MAGAZİN - 01 Temmuz 2016 Cuma 11:37

Acun Ilıcalı’nın başarı sırları

A
A
A
Acun Ilıcalı’nın başarı sırları

Liderlik Okulu Kurucusu ve Kişisel Gelişim Uzmanı Erkut Ergenç, muhabirlikten TV patronluğuna yükselen Acun Ilıcalı'nın başarılı olmasının şifrelerini açıkladı.

Liderlik Okulu Kurucusu ve Kişisel Gelişim Uzmanı Erkut Ergenç, TV sektöründe izleyicileri ekrana kilitleyen 'Survivor', 'O Ses Türkiye' gibi programlara imza atan ve muhabirlikten patronluğa yükselen Acun Ilıcalı'nın başarı kriterlerini anlattı.

Samimiyet ve güvenilirlik
Liderlik Okulu eğitimlerinde liderliğin en önemli özelliği olarak güvenilirlik kavramını anlattığını belirten Ergenç, "Güvenilirlik sadece liderlikte değil, başarılı bir kişide ilk sorguladığım kavramdır. Acun Ilıcalı için aynı sorgulamayı yaptığımızda, öne çıkan ilk özellik aslında güvenilirlik değildir. Acun Ilıcalı güvenilirdir ama güvenilirliğin etrafını sarmış daha etkili bir atmosfer vardır; samimiyet. Acun Ilıcalı’nın önde görünen özelliği samimiyetidir. Samimiyet kavramı duygularla ve “an” ile ilgilidir, ayrıca karşılıklıdır. Bununla birlikte samimiyet televizyon vasıtasıyla karşı tarafa aktarılması en zor unsurlardan birisidir. Bir çok usta oyuncu bile filmlerinde bunu karşı tarafa geçirmekte zorlanmaktadır" dedi.

Kılık - Kıyafet
Başarıyı yakalamada kılıf-kıyafetin de önemine değinen Ergenç, Acun Ilıcalı’nın giydiği T-shirtler ile farklı açıdan hep gündemde kalmayı başardığını söyledi. Ergenç, bir kişinin üzerinde sürekli, yazı ve şekil olan bu t-shirtleri giymesi, sokakta ve her yerde bir capri ya da şort ile dolaşması onun tarzını yansıtırken, karşı tarafa da 'rahatlık' hissi verdiğini söyledi. "Kim olursanız olun, ister milletvekili ister bakan, evde o t-shirt ve şort giyilir" diyen Ergenç, "Bir çok milletvekili ve belediye başkanı ile çalışma ve evlerine gitme imkanı buldum, akşam evinde özel bir davet yoksa takım elbiseyle gezen birini görmedim. Büyük rahatlık, ayrıca ben de takım elbise işini sevmiyorum. Hatta gülümseyerek hatırlıyorum; Üniversite yıllarında yer aldığımız organizasyonlarda yaşımız büyük dursun diye takım elbise giyerdik. Yaşlandıkça daha spor giyinmeyi seviyorsunuz sanırım. İşte bu yüzden insanlar bilinçaltında Ilıcalı’yı evden biri gibi algılıyor. Onlara samimi ve tanıdık geliyor" diye konuştu.

Konuşma şekli ve hitabet
Konuşma şekli ve tarzının samimiyeti belirleyen önemli unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Ergenç, "Acun Ilıcalı’nın hepimizin yabancı dilleri konuşma konusundaki kompleksli tutumunu sergilememesi, onun beyinlerimizde rahat bir algı oluşturmasını sağlıyor. Yani, “Acaba insanlar bana gülerler mi?” kasıntısı olmayan birinden bahsediyorum. Ayrıca TV önünde on binlerce kişinin önünde arkadaşıyla konuşur gibi konuşması, jest ve mimikleriyle birçok izleyene samimi geliyor" ifadelerini kullandı.

Girişimci olarak Acun Ilıcalı
Ergenç, Acun Ilıcalı’nın girişimciliğine de değinerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ben Acun Ilıcalı için Girişimcilik hayatının TV8’i satın almasından sonra başladığını düşünüyorum. Ama program yapmak tek başına girişimci olmak anlamına gelmiyor. Hatta Ilıcalı açısından da baktığımda yabancı formatları alıp Türkiye’de yayımlamanın çok da önemli katma değeri olduğunu düşünmüyorum. Bir çok formatı kendine göre değiştirip başarıya ulaştırdığı da bir gerçek. Aslında sadece Acun Ilıcalı da değil bu programları yurtdışından diğer şirketler de alıyor ama birinde başarı var diğerinde yok bunun sebebi nedir? İşte girişimcilik sorusu buradan ortaya çıkıyor."

İşinin başında durmak, esnaf olmak
"Bence Acun Ilıcalı Türkiye’nin en büyük esnaflarından. Bir berber ve terziden farkı yok. Dikkat ederseniz, hiç bir işi olmasa bile (O ses gibi.) en çok beğenilen programlarının tamamında programın sunuculuğunu kendisi yapıyor” diyen Ergenç, şöyle konuştu:
“Takımda teknik direktör değil, her zaman yaşlı takım kaptanı modunda çalışıyor. Yani her daim sahada! Bunun tersi de zaten bu durumu ispatlıyor. Kendi sahibi olduğu diğer formatlarda başında Acun Ilıcalı olmadığında programlar izlenmiyor. Dünyanın bir ucunda bilmem kaç derece sıcaklıkta 2 saatlik yarışma çekmek için 9-10 saat güneşin altında program yapıyor. Zor iş inanın. Çalışkan bir adamdan bahsediyoruz. Esnaf olmak zordur. Gerçek esnaf çalışkandır. İşini hayata, hayatını işine çeviren adamdır. Ilıcalı’ya bakıyorum; çoluk çocuk adaya gitmiş program yapmaya çalışıyor. Başarılı olmamak zor."

İşine yatırım yapması
Başarılı bir girişimcinin işine her zaman yatırım yapan kişi olduğuna dikkat çeken Ergenç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kimse bu kadar izlenen programları olmasına rağmen gidip kanal almaz. Kanal almak risktir. Hatta bir çok yerde, kanalı aldığında büyük bir risk aldığını söylemiştim. Bence risk devam ediyor. Kanalın tutunması tamamlanmış değil. Hala başarılı çok fazla program yok. İşlerine elinden geldiğince yatırım yapıyor. Diziler çektiriyor, programlar yaptırıyor ama her biri birkaç bölüm sonra ekrana veda ediyor. Ama bu negatif bir durum değil. Tutacaktır bir şeyler zamanla. Bunun için başarılı. Tutmasa da yatırım yapmaya devam ediyor. Deniyor tekrar tekrar. Edison gibi."

Global çalışması ve heyecan katması
Yurtdışında program yapmasının Ilıcalı’ya çok şey kattığını savunan Erkut Ergenç, “Herhalde Acun Ilıcalı’nın en şanslı olduğu iş Acun Firarda programı ile tüm dünyayı gezmesidir. (Bence kendi kanalında bu eski bölümleri tekrar koysa tekrar izlenir.) Sanırım bu dönemde dünya ile psikolojik uzaklıkları kırmış ve dünya insanı olmanın keyfine varmıştır. Ben bir çok programı yapma fikrinin de o dönemde aklına geldiğini düşünüyorum. Bir çok projeyi yurtdışında kaldığı otellerde izlediği kanallarda görmüş olabilir. Ama o program için oralara gitmese o programları yapmasa bu noktaları göremeyecekti. Boşuna demiyorum, ‘siz yürümeye başlayın gerisi gelecektir’ diye. Global çalışan biri olmak ise çok önemli bir fırsat, bir bakıyorsunuz Adriana Lima programda, başka bir programda ise 50 Cent. Acun bu gibi aktivitelerle programları hep renklendirip heyecan katarak halkın önüne sunuyor. Herkes yemek yapar ama bazı ustalar baharatları öyle oranda katar ki tadından yenmez. İşte olay bu. Düşünsenize sadece kutu açılan ve hiç bir zeka barındırmayan bir programı yıllarca halk olarak izlememizin sebebi nedir?" dedi.

Arkadaş ilişkileri
Liderlik açısından en önemli başlıklardan birinin de arkadaşlık olduğunu vurgulayan Ergenç, Acun Ilıcalı’nın yanına aldığı ve liderlik ettiği kişilerle geçirdiği vakti kamuoyuna en iyi yansıtan ünlülerden biri olduğunu belirtti.

Planlı ve programlı hareket etmesi
Liderlikte planlama ve pazarlamanın önemine işaret eden Ergenç, "Bence başarının ardında yatan bir diğer husus da kesinlikle programların çok iyi bir zaman optimizasyonuna tabi olmasıdır. Her açıdan herkese zaman faydası sağlaması her açıdan fabrikanın sağlam çalışmasını sağlamaktadır. Örneğin; Survivor’ın bir zamanı var 3-4 ay civarı insanlar ona odaklanıyorlar. Tam sıkmaya başlıyor, program bitiyor. Ardından diğeri; yetenek yarışması, o bitiyor ardından ses yarışması. Hiç biri sıkmıyor. Çünkü her biri arasından yaklaşık 8 ay süre var. İnsanlar ister istemez sıkılamıyorlar. Yoksa 10’dan fazla sezon aynı yarışmayı kim niye izler ki? Planlama üretim ve pazarlama da çok önemlidir. Bence Acun Medya bu mevzuyu bu açıdan da çözmüş durumdadır" dedi.

“Başarılı olmayı isteyin”
Acun Ilıcalı’nın başarısının en önemli nedenlerinden birinin de istek olduğunu ifade eden Ergenç, sözlerini şöyle noktaladı:
“Bence kim olduğunun bir önemi yok herkes için tek bir başarı kriteri var başarılı olmayı istemek. Ben Acun Ilıcalı’yı istekli görüyorum. Arada kesinlikle motivasyonu düşüyordur. Onun da dertleri vardır ama iş konusunda isteğinden bir şey kaybettiğini düşünmüyorum. Mesela para kazanma meselesi değil. Kanal sahibi olmadan da onun kadar kazanan ünlüler var ama binlerce kişiye ekmek kapısı olamıyorlar. Her yıl binlerce kişi Acun Ilıcalı sayesinde evine ekmek götürüyor. Daha sert eleştirilemez mi? Eleştirilir sorun yok. Lakin bunlarla uğraşmayalım, bence aramızdaki başarılı ve daha iyi örneklere odaklanalım. Başarılı diğer arkadaşlarımızı Acun Ilıcalı’dan daha başarılı olması adına teşvik edelim. Birbirimizle çatışma yerine rekabet kültürünü inşa edelim.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Sakaryalılar Anneler Günü’nde Poyrazlar Gölü’ne akın etti Sakarya’daki Poyrazlar Tabiat Parkı’nda düzenlenen festivalde göl kenarı ve piknik alanları doldu taştı. Anneler Günü’ne denk gelen festivalde yoğunluk havadan görüntülendi. Sakarya’da havanın ısınmasıyla birlikte Anneler Günü’nü ve Üniversiteli Trabzonsporlular Birliği tarafından düzenlenen Geleneksel Poyrazlar Bahar Şenliği’ni fırsat bilenler Poyrazlar Tabiat Parkı’nda buluştu. Gölün etrafında yoğunluk oluşturan vatandaşların kimi festivalde horon oynadı, kimisi de piknik alanlarının ve güneşli havanın tadını çıkardı. "Herkes mangal yapıyor, çok eğleniyor gibi gözüküyorlar" Ailesiyle birlikte sıcak havanın keyfini çıkartmak için piknik yapmaya gelen Tülay Işık, "Sıcak havayı değerlendirmek için bizde ailecek pikniğe geldik. Bir anne olarak bütün annelerin Anneler Günü’nü kutluyorum. Yine bir anne olarak gördüğünüz gibi anne her yerde anne. Piknikte de, işte de her yerde" dedi. Arkadaşları ile birlikte festival olduğunu duyup şehir dışından Sakarya’ya gelen Rabia Uzun ise, "Havaların güzelleşmesiyle birlikte festival olduğunu öğrendiğimizde arkadaşlarımızla birlikte İzmir’den geldik. Çok eğleniyoruz, horon çok güzel ama çok yorulduk. Bir sürü aile var, Anneler Günü’nü değerlendirdiklerini düşünüyorum. Herkes mangal yapıyor, çok eğleniyor gibi gözüküyorlar" diye konuştu. "İzmir’den geldik" Fatma Zehra Dursun ise, "Anneler Günü’nün pazar gününe denk gelmesiyle birlikte aileler buraya akın etmişler, çok kalabalık. Geçen sene de gelmiştik, çok güzeldi. Keyifli bir ortam var, çok samimi herkes. Şehir dışından gelenler var. Biz mesela İzmir’den geldik. Hava çok sıcak ve kalabalık" şeklinde konuştu.
Van Van YYÜ’de "Sanal Bahis Felaketine Karşı Seferberlik Paneli" düzenlendi Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) ve İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen "Aileni Koru, Sanal Bahisle Mücadele ve Aileyi Bilinçlendirme Projesi"nin Doğu Anadolu buluşması, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Mühendislik Fakültesi Prof. Dr. Turan Haydaroğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen programda, dijital bağımlılıklar ve sanal bahis tehlikesine karşı toplumsal farkındalığın önemi vurgulandı. Programın açılışında konuşan Tuşba Kaymakamı Musa Göktaş, sanal bahsin aile yapısı üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. Son zamanlarda aileleri bitiren ve yuvaları yıkan bu durumla sıklıkla karşılaşıldığını belirten Göktaş, projenin bilinçlendirme noktasındaki önemini ifade etti. Van Valisi Ozan Balcı’nın selamlarını ileten Göktaş, "Bu noktada İçişleri Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız ve ilgili kamu kurumlarımız her daim desteklerini sunuyorlar. Çok değerli akademisyenlerimiz ve yargı mensuplarımızdan öğreneceğimiz bilgilerle bizler de bilinçleneceğiz. Ev sahipliği için Van Yüzüncü Yıl Üniversitemize ve rektörümüze teşekkür ediyorum" dedi. Üniversite olarak böylesine kritik bir projeye ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını ifade eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, dijitalleşmenin getirdiği sinsi tehlikelere karşı uyarıda bulundu. Sanal bahsi, gençleri sahte umutlarla ağlarına düşüren ve aileleri içten içe çürüten büyük bir felaket olarak tanımlayan Rektör Şevli, yargı ve emniyet birimleriyle eş güdüm içinde hareket ettiklerini vurguladı. Gençlerin kolay kazanç vaatleriyle hukuki ve maddi yıkımlara sürüklenmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Rektör Şevli, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bu bataklık, evlatlarımızı adliye koridorlarına mahkûm etmektedir. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi olarak temel gayemiz; gençlerimizin vatanına ve ailesine faydalı, donanımlı bireyler olarak mezun olmalarıdır. Dijital farkındalığı artırmayı ve bu dayanışma ağını tüm Türkiye’ye yaymayı hedefliyoruz." Üniversite bünyesinde bağımlılıkla mücadele konusunda akademik ve idari adımlar attıklarını hatırlatan Şevli, "Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Merkezimizin yeni binası tamamlandı ve çok yakın zamanda açılışını gerçekleştireceğiz" dedi. Ayrıca Rektör Şevli, Bilişim Teknolojileri ve Bağımlılık Anabilim Dalını kurduklarını belirterek disiplinler arası yüksek lisans programının önemine değindi. Van YYÜ Genç Yeşilay topluluğunun 650 gönüllüye ulaşarak yürüttüğü çalışmaları takdirle karşıladığını belirten Rektör Şevli, yargı ve emniyet mensuplarına destekleri için teşekkür etti. HUDER Genel Başkanı Av. Hasan Oymak ise konuşmasında sanal bahsin ulaştığı ekonomik ve sosyal boyutlara ilişkin veriler paylaştı. Oymak, bu durumun bir bağımlılıktan öte "toplumsal bir erozyon" haline geldiğini ifade etti. Oymak, "Karşımızda yıkıcı bir tehdit var. Bu afet binalarımızı değil, yuvalarımızı yıkmaktadır. Bu bir kırmızı alarm durumudur. Mücadelenin topyekûn olması, ailelerin, üniversitelerin ve devlet kurumlarının birlikte hareket etmesi elzemdir. Cumhurbaşkanımızın bu tehdide karşı yaptığı topyekûn mücadele çağrısı projemizin çıkış noktasıdır" şeklinde konuştu. HUDER Başkanı Oymak, ev sahipliğinden dolayı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesine ve katılımcılara teşekkür ederek sözlerini tamamladı. Açılış hitaplarının ardından sanal bahis tehlikesine dikkat çeken tanıtım filmi izlendi ve moderatörlüğünü Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yasemin Güllüoğlu’nun yaptığı panel bölümüne geçildi. Panelde; Van Cumhuriyet Başsavcısı Osman Kara "Bilişim Suçları, Kumar ve Yasadışı Bahis Suçları Uygulaması", Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faruk Kurhan "Sanal Bahis Bağımlılığı: Beyinden Davranışa, Davranıştan Aileye Uzanan Bir Süreç", Dr. Ulaş Koray Milanlıoğlu "Sanal Bahis Bağımlılığına Karşı Aile İçi Hukuki Koruma Mekanizmaları" ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Uyum Daire Başkanı Nevzat Özer ise "Bağımlılık ve Aile" konularında kapsamlı sunumlarını gerçekleştirdiler. Program, konuşmacılara ve moderatöre katılım ve teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi. Etkinliğe; Van Vali Yardımcısı ve Tuşba Kaymakamı Musa Göktaş, Van Cumhuriyet Başsavcısı Osman Kara, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, Van İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, Van Barosu Başkanı Av. Sinan Özaraz, İlim Yayma Cemiyeti Van Şube Başkanı Av. Zahir Soğanda, HUDER Genel Başkanı Av. Hasan Oymak, HUDER Genel Başkan Yardımcısı Hatice Hasdemir, HUDER Van Şube Başkanı Av. Çağatay Akyol, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Sakarya Sakaryalılar Anneler Günü’nde Poyrazlar Gölü’ne akın etti Sakarya’da havanın ısınmasını ve Anneler Günü’nü fırsat bilenler Poyrazlar Tabiat Parkı’nda buluştu. Güneşli havayı değerlendirmek isteyen vatandaşlar göl kenarına ve piknik alanlarına akın etti. Güneşli havayla birlikte oluşan güzel ortam ve tabiat parkındaki yoğunluk dron ile görüntülendi. Sakarya’da havanın ısınmasıyla birlikte anneler gününü ve Üniversiteli Trabzonsporlular Birliği tarafından düzenlenen Geleneksel Poyrazlar Bahar Şenliği’ni fırsat bilenler Poyrazlar Tabiat Parkı’nda buluştu. Gölün etrafında yoğunluk oluşturan vatandaşların kimi festivalde horon oynadı, kimisi de piknik alanlarının ve güneşli havanın tadını çıkardı. "Herkes mangal yapıyor, çok eğleniyor gibi gözüküyorlar" Ailesi ile birlikte sıcak havanın keyfini çıkartmak için piknik yapmaya gelen Tülay Işık, "Sıcak havayı değerlendirmek için bizde ailecek pikniğe geldik. Bir anne olarak bütün annelerin Anneler gününü kutluyorum. Yine bir anne olarak gördüğünüz gibi "Anne her yerde anne". Piknikte de işte de her yerde" derken, arkadaşları ile birlikte festival olduğunu duyup şehir dışından Sakarya’ya gelen Rabia Uzun ise, "Havaların güzelleşmesiyle birlikte festival olduğunu öğrendiğimizde arkadaşlarımızla birlikte İzmir’den geldik. Çok eğleniyoruz, horon çok güzel ama çok yorulduk. Bir sürü aile var, anneler günün değerlendirdiklerini düşünüyorum. Herkes mangal yapıyor, çok eğleniyor gibi gözüküyorlar" diye konuştu. "İzmir’den geldik" Fatma Zehra Dursun ise, "Anneler gününün pazar gününe denk gelmesiyle birlikte aileler buraya akın etmişler, çok kalabalık. Geçen senede gelmiştik, çok güzeldi. Keyifli bir ortam var, çok samimi herkes. Şehir dışından gelenler var, biz mesela İzmir’den geldik. Hava çok sıcak ve kalabalık" şeklinde konuştu.
Bartın BARÜ Girişimcilik Zirvesi’nde yenilikçi fikirler buluştu Bartın Üniversitesinde (BARÜ) düzenlenen "Girişimcilik Zirvesi"nde sektör temsilcileri, akademisyenler ve girişimciler öğrencilerle bir araya geldi. Bartın Üniversitesi (BARÜ) Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Kutlubey Yerleşkesi İİBF-Eğitim Fakültesi Konferans Salonu’nda "Girişimcilik Zirvesi" düzenlendi. Gençlerin iş dünyasını ve girişimcilik ekosistemini yakından tanımaları amacıyla yapılan zirvede girişimcilik ekosistemi, marka tasarımı, yenilikçi fikirler ve genç girişimcilere sunulan destekler farklı yönleriyle ele alındı. Açılış konuşmalarında kurumlar arası iş birliği vurgulandı Programın açılış konuşmaları BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, KOSGEB Bartın İl Müdürü Gökhan Akdağoğlu ve Bartın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Halil Balık tarafından gerçekleştirildi. Üniversite-kamu-sanayi iş birliği kapsamında çalışmalar sürdürdüklerini belirten Rektör Akkaya, "Bartın Üniversitesi olarak üniversite, kamu ve sanayi iş birliği ile birçok proje birçok etkinlik gerçekleştiriyoruz. Bugünkü Girişimcilik Zirvesi de bu çalışmaların önemli bir parçası. Bugün burada alanında önemli isimler deneyimlerini öğrencilerimizle paylaşacak. Zirvemizin herkes için verimli geçmesini diliyorum" dedi. KOSGEB Bartın İl Müdürü Akdağoğlu, gençlere yönelik hibe, eğitim ve danışmanlık destekleri hakkında bilgiler verirken Bartın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Balık ise kendi yaşamından örnekler paylaşarak genç girişimcilerin desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Ünlü iş insanı Şefik Yılmaz Dizdar deneyimlerini öğrencilerle paylaştı Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen ilk oturumda, Türkiye’de giyim sektörünün öncü isimlerinden Taha Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şefik Yılmaz Dizdar mesleki deneyimlerini paylaştı. Girişimcilik yolculuğunu öğrencilerle paylaşarak gençlere önemli tavsiyelerde bulunan Dizdar, "1961 yılında iş hayatına atıldım. Türkiye Demir-Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Karabük fabrikalarına işe başladım. İzmir’de İç Ticaret ve Maliye Bölümünden mezun oldum. Şu an 88 yaşındayım, bu zamana kadar birçok zorluklarla karşılaştım. Demir-Çelikte çalıştığım sırada çeşitli görevlerde bulundum. Buradan ayrıldıktan sonra dünyada yaşanan iç ve dış politika gelişmelerini değerlendirerek tekstil sektörüne adım attım. Taha Tekstil firmasıyla önemli başarılara imza attık. Günümüzde Türkiye’de tekstil sektörü zor günler geçiriyor, maliyetler yükseldi. Bizim şu anda LC Waikiki olarak yaklaşık 1375 mağazamız var, bunların bir kısmı yurt dışında faaliyet gösteriyor. Gençlerimizin girişimcilik fırsatlarını iyi değerlendirmesi, yeni piyasa ihtiyaçlarını takip etmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Marka tasarımı, girişimcilik ekosistemi, iş dünyası deneyimleri anlatıldı BARÜ Eğitim Fakültesinden Doç. Dr. Sunay Akkaya ise "Deneyimsel Marka Tasarımı" başlıklı sunum gerçekleştirdi. Doç. Dr. Akkaya sunumunda deneyim, marka illüzyonu, marka ile ilgili yanılgılar, marka kavramı ve marka ekosistemi hakkında katılımcılara bilgiler vererek markalaşma sürecini  örnekler üzerinden anlattı. Bartın Ticaret ve Sanayi Odasından Dış Ticaret, Proje, Kalite ve Akreditasyon Uzmanı Eyüp Sabri Kundak "Cebindeki Sıfır ve Konforun Ötesi" başlığında kendi girişimcilik yolculuğunda yaşadığı zorlukları anlatarak gençlere çeşitli önerilerde bulundu. Yoğun ilgi gören program kapsamında fuaye alanında kurulan stantları da ziyaret eden öğrenciler, firmalardan staj ve iş imkanları hakkında bilgi edinme fırsatı buldu.