaması ve bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski olduğunu sözlerine ekleyerek, "Enerji, ulaştırma, sivil altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. Şunu burada açıkça ifade etmek mecburiyetindeyim: Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına çok ağır bir ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu, çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail’in kanlı stratejisine hizmet edecek, bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her damla kanın Netanyahu’nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır dedi. "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir" Diğer bir önemli hususun ise İran’la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği tam tersine bu vizyonu sabote ettiği olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir, diyalogdur, uzlaşmadır. Maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl bunu gerektirir. Vicdan bunu gerektirir. Uluslararası hukuk, adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir" şeklinde konuştu.
Van Bahçesaray yolundaki çalışmalara çığ riski nedeniyle ara verildi Van’ın Bahçesaray ilçesine ulaşımı sağlayan ve yaklaşık üç aydır kapalı olan yolda başlatılan çalışmalar, çığ riski nedeniyle durduruldu. Kış şartlarının ağır geçtiği bölgede ekipler tarafından başlatılan yol açma çalışmaları, son günlerde artan çığ tehlikesi nedeniyle askıya alındı. Özellikle yüksek kesimlerde biriken kar kütlelerinin hareket etme riskinin arttığını belirten yetkililer, ekiplerin can güvenliği için çalışmaların geçici olarak durdurulduğunu ifade etti. Kar kalınlığının yer yer 1 ila 3 metreyi bulduğu güzergahta, hava şartlarının normale dönmesi ve riskin azalmasının ardından çalışmaların yeniden başlayacağı bildirildi. Geçtiğimiz yıllarda AFAD koordinesinde 7 kurumdan oluşturulan "Çığ Tehlikesini Belirleme ve İzleme Komisyonu" üyeleri, bölgedeki riskli alanlarda ölçümler yaparak çığ tehlikesi bulunan yerleri belirleyip önceden önlem alınması sağlanıyor. Bu yılda aynı ekibin bölgede çığ analiz çalışması yapıp çalışmaların devam edip edilmeyeceğini karar verecek. "Kar kalınlığı 3 metre 91 santim" Kar yağışı ve düşen çığlar nedeniyle 27 Aralık’ta ulaşıma kapanan Karabet Geçidi’nde kar kalınlığı 3 metre 91 santime ulaşırken, Bahçesaraylılar yolun kapalı olmasından dolayı Van’a ulaşımlarını 250 kilometrelik mesafedeki Bitlis’in Hizan ilçesi üzerinden sağlıyor. "Kapanan 42 yerleşim yerinin yolundan 28’i ulaşıma açıldı" Kentin yüksek kesimlerinde önceki gün etkili olan kar yağışı nedeniyle 42 yerleşim yerinin yolu ulaşıma kapandı. Yapılan çalışmalar sonucu 28 yerleşim yolu açılırken, kapalı bulunan Başkale’de 5, Gürpınar’da ilçesinde 9 olmak üzere toplam 14 yerleşim yerinin yolunun açılması için çalışmalar devam ediyor.