DÜNYA - 30 Mart 2026 Pazartesi 22:33 | Son Güncelleme : 30 Mart 2026 Pazartesi 22:35

Beyaz Saray: "(İran) Görüşmeler devam ediyor ve iyi gidiyor"

A
A
A
Beyaz Saray: "(İran) Görüşmeler devam ediyor ve iyi gidiyor"

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD ile İran arasındaki görüşmeler hakkında yaptığı açıklamada, "Görüşmeler devam ediyor ve iyi gidiyor" dedi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD'nin İran'a yönelik devam eden saldırıları hakkında açıklamalarda bulundu. Leavitt, İran tarafından gelen olumsuz açıklamaların iki taraf arasında aktarılan özel mesajları yansıtmadığını belirterek, "Rejimin geri kalan unsurlarının, yıkımı sona erdirmek ve hala fırsat varken müzakere masasına oturmak için giderek daha istekli hale gelmesini görmek şaşırtıcı değil. Rejimin kamuoyuna yönelik tüm tavırlarına ve yanlış haberlere rağmen görüşmeler devam ediyor ve iyi gidiyor. Kamuoyuna söylenenler, elbette bize özel olarak iletilenlerden çok farklı" dedi.

Leavitt, İran'ın ABD ile bir anlaşmayı reddetmesi halinde Başkan Donald Trump'ın İran rejimine ağır bir bedel ödemesini sağlamak için çeşitli seçenekleri olduğunu belirtti. ABD ile müzakere eden İranlı yetkililerin rejimin önceki liderlerinden daha makul göründüklerini aktaran Leavitt, söz konusu yetkililerin isimlerini kamuoyu ile paylaşmadı. Leavitt, "Bu kişiler, perde arkasında ve artık hayatta olmayan önceki liderlerin bazılarına kıyasla daha makul görünüyorlar" dedi.

"ABD Silahlı Kuvvetleri'yle yüz yüze gelecekler"

İranlı müzakerecilerin diplomatik bir çözüme varmaya istekli olmadıklarının anlaşılması halinde ordunun hedefi olacağı tehdidinde bulunan Leavitt, "Bu, İran'ın nükleer hırslarından vazgeçmek ve bu başkanla bir anlaşma masasına oturmak için doğru olanı yapabileceği tarihi bir fırsat. Aksi takdirde, yine söylüyorum ABD Silahlı Kuvvetleri'yle yüz yüze gelecekler" dedi.

Hürmüz Boğazı'na değinen Leavitt, İran'ın ABD'ye gönderdiği 20 petrol tankerinin ABD ile İran arasında yürütülen doğrudan ve dolaylı görüşmelerin bir sonucu olduğunu ifade ederek, "Başkan'ın diplomasi çabaları ve ekibi bu konuyla ilgilenmemiş olsaydı, tankerler buradan geçemezdi. Bu çabaların devam etmesini bekliyoruz" dedi.

"ABD ordusu her zaman yasaların sınırları içinde hareket edecek"

İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaması halinde ABD'nin İran'ın enerji tesislerini hedef alıp almayacağı yönündeki soru üzerine Leavitt, ABD ordusunun her zaman hukuka uygun hareket edeceğini öne sürdü. Leavitt, "Başkan, şu anda İran rejimine en iyi hamlelerinin bir anlaşma yapmak olduğunu, aksi takdirde ABD Silahlı Kuvvetleri'nin onların hayal bile edemeyeceği yeteneklere sahip olduğunu ve bunları kullanmaktan çekinmeyeceğini oldukça açık bir şekilde belirtti. Elbette yönetim ve ABD ordusu her zaman yasaların sınırları içinde hareket edecek, ancak Destansı Öfke Operasyonu'nun tüm hedeflerine ulaşmak için Başkan Trump hiç durmadan ilerleyecek. Başkan Trump, İran rejiminin bir anlaşma yapmasını bekliyor" dedi.

"Başkan, Destansı Öfke Operasyonu'nun hedeflerine ulaşmaya odaklanmış durumda"

Orta Doğu'daki ABD askerlerinin sayısı göz önüne alındığında Trump'ın çatışmayı "sonlandırmaya mı yoksa şiddetlendirmeye mi" çalıştığı sorusuna Leavitt, "Başkan, Destansı Öfke Operasyonu'nun hedeflerine ulaşmaya odaklanmış durumda. Orta Doğu'da sahada bulunan kuvvetlere gelince, başkomutan için maksimum seçenek oluşturmak Pentagon'un görevidir. Bu, başkanın herhangi bir ek karar aldığı anlamına gelmez" cevabını verdi.

"Tekrar bir anlaşma şansı olursa, başkan dinlemeye açık"

Başkan Trump'ın İran ile görüşmek istediğini söylemesi ve ardından bölgeye ABD kuvvetleri göndermesinin çelişkili olduğuna dikkat çekilmesi üzerine Leavitt, diplomasinin Trump'ın "bir numaralı seçeneği ve önceliği" olduğunu yineledi. Trump yönetiminin savaştan önce bir anlaşma yapmaya yönelik önceki girişimlerini hatırlatan Leavitt, bu çabaların önceki rejimle başarısızlığa uğradığını söyledi. Leavitt, "Tekrar bir anlaşma şansı olursa, başkan dinlemeye açık olacaktır. Ancak bu, 30 gün önce belirlediği ve ordumuzun her gün gerçekleştirmeye devam ettiği askeri hedeflere odaklanmasını engellemez" dedi.

Arap ülkelerinin İran ile savaşın maliyetini karşılamaya katkıda bulunup bulunmayacağı sorusu üzerine Leavitt, Başkan Trump'ın bu fikre sıcak baktığını ifade ederek, "Bunun, başkanın sahip olduğu bir fikir olduğunu biliyorum ve bu konuda ondan daha fazlasını duyacağınızı düşünüyorum" dedi.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizlili basın mensuplarına "Sosyal Medyada Etkili İçerik Üretimi" eğitimi verildi Denizli’de yerel basına yönelik düzenlenen eğitim programında konuşan Yavuz Selim Köşger, dijital çağda dezenformasyonun hızla yayıldığını belirterek, "Üretilen her içerik yalnızca şehri değil, ülkeyi de temsil ediyor" dedi. Denizli’de yerel basın mensuplarına yönelik "Sosyal Medyada Etkili İçerik Üretimi" ve "Algoritmalar Çağında Haber Üretmek" konulu eğitim programı gerçekleştirildi. Denizli Valiliği ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen programa basın mensupları yoğun ilgi gösterdi. Programa Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak ve İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürü Sezgin Sağun katıldı. Açılış konuşmalarıyla başlayan programda dijital haberciliğin dönüşümü, sosyal medya algoritmaları ve doğruluk ilkeleri ele alındı. Konuşmasında çağın "algı çağı" olduğuna dikkat çeken Vali Köşger, algının çoğu zaman gerçeğin önüne geçtiğini vurguladı. Dijitalleşmenin tüm alanlarda köklü değişimlere yol açtığını belirten Köşger, özellikle medya sektörünün bu dönüşümden en çok etkilenen alanların başında geldiğini ifade etti. Dezenformasyonun hızla yayılmasına dikkat çeken Köşger, "Doğru bilgi yerine yanlış ve yanıltıcı içerikler çok daha hızlı yayılıyor. Bu durumun oluşturduğu zararı telafi etmek ise çoğu zaman mümkün olmuyor" dedi. Yerel basının sorumluluğuna vurgu yapan Köşger, üretilen içeriklerin doğru, güvenilir ve teyitli olması gerektiğini belirterek, "Denizli’de yapılan bir haber dünyanın her yerinde görülebiliyor. Bu nedenle her içerik yalnızca şehrimizi değil, ülkemizi de temsil ediyor" ifadelerini kullandı. Konuşmasında Malcolm X’in sözlerine de yer veren Köşger, medyanın algı oluşturma gücüne dikkat çekti ve manipülatif içeriklere karşı hassasiyet çağrısında bulundu. Program kapsamında "Sosyal Medyada Etkili İçerik Üretimi" ve "Algoritmalar Çağında Haber Üretmek (Gazetecilik 2.0)" başlıklı oturumlar gerçekleştirildi. Eğitimde dijital çağda doğru bilgi üretimi, algoritmaların etkisi ve etik habercilik ilkeleri üzerinde duruldu.
Ankara Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve BAE Dışişleri Bakanlarından ortak ’Kudüs’ açıklaması Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, yaptıkları ortak açıklama ile İsrail’in Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihi statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini bildirdi. Türkiye Cumhuriyeti, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Katar Devleti, Suudi Arabistan Krallığı ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin dışişleri bakanları, Müslümanların ibadet için Mescid-i Aksa’nın da içinde bulunduğu Harem-i Şerif’e erişiminin ve Kudüs Latin Patriği ile Kutsal Topraklar Muhafızı’nın Palmiye Pazarı Ayini’ni icra etmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne girişlerinin engellenmesi dahil olmak üzere işgal altındaki Kudüs’te Müslümanlar ve Hristiyanlar için ibadet özgürlüğüne yönelik olarak İsrail tarafından sürdürülen kısıtlamaları en güçlü biçimde kınadı ve reddetti. 8 ülkenin dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Bakanlar, Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihî statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü İsrail girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini yinelemiştir. Devam etmekte olan söz konusu İsrail uygulamaları, uluslararası insancıl hukuk dahil uluslararası hukukun yanı sıra mevcut hukuki ve tarihî statükonun açık bir ihlalini teşkil etmekte ve ibadet yerlerine engelsiz erişim hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Bakanlar, Hristiyanların dini vecibelerini yerine getirmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne serbest erişimlerinin engellenmesi dahil, Kudüs’te Müslümanlara ve Hristiyanlara yönelik hukuka aykırı ve kısıtlayıcı İsrail uygulamalarını kesin bir şekilde reddettiklerini teyit etmiştir. Bakanlar, Kudüs’ün ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekânlarının mevcut tarihî ve hukuki statükosuna riayet edilmesi gerekliliğini vurgulamış, işgalci güç İsrail’in işgal altındaki Kudüs üzerinde hiçbir egemenliği bulunmadığını yinelemiş ve ibadet edenlerin Kudüs’teki ibadet yerlerine erişimini engelleyen tüm uygulamalara son verilmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Bakanlar, İsrail’in Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarını ibadet edenlere mübarek Ramazan ayı dahil olmak üzere 30 gün boyunca kesintisiz olarak kapalı tutmasını ve ibadet özgürlüğünü kısıtlamasını bir kez daha kınamış; bunun uluslararası hukukun, mevcut hukuki ve tarihî statüko ile işgalci güç İsrail’in yükümlülüklerinin ciddi bir ihlalini teşkil ettiğini belirtmiştir. Bakanlar, söz konusu tırmandırıcı tedbirlerin bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik açısından taşıdığı tehlikelere dair uyarılarda bulunmuştur. Bakanlar, toplam 144 dönümlük alanı kapsayan Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu yinelemiş; Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığı’na bağlı Kudüs Evkaf İdaresi ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesi’nin mübarek Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in işlerini yürütmek ve girişleri düzenlemek konusunda münhasır yetkiye sahip hukuki merci olduğunu vurgulamıştır. Bakanlar, işgalci güç İsrail’e Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarının kapatılmasına derhal son vermesi, Kudüs Eski Şehri’ne erişime yönelik kısıtlamaları kaldırması ve Müslümanların Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’e erişimini engellemekten kaçınması çağrısında bulunmuştur. Bakanlar ayrıca uluslararası topluma İsrail’i Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ve kutsal mekanların kutsiyetine halel getirmeye yönelik devam eden ihlallerine ve hukuka aykırı uygulamalarına son vermeye zorlayacak kararlı bir tutum benimsemesi çağrısı yapmıştır."