VOLEYBOL - 01 Aralık 2008 Pazartesi 11:40

"Başarımızı Tokat seyircisine ve basına borçluyuz!"

A
A
A
"Başarımızı Tokat seyircisine ve basına borçluyuz!"

Tokat Belediye Plevnespor Voleybol Takımı Antrenörü Orhan Yavuz, başarılarını Tokat seyircisi ve basına borçlu olduklarını söyledi...

Aroma Erkekler Voleybol 1. Ligi'nde mücadele eden Tokat Belediye Plevnespor, çarşamba günü sahasında oynayacağı Teledünya Türkiye Kupası maçında Polis Akademisi'ni yenerek bu moralle deplasmanda Fenerbahçe takımı ile karşılaşmayı hedefliyor.

Tokat Belediye Başkanı ve Belediye Plevnespor Kulüp Başkanı Adnan Çiçek, sezon başında tahmin ettiklerinden çok daha iyi bir noktada olduklarını kaydetti. Başkan Çiçek, "Hedefimiz belli ilk 8'in içinde yer almak. Çarşamba günü de Teledünya Türkiye Kupası maçında Polis Akademisi maçını yenerek Türkiye Kupası'nda final oynamak istiyoruz" diye konuştu.  

Tokat Belediye Plevnespor Voleybol Takımı Antrenörü Orhan Yavuz ise başarılarını Tokat seyircisine ve basına borçlu olduklarını söyledi. Takımın ligde 5. sıradaki yerini koruduğunu ifade eden Yavuz, her geçen gün hedef büyütmek zorunda kaldıklarını belirterek, "O kadar güzel sinerji oluştu ki, takım bizi hedef büyütmeye zorluyor. Sezon başında bu takım dipte yapar tavan da yapar ve hala tavanda duruyoruz. Yani Ziraat maçını kaybetmemize rağmen tavanda duruyoruz. Çok özenle seçilmiş çocuklardan kurulu bir takım. Bu kadroyu yeterli görüyorum. Yeni bir transfer düşünmüyoruz. Benim amacım öbür çocukları da vizyon sahibi yapmak. Hal böyle olunca da rahat rahat götürüyoruz. Hedefimiz yok. Tevazu bir erdemdir diyelim. Gidebildiğimiz yere kadar gidelim. Yani çok genç takımız bu takım her şeyi yapar. Ama artık ligden düşmez" dedi.

NURHAN İÇMEZ - TOKAT

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne 28 Şubat mağduru Gülsevin Kuzu, o dönem yaşadıklarını anlattı Edirne’de yaşayan Gülsevin Kuzu, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını anlattı. Kuzu, başörtüsü nedeniyle eğitim ve çalışma hayatında zorluklarla karşılaştığını belirtti. Ankara’da doğan 46 yaşındaki Gülsevin Kuzu, 28 Şubat dönemi sorası 1999 yılırnda Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okuduğunu belirterek, o yılları "inancın sorgulandığı, başörtüsünün suç gibi görüldüğü zamanlar" sözleriyle anlattı. Kuzu, okul ortamında dini kimliğe yönelik olumsuz söylemlerle karşılaştığını, bunun kendisini inancını araştırmaya yönelttiğini ifade etti. Yaptığı okumalar sonrasında başörtüsü takmaya karar verdiğini söyleyen Kuzu, bu tercihin o dönem çevresi tarafından "radikal" olarak değerlendirildiğini dile getirdi. 1997 sonrasında baskının arttığını belirten Kuzu, özellikle kamu kurumları ve eğitim alanında başörtülü kadınlara yönelik kısıtlamaların günlük hayatın parçası haline geldiğini ifade etti. Üniversite hastanelerinde başörtülü ziyaretçilerin içeri alınmadığını, askeri törenlerde bazı ailelerin törenlere katılamadığını gördüğünü belirten Kuzu, bu dönemi "baskının sıradanlaştığı yıllar" olarak nitelendirdi. Sınav günü yaşadığını bir olayı da paylaşan Kuzu, sınava yetişmesine yardımcı olan polislerin aksine sınav salonunda bir görevlinin başörtüsü nedeniyle işlem yapmak istediğini söyledi. Kuzu, yaşanan tartışmanın ardından sınava girmesine izin verildiğini ancak zaman kaybı yaşadığını söyledi. Eğitim sonrasında iş başvurularında da benzer engellerle karşılaştığını ifade eden Kuzu, başörtülü kadınların kamu görevine alınmasının o yıllarda çok zor olduğunu kaydetti. Bugünkü şartları geçmişle kıyaslayan Kuzu, "Şimdiki özgürlük ortamı o dönem için hayal bile edilemezdi" dedi. Elinde bulunan resmi bir belgeyi kamuoyuyla paylaşmak istediğini belirten Kuzu, geçmişte yaşananların hatırlanmasının toplumsal hafıza açısından önemli olduğunu vurguladı. Açıklamasının sonunda farklı inanç ve yaşam tarzlarına saygı çağrısı yapan Kuzu, "Artık herkesin birbirine saygı duyduğu bir ortam istiyoruz" ifadelerini kullandı.