DÜNYA - 25 Eylül 2025 Perşembe 23:13 | Son Güncelleme : 25 Eylül 2025 Perşembe 23:22

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev: "Biz hem savaşı kazandık, hem barışı sağladık"

A
A
A

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ABD’nin New York şehrinde gerçekleştirilen 80. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, "Azerbaycan yeni bir döneme adım attı. Biz hem savaşı kazandık, hem barışı sağladık. İşgale son verdik ve yeniden imar çalışmalarına başladık. Adalet zafer kazandı, egemenlik pekişti ve barış fiilen sağlandı" dedi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 80. BM Genel Kurulu’na katılmak üzere ABD’nin New York şehrinde geldi. Aliyev, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, uzun yıllar boyunca kürsüde Azerbaycan’a karşı işlenmiş saldırı, işgal ve adaletsizlik faciaları hakkında konuştuğunu hatırlattı. Ancak bugün ise Azerbaycan’ı zafer ve barışa götüren uzun yoldan ve Azerbaycan tarihindeki yeni dönemden bahsedeceğini belirten Aliyev, "Yaklaşık 30 yıl boyunca Azerbaycan’ın egemen topraklarının yaklaşık yüzde 20’si Ermenistan’ın askeri işgali altında kaldı. Ermenistan’ın yürüttüğü etnik temizlik siyaseti ve savaş suçları sonucunda 1 milyon Azerbaycanlı kendi yuvasından sürgün edildi. Onların temel insan hakları ağır şekilde ihlal edildi. BM Güvenlik Konseyi’nin 1993’te kabul ettiği dört kararda Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin işgal altındaki topraklardan derhal, tam ve şartsız çekilmesi talep edildi. Ne yazık ki bu kararlar hiçbir zaman uygulanmadı. Ermenistan, uluslararası toplum tarafından hiçbir yaptırıma maruz kalmadığı için kararlara alenen uymadı. 1992’de çatışmayı çözmek için kurulan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu ise misyonunu yerine getiremedi. AGİT Eşbaşkanları, uluslararası hukuk norm ve ilkelerini uygulamak yerine statükoyu korumaya ve çatışmayı dondurmaya çalıştılar. 2020’de, 30 yıla yakın süren sonuçsuz müzakerelerden sonra Azerbaycan, BM Şartı’nın 51’nci maddesine uygun olarak meşru müdafaa hakkını kullanmaya mecbur kaldı. Ermenistan savaş sırasında şehirlerimize ve köylerimize balistik füzeler attı, kaset bombalarıyla bombaladı, yüzden fazla masum sivil vatandaşımızı katletti" dedi.

"Müzakereler herhangi bir dış müdahale olmadığı için olumlu sonuç verdi"

Azerbaycan’ın ise savaşı uluslararası insancıl hukuka tam riayet ederek yürüttüğünü belirten Aliyev, "Biz sivillerin korunmasını sağladık, sivil altyapıyı hedef almaktan kaçındık. 44 günlük Vatan Savaşı sırasında Silahlı Kuvvetlerimiz işgal altındaki toprakları özgürleştirdi ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü uluslararası hukuka ve BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarına uygun olarak yeniden tesis etti. 10 Kasım 2020, Ermenistan’ın kapitülasyonu ve yaklaşık 30 yıllık işgalden sonra Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması olarak tarihe geçti.

Azerbaycan zafer savaşından hemen sonra toprak bütünlüğü ve egemenliğin karşılıklı olarak tanınması temelinde Ermenistan’la ilişkilerde yeni bir sayfa açmaya hazır olduğunu beyan etti. Biz uluslararası hukuka dayanan 5 temel ilke ileri sürdük. Barış anlaşması taslağını sunduk. Daha sonra taslak metin üzerinde 2022 Ekim’inden 2025 yazına kadar süren müzakere süreci bizim girişimimizle başladı. Çeşitli provokasyonlara rağmen, müzakereler yalnızca iki taraf arasında yapıldığından, herhangi bir dış müdahale olmadığı için olumlu sonuç verdi. Bu yılın 8 Ağustos’unda Beyaz Saray’da ABD, Azerbaycan ve Ermenistan liderlerinin katılımıyla Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları barış anlaşması metnini parafladılar" ifadelerini kullandı.

Aliyev, 8 Ağustos’ta, Azerbaycan ve Ermenistan’ın ortak bir bildiri imzaladığını hatırlatarak, "ABD Başkanı Donald Trump da buna şahit sıfatıyla imza attı. Azerbaycan ve Ermenistan artık barış süreciyle ilgisi olmayan, eskimiş bir mekanizma olan AGİT Minsk Grubu’nun ve ilgili yapıların kapatılması için ortak başvuru yaptılar. Böylelikle, 1 Eylül tarihinde Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bu yapıların bir kerelik kapatılması hakkında karar aldı. Bölgesel bağlantılar, kalıcı barış vizyonumuzun temelini oluşturuyor. Washington Zirvesi’nin önemli sonuçlarından biri de Zengezur Koridoru’ndan engelsiz geçişi sağlayacak ve bölgesel bağlantıları güçlendirecek olan Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası’dır" diye konuştu.

"Şimdiden 50 binden fazla insan özgürleştirilen topraklarda yaşıyor"

Azerbaycan’ın, 44 günlük savaştan hemen sonra özgürleştirdikleri topraklarda geniş kapsamlı yeniden inşa programlarına başladıklarını hatırlatan Aliyev, "Ermenistan işgal döneminde yüzlerce şehir ve köyümüzü yerle bir etti. 65 camiyi kasten yıktı. Savaş suçluları tarafından 30 yıla yakın bir süre boyunca yürütülen Ermenistan’ın siyaseti buydu. Biz ise yerle bir edilmiş köy ve şehirleri yeniden inşa ediyoruz. ‘Büyük Dönüş’ programı çerçevesinde şimdiden 50 binden fazla insan özgürleştirilen topraklarda yaşıyor, çalışıyor ve eğitim alıyor. Çatışma sonrası dönemde Azerbaycan’ın karşısında duran en ciddi insani sorunlardan biri de Ermenistan’ın işgal döneminde yerleştirdiği mayınların oluşturduğu tehlikedir. Yine, 1990’ların başından itibaren Ermenistan’ın saldırısı ve işgali sırasında kaybolmuş yaklaşık 4 bine yakın Azerbaycanlının geleceği özel dikkat ve önlem gerektiriyor" dedi.

"Yeşil geçişe ciddi şekilde bağlı kalmalı, önümüze gerçekçi olmayan hedefler koymamalıyız"

Azerbaycan’ın birçok girişimle küresel çağrılar karşısında sürdürülebilir çözüm yollarının teşvikine bağlılığını açıkça gösterdiğini belirten Aliyev, "Geçen yıl, iklim faaliyeti, yeşil geçiş ve finansmana adil erişim konularında önemli sonuçlar elde edilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP29) ev sahipliği yapmaktan Azerbaycan gurur duydu. COP29 Başkanı olarak, tüm tarafların, özellikle gelişmekte olan ülkelerin seslerinin duyulmasını sağlayarak, iddialı ve dengeli sonuçlara odaklanmış müzakerelere liderlik ettik. COP29’da kabul edilen ve ‘Bakü finans hedefi’ olarak da bilinen yeni kolektif nicel hedef, küresel iklim finansmanında tarihi bir aşamadır. Bu taahhüt, 2035’e kadar gelişmiş ülkelerin kamu kaynaklarından gelişmekte olan ülkelere yıllık 100 milyar ABD doları tutarındaki başlangıç iklim finansmanı hedefini her yıl en az 300 milyar ABD dolarına ulaştırmayı öngörmektedir. Azerbaycan ayrıca Paris Anlaşması’nın 6’ncı maddesine uygun olarak karbon piyasaları için uzun süredir beklenen çerçeveyi başarıyla tamamlayarak, Paris Anlaşması’nın kabulünden 9 yıl sonra onun tam olarak faaliyete başlamasını sağladı. İklim felaketlerinden etkilenen hassas toplumlara önemli destek sağlayan kayıp ve zararlar fonunun tam faaliyete geçmesi için COP29’da birkaç önemli anlaşma imzalandı. Yeşil geçişe ciddi şekilde bağlı kalmakla birlikte, önümüze gerçekçi olmayan hedefler koymamalıyız" diye konuştu.

"Enerji güvenliği barış, bölgesel bağlantılar ve ekonomik gelişmeyle ilgilidir"

Dünyanın bugün ve yakın gelecekte fosil yakıtlar olmadan yaşayamayacağını belirten Aliyev, "Enerji güvenliği barış, bölgesel bağlantılar ve ekonomik gelişmeyle ilgilidir. Azerbaycan bu amaçların küresel düzeyde ilerletilmesinde aktif rol oynamaya devam ediyor. Azerbaycan birçok ülkenin enerji güvenliğinin sağlanmasında kendini güvenilir ve vazgeçilmez ortak olarak kanıtladı. Çeşitlendirilmiş petrol ve gaz boru hatları aracılığıyla Hazar bölgesinin uluslararası pazarlara bağlanmasında stratejik rol oynuyoruz. Şu anda biz 14 ülkeye doğal gaz ihraç ediyoruz. Böylece Azerbaycan, boru hattı aracılığıyla gaz sağlayan ülkeler arasında dünyada birinci sırada yer almaktadır. Bu, Avrupa’da ve onun ötesinde enerji güvenliğinin sağlanmasında ve tedarik güzergahlarının çeşitlendirilmesinde bizim stratejik rolümüzü yansıtmaktadır. Bunun yanında, son zamanlarda Azerbaycan ve Suriye, enerji tedariği, altyapının geliştirilmesi ve çatışmadan sonra yeniden inşa çalışmalarına odaklanarak ikili ortaklığı güçlendirmiştir. Bu yılın Ağustos ayından itibaren Azerbaycan, Türkiye üzerinden Suriye’ye doğal gaz tedarik etmeye başladı ve böylece ülkenin elektrik enerjisi sıkıntısını önemli ölçüde azalttı. Azerbaycan ayrıca güneş, rüzgar ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına büyük yatırımlar çekiyor. 2030’a kadar enerji üretimimizin yaklaşık yüzde 40’ı yenilenebilir kaynaklar hesabına sağlanacaktır" dedi.

Doğu, batı ve kuzey-güney koridorları gibi bağlantı projelerinin Azerbaycan’dan geçtiğin hatırlatan Aliyev, "2022’den bu yana Orta Koridor üzerinden yük taşımalarında yaklaşık yüzde 90 artışa tanık olduk. Koridor boyunca transit süreleri önemli ölçüde azaldı. Önümüzdeki yıllarda kapasitesi yılda 25 milyon tona ulaşacak Hazar’ın en büyük ticaret filosu, Alat Uluslararası Ticaret Limanı, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu, 9 uluslararası havalimanı, bölgenin en büyük yük taşıma havayolu şirketi ve diğer unsurlar Azerbaycan’ı uluslararası ulaştırma merkezlerinden birine dönüştürüyor. Dijital bağlantılar alanında iş birliği için büyük potansiyel mevcuttur. Azerbaycan, ‘dijital ipek yolu’ gibi önemli bir proje aracılığıyla dijital dönüşüm girişiminde öncüdür. Bu proje Azerbaycan’ın başlıca bölgesel dijital merkeze dönüşmesine zemin hazırlayacak. Hazar Denizi’nin dibinden gelecek nesil fiber optik kablo Şebekesinin kurulması planlara dahildir. Azerbaycan, petrol ve gaz sektörünün yanı sıra ekonomisinin çeşitlendirilmesine, petrol dışı sektörün gelişmesine, reformlar ve şeffaflık yoluyla yatırım ortamının iyileştirilmesine odaklanarak önemli ekonomik büyüme elde etmiştir. Yoksulluğun ve işsizliğin minimum düzey olan yüzde 5’e indirilmesi ülkemizin bir diğer başarısıdır" dedi.

"Hazar Denizi hızla küçülüyor"

Yakın zamanda uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s ve Fitch’in Azerbaycan’ın notunu yükselttiğini belirten Aliyev, "Çok güçlü dış denge, düşük kamu borcu ve ülkenin kendi kaynak fonunun büyük varlıkları başlıca güçlü yönler olarak gösterilmek ile birlikte Azerbaycan’a uygun yatırım derecesi verildi. Bu, ülkemizde ekonomik dayanıklılığın, güçlü mali disiplinin ve elverişli yatırım ortamının seviyesini teyit ediyor. Dış borcumuz Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) yalnızca yüzde 6,5’ini teşkil etmektedir ki, bu da dünyadaki en düşük göstergelerden biridir. Azerbaycan’ın döviz rezervleri dış borcumuzdan yaklaşık 16 kat fazladır. 2022 yılında Hazar Kıyısı Devlet Başkanlarının Zirve Toplantısı’nda Hazar Denizi’nde çevrenin bozulması meselesini gündeme getirdim. Bugün durum daha üzücü. Hazar Denizi hızla küçülüyor. Temel sebep ise iklim değişikliği değildir. Öngörülmeyen sonuçlarıyla ekolojik felaketi durdurmak için Hazar kıyısı devletlerinin birleşik çabaları gereklidir. Azerbaycan ayrıca bu sorunun çözümü için bu ülkelerle yakın iş birliğine hazırdır" diye konuştu.

"Biz hem savaşı kazandık, hem barışı sağladık"

Azerbaycan’ın küresel düzeyde insani yardım faaliyetleriyle de kendini göstermekte olduğunu belirten Aliyev, "Biz, doğal afetlerden, çatışmalardan ve sağlık alanındaki krizlerden zarar gören ülkelere yardım sağladık. Azerbaycan COVID-19 pandemisine karşı yanıt önlemleri kapsamında 80’den fazla ülkeye koruyucu ekipman, tıbbi cihaz ve aşı bağışladı, aynı zamanda da finanse etti. Azerbaycan yeni bir döneme adım attı. Biz hem savaşı kazandık, hem barışı sağladık. İşgale son verdik ve yeniden imar çalışmalarına başladık. Adalet zafer kazandı, egemenlik pekişti ve barış fiilen sağlandı. Biz bu olumlu tecrübemizi paylaşmaya hazırız. Son yıllarda elde ettiğimiz başarılar yalnız Azerbaycan’ın zaferi ve başarısı değil, aynı zamanda uluslararası hukukun sonunda mutlaka üstünlük sağlamasının kanıtıdır. Bizim vizyonumuz nettir. Bunlar, uluslararası hukuka dayalı barış ve kalkınma, devletlerin iç işlerine karışmama, karşılıklı saygı ve iş birliğidir. Gelin birlikte, ikili standartların ortadan kalktığı, adaletin seçici olmadığı, hukukun üstünlüğüne saygı duyulduğu, barışın yalnız sözlerle değil, fiili çalışmalarla sağlandığı bir dünya kuralım" ifadelerini kullandı.

Rafıg Macidov

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Dini nikahlı eşinden 13 yıldır şiddet gördüğünü iddia eden kadın: "Yüzüme kezzap atmakla tehdit etti" Ankara’da uyuşturucu madde ve alkol bağımlısı olduğunu ileri sürdüğü dini nikahlı eşi tarafından 13 yıldır darbedildiğini iddia eden kadın, "Kocam yüzüme kezzap atmakla tehdit etti ve suratımı aynada bakılamayacak hale getireceğini söyledi" dedi. Sincan’da yaşayan 31 yaşındaki H.Y., 13 yıldır dini nikahlı eşi B.M. (35) tarafından psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldığını ileri sürdü. Eşinin aynı zamanda uyuşturucu madde ve alkol bağımlısı olduğunu da iddia eden H.Y., 11 ve 13 yaşındaki kız çocuklarının da eşinin ailesi tarafından alıkonulduğunu ve kendisine gösterilmediğini öne sürdü. Mağdur kadın, ilerideki boşanma ihtimalinden dolayı karşı tarafın mal varlığı paylaşımını engellemek için resmi nikah istemediğini savundu. Eşinin ailesi tarafından da şiddete maruz kaldığını öne süren H.Y., defalarca şikayetçi olduğunu söyledi. Sorumluların hak ettiği cezayı almasını ve çocuklarına kavuşmayı ümit ettiğini dile getiren H.Y., hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini belirtti. "Büyük kızıma hamile kaldığımda hastanedekiler durumu anlayıp bizi ihbar etmesin diye kayınpederim tarafından kaçırılmıştık" Yaşadıklarını anlatan H.Y., "Eşim, anne tarafından akrabamdı. Tanıştığımızda 16 yaşındaydım. Bir sene sonra düğünümüz oldu. Reşit olmadığım için resmi nikahımı yapmamışlardı. Reşit olduğumda yapacaklarını söylemişlerdi. Büyük kızıma hamile kaldığımda hastanedekiler durumu anlayıp bizi ihbar etmesin diye kayınpederim tarafından kaçırılmıştık. Reşit olduğumda resmi nikah istediğimi ve yaşadığım durumlardan utandığımı söyledim. Sürekli bahaneler üreterek ertelediler. Şiddet görmeye başlayınca artık söylemeye de korkar hale gelmiştim. Resmi nikahım olmadığı için çevremdekiler tarafından sürekli aşağılanıyordum. Uğradığım fiziksel şiddetin yanında psikolojik olarak da şiddet görüyordum" dedi. "Bana, ‘Nikah yapılacak kadın değilsin’ diyordu" Pantolon giydiği için dahi darbedildiğini söyleyen H.Y., "Eşim çoğu zaman eve gelmezdi. Başka kadınlarla yakaladığım zamanlar oldu. Nedenini sorduğum için de beni darbediyordu. Bana, ‘Sen pantolon giyiyorsun. Edepsizsin. Nikah yapılacak kadın değilsin’ diyordu. Bana kendimi kötü ve suçlu hissettirmeye çalışıyordu. Uğradığım şiddete dayanamadığım zamanlarda ailemin evine sığınıyordum. Çocuklarımın özlemi ağır basınca kocamın yanına dönmek zorunda kalıyordum. Ailemin evine geldiğimde rahat vermiyordu, bizi sürekli tahrik ediyordu. Ben de utandığım için yanına dönmek zorunda kalıyordum. Döndüğümde ise yine aynı muameleye maruz kalıyordum" ifadelerini kullandı. "Resmi nikah kıymamalarının sebebi mal varlıklarının bölünme korkusuymuş" Eşinin ve onun ailesinin boşanma nedeniyle yaşanacak mal varlığı paylaşımı korkusu nedeniyle resmi nikah yapılmasına yanaşmadığını ileri süren H.Y., şunları söyledi: "Resmi nikah kıymamalarının sebebi duyduklarıma göre ileride boşanma durumu olursa mal varlıklarının bölünme korkusuymuş. Eşim de çoğu kez beni darbederken ağzından aynı şeyi kaçırmıştı. Ben defalarca mal varlıkları için gelmediğimi ve yuvamı kurtarmak için direndiğimi söyledim. Buna rağmen hareketlerine hala devam etti. Ailesi de karşı gelmek yerine yaptıklarını destekliyordu. İlk hamile kaldığım dönemden beri şiddet görmeye başladım. Erken gebelik riski dahi yaşadığım oldu. Hastanede müdahale ederek erken doğum yapmamın önüne geçildi. Daha sonra kayınpederim hastaneye gelerek, ‘Torunuma bir şey olursa seni mahvederim’ diyerek tehdit etti. Korktuğum için doktorlara merdivenden düştüğümü söylemek zorunda kaldım." "Yüzüme kezzap atmakla tehdit etti" Ailesinin ve kendisinin sürekli tehdit ve hakaretlere maruz kaldığını iddia eden H.Y., "Daha önce çok kez şikayetçi oldum. Çocuklarımı kurtarmaya çalışıyordum. Hala da onlardan ayrıyım. Eşim bana, ‘Aç köpek, sen çocuklara nasıl bakacaksın’ diyerek hala hakaret ediyor. Geçmişte bir duruşmamız oldu. Uzlaştırıcı biriyle anlaşmışlar. O kişi bana çocuklarımdan dolayı davadan vazgeçmemi söyledi. Ben de evlatlarımı düşünerek kabul ettim. Yıllarca hep böyle devam etti bu durum. Kocam, ‘Seni öldüreceğim, keseceğim göreceksin. Yüzüne kezzap atacağım. İnsan içine çıkamayacak ve aynada kendine bakamayacak hale geleceksin’ diyerek tehdit etti. Çocuklarım var diye hep sustum" diye konuştu. "Çocuklarımı istediğimde sürekli hakaret ediyor" Evlatlarından da uzun süredir ayrı kaldığını dile getiren H.Y., "Bunlar normal birinin yapacağı şeyler değil. Yıllardır alkol kullanıyordu zaten. Çevremden de uyuşturucu madde kullandığını duydum. Mesajlarına da şahit olmuştum. Çocuklarımın psikolojisi de bozuk. Beni göremiyorlar. Çocuklarımı istediğimde sürekli hakaret ediyor. 13 yıldır bana yaşattığı şiddetin cezasını çekmesini istiyorum. Evlatlarımı yanımda görmek istiyorum. Yaşadığımız rezilliklerden utandığım için onları vermek zorunda kalıyorum. Bana ve çocuklarıma yaşattıklarının cezasını çekmesini istiyorum" dedi. Pantolon giydiği için darbedildiği görüntüler ortaya çıktı H.Y.’nin son olarak ise pantolon giydiği için B.M. tarafından darbedildiği anlara ait görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde B.M.’nin H.Y.’yi darbettikten sonra telefonuyla kayda aldığı ve pantolon giydiği için tepki gösterdiği anlar yer aldı.
Kayseri Başkan Büyükkılıç: "Bayram sevincimiz çoğalsın, tüm dünyaya yayılsın" Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç; Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında Kayserili hemşehrileri başta olmak üzere tüm İslam âleminin bayramını tebrik etti. Ramazan ayını huzur, kardeşlik ve beraberlik içerisinde geçirdiklerini ve bir rahmetten bir diğer rahmete, bir sevinç ve huzurdan bir diğer sevinç ve huzura ulaştıklarını dile getiren Başkan Büyükkılıç, "On bir ayın sultanı Ramazan’ı huzur içerisinde, kardeşlik ve birlik, beraberlik duyguları ile idrak ederek geçirdik ve bir rahmetten bir başka rahmete, bir huzur ve sevinçten bir diğer sevinç ve mutluluk olan Ramazan Bayramı’na ulaştık. Şükürler olsun, bu sevincimiz çoğalsın, tüm dünyaya yayılsın" ifadelerini kullandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, barış, huzur ve kardeşliğin simgesi olan Ramazan Bayramı’ndaki bu değerler ile yoğrularak insanların kaynaşması gerektiğine işaret ettiği mesajında, şu ifadelere yer verdi; "Uyum ve huzur şehri Kayseri’miz, Ramazan-ı Şerif’in ruhu ile buluştu, birlik ve beraberlik içerisinde güzel bir Ramazan’ı konuk ettik ve şimdi de bu mübarek ayı yolcu ederken, bayramı karşılıyoruz. Barış, huzur ve kardeşliğin simgesi olan Ramazan Bayramı’ndaki bu değerler ile yoğrularak insanların kaynaşması arzumuzdur. Allah bir buçuk milyon Kayseri başta olmak üzere tüm ülkemiz ile İslam âlemini bu coşkulu günde rahmeti, bereketi, afiyeti ve nimetleri ile buluştursun. Ayrıca, vatan için canını feda eden kahraman şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, şehit ailelerimizin, gazilerimizin ve kıymetli ailelerinin de bayramını kutluyorum. Mübarek Ramazan Bayramı’mız kutlu ve mübarek olsun." Büyükkılıç ayrıca bu sene Ramazan Bayramı ile Yaşlılara Saygı Haftası’nın buluştuğunun altını çizerek, bu durumu fırsat bilmek gerektiğini sözlerine ekledi. Başkan Büyükkılıç; "Mübarek Ramazan Bayramı’mız bu sene Yaşlılara Saygı Haftası ile buluştu. Bu müstesna buluşma özellikle ulu çınarlarımızı bayramda anmak, onların gönlünü almak için güzel bir fırsattır. Bu fırsatı kaçırmayalım, çocukların olduğu kadar yaşlı vatandaşlarımızın da bu bayramda gönüllerini hoş tutalım. Ellerini öpelim, bugünün çocukları ve gençleri, yarının yaşlıları olacak. Dolayısıyla böylece bir bakıma kendimizi de bu duruma hazırlayarak davranalım" şeklinde konuştu. Büyükkılıç mesajının sonunda, başta Kayseri olmak üzere tüm İslam âleminin Ramazan Bayramı’nı tebrik ederek, bayramın barışa, huzura ve güzelliklere vesile olmasını diledi.
Ankara ATO Başkanı Baran: "Ramazan Bayramı’nın tüm insanlığa sağlık, mutluluk ve bereket getirmesini, dünyada barış ve huzura vesile olmasını diliyorum" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Ramazan Bayramı dolayısıyla, "Son dönemde dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan gerilimler ve çatışmalar, barışın ve huzurun ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Ramazan Bayramı’nın tüm insanlığa sağlık, mutluluk ve bereket getirmesini, dünyada barış ve huzura vesile olmasını diliyorum" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran, Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Baran; bayramların sevgi, dayanışma ve kardeşlik duygularını güçlendiren, insanlığın ortak değerlerini hatırlatan, barış arzusunu güçlendiren özel günler olduğunu belirtti. Baran, Ramazan Bayramı vesilesiyle yaptığı açıklamalarda, "Son dönemde dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan gerilimler ve çatışmalar, barışın ve huzurun ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Ramazan Bayramı’nın tüm insanlığa sağlık, mutluluk ve bereket getirmesini, dünyada barış ve huzura vesile olmasını diliyorum. Ramazan ayı boyunca sabrı, paylaşmayı ve dayanışmayı yeniden hatırlayıp, gönüllerimizi daha çok yakınlaştırarak, nihayet mübarek bayram günlerine ulaştık. Bayramlar; sevgi, dayanışma ve kardeşlik duygularını güçlendiren, insanlığın ortak değerlerini hatırlatarak, barış arzusunu güçlendiren özel günlerdir. Dünyanın birçok yerinde devam eden savaş ve çatışmalar nedeniyle ne yazık ki bu bayrama buruk giriyoruz. Bayramın taşıdığı hoşgörü ve kardeşlik ruhunun tüm dünyaya yayılarak, savaş ve çatışmaların yerini kalıcı barış ve istikrarın alması en büyük temennimizdir. Huzurun ve istikrarın güçlendiği bir ortam, üretimin, ticaretin ve ekonomik gelişmenin de en güçlü teminatıdır. İş dünyası olarak, ülkemizin refahı ve ferahı için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Bu vesileyle, Başkent iş dünyası ve ATO üyelerimiz ile aziz milletimizin ve tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı kutluyor; bayramın sağlık, huzur, mutluluk ve bereket getirmesini yürekten diliyorum" ifadelerine yer verdi.
İstanbul Yurtta hava durumu Yurt genelinin parçalı ve çok bulutlu, Marmara (Edirne dışında), Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Batı Karadeniz, Doğu Karadeniz’in iç kesimleri, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ile Amasya, Tokat ve Çorum çevrelerinin aralıklı yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların genellikle yağmur ve sağanak, Akdeniz kıyılarında yer yer gök gürültülü sağanak, iç kesimlerinin yüksekleri ile doğu kesimlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. Yağışların Güneydoğu Anadolu (Gaziantep ve Kilis dışında), Mersin, Adana, Hatay, Osmaniye, Niğde, Karaman, Bingöl, Muş, Elazığ, Şırnak, Hakkari ve Bitlis çevreleri ile Antalya’nın doğu, Van’ın güney kesimlerinde kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde kuzeydoğu kesimlerde buzlanma ve don olayı ile sabah saatlerinde doğu kesimlerde pus ve yer yer sis beklenirken, Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ ve kar erimesi tehlikesi bulunuyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan tahminlere göre, hava sıcaklığı güney ve batı kesimlerde 2 ila 4 derece azalacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak. Rüzgar, genellikle kuzey yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara ve Kuzey Ege kıyılarında kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli ve kısa süreli fırtına (40-70 km/saat) şeklinde esecek. Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle: Ankara: Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı 10 İstanbul: Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı 9 İzmir: Çok bulutlu, kuzeyi ile öğle saatlerinde geneli sağanak yağışlı 15 Adana: Çok bulutlu, aralıklı sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı (Yağışların bu sabah ve öğle saatlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor) 16 Antalya: Çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı (Yağışların gece saatlerinde doğu kesimlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor) 20 Samsun: Parçalı ve çok bulutlu 12 Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu 11 Erzurum: Parçalı ve çok bulutlu, akşam ve gece saatlerinde karla karışık yağmur ve kar yağışlı 8 Diyarbakır: Çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı (Yağışların akşam ve gece saatlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor( 14
Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Müzesi’nde anlamlı sergi: "Maske, Mesafe, Temizlik" Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Nevin Ayduslu’nun hazırladığı "Maske, Mesafe, Temizlik" başlıklı seramik yerleştirme sergisi, Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu. COVID-19 pandemisi döneminde toplumun sağlık bilincine kazandırılan hijyen kurallarını sanatsal bir dille ele alan sergi, yüzlerce seramik insan figüründen oluşan büyük ölçekli bir yerleştirme çalışmasıyla dikkat çekiyor. Sanatçı, figürleri domino dizilimi biçiminde bir araya getirerek güçlü bir toplumsal mesaj veriyor. Mesajda; bir bireyin düşüşü, gerekli önlemler alınmadığı takdirde tüm toplumu etkilediği vurgulanıyor. Yerleştirmenin odak noktasını ise pandemi döneminin üç temel kuralı olan maske, mesafe ve temizlik ilkeleri oluşturuyor. Sergi, Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Atilla Eroğlu, Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Bayraktar, Doç. Dr. Oğuzhan Birdal ve Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Meral tarafından ziyaret edildi. Hastane yöneticileri, sanatçı Doç. Dr. Nevin Ayduslu ile bir araya gelerek eseri yerinde inceleyip değerlendirmelerde bulundu. Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi tarafından yapılan paylaşımda, "Sağlık, toplum ve sanatın kesişiminde özgün bir söylem geliştiren bu çalışma, bireyin ve toplumun sağlık bilincine dikkat çekmenin yanı sıra hastanenin müze alanına önemli bir kültürel katkı sunmaktadır. Sergi, Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Müzesi’nde tüm ziyaretçilere açık olup halkımız eseri yerinde deneyimleyebilir" denildi.