DÜNYA - 14 Şubat 2026 Cumartesi 21:03 | Son Güncelleme : 14 Şubat 2026 Cumartesi 21:06

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev: "Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan üçlü iş birliği yapacak"

A
A
A

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı kapsamında gerçekleştirilen, "Açık Koridor Politikası, Hazar Denizi Ötesi İşbirliğinin Derinleştirilmesi" konulu panel toplantısında, "Altı aydır barış ortamında yaşıyoruz. İnanın ki bu çok güzel ve özel bir histir ve bunu tüm Azerbaycan halkı paylaşmaktadır. Bağlantılar ve birleştirici güzergahlar bizi daha da entegre hale getirecek ve Güney Kafkasya’da tamamen yeni bir durum oluşturacaktır. Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan artık üçlü şekilde iş birliği yapacaktır" dedi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’na katılmak üzere bulunduğu Münih kentindeki temaslarına devam ediyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Aliyev Münih’de, "Açık Koridor Politikası. Hazar Denizi Ötesi İşbirliğinin Derinleştirilmesi" konulu panel toplantısına katıldı. Bölgede özellikle koridor ve bağlantılarla birçok meselenin artık değişmiş olduğunu belirten Aliyev, "Bu süre zarfında fiziksel altyapının oluşturulmasına Azerbaycan yatırımlar yapmıştır. Deniz limanlarına, ayrıca demir yollarına ve hava taşımacılığı ile yüklerin taşınmasına yatırım yapmıştır ve açık bir şekilde, bölgesel ulaşım merkezine dönüşmek için komşularınızla iyi ilişkileriniz olmalıdır. Bu bağlamda Batı ve Doğu açısından Azerbaycan buna çalışmaktadır. Azerbaycan’ın coğrafi konumu böyledir ki, Avrupa ile Asya arasında yer almaktadır. Bu bir avantajdır. Ancak uygun altyapı olmazsa bunun anlamı da hissedilmez. Biz Azerbaycan toprakları üzerinden 100 binden fazla TEU yük taşımış bulunuyoruz ve hacmin 250 bin, 300 bin, hatta 400 bine çıkarılması öngörülmektedir. Biz kendi deniz limanlarımızın geliştirilmesine yatırımlar yaptık; halihazırda artık bu seviyeye yaklaşıyoruz. Bölgesel bağlantı projeleri yalnızca demir yollarıyla değil, aynı zamanda fiber-optik projeleriyle de ifade edilmektedir. Biz Orta Asya’daki ortaklarımızla Hazar Denizi’nin dibinden çekilecek fiber-optik proje üzerinde çalışıyoruz. Bununla ilgili bu yıl çalışmalar yürütülecektir" dedi.
Ermenistan ile barış sağlandıktan sonra Azerbaycan üzerinden Ermenistan’a, daha sonra ise Avrupa’ya giden koridorun da çok büyük potansiyeli olduğunu belirten Aliyev, "Azerbaycan kendi topraklarında demir yollarının inşasına yatırımlar yapmaktadır. İnşa edilecek ve yeniden restore edilecek demir yollarının uzunluğu 600 kilometre olacaktır ki bu, Azerbaycan’ın ana kısmında ve Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti topraklarına olacaktır. Ermenistan topraklarında ise 40 kilometrelik bir mesafe olacaktır. Bu nedenle, bunlar hayata geçirildiği zaman Orta Koridor ile birlikte iki güzergahımız olacaktır. Doğu ile Batı arasındaki yük taşımacılığı Güney Kafkasya üzerinden gerçekleştirilecektir" açıklamasını yaptı.

"Sınırlarımızda barış sağlandı"

Ermenistan ve Azerbaycan arasında paraflanan barış anlaşmasını hatırlatan Aliyev, "Bu olay ABD Başkanı Donald Trump’ın katılımıyla gerçekleşti. Ayrıca, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve benim imzaladığım ortak bildiri Trump tarafından da imzalandı. Sınırlarımızda barış sağlandı. Tamamen yeni bir durum oluşmuş durumda. Hiçbir çatışma yok, kimse yaralanmıyor, hiçbir sivil öldürülmüyor" dedi.
Bu yıl Ermenistan ve Azerbaycan arasında bir barış anlaşmasının imzalanacağına olan inancını dile getiren Aliyev, "Biz Ermenistan ile artık iş birliğine başladık. Yük taşımacılığında Azerbaycan topraklarındaki tüm kısıtlamaları kaldırdık ve Gürcistanlı dostlarımıza da teşekkürümüzü bildirmişiz ki onlar çok önemli transit imkanlarını oluşturdular. Çünkü Azerbaycan topraklarından Gürcistan üzerinden yükler Ermenistan’a gidiyor, daha sonra ise biz onlar için çok önemli olan petrol ürünü ihraç ediyoruz. Resmi barış anlaşmasının imzalanmasına gelince, bu Ermenistan Anayasası’nda yapılacak değişikliklere bağlı olacaktır. Bir maddeyi oradan çıkarmalıdırlar ki bu, Azerbaycan topraklarına ilişkin iddialarla ilgilidir ve bu şekilde kalmıştır. O değişiklik yapıldıktan hemen sonraki gün söz konusu anlaşma imzalanabili" dedi.

"Biz artık 6 aydır barış ortamında yaşıyoruz"

Barışın ancak gerçek anlamda bir barış süreci olduğunda sağlanabilir olduğunu belirten Aliyev, "Evet, belgenin imzalanması önemlidir, bu temeldir ancak ondan sonra ne yapacağımız da önemlidir. Ermenistan ile Azerbaycan arasında son kanlı çatışma yaklaşık 2 yıl önce olmuştur ve bu, tüm çatışmaları göz önüne aldığımızda bir rekor sonuçtur, özellikle de 30 yıldan fazla süren bir çatışma söz konusu olduğunda. Bunun için ne gereklidir? Güçlü siyasi irade ve bu çatışmaya son vererek yeni bir barış sayfası açmak. Biz artık 6 aydır barış ortamında yaşıyoruz. İnanın ki bu çok güzel ve özel bir histir ve bunu tüm Azerbaycan halkı paylaşmaktadır. Eminim ki Ermenistan halkı da böyle düşünmektedir. Bağlantılar ve birleştirici güzergahlar bizi daha da entegre hale getirecek ve Güney Kafkasya’da tamamen yeni bir durum oluşturacaktır. Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan artık üçlü şekilde iş birliği yapacaktır" dedi.

TRIPP projesi

Aliyev, Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu (TRIPP) projesine ilişkin, "ABD’nin güzergahı önemli bir rol oynamakta ve yeni bir bağlantı oluşturmaktadır. Daha önce söylediğim gibi, Çin’den Orta Asya’ya, Trans-Hazar bölgesine, Azerbaycan’a, Ermenistan’a ve Azerbaycan’ın Nahçıvan’ına, Türkiye’ye ve daha sonra Avrupa’ya uzanan güzergahla tamamen yeni bir durum oluşturacağız ve bu tüm ülkeler için faydalı olacak. Bu güzergahta yer alan tüm ülkeler hem siyasi hem ekonomik açıdan entegre olacaktır ve bu da Ermenistan ile Azerbaycan arasında uzun vadeli ve kalıcı barışa bir temel olacaktır" ifadelerini kullandı.

TRIPP’in mevcut ABD yönetimi ve gelecekteki yönetimler için de çok önemli olacağını belirten Aliyev, "Eğer bu koridor yönetim için böyle önemli olmasaydı, ABD Başkanı kendi adını vermezdi. Onun adının verilmesi bunun hayata geçirileceği anlamına gelmektedir ve bu oldu. Biz tamamen eminiz ki ABD bunun bir parçası olacaktır. Elimizdeki bilgilere göre ABD ve Ermenistan, fiziki inşaat çalışmalarını yürütecek ve yatırımları çekecek bir şirket kurmak istiyor. Açık kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre hisselerin yüzde 76’sı ABD’ye ait olacak, kalan kısmı ise Ermenistan’a ait olacak. Bu ilk 49 yıl boyunca böyle olacaktır. Daha sonra sonraki 49 yıllık dönemde eğer bu format işlevsel olursa, bu bir asır boyunca yürürlükte kalacaktır. İkincisi, haklı olarak belirttiniz ki ABD’nin bağlantı projelerine farklı yaklaşımları vardır ve yalnızca Başkan Trump iktidara geldikten sonra büyük bir ilginin oluştuğuna tanık olduk. Diğer bir ifadeyle, bölgede Azerbaycan’da, Gürcistan’da ve Orta Asya’daki ortaklarımızda bugüne kadar yapılan tüm çalışmalar Amerikan katılımı olmadan gerçekleştirilmiştir. Örneğin biz Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye olarak boru hatları inşa ettik, Bakü-Tiflis-Kars hattı yapıldı. Bütün bunları Amerika’nın pratik katılımı olmadan gerçekleştirmişiz. Biz bunu kendimiz yapmışız. Şimdi ise mevcut duruma gelince, Başkan Trump’ın yönetimi buna dikkat göstermektedir. Elbette söz konusu bu geniş kapsamlı projenin hayata geçirilmesi daha da yüksek bir seviyeye çıkacaktır. Burada bir hususu da belirtmek isterim. Biz burada bölge ülkelerinden bahsettik, ancak Hazar Denizi’nin diğer kıyısında bulunan Orta Asya devletlerini unutmamalıyız. Onlar olmadan Çin’den herhangi bir yük Avrupa’ya ulaşamaz. Bu nedenle güzergah şöyledir Çin, Orta Asya, Hazar Denizi, Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve ardından Avrupa. Coğrafya budur ve Azerbaycan halihazırda Orta Asya ülkeleriyle çok aktif bir şekilde çalışmaktadır" ifadelerini kullandı.

Rusya'nın Ukrayna'daki Azerbaycan altyapısına yönelik saldırıları değerlendirildi

Azerbaycan’ın Ukrayna’da enerji sektöründe faaliyet gösteren şirketlerinin çeşitli zamanlarda kayıplar yaşamasına ilişkin soruyu cevaplayan Aliyev, "Bu konular defalarca gündeme getirilmiştir. Çeşitli resmi temaslarımızda, dışişleri bakanları ve cumhurbaşkanlığı düzeyinde bu meseleler ele alınmıştır. Yalnızca Azerbaycan’ın Ukrayna’daki enerji altyapısına saldırılar düzenlenmemiştir, aynı zamanda Azerbaycan’ın Ukrayna Büyükelçiliği’ne de üç kez saldırı olmuştur. İlk saldırı gerçekleştiğinde bunun tesadüf olduğunu düşünmüştük. Daha sonra Rus meslektaşlarımıza Azerbaycan’ın diplomatik temsilciliklerinin, konsolosluk bölümünün, kültür merkezimizin ve büyükelçiliğimizin koordinatlarını iletmiştik. Ancak buna rağmen iki ek saldırı daha olmuştur. Bu, bilinçli şekilde Azerbaycan’ın diplomatik temsilciliklerine yönelik bir saldırıydı. Bu çerçevede Rus Büyükelçi davet edildi, kendisine diplomatik nota verildi. Biz yalnızca diplomatik formatta adımlar attık, bunun dışında herhangi bir adım atmamız mümkün değildir. Ancak bunu Azerbaycan’a karşı dostane olmayan bir davranış olarak değerlendiriyoruz. Azerbaycan hükümeti gerekli tüm diplomatik adımları atmıştır" dedi.

Rafıg Macidov

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Rize Şevki Bayraktar: "Çiftçilerimiz her türlü afete maruz kaldı; Don, dolu, hortum... Şimdi aşırı yağışlardan dolayı sel felaketleri" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şevki Bayraktar, son yıllarda artan doğal afetlerin tarımsal üretimi ciddi şekilde tehdit ettiğini belirterek "Çiftçimizin bu ekonomik faaliyetten para kazanması lazım. Hem sattığı ürünün para etmesi lazım hem de destekleme politikalarıyla çiftçimize destek vermek lazım" dedi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şevki Bayraktar bir dizi ziyaret kapsamında Rize’ye geldi. Bayraktar, ilk olarak Rize’nin Çayeli ilçesinde Ziraat Odası tarafından düzenlenen ve bu yıl 5’incisi gerçekleştirilen Ata Tohumu Fide Dağıtım Etkinliği’ne katıldı. 20 bin fidanın dağıtıldığı etkinlikte Bayraktar da çiftçilere fidan dağıttı. Buradan Ardeşen Ziraat Odası’na giden Bayraktar, üreticiler ve oda temsilcileriyle bir araya geldi. Ardından Fındıklı Ziraat Odası’nın kurmuş olduğu Meci Tarım Parkı’nı inceledi. Seraları gezen Bayraktar faaliyetler ve işleyiş hakkında detaylı bilgi aldı. Rize’den Artvin’in Borçka ilçesine geçen Bayraktar burada da çiftçiler ve oda yönetimi ile bir araya gelerek fikir alışverişinde bulundu. Ziraat odalarının artık mali yönden güçlü olduğunu ve çiftçiler için önemli hizmetler verdiğini kaydeden Bayraktar, "Odalarımızın tabii önemli hizmetleri var. Son yıllarda, son 10-15 yılda odalarımız idari ve mali yönden güçlü hale geldi ve önemli hizmetler veriyorlar. Bundan da tabii büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bugün aşağı yukarı 25 bin civarında bir fidan dağıtım törenine katıldık, odamız tarafından organize edilen. Bu ve benzer hizmetleri tabii vermeye devam ediyoruz. Ziraat Odaları Birliği, çiftçi iletişim sistemini kurdu. Artık Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan ÇKS’yi de aldık. Odalarımız, ÇKS işlemlerini odalarımız yapıyor. Buradaki muradımız şu: Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde çalışan, il müdürlüklerimizde çalışan teknik elemanların sahada olması, sahada daha rahat hizmet verebilmeleri açısından bu yükü almamız önemliydi. Şimdi çok daha rahat bir şekilde sahada hizmet verebiliyorlar. Tabii odalarımız fabrikalar da kuruyor, ürün işleme tesisleri kuruyor, laboratuvarlar kuruyor. Çok farklı hizmetleri de hayata geçiriyorlar" dedi. Çiftçilerin son yıllarda art arda yaşanan afetlerle mücadele etmek zorunda kaldığını vurgulayan Bayraktar, "Biz bir meslek örgütü olarak, çiftçiye hizmet veren bir örgüt olarak üzerimize düşeni yapmamız lazım. Çiftçimizin her zaman yanında olmamız lazım ki biliyorsunuz son birkaç yıldan beri büyük afetler geçirmeye başladık. Mesela geçen yıl bin 11 afet geçirdik. Yani alanda bu büyük bir rakam ve çiftçilerimiz her türlü afete maruz kaldı; don, dolu, hortum... Şimdi aşırı yağışlardan dolayı meydana gelen sel felaketleri... Dolayısıyla bu sıkıntılı zamanlarda çiftçimizin yanında oluyoruz. Çiftçimizin sorunlarını Sayın Cumhurbaşkanımıza ve ilgili bakanlarımıza götürüyoruz ve gerekli tabii destekleri istiyoruz. Buna da devam edeceğiz. Sahada gezmeye devam ediyoruz, sahada bulunmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Doğal afetlerin yanı sıra bölgedeki jeopolitik gelişmelerin de üreticiyi olumsuz etkilediğini söyleyen Bayraktar "Jeopolitik riskler de çiftçimizi zorlamaya başladı. Dolayısıyla bölgemizdeki savaş bizim maliyetlerimizi artırdı. Yani destekleme, bu manada destekleme politikalarının tekrar gözden geçirilmesinde büyük fayda var. Üreticilerimizin gübre maliyetleri arttı, mazot maliyetleri arttı, ilaç ve tohum gibi girdi maliyetleri arttı. Dolayısıyla bu maliyetleri dikkate alan bir destekleme politikasına ihtiyaç var. Daha doğrusu destekleme bütçesinin artırılması gerekiyor. Zaten bu talepte de bulunduk. Bununla ilgili çalışmalarımız da devam edecek. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz ve ilgili bakanlarla önümüzdeki aylarda yine bir toplantı yapacağız. Bunu 15 gün evvel gerçekleştirdik ama özellikle bu destekleme bütçelerini masaya yatıracağımız, değerlendireceğimiz bir toplantı daha yapacağız. Burada Ziraat Odaları olarak çiftçimizle alakalı taleplerimizi dile getireceğiz. Çiftçimizi desteklemekten başka çare yok. Çiftçimizi desteklemediğimiz takdirde zaten gençlerimiz kalmadı. Yani 18-35 yaş arası gençlerimiz yüzde 5’e kadar düştü. Dışarıdan göçmenler gelmediği takdirde tarımsal işletmelerinde çalışacak insan bulamıyoruz. Bu gerçeği kabul edelim. Ve çiftçimizi desteklemekten başka çaremiz yok. Yaşlılarımız da ki yaş bugün 59-60’a geldi. Yaşlılarımız da çoluğunu çocuğunu alan şehirlere gidiyor" şeklinde konuştu. Çiftçilerin üretimden gelir elde edebilmesinin büyük önem taşıdığını hatırlatan Bayraktar, "Bu bir ekonomik faaliyet ve çiftçimizin bu ekonomik faaliyetten para kazanması lazım. Hem sattığı ürünün para etmesi lazım hem de destekleme politikalarıyla çiftçimize destek vermek lazım. Bu manada çalışmalarımız ve gayretlerimiz devam ediyor. Bunu sağlarsak ülkemizin gıda güvenliğini sağlarız, insanlarımızı doyurmaya devam ederiz. Aksi takdirde dış piyasalarda, bunu beceremediğimiz takdirde dışarıdan ürün almaya çalışırsınız. Bazen öyle zaman oluyor ki pandemi döneminde gördük, paranız olsa da ürün bulamıyorsunuz. 1 kilo buğday bulamadığımız dönemler oldu, bunu unutmayalım. Onun için bu ülkenin çiftçisine ihtiyacımız var, çiftçimizi destekleyeceğiz" dedi. Konuşmasında Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki çiftçilerin korkulu rüyası haline gelen kahverengi kokarca tehdidine de dikkat çeken Bayraktar, zararlıyla mücadelenin daha güçlü şekilde sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Bayraktar, "Ziraat odalarımız bu manada zaten üzerlerine düşeni yapıyorlar. Yani her ziraat odamız bütçesi elverdiği ölçüde bu mücadelede, elinden geleni yapıyor ve çiftçimize katkı sağlamaya çalışıyor. Şimdi burada tabii biz bu işi yaparken paydaşlarımızla birlikte hareket ediyoruz, Tarım ve Orman Bakanlığıyla birlikte hareket ediyoruz. Yalnız şunu söyleyeyim; özellikle bu zararlılardan kokarcayla çok iyi mücadele edemezsek bakın fındık üretimimiz de, başka üretim alanlarımız da çok zarar görecek. Sadece fındık değil. Başka ürünler, her ürüne zarar veriyor böyle bir zararlı. Bununla mücadeleyi daha güçlü yapmak zorundayız, bunu net olarak ifade edeyim. Yani bir mücadele var. Hem örgütler hem kamu bu manada, elinden geleni yapıyor ama şimdi kışlak kışlak mücadelesi bitti, şimdi havalar açılır açılmaz bak bu yağışlar biter bitmez, havalar açılır açılmaz bahçelere dadanacak. Dolayısıyla zarar vermeye devam edecek. Bu mücadeleyi hep birlikte daha güçlü vermek zorundayız. Aksi takdirde fındık, üretimini, hatta başka ürünlerimizi de, bakın meyve, sebze, mısır ne bulursa dalıyor, ne bulursa zarar veriyor. Başka ürünlerimizin üretimine de, olumsuz zarar verir. Bu mücadeleyi daha güçlü yapmak zorundayız, bunu ifade edeyim" şeklinde konuştu. Bayraktar buradaki temaslarının arından tekrar Rize’ye dönerek Rize Ziraat Odası Başkanı Bünyamin Arslan’ın düğün törenine katılarak nikah şahitliğini yaptı.