DÜNYA - 01 Aralık 2025 Pazartesi 08:58 | Son Güncelleme : 01 Aralık 2025 Pazartesi 09:16

ABD Başkanı Trump, Venezuela Devlet Başkanı Maduro ile görüştüğünü doğruladı

A
A
A
ABD Başkanı Trump, Venezuela Devlet Başkanı Maduro ile görüştüğünü doğruladı

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini doğruladı. Trump, buna rağmen görüşme içeriğine ilişkin detay vermedi.

ABD Başkanı Donald Trump, Florida'dan başkent Washington’a dönüşte uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu. Bir soru üzerine Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelere değinen Trump, sürecin ilerlediğini ve amaçlarının savaşı sona erdirmek olduğunu vurguladı. Ukrayna ile ilgili bazı küçük sorunların olduğunu ifade eden Trump, "Zor problemler. Ancak bence Rusya savaşın bitmesini ister. Ukrayna’nın ise kesinlikle bunu istediğini biliyorum" dedi. Ukrayna ile ilgili küçük sorunların ne olduğu sorusu üzerine "Hala gündemde olan bir yolsuzluk konusu var, bu da sürece yardımcı olmuyor" diyen Trump, "Bu barış görüşmelerini engelliyor mu?" sorusuna da, "Bunun (savaşın) 3 yıldır sürdüğünü söyledim, değil mi? Bu, takvimin çok ötesinde bir durum. Ama yine de bir anlaşma yapma şansımız olduğunu düşünüyorum" yanıtını verdi.

"Venezuela’yı dost bir ülke olarak görmüyoruz"

Venezuela ile yaşanan krize de değinen Trump, Venezuela hava sahasına yönelik uyarının neden yapıldığı sorusu üzerine "Çünkü Venezuela’yı çok dost bir ülke olarak görmüyoruz. Ülkemize milyonlarca insan gönderdiler; muhtemelen bunun da ötesinde bir sayı. Bu insanların önemli bir kısmı ülkemizde olmamalıydı: Hapishanelerden gelenler, çeteler, uyuşturucu satıcıları. Ülkemize giren bu kişilerin hiçbiri burada olmamalıydı. Pek çok sorun ve uyuşturucu problemine neden oldular" değerlendirmesinde bulundu. "ABD’nin Venezuela hava sahasıyla ilgili uyarısı saldırı sinyali mi?" şeklindeki soruyu da yanıtlayan Trump, "Bundan hiçbir anlam çıkarmayın" ifadelerini kullandı.

Trump, Maduro görüşmesi ile ilgili yorum yapmaktan kaçındı

Trump, ABD basınının gündeme taşıdığı, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile telefonda görüştüğü yönündeki iddiayı da ilk kez doğruladı. "Maduro ile telefon görüşmesi oldu mu?" sorusuna "Cevabım evet, ancak bu konuda yorum yapmak istemiyorum" yanıtını veren Trump, gazetecilerin ısrarına rağmen görüşmenin içeriğine ilişkin detay vermedi. Trump, "Görüşme iyi geçti diyebilir misiniz?" şeklindeki soruya ise, "İyi geçtiğini söyleyebilirim" yanıtını verdi. Trump, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in uyuşturucu kaçırdığı iddia edilen botlara yapılan saldırılardan yaralı kurtulan kişilerin sağ bırakılmaması talimatı verdiği yönündeki iddialarla ilgili de, "Pete, böyle bir şey olmadığını söyledi, ona güveniyorum. Bu konuda yorum yapacak durumda değilim" ifadelerini kullandı.

"Honduras’taki seçimler çok önemli bir yarış"

ABD'de uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla 45 yıl hapis cezasına mahkum edilen eski Honduras Devlet Başkanı Juan Orlando Hernandez için neden af çıkarmayı planladığı şeklindeki bir soruya da yanıt veren Trump, bu konuda Joe Biden yönetimini suçladı. Honduras’taki birçok insanın bunun Biden’ın komplosu olduğunu düşündüğünü savunan Trump, "Hernandez’in komplo kurbanı olduğuna dair kanıtınız var mı?" sorusu üzerine "Şuna bakabilirsiniz: İstediğiniz herhangi bir ülkeyi alın. O ülkede biri uyuşturucu satıyorsa, bu o ülkenin başkanını tutuklamanız gerektiği anlamına gelmez. Aynı şeyi başka bir ülkede de yapamazsınız. Buna bizim ülkemiz de dahil. Birisi bir suç işlediğinde gidip ülkenin başkanını hapse atmazsınız. Onlar bunun Biden’ın bir tezgâhı olduğunu söyledi. Biden yönetiminin kurduğu bir oyun olduğunu savundular. Bu hafta, daha doğrusu gelecek hafta çok büyük bir seçim yarışı var. Çok önemli bir yarış olacağını düşünüyorum. Honduras için nasıl sonuçlanacağını görmek ilginç olacak" değerlendirmesini yaptı.

"İlticaları askıya alma uygulaması uzun sürebilir"

Trump, Beyaz Saray yakınlarındaki 2 Ulusal Muhafıza silahlı saldırı gerçekleştiren kişinin Afgan uyruklu olduğunun ortaya çıkmasının ardından atılan göçmenlik politikası adımları ile ilgili soruları da yanıtladı. ABD’nin iltica başvurularını askıya aldığı hatırlatılan Trump, bu durumun ne kadar süreceği şeklindeki soruya, "Bence uzun bir süre. Bu insanları istemiyoruz. Yeterince sorun var; bu insanları istemiyoruz. Bir süre sınırı yok ama uzun bir süre olabilir" yanıtını verdi. "Bu insanlar" derken kimi kastettiği soruların Trump, "Dostça olmayan ülkelerden gelen insanları kastediyorum. Kendilerini bile kontrol edemeyen ülkelerden. Örneğin Somali gibi. Neredeyse hükümeti olmayan, ordusu olmayan, polisi olmayan ülkeler. Tek yaptıkları birbirlerini öldürmek. Sonra ülkemize gelip bize ülkemizi nasıl yöneteceğimizi anlatıyorlar. Onları istemiyoruz" şeklinde konuştu. Trump, göçmenlik sınırlamaları uygulanacak 19 ülkenin tamamının "üçüncü dünya ülkesi" mi olduğu yönündeki soruya ise, "Hayır. Hepsi üçüncü dünya değil ama çoğu öyle. İyi durumda olmayan ülkeler bunlar. Suç oranı çok yüksek ülkeler. Başarılı bir devlet yapısı olmayan ülkeler. Ve açık konuşayım, onların insanlarının buraya gelip bize ne yapacağımızı anlatmasına ihtiyacımız yok" yanıtını verdi.

Trump’tan vatandaşlıktan çıkarma yorumu: "Yetkim varsa yaparım"

Trump, bazı Amerikalıların vatandaşlıktan çıkarılabileceği yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine de, "Burada olup da burada olmaması gereken insanlardan mı bahsediyorsunuz? Bakacağız. Ülkemize giren suçlular var ve belki de ehliyetsiz ya da ne yaptığını bilmeyen biri tarafından vatandaşlığa geçirilmiş olabilirler. Böyle bir yetkim varsa; ki emin değilim; ama eğer varsa, vatandaşlığı geri alırım. Kesinlikle alırım" açıklamasında bulundu. Daha önce gerekli olduğunu vurguladığı "tersine göç" ile neyi kastettiği sorulan Trump, "Şunu kastediyorum: Ülkemizde olup burada olmaması gereken insanları çıkarmak. Onları buradan göndermek istiyorum. Ülkemizde bulunmaması gereken çok fazla insan var. Hepsi Biden döneminde geldi. Kendisi ülkemizin tarihindeki en kötü başkandı. Ama yaptığı en büyük hata, milyonlarca insanı, ülkemizde olmaması gereken insanları içeri almak oldu. Uyuşturucu satıcıları vardı. Hapishaneler boşaltıldı ve insanlar ülkemize yönlendirildi. Ülkemize kimlerin alındığına bakın. Bunun bedelini ağır ödüyoruz ve yıllar boyunca ödemeye devam edeceğiz. Buna yakın zamanda iki ulusal muhafızı öldüren katil de dahil. O canavarın ülkemize girmesine asla izin verilmemeliydi" diye konuştu.

"Saldırıya uğrayan Ulusal Muhafızların aileleri ile görüştüm"

Beyaz Saray yakınlarındaki saldırı sonrasında hayatını kaybeden ve ağır yaralı olarak yaşam mücadelesi veren 2 Ulusal Muhafızın aileleri ile görüştüğünü aktaran Trump, "Her iki aileyle de konuştum. Güncel durumu size anlatayım. Paramparçalar. Bunu anlıyor musunuz? Tam anlamıyla yıkılmış durumdalar" değerlendirmesinde bulundu. Saldırıya uğrayan Ulusal Muhafızların ailelerini Beyaz Saray’a davet etmeyi düşündüğünü söyleyen Trump, "Hatta önerdim bile. Hazır olduklarında, ki bu çok zor bir süreç, Beyaz Saray’a gelmelerini söyledim. Sarah’yı onurlandıracağız. Andrew için de aynı şekilde. İyileşsin ya da iyileşmesin, onu da onurlandıracağız" dedi. Trump, bir soru üzerine Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştireceği görüşmenin önümüzdeki hafta yapılacağını da sözlerine ekledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Greenmetric 2025 sonuçları açıklandı: İGÜ’nün çevre ve sürdürülebilirlikteki başarısı devam ediyor "UI GreenMetric Dünya Üniversite Sıralaması 2025" sonuçları açıklandı. Çevresel sürdürülebilirlik çalışmalarıyla dikkat çeken İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ), önceki yıllardaki yükselişini sürdürerek, bu yıl da önemli bir başarıya imza attı. İlk kez 2022 yılında GreenMetric sıralamasına giren İGÜ, 2025 yılında toplam puanını yükselterek dünya sıralamasında 669’uncu sıraya yerleşti. Genel sıralamada bin 547 üniversite arasında değerlendirilen İGÜ, Türkiye genelinde 71’inci, Türkiye’deki vakıf üniversiteleri arasında ise 14’üncü sırada yer aldı. 2010 yılında Endonezya’da başlatılan GreenMetric Dünya Üniversite Sıralaması, tüm dünyadan üniversiteleri sürdürülebilirlik performansları doğrultusunda değerlendiriyor. Kampüs yerleşimi ve altyapı, enerji ve iklim değişikliği, atık yönetimi, su kaynakları, ulaşım, eğitim ve araştırma olmak üzere 6 ana kriter üzerinden yapılan değerlendirme, çevresel farkındalığı artırmayı ve yükseköğretimde sürdürülebilirlik kültürünü güçlendirmeyi hedefliyor. Bu yılki sonuçlarla birlikte İstanbul Gelişim Üniversitesi, sürdürülebilirlik alanındaki kararlı adımlarını ve çevresel etkiyi azaltmaya yönelik sistematik çalışmalarını bir kez daha ortaya koymuş oldu. Uluslararası başarılara bir yenisi daha eklendi Yaptığı çalışmalarla uluslararası platformlarda öne çıkan İstanbul Gelişim Üniversitesi, sürdürülebilirlik alanındaki başarısını diğer küresel derecelendirme sonuçlarıyla da pekiştiriyor. GreenMetric 2025 sonuçları ise, İGÜ’nün çevre politikaları ile küresel rekabet gücünü artıran bu başarının tamamlayıcı bir adımı niteliğinde. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na uyumlu şekilde çalışmalarını sürdüren İstanbul Gelişim Üniversitesi; enerji yönetimi, doğal kaynakların korunması, çevresel zararların azaltılması ve kampüs içinde yeşil dönüşümün hızlandırılması alanlarında çalışmalar yürütüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen "Sıfır Atık Belgesi" ile bu yaklaşımı resmi olarak da tescil edilen İGÜ, kampüs genelindeki atık yönetim sistemleriyle sürdürülebilirliğe yönelik uygulamalarını güçlendirmeye devam ediyor. "Sürdürülebilirlik bir tercih değil, üniversite yönetim kültürünün gerekliliğidir" Sonuçları değerlendiren İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahri Şahin, sürdürülebilirliğin üniversitenin stratejik vizyonundaki yerine ilişkin şunları söyledi: "GreenMetric 2025 sonuçları, üniversitemizin çevresel sürdürülebilirlik alanında benimsediği kurumsal vizyonun güçlü bir yansımasıdır. Sürdürülebilirlik artık üniversitelerin sadece kampüs yaşamını düzenleyen bir unsur değil, eğitimden araştırmaya, enerji yönetiminden toplumsal katkı projelerine kadar tüm akademik ve idari süreçlere yön veren temel bir yaklaşım hâline gelmiştir. İstanbul Gelişim Üniversitesi olarak enerji verimliliği, kaynakların rasyonel kullanımı, yeşil alan yönetimi ve çevresel farkındalık eğitimleri gibi alanlarda çok boyutlu çalışmalar yürütüyoruz. Bu başarı, akademisyenlerimizin, idari kadrolarımızın ve öğrencilerimizin ortak çabalarının ürünüdür. Sürdürülebilirlik kültürünün üniversitemizde kalıcı hâle gelmesi için çalışmalarımızı gelecekte daha kapsamlı şekilde sürdürmeye kararlıyız." Sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalar devam ediyor İstanbul Gelişim Üniversitesi, GreenMetric 2025 sonuçlarıyla çevresel sorumluluğu merkeze alan, sürdürülebilirlik politikalarını güçlendiren ve uluslararası rekabet gücünü artıran bir yükseköğretim kurumu olarak başarı grafiğini sürdürdü. Üniversite, sürdürülebilir bir gelecek için eğitim, araştırma ve toplumsal katkı ekseninde yürüttüğü çok yönlü çalışmaları önümüzdeki yıllarda daha da geliştirmeyi hedefliyor.
İzmir Hem kadın hem erkek infertilitesi tedavilerinde kapsamlı tedaviler uygulanıyor Acıbadem Sağlık Grubu, üremeye yardımcı tedavilerdeki köklü bilgi birikimini Ege Bölgesi’ne taşıyor. Mevcut fiziki altyapısı yenilenen Acıbadem Kent Hastanesi Tüp Bebek (IVF) Merkezi, infertilite tedavilerinde hem kadın hem erkek kaynaklı infertilite için çiftlere; kapsamlı ve kişiselleştirilmiş hHem kadın hem erkek infertilitesi tedavilerinde kapsamlı tedaviler uygulanıyor izmetler sunmaya başladı. İzmir’de sağlık hizmetlerinde güçlü bir konuma sahip olan Acıbadem Kent Hastanesi bünyesinde fiziki yapısıyla birlikte yeniden yapılandırılan Tüp Bebek (IVF) merkezi; modern laboratuvar teknolojileri, uluslararası standartlara uygun altyapısı ve uzman kadrosuyla çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere özel hizmetler sunmaya başladı. Acıbadem Sağlık Grubu’nun üremeye yardımcı tedavilerindeki köklü birikimi Ege’ye taşıyan merkez, anne-baba olmak isteyen çiftlerin tıbbi, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını odağına alan bir yapıyla hizmetlerini sürdürüyor. Tıbbi, sosyal ve duygusal süreçleri de kapsayan bir hizmet anlayışı Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Eser Çolak, infertilitenin (kısırlık) yalnızca bir sağlık sorunu değil, çiftler için duygusal ve sosyal bir süreç olduğunu vurgulayarak: "Her 100 çiftten 15’i, bir yıl boyunca korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edemiyor ve üreme tedavilerine ihtiyaç duyuyor. İnfertilitenin nedeni yalnızca kadına ya da erkeğe bağlı olabileceği gibi, her ikisinden de kaynaklanabilir. Hatta bazı durumlarda, kapsamlı tetkiklere rağmen altta yatan neden saptanamayabiliyor" dedi. Tıbbi gelişmelerin infertilite alanında çiftlere güvenli ve etkili seçenekler sunduğuna dikkat çeken Çolak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Merkezimizde, ‘her çiftin hikâyesi farklı’ anlayışıyla kişiye özel tedavi modelleri uyguluyoruz. Acıbadem Kent Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nin yenilen fiziki yapısı, teknolojisi ve uzman kadrosuyla, güncel tedavi yaklaşımların uygulandığı modern bir merkez niteliğinde hizmet verdiğini söyleyen Dr. Çolak, tıbbın imkanlarını kullanarak anne baba olmak isteyen çiftlerin ihtiyaçlarını bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını ifade etti. Güncel teknoloji destekli yöntemler, tüp bebek tedavisinde önemli rol oynuyor Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Ömür Albayrak ise merkezde kullanılan laboratuvar donanım ve yeni nesil tedavi yöntemlerine ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Embriyoloji laboratuvarımız; üst düzey hava filtrasyon sistemleri, yüksek çözünürlüklü mikroskoplar, yeni nesil mikroenjeksiyon ve embriyo kültürleme cihazlarıyla yenilendi. Oosit kalitesi ve embriyonun başarılı gelişimi için alt yapının çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Albayrak, bu sayede hamile kalma oranın artırdığına dikkat çekerek şunları söyledi; "Günümüzde, teknoloji tüp bebek alanında da hızla gelişiyor ve önemli rol oynuyor. Dolayısıyla sonuçlara da yansıyor. Merkezimizde embriyolarda genetik inceleme (PGT) uygulamaları. İleri sperm seçim teknikleri, piezoelektrik mikroenjeksiyon yöntemleri gibi güncel bilimsel ve teknolojik yaklaşımlar kullanılmaktadır. Tüp bebek tedavilerinin her aşamasında güncel bilimsel IVF protokollerinin uygulanmasına da çok önem veriyoruz. Amacımız; Acıbadem’in kalite, bilim ve etik standartlarını İzmir’e taşırken, çiftlerimizin ebeveynlik yolculuğunu etik, güvenli ve bilimsel yöntemlerle desteklemektir."
Antalya "Mide koruyucu" adı yanlış yönlendiriyor Antalya’da düzenlenen 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası’nda halk arasında "mide koruyucu" olarak bilinen mide asidi baskılayıcı ilaçların yaygın ve gereksiz kullanımına dikkat çekildi. Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, "Bu ilaçlar mide asidini çok güçlü baskılayan ve ülser hastalığında eskiden yapılan ameliyatları tarihe gömen ilaçlardır. Doktor kontrolünde kullanıldığında çok etkili ve güvenilirdir fakat ‘mide koruyucu’ adı nedeniyle halk arasında yanlış ve gereksiz kullanım çok fazla. Bu ilaçları diğer ilaçları aldığınız için kullanmanıza gerek yok; hekiminize danışın" dedi. Türk Gastroenteroloji Derneği’nin (TGD) Antalya’da düzenlediği 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası programı, sindirim sistemi hastalıklarına ilişkin güncel bilimsel gelişmelerin ele alındığı oturumlarla gerçekleştirildi. Karaciğer yağlanması, obezite, reflü, bağırsak sağlığı, safra taşları ve mide ilaçlarının kullanımına dair bilimsel veriler, alanında uzman hekimler tarafından münazara edildi. Kongre sonrası değerlendirmede bulunan Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, "Türk Gastroenteroloji Derneği 1959 yılında kurulan bir derneğimiz. 1974 yılından itibaren kongreler yapıyoruz. Kongrelerin amacı gastroenteroloji camiasının bir araya gelerek bir yıl içinde biriktirdiği, eriştiği, ulaştığı bilgileri paylaşmaktır. Burada bir bilimsel şölen yaşanır. Gerçekten yabancı katılımcılarla birlikte çok ciddi güzel oturumların olduğu iyi bir kongre geçiriyoruz. Burada önemli konular konuşuldu" dedi. "Kronik kullanımda mide ilaçları öneriyoruz" Toplumda "mide koruyucu" olarak bilinen ilaçlara yönelik yaygın algıya da değinen Prof. Dr. Çekin, vatandaşların sıkça sorduğu sorulara değinerek şunları söyledi: "Mide koruyucu deyince ne gelir aklınıza? Tansiyon ilacı alıyorum, mide koruyucu almazsam tansiyon ilacı bana zarar verebilir ya da şeker ilacı kullanıyorum, acaba mide koruyucu da mı almam gerekir? Bazı ilaçlarla birlikte mide koruyucu almak gerekiyor. Bunlar mideye ve sindirim sistemine zarar verebilecek, ülser, kanama yapabilecek ilaçlar. Kronik kullanımlarında mutlaka mide ilaçlarını öneriyoruz." "Ülser hastalığında eskiden yapılan ameliyatları tarihe gömen ilaçlar" Mide asidini baskılayıcı ilaçların farmakolojik etkisine ve ülser tedavisindeki yerine dikkat çeken Prof. Dr. Çekin, şu ifadeleri kullandı: "Aslında bu ilaçlar mide asidini çok güçlü baskılayan ilaçlar ve artık kanama ve delinme gibi riskleri içeren ülser hastalığında eskiden yapılan ameliyatları tarihe gömen ilaçlar. Çok etkili, çok güçlü ilaçlar. Doktor kontrolünde iyi kullanıldıkları zaman elimizdeki çok güçlü silahlar ama bu yanlış bilgi nedeniyle mide koruyucu ismini kim taktıysa bu isim nedeniyle halk arasında yanlış kullanım çok fazla." Son dönemde özellikle internet ortamında dolaşan söylemlerin bu ilaçlarla ilgili haksız bir korku oluşturduğunu vurgulayan Çekin, şöyle devam etti: "Son zamanlarda da internetteki yanlış bilgiler nedeniyle bu ilaçların fazlaca aslında suçlandığını da görüyoruz. Bazı yan etkilerinin abartılarak ortamda konuşulması nedeniyle ilaçların korkulacak ilaçlar olduğu gibi bir imaj da oluşturulmaya başlandı. Öyle bir şey de söz konusu değil." "Mide kanserine, kemik erimesine, diğer hastalıklara yol açmazlar" Doğru endikasyon ve hekim kontrolü gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Çekin, mide ilaçlarının güvenilirliğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu ilaçlar doğru endikasyonlarda, uygun zamanlarda kullanıldığı zaman, hekimler tarafından özellikle önerildiği zaman çok iyi ilaçlar, çok güvenilir ilaçlar. Mide kanserine, kemik erimesine, diğer hastalıklara yol açmazlar. Güvenilir ilaçlar ama mide koruyucu adını da hak etmeyen ilaçlar. Bu ilaçları diğer ilaçları aldığınız için kullanmanıza gerek yok. Hekimlerinize danışmanızı öneririz, biz gastroenteroglar hazırız."