GÜNDEM - 29 Aralık 2017 Cuma 06:19

Antik Kent Perge'nin yüzde 70'i halen yer altında keşfedilmeyi bekliyor

A
A
A
Antik Kent Perge'nin yüzde 70'i halen yer altında keşfedilmeyi bekliyor

Dünyanın en önemli antik kentlerinden olan Antalya'nın Aksu ilçesindeki Perge'de kazı ve restorasyon çalışmaları devam ediyor. 2012 yılından bu yana kazı çalışmalarını yürüten Antalya Müze Müdürü Mustafa Demirel, kentin yüzde 70’inin hala yer altında olduğunu kaydetti. Ayrıca 71 yıldır devam eden kazı çalışmaları ve gün yüzüne çıkarılan yapılar havadan görüntülendi.

Antalya'nın 18 kilometre doğusunda, Aksu ilçesi sınırları içinde bulunan Perge Antik Kenti, Pamfilya bölgesine başkentlik yaparken, heykeltıraşların kenti olarak da biliniyor. 5 bin yıllık geçmişi olan Antik kentte 71 yıldır süren kazı çalışmalarının ardından gün yüzüne çıkarılan ve ayağa kaldırılan yapılar havadan görüntülendi. Planlanan program çerçevesinde her dönem belirli bir bölümünün itinayla özel bir ekip tarafından kazısı yapılan kentte, birbirinden değerli tarihi eserler ortaya çıkarıldı. Kent, Troia Savaşı’nda Iphigenia’nın kurban edilmesi sahnesini betimleyen 1800 yıllık mozaik, Roma İmparatoru ’Caracalla’ takma adıyla bilinen Marcus Aurelius Antoninus’un tek parça halindeki heykeli, anıtsal çeşmeler ve son dönemde ise 50 yıl önce Perge Antik Kenti’nden kaçırılan ve İsviçre’de ele geçirildikten sonra geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye iade edilen 2200 yıllık Herakles Lahdi ile ismini duyurdu. Antik Kentte, kazı çalışmalarının Batı Caddesi’nde sürdüğü, bunun yanında 4 kola doğru yayılan su kanallarının da ortaya çıkarılması için çalışmaların devam ettiği bildirildi. Öte yandan kentte yakın zamanda girişteki iki kule, tiyatro ve stadyumun restore edilerek turizme kazandırılmasının yanında, kanallar aracılığıyla çeşmelerden su akıtılması hedefleniyor.

"Batı Caddesi'ne ağırlık veriliyor" 

Antalya Müze Müdürü Mustafa Demirel, Aksu ilçesine bağlı Perge Antik Kenti’nde 1946 yılında başlanan kazı çalışmalarının 2012 yılından itibaren Antalya Müze Müdürlüğü tarafından yürütüldüğünü kaydetti.
Çalışmaların başlangıcından itibaren alanda genel bir rehabilitasyon ve ziyaretçi akslarında iyileştirme çalışmalarına başladıklarını aktaran Demirel, buna bağlı olarak Batı Caddesi’de kazı çalışmalarına ağırlık verildiğini söyledi.

"Kuleler tamamlanıyor"

2017 yılı sonu itibariyle kentin batı, kuzey, güney cadde ve girişindeki 6. yüzyıl bazilikasının bulunduğu alanda kazı çalışmalarının devam ettiğini dile getiren Demirel, "Bunun yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığımız, ülkemizdeki tüm ören yerlerinde olduğu gibi Perge’de de çevre düzenleme projesini tamamladı. Kentin girişindeki karşılama merkezi yeni şekliyle hizmete açıldı. Modern otopark, bilet gişeleri, kafeteryalar. Bu çalışmaların yanı sıra bakanlık kazıya bağlı olarak restorasyon çalışmalarına önem veriyor. Antalya Röleve Anıtlar Müdürlüğünce yapılan ihale soncunda Hellenistik kulelerinin restorasyon çalışmaları başladı. Kent için bu iki kule çok önemli. Çünkü kente girdikten sonra ziyaretçinin karşısına ilk çıkan ve yıllardır atıl olarak duran bir yapı vardı. Çalışmalar tamamlanınca Perge’nin ilk girişine güzel bir silüet ve sağlamlaştırılmış yapı ortaya çıkacak" dedi.

"Kazı ve restorasyon birlikte ilerliyor"

Kulelerin restorasyonunun 2019 yılında tamamlanacağına vurgu yapan Mustafa Demirel, "Kentte kazı çalışmalarında ilginç yapı ve mimarilerle karşılaşıyoruz. Amacımız kazı yapılan yerlerde restorasyona yönelik kazı çalışmaları. Çünkü kazılan alanların olduğu gibi açığa çıkarılıp, restorasyon yapıldıktan sonra korunaksız bırakılması olumsuzluk oluşturuyor. Kazı ve restorasyonun birlikte ilerlemesi gerekiyor. Kentin Güney Roma kapısına kadar kazı çalışmalarımızı sürdürdük. Bu alanlarda yüzeye yakın zemin döşemesi üzerinde müzede sergilenen çok sayıda heykel çıktı. 2. ve 3. yüzyıl heykelleri bulduk. Nekropole açılan Batı Kapı ve çevresinde 2014-2015 yılında güzel heykel, mimari yapı Caracalla çeşmesi ortaya çıktı. Onun içinden güzel heykeller çıktı. Restorasyonu tamamladık müzede sergiliyoruz" diye konuştu.

Caddeler üzerinde sütun restorasyonunun devam ettiğine vurgu yapan Mustafa Demirel, "Perge ızgara planlı antik bir kent. Alt ve üst yapısıyla çok düzgün bir kent yapısı oluşturulmuş. Kentin kuzeyinde anıtsal bir çeşme var. O bölgede de kazı çalışmasını sürdürüyoruz. Çeşmenin de restorasyon projeleri hazırlanarak, ileri ki dönemde kente bir güzel bir anıt kazandırılacak" ifadelerine yer verdi.

"Tiyatro ve stadyum açılacak"

Kentin doğu, batı, kuzey ve güney olmak üzere 4 kola ayrıldığını belirten Demirel, "Antalya Valisi Münir Karaloğlu, ziyaretinde 4 caddede kazı çalışması yapılmasını istedi. Bizim de zaten programımızda vardı. Doğu caddesinde kazılara başladık. Bunun yanı sıra antik tiyatro ziyarete kapalıydı, geçici önlemlerle burayı ziyarete açtık. Stadyum ve tiyatronun da projeleri bitmek üzere. Stadyumda uygulama projesi, tiyatroda acil müdahale projesi hazırlanıp, kazı tamamlanıp restorasyona hazırlanacak. Perge Antik Kentinde topyekün restorasyon çalışması hazırlık ve uygulamaları hızla devam ediyor" diye konuştu.

"Kentin yüzde 70'i toprak altında"

Perge Antik Kenti’nin önemli bir Pamfilya kenti olduğunun altını çizen Müze Müdürü Demirel, "Arkeolojik kazı çalışmaları çok hızlı sürdürülen bir çalışmalar değil. Belirli plan çerçevesinde sürdürülüyor. Kentin ancak yüzde 20 ile 30 arasında bir yeri kazıldı, çok geniş bir alan. Doğusunda Kestros (Aksu Çayı) Hellenistik dönemden üstteki akropol eski tunç ve demir çağına kadar uzanıyor. Hellenistik, Roma ve Bizans dönemine kadar yaşam izleri devam etmiş. Kentin büyük bir bölümü toprak altında. Ama düzenli bir şekilde kazı çalışmaları devam ediyor" ifadelerini kaydetti.

"2018 turizm startı Perge'den"

Perge’nin kent merkezinde yer aldığına değinen Demirel, "2018 yılının turizm başlangıcının Perge’den verilmesi çok önemli bir mesajdır. Perge, kazıdan sonra mimari mekanların, stadyum tiyatro gibi anıtsal yapıların kentin turizmiyle iç içe olması her açıdan çok önemlidir. Antalya bölgesinde her turizm beldesinin inde bir antik yerleşim var. Ama Perge, yıllardır süren kazı çalışmaları ve önemli eserleri ile biraz daha ayrıcalıklı ama farkındalık oluşturulması gerekiyor. Perge’nin restorasyon yapıldıktan sonra denetimli kültürel etkinliklere açılması çok önemli olacaktır" dedi.

Demirel, 2018 yılında turizmin yeniden hareketlenmesiyle 250 binin üzerinde ziyaretçi beklediklerini sözlerine ekledi. 

İsa Akar-Harun Erdoğdu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Palandöken: "Esnaf ve sanatkârlar yeni yıldan ümitli" Esnaf ve sanatkârların mali zor bir yılı geride bıraktığını söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 2026 yılına girerken esnaf, hem ekonomik gelişmeler hem de yapılması beklenen düzenlemeler nedeniyle daha umutlu bir beklenti içerisindedir. Enflasyonun düşmesi yönündeki beklentiler ve bugüne kadar kadük kalan bazı kanunların hayata geçirilmesiyle esnafı rahatlatacak adımların atılması, 2026 yılının daha olumlu geçeceğine dair umudu artırmaktadır" dedi. "7 bin 200 prim günü sözü artık hayata geçirilmeli" 2026 yılına girdiğimiz bu günlerde esnafın en büyük beklentilerinden birinin sosyal güvenlik alanında verilen sözlerin yerine getirilmesi olduğunu vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Özellikle norm birliği sağlanması beklenen sektörlerde ve sosyal güvenlik alanında önemli sorunlar devam etmektedir. Esnafın uzun süredir yaşadığı 7200 prim günü mağduriyeti hâlen giderilememiştir. Aynı şekilde perakende sektöründe haksız rekabetin önlenmesi ve tüketicinin korunmasına yönelik düzenlemeler de bu yıl içinde sonuçlandırılamamıştır. Esnafın temel beklentileri açıktır. Sosyal güvenlikte 7200 prim gününün 9 bin günle eşitlenmesi ve perakende sektörünü düzenleyen yasa tasarısındaki eksikliklerin giderilmesi öncelikli talepler arasındadır" şeklinde konuştu. Yıllardır dile getirdikleri Perakende Yasası’nın güncellenmesi talebinin de artık ertelenmemesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, "En azından haftada bir gün zincir marketlerin kapatılması, esnafla doğrudan rekabet eden sigara ve ekmek gibi belirli ürün gruplarının satışına ilişkin sınırlamaların, yasal düzenleme çıkıncaya kadar tebliğlerle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu adımlar, esnafın ayakta kalabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bir diğer önemli sorun ise kira stopajı uygulamasının devam etmesidir. Bu uygulama hem devlet açısından vergi kaybına yol açmakta hem de esnafın çifte vergi ödemesine neden olmaktadır. Gayrimenkul sahibi kira geliri üzerinden vergi öderken, esnaf da yüzde 20 oranında stopaj yüküyle karşı karşıya kalmaktadır. Ortalama 20 bin liralık bir kira bedeli düşünüldüğünde, esnafın aylık 4 bin lira ek vergi ödemesi gerekmekte, bu durum, zaten yüksek olan giderleri daha da artırmaktadır" ifadelerini kullandı. "Esnaf aylık binlerce lirayı çifte vergiye ödüyor" Enerji maliyetlerinin esnafın en büyük yüklerinden biri olduğuna dikkat çeken Palandöken, "Doğal gaz ve elektrik kullanımında bugüne kadar uygulanan devlet destekleri ve kilovat başına sağlanan indirimlerin kaldırılması, belirli tüketim miktarlarını aşan esnaf için ciddi maliyet artışlarına neden olmuştur. Bugün birçok esnaf, dükkân kirasını aşan elektrik ve doğal gaz faturalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Kira stopajı, enerji giderleri ve diğer girdi maliyetleri bir arada değerlendirildiğinde, esnafın mali yükü sürdürülemez bir noktaya gelmektedir" diye konuştu. "Esnafı güçlendirmek türkiye ekonomisini güçlendirmektir" Esnafın korunmasına yönelik Anayasa’nın 173’üncü maddesi kapsamında esnafa sağlanan kredilerin, piyasa faizlerine kıyasla düşük görünse de esnaf için hâlen yüksek kaldığını belirten Palandöken, "Bunun temel nedeni, esnafın müşterileriyle yıllardır sürdürdüğü faizsiz deftere yazma usulüyle çalışması ve bu kültürün devam etmesidir. Bu nedenle ortaya çıkan kredi modeli, piyasaya göre ucuz ancak esnaf açısından pahalı bir yapı oluşturmaktadır. Ayrıca KDV oranlarında da adil ve sürdürülebilir bir birlikteliğin sağlanması gerekmektedir. Esnafı en çok mağdur eden uygulamalardan biri, yüzde 1 oranıyla alımı yapılan bir ürünün satışta yüzde 10 KDV oranına tabi tutulmasıdır. Yüzde 1’le giriş yapan bir ürünün yüzde 1’le çıkmasının sağlanması, esnafın mağduriyetinin giderilmesi açısından vazgeçilmez bir düzenleme olacaktır. Ekonomik istikrarın sağlanması, esnafın rahatlaması ve güçlenmesi adına gerekli düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi zorunludur. Çünkü esnaf güçlendiğinde ülke ekonomisi de güçlenecek, esnafın ayakta kalmasıyla birlikte rekabet gücü korunacaktır" şeklinde konuştu.
Hatay Dünyanın en iyi tatlısı seçilen ‘Antakya Künefesi’ down sendromlu Mehmet’in ellerinde tat buluyor HATAY (İHA) – Hatay’da yaşayan down sendromlu Mehmet Doğru, 6 ay önce çırak olarak başladığı künefecide kendini geliştirerek künefe yapmayı öğrendi. Ustası Müslüm Günal’ın öğrettikleriyle dünyanın en iyi tatlısı olan Antakya künefesini yapmayı başaran Doğru’nun kendine özel müşterileri bulunuyor. Türkiye’nin medeniyet şehri olan Hatay, yöresel yemekleri ve tatlılarıyla gastronomi şehir olarak öne çıkıyor. Bölgeye özgü lezzetlerden olan Antakya künefesi, 2008 yılında tescillenerek kayıtlara girdi. Gıda sektörü hakkında araştırma yapıp bilgi sunan ‘TasteAtlas’ dergisi tarafından yapılan çalışmalarda Antakya künefesi dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Dünya’da bulunan 2 bin 274 tatlının yarıştığı ‘Dünyanın En İyi 100 Tatlısı’ listesinde, 97 bin 422 değerlendirme sonucunda 4,51’lik puan ortalamasıyla en iyi tatlı seçildi. Tuzsuz peynir, kadayıf ve tereyağının bir araya gelmesiyle oluşan künefe, şehrin simgesi haline geldi. Antakya ilçesi Kisecik Mahallesi’nde yaşayan Müslüm Günal, 20 yıldır dünyanın en iyi tatlısı olan künefe yaparak vatandaşların damaklarında tat bırakıyor. Künefe yemek için Müslüm Usta’yı tercih eden 21 yaşındaki down sendromlu Mehmet Doğru, her gün künefe yediği işyerine 6 ay önce çırak olarak başladı. Müslüm Usta’nın künefe yapmanın inceliklerini anlattığı Doğru, kısa sürede künefe yapmayı öğrendi ve kendine özel müşteri kitlesi oluşturdu. "Bütün insanları Hatay’a künefe yemeye davet ederek, down sendromlu Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" Down sendromlu Mehmet’in yaklaşık 6 aydır yanında çıraklık yaptığını söyleyen künefe ustası Müslüm Günal, "Ben yaklaşık 20 yıldır künefe ustasıyım ve 15 yıldır ise işletme sahibiyim. Künefe yapmayı aileden öğrendim. Künefenin içinde; kadayıf, yöreye ait tuzsuz peynir ve tereyağı kullanılır. Künefe, dünyanın en iyi tatlısı seçildi. Bu da bizim için gurur vericiydi, dünyanın en iyi tatlısı künefedir. Mehmet 21 yaşında down sendromludur ve aynı zamanda benim köylümdür. Her gün künefe yemeye yanıma gelirdi. Mehmet’i işe alarak künefe ustası yapmaya karar verdik. Mehmet, yaklaşık 6 aydır künefe yapmayı öğreniyor ve kendisinin özel müşterileri var. Hatay, gastronomi şehridir. Künefemiz zaten coğrafi tescil aldı. Künefe, 2025 yılının en iyi tatlısı seçildi. Bütün insanları Hatay’a gelip künefe yemeye davet ediyoruz. Mehmet ustanın ellerinden dünyanın en iyi tatlısını tatmalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı.