GÜNDEM - 21 Aralık 2015 Pazartesi 09:33

Atatürk’ün cenaze namazının az bilinen öyküsü

A
A
A
Atatürk’ün cenaze namazının az bilinen öyküsü

Tarihçi gazeteci yazar Murat Bardakçı Mustafa Kemal Atatürk’ün cenaze namazının az bilinen öyküsünü yazdı.

Nobel ödüllü sabini Aziz Sancar’ın Anıtkabir ziyaretinde dua etmesinin ağır dillerle eleştirilmesi üzerine Habertürk Gazetesi köşe yazarı Murat Bardakçı Atatürk’ün cenaze namazının az bilinen öyküsünü yazdı. 

İşte Murat Bardakçı’nın yazısından ilgili o bölüm: 

Atatürk’ün cenaze namazının kılınıp kılınmadığı, bilmeyenler arasında her zaman tartışma konusu olmuştu...
Konu dar bir çevrede yıllar boyunca konuşuldu ama sonraki senelerde geniş kitleye yayıldı, bilip bilmeden söz edenlerin ortaya attıkları aslı-esası olmayan iddialar üzerine dallanıp budaklandı, muammaya döndü ve bilmeyenler sayesinde “namazın kılınmadığı” yolunda yaygın bir kanaat oluştu.

Ayrıntıları yazmadan önce söyleyeyim: Atatürk’ün cenaze namazı kılınmıştı!

"MUSTAFA’MI GÖNDERMEM"

Ben, namaza katılanlardan iki kişiyi yakinen tanıdım. Uzun bir ömür süren ve 1980’lere kadar hayatta olan bu kişilerden birinden 19 Kasım sabahı Dolmabahçe’de yaşananların teferruatını bir değil birkaç defa dinledim ve işittiklerimi onun ağzından aşağıda naklediyorum:

“Dolmabahçe Sarayı’nda katafalka konan cenazenin Ankara’ya nakil günü yaklaşırken, Ankara’dan ‘dinî merasim kat’iyyen yapılmayacak’ şeklinde bir talimat geldiğini işittik. Talimatı hiçbirimiz görmedik, resmen de tebliğ edilmedi ama emir Dolmabahçe’de hemen herkesin dilindeydi.

Cenaze, 19 Kasım sabahı erken saatlerde Ankara’ya nakledilmek üzere saraydan alınacaktı. Hazırlıklar devam ederken rahmetlinin hemşiresi Makbule Hanım katafalkın bulunduğu yere geldi, ‘Cenaze namazı kılınmadan Mustafa’mı hiçbir yere göndermem!’ diye avaz avaz bağırdı ve gidip tabutun yanıbaşına oturdu.
Ortalık birbirine girdi. Bazı işgüzarlar ‘Ankara’dan emir geldi hanımefendi, yapmayın, etmeyin’ diye Makbule Hanım’ı sakinleştirmeye çalışacak oldular ama hanımefendi daha da hiddetlendi, ‘Namazı kılınmadan burayı terketmem! Beni kolumdan tutup dışarıya atmadan ağabeyimi götüremezsiniz’ dedi. Maiyet erkânı daha da telâşlandı ve ne yapacaklarını sormak için Ankara’ya telefon açtılar.

TÜRKÇE TEKBIR VE SELÂM

Aradan yarım saat geçtikten sonra Ankara’dan yeni talimat geldi. ‘Gözlerden uzak bir şekilde, mümkün olduğu kadar az bir cemaatle, dışarıya da hiçbir şekilde aksettirilmeden kılınsın; kat’iyyen fotoğraf çektirilmesin ve namazın kılındığı protokol kayıtlarına da aksettirilmesin’ deniyordu. Makbule Hanım’ın namazın camilerden birinde kılınması yolunda ısrar edebileceği düşünülerek zamanın Diyanet İşleri Reisi Rıfat Efendi’den (Börekçi) sarayda kılınabileceği konusunda fetva da alınmıştı.

Yanlış saymadı isem, cemaat ben dahil olmak üzere 11 kişiden ibaretti. İmamete, Şerefeddin Efendi geçti (dört sene sonra, 1942’de Diyanet İşleri Reisi olacak olan din âlimi Şerefeddin Yaltkaya) ama o senelerde Arapça ezan ile tekbir yasaktı ve ne yapacağımız hususunda kararsızdık... Arapça tekbir getirdiğimiz takdirde devletin, Türkçe okuduğumuz takdirde de Makbule Hanım’ın hışmına uğramamız ve hanımefendinin ‘Yeniden, doğru dürüst kılın’ demesi ihtimali vardı.

Tabutun önünde saf tuttuk, Şerefeddin Efendi imamete geçti, tekbiri ‘Tanrı uludur’ diye Türkçe getirdi, namaza başladık ve Efendi diğer üç tekbiri de Türkçe getirdi. Sıra ‘Esselâmü aleyküm ve rahmetulah’ diye selâma gelmişti, Şerefeddin Efendi her iki selâmı da ‘Esenlik üzerinize olsun’ diye yine Türkçe verdi.

GÜLÜMSÜYOR GİBİ GELMİŞ

Şerefeddin Efendi selâmları vermek için başını her iki yana çevirdiği sırada çehresinde acı bir tebessümün mevcudiyetini hisseder gibi oldum ama bilmiyorum, belki de yanılmışımdır...

Makbule Hanım, namazın kılınmasını salonun bir köşesinde ağlayarak ve dualar ederek takip etti ve çok şükür korktuğumuza uğramadık... Tekbirin ve selâmların Türkçe olmasına bir şey demedi; belki de ağabeyini kaybetmiş olmanın verdiği elemden farketmemişti.

Namaz bittikten sonra kapılar açıldı, askerler geldiler ve tabut saraydan çıkartılıp avludaki top arabasına yerleştirildi...”.

MURAT BARDAKÇI- HABERTÜRK
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara KGM’nin sorumluluk alanındaki 58 bin 246 adet trafik levhası kaldırıldı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM) sorumluluk alanındaki toplam 58 bin 246 adet levha kaldırıldığını açıkladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ülke genelinde kara yollarında hız sınırını belirleyen işaretlemelerde sadeleştirmeye gidilmesi ve yeknesaklığın sağlanması için hayata geçirilen çalışmalar hakkında açıklamada bulundu. Bakan Uraloğlu, ’Kara yollarındaki Hız Sınırlama Uygulamalarında Yeknesaklık’ konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nin 16 Ağustos 2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlattı. Bakan Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan protokol ile yürütülen çalışmalar kapsamında trafik işaret levhalarının ’mümkün olduğu kadar az fakat gerektiği kadar çok olmalıdır’ ilkesi doğrultusunda standardize edildiğini ifade etti. "KGM’nin sorumluluk alanındaki toplam 58 bin 246 adet levha kaldırıldı" Bakan Uraloğlu, KGM’nin sorumluluk alanındaki çalışmalar hakkında bilgi vererek şu ifadeleri kullandı: "Birinci öncelik kapsamında, yıllık ortalama günlük trafiği 10 bin ve üzerinde olan toplam 14 bin 590 kilometrelik devlet ve il yolundaki çalışmalar 31 Ağustos itibarıyla tamamlandı. Bu ilk etapta 19 bin 61 adet levha için düzenleme yapıldı. 1 Eylül itibarıyla ise kalan 53 bin 989 kilometrelik yol ağında KGM Bölge Müdürlükleri tarafından çalışmalar başlatıldı. Sürecin tamamlanmasıyla birlikte, KGM’nin sorumluluk alanındaki toplam 58 bin 246 adet levha kaldırıldı. Bu düzenlemeler kapsamında, kaldırılan levhaların yüzde 60’ına karşılık gelen 35 bin 247 hız levhasının uygulaması sonlandırıldı. Böylece 68 bin 579 kilometrelik yol ağında yürütülen tüm çalışmalar tamamlanmış oldu."
Ankara 40 yıllık para koleksiyonu Gazze için açık artırmaya çıkıyor Ankara’da yaşayan Menduh Aydemir, 40 yıldır biriktirdiği para koleksiyonunu Gazze’ye bağışlanmak üzere açık artırmaya çıkarıyor. Ankara’da yaşayan 76 yaşındaki koleksiyoner Memduh Aydemir’in, Gazze’ye yardım amacıyla bağışlamak istediği para koleksiyonu açık artırmayla satışa sunuluyor. Yaklaşık 40 yıldır hobi amaçlı biriktirilen koleksiyon, 8 ve 15 Ocak tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek iki ayrı müzayede de alıcılarıyla buluşacak. Koleksiyoner sahibi Aydemir, açık artırmalardan elde edilecek gelirin tamamının Gazze’ye bağışlanacağını duyurdu. "Filistinli kardeşlerime yardım etmek istiyorum" Yaklaşık 40 yıldır topladığı para koleksiyonunu satarak elde edilecek geliri Filistin’e bağışlamak istediğini ifade eden Menduh Aydemir, "1985 yılından bugüne kadar yaklaşık 40 yıldır, amatör olarak Türkiye dahil bütün ülkelerin kağıt paralarını topluyorum. Bugüne kadar yaklaşık 5 klasör ve bine yakın para topladım. Bu koleksiyonun içinde 6-7 bin lira değerinde paradan, 100 lira değerine kadar para var. Koleksiyonun genel bir kısmı, çok az kısmı da temiz durumdadır. Kendimce Filistinli kardeşlerime yardım etmek istiyorum. Maddi bakımdan onlara yardım edecek durumum yok ancak bu koleksiyonumu onlar için açık artırmayla satarak yardımda bulunabilirim. Türkiye’de de Müslüman kardeşlerimin olduğunu, yardımsever kardeşlerimin olduğunu biliyorum. Açık artırmayla bu koleksiyonu satıp, geliri Filistin’deki Gazzeli kardeşlerime göndereceğim. İş adamlarına ve koleksiyonerlere de ayrıca sesleniyorum; 30-40 yıl bekleyeceğinize tek seferde bütün bu emeğe sahip olabilirsiniz. Sizin de bu işte bir katkınız olsun" dedi. "Para bağışlamaktan daha zoru koleksiyonu bağışlamaktır" 40 Yıldır toplanan bir koleksiyonun bağışta bulunulmasının zor olduğunu vurgulayan müzayede evi sahibi Sertan Uslu, "Menduh amcanın yaklaşık 40 yıldır biriktirdiği koleksiyonu bağışlamasını çok takdir ettim, çünkü ben de bir koleksiyonerim. Para bağışlamaktan daha zoru koleksiyonu bağışlamaktır. Belki bir insanın cebinde parası vardır, bütçesi dahilinde yardım yapabilir ama 40 yıllık emek verilmiş bir koleksiyonu bağışlamak gerçekten çok zor. Bu noktada Menduh amcanın Gazze hassasiyetini paylaştığımız için biz de bu koleksiyonun satılmasında bir aracı olup, herhangi bir komisyon ücreti talep etmeden, müzayede masraflarını karşılayarak bu koleksiyonu açık artırmaya çıkaralım istedik. Müzayede evi olarak Menduh amcanın koleksiyonunu emanet olarak alıp daha sonra açık artırmayı düzenleyip, katılımcılardan da herhangi bir ücret ve komisyon talep etmeden, en yüksek fiyatlara satılmasını ümit ediyoruz. Bu vesileyle Menduh amcamız Gazze’deki katliama karşı bir nebze de olsun orada yaşayan halka katkı sağlayacak. Onların yarasına derman olacak" diye konuştu. "Biz de belirli bir miktar koyarak, kazanılacak parayı Gazze’ye bağışlamak istiyoruz" Koleksiyonun satışından elde edilecek gelirin üzerine müzayede evi olarak bir miktar para koyarak Gazze’ye bağışta katkıda bulunmak istediklerini belirten Uslu, "Herhangi bir kazancımız, çıkarımız olmayacak. Menduh amcayla da konuştuk, sizlere de çok teşekkür ediyorum bu haberi yaptığımız için çünkü haber sayesinde ulaştık biz Menduh amcaya. Biz de elimizi taşın altına koyacağız. Harcamalarımız olacak, tüm müzayede giderlerini biz karşılayacağız. Kendi bütçemiz dahilinde Menduh amcanın koleksiyonunun satış fiyatının üzerine biz de belirli bir miktar koyarak, kazanılacak parayı Gazze’ye bağışlamak istiyoruz. Menduh amcanın yaklaşık bin paradan oluşan ciddi bir koleksiyonu var. O yüzden bu koleksiyonun değerini bulması için iki müzayede düzenlemeyi uygun gördük. 8 Ocak Perşembe ve 15 Ocak Perşembe olmak üzere iki tane müzayede düzenleyerek Menduh amcanın koleksiyonunu açık artırmaya çıkartacağız. Parayla ilgilenen, tüm koleksiyonerlerin hem koleksiyonlarına yeni paralar katmaları için hem de Gazze’ye yardımda bulunmaları için açık artırmaya katılmalarını istiyorum. Ne kadar fazla kişi katılırsa o kadar fazla para toplanır. Bu toplanan para da kayıt altına alınacak. Kayıt altına alındıktan sonra ya AFAD’a bağışlayacağız ya da Menduh amcamızın isteğine göre bir sivil toplum kuruluşu üzerinden bu parayı Gazze’ye ulaştıracağız" şeklinde konuştu.