DÜNYA - 06 Ağustos 2025 Çarşamba 13:55 | Son Güncelleme : 06 Ağustos 2025 Çarşamba 13:59

ABD'nin Hiroşima'ya atom bombalı saldırısının 80'inci yılı

A
A
A

ABD'nin Japonya'ya gerçekleştirdiği dünyanın ilk atom bombası saldırısında hayatını kaybedenler için trajedinin 80'inci yıl dönümünde Hiroşima Barış Anıtı Parkı'nda anma töreni düzenlendi.

ABD'nin Japonya'ya karşı gerçekleştirdiği dünyanın ilk atom bombası saldırısının üzerinden 80 yıl geçti. Saldırıda hayatını kaybeden yaklaşık 160 bin kişi, Hiroşima kentinde düzenlenen geleneksel törenle anıldı. Hiroşima Barış Anıtı Parkı'ndaki törene saldırıda yakınlarını kaybedenler, siyasiler, 200 ülkenin temsilcisi ile Japon halkı katıldı. ABD'ye ait "Little Boy" (Küçük Oğlan) adlı atom bombasının atıldığı 08.15'te sessizliğe bürünen katılımcılar, saldırıda hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulundu. Yaklaşık 55 bin kişinin katıldığı törende atom bombası saldırısında hayatını kaybedenler ve döneme tanıklık eden kişilerin isimlerinin yer aldığı 349 bin 246 kişilik liste barış anıtına asıldı. Güncel listede geçtiğimiz yıldan bu yana yaşamını yitiren ve dönemin tanıkları olan 4 bin 940 kişinin ismi de yer aldı.

Hiroşima Belediye Başkanı Matsui'dan dünyaya uyarı

Törende Barış Deklarasyonu'nu okuyan Hiroşima Belediye Başkanı Kazumi Matsui, 80 yıl önce kentte büyük bir trajedi yaşandığını hatırlatarak günümüzdeki endişe verici gelişmelere dikkat çekti. ABD ve Rusya'nın dünya üzerindeki nükleer savaş başlıklarının yaklaşık yüzde 90'ına sahip olduğunu belirten Matsui, "Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve Orta Doğu'daki kaos, dünya genelinde askeri yığınakları hızlandırıyor. Bu baskı ortamında bazı ülkelerdeki politikacılar ‘nükleer silahlar ulusal savunma için şart' düşüncesini kabullenmeye başlamış durumda. Bu gelişmeler, insanlık tarihinin trajedilerinden çıkarılması gereken dersleri anlamsız kılıyor. Barışın inşası adına büyük emeklerle elde edilen kazanımları yok etme tehlikesi taşıyor" dedi.

ABD'nin Hiroşima'ya atom bombalı saldırısının 80'inci yılı

"Uluslar sadece kendi çıkarlarını değil, diğer ulusların durumunu da düşünmeli"

Nükleer silahsız bir dünya için gençler başta olmak üzere herkesi elini taşın altına koymaya çağıran Matsui, "Gerçekten barışçıl bir dünya için sivil toplumda nükleer silahların kaldırılması yönünde güçlü bir uzlaşı inşa etmeye yönelik daha fazla çaba sarf etmeliyiz. Geleceğin liderleri olacak gençlerimiz, askeri harcamalar, ulusal güvenlik ve nükleer silahlar konusundaki yanlış politikaların insanlık dışı sonuçlar doğurabileceğini kavramalı. Bu bilinçle öne çıkmalı ve tabandan katılımı genişleterek sivil toplumu uzlaşıya doğru yönlendirmeliler" ifadelerini kullandı. İnsanlığın bugüne kadar karşılaşılan birçok sorunu empati yoluyla çözdüğünü hatırlatan Matsui, "Şu açık ki uluslar sadece kendi çıkarlarını değil, diğer ulusların durumunu da düşünmeli" şeklinde konuştu.

"Lütfen Hiroşima'yı ziyaret edin"

Dünya liderlerine seslenen Matsui, "Dar çıkarlar temelinde oluşturulan güvenlik politikalarının uluslararası çatışmaları körüklediğini göremiyor musunuz?" diye sordu. Nükleer silaha sahip olanlar da dahil askeri açıdan güçlü ülkelerin nükleer silahlara olan bağımlılığı terk etmeye yönelik yapıcı diyaloglara katılması gerektiğinin altını çizen Matsui, "Lütfen Hiroşima'yı ziyaret edin. Bir atom bombasının nelere yol açtığını kendi gözlerinizle görün. Hiroşima'nın barışsever ruhunu kalbinizde hissedin ve ardından, diyalog temelli, güvene dayalı bir güvenlik sistemi için hemen görüşmelere başlayın" çağrısında bulundu.

ABD'nin Hiroşima'ya atom bombalı saldırısının 80'inci yılı

Matsui'den Japonya hükümetine çağrı

Japonya hükümetini ABD ve Rusya gibi nükleer güçlerin desteklemediği, ayrıca ABD'nin koruma şemsiyesi altında bulunan Japonya'nın da imzalamadığı Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması'nı (TPNW) imzalamaya çağıran Matsui, "Bu, Hiroşima'nın ruhunu yansıtacak ve geçtiğimiz yıl Nobel Barış Ödülü'nü alan Nihon Hidankyo (Japonya Atom ve Hidrojen Bombası Mağdurları Örgütleri Konfederasyonu) tarafından temsil edilen 'Hibakushaların' (Atom bombası saldırısından sağ kurtulan kişi) çağrılarına bir cevap olacaktır" diye konuştu. Matsui ayrıca Japonya hükümetini önümüzdeki yıl yapılacak TPNW Gözden Geçirme Konferansı'na gözlemci olarak katılmaya çağırdı.

Ishiba: "Nükleer silahsız dünya çabalarına öncülük Japonya'nın tarihsel misyonudur"

Japonya Başbakanı Shigeru Ishiba ise 80 yıl önce ilk olarak Hiroşima'ya, daha sonra da Nagasaki'ye atılan atom bombalarının 100 binlerce cana mal olduğunu hatırlatarak bu trajedilerin asla bir daha yaşanmaması gerektiğini vurguladı. Japonya'nın 3 nükleer silahsızlanma ilkesine (üretmeme, sahip olmama, ülkeye sokmama) sadık kalarak nükleer silahsız bir dünyaya yönelik uluslararası çabalara öncülük edeceğini ifade eden Ishiba, "Bu, savaşta nükleer yıkımı yaşamış tek ülke olarak Japonya'nın tarihsel misyonudur" dedi. Dünyadaki endişe verici siyasi ve askeri gelişmeleri işaret eden Ishiba, "Nükleer silahsızlanma yaklaşımları konusunda uluslararası toplum içinde derinleşen görüş ayrılıkları, mevcut güvenlik ortamını daha da zorlaştırmıştır. Ama tam da bu nedenle Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) rejimi altında nükleer savaşsız ve nükleer silahsız bir dünya için tüm gücümüzle çalışmalıyız" ifadelerini kullandı.

Nükleersiz dünya için çaba sözü

Ishiba, dünya ülkelerini nükleer silahsızlanma konusunda diyalog ve işbirliğine teşvik etmeyi sürdüreceklerini ifade etti. Nükleer silaha sahip olan ve olmayan ülkelerin birlikte atabileceği somut adımları belirleme çabalarına da devam edeceklerini kaydeden Ishiba, "Nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya için ilerleme sağlamanın temelinde, atom bombası saldırılarının gerçekliğini doğru biçimde anlamak yatar" değerlendirmesinde bulundu. Nihon Hidankyo'nun (Japonya Atom ve Hidrojen Bombası Mağdurları Konfederasyonu), geçtiğimiz yıl Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmesini ise "son derece anlamlı" olarak nitelendiren Ishiba, "Bu vesileyle Nihon Hidankyo'ya bir kez daha derin saygılarımı sunuyorum" dedi. Ishiba, "Son olarak Hiroşima'da bir kez daha söz veriyorum: Japonya, nükleer savaşsız ve nükleer silahsız bir dünya ile kalıcı barışın tesisi için tüm gücüyle çaba gösterecek" diye konuştu.

BM Genel Sekreteri Guterres: "80 yıl önce dünya sonsuza dek değişti"

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de tören sırasında okunan yazılı mesajında Hiroşima'da büyük bir trajedi yaşandığını hatırlatarak, "80 yıl önce dünya sonsuza dek değişti. Tek bir anda Hiroşima alevlere teslim oldu. On binlerce hayat kaybedildi. Bir şehir yerle bir edildi. İnsanlık, geri dönüşü olmayan bir eşiği aştı" ifadelerini kullandı. Hiroşima'da hayatını kaybedenlerin ve ailelerinin yanında olduklarını yineleyen Guterres, "Sesleri barış için ahlaki bir güç haline gelen cesur Hibakusha'ları, yani saldırılardan sağ kurtulanları anıyoruz. Her yıl sayıları azalsa da onların tanıklıkları ve sonsuz barış mesajları bizlerle kalmaya devam edecek" şeklinde konuştu. Hiroşima halkının, atom bombası saldırısı sonrasında şehri yeniden inşa etmekle kalmayıp umudu yeniden inşa ettiğini vurgulayan Guterres, "Nükleer silahlardan arınmış bir dünya hayalini büyüttünüz ve bu vizyonu tüm dünyayla paylaştınız" dedi.

"Nükleer silahların yol açtığı tehdidi, bu silahları ortadan kaldırarak yok edelim"

Dünyadaki artan nükleer çatışma riskine dikkat çeken Guterres, "Güven erozyonu yaşanıyor. Jeopolitik bölünmeler derinleşiyor. Hiroşima ile Nagasaki'de tarifsiz yıkıma yol açan silahlar, yeniden baskı aracı olarak görülmeye başlanıyor" değerlendirmesini yaptı. Buna rağmen umut işaretlerinin olduğunu kaydeden Guterres, nükleer silahsızlanmaya dönük çabaların gerçek değişime yol açması gerektiğini vurguladı. "Nükleer silahların yol açtığı tehdidi, bu silahların kendisini ortadan kaldırarak yok edelim" çağrısında bulunan Guterres, "Atom bombası saldırılarından sağ kurtulan Hibakusha'lara verdiğimiz sözü tutalım. Onların tanıklıklarını ve barış mesajlarını gelecek kuşaklara taşıyalım. Geçmişi hatırlamak, bugün barışı korumanın ve geleceği inşa etmenin bir yoludur" ifadelerini kullandı.

Hiroshima, dünyadaki ilk atom bombası saldırısının hedefi olmuştu

ABD, dünyanın ilk atom bombası saldırısını 6 Ağustos 1945'te Japonya'nın Hiroşima kentine gerçekleştirmişti. Yaklaşık 160 bin kişinin hayatını kaybettiği Hiroşima saldırısı, 100 binlerce insanın yaralanmasına ve radyasyon kaynaklı hastalıklara maruz kalmasına neden olmuştu. Japonya 9 Ağustos 1945'te ise Nagasaki'yi hedef alan 2'nci atom bombasının hedefi olmuş ve büyük bir yıkımla yüz yüze gelmişti.

Burak Ersoy

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığlı bilim insanı Quantum Pioneer Formunda Türkiye’yi temsil etti Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletlerinde Microsoft Research tarafından düzenlenen Microsoft Quantum Pioneer Forum’a Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı oldu. Fırat Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde Microsoft Quantum Pioneer Forum kapsamında düzenlenen ve yalnızca davetli bilim insanlarının yer aldığı kapalı bir uluslararası toplantıya katıldı. Harvard, MIT, University of Sydney ve University of Cologne gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinden seçkin araştırmacıların yer aldığı buluşmada Gençoğlu, Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı olarak yer aldı. Quantum teknolojilerinin geleceğine yön veren araştırma başlıklarının ele alındığı üst düzey toplantıda Gençoğlu, ölçüm tabanlı topolojik quantum hesaplama alanına ilişkin özgün yaklaşımını uluslararası bilim camiasıyla paylaştı. Sunumun, mevcut yaklaşımlardan farklı bir perspektif sunarak yeni araştırma yönlerine katkı sağlayabilecek nitelikte olduğu değerlendirildi. Sınırlı sayıda katılımcının yer aldığı ve disiplinler arası bilimsel tartışmaların yürütüldüğü etkinlik, quantum bilgi teknolojileri alanında çalışan önde gelen araştırmacıları bir araya getirdi. Katılımcılar, alanın temel sorunları, gelecekteki araştırma yönleri ve muhtemel teknolojik uygulamalar üzerine kapsamlı fikir alışverişinde bulundu. Seçkin katılımcı profili ve yüksek bilimsel düzeyiyle dikkat çeken toplantı, quantum teknolojilerinin geleceğini şekillendiren önemli platformlardan biri olarak değerlendiriliyor. Etkinlik, farklı ülkelerden gelen bilim insanları arasında iş birliği ve yeni araştırma ağlarının oluşmasına da katkı sağladı. Microsoft Research tarafından organize edilen ve davetli katılım esasına göre gerçekleştirilen toplantı, bilim insanlarına gösterilen ilgi ve sağlanan akademik etkileşim ortamıyla da öne çıktı. ‘Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu’ Fırat Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, "Bu gelişme hem akademik anlamda hem de akademik çalışmaların teknoloji ve iş dünyasındaki yansımaları açısından benim için oldukça önemli. Microsoft gibi bir firma tarafından davet edilmek ayrıca büyük bir mutluluk. Asıl mesele şu ki Microsoft Quantum Pioneers Forum her yıl fikir ve proje çağrısı açıyor. Bu yıl ben de oraya bir proje fikri gönderdim. Bu fikir ilk aşamayı geçerek seçilenler arasına girdi, ancak değerlendirme süreci hâlen devam ediyor. 14-15 Mart tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde düzenlenen foruma katılmam için davet aldım. Çok seçkin üniversitelerden konuşmacıların yer aldığı, fotoğraf ve sunumların dışarıya yansıtılmadığı özel bir toplantıydı. Microsoft Research’ün Santa Barbara’da Station Q adıyla faaliyet gösteren ve tamamen Quantum araştırmalarına odaklanan bir grubu bulunuyor. Majorana 1 adı verilen bir quantum çip de geliştirdiler, ancak bu çipin halen bazı eksiklikleri ve çözülmesi gereken problemleri var. Quantum hesaplama alanındaki bu programa davet edilmem bizim için önemli bir fırsattı. Çünkü adeta üst düzey bir ‘devler ligi’ niteliğindeki, son derece seçkin araştırmacıların bulunduğu bir ortamda yer almak beni ziyadesiyle mutlu etti. Ayrıca 28 davetli konuşmacının 27’si Avrupa ve Amerika’dan gelmişti, sadece Fırat Üniversitesi olarak Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu. Kendi alanlarında dünyanın ilk 5 ve 10’unda yer alan Harvard, MIT, California, Pennslyvania, Indiana gibi üniversitelerle aynı toplantıda bulunmak ve Fırat Üniversitesi’nin adını bu platformda zikretmek benim için son derece onur vericiydi. Toplantıya katılan 28 üniversitenin 25’i Amerika’dan, Amerika dışından ise Avusturalya’dan Sydney Üniversitesi, Almanya’dan Cologne Üniversitesi ve Türkiye’den Fırat Üniversitesi davet edilmişti. Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında dışarıdan çağrılan üç üniversiteden biri olmak da ayrıca büyük bir mutluluktu" dedi. ‘Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok’ Kendi yaklaşımının ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama temelli olduğunu belirten Gençoğlu, "İlk kez, ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama sürecinin sonlu durum makineleri çerçevesinde modelleyerek farklı bir yaklaşım ortaya koyduk. Bu fikir orada değerli bulundu; üzerinde çeşitli tartışmalar ve değerlendirmeler yapıldı. İnşallah çalışmaların devamını getireceğiz. Bu etkinliğe katılım, Türkiye’deki bilim insanlarının quantum teknolojileri gibi ‘derin’ ya da ‘yıkıcı’ olarak adlandırılan alanlarda geri kalmayacağını ve bu alanlarda var olduğumuzu göstermesi açısından son derece önemli. Ayrıca özellikle genç akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz için önemli bir motivasyon kaynağı olacağını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’den, Fırat Üniversitesi’nden bir bilim insanının dünyanın en seçkin üniversiteleri arasında yer alarak bir fikrini özgürce sunabilmesi ve bu fikrin tartışılması önemli bir eşiğin aşıldığını gösteriyor. Türkiye’deki pek çok üniversiteden bilim insanı bu eşiği daha önce aşmıştı, Fırat Üniversitesi’nden genç akademisyenlere örnek olabilmek, motivasyonlarını artırmak ve onlara güç katabilmek ise çok daha değerli. Bundan sonra Fırat Üniversitesi’nden ve Doğu’daki diğer üniversitelerden de benzer atılımların geleceğine inanıyorum. Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk tankerine ilişkin: "Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi, 27 personelimizde yaralanma yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk petrol yüklü tankere ilişkin, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok" dedi. Türk şirketi Pergamon Denizcilik İşletmeleri A.Ş.’ye ait eski ismi Beşiktaş olan ‘Altura’ isimli ham petrol tankeri, Rusya’nın Karadeniz’in kuzeydoğusundaki liman şehri Novorossiysk’ten hareket ettikten sonra saat 00.30 sıralarında saldırıya uğradığı açıklandı. Tankerin, Rusya’nın Novorossiysk Limanı’ndan İstanbul’a yola çıktığı ve 140 bin ton ham petrol taşıdığı belirtilirken, gemiye dron isabet etmesi sebebiyle üst güvertesinde ve makine dairesinde hasar oluştuğu ve geminin su aldığı öğrenildi. Saldırının ardından gemiden yapılan yardım çağrısının ses kayıtları ortaya çıktığı, kayıtlarda mürettebattan kimsenin yaralanmadığı, geminin su aldığı ve acil yardım beklendiği açıklandı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, teknik ekiplerin olay yerine sevk edildiğini ve mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirtti. "27 personelimizde yaralanma yok" Bir televizyon programında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirterek, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok. Geminin makine dairesinin insansız deniz aracı ile hedef alındığını düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Erzurum Oltu’da coşkulu kurtuluş bayramı Erzurum’un Oltu ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümü dolayısıyla kutlama programı düzenlendi. Programın açılış konuşmasını yapan Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, "Bugün toprağımızın özgürlükle mühürlendiği esaretin zincirinin bir daha kırılmamak üzere parçalandığı Oltumuzun düşman işgalinden kurtulduğu büyük bir gurur heyecanla kutluyoruz bundan tam 108 yıl önce bu kadim topraklarda sadece bir askeri zafer değil bir milletin namusunu Bayrağını her şeyin üstünde tuttuğunun destanı yazıldı 1918 25 mart sabahı yükselen hürriyet sesi Anadolu’nun istilal müjdecisi oldu aziz Oltulular bizim tarihimiz sadece savunma tarihi değil aynı zamanda bir devlet kurma iradesidir" diye konuştu 25 Mart etkinlikleri kapsamında, Efkan Ala Kültür Evi’nde gerçekleştirilen programa ilçe protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda temsili göç gösterisi canlandırılırken, müzik konseri, şiir okumaları ve öğrencilerin koro performansları izleyicilerden beğeni topladı. Oltu İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından sahnelenen temsili göç gösterisi duygusal anlara sahne oldu. Gösteride esaret süreci ve ardından Türk askerinin vatanı kurtarışı canlandırılırken, salonda bulunanlara hem hüzün hem de gurur dolu anlar yaşatıldı. Programa, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, Oltu Garnizon Komutanı Tank Kurmay Albay Hakan Kan, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Recep Kaplan, Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, Oltu Cumhuriyet Başsavcısı Onur Yavuz, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Kazdal, siyasi parti temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
Samsun Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi Samsun’da akciğer ve pankreas kanseriyle aynı anda mücadele eden ve boynuna bağlı kemoterapi ilacıyla çalışmasını sürdüren kadın hekim yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. Samsun’da yaşayan 58 yaşındaki Acil Tıp Hekimi Bendegül Kuruçelik, 35 yıllık meslek hayatında sayısız hastaya şifa oldu. Bugün ise hem hekim hem hasta olarak hayat mücadelesini sürdüren Dr. Bendegül Kuruçelik, yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. FBM Tıp Merkezi’nde acil doktoru olarak çalışan ve iki çocuk annesi olan Kuruçelik, kendisine konulan akciğer ve pankreas kanseri tanılarının ardından zorlu bir tedavi sürecine girdi. Geçirdiği ameliyatların ardından kısa sürede yeniden görevine dönen deneyimli hekim, mesleğine olan bağlılığını bir an olsun kaybetmedi. Boynuna bağladığı aparat ile hem kemoterapi alıyor hem çalışıyor Kemoterapi sürecinin fiziksel olarak oldukça yıpratıcı olduğunu ifade eden Dr. Kuruçelik, buna rağmen çalışmanın kendisine güç verdiğini belirtti. Boynuna takılı cihaz aracılığıyla 48 saat boyunca kemoterapi ilacı aldığını dile getiren Kuruçelik, "Akciğer ve pankreas kanseriyim. Kendi tanılarımı kendim koydum. Ameliyatlardan bir ay sonra çalışmaya başladım. Beni hayata bağlayan iki şey oldu: Kızlarım ve işim. İşimi yaptığım sürece sağlıklıyım. İşimi yapamamak kaygısı, hastalıktan daha çok korkuttu beni. İşimi yaptığım sürece hastalığımı unuttum ve tedaviye çok daha rahat devam edebildim. Bu süreç gerçekten çok zorlu. Hekimken bunun empatisini tam anlamıyla yapamıyormuş insan. Hasta olunca bunun ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Kemoterapi zor bir süreç; bu süreçte çalışmak ise daha da zor. Bu anlamda FBM Tıp Merkezi bana kucak açtı. Kanser hastası bir hekimle çalışıyorlar" dedi. "Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" Kemoterapi ilacı alırken çalışmanın zorluklarını anlatan Dr. Kuruçelik, "Tabii ki sıkıntılarım oluyor. Bu sıkıntıları annelik ve meslek aşkımla minimize ediyorum. Kemoterapim hâlâ devam ediyor. Boynuma taktığım bir cihazla, 48 saat boyunca damardan ilaç alıyorum. Yan etkileri oldukça fazla: Ödem yapıyor, nöropatiye neden oluyor. Elleriniz ve ayaklarınız uyuşuyor. Soğuk bir şeye temas edemiyorsunuz. Gerçekten zor bir süreç. Bugünlere geldiğim için elbette çok mutluyum. Arkadaşlarım ilk zamanlarda çok endişeliydi. Benim rahatlığımı gördükçe onlar da rahatladılar. Hastalarım da memnun. Hatta şaşırıyorlar; boynumdaki cihazın ne olduğunu soruyorlar. Kanser hastası olduğumu öğrenince bana daha farklı bir saygıyla bakıyorlar. Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" diye konuştu.