SAĞLIK - 27 Ağustos 2019 Salı 09:37

Anne-babalar dikkat: Çocuğunuzda migren olabilir

A
A
A
Anne-babalar dikkat: Çocuğunuzda migren olabilir

Prof. Dr. Aynur Özge, çocuklarda migren görülme sıklığının giderek arttığına dikkat çekerek, aileleri uyardı.

Birçok ailenin çocuğundaki migreni fark etmediğine işaret eden Özge, “Çocuklar, ‘başım ağrıyor’ demezler. Çocuğun baş ağrısının anahtarı davranışındadır, sözünde değil. Gerekli önlemler alınmazsa bizi yakın gelecekte yaşam kalitesi, yaşam algısı, mutluluk düzeyi düşük, depresif, kaygılı ve beyin fonksiyonları zayıflamış bir nesil bekliyor” uyarısında bulundu.

“Dünyada son 10 yıldır özellikle çocuk ve ergen yaş grubundaki migren katlanarak artıyor” 

Nöroloji, Algoloji ve Klinik Nörofizyoloji Uzmanı Prof. Dr. Aynur Özge, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuklarda giderek artan migrenle ilgili önemli bilgiler verdi. Baş ağrısı ve migren alanında ulusal ve uluslararası birçok çalışma yürüten Prof. Dr. Özge, çocuklarda migrenin, insan var olduğu sürece var olan bir durum olduğunun altını çizdi. Ancak, bu konunun son 50 yılda dünya tıbbında dikkati çekmeye başladığını ve kriterlerinin belirlendiğini ifade eden Özge, “Son 30 yılda da değişen yaşam şekillerimizle birlikte migrenle ilgili bilgiler ve farkındalık artmaya başladı. Artık sokakta değil, evde oynayan; koşturan, hareket eden değil, maalesef ekranlarla diyalog kuran; birbirleriyle grup oyunu, birebir temas yerine ekran üzerinden bağlantı kuran çocuklarımız var. Tüm bunlar, migren gibi beyindeki kimyasallarla ilgili bir hastalıkta süreci olumsuz etkiliyor ve tüm bu nedenlerle tüm dünyada son 10 yıldır özellikle çocuk ve ergen yaş grubundaki migren katlanarak artıyor” diye konuştu.

“21 yaş önemli” 

Bu alanda çalışan hekimler olarak bu konuya eskisinden daha çok zaman ayırmaya, bir ekip olarak konuya yaklaşmaya ve çocuklardaki migreni, mümkünse onlar 21 yaşına gelmeden çözmeye çalıştıklarını vurgulayan Özge, 21 yaşın önemini şöyle anlattı: 

“Beynin ağlarının gelişim süreci 21 yaşa kadar herkesin bir parmak izi gibi özgün bir yapıya kavuşuyor. Eğer bir çocuk bu yapısını oluştururken o sarmalın içerisinde migren genleri de hayli yer aldıysa ileriki zamanlarda her fırsatta o genler alevleniyor ve protein üretmeye, baş ağrılarıyla çocuğun erişkin hayatında da yaşantısına girmeye başlıyor.” 

Migren ağrısının, şiddetli ve kişilerin yaşam kalitelerini bozan ağrılar olduğunu kaydeden Özge, ağrıyla beraber bulantı, kusma, ışık, ses ve koku hassasiyeti oluştuğunu da söyledi. Özge, “Hiçbir zaman plan yapamıyorsunuz. Hafta sonu arkadaşlarınızla buluşmak, ailenizle pikniğe gitmek, tatile gitmek sizin için belirsiz unsurlar. Çünkü o gün sabah uyanabilirsiniz ve ağrınız olabilir, hiçbirini yapamayabilirsiniz. İş ve güç veriminizi azaltan; dikkatinizi dağıtan, algılamanızı, belleğinizi zayıflatan bir unsur. Yani migren yalnızca bir baş ağrısı değil ve bu çocuklar için de geçerli. Migren yapısı itibariyle onların büyüme, gelişme, akademik ve sosyal başarı süreçlerini olumsuz etkiliyor” ifadelerini kullandı.

“Mersin’de ilkokul çocuklarında yüzde 10,4, lise çağında ise bu oran yüzde 17,8” 

Çocuklarda migrenin daha çok okul sonrası dönemde dikkati çektiğini belirten Özge, okul öncesi yaşlardaki migren oranının yüzde 2-3 düzeyinde olduğu bilgisini verdi. Mersin’de, başında bulunduğu ekip tarafından gerçekleştirdikleri araştırmanın sonuçlarını paylaşan Özge, “Bu araştırmada 5 bin 562 çocuğu bizzat muayene ettik. Bu araştırma bize gösterdi ki, Mersin’de ilkokul çağı çocuklarda migren sıklığı yüzde 10,4. Yani her 10 ilkokul öğrencisinden birinin migreni var. Bakın baş ağrısı demiyorum; tekrarlayan baş ağrısı 3’e 1. Lise çağında ise bu oran yüzde 17,8; ki erişkinlerde Türkiye ortalaması yüzde 16,4. Yani hayli yüksek bir orandan bahsediyorum. Eğer bu çocuklarda okul stresi, sınav stresi, bahsettiğim yaşam şekline ait değişiklikler, gerekli önlemler alınmazsa bizi yakın gelecekte son derece ağrısından dolayı yaşam kalitesi, yaşam algısı, mutluluk düzeyi düşük, depresif, kaygılı ve kortikal fonksiyon dediğimiz beyin fonksiyonları zayıflamış bir nesil bekliyor. Biz de bunu hiç istemiyoruz. Çünkü tüm geleceğimizi gençlere emanet edeceğiz. O yüzden bu konuda hem okulların hem ailelerin hem de hekim arkadaşlarımızın daha duyarlı olmalarını; bu ağrılara yetirince önem verilmesini istiyoruz” dedi.

“Çocuğun migreni erişkinden farklıdır. Çocuğun baş ağrısının anahtarı davranışındadır, sözünde değil” 

Prof. Dr. Özge, bu araştırma sırasında, ailelere de form dağıttıklarını, migren teşhisi koydukları çocukların ailelerinin yüzde 33,5’inin bu durumun farkında olmadıklarının, sorulara verdikleri ‘benim çocuğumun başı ağrımıyor’ yanıtlarıyla ortaya çıktığını anlattı. Migreni olan çocukların yüzde 70’inin anne ya da babasının en az birinde migren olduğuna da dikkat çeken Özge, ailelerin kendi migren ataklarıyla çocukların baş ağrısını karşılaştırdıklarını ve çocuktaki migreni fark edemediklerini söyledi. Özge, “Çocuğun migreni erişkinden farklıdır. Çocuklar ‘başım ağrıyor’ diye bize gelmezler. Karın ağrısı olur; çoğunlukla yaptıkları bir işe ara verirler. Mesela oyun oynuyor, arkadaşlarıyla dolanıyor, ders çalışıyor, bilgisayarda oyun oynuyor, televizyon seyrediyorsa buna ara verir. Bir kenara çekilir ve cenin pozisyonunda; karnına ellerini ve bacaklarını büzer ve en fazla yarım saat-1 saat içerisinde ağrı geçer. Hele uyursa ağrısı daha hızlı geçer. Tekrar kaldığı yerden hayatına devam eder. Çünkü beyninde matürasyon dediğimiz şebekelerin olgunlaşma süreci tamamlanmadığı için erişkindeki gibi bir migren olmaz çocuklarda. O yüzden bizim için çocuğun baş ağrısının anahtarı davranışındadır, sözünde değil. Her zaman için biz çocuklarda davranışı sözden daha önde tutarız” şeklinde konuştu. 

Anne-babalara önerilerde de bulunan Özge, “Anne-babalar; çocukların ağrılarına ve davranışlarına daha fazla özen göstersinler, herhangi bir şikayeti olduğunda dikkate alsınlar. Çoğu zaman da migren çocuklarda ağrı dışında alerjik şikayetlerle, astım, burun hapşırığı, dikkat dağınıklığı, uyku bozukluğuyla çıkabilir. Bu tür durumlarda muhakkak bir uzmandan bu konuda yardım alsınlar ve konuyu tam olarak netleştirinceye kadar soru sormaya, araştırmaya ve bilgi almaya devam etsinler” diye konuştu. 

Migrenin tedavisine ilişkin de bilgi veren Özge, şunları söyledi: 

“Migren tedavi edilebilen bir hastalık ama kür demiyorum; çünkü kür demek bir hastalığı tamamen ortadan kaldırmak demek. Migren de genlerle ilgili bir boyutu olduğu için uygun genetik yatkınlığı olan kimselerde bu hastalık göründüğü için kür diyemem. Ama biz çocuk-ergen yaş grubunda ağrıları son derece seyrelten ve ağrı atakları olduğu zaman da çok hızlı baş etmelerini sağlayan çözümler üretebiliyoruz ve bununla ilgili yardımcı olabiliyoruz.”

“‘Anne yapamam, başım çok ağrıyor’ kitabını ailelere özellikle öneriyorum” 

2014’te migren hastası çocuklar ve ailelerine kılavuz niteliğinde ‘Anne yapamam, başım çok ağrıyor’ isimli bir kitap çıkardığını belirten Özge, bu kitapta Türkiye genelinde 19 akademisyenin gerçek hasta hikayeleri ile bu hikayelere yazdıkları uzman yorumları bulunduğunu söyledi. Çocuklarının ağrısını, anne-babaların anlayabileceği şekilde bu kitapta anlatıyoruz ve neler yapmaları ya da yapmamaları gerektiği konusunda da onlara somut tavsiyelerde bulunduklarını ifade eden Özge, “Bu kitapla ilgili çok güzel geri bildirimler oldu. Kitabın tüm geliri Çocuk-Ergen Baş Ağrısı Araştırma Fonuna gidiyor. Hiçbir yazar bu kitaptan hiçbir telif hakkı almıyor. Ailelere özellikle öneriyorum. Zaten bu, 2014 Dünya Beyin Yılı kapsamında da ‘yılın kitabı’ olarak ilgi gördü. Kitabın içerisindeki resimler de bizim hastalarımızın çizdiği baş ağrısı resimleri. Çocuklar çizdi bu resimleri. Burada kullandığı renkler, çizgiler, her şey bize bir mesaj veriyor ve biz bunu çok önemsiyoruz” ifadelerini kullandı.  

Kıymet Gökçe - Koray Ünlü
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Hassalı muhtarlardan öğretmenlere çiçekli teşekkür Hatay’ın Hassa ilçesinde muhtarlar tarafından öğretmenlere çiçek hediye edilerek, geleceğin teminatı olan çocukların yetiştirilmesindeki emekleri dolayısıyla teşekkür edildi. Hassa Muhtarlar Derneği üyeleri, ilçede görev yapan öğretmenleri ziyaret ederek çiçek takdim etti. Gerçekleştirilen ziyarette öğretmenlerin toplumun geleceğini şekillendiren en önemli meslek gruplarından biri olduğuna dikkat çekildi. Hassa Muhtarlar Derneği Başkanı Muhammet Sağır, öğretmenlerin fedakarca yürüttükleri görevlerle çocukların hem eğitimine hem de karakter gelişimine büyük katkı sunduğunu belirterek, " Son dönemlerde okullarımızda gerçekleşen acı olaylarla ilgili eğitim camiamızın yanında olduğumuzu göstermek istedik. Öğretmenlerimizin, yalnız olmadığını dile getirmek istedik ve çiçek vermek destek olmak amacıyla buradayız. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız huzur içinde eğitim görmeye devam ederler. Çocuklarımızı yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize teşekkür etmek istedik. Onların emeği ve gayreti her türlü takdirin üzerindedir" ifadelerini kullandı. Öğretmenler ise yapılan anlamlı ziyaret ve kendilerine verilen çiçeklerden dolayı memnuniyet duyduklarını ifade ederek, Hassa Muhtarlar Derneği’ne teşekkür etti. İlçede samimi bir atmosferde gerçekleşen etkinlik, öğretmenlerin moral ve motivasyonunu artırırken, eğitim camiasına verilen değerin de güzel bir örneği oldu.
Kastamonu Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" KASTAMONU (İHA) – Kastamonu’da bölgedeki veteriner odalarının temsilcileriyle bir araya gelen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi’nin 5’inci Bölge Oda Başkanları Toplantısı Kastamonu’da gerçekleştirildi. Şehit Şerife Bacı Öğretmenevi2nde gerçekleştirilen toplantıya Kastamonu, Düzce, Samsun, Çankırı, Ankara, Bartın, Sinop, Bolu, Tokat, Çorum, Zonguldak ve Amasya illerinden veteriner odalarının başkanları katıldı. "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün önemine değinerek, "Gıda ve sağlığın koruyucuları veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş. Hayvan sağlığı, hayvan refahı, hayvan hakları, hayvansal üretim, çevre sağlığı, veteriner halk sağlığı, biyoteknoloji, biyogüvenlik ve tabii ki insan sağlığı sonuçta hizmet eden bir meslek grubu. Hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden meslek grubu dünyada sadece veteriner hekimlerdir. Bugün sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda veteriner hekimliğin farkındalığını ortaya koyma, yaşama ve hayata dair olan hizmetlerini ortaya koymak ve daha ileri noktalarda standartları geliştirilmiş bir veteriner hekimlik uygulamaları günüdür" dedi. Veteriner hekimlere yönelik yapılan yasal düzenlemelere değinen Eroğlu, "Türkiye’de 72 veteriner hekim odamız var. Bütün odalarımız mesleğimizin sorunlarını ve daha ileri noktalara nasıl taşınması gerektiğini gösteren etkinlikler yapıyorlar. 41. Madde gibi çok önemli bir konumuz vardı. Biliyorsunuz üç yıldan beri bir türlü bir sonuca gidilememişti. Geçen ay Tarım Komisyonu’ndan 41. Madde geçti. İnşallah önümüzdeki günlerde de genel kurula gelecek. Tabii bakanlığın konuyu sahiplenmesi, bakanlık eliyle meclise gitmesi önemliydi" dedi. Devlet nezdindeki temsil taleplerini yineleyen Eroğlu, "Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu kararı alındı Kasım ayında. Biz bu kurulda, ülkemizdeki 47 bine yaklaşan veteriner hekimi temsil eden yasal bir kurum olarak yer almamız gerektiğini devletimizin çeşitli makamlarına ilettik. Ayrıca veteriner fakültelerinde bir kontenjan azaltıldı. Çok sevindirici bir durumdu, bunun devam etmesini istiyoruz. Yüzdelik dilim, taban puan uygulaması, son sınıf öğrencilerine ücret verilmesi gibi konuları büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" şekinde konuştu. Toplantının açılış konuşmasını yapan Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise toplantının hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.
Zonguldak Lavuar Alanında çalışmalar başladı AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan, Lavuar Alanında çalışmaların yeniden başladığını açıkladı. AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, Lavuar Alanı projesine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "eser ve hizmet siyaseti" vurgusunu hatırlatan Çağlayan, sahada çalışmaya ve projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini ifade etti. Lavuar Alanı’nda inşaat sürecinin yeniden başladığını belirten Çağlayan, bugün itibarıyla ilk betonun döküldüğünü ve çalışmaların "Bismillah" denilerek kaldığı yerden devam ettiğini söyledi. Daha önce projeyi üstlenen firmanın yaşadığı sıkıntılar nedeniyle çalışmaların bir süre durduğunu hatırlatan Çağlayan, bu sürecin kamuoyunda çeşitli tartışmalara neden olduğunu dile getirdi. Ancak kendilerinin polemik üretmek yerine hizmet odaklı hareket ettiklerini vurgulayan Çağlayan, "Bizim işimiz tartışmaların içinde yer almak değil, eser üretmek ve başladığımız projeleri tamamlamaktır" dedi. Projenin hedef takvimine de değinen Çağlayan, Lavuar Alanı’nın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda vatandaşların hizmetine sunulmasının planlandığını açıkladı. Proje kapsamında alanın peyzaj düzenlemeleri, amfi tiyatrosu ve müzesiyle birlikte Zonguldak’a değer katacağını ifade eden Çağlayan, şehrin en önemli noktalarından birinin daha modern ve kullanışlı hale getirileceğini belirtti. Açıklamasının sonunda emeği geçen herkese teşekkür eden Çağlayan, projenin kazasız belasız tamamlanması temennisinde bulunarak, Zonguldak için çalışmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
Kayseri Başkan Büyüksimirci: "Vergi indirimleri rekabet gücümüzü artıracak" Kayseri sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, Nisan Ayı Meclis Toplantısında yaptığı konuşmada; "Türkiye Yüzyılı Yatırım Programı"nın sanayi ve yatırım ortamını güçlendireceğini belirterek, vergi indirimleri ve yapısal reformların iş dünyasına önemli katkı sağlayacağını vurguladı. KAYSO Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı Meclis Başkanı Abidin Özkaya Başkanlığında, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, yüksek istişare kurulu üyeleri ve Kayseri Genç Girişimciler İcra Komitesi yelerinin katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan KAYSO Meclis Başkanı Abidin Özkaya, 2026 yılına birtakım olumsuzluklarla girdiklerini belirterek; "Ülke olarak ana gündemimiz olan enflasyonla mücadelede uygulanan ekonomik politika neticesinde, istenilen sonuç tam anlamıyla alınamasa da bir ölçüde mesafe kat edildi. Kredi faizlerinde ılımlı bir iyileşme başlamıştı. Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine devam edebileceği senaryosu üzerinde umutlanmıştık. Fakat gelinen noktada, ateşinin yakılmasında katkımız olmadığı hâlde dumanından ciddi şekilde etkilendiğimiz, tüm dünyayı etkileyen öngörülemeyen Trump belirsizliği ve Körfez krizi ile karşı karşıya kaldık. Tüm dünyayı etkisi altına alan, küresel ekonomiyi kısa ve uzun vadede tehdit eden; belirsizliğe sürükleyen, uzun ve orta vadeli kararların alınamadığı, günlük kararlarımızın bile anbean değiştiği bir ortamdayız" dedi. Körfez krizinin bir an önce sona ermesi temennisinde bulunan Özkaya; "100 doları aşan petrol fiyatları, küresel kalkınma riskine dönen Hürmüz krizi, enerji ithalatçısı ve kritik ham madde ithalatçısı olan ülkemize büyük zararlar vermektedir. Enflasyonla mücadelemizde ve büyüme rakamlarında ciddi sorunlar oluşturmakta ve yurt dışı rekabet gücümüze de önemli ölçüde set çekmektedir. Dileğimiz, bu kriz ortamının bir an önce sona ermesi ve önümüzü görebilmemizdir" diye konuştu. Her türlü sıkıntıya ülkemiz için katlanmaya hazır olduklarını ifade eden Özkaya; "Biraz önce sıkıntılarımızdan bir nebze olsun bahsettik. Önemli olan, bunların üstesinden nasıl geleceğimizdir. Karar alıcıların, sanayi üretimini, ihracatı, ihracatçıyı ve istihdamı kalkınmanın ana öznesi olarak merkeze alması ve üretimin önünün daha rekabetçi bir ortamda ele alınmasıdır. Üreten, ihracat yapan ve istihdam oluşturan şirketlerimiz bu ülkenin savunma kaleleridir. Kalelerimizi tahkim etmeli ve korumalıyız. Bizler üretim yapan sanayiciler olarak bunun bilincindeyiz ve her türlü sıkıntıya ülkemiz için katlanmaya hazırız" dedi. Sıkı para politikaları uğruna sanayicinin finansa erişiminin kısıtlanmaması gerektiğini kaydeden Özkaya; "Büyük küçük işletme ayrımı yapılmadan indirimli faizlerden, istihdam teşviklerinden ve vergisel teşviklerden daha fazla yararlandırılmalıdır. Tabii ki işverenler üzerindeki gereksiz yükler de kaldırılmalıdır. Bu zorlu dönemde, üreten her bir işletme desteklenmeli, kolaylaştırıcı ve teşvik edici düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Bu noktada geçen hafta yapılan vergi düzenlemelerinden dolayı Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere emeği geçenlere teşekkür ediyorum" şeklinde konuşmasını tamamladı. Daha sonra kürsüye gelen Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan ’Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nın iş dünyası açısından son derece önemli ve stratejik adımlar içerdiğini belirterek, "Dünyanın içinden geçtiği bu zorlu ve dalgalı süreçte, ülkemizi üretim ve yatırım üssü haline getirmeye yönelik bu düzenlemeleri, zamanında atılmış, doğru ve güçlü adımlar olarak değerlendiriyoruz" dedi. Sanayinin ve ihracatçının üzerindeki yüklerin azaltılması yönünde atılan adımların büyük önem taşıdığına dikkat çeken Büyüksimitci; "İmalatçı - ihracatçılar için kurumlar vergisi oranı yüzde 25’den yüzde 9’a, genel ihracatçılar için ise yüzde 14’e düşecek. Bu kapsamda kurumlar vergisi oranında yapılması planlanan indirim, iş dünyamıza nefes aldıracak çok kıymetli bir gelişmedir" dedi. Büyüksimitci, yatırım süreçlerinin sadeleştirilmesi, bürokrasinin azaltılması ve ’Tek Durak Büro’ uygulamasıyla yatırımcı dostu bir yapının hayata geçirilecek olmasının da uzun süredir dile getirdikleri beklentileri karşıladığını ifade ederek; "İnanıyoruz ki bu düzenlemeler, Türkiye’nin yatırım ortamını daha cazip hale getirecek ve küresel firmaların bölgesel merkezlerini ülkemize çekmesini sağlayacaktır. Ayrıca girişimcilik kapasitemizi güçlendirecek ve ülkemizin küresel ticaretteki konumunu daha ileriye taşıyacaktır. Açıklanan tüm düzenlemelerin ülkemize ve reel sektörümüze hayırlı olmasını diliyor; başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. "Küresel rekabette Çin gerçeğiyle yüzleşmeliyiz" Çin’in küresel üretimde giderek güçlenen konumuna dikkat çeken Başkan Büyüksimitci; "Çin, yüksek üretim kapasitesi ve güçlü devlet destekleri ile birçok sektörde ciddi bir rekabet üstünlüğü sağlıyor. Bu da sanayicilerimiz üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. Bu durum göz ardı edilemez" dedi. Bu sürece karşı daha stratejik bir yaklaşım gerektiğini vurgulayan Büyüksimitci; "Ülke olarak Çin’e karşı kapsamlı ve uzun vadeli bir politika oluşturmalıyız. Hangi alanlarda rekabet edeceğimiz, hangi alanlarda iş birliği yapacağımız netleşmeli. Özellikle ara mamul ve hammadde gibi dışa bağımlı olduğumuz alanlarda daha güçlü bir üretim altyapısı kurmalı ve etkin pazarlık mekanizmaları geliştirmeliyiz" ifadelerini kullandı. Sanayicilerin rekabet gücünün korunması gerektiğine değinen Büyüksimitci; "Bugün küresel tedarik zincirleri yeniden şekilleniyor, korumacılık eğilimleri artıyor ve ihracat pazarlarında rekabet her geçen gün daha da sertleşiyor. Böyle bir ortamda, sanayicimizin ve ihracatçımızın rekabet gücünü korumak zorundayız. 30 Nisan’da sona eren döviz dönüşüm desteğin en az yüzde 5 olacak şekilde bir yıl daha uzatılmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte mevcut destek oranının artırılması ve uygulama şartlarının daha sade, daha erişilebilir ve daha öngörülebilir hale getirilmesi büyük önem arz etmektedir" dedi. Büyüksimitci, bu yönde atılacak adımların sanayicilere moral vereceğini, finansman yükünü hafifleteceğini ve ihracata doğrudan olumlu katkı sağlayacağını belirterek, iş dünyanın beklentilerini her platformda güçlü bir şekilde dile getiren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür ederek konuşmasını tamamladı. Son olarak kürsüye gelen Danışmanlık Yönetici Ortağı Ussal Şahbaz, ’Sanayide Dönüşen Küresel Dengeler: Çin Tehlikesi’ konulu bir sunum yaparak meclis üyelerini bilgilendirdi.