SAĞLIK - 29 Mayıs 2020 Cuma 14:40

Burun ucu problemlerine dikkat

A
A
A
Burun ucu problemlerine dikkat

Burnun görünümünü en çok etkileyen kısımlardan bir tanesinin burun ucunun şekli olduğunu belirten Dr. Ergün Dinç, burun ucu estetiği operasyonları ile ilgili bilgi verdi.

Sapphire Hair Clinic Merkezinden Dr. Ergün Dinç, burun ucu estetiği operasyonları ile ilgili bilgi verdi. Yüz, ilk bakışta insanın en çok göze çarpan bölgesi olmakla birlikte bu bölgede bulunan şekil bozukluklarının düzeltilmesi estetik ve psikolojik açıdan oldukça önemli olduğunu belirten Dr. Dinç, "Tıp alanında uygulanan tekniklerin gelişmesi ve yenilikçi yöntemlerin uygulanması sayesinde burun estetiğine ilişkin burun ameliyatı günümüz koşullarında geçmişe oranla çok daha basit operasyonlar şeklinde gerçekleştirilebilir. Rinoplasti olarak adlandırılan burun estetiği uygulamaları, hem estetik beklentilerle hem de sağlık açısından önemli bir gereklilik olabilir. Bölgedeki bozukluğun estetik operasyon ile ortadan kaldırılması sonucunda kişi hem daha sağlıklı bir şekilde soluk alıp verebilir hem de istediği görünümdeki buruna sahip olabilir." dedi.

"Burun dokusunun operasyona uygun olup olmadığı mutlaka kontrol edilmelidir"
Nazoplasti, rinoplasti gibi isimlerle de adlandırılan burun estetiğinin estetik operasyonlar içerisinde en sık uygulananlardan bir tanesi olduğunu kaydeden Dr. Ergün Dinç, "Burunda doğumsal olarak var olan, sonradan oluşan veya travmalara bağlı olarak ortaya çıkmış olan şekil bozukluklarının giderilmesi amacıyla yapılır. Şekil bozukluğu, bazı durumlarda yalnızca görsel açıdan rahatsızlık vermesi sebebiyle düzeltilirken çoğu kişide solunum bozukluğu gibi problemlere yol açması nedeniyle de düzeltilmelidir. Hangi nedenden dolayı estetik operasyon uygulanacak olursa olsun, burun estetiğinde öncelikli hedef, burundaki solunum yolunun operasyon sonunda en iyi şekilde çalışabilir hale getirilmesidir. Operasyon esnasında burnun yeniden şekillendirilmesi, şekil bozukluklarının giderilmesi veya bir bölümünün şeklinin değiştirilmesi işlemlerinden biri veya birkaçı uygulanır.

Rinoplasti uygulaması düşünen kişilerde burun dokularının estetik operasyona uygun olup olmadığı mutlaka cerrah tarafından yapılacak olan muayene esnasında kontrol edilmelidir. En ufak bir müdahalenin oldukça belirgin sonuçlar doğurması nedeniyle burun estetiğine ilişkin ameliyatlar mutlaka alanında uzman bir cerrah tarafından yapılmalıdır. Erkeklerde de kadınlarda da uygulanabilen burun estetiği, komplike bir operasyondur. Beklenen sonucun tam olarak elde edilmesi 6 ila 12 ay aralığında bir süreç gerektirir. Bu süreç burundaki operasyonun büyüklüğüne, burundaki dokuların yapısına veya sorunun ciddiyetine göre değişkenlik gösterir. Ameliyat sonrasında hastaların bir kısmında tam olarak istenilen şeklin elde edilebilmesi için küçük düzeltme uygulamaları gerekebilir." ifadelerini kullandı.

Burun ucu estetiği nedir?
Dr. Ergün Dinç, burnun görünümünü en çok etkileyen kısımlardan bir tanesi de burun ucunun şekli olduğunu belirterek ,burnun uç kısmında yaygın şekilde görülen şekil bozukluklarını şöyle sıraladı:

"Burun ucunun olması gerekenden geniş olması
Sıkıştırılmış gibi görünen burun ucu
Burun deliklerinin birbiriyle simetrik olmaması
Burun ucunda düşüklük
Burun ucu kalkıklığı
Sivri yapılı burun ucu"

Belirtilen sorunların bulunduğu hastalarda burun estetiğinin bir alt dalı olan burun ucu estetiği operasyonlarından yararlanılması gerektiğinin altını çizen Dr. Ergün Dinç, "Bu operasyonlarda burnun kemik kısmına dokunulmaz, yalnızca burun ucunda yer alan yumuşak doku ve kıkırdak kısımda işlem yapılır. Bu nedenle rinoplastiye göre daha kolay ameliyatlardır. Ameliyat öncesi ve sonrasında yapılan uygulamalar diğer burun estetiği ameliyatları ile hemen hemen aynıdır. Ameliyat süresi daha kısa olup tüm işlemler 30-60 dakika aralığında bir süreçte tamamlanır. Hastalar genellikle aynı gün içerisinde taburcu edilir. İyileşme süresi de rinoplasti ameliyatlarına oranla daha kısadır." dedi.

Burun estetiği neden yapılır?
Burun estetiğinin yapılma nedenlerinden ilki burunda bulunan doğumsal veya sonradan gelişmiş bir şekil bozukluğu nedeniyle nefes alıp vermeye ilişkin problemlerin görülmesi olarak açıklayan Dr. Ergün Dinç, "Solunum sorunlarına neden olan şekil bozukluğu gözle görülebilir bir bozukluk olabileceği gibi, burnun iç kısmında yer alan ve dışarıdan fark edilemeyecek bir bozukluk da olabilir. İkinci neden ise kişinin burnunun görünümünden rahatsız olması ve daha farklı görünen bir buruna sahip olmak istemesidir. Burnun kemik kısmında bir eğrilik veya çıkıklığın olması, kıkırdak yapısında gözlenen şekil bozuklukları, burnun aşırı büyük olması, burun yapısında asimetriklik olması gibi durumlar, burun estetiği ameliyatını gerektiren nedenler arasında yer alır. Estetik amaçlarla yapılan operasyonlarda tamamen kişisel tercihler rol oynar. Bazı kişiler çok büyük veya çıkıntılı bir burnu olmasına karşılık burnunun görünümünden gayet memnun iken, bazı kişiler normal görünümde bir burun yapısına sahip olmalarına karşılık farklı bir burun görüntüsünü tercih edebilir. Sonuç olarak rinoplasti operasyonları, sağlık sorunları veya kişisel tercihler nedeniyle yapılabilen ve oldukça yaygın şekilde uygulanan ameliyatlardır." şeklinde konuştu.

Burun estetiği nasıl yapılır?
Dr. Dinç, yapılan burun estetiği ameliyatı yapılış yöntemlerini şöyle açıkladı: "Çoğunlukla genel anestezi altında yapılan bir operasyon türüdür. Yalnızca küçük dokunuşlar gerektiren basit rinoplasti operasyonlarında ise cerrahın tercihine göre lokal anestezi de uygulanabilir. Ameliyat ortalama olarak 2 saat sürerken ameliyat öncesi hazırlıklar ve ameliyat sonrasında yapılan uygulamalar ve müşahede süreleri ile birlikte bir rinoplasti operasyonu genellikle 1 gününüzü alır. Yaygın olarak tercih edilen 2 farklı burun estetiği tekniği vardır. Bunlardan ilki olan açık rinoplastide burun delikleri arasından küçük bir kesi açılır ve bu kesi sayesinde cerrahın görüş açısı genişletilir. Genellikle burundaki şekil bozukluğu ileri düzeyde olan veya daha önceden farklı bir burun estetiği operasyonu geçirmiş olan kişilerde açık rinoplasti tekniği tercih edilir. Açık tekniğin en büyük avantajı görüş açısının daha geniş olmasıdır. Fakat iyileşme süreci daha uzundur ve operasyon sonrasında oluşan ödem, morluk gibi sorunlar daha büyük boyutludur. Bir diğer teknik olan kapalı rinoplastide ise yapılan kesi burun delikleri içerisinde kalacak şekilde ayarlanır. Cerrahın görüş alanı daha azdır, fakat iyileşme süresi daha kısadır ve operasyon sonrasında burunda dikiş izi kalmaz. Kapalı rinoplasti tekniği genellikle daha küçük boyuttaki şekil bozukluklarının düzeltilmesinde tercih edilir."

Ameliyatsız burun estetiği
Burundaki şekil bozukluğunun çok ciddi boyutta olmadığı durumlarda tercih edilen uygulamalarından bir tanesi de ameliyatsız burun estetiği olduğunu belirten Dr. Ergün Dinç, "Burun dolgusu olarak da adlandırılan bu yöntemde burun köprüsüne dermal dolgu uygulaması yapılır. Burun ucu düşüklüğü, burunda kontür problemi, kırışık burun görünümü ve burun basıklığı gibi hafif problemlerin tedavisinde oldukça güvenilir bir seçenek olan ameliyatsız burun estetiği uygulamaları, oldukça basit operasyonlar olmakla birlikte dolgu için tercih edilen ürünler tamamen güvenilir yapıya sahiptir. Bu yöntemle yapılan estetik uygulamalarda buruna yeni bir görünüm kazandırmanın yanı sıra doğuştan düşük olan veya yaşla birlikte düşen burun uçlarında istenen görüntü elde edilebilir." dedi.

Burun estetiği sonrası yapılması gerekenler
Dr. Dinç, burun estetiği sonrası yapılması gerekenleri şöyle açıkladı: "Ameliyat sonrasında genellikle ağrı oluşur ve bu nedenle anestezinin etkisinin geçmesi beklenmeden hastaya ağrı kesici uygulamaları yapılır. Daha sonrasında doktorunuzun önerdiği ilaçlar aksatılmadan kullanılmalıdır. Ameliyat sonrasında genellikle 4-6 saatlik bir süre boyunca ayağa kalkmak önerilmez. Ayağa ilk kalkışınızda baş dönmesi, göz kararması gibi sorunlar gözlenmesi normaldir. Bu nedenle bir yakınınızdan yardım almanız önerilir. Hem ameliyat esnasında hem de sonrasında genizden kan sızıntısı gerçekleşmesi normaldir. Bu kanama farkında olmadan yutularak bulantı ve kusmaya neden olabilir. Bu nedenle kanlı kusma veya ertesi gün kandan kaynaklı olarak siyah renkli dışkı gözlenebilir. Ameliyattan 6 saat sonra eğer mide bulantısı yok ise su içilebilir, çorba ve ayran gibi sulu gıdalar azar azar tüketilmeye başlanabilir. İlk birkaç gün genellikle sıvı gıdalarla beslenme önerilir. Göz altlarında, burun etrafında ve yüzün belirli kısımlarında şişlik ve morluklar oluşması normaldir ve gün geçtikçe hafifleyerek yok olacaktır. Kanamanın önlenmesi için yastık yüksek tutulmalıdır ve ilk 15 gün burna su çekilmemeli, sümkürülmemelidir. Bu süreçte burnun tıkalı kalması normaldir. Hedeflenen şeklin tam olarak elde edilebilmesi için birkaç ay (bazı durumlarda 6 ay) gözlük takılması önerilmez."

Burun estetiğinin iyileşme süresi
Burun estetiği uygulamasının yapılan hastalarda iyileşme süresi operasyonun boyutuna göre değişmekle birlikte hastalar genellikle 4-6 saat içerisinde ayağa kalkarak dolaşmaya, 6 saat sonra bulantı ve kusma yok ise yemek yemeye başlayabileceğini kaydeden Dr. Ergün Dinç, "Hastalar bazı durumlarda aynı gün taburcu edilirken bazen de 1 gece müşahede altında tutulduktan sonra ertesi gün taburcu edilir. Ameliyat bitiminde genellikle buruna tamponlar yerleştirilir. Bu tamponlar 1-2 gün sonra, burun sırtına yerleştirilen kalıp ise ameliyattan yaklaşık olarak 1 hafta sonra çıkartılır. Ameliyat sonrasında hastalar herhangi bir komplikasyonun gerçekleşmemesi durumunda genellikle 1 hafta ile 10 gün arası bir süre içerisinde iş yaşantısına geri dönebilir. Operasyon sonrası şişlik ve morlukların oluşması normaldir ve zamanla hafifleyerek 1 hafta-10 gün içerisinde makyajla kapatılacak düzeye kadar azalır. Ameliyatın üzerinden 1 ay geçtikten sonra oluşan ödemin yüzde 75-80'lik kısmı yok olur. Hedeflenen şekil ve tam iyileşmeye ise ameliyattan bir yıl sonra ulaşılır. Bu süreç içerisinde burun bölgesinde sabahları oluşan ve ilerleyen saatlerde kaybolan ödem sorunu görülmesi normaldir." şeklinde sözlerini sonlandırdı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Üniversiteler Arası Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması düzenlendi Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) ev sahipliğinde düzenlenen "Üniversiteler Arası Erkekler Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Doğu Anadolu Bölge Yarışması", yoğun katılımla gerçekleştirildi. EBYÜ Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen program, EBYÜ İlahiyat Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Kurra Hafız Yavuz Mutlu’nun Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından protokol konuşmalarına geçildi. Programda konuşan Vali Hamza Aydoğdu, yarışmanın önemine vurgu yaparak Kur’an-ı Kerim’in hayatımızdaki yerine dikkat çekti. Gençlere hitaben yaptığı konuşmada, Kur’an’ın yalnızca okunmak için değil, yaşanmak için gönderildiğini belirten Aydoğdu, gençlerin büyük bir emaneti taşıdığını ifade etti. Konuşmasının devamında gençlerin toplum için taşıdığı öneme değinen Aydoğdu, günümüz dünyasının bilgi açısından zengin ancak anlam bakımından eksik olduğuna dikkat çekerek Kur’an’ın her zamankinden daha fazla yaşanmaya ihtiyaç duyduğunu söyledi. Program sonunda yarışmaya katılan üniversite öğrencileri Kur’an-ı Kerim tilavetlerini gerçekleştirdi. Yarışmanın ardından tüm katılımcıları tebrik eden Vali Aydoğdu ve protokol üyeleri, dereceye giren öğrencilere ödüllerini takdim etti. Vali Aydoğdu, yarışmanın Erzincan’da düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek emeği geçen herkese teşekkür etti.
Ankara Bakan Göktaş: "Tek bir hedefimiz vardı: Hiç kimseyi geride bırakmamak" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "2002’den bu yana, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonla attığımız her adımda tek bir hedefimiz vardı: Hiç kimseyi geride bırakmamak. Çeyrek asra sığdırdığımız çalışmalarla sosyal hizmetlerimizi ülkemizin dört bir yanına ulaştırdık. Çok şey yaptık. Çok daha fazlasını yapacağız" dedi. Bakan Göktaş sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "2002’den bu yana, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyonla attığımız her adımda tek bir hedefimiz vardı: Hiç kimseyi geride bırakmamak. Çeyrek asra sığdırdığımız çalışmalarla sosyal hizmetlerimizi ülkemizin dört bir yanına ulaştırdık. Çok şey yaptık. Çok daha fazlasını yapacağız. Bazılarını sayalım: Uluslararası alanda örnek gösterilen Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi ile 86 milyon vatandaşımıza dokunuyoruz. 1 milyon 120 bin engelli, engelli yakını ve yaşlı vatandaşımıza düzenli destek sağlıyoruz. 517 bin engellimizi evde bakım yardımıyla destekliyoruz. Sadece geçtiğimiz Mart ayında; 9,8 milyar TL yaşlı ve engelli aylığı, 7,1 milyar TL evde bakım yardımı ödemesini vatandaşlarımızın hesaplarına yatırdık. Doğum yardımlarıyla bugüne kadar 923 bin 64 anneye 13,9 milyar TL destek sağladık. Ayrıca yüz binlerce çocuğumuz için düzenli ödemelerimizi sürdürüyoruz. Aile ve Gençlik Fonu ile gençlerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Bugüne kadar 132 bin 688 gencimize 10,7 milyar TL destek verdik. Kadına yönelik şiddetle mücadelede 81 ilde hizmet veren 86 ŞÖNİM ile 7/24 sahadayız. Kadınlarımızın yanında, güçlü bir destek mekanizmasıyla duruyoruz. Çocuklarımız için koruyucu aile modelini büyüttük. Bugün yaklaşık 11 bin evladımız, sevgi dolu ailelerin yanında büyüyor. Engelli bireylerimizin istihdama katılımını artırıyor, ailelerine hem maddi hem rehberlik desteği sunuyoruz. Yaşlılarımız için yalnızca kurum bakımını değil, yerinde ve onurlu yaşamı esas alıyoruz. Bu nedenle gündüz bakım merkezlerimizi yaygınlaştırıyoruz. Biz bu yola sadece hizmet etmek için değil, gönüllere dokunmak için çıktık. İnancımız bir, niyetimiz bir, yolumuz bir. Daha güçlü, daha müreffeh bir Türkiye için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.
Manisa Savunma sanayiinde üretim seferberliği Manisa’da düzenlenen 8. Kalıp Zirvesi’ne katılan ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Yaman, artan mühimmat ihtiyacı ve değişen savaş dinamiklerinin savunma sanayiinde büyük bir üretim seferberliğini zorunlu kıldığını söyledi. Manisa’da gerçekleştirilen 8. Kalıp Zirvesi programına katılan ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı ve Radar-Elektronik Harp Sektör Başkanı Mustafa Yaman, savunma sanayiinde son yıllarda yaşanan dönüşüme dikkat çekti. Yaman, pandemiyle başlayan tedarik zinciri sorunlarının, savaşlarla birlikte üretim ve stok yönetimini kökten değiştirdiğini ifade etti. Pandemi sürecinde üretimin yavaşladığını ve tedarikte ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Yaman, bu dönemin sanayiye önemli dersler verdiğini söyledi. Yaman, "Yalın üretim anlayışıyla stoksuz ilerlemek mümkün görünüyordu ancak pandemiyle birlikte stoklu çalışmanın zorunluluğu ortaya çıktı. Tedarikçilerin çeşitlendirilmesi ve lojistiğin güvence altına alınması gerektiği net şekilde görüldü" dedi. "Malzemelerin yurt içinde üretilmesi artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi" Yurt dışı tedarikte yaşanan zorlukların yerli üretimin önemini artırdığını vurgulayan Yaman, "Malzemelerin yurt içinde üretilmesi artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Aynı zamanda insan bağımlılığını azaltan otomasyon ve dijitalleşme süreçleri hız kazandı" diye konuştu. Savaş teknolojilerindeki değişime de değinen Yaman, özellikle Ukrayna-Rusya savaşıyla birlikte dronların ve elektronik harbin öne çıktığını belirtti. Yaman, "Ucuz ve çok sayıda sistemle karşı tarafı doyuma ulaştırmak yeni bir strateji haline geldi. Ancak sadece dronlar yeterli değil. İleri teknoloji sistemlerle birlikte hibrit bir yapı gerekiyor" ifadelerini kullandı. Hindistan-Pakistan gerilimi ve Orta Doğu’daki çatışmaların da bu gerçeği ortaya koyduğunu belirten Yaman, hem düşük maliyetli hem de yüksek teknolojili sistemlerin birlikte kullanılmasının zorunlu hale geldiğini söyledi. "Savunma sanayiinde üretim seferberliği var" Artan ihtiyaçların üretim kapasitesini doğrudan etkilediğini dile getiren Yaman, "Bundan 10 yıl öncesine göre mühimmat tüketimi inanılmaz seviyelere ulaştı. 12 günde ya da bir ayda harcanan mühimmat çok yüksek rakamlara çıktı. Bu da daha fazla üretimi zorunlu kılıyor. Şu anda savunma sanayiinde tam anlamıyla bir üretim seferberliği var" dedi. Klasik üretim yöntemleriyle bu talebin karşılanmasının zor olduğunu vurgulayan Yaman, seri üretim tecrübesine sahip sektörlerin devreye girmesi gerektiğini ifade etti. Yaman, "Otomotiv, beyaz eşya ve iklimlendirme sektörlerindeki üretim tekniklerinin savunma sanayine entegre edilmesi gerekiyor. Bu sayede maliyetler düşürülebilir ve üretim hızlandırılabilir" diye konuştu. Manisa sanayisinin bu noktada önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Yaman, firmaların savunma sanayi şirketleriyle iş birliğini artırması gerektiğini söyledi. Yaman, "Doğru yatırımlar ve doğru iş birlikleriyle Manisa, savunma sanayine ciddi katkı sağlayabilir. Önümüzde çok büyük bir üretim ihtiyacı var" dedi.