TEKNOLOJİ - 01 Ağustos 2018 Çarşamba 11:19

Adı değişen tehlikeli oyunlara dikkat

A
A
A
Adı değişen tehlikeli oyunlara dikkat

Tüm dünyada intiharlara neden olmasıyla gündeme gelen ’Mavi Balina’ oyununun ardından şimdi de yine kullanıcılara meydan okuyan ’Momo’ adlı yeni oyun endişeye yol açıyor.

Yaşar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Koltuksuz, özellikle çocukların internetteki güvenliğini, yalnızca bir oyuna indirgememek gerektiğinin altını çizerek, siber alemde yalnızca bu oyun değil, bunun gibi birçok tehlike bulunduğunu vurguladı. Doç. Dr. Koltuksuz, “Siber korsanlar her dönem, oyun görünümü altında ya da çeşitli ilgi çekici içeriklerle özellikle çocukları hedef seçerek merak uyandıran, onlara meydan okuyarak istediklerini yaptırmaya yönelik yöntemler kullanır. Eskiden bunu Mavi Balina adlı sözde oyunda gördük, şimdi de Latin Amerika’da ortaya çıkarak yayılan ve endişeye neden olan Momo isimli oyunda görüyoruz. Yine Mavi Balina’da olduğu gibi merakla başlayıp meydan okumaya, kişisel bilgileri ele geçirip istediklerini yapmamaları halinde tehdit etmeye varan bir yöntem olduğu görülüyor” dedi.

“YASAKLAMAYIN, DOĞRU YÖNLENDİRİN” 

Birçok çocuğun siber zorbalıkla karşılaştığını ancak çoğunun bunu ailelerine aktarmadığını ifade eden Doç. Dr. Koltuksuz, “Bu çok önemli bir olay. Bir oda düşünün; ‘İçeride sapık, katil, tecavüzcü, hırsız var’ deseniz hiç kimse içeri girmek istemez. İnternette bunların hepsi var ve gerekli önlemleri almadan hem kendimiz giriyoruz hem de çocuklarımızın girmesine izin veriyoruz. Aileler çocuklarının sanal dünyada neler yaptığını mutlaka takip etmeli. Bunun için de aile ve çocuk arasında çok iyi bir iletişim olmalı. Çocukla karşılıklı güvene dayalı ve iletişime açık bir ilişki kurulmalı. Yasaklama yerine, bilgilendirip doğru yönlendirmek en önemlisi. Doğru bilgilendirilen çocuk, rahatsız edici durumlarla karşılaştığında ailesinden yardım alabileceğini bilmeli. Çocuklarıyla bu tarz oyunlar ya da internette karşılaşabilecekleri siber zorbalık, siber taciz gibi olayların sonuçları hakkında da konuşmaları önemli. Ebeveynlerin, internet için filtreleme yapan programları yüklemesi, çocuğunun hangi web sayfalarını ziyaret ettiğini ve ne sıklıkla kullandığını takip etmesi gerekir” diye konuştu.

"İNTERNET OKURYAZARLIĞI EĞİTİMİ ŞART" 

En geç ilkokul dördüncü sınıftan itibaren internet ve bilgisayar okuryazarlığı eğitimi verilmesi gerektiğini kaydeden Koltuksuz, “Nasıl güvenli olarak kullanılır, kötü bir olayda neler yapılmalı, etik değerler, şifre seçilirken nelere dikkat edilmeli gibi teknik detaylar da mutlaka öğretilmeli. Ama çocuklarımızdan önce bizim de mutlaka bu konuda bilinçli olmamız gerekir” dedi.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.