POLİTİKA - 28 Şubat 2015 Cumartesi 01:03

Ahmedinejad:' Bütün insanların görevlerinin en önemli hükmü adaletin yerleşmesidir'

A
A
A
Ahmedinejad:' Bütün insanların görevlerinin en önemli hükmü adaletin yerleşmesidir'

İran İslam Cumhuriyeti 6. Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Bursa’da birlik ve beraberlik mesajı verdi. Ahmedinejad, küresel çapta insani hedeflerin gerçekleşmesinin tek yolu milletlerin birlik ve beraberlikleriyle mümkün olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Anma programı Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlendi.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan Vakfı Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, Ahmedinejad’ın katılımıyla gerçekleşen programda birlik ve beraberlik mesajları verildi. Programda konuşan Ahmedinajad, “Allah insanları barış, özgürlük, refah içerisinde, adetliliği sağlamak kemal için yaratmıştır. Ancak peygamberler ve salihlerin eşsiz fedakarlıklarına rağmen insan toplumu son 400 yıldır düzensizlik ve karışıklık yüz yüze geldi. Yaygın fakirlik, uluslararası ilişkilerdeki hile, iki yüzlülük, ayrımcılık, küçükseme ve adaletsizlik sıkıntıların bir bölümüdür. Bu insanlık dışı davranışların sebebi ne olabilir. Temel sebep, ahlak yoksunluğu, bir grup egoistin her yönteme başvurmasıdır. Bunlar yaklaşık 4 asırdan beri dünyada bütün alanlarda otorite kurmuş bulunuyorlar. Birinci ve ikinci dünya savaşlarını da çıkaranlar bunlardır. Savaştan sonra yeni düzenlemelerle, geçmişe nazaran daha etkili ve daha geniş çaplı olarak sömürülerini devam etmişlerdir. Bu uğursuz güçler bugün de dünyadaki siyasal ve ekonomik ilişkilerle medya ağı üzerinde tamamen sulta ve kontrol oluşturmuşlardır. Küresel yöneticilik iddiasındaki bu çevreler hiç kuşkusuz günümüzdeki karışıklıklarında sorumlusu olarak girişimlerinin uğursuz sonuçlarını da kabul etmek zorundadır. Mevcut durumunun oluşmasında milletlerin herhangi bir rolü yoktur” dedi.

“HERKES YER YÜZÜNDE ADİL İNSANLARA ŞEFKATLE BAKAN BİR HÜKÜMETİN KURULMASINI İSTER”

Etkin ve müessir bir çözüm bulabilmenin yolu beşer toplumunun temel ile hakiki hedeflerini doğru tanımakla mümkün olacağını söyleyen Ahmedinejad, “İnsanlar ve milletler iradi fıtratları ile buna bağlı olarak ilahi peygamberlerin öğretileriyle üzerine, refah, özgürlük, dostluk ve kalıcı barışı aramaktalar. Herkes bu dünya hayatından manevi kemal ve Allah vergisi yeteneklerini yeşertmek için bir fırsat olarak yararlanmak ister. Herkes yer yüzünde adil insanlara şefkatle bakan bir hükümetin kurulmasını arzu eder. Birincisi yücelik, insan yaratılışı gereği yücedir. Aziz ve kerim olan Allah insanları yaratırken herkesten izzet ve yücelikle yaşamalarını buyurmuşlardır. Şeytani ve kapitalist sisteminin suntası insanların yüceliğine gölge düşürmektedir. Bir lokma ekmeği muhtaç ve uluslararası sömürüsü baskıların altında olan insanların yücelik yapmaları beklenir mi? Sömürücü güçler zaten kendi üstünlüklerini arar” diye konuştu.

“BÜTÜN İNSANLARIN GÖREVLERİNİN EN ÖNEMLİ HÜKMÜ ADALETİN YERLEŞMESİDİR”

Adalet olmadan hedeflerin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını anlatan Ahmedinejad, şu açıklamayı yaptı:
“Bütün insanların görevlerinin en önemli hükmü adaletin yerleşmesidir. Fırsatlar ve kaynaklar adil biçimde dağıtılmasa milletlerin çoğu yoksul ve zaaf içinde kıvranacaktır. Bugün 3 milyardan fazla insan açlık sınırı altında yaşamakta, 1 milyar insan ise sıcak yemeğe bile ulaşamamaktadır. İnsanın layık olduğu refah ve yararlanma ölçüsünü esasa alırsak, büyük çoğunluğu yoksulluk,bir kısmı zenginlik içinde yüzmektedir. Adalet ve insan hakikati karşısından en kötü ve çirkin amel zulümdür.”

“NİHAİ KAZANAN KİMDİR”

Müstekbirlerin milletleri tahrik etmeyi, kendilerine güveni ortadan kaldırmayı ve kendi sonsuz güçlerinden gaflete düşürmeye çaba sarf ettiklerini belirten Ahmedinejad, “Kendine güven düşüncesinin yayılması, milletlerin yenilmez gücünün tanıtılması büyük bir sinerji hazırlayacak ve bu büyük enerjiyi hedefleri yönünde kanalize edecektir. Çünkü milletlerin gücü Allah’ın gücünün tecellisidir ve hiçbir kuvvet bu gücün karşısında duramaz. Şuurlaşma ve düşmanın planlarını yorumlama ikinci yorumumuz. Bölgemizdeki ve dünyanın başlıca yerlerindeki çalışmalarının sulta sisteminin ve küresel siyonizmin çıkarına başlatılıp, sürdürüldüğünden şüphesi olan var mıdır? Kimler birbirlerini öldürüyor ve kimler bunun pastasını topluyor. Nihai kazanan kimdir. Milletlerin servetleri hangi yolda harcanıyor. Bu çatışmaların bölge milletlerin yararına olduğunu söyleyecek tek bir kişi çıkar mı? Olayların perde arkasında dünyanın uğursuz güçlerinin kirli ellerini görmeyen varmadır? Açıktır ki onlar milletlerin uyanışı ve kıyamı karşısında aciz kaldıkları için hile ve iç çatışmaları hayata geçiriyorlar” açıklamasını yaptı.

“AMERİKAN HÜKÜMETİNİN BORÇLARIN 18 TRİLYON DOLARDAN FAZLADIR”

Beşeriyet ve düşmanların zaafları, güçsüzlükleri ile çirkin eylemlerinin ifşa edilmesi gerektiğini dile getiren Ahmedinejad, “Beşeriyet düşmanlarının zaafları ve cinayetlerin tanıtılması milletlerin gücüne güç katar, birlik ve motivasyonlarını arttırır. Yoksulluk, katliam, kölelik ve sömürgeciliğin sorumluluğu milletlerden alacaklı bulunmamalıdır. Onlar cevap vermek zorunda bırakılmalıdır. Herkes bilmelidir ki milletlerin yoksulluğun baş sebebi ve Amerikan ekonomisinin sıkıntılarının örtülmesinin baş faktörü doların uluslararası suntasıdır. Amerikan hükümetinin bütçe açığı ve borçları 18 trilyon dolardan fazladır. Ama dünyada piyasalarına karşılıksız dolar pompalayarak gerçekte milletlerin cebini boşaltmakta, bunun yerine ülkelerle pahalılık ve yoksulluk dayatmaktadır. Herkes bilemelidir ki güçler kendilerini yenilmez olarak tanıtır. Ama gerçekte zayıf ve kırılgan olup, milletin güçlerinden ödleri kopmaktadır” dedi.

“KÜRESEL ÇAPTA İNSANİ HEDEFLERİN GERÇEKLEŞMENİN TEK YOLU MİLLETLERİN BİRLİĞİYLE MÜMKÜNDÜR”

Küresel çapta insani hedeflerin gerçekleşmesinin tek yolu milletlerin birlik ve beraberlikleriyle mümkün olduğunu anlatan Ahmedinejad, “Hepimiz kutsal bir görev olarak ihtilaf faktörlerini ortadan kaldırmaya çaba sarf etmeli, adalet ve küresel salih yönetime ulaşmak için bütün milletlerin vahdeti, dayanışması düşüncesini yaymalı ve takviye etmeliyiz. Müstekbirler kavmi ve hatta mezhebi taassupları körüklemek suretiyle milletler arasında ayrılık ve düşmanlık çıkarmayı kendi sultanlarını sürdürmeyi planlıyor. Halbuki Allah, insanların birlik olmasını istemiş, dini de milletlerin vahdeti için göndermiştir” açıklamasında bulundu.

Bütün milletlerin kendi kaderleri ve geleceklerini belirleme haklarına saygı duyulması gerektiğinin altını çizen Ahmedinejad, “Her millet kendi hükümet türünü, hayat yönetimini seçme hakkına sahiptir. Kimsenin ve hiçbir unvan altında milletlerin iç işlerine karışma hakkı yoktur. Her türlü müdahale milletlerine zararına ve dünya barışına karşıdır. Dünyanın yönetimi değiştirilmediği, müvahhidlerin, Salihlerin, adaletçilerin ve pak insanların dünyanın güç merkezlerine hakimiyeti gerçekleşmediği sürece durum olduğu gibi devam edecektir. Bu büyük hedef, aktif ve genel bir katılım olmadığı sürece gerçekleşemez. Hepimiz el ele vermeli, ortak küresel yönetimi bütün milletlerin aktif, yapıca katılımıyla yeryüzüne gerçekleştirmeliyiz. Ancak böyle bir yönetim insan toplumda adalet, dostluk ve izzete ortam hazırlayabilir” ifadelerini kullandı.

Ahmedinejad sözlerini şöyle noktaladı:

“Günün birinde milletlerin genel istek ve idaresiyle Resulullah’ın soyundan, kamil insan ve kurtarıcı Hz. Mehdi, Hz. İsa ve bütün Salihlerle birlikte gelip milletlerin imdadına yetişecek ve halkın genel katılımıyla yeryüzüne layık yönetimi yerleştirecek. Bu zuhur ardından bütün kötülükler, gamlar, ayrılıklar, kinler, güzelliğe, sevince dayanışmaya ve muhabbete dönüşecektir. O gün insanın günüdür. O gün Allah’ın günüdür. O gün insanların günüdür. Yaşasın bahar, yaşasın insan, yaşasın tevhit, adalet, yaşasın özgürlük ve aşk.”

Prof. Dr. Necmettin Erbakan Vakfı Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan ise, “Bu salonu dolduranlar, türlü zorluklarla ve engellemelerle karşılaştılar. Bütün bunlara rağmen Erbakan hocamızdan aldığı ferasetle, dava aşkıyla davalarından vazgeçmediler. Ne mutlu sizlere. Erbakan hocamızın sadece kendisi anlamakla kalmıyoruz. Bu akşam bütün dünyaya mesaj veriyoruz. Ey zalimler Erbakan hoca vefat etti diye boşu boşuna sevinmeyin. Erbakan hocamız vefa etti ama onun arkasından davasına sahip çıkacak milyonlarca milli görüşçü var” diye konuştu.

Ahmedinejad hakkında övgüyle bahseden Erbakan, “Ahmedinejad bey Türkiye’de karizmatik bir kişi olarak tanınıyor. Bu karizması dünyaya meydan okumasından dolayıdır. Türkiye’deki etkisi ve dünyadaki karizması Erbakan hocamız gibi İslam birliği diye çırpınması ve didinmesinden dolayıdır. Bu karizması ve büyük etkisi sadece bir devlet başkanı olmasından dolayı değildir. Aynı zamanda Mücahit bir devlet adamı olmasındandır. Siyonizme, zulme ve zalimlere karşı Erbakan hocamızı ile Ahmedinejad’ı bağrına basanlar olarak, korkuyorsunuz değil mi? diye soruyoruz. Bizim yıllardan beri ayırmaya çalıştığımız insanlar bir araya geliyor konuşuyorsunuz diyorsunuz. Ne zannettiniz elbette yeni bir dünya, İslam birliği kurulacak ve mağlup olacaksınız. Elbette zafer İslam’ın ve Müslümanların olacak. Korkunun ecele faydası yok. Hiç boşu boşuna gulu gulu dansı yapmayın, en sonunda bizlerde sizlerde Ayasofya camiinde İslam birliğinin kurulduğunu göreceğiz. İran İslam Cumhuriyeti, İslam devriminden sonraki 36 sene boyunca orta doğuda siyonizmin kurmak istediği dengeleri bozmuştur. Büyük İsrail önündeki en önemli engellerden bir tanesi olmuştur. Bu şeref İran’a yeter. Bölgemizin üç önemli İran, Türk ve Arap unsurlarının kardeşlerini sağlaması ve İslam birliğinin kurulması hepimiz en önemli görevidir. İran’ın dünya siyonizmi önünde engel olduğunu bilenler 2007 yılından beri İran’ı karıştırmak için milyonlarca dolar harcadılar. İsrail nükleer tesis gibi sudan bahanelerle, İran’ı Amerikan yardımıyla vurmayı planlamıştır. Bu planlar gerçekleşmeyince başka unsurlar devreye sokularak Suriye ve Irak savaş alanına çevrilmiştir. Orta doğudaki mevcut sıkıntıların, Amerika ve İsrail’in planlarına hizmet ediyor. Bu nedenle geç kalınmadan İran ve Türkiye’nin gerekli önlemleri alması kaçınılmazdır” şeklinde konuştu.

AHMET FARUK ÇABUK 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım: "Cumhur İttifakı’nın liderlerine güveniyoruz" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, "Türkiye şu anda ateş çemberinde. Bu manada Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’ye, Cumhur İttifakı’nın liderlerine güveniyoruz" dedi. Türkiye Kamu-Sen Konfederasyonu’nun 8’inci Olağan Genel Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Divan kurulu üyelerinin seçildiği kurulda, Kamu-Sen’in geçmişten bugüne çalışma hayatındaki çalışmaları ve vizyonunun aktarıldığı video gösterimi yapıldı. Burada bir konuşma gerçekleştiren Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, "Kamu-Sen’in gittikçe büyüyen, üye sayısı ve şube sayısı da artan, Türkiye’nin en özgür ağırlığı ağır olan bir Konfederasyonu olduğunu belirten Yıldırım, "Kriterleriniz belli. Önce bizim kendimiz değil, önce ülkemiz diyorsunuz. ‘Devlet-i ebet müddet’ diyorsunuz. Her şeye rağmen biz istediğimizden vazgeçeriz diye bir iddianız yok. Kırarak, dökerek, yıkarak herhangi bir hak arama usulünüz de yok" açıklamasında bulundu. "Cumhur İttifakı’nın liderlerine güveniyoruz" Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını da değerlendiren Yıldırım, "Türkiye şu anda ateş çemberinde, dünya diken üstünde. Biz de ateş çemberinin içerisindeyiz. İnşallah bu ateş bu ülkeye sirayet etmez. Bu manada liderlerimize güveniyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’ye; Cumhur İttifakı’nın liderlerine güveniyoruz. Son 10 yılda yapılan işlere bakıldığında uygulanan dış politikada ve güvenlikle ilgili yapılan yatırımlarda ne kadar haklı olduklarını hep beraber gördük. Ve bugüne kadar Türkiye’yi bir maceraya sürüklemediler. Türkiye hep arabulucu oldu, güçlü oldu ve alanda hakim bir ülke oldu. Bundan sonra da inşallah bu savaş bir an evvel biter. Bir an evvel ateşkes uygulanır. Ama hep beraber de şunu görüyoruz. Akan Müslümanın kanı, kan bizim kanımız. Onun için bir an evvel bu savaşın durması lazım. Temennimiz budur" ifadelerine yer verdi. "Her şeyden önce güvenliğinizi alacaksınız ve kesinlikle hiç kimsenin insafına bırakmayacaksınız" Her ülkenin kendi güvenliğini kendisinin almasını, ülkesinin güvenliğini başka ülkelere bırakmaması gerektiğine vurgu yapan Yıldırım, "Ekonomiden, sağlıktan, eğitimden, her şeyden önce güvenliğinizi alacaksınız. Ve güvenliğinizi kesinlikle hiç kimsenin insafına bırakmayacaksınız. Başkasına ihale etmeyeceksiniz. Gördük dünyanın en zengin yeri Körfez. Dünyanın şu anda herkesin kaçtığı yer de Körfez. Para bol, petrol bol, dolar bol ama herkes oradan kaçacak diye uğraşıyor. Niye? Can güvenliğiniz kalmamış. Can güvenliğinizi, sınır güvenliğinizi, devlet güvenliğinizi kime ihale etmişsiniz? Amerika’ya ihale etmişsiniz. O da canının istediği kadar sizi koruyor veya korumuyor. Elindeki teknolojiyi kullanıyor veya kullanmıyor" şeklinde konuştu. Türkiye Kamu-Sen Başkanı Önder Kahveci ise, son dönemde Ortadoğu’da gerçekleşen savaşa ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, İsrail’in insan haklarını hiçe sayan, hayasız, pervasız ve saldırgan politikaları artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini ifade etti. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının, yalnızca bir ülkeye değil, tüm bölgenin huzuruna ve insanlığın ortak vicdanına yönelmiş açık bir tehdit olarak değerlendiren Kahveci, masum sivillerin hedef alındığı hiçbir saldırının meşru olmadığını ve yapılan saldırıları şiddetle lanetlediklerini söyledi. Kamu görevlilerinin önemine de değinen Kahveci, memurluğun sadece bir çalışma alanı ya da bir meslek grubu olmadığını, devletleri ayakta tutan, milletleri uygarlık seviyesine çıkaran bir yapı olduğunun altını çizdi. "Devletin saygınlığının korunmasında azami hassasiyet gösterdi" Kahveci, çalışmalarını yürütürken kamu yönetimini tahakküm altına almaya çalışan her paralel hevesin karşısında durduklarını belirterek, "Bunu yaparken, eleştirilerimizin devlet düşmanlığına tahvil edilmesine, taleplerimizin siyasal heveslere malzeme edilmesine de asla izin vermedik. Biz, bir taraftan hukuk zemininde her türlü demokratik mücadelemizi verirken, diğer taraftan devletin saygınlığının korunmasında da azami hassasiyet gösterdik. Evet, belki zaman zaman kırıldık, yorulduk, zorlandık; ama devletin onurunu kimseye ezdirmedik. İşte bu duruş, Türkiye Kamu-Sen’in mümtaz karakterinin en somut işaretidir" diye konuştu. "ILO sözleşmeleri ve uluslararası normlarla uyumlu bir sendika kanunu öneriyoruz" Kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarının Kamu Personel Sistemi, Kamu Personel Sistemi ve Toplu Sözleşme Sistemi olmak üzere 3 temel unsurda oluştuğunu kaydeden Kahveci, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu ilkeler doğrultusunda güvenceye dayalı, liyakat ve ehliyet esaslı bir istihdam yapısı, adil, sade ve insan onuruna yakışır bir ücret sistemi, sosyal devlet ilkesiyle uyumlu, güçlü ve kapsayıcı bir sosyal yardım mekanizması, geleceği güvence altına alan, dengeli ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi, farklı statü ve unvanlara özgü düzenlemelerle dezavantajlı kesimleri koruyan bir yapı ortaya koyduk. Bu sistem önerimizi tam anlamıyla hedefe ulaştıracak olan ise 4688 sayılı Kanunun yeniden dizayn edilmesi olacaktır. ILO sözleşmeleri ve uluslararası normlarla uyumlu, gerçek anlamda pazarlık ve toplu sözleşme imkânı sunan, hizmet kolu ve genel toplu sözleşmenin ayrı olarak yapıldığı, imza ve itiraz hakkının yeniden düzenlendiği, geniş temsile dayalı, grev ve siyasete katılma hakkını içeren, derli toplu ve sonuç alıcı mekanizmaları hayata geçiren bir sendika kanunu öneriyoruz. " "Bayram ikramiyesi için kararlı olacağız" Kahveci, Türkiye Kamu-Sen’in memurun hakkını savunan, kamu çalışanının emeğini koruyan, tüm çalışanların alın terini sahiplenen irade olduğunu vurgulayarak, "Bu irade; hukuku, adaleti, liyakati ve hakkaniyeti esas alan iradedir. Açıkça söylüyorum; önümüzdeki dönemde de, Masada da sahada da kararlı olacağız. Ücrette adalet için kararlı olacağız. Refah payı için kararlı olacağız. Kadrolu ve güvenceli istihdam için kararlı olacağız. Emeklilikte güvence için kararlı olacağız. Birinci dereceye inmiş tüm memurlarımıza 3600 ek gösterge verilmesi için kararlı olacağız. Yardımcı hizmetlilerin kadro mücadelesinde kararlı olacağız. Bayram ikramiyesi için kararlı olacağız. Cumhurbaşkanı Yardımcım bayram ikramiyesini bize de verin artık. Kamu kurumlarında görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinde takvim, şeffaflık ve liyakat için kararlı olacağız" ifadelerine yer verdi. Program, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açılış konuşmasıyla devam etti.