GENEL - 10 Mart 2009 Salı 16:19

Bor madeni kaşifinin ibret dolu hikayesi

A
A
A
Bor madeni kaşifinin ibret dolu hikayesi

Dünyanın peşinden koştuğu, geleceğin en önemli yaşam kaynaklarından olan, "Bor" madenini, Türkiye'de bulan kaşifin Bigadiçli amatör madenci Muharrem Girgin olduğu bildirildi.

Bor madenini bularak, ilçesine ve Balıkesir'e, Türkiye'ye hatta dünyaya çok büyük bir hizmet eden amatör madenci Muharrem Girgin'in yöresinin ve ülkesinin ekonomik kalkınmasında büyük yeri olmasına rağmen bugün mezarının yerinde yeller esiyor.

Bor mucidi Muharrem Girgin'in bugün bırakın heykelinin dikilmesini adının dahi bir yere verilerek yaşatılmaması ailesini üzerken, Bigadiç'in Yolbaşı köyündeki mezarının bakımsız olması görenlerin yüreğini burkuyor.

25 yıl dışarıda aradığı madeni kendi köyünde buldu

Memleketi olan Balıkesir'in Bigadiç ilçesinde herkesin tanıdığı 1894 Yolbaşı köyü doğumlu olan Muharrem Girgin'in yakınlarına anlattığına göre, İstiklal Harbi'nden sonra işgal edilen bölgenin kurtarılmasının ardından Bigadiç ilçesini terk eden Yunan çeteleri, Yolbaşı köyünden ayrılırken Muharrem Girgin'e bölgede çok büyük bir bor madeni olduğunu söyleyip bulmasını isterler.

Düşman Anadolu topraklarından çekildikten sonra bor cevherini bulma sevdasına tutulan Muharrem Girgin, başta Balıkesir ve ilçeleri olmak üzere Çanakkale'de, Kütahya'da merkep üstünde elinde çekici ile dolaşıp tam 25 yıl aralıksız maden arar. Yıllarca süren çabaları sonuç vermeyen Muharrem Girgin tekrar Yolbaşı köyüne döner. Köydeki Kireçlik mevkii denilen yerde çalışma yapan Muharrem Girgin onca yıl gezip çalışıp da bulamadığı bor madenini 1946 yılında kendi köyünde bulur. Hemen maden dairesine müracaat eden Muharrem Girgin, madenin arama ve işletme ruhsatını alır. Bu arada büyük oğlunu askere gönderen Muharrem Girgin, amatörce maden ocağında çalışmalarını sürdürmeye devam eder.

Almanlar "kireç taşı" dedi

Madenci Muharrem Girgin'in bulduğu bor cevherinden alınan bir kısım numune, daha iyi incelenmesi için Almanya'daki laboratuarlara gönderilir. Fakat, Alman makamlar her örnekte bunun bir kireçtaşı olduğunu söylerler. Girgin'in asker ocağındaki oğlu Selamettin Girgin, güreş müsabakalarında birinci olur ve komutanı tarafından ödüllendirilmek üzere makama çağrılır. Dönemin Tugay Komutanı Alaaddin Yakal, Selamettin Girgin ile sohbet ederken nereli olduğunu, babasının ne iş yaptığını sorunca, genç de anlatır. Babasının ne madeni işlettiğini soran komutan bor madenini duyunca Selamettin Girgin'e İstanbul'da bir adres verir. Askerinden babasıyla birlikte mutlaka bu adrese gitmelerini tembihleyip Selamettin'e de bir aylık izin verir. Bigadiç'e dönen Selamettin olayı babasına anlatır ve beraber İstanbul'a giderler. İstanbul'da bunları Tugay Komutanı Alaaddin Yakal ve kardeşi Kimyager Dr. Hüsamettin Yakal karşılar. Beraberinde getirdikleri bor madenlerini kimyagere gösteren Muharrem Girgin, bunların bor madeni olduğunu, kendi imkanları ile 7 defa Almanya'ya tahlile gönderdiği halde Almanya'dan her seferinde bu numunelere kireç taşı raporu verildiğini anlattı.

Numuneleri inceleyen Türk kimyager ise bunların gerçekten bor madeni olduğunu söyler. Daha sonra aralarında bir anlaşma yapan Muharrem Girgin, Tugay Komutanı Alaaddin Yakal ve Kimyager Dr. Hüsamettin Yakal, Bigadiç'e gelerek Faraş (yeni adı Yolbaşı) Çamköy şirketini kurarlar. Şirket 1950 yılından itibaren çalışmaya başlar. 1978 yılına kadar çalışmalarına devam eden bu şirket, 1978 yılında çıkarılan 2178 Sayılı Kanun gereği madenler devletleştirildiği için kamuya geçer.

Torunu tamircilik yapıyor

25 yıl boyunca canla başla çalışıp bor madenini bulan amatör madenci sayesinde, hem Türkiye hem de Bigadiç büyük bir zenginliğe kavuştu. Binlerce insan bor madeni sayesinde iş imkanı buldu. Bigadiç'in ve Türkiye'nin gelişmesinde ve kalkınmasında büyük bir öneme sahip olan bor madenini bulan Muharrem Girgin, 1973 yılında vefat etti.

Girgin'in mezarı vasiyeti üzerine Yolbaşı köyündeki bor madeninin bulunduğu yerin yanına yapıldı. Dünyanın en değerli madenlerinden biri olan bor madenini bulan Muharrem Girgin'in ne kendisine nede ailesine teşekkür edilmediğini belirten hemşerileri, boru bulan Girgin'in ilçede bir heykelinin dikilmesini, adının da Bigadiç'teki bir caddeye verilmesini istedi.

Yolbaşı köyünde bulunan mezarı harabe görüntüsü içinde olan Muharrem Girgin'in isminin yaşaması için yetkili makamların ve Eti Maden İşletme Müdürlüğü'nün girişimde bulunmasının beklendiği kaydedildi. Öte yandan, Muharrem Girgin'in ilçede yaşayan torunlarından Mutlu Girgin (30), yapacak iş bulamadığı için tamircilik işinde çalışıyor.

Dedesiyle büyük gurur duyduklarını söyleyen Mutlu Girgin, yıllarca ilçedeki bor madeninde çalışmak için Etibor işletmesine yaptığı iş müracaatına cevap alamadıklarını, geçimini sağlayabilmek için traktör tamirciliği yaptığını kaydetti. Bor madenini bulan amatör madencinin birinci derecede yakını olarak bu durumun kendisini çok üzdüğünü ifade eden Muharrem Girgin, Etibor işletmesi bünyesindeki personel istihdamında Girgin ailesine öncelik tanınması gerektiğini, bununla ilgili haklı beklenti içinde olduklarını söyledi.

Türkiye'de ilk Bigadiç'te bulundu

Bor madeni Türkiye'de ilk defa Balıkesir'de (Bigadiç) bulundu. 1950 yılında Bigadiç ve 1952 yılında Mustafa Kemal Paşa yöresindeki Kolemanit yatakları bulunmuştur.

1956 yılında Kütahya Emet Kolemanit, 1961 yılında Eskişehir Kırka Boraks yataklarının bulunması ve işletilmeye başlatılmasıyla Türkiye, dünya bor üretimi içinde 1955 yıllarında yüzde 3 olan payını 1962'de yüzde 15, 1977'de yüzde 39 düzeyine yükseltmiş ve giderek artan üretimi nedeniyle de günümüzde ABD'nin en önemli rakibi haline gelmiştir. Bor cevherinin kullanıldığı belli başlı alanlar ise şunlar;

"Cam sanayi (ısıya dayanıklı cam ve yanmayı önleyici maddeler -elyaf imali-), seramik sanayi (emaye, frit ve sır imali), temizleme ve beyazlatma (deterjan) sanayi, yanmayı önleyici maddeler, tarım (gübre ve zirai ilaç yapımı), metalurji (ergimeyi hızlandırıcı ve çeliğin sertleştirilmesi), ahşap sanayi, nükleer uygulama (atom reaktörlerinde), dericilik, fotoğrafçılık, ilaç sanayi ve uzay teknolojiisi."

Dünya rezervinin yüzde 70'i

Bor mineral ve bileşiklerinin Türkiye içinde kullanılması çok kısıtlı. Eskişehir Kırka ve Balıkesir Bandırma'da yer alan tesislerde bor cevherleri rafine ürünlere dönüştürülüyor.

Türkiye'de bilinen başlıca borat yatakları Batı Anadolu'da yer almakta ve bu yataklar dünya rezervinin yüzde 70'ine sahip bulunmaktadır. Türkiye rezervinin yüzde 37'si (rakam bugün daha da artmıştır) Balıkesir'in Bigadiç ilçesinde, yüzde 34'ü Kütahya Emet, yüzde 28'i Eskişehir Kırka ve yüzde 1'i Bursa Kestelek bölgesinde bunmaktadır. Bigadiç, bor yatakları rezerv bakımından Türkiye'nin en önemli yataklarıdır.

Yörede, Etibank'ın faaliyete başlattığı 1976 yılında 30 milyon ton olarak bilinen toplam rezerv bölgede gerçekleştirilen toplam derinliği 65 bin 419 metre olan 512 adet sondaj çalışması sonunda bulunanların ilavesi ile 630 milyon ton düzeyine yükseltilmiş. Bigadiç yöresinde bulunan bor rezervleri, Etibor İşletme Müessese Müdürlüğü tarafından en iyi şekilde değerlendirilerek ülke ve yöre ekonomisine katkı sağlamaktadır. BOR madeni taşımacılık sektörünün doğmasına, bununla bağlantılı olarak küçük sanayi sisteminin gelişmesinde etkili olmuştur. Bu gelişmeler şehrin sadece ekonomisinde değil, sosyal ve kültürel hayatında önemli değişikliklere neden olmuştur.

YILMAZ UZUN - ALPER ÇOBANOĞLU - BALIKESİR

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Samsun’da maskeli şahıslar, iki kardeşe silahlı saldırı düzenledi: 1 ölü, 1 yaralı Samsun’un İlkadım ilçesinde maskeli 2 kişinin motosikletle seyir halindeyken hafif ticari araca düzenlediği silahlı saldırıda iki kardeşten biri hayatını kaybetti, diğeri yaralandı. Olay, saat 23.20 sıralarında İlkadım ilçesi Kadifekale Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, motosiklet üzerinde bulunan kar maskeli 2 kişi, seyir halindeki hafif ticari araca tabancayla ateş açtı. Saldırıda araç sürücüsü Emirhan Mırık (25) sol kol ve el üstünden, yanında bulunan kardeşi Yiğit Mırık (19) ise başından vurularak ağır şekilde yaralandı. Kardeşlerin araçlarında bulunan 2 arkadaşları da saldırıyı yara almadan atlattı. Yaralılardan Emirhan Mırık ambulansla Gazi Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı, buradaki ilk müdahalesinin ardından Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edilerek tedavi altına alındı. Başından ağır yaralanan Yiğit Mırık ise Samsun Şehir Hastanesi Acil Servisi’ne kaldırıldı, ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden gencin cansız bedeni otopsi için Adli Tıp Kurumu Samsun Grup Başkanlığı’na gönderildi. Polis ekipleri silahlı saldırıda kullanıldığı değerlendirilen park halindeki bir aracın yanına atılmış halde pompalı tüfek ele geçirdi. Kimliği belirsiz saldırganların yakalanması için geniş çaplı çalışma başlatılırken, soruşturma devam ediyor.
Kırıkkale Kırıkkale’de cinayet davasında tutuklu sayısı 6’ya yükseldi Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesinde, silahlı kavgada hayatını kaybeden bir kişinin ölümüne ilişkin görülen davada yeni bir gelişme yaşandı. Mahkeme heyeti, 2 sanığın daha tutuklanmasına karar verdi. Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, maktul Arap Sefa Türe’nin yakınları, tutuklu sanıklar T.O.D., A.D. ve İ.D. ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katıldı. Tutuklu sanıklardan İ.D., olay sırasında maktulün babasının kendi babasının üzerine atladığını iddia ederek silah sesi duyduğunu söyledi. Yaralanan şahısları görmediğini öne süren İ.D., yaralı U.O.’yu hastaneye götürdüğünü ve iki gün sonra da teslim olduğunu ifade etti. Tutuklu sanık A.D. ise kendisine saldırdıklarını iddia ettiği S.S. ve Ö.F.S.’ye tabancayla ateş ettiğini belirterek toplam 6 el ateş ettiğini, ancak kaçının isabet ettiğini bilmediğini söyledi. Olay sonrası yaralılara müdahale ettiklerini ve ambulans çağırdıklarını ifade eden A.D., kendisinin de şikayetçi olduğunu dile getirdi. Sanık savunmalarının ardından Cumhuriyet savcısı ve avukatları dinleyen mahkeme heyeti, tutuksuz sanıklar S.S. ile Ö.F.S.’nin tutuklanmasına karar verdi. Heyet, olay yerinde 6 Mart’ta keşif yapılmasına hükmederek duruşmayı 23 Mart gününe erteledi. Olayın geçmişi 14 Mayıs 2025’te Yahşihan ilçesi Yenişehir Mahallesi 265. Sokak’ta aralarında husumet bulunan iki grup arasında silahlı ve bıçaklı kavga çıkmıştı. Kavgada tabancayla vurulan Arap Sefa Türe olay yerinde hayatını kaybetmiş, silah ve bıçakla yaralanan U.O., Ö.F.S. ve S.S. hastanelere kaldırılmıştı. Olayın ardından 11 şüpheli gözaltına alınmış, T.O.D., A.D., U.O. ve İ.D. tutuklanmış, U.O. daha sonra tahliye edilmişti.
Zonguldak ICMEB’26 akademik dünyayı BEUN’da buluşturdu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Kongresi (ICMEB’26), alanında uzman akademisyenleri ve genç araştırmacıları bir araya getirerek bilimsel üretim, disiplinler arası etkileşim ve sürdürülebilir kalkınma vizyonu etrafında önemli bir akademik buluşmaya sahne oldu. Farabi Kampüsü Doç. Dr. Ali Arslan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen açılış törenine; BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Genel Sekreter Prof. Dr. Zehra Safi Öz, senato üyeleri, çeşitli üniversitelerden akademisyenler, araştırmacılar ve öğrenciler katıldı. Açılış programı, aziz şehitlerin anısına saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından kongrenin açılış konuşmasını yapmak üzere BEUN İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Ferda Çakmak kürsüye geldi. Çakmak, kongrenin yalnızca akademik bir buluşma olmadığını, aynı zamanda ortak aklın ve bilimsel üretimin güçlenmesine katkı sunacak önemli bir organizasyon olduğunu ifade ederek şu sözleri ifade etti: "Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Kongresi’nin üçüncüsünü gerçekleştirmenin memnuniyetini yaşıyoruz. İki gün boyunca farklı üniversitelerden değerli akademisyenlerimiz, araştırmacılarımız ve öğrencilerimiz bilgi ve tecrübelerini paylaşacak; disiplinler arası etkileşim sayesinde yeni fikirler ortaya çıkacaktır. Bu anlamlı organizasyonun hayata geçirilmesinde büyük destek sunan Sayın Rektörümüz Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’e şükranlarımı sunuyorum. Kongremizin verimli geçmesini temenni ediyor, tüm katılımcılarımıza başarılar diliyorum." Açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, şu sözleri dile getirdi: "Bugün burada yenilikçi fikirlerin buluştuğu; alanında yetkin ilim insanlarımız ve bilime katkı sunma heyecanıyla bu anlamlı kongreye değer katan öğrencilerimizle bir arada bulunuyoruz. Kadim medeniyetin mensupları olarak biliyoruz ki toplumlar; âlimlerin eserleri, düşünceleri ve ortaya koydukları yapıtlarla yükselir. Umuyorum ki iki gün sürecek olan bu kongrede iktisat, işletme, maliye ve siyaset bilimi gibi alanlarda vizyoner çalışmalar sunulacak. Farklı disiplinlerde buluşan zihinler, çözüm odaklı yeni perspektiflerin oluşmasına vesile olacaktır. Bugün dünya ekonomisi önemli dönüşümlerden geçmektedir. Küresel krizler, jeopolitik kırılmalar, enerji politikalarındaki değişimler ve dijital dönüşüm; yönetim ve iktisat alanlarını yeniden şekillendirmektedir. Bu süreçte daha güçlü bir ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri her zamankinden daha elzemdir. İşte bu yeni dönemde ülkelerin geleceğini belirleyen en önemli unsur; bilgi üretme kapasitesidir. Bizler, üniversiteler olarak yalnızca mevcut durumu analiz etmekle yetinmemeli; zamanın ruhunu okuyarak çağın ihtiyaçlarına cevap verecek fikirler üretmeliyiz. Mevcut sorunlara kalıcı çözümler geliştirmeli ve kamuoyuna sağduyulu ve bilimsel katkılar sunmalıyız. Bu düşüncelerle sözlerime son vermeden önce kongrenin düzenlenmesinde emeği geçen, katılım sağlayan ve bildirileriyle kongreye değer katacak tüm akademisyenlerimize ve değerli araştırmacılarımıza canıgönülden teşekkür ediyorum. Yarınlarımızın umudu sevgili öğrencilerimizi de böylesine anlamlı etkinliklere gösterdikleri ilgi ve alakadan dolayı tebrik ediyorum. Bu kongrenin yalnızca bildirilerin sunulduğu bir program değil, yeni projelerin filizlendiği ve genç araştırmacıların ilham aldığı güçlü bir bilimsel platform olmasını temenni ediyorum." Rektör Özölçer’in konuşmasının ardından kongrenin düzenleme ekibi ile davetli konuşmacılara teşekkür belgeleri takdim edildi. Takdimin ardından program; davetli konuşmacı olan Kocaeli Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden Prof. Dr. Orhan Aydın, Prof. Dr. Selçuk Koç ve Doç. Dr. Özgür Bayram Soylu ile BEUN İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden Prof. Dr. Arzu Tay Bayramoğlu’nun sunumları ile devam etti. 16 ve 17 Şubat tarihleri arasında sürecek olan kongrede; işgücü piyasası, yapay zekâ, madencilik sektöründeki gelişmeler, ihracat, iş sağlığı, nüfus, küresel iklim değişikliği, uluslararası ilişkiler ve dijital dönüşüm gibi güncel alanlarda yüz yüze ve çevrim içi oturumlar gerçekleştirilecek.