KENT HABERLERİ - 27 Ağustos 2015 Perşembe 09:35

Beylikdüzü halkı klasik müziğe doydu

A
A
A
Beylikdüzü halkı klasik müziğe doydu

Beylikdüzü Belediyesi tarafından düzenlenen, ‘Şarkılar Neyi Söyler’ operası izleyenlerden tam not aldı. Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu yaptığı konuşmada, “Bizler sanatı toplumla buluşturmanın, barışı ve sevgiyi her yerde vurgulamanın yılmaz bekçileri olacağız” dedi.

Beylikdüzü Belediyesi’nin Enver Adakan Koruluğu’nda düzenlediği ve opera sanatçısı Mithat Karakelle ile piyanist Duygu İnandık’ın sahne aldığı ‘Şarkılar Neyi Söyler?’ operası izleyenlerden tam not aldı. İstanbulluların ilgisinin yoğun olduğu geceye, Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yanı sıra, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün de katıldı. Sanatçıların Türk operasından yanı sıra, ünlü klasik müzik sanatçılarından şarkılar seslendirdiği gecede konuşan Başkan İmamoğlu, Klasik Müzik Günleri’nin önemine dikkat çekti.

“ETKİNLİĞİMİZ TARİH YAZACAK”
Sahneye çıkarak konuşma yapan Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bu etkinliğimizi inşallah tarih yazacak. Beylikdüzü Klasik Müzik Günleri ilerleyen yıllar sonra dünyada adı geçen bir etkinlik olacak. İnsanlar etkinlik tarihlerini takip ederek klasik müzik etkinliğini kaçırmayalım diyecekler” dedi.
İmamoğlu, Klasik Müzik Günleri’ne yönelik eleştirilere cevap vererek, “Bugünlerde Türkiye’nin zor günleri olduğunu biliyorum. Bilinçli olan bütün vatandaşlarımızda bunun farkındadır. Bu etkinliğe bazı eleştirilerde aldık. Sanat etkinliği olmasın, kültürel etkinlik olmasın. Peki ne olsun kapkaranlık bir Türkiye olsun. Bu günlerin gelişinde esas nedenlerin zaten karanlık Türkiye istemelerinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla bizler sanatı toplumla buluşturmanın, barışı ve sevgiyi her yerde vurgulamanın yılmaz bekçileri olacağız” diye konuştu.
İmamoğlu, geçtiğimiz günlerde özel bir televizyon programına katılarak Beylikdüzü klasik müzik etkinliklerini eleştiren bir milletvekiliyle ilgili şöyle konuştu:
“Dün akşam zatı muhterem bir milletvekillerinden bir tanesi eline bizim kataloğu alıp sallayarak, birileri sanatmış, baleymiş diyerek dalga geçerek elinde kitapçığımız salladı. Ben de ona her şeye rağmen Beylikdüzü’nden barış ve sevgi şarkılarıyla selam olsun diyorum.”

“DAHA İLERİYE GİTME İMKANIMIZ OLACAK”
Geceye katılan vatandaşlardan Sabri Kara, gecenin önemine dikkat çekerek, “Çok beğendim. Belediyemiz bu gibi şeyleri önümüze getirdikçe gözümüz, gönlümüz açılacak ve daha ileriye gitme imkanımız olacak” diye konuştu.
Arzu Atalay ise “Muhteşem bir gece Sayın Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Bu tür etkinlikler çocuklarımıza güzel örnek oluyor. Sizin gibi gençlere örnek olur” dedi. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Kitap ve doğa buluşması Ormanya’da gerçekleştirildi Kocaeli’de "Bir Kitap Okumak, Bir Vatan Yeşertmek" etkinliği kapsamında öğrenciler Ormanya’da kitap söyleşisi yaparak, doğayla iç içe keyifli bir gün geçirdi. Başiskele İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen "Dört Mevsim Yeşil Vatan" Projesi kapsamında düzenlenen 3. etkinlik, "Bir Kitap Okumak, Bir Vatan Yeşertmek" temasıyla Kartepe Seka Kamp Alanı ve Ormanya’da gerçekleştirildi. "Kar Şiirleri Dinletisi" ve "Toprak Ana’nın Sofrasında Oruç Açmak" etkinliklerinin ardından düzenlenen programda, 5 farklı okuldan 50 öğrenci ve 10 öğretmen yer aldı. Gezginsatırlar Kitap Kulübü üyelerinin de katıldığı etkinlikte katılımcılar, Seka Kamp Alanı’nda kahvaltı yaparak güne başladı. Programın devamında Ormanya’ya geçen öğrenciler, amfitiyatro alanında "Beyhude Ömrüm" adlı eser üzerine kitap söyleşisi ve tahlil gerçekleştirdi. Öğrenciler, eser hakkında düşüncelerini paylaşarak edebi bakış açılarını geliştirme fırsatı buldu. Etkinliğin koordinatörlüğünü Başiskele Kaymakamlığı AB Dış İlişkiler ve Proje Koordinasyon Ofisi Direktörü Emin Öztürk üstlenirken, moderatörlüğünü Şehit Ozan Özen Proje İmam Hatip Lisesi Edebiyat Öğretmeni Abdulkadir Avcı yaptı. Program, öğrencilerin Ormanya gezisiyle sona erdi. Etkinlikte kitap okuma alışkanlığı ile çevre bilincinin birlikte kazandırılması hedeflenirken, programın bilinçli ve duyarlı nesillerin yetişmesine katkı sunması amaçlandı.
Adana Kozan’da ıslah edilen mera alanı dualarla açıldı, sürüler alanda otlamaya başladı Adana’nın Kozan ilçesinde ıslah çalışmaları tamamlanan mera alanı yeniden hayvancılığa kazandırıldı. Kozan ilçesi Hamamköy Kamışoba Mahallesi’nde ıslah edilen mera alanında açılış töreni düzenlendi. Programın açılışında konuşan Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Beyazıt, meraların hayvancılık açısından en önemli kaba yem kaynaklarından biri olduğunu belirterek, "İlimiz genelinde yaklaşık 449 bin 500 dekar mera alanı bulunuyor. Bu alanlar il yüzölçümünün yaklaşık yüzde 3’üne karşılık geliyor. Meralar, hayvancılığın yanı sıra ekolojik sistem açısından da büyük öneme sahiptir" dedi. Meraların zamanla yoğun otlatma, çevresel etkiler ve plansız kullanım nedeniyle verim kaybı yaşayabildiğini ifade eden Beyazıt, Tarım ve Orman Bakanlığı koordinesinde yürütülen ıslah ve amenajman projeleriyle bu alanların yeniden verimli hale getirildiğini söyledi. Beyazıt, il genelinde bugüne kadar 51 mera ıslah projesi yürüttüklerini belirterek, "Bunların 41’i tamamlandı, 10’unda çalışmalar devam ediyor. Toplam 107 bin dekar alanda ıslah çalışması yapıldı. Bu kapsamda ot verimini artırmak için karışım ekimleri ve gübreleme çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Ayrıca hayvanların su ihtiyacı için sıvatlar yapıyor, gölgelik alanlar oluşturuyoruz" diye konuştu. 70 hayvanı bulunan besici Atilla Konuksever ise yem tasarrufu edeceğini kaydederek meranın kendileri için avantaj olduğunu söyledi. Büyükbaş hayvancılık yapan Ömer Esen de yem katkısı nedeniyle mera alanının avantajlı olduğunu ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. İlçe Müftüsü Mustafa Kaya tarafından yapılan dua ile mera alanı hizmete açılırken, üreticiler hayvanlarını otlatmaya başladı. Hamam Mahallesi’nde 245 dekar alanda yapılan ıslah çalışmasıyla daha önce verimsiz olan mera alanının yeniden hayvancılığa kazandırıldığı bildirildi.
Ordu Başkan Güler: "Ordumuza yeni bir sektör hazırlıyoruz" Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Fatsa’daki üretim tesislerinde yaptığı incelemelerde, yürütülen çalışmalarla kentin üretim kapasitesinin arttığını belirterek, "Ordumuza yepyeni bir sektör hazırlıyoruz" dedi. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, ‘kendi kendine yeten Ordu’ için üretimin yoğun bir şekilde devam ettiği Fatsa ilçesindeki damızlık kaz ve bıldırcın tesisi, kuluçkahane, yapımında sona yaklaşılan yumurta üretim tesisi, yarka üretim tesisi ve damızlık düve yetiştirme merkezinde incelemelerde bulundu. AK Parti Ordu İl Başkanı Samet Özdemir’in eşlik ettiği ziyarette Başkan Güler, teknik ekipten çalışmaların son durumuna dair detaylı bilgi aldı. Fatsa’nın tam bir üretim merkezi haline geldiğine dikkat çeken Başkan Güler, "Yapınca oluyor, bizim milletimiz görerek inanır. Halkımız önce seyretti, takip etti. Yaptıklarımızın doğru olduğunu gördüler ve şimdi de benimsiyorlar. Artık göçü tersine çevirecek güzel çalışmalar ortaya çıkıyor" diye konuştu. "Ordumuza yepyeni bir sektör hazırlıyoruz" Damızlık Kaz ve Bıldırcın Tesisi ile kuluçkahanede 2 bin adet bıldırcından 500 bin yumurta elde edildiğini ifade eden Başkan Güler, "Burası gerçekten bir merkez oldu. Şu an burada 2 bin adet anaç bıldırcınımız var. Bunlardan 500 bin yumurta elde ediyoruz. Bu döngü giderek artıyor ve gelir kaynağı haline geliyor. Ordumuza yepyeni bir sektör hazırlıyoruz. Bunun peşinden bıldırcını lokantaların menülerine koyarak Ordu’ya bir farklılık getireceğiz. Kaz üretimimizde 7 bin kaza ulaşıyoruz. Burada da yine anaç kazlarımız ve kuluçka makinelerimiz var. Onlarla beraber hem AR-GE yapıyoruz. Aynı zamanda fındığın atıklarını yeme katarak yepyeni bir model geliştiriyoruz. Giderek verimin arttığını da gördük. Fındık bahçelerine kaz yakışıyor. Gelir kaynağı haline gelirken besin değeri de artıyor. Protein kaynağı açısından yeni bir sektör ortaya çıkmış oluyor. Bıldırcın yumurtaları hem astım hastalığına iyi geliyor hem de bir besin kaynağı. Bunun dışında tavuklarımız da var. 45 milyon yumurta üretiyoruz. Aynı zamanda 145 bin yarka projemiz var. Yumurta sektörüne gelişme imkânı veriyoruz" ifadelerine yer verdi. "Fatsa güzel bir merkez oluyor" Yapılan çalışmalarla Fatsa’nın güzel bir üretim tesisi haline geldiğini belirten Başkan Güler, "Büyükşehir Belediyemizin yem üretim tesisi, soğuk hava deposu ve paketleme tesisimiz var. Öncesinde zarar eden ve kapanma durumuna gelen yumurta sektörü şimdi çok iddialı bir hale geldi. Savaştan sonra muhtemel bir gıda krizine karşı önlemlerimizi alıyoruz. Mesudiye’de hayvan organize bölgesi için altyapı çalışmaları tamamlandı. Yatırım safhasına girildi. Orada 15 bin büyükbaş hayvan olacak. Aybastı’ya süt ve süt ürünleri tesisi oluşturulacak. Bir ay fındık sezonunda kullanılan fındık bahçelerini 11 ay boş kaldığı için 5’li yemle bambaşka bir sektöre sokuyoruz. Yan ürünlerle de üretimi destekliyoruz. Kanatlı kesimhanesinin de bulunduğu Fatsa güzel bir merkez oluyor" şeklinde konuştu. "Göçü tersine çevirecek güzel bir çalışma ortaya çıkıyor" Hayvancılık alanında yapılan çalışmalarla göçü tersine çevirecek adımların atıldığını ifade eden Başkan Güler, halkın yapılan çalışmaları desteklediğini belirtti. Başkan Güler şu ifadelere yer verdi: "Öte yandan manda sektörü için göletler yapıyoruz. 68 tane göletimiz var. Bunları hem su ihtiyacı için hem de özel olarak mandalar için de gölet hazırlıyoruz. Alt yapısıyla üst yapısıyla bilimsel çalışmalarıyla burası üniversite gibi çalışan bir yer haline geldi. Yapınca oluyor, bizim milletimiz görerek inanır. Halkımız önce seyretti, takip etti. Yaptıklarımızın doğru olduğunu gördüler ve şimdi de benimsiyorlar. Artık göçü tersine çevirecek güzel bir çalışma ortaya çıkıyor."
Adıyaman Çiftçilere zirai alet ve ekipman dağıtıldı Adıyaman’da, tarımsal üretimi desteklemek ve deprem sonrası üretim şartlarını iyileştirmek amacıyla çiftçilere zirai alet ve ekipman desteğinde bulunuldu. GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından finanse edilen "Modern Bağcılığın Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması Projesi" kapsamında üreticilere 230 budama makası ile 23 basınçlı sulama sistemi dağıtıldı. GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından yüzde 50 hibe desteğiyle yürütülen "Meyve üretim alanlarında mekanizasyon ve sağlıklı üretim şartlarının sağlanması projesi" kapsamında 193 çapa makinesi, 74 zeytin silkeleme makinesi ve 43 dal öğütme makinesi üreticilere verildi. Projeler kapsamında ayrıca 19 bin 305 metrekare dut toplama filesi ile 99 bin metrekare bağ gölgeleme filesi olmak üzere toplam 118 bin 305 metrekare file desteği sağlandı. Üreticilerin her zaman yanında olduklarını belirten Vali Varol, "Depremle birlikte çok büyük acılar yaşadık. Ancak bu toprakları terk etmedik. Çiftçimiz de üretimden vazgeçmedi. Bugün verdiğimiz her destek sadece bir ekipman değil, aynı zamanda yeniden ayağa kalkmanın ve umudu büyütmenin en güçlü göstergesidir. Varol, sağlanan desteklerin Adıyaman’da tarımı daha da güçlendireceğini ifade ederek, "Üreticimizin emeğine güç katacak bu desteklerin tüm çiftçilerimize hayırlı, bereketli ve uğurlu olmasını diliyorum" diye konuştu.
Kayseri Baharın ilacı ’zencefil’ Kayseri’de bir aktar, bahar aylarında da zencefil tüketiminin akıntı ve tıkanma sorunlarına iyi geleceğini söyleyerek, "Zencefil hayatımızda sürekli olması gereken bir şey" dedi. Baharın gelmesi ile beraber vatandaşların boğaz yanması, geniz tıkanıklığı gibi şikayetlerinin arttığını söyleyen aktar Muhammed Hanzala Altun, "Bahar aylarının gelmesi ile beraber insanlarda bahar nezleleri, boğazda yanma, geniz tıkanıklıkları, grip tarzı böyle vücut kırgınlıkları oluşuyor. Genelde bize bu şekilde talep oluşturduklarında bizim önerilerimiz de ısırgan otu, papatya çayı, üzerliğin buharını çekme, tuzlu suyla gargara yapma, buruna çekme daha sonra zencefil bal tüketimi, bunun yanında probiyotik olarak yoğurt, turşu tarzı şeyler tavsiye ediyoruz. Fakat dediğimiz gibi çok sıkıntı çekiyorlarsa kesinlikle üzerliğin buharını burunlarına çekip papatya çayı içmeleri, keçiboynuzu özü, keçiboynuzunu kaynatıp tüketmeleri, meyan kökü tüketimi de olur. Bunlar hem vücudun bağışıklığını güçlendirir, hem o vücuttaki semptomları azaltmak için kullanılır. Hiçbir şey bilmiyorsa bile zencefil bal tüketimi, ada çayı bunlar vücut direncini arttırır, bağışıklığı güçlendirir ve alerjik reaksiyonları azaltır" dedi. Altun, zencefilin insanların hayatında sürekli olması gereken bir şey olduğunu söyleyerek, "Zencefil hayatımızda sürekli olması gereken bir şeydir. Kışın vücut ısısını yükseltir, yazın da dediğim şekilde böyle alerjik sıkıntıları gidermede, boğaz kaşıntıları, boğazda yanma, genizde tıkanıklık bunlara iyi gelir. Vatandaşlarımız da rastgele kafalarına göre işte ne bileyim macun hazırlatıp, işte ne bileyim başka türlü karışımları yaptırmamalılar. Ürünlerini güvenip sürekli takip ettikleri, güvenilir aktarlardan almalarını tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Ankara Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür" Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, "23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür" dedi. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayasıyla bir mesaj yayımladı. Mesajında 23 Nisan’ın çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir gelecek inşa ettiğini belirten Geylan, bu bayramın dünyada çocuklara adanmış tek bayram olmasıyla özel bir anlam taşıdığını ifade etti. 23 Nisan’ın Türkiye’nin bağımsızlığı için önemli bir dönüm noktası olduğunu dile getiren Geylan, "Mondros Mütarekesi ile diz çöktürülmek istenen Türk milleti, tüm imkansızlıklara rağmen umudunu yitirmedi. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a ilk adımını attı. Bu adım, emperyalizme ve tutsaklığa karşı yakılan bağımsızlık meşalesiydi. Bağımsızlığa giden bu zorlu yolda Türk milleti, "hürriyet ve istiklal" ülküsü etrafında tek yürek oldu. Kadını, erkeği, genci, yaşlısıyla herkes, vatan topraklarını savunmak için seferber oldu. Bu süreçte Havza Genelgesi ile milletin uyanışı başlatıldı; Amasya Genelgesi’nde yer bulan ’Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır’ sözü, mıh gibi Türk milletinin aklına kazındı. Ardından toplanan Erzurum Kongresi ile manda ve himaye kesin olarak reddedildi ve Temsil Heyeti oluşturularak milli mücadelenin temelleri sağlamlaştırıldı. Sivas Kongresi ile milli irade daha da güçlendi; Temsil Heyeti’nin yetkileri genişletildi. Temsil Heyeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi açılana kadar milli direnişi organize eden, milli mücadeleyi yöneten en yetkili organ olarak görev yaptı ve nihayet Meclisin açılmasıyla birlikte egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesi tüm dünyaya ilan edildi. Gazi Meclis, Kurtuluş Savaşı’nın yürütüldüğü bir karargâh olmasının yanı sıra milli iradeyi esas almış, millet egemenliğini her şeyin üstünde tutmuş ve tam bağımsızlığı en yüce ülkü edinmiştir" ifadelerini kullandı. "Büyük Atatürk, çağdaş bir devlet kurma idealini hayata geçirmiştir" Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsız Türk Devleti’ni kurmak için birçok mücadele verdiğini ifade eden Geylan, "Büyük Atatürk, Türk yurdunun bağımsızlığını kazanmasının ardından da demokratik ve hukuk ilkelerine dayanan, cumhuriyetle yönetilen çağdaş bir devlet kurma idealini hayata geçirmiştir. Zira Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Temsil Heyeti’ni oluştururken ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açarken de amacı yalnızca bağımsızlığı sağlamak değil; aynı zamanda çağdaş, demokratik, güçlü ve müreffeh bir devletin temellerini atmaktı. Bizim için Türkiye Büyük Millet Meclisi; Cumhuriyete uzanan sürecin temel yapı taşıdır. Aziz milletimizin egemenliğinin tecelli ettiği demokratik temsil kurumudur. Ali geleceğimizin güvencesi, bekamızın teminatıdır. Yetkiyi doğrudan milletten alan ve bu yetkiyi yine millet için kullanan yasama organıdır. Toplumdaki farklı fikirlerin temsil edildiği ve sağlıklı bir istişare sürecinin yürütüldüğü bir zemindir. Bu zeminin korunması ve güçlendirilmesi, milli egemenliğin, milli iradenin, demokratik kültürün devamı açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. "23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür" Çocukların kendilerini güvende hissetmesinin milli bir beka meselesi olduğunu vurgulayan Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü: "23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür. TBMM’nin açılışı, aynı zamanda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaktadır. Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan, dünyada çocuklara adanmış tek bayram olmasıyla özel bir anlam taşımaktadır. 23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür. Cumhuriyetimizin ilelebet varlığını sürdüreceğine olan inançla ikinci yüzyılını idrak ederken ve 21. yüzyılın Türk asrı olacağını vurgularken, 23 Nisan’ın çocuklarımızın özgürce oyun oynayabildiği, çocukluklarını doyasıya yaşayabildiği ve haklarının güvence altına alındığı bir bayram olması büyük önem taşımaktadır. Çocuklarımızın kendilerini güvende hissetmelerinin sağlanması bir beka meselesidir. Bu noktada çocuklarımızın kendilerini güvende hissetmelerinin sağlanması bir beka meselesidir. Okullarımızda yaşanan son saldırılar, hem öğrencilerimizin hem de öğretmenlerimizin ve tüm eğitim çalışanlarımızın can güvenliğinin ne denli büyük bir tehdit altında olduğunu acı bir şekilde gözler önüne sermiştir. Şiddet sarmalına sürüklenen okullarımız, güvenli alanlar olmaktan çıkarsa, eğitimin temelini oluşturan huzurlu eğitim ortamı telafisi mümkün olmayacak şekilde zarar görecektir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklarımızın yüzlerinin gülmesi gerekirken çocuklarımız bugün korku ve endişe içindedir; arkadaşlarının yasını tutmakta ve travmaların gölgesinde büyümektedirler. Bu tablo, yalnızca bugünü değil, yarınlarımızı da tehdit eden derin bir soruna işaret etmektedir. Şayet geleceğimiz olan çocuklarımızın sağlıklı, güvenli ve umut dolu bireyler olarak yetişmesini istiyorsak okullarımızda güvenliğin güçlendirilmesi, önleyici tedbirlerin artırılması ve tüm paydaşların kararlılıkla iş birliği içinde hareket etmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur. Öte yandan 23 Nisan, tüm çocuklarımızın sağlık ve eğitim hizmetlerinden eşit ve adil şekilde yararlanabildiği, her türlü istismardan uzak tutulduğu, beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçlarının karşılandığı bir bayram olmalıdır. Her çocuğun güven ve huzur içinde büyümesi, fırsat eşitliğine sahip olması 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın taşıdığı ruha uygun olacaktır. Şehit çocuklarımız da bizlere emanettir. Biz öğretmenler, vatanı için canını feda eden şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkıyor; 23 Nisan’da hiçbirini unutmuyoruz. Onlar devletimizin ve milletimizin çocuklarıdır. Şehitlerimizin kıymetli çocuklarına sahip çıkmak, bizim en öncelikli sorumluluğumuzdur. İstiklalden istikbale uzanan bu kutlu süreçte; varlığını vatanımızın bağımsızlığına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin payidarlığına adamış aziz milletimizin azmi, kararlılığı ve fedakarlığı yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir. Bu minvalde, TBMM’nin açılışının 106. yıl dönümünü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutluyor; bu toprakları bizlere vatan yapan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi, Kahramanmaraş’ta yitirdiğimiz körpecik canlarımızı ve şehit öğretmenimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz."