BASKETBOL - 11 Mayıs 2014 Pazar 14:45

Ataman: Yabancı kuralı Türk takımlarını zorluyor

A
A
A
Ataman: Yabancı kuralı Türk takımlarını zorluyor

Galatasaray Liv Hospital ve A Milli Basketbol Takımı Başantrenörü Ergin Ataman, yabancı kuralının Türk takımlarını Avrupa’da çok zorladığını söyledi.

Tecrübeli antrenör Ergin Ataman, Galatasaray Basketbol Şubesi Medya Ekibi’yle bir röportaj gerçekleştirdi. Avrupa basınında Montepaschi Siena’nın A lisansının alınarak Galatasaray Liv Hospital’e verileceği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Ataman, “Siena’nın içine düştüğü durum üzücü. Benim gibi Siena tarihine mal olmuş, o tarihin başlangıcını yapmış bir insan için hakikaten çok üzücü. Bugünkü konumda Siena’nın ligden ihraç edileceği söyleniyor. Siena A lisansını kaybetse de bu bence çok önemli bir şey değil. Organizasyonuyla, 25 milyon taraftarıyla, Galatasaray taraftarının basketbola olan ilgisiyle, Euroleague maçlarında oluşturulan atmosferle, kulübün idari yapısındaki ciddiyetle, Galatasaray’ın aynı zamanda Barcelona ve Real Madrid gibi ciddi bir futbol kulübü olmasıyla birlikte, Galatasaray Liv Hospital’in bu sezonki performansıyla Euroleague’in en iyi 8 takımı arasına girmesini topladığımız zaman Siena’nın A lisansını kaybetmesi önemli değil. Galatasaray’ın Euroleague’in daimi kulüplerinden birisi olması gerekiyor. Euroleague’in lisans kriterlerinde daha esnek olması lazım. Bu açıdan Galatasaray’ın Euroleague’de A lisansı ile yer almasının Galatasaray basketboluna çok şey kazandıracağını ama Galatasaray’dan da daha fazla Euroleague’in marka değerini arttıracağını düşünüyorum” dedi.

“YABANCI KURALI ZORLUYOR”

Ataman, Euroleague’in zor ve Avrupa’nın en iyi oyuncularının oynadığı bir lig haline geldiğini vurgulayarak, “Takımlarda yabancı sınırlaması diye bir şey yok. Avrupa’da AB vatandaşlarına serbestlik var. En basit örneği için Barcelona serisine değinmemiz yeterli olacak. Onlarda sadece 3 tane İspanyol vatandaşı bulunuyor. Yabancı oyuncularının hepsi üst düzey oyuncular. Türkiye’de de üst düzey oyuncular var ama Galatasaray Liv Hospital, Anadolu Efes ve Fenerbahçe Ülker’e dağılıyor. Ayriyeten Türkiye’nin en üst düzey oyuncuları NBA’de forma giyiyor. Yabancı kuralı Türk takımlarını Euroleague’de çok zorluyor. Sezon başında transfer yaparken bile bunu düşünerek planlama yapıyoruz. Barcelona’daki gibi tüm yabancılarını üst düzey alamıyorsun. Çünkü bir tanesi 12 kişinin dışında kalacak. Diğer ikisine maksimum 20 dakika süre verebiliyorsun. Bu da takımların dengesini bozuyor. Böyle olduğu zaman bir tercih yapmak zorunda kalıyorsun. Biz bu yıl kadromuzu Euroleague odaklı oluşturduk. Lige dönünce; 3+2 kuralından dolayı bazı zorluklar oluyor. Ben önümüzdeki günlerde Avrupa’daki diğer federasyonların uyguladığı sisteme entegre olacağını düşünüyorum. Bu hem ligin kalitesini hem oynanan basketbolun kalitesini hem de Milli Takım’a gelecek olan oyuncuların kalitesini yükseltecektir” diye konuştu.

“ALTIN JENERASYONUN BİR TAKIMDA TOPLANMASI İDEAL PROJE”

Altın jenerasyon olarak bahsedilen 95-96 oyuncularını bir araya toplayıp, VTB tarzı bir ligde oynatmak gibi bir projesi olduğunu belirten Ataman, “Tek çözüm bu. Büyük takımlarda oyuncu yetiştirmek kolay değil, orada hedef kazanmak üzerine kurulu. Genç oyuncuların kazanacak anları oynamaları için de dakika almaları gerekiyor. Bu altın jenerasyonun tek bir takımda toplanıp üst düzey bir ligde yer almaları en ideal proje. Şartlar nasıl olur, kulüplerin buna yaklaşması ne olacak hepsini göreceğiz. Bundan en fazla faydalanacak olan da kulüpler olacak. Bir yıl belki oyuncusundan yararlanamayacak ama döndüğü zaman çok daha tecrübeli ve üst düzey bir oyuncuya sahip olacaklar” şeklinde konuştu.

“EUROLEAGUE'DE DAHA İSTİKRARLI BİR SEZON GEÇİRDİK”

Ataman, Euroleague sonrası takımın beklediği seviyede olup olmadığının sorulması üzerine, “Biraz memnuniyetsizlik var. Benim en sevdiğim tarz, sahada 40 dakika boyunca istikrarlı oynayan takımlardır. Biz bu sene Euroleague maçlarında bunu başardık. Kazandık veya kaybettik ama istikrarımız hep vardı. Bilhassa büyük maçlarda bu karakteri gösterdik. Fakat Beko Basketbol Ligi’nde de bolca iniş çıkışlarımız var. Maçın içinde 10 sayı öne geçip 10 dakika sonra 10 sayı geride olabiliyoruz. Temel sorun kenardan giren bazı oyunculardan yeteri kadar katkı alamamamız. Ben hepsini kazanmaya çalışıyorum çünkü Play-off’ta hepsine ihtiyacımız var. Onları kazanmaya çalışırken de bazen maçın kontrolü elimizden kaçabiliyor. Beko Basketbol Ligi’nde çok çalkantılı bir sezon geçirdik. İyi oynadığımız maçlar oldu. Evimizde oynadığımız Fenerbahçe Ülker ve Anadolu Efes maçlarını bunlara örnek gösterebilirim. Geçen yıl Galatasaray sahaya çıktığında daha ilk periyot maçı kazanacağını rakibe hissettirirdi. Euroleague’de oynamıyorduk ama öyle bir görüntümüz vardı. O özgüven ve tempomuz sayesinde ikinci devrede sadece 1 maç kaybettik. Şimdi bu seneki istikrarsızlık beni zaman zaman mutsuz kıldı ama önümüzde Play-off maçları var. Artık her maça ayrı ayrı bakacağız. Artık oyuncu kazanmayı değil, maçı kazanmayı düşüneceğiz” cevabını verdi.

“ÖNEMLİ OLAN SAHA AVANTAJINI KAYBETMEMEKTİ”

Play-off’ta ilk rakiplerinin Beşiktaş İntegral Forex olduğunun hatırlatılması üzerine Ataman, “Bir tercih yapmam gerekse oldukça zorlanırdım. Pınar Karşıyaka bizi bu yıl kendi evimizde yenerken, Beşiktaş İntegral Forex de Akatlar’da mağlup etmeyi başarmıştı. Beşiktaş ligin ikinci yarısının flaş ekiplerinden bir tanesi. Özellikle Bajramovic geldikten sonra takımın oyun sistemini değiştirdi Ahmet koç. Iverson’ı daha az kullanıp şutu olan üç uzunla oynuyor. Lofton eski skorer kimliğine büründü. Mehmet Yağmur’u devreye soktular. Bence en önemli noktalardan biri de bu. Mehmet çok iyi iş yapıyor. Diğer tarafta da Pınar Karşıyaka, Türkiye Kupası’nı kazandı. İyi oynayarak bunu başardılar. Büyük maçlarda çok iyi oynuyorlar. Fenerbahçe Ülker ile bu sezon oynadıkları 3 maçı da kazandılar. Tercih yapacak bir seçeneğimiz yoktu. Kısmet. Bizim için önemli olan saha avantajını kaybetmemekti. Nitekim son 4 maçımızı kazanarak, ilk turda saha avantajını elde ettik” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Başkan Çetindağ: "2026 yılında su sıkıntısı yaşanmayacak" Sivas Ziraat Odası Başkanı Hacı Çetindağ, karların büyük bölümünün eridiğini ve kalan kısmını da baharda barajları dolduracağını ifade ederek, "Mevcut verilere göre bu yıl su sıkıntısı yaşanmayacak" dedi. İklim değişikliği ve kuraklığın vurduğu barajlardaki doluluk oranları, bu yıl yağışların artmasıyla yeniden gündeme geldi. Özellikle kış aylarında etkili olan kar yağışı ve sonrasında yağan yağmurların, barajları ne ölçüde dolduracağı merak konusu oldu. Bu yıl kent genelinde etkili olan yağışlar, su kaynaklarına da olumlu yansıdı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Çetindağ, kış aylarında yağan karın önemli bir bölümünün erimesiyle birlikte barajlara ciddi miktarda su girişi olduğu belirterek, kalan kar kütlesinin de erimesiyle baraj doluluk oranlarının daha da artmasını beklediğini ifade etti. Çetindağ, bu yıl yağışların oldukça verimli geçtiğini belirterek, "İklim değişikliklerinden dolayı son yıllarda en çok konuşulan konulardan bir tanesi barajların doluluk oranıydı. Barajlarda su bittiği zaman ne olacak diye çok konuşuluyordu. 2026 yılında şu anda aldığımız verilere göre barajlarımızın doluluk oranı yaklaşık yüzde 90 civarında. Baharda karların tamamen erimesiyle birlikte barajlarımızın taşacak seviyeye geleceğini düşünüyoruz" dedi. "2026 yılından su sıkıntı yaşanmayacak" Bu sene yağışların güzel olduğunu söyleyen Hacı Çetindağ, "Şu anda Sivas’taki barajlarda herhangi bir sıkıntı yok. İnşallah bu sene dolu dolu geçecek. Karların yüzde 60’ı eridi ve yüzde 40’ı duruyor. Bunlarda yine barajlarımıza doğru gelecek. Yani 2026 yılında barajlarımızda su sıkıntısı yaşanmayacak ve bu şu anda öyle görünüyor. Aynı zamanda Kızılırmak üzerindeki kurulan diğer barajların da onların da dolu olduğunu biliyoruz. Çünkü Kızılırmak, bu sene dolu dolu akıyor. 2026 yılında vatandaşımız ve çiftçimiz herhangi bir sıkıntı yaşamayacak inşallah. Bu yağışlar, çok hızlı bir şekilde yağmadı. 11’inci ayda çok güzel yağışlar oldu ve toprak suya doydu. Toprak tamamen suya doyduktan sonra yavaş yavaş kendini dışarıya bırakıyor. Tabii ki bizim barajlarımıza ve göletlerimizde bu şekilde doluyor. Bunun yanında arazilerde sel baskınları yani taşkın su baskınları da oluyor. Şu ana kadar da Sivas’ta da 6 bin dönüm civarında bir su taşkını olduğunu biliyoruz. O suların hiçbir bir damlası dahi devletimiz tarafından boşa gönderilmiyor. Çünkü Kızılırmak üzerine barajlar yapıldı. Bu da ülke ekonomisine hem elektrik hem sulama hem de içme suyu olarak tüm vatandaşımıza geri dönüyor" diye konuştu.
Çanakkale Çanakkale’de 111 yıllık ’Zafer’ coşkusu Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü kutlamaları ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü’nü içeren ’Zafer Haftası’ etkinlikleri başladı. Çimenlik Kalesi içindeki açılış töreninde büyük coşku yaşandı. ’Zafer Haftası’ açılış töreni, Çanakkale’de 111 yıl önce, 8 Mart gecesi boğaza döktüğü mayınlarla Deniz Savaşları’nın gidişatını değiştiren Nusret Mayın Gemisi’nin aslına uygun olarak yapılan TCG Nusret’in bağlı bulunduğu Çimenlik Kalesi’nde yapıldı. Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Belediye Başkanı Av. Muharrem Erkek, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Güvenlik Batı Marmara Grup Komutanı Yarbay Orhan Öğrenci, askeri erkan, gaziler, şehit aileleri ve öğrenciler katıldı. Şehitler için saygı duruşunda bulunuldu, ardından İstiklal Marşı eşliğinde, Türk bayrağı göndere çekildi. Vali Doç. Dr. Ömer Toraman törende yaptığı konuşmada, "Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünü hep beraber idrak ediyoruz. Çanakkale Savaşı hem mahiyeti itibariyle hem de neticeleri itibariyle dünya harp tarihinin çok müstesna örneklerinden bir tanesi oluşturmaktadır. Bu savaşta yenilmez orduların kesin mağlubiyeti, Türk ordusunun da kesin zaferiyle neticelenmiştir. Hem deniz savaşı safhası hem kara savaşı safhası aynı zaferle neticelenmiştir. Bugüne kadar yenilmez olarak görülen orduların ve donanmaların çaresizliğinin sahnelendiği yerdir. Bu bütün dünyaya örnek teşkil etmiş ve bu güçlü orduların, donanmaların yenilebileceğini bütün dünyaya Türk ordusu göstermiştir. Bunu mümkün kılan şüphesiz Mehmetçiğin direnci, kararlılığı, kahramanlığı ve vatan sevgisidir" dedi. Konuşmanın ardından Vali Ömer Toraman tarafından Kıbrıs Gazisi İzzet Küçük’e Milli Mücadele Madalyası’nın tevcihi yapıldı. Kutsal emanetler yola çıktı Daha sonra halk oyunları ve mehter gösterisi sergilendi. Şehitler diyarı Gelibolu Yarımadası’ndan alınan toprak, zaferin kazanıldığı Çanakkale Boğazı’ndan alınan deniz suyu ve rengini şehitlerimizin kanından alan Türk bayrağından oluşan kutsal emanetler, Vali Ömer Toraman tarafından bu yıl Ankara’ya götürecek olan atletler Hüseyin Ege Arslan ve Şimal Alkan’a teslim edildi. Çimenlik Kalesi’ndeki programın ardından, protokol üyeleri ve katılımcılar, Çanakkale Valiliği önüne kadar ’Halk Yürüyüşü’ gerçekleştirildi. Yürüyüşe katılanlar, ellerindeki Türk bayrakları ile Zafer coşkusunu yaşadı. Valilik önünde düzenlenen törende ise, atletler, emanetleri Ankara’ya götürmek için 29’uncu ’Zafer Koşusu’na başladı. Kutsal emanetler sırasıyla Balıkesir, Bursa, Bilecik, Eskişehir ve Ankara illerinin sınırlarından geçirilerek, 18 Mart günü Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teslim edilecek. Şehitleri Anma Günü ile Çanakkale Deniz Zaferi kutlamaları, hafta boyunca çeşitli etkinliklerle devam edecek.
Antalya Ölüm, fırın çalışanını çay molasında yakaladı Antalya’nın Manavgat ilçesinde çalıştığı fırından dinlenmek için dışarı çıkan 51 yaşındaki çalışanın, elindeki çay bardağıyla bir çuvalın üzerinde kalp krizi geçirme anı kameralara yansıdı. Kalp masajı yapılan çalışan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Edinilen bilgiye göre, ekmek fırınında paketleme elemanı olarak çalışan 51 yaşındaki Mustafa Çelik, dinlenmek için elinde çay bardağıyla dışarı çıktı ve içerisinde yakacak olarak kullanılan fındık kabuklarının bulunduğu çuvalın üzerine oturdu. Güvenlik kamerasına saniye saniye yansıyan görüntülerde, Mustafa Çelik çuvalın üzerine oturduktan kısa süre sonra önce elini yüzüne götürüp yüzünü silmeye çalışırken olduğu yere yıkıldı. Yan tarafta sohbet eden çalışma arkadaşları durumu fark etmezken, fırına dönen bir dağıtım görevlisi olayı fark etti. Mustafa Çelik’e ilk müdahaleyi olay yerinde arkadaşları yaparken, ihbar üzerine kısa sürede olay yerine gelen 112 sağlık ekibi Mustafa Çelik’e kalp masajı yaparak ambulansa aldı. Yaklaşık 15 dakika boyunca ambulansta kalp masajı yapılan Mustafa Çelik, götürüldüğü Manavgat Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Mustafa Çelik’in bilinen bir kalp rahatsızlığı olmadığı, diş tedavisi gördüğü ve ağzında geçici diş bulunduğu başka bir rahatsızlığının olmadığı bildirildi. Cumhuriyet savcısı ve Adli Tabibin incelemelerinin ardından Antalya Adli Tıp Kurumu’na gönderilen Mustafa Çelik’in cenazesi, Ulukapı Mahallesi’nde toprağa verildi. Çalışma arkadaşlarından Ahmet Türkmen, Mustafa’nın kalp krizi geçirdiğini aralarındaki çuvallar nedeniyle diğer arkadaşlarının fark edemediğini belirterek, "Ekmek dağıtımından dönen arkadaşımızın bağırması üzerine dışarı çıktığımda Mustafa’nın çuvalın üzerinde yığılmış halde olduğunu gördüm. Hemen müdahalede bulunduk. Bir arkadaşımız kalp masajı yaptı. Ne var ki geri dönmedi" dedi. Bülent Karcılar "Ne olduğunu anlayamadık. Hemen müdahale ettik. Dilini çıkarmaya çalıştım. Ambulans kısa sürede geldi ama yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı" dedi.