EKONOMİ - 08 Kasım 2016 Salı 14:59

Ataköy’e Suriyeli ortak

A
A
A
Ataköy’e Suriyeli ortak

Cathay Group, yeni gayrimenkul projesi Nivo Ataköy’ü hayata geçiriyor. 175 milyon dolarlık karma projede Cathay Group’un ortağı olan Liderlik Development şirketinin sahibi ve yöneticileri Suriye asıllı Dubaili iş adamları.

Uluslararası ortaklıklarla yatırım odaklı gayrimenkul projeleri geliştiren Cathay Group, sektördeki 25 yıllık tecrübesini Nivo Ataköy projesiyle taçlandırıyor. Cathay Group, Suriyeli ortağı Liderlik Development ile birlikte hayata geçirdiği Nivo Ataköy projesinin lansmanını İstanbul’da gerçekleştirdi.
Proje lansmanında konuşan Cathay Group Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Alper Tuğsuz, "Projemizi Dubai merkezli Suriyeli yatırımcı ortaklarımızla gerçekleştirdik. İstanbul'un en değerli bölgelerinden olan Ataköy’ün E-5 kenarında, giriş katları ticari ünitelerden oluşan, arkasında kamusal park alanı olan, ön tarafında direkt E-5 aksına erişimi olan ticari ünitelerin olduğu, üst katlarında da rezidanslar bulunan 17 katlı 2 bloktan oluşan çok donanımlı proje" dedi.

Lokasyon avantajları
Lokasyon avantajı hakkında bilgi veren Tuğsuz, "İstanbul'un en önemli ve ticari aksı E-5 olmak üzere, E-5'in TEM ile bağlantısını sağlayan Basın Ekspres yoluna yakın. Çoban Çeşme ve Ataköy bölgesi, İstanbul'un son 5 yıldır en hızlı gelişen bölgesi. Ticari olarak alt katta bulunan üniteler görünürlüğe ve müşteriye ulaşılabilirliğe sahip. Deniz tarafına yakınlığı ve Ataköy Toplu Konutlarına yakınlığı nedeniyle proje son kullanıcı müşterilerin de tercih edeceği bir yerde" diye konuştu.

"Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı badirelere rağmen ülkemizin geleceği ve ekonomisin son derece umutluyuz"
Lansmana özel avantajları sıralayan Tuğsuz, ''Projemizin fiyat aralığı m2'de ortalama 12-15 bin lira olarak hesaplamamıza rağmen lansman sonrası ve lansman öncesi satış ofisimize gelecek ilk müşterilerimize bu rakamlardan aşağıda ve özel ödeme koşullarıyla bir takım paketlerimiz mevcut. Hem projemiz hem de şirketimiz açısından Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı badirelere rağmen ülkemizin geleceği ve ekonomisin son derece umutluyuz. 2016 yılında 2 tane büyük proje ile piyasaya girdik. Aynı şekilde 2017'de yeni projelerimizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Projenin Suriyeli ortaklarla yapılmasını değerlendiren Cathay Group Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yılmaz, "Projemizi Dubai'den gelen Suriyeli ortaklarımızla gerçekleştiriyoruz. Son zamanlarda mülteci ve savaş konularıyla sıkça anılan Suriye ve Suriyeliler ile ilgili değişiklik olmuş oldu. Bu fotoğrafın bir de yatırımcı cephesi var" diye konuştu.

Teslim tarihine kadar yüzde 60 prim
Projenin değer kazanmasını hakkından bilgi veren Yılmaz, '' Yüzde 60 prim hedefi esasen yüzde 60'ın üzerinde gerçekleşecek. Yüzde 80 gerçekleşmesi daha muhtemel. Fakat bu tür beklentilerde prim oranları konservatif tutmak ve dengeli olmak bizim tercih ettiğimiz bir yol. Bu çerçevede prim oranına yüzde 60 diyoruz. Muhtemelen yüzde 60'ın üzerinde olacaktır. Çünkü bölge çok güçlü. İstanbul'a özel bir lokasyon. Proje çok iyi çalışıldı. Şu anda aldığımız talepler çok iyi. Bizim gerçek beklentimiz yüzde 60'ın üzerinde prim yapacağı yönünde'' şeklinde konuştu.

''Körfez dışında Avrupa ve Rusya'dan talep var''
Projeye Körfez dışında Avrupa ve Rusya'dan talep olmasını değerlendiren Yılmaz, "Bu İstanbul'un gittikçe dünya markası olmasıyla ilgili bir konu. Projemizin bulunduğu Ataköy ulaşım olanakları bakımından özel lokasyonda bulunması önemli. Çok uluslu bir mimarlık firması tarafından geliştirilmiş bir proje. Uluslararası standartlara uygun bir proje. Bütün bunlar sadece yurt içi ile sınırlı olmayan bir talep görmesini sağlıyor. An itibariyle hem Batı Avrupa ülkelerinde hem de Rusya'dan bir takım potansiyel müşteriler ile yatırımcılarla bazı kontaklarımız oldu, onları geliştirmek üzere çalışıyoruz" dedi.

''Türkiye'nin gayrimenkulde geleceğini parlak görüyoruz''
Nivo Ataköy projesinin ortaklarından Liderlik Development'ın Yönetim Kurulu Başkanı Imad Shanan ise, ''Bu ilk büyük yatırımımız. Daha önceki yatırımlarımız küçüktü. Yenil bir yol haritası çiziyoruz. Daha büyük yatırımlarla tekrardan sektörde olacağız. Gayrimenkulde bu kadar arz-talep olduğu sürece projenin başarıya ulaşacağına inanıyoruz. Sadece Türkler değil, yabancılar Türkiye'ye tatile geldiklerinde özellikle İstanbul'da bir dairelerinin olmasını istiyorlar ve yatırım yapıyorlar. O yüzden Türkiye'nin gayrimenkulde geleceğini parlak görüyoruz. Çalışmalarımız devam ediyor. İleriye yönelik yeni yatırımlarımız olacak. Yeni projeler üzerine çalışıyoruz. Biz inanıyoruz ki yatırımlar hızla devam edecek ve Türkiye'ye karşı Avrupa'nın da teveccühü değişecek'' açıklamasında bulundu.

17 katlı iki bloktan oluşuyor
Nivo Ataköy, Ataköy bölgesinde 12 bin 689 m² arsa üzerinde, 17 katlı iki bloktan oluşuyor. Bloklar alt katlarında 3 kat ticari alan, üst katlarda ise 16 kat home/ofis rezidans katları bulunuyor. 50 ile 80 metrekare arası değişen 1+1 ve 2+1 konut seçenekleri sunuluyor. Konut ünitelerinin fiyatları 405 bin TL'den başlıyor, maksimum fiyat ise 2 milyon 172 bin TL. Ticari ünitelerin fiyatı ise 547 bin ile 9 milyon 700 bin TL arasında değişiyor.

314 ünite konut ve 73 adet mağaza
Proje, 314 ünite konut ve 73 adet giriş seviyesinde mağazadan oluşan karma bir proje. Proje, yanı başında yer alacak kamunun kullanımına açık yaklaşık 3 bin 500 m² büyüklüğünde kent parkıyla bir bütünlük oluşturacak şekilde tasarlandı. Yürüyüş parkuru, amfi tiyatro, yeşil alanlar, açık alan fitness, dinlenme ve çocuk oyun alanını içeren peyzaj düzenlemesi yapılıyor. Park düzenlemesiyle hem projeye hem de çevresine değer katan yeşil alan oluşturuluyor. Proje dâhilinde yaklaşık 800 m² kapalı sosyal alan planlandı. Burada; fitness, ortak havuz, bay/bayan ayrı kullanımlı hamam, spa ve soyunma odaları düşünüldü. E-5 cephesinde proje yerleşimiyle mini plaza ve sosyalleşme alanları yaratıldı.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Türkiye’de ortodontik tedaviye ihtiyaç duyanların sayısı 15 milyona ulaştı Aligner Derneği’nin "Türkiye’de Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması" sonuçlarına göre, Türkiye’de yaklaşık 15 milyon kişinin ortodontik tedaviye ihtiyaç duyduğu belirtildi. Araştırmada ayrıca ebeveynlerin yüzde 33’ünün ortodonti hakkında bilgi sahibi olmadığı ifade edildi. Aligner Derneği, Türkiye’de ortodontik tedaviye yönelik algı, farkındalık ve davranışları ortaya koyan araştırma sonuçlarını İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında kamuoyuyla paylaştı. Araştırma ve Danışmanlık Şirketi Twentify tarafından dernek için yapılan "Türkiye’de Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması" sonuçları, Türkiye’de yaklaşık 15 milyon kişinin ortodontik tedaviye ihtiyaç duyduğunu gösterirken, ailelerin çocuklarında gözlemledikleri belirtileri çoğu zaman ortodontik sorunlarla ilişkilendirmediğini ortaya koydu. Araştırma modern tedavi seçeneklerine yönelik bilgi eksikliğinin önemli bir sorun olduğunu gösterdi. Araştırmaya katılanların yüzde 56’sı şeffaf plak tedavisini bildiğini söylese de tanımlanması istendiğinde sadece yüzde 50’si doğru tanımlayabiliyor. Şeffaf plak tedavisini iyi bildiğini söyleyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 12’de kalıyor. Araştırma sonuçlarından elde edilen çıktılara göre bu durum, sorunların ilerlemesine ve tedavinin gecikmesine neden olurken, çocukların hem fiziksel sağlığını hem de psikolojilerini etkileyebiliyor. Bu sonuçlar doğrultusunda Aligner Derneği, "Çözümü Şeffaf Olabilir" farkındalık kampanyasını başlattı. Kampanya kapsamında ağzı açık uyumak, gülerken ağızı kapatmak ve konuşurken zorlanma gibi davranışların üç kritik belirti olduğuna dikkat çekiliyor. Dernek, bu kampanya ile ailelerin çocuklarında gördükleri belirtileri doğru yorumlamasını, erken dönemde ortodontik değerlendirme için harekete geçmesini ve uygun tedavi seçenekleri hakkında bilinçlenmesini hedefliyor. Görünümle ilgili kaygılar ağrıdan bile daha rahatsız edici 6-12 yaş arası çocuğu olan ebeveynler ile yapılan ankete dayanan araştırmaya göre diş ve çene sorunları arasında estetik kaygı, oluşturduğu rahatsızlık açısından ağrı ile neredeyse aynı düzeyde algılanıyor. Özellikle çocuklar söz konusu olduğunda görünümle ilgili kaygıların ağrıdan bile daha rahatsız edici olabildiği görülüyor. Katılımcıların kendi deneyimlerine göre en rahatsız edici sorun yüzde 51 ile diş veya diş eti hassasiyeti ve ağrı olurken, bunu yüzde 42 ile görünüm (estetik kaygı) izliyor. Çocuklar için yapılan değerlendirmede ise estetik kaygı yüzde 45 ile ilk sırada yer alırken, diş veya diş eti hassasiyeti ve ağrı yüzde 40 ile ikinci sırada geliyor. Şeffaf plak tedavileri artıyor ama bilgi düzeyi düşük Araştırmaya göre ortodontik tedaviye başlama oranı düşük olsa da ilgi oldukça yüksek. Katılımcıların yüzde 50’si ortodontik tedaviye başlamayı düşünüyor ya da değerlendiriyor. Aynı şekilde şeffaf plak tedavilerine ilgi de giderek artıyor. Şu anda ortodontik tedavisi devam eden hastaların yüzde 43’ü ve geçmişte tedavi görmüş hastaların yüzde 33’ü şeffaf plak kullandığını belirtiyor. Buna karşın şeffaf plak tedavisi konusunda toplumdaki bilgi düzeyinin oldukça sınırlı olduğu görülüyor. Katılımcıların yüzde 21’i şeffaf plak tedavisi hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığını, yüzde 34’ü ise sadece adını duyduğunu ifade ediyor. Bilgi sahibi olanların büyük çoğunluğu şeffaf plak tedavisiyle ilgileniyor Araştırmaya göre, şeffaf plak tedavisi hakkında bilgi sahibi olanların yüzde 70 ile büyük çoğunluğu bu tedaviyle ilgileniyor ve değerlendirmeye alıyor. İlginin oluşmasında hem doktor önerisi hem de kişisel araştırmalar etkili oluyor. Çocuklar için şeffaf plak tedavisini düşünmeye başlamada en önemli faktör yüzde 32 ile doktor önerisi. Bunu yüzde 29 ile estetik uygunluk ve yüzde 25 ile kullanım kolaylığı izliyor. Kişilerin kendileri için tedaviyi değerlendirmeye başlamasında ise yüzde 20 ile rutin kontrolde doktor önerisi ilk sırada yer alıyor. Bunu yüzde 19 ile başkalarından duyma ve yine aynı oranda araştırma takip ediyor. "Aileler sorunları görüyor ama genel sağlık ile ilişkilendiremiyor" Aligner Derneği Başkanı ve Ortodonti Uzmanı Dr. Aktan Zeki Çelik araştırma sonuçları hakkında yaptığı değerlendirmede, "Bazen bir diş sorunu, bir çocuğun günlük yaşamını düşündüğümüzden çok daha fazla etkileyebilir. Buna karşın bu araştırma bize ailelerin genel sağlığı diş-çene uyumsuzluğuyla ilişkilendiremediğini, estetik görünüm üzerinden konunun değerlendirildiğini ve bu noktada da erteleme ve normal karşılamanın yaygın olduğunu gösteriyor. Birçok aile ortodontik sorunların sağlık ve gelişim üzerindeki etkileri konusunda yeterli bilgiye sahip değil. Oysa dünyadaki önemli ortodonti otoriteleri çocukların en geç 7 yaşına kadar bir ortodontiste görünmesi ve sonrasında da rutin kontrollerin devam etmesini öneriyor. Buna karşın çalışmada bir kez daha gördük ki çocuklar ancak belirgin bir sorun, ağrı, çürük olduğunda diş hekimine götürülüyor, ortodontik değerlendirme kültürü ise hemen hemen hiç yok. Bu nedenle sorunların ele alınması gecikiyor ve bu gecikme sorunların büyümesine neden olabileceği gibi çocuk ve aile üzerindeki psikolojik yük de artıyor. Bu nedenle dernek olarak yeni bir döneme girerken bu verilerden de yola çıkarak çocuklarda diş çene uyumsuzluğunun fiziksel-psikolojik etkileri başta olmak üzere ağız ve diş sağlığının yanı sıra bu sorunların çözümünde şeffaf plak tedavilerinin önemi hakkında farkındalığı artırmak için kapsamlı bir bilinçlendirme kampanyası başlatıyoruz" dedi. "Ortodontik sorunlar çocukların duygusal gelişimi açısından da ele alınmalı" Diş çene uyumsuzluklarının çocukların psikolojisi üzerindeki etkilerine dikkat çeken Uzman Psikolog İlknur Okay ise "Çocukluk döneminde yaşanan fiziksel farklılıklar, özellikle akran ilişkilerinin yoğun olduğu okul çağında özgüven ve psikolojik sağlık üzerinde ciddi etkiler oluşturabiliyor. Diş ve çene uyumsuzlukları nedeniyle özgüveni azalan, konuşurken zorlanan veya arkadaşlarının yorumlarından etkilenen hatta akran zorbalığına uğrayan çocuklarda zamanla sosyal ortamlardan uzaklaşma, içe kapanma, okul ve spor başarısında gerileme görülebiliyor. Çocukluk çağındaki bu psikolojik etkiler yetişkin yaşama da taşınıyor. Bu nedenle ortodontik sorunları yalnızca estetik bir mesele olarak değerlendirmek yerine çocukların duygusal gelişimi açısından da ele almak gerekiyor. Erken fark edilen ve doğru şekilde yönetilen tedavi süreçleri, çocukların hem fiziksel hem de psikolojik sağlıklarını destekleyebilir" ifadelerini kullandı. "Ortodontik tedavilere yönelik detaylı bilgi oldukça sınırlı" Araştırmayı gerçekleştiren Twentify Yöneticisi Can Kablan ise ortodonti alanında bilgi seviyesinin düşük olmasına dikkat çekerek, "Araştırmada gördük ki ebeveynler çocuklarında bazı belirtileri fark etse de bunları çoğu zaman ortodontik bir ihtiyaçla ilişkilendirmiyor. Ortodontik tedavilere yönelik genel bir farkındalık bulunsa da detaylı bilgi oldukça sınırlı ve bu durum doğru zamanda aksiyon alınmasını zorlaştırıyor. Özellikle modern tedavi seçeneklerine dair bilgi eksikliği, karar süreçlerini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle yalnızca verileri ortaya koymak değil, aynı zamanda bu alandaki bilgileri daha anlaşılır hale getirmek de çalışmamızın önemli bir parçası oldu" şeklinde konuştu. "Diş sağlığı çocukları psikolojik şiddetten korumanın en önemli adımlarından biri" Araştırmanın paylaşıldığı toplantının moderatörlüğünü yapan Oyuncu Müge Boz ise "Ben de çocukluğumda dişlerimin görüntüsü yüzünden aslında akran zorbalığına uğramışım. Şimdi daha iyi anlıyorum. O zamanlar bu kavramlar yoktu. Dişlerim düzgün değil diye çok alay edildi benimle. Tabii o zamanlar şimdiki gibi şeffaf plak teknolojisi yoktu. Günümüzde her şey çok gelişti. Şeffaf plak tedavisi sayesinde dişler hem düzeliyor hem de birçok sağlık sorununun azalmasını sağlıyor. Anne olduktan sonra da kızımın diş yapısıyla ilgili bazı küçük işaretleri fark ettiğimde ortodonti uzmanımızla konuştum ve bu işaretleri erken dönemde fark etmenin ne kadar kritik olduğunu daha iyi anladım. Kızım için şeffaf plak tedavisi planladık. Dolayısıyla kızım Vina için de içim rahat. Kimse dişleri yüzünden akran zorbalığına maruz kalmamalı. Diş sağlığı da çocuklarımızı ve gençlerimizi psikolojik şiddetten korumanın en önemli adımlarından biri olduğunu düşünüyorum. Bir anne olarak kendi deneyimimden yola çıkarak söyleyebilirim ki ebeveynlerin bu konuda erken dönemde bilgiye ulaşması gerçekten büyük fark oluşturuyor" dedi.
İstanbul Oyuncu Ramazan Tetik son yolculuğuna uğurlandı Aort damarı yırtılması sonucu hayatını kaybeden uyuncu Ramazan Tetik son yolculuğuna uğurlandı. Aort damarı yırtılması sonucu hayatını kaybeden 31 yaşındaki oyuncu Ramazan Tetik için Küçükçekmece Yıldız Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Ailesi taziyeleri kabul ederken duygu dolu anlar yaşandı. Helallik alınmasının ardından oyuncunun cenazesi Eski Çekmeköy Mezarlığı’na defnedildi. "Bir kere olsun birini kırdığını görmedim, çok erken kaybettik" Şarkıcı Betül Demir, "Çok acı içindeyiz, çok sevdiğimiz bir arkadaşımızdı. Ailesine de baş sağlığı diledim ne güzel bir evlat yetiştirmişsiniz diye. Hem çok iyi bir arkadaş hem hayatımda gördüğüm en azimli yeteneğinin üzerine her zaman çalışarak yeni şeyler ekleyen dişiyle tırnağıyla bu noktaya gelmiş çok kıymetli bir dostumdu. İki yıl birlikte müzikalde oynadık. Bir kere olsun birini kırdığını görmedim. Çok erken kaybettik. Yapacak çok şeyi vardı ama üzgünüm. En son ben böbrek tedavisi oluyordum doktorum onun arkadaşıydı tesadüf o zaman bana geçmiş olsun demişti" dedi. "Yüzünde gülümseme hiç bitmez" Ramazan Tetik’in konservatuardan arkadaşı Baran Karaoğlan, "Çok üzgünüz. Çok genç bir anda böyle olması bizi çok üzdü. İyi bir çocuktu. Yüzünde gülümseme hiç bitmez. Her zaman bizi güldürürdü. Hiçbir zaman sinirli yüzünün somurtkan olduğu bir anı görmedim. Yetenekliydi, kendini her zaman ileriye taşımaya çalışıyordu. Bildiğim kadarıyla göğsüne bir anda bir ağrı biniyor, bir araca çok kötüyüm beni hastaneye yetiştirin diyor. Kan ihtiyacı çıktı ameliyattan sonra da durumu stabildi, sonra kaybettik. Ailesine sabır diliyorum mekanı cennet olsun" dedi. Öğle namazını müteakiben düzenlenen törene, Tetik’in ailesi, şarkıcı Betül Demir, oyuncu arkadaşları ve sevenleri katıldı.