TEKNOLOJİ - 24 Mart 2017 Cuma 14:57

Can Cankıran'dan E-ticaret girişimcilerine tavsiyeler

A
A
A
Can Cankıran'dan E-ticaret girişimcilerine tavsiyeler

İnternetin hızla gelişen ve büyüyen dünyasında sizin fikirleriniz, e-ticaret girişimleriniz okyanusta ki bir su damlası kadar kalıyor.

Harika bir fikriniz var. Büyük çabalarla birçok sıkıntılı süreci atlatarak fikirlerinizi hayata geçirdiniz. Yepyeni ya da insanların çok ihtiyaç duyduğu alanda hizmet vermeye, satışlar yapmaya başladınız. Peki sadece fikirlerinizi hayata geçirerek ne kadar kazanabiliyorsunuz yada markanız ne kadar bilindik? Bu sorunun cevabı tabi ki siz kaç insana gösterdiyseniz ve kaç insanda etki bırakabildiyseniz o kadar. İnternetin hızla gelişen ve büyüyen dünyasında sizin fikirleriniz, e-ticaret girişimleriniz okyanusta ki bir su damlası kadar kalıyor. Bunları söylüyoruz ama aslında e-ticaret girişimcileri reklamın önemini çok iyi biliyorlar. Reklam her sektörde çok önemlidir özellikle de her geçen gün büyüyen bir sektörün içinde her şeyden daha çok önemlidir ve en büyük bütçenin ayrılması gerektiği, en çok yatırımın yapılması gerektiği yerdir. Bu yazımızda e-ticaret girişimcilerinin çok işine yarayacağını düşündüğümüz soruları WebDiji kurucusu ve EG Bilişim firmasının SEO ve E-ticaret uzmanı Can Cankıran’a sorduk.

E-ticaret girişimcileri hangi kanallara reklam vermeli?

Günümüzde istatistiklere, tüketicilerin kullanım oranlarına, tüketicilerde ki etkilere gibi birçok parametre ile değerlendirme yapıldığında en etkili reklam kanalları Google ve Facebook olarak anlaşılıyor. Büyük kitlelere ulaşmak istediğinizde insanların kalabalık olduğu, sektörünüze daha uyumlu alanlara odaklanmalısınız. Google, 2 milyarı aşan kullanıcı sayısıyla dev bir topluluğa hizmet ediyor. Facebook ise 1 milyarın üzerindeki kullanıcı sayısıyla Google hizmetlerinin en büyük rakibi. Ürünlerinizin ülke çapında değil, dünya çapında satışını sağlamanız bu iki yolla mümkün. Şu an için etkili başka reklam kanalları da yok değil elbette fakat şu an için yaptığımız analizler ve çalışmalar Türkiye için en iyisinin Google ve Facebook olduğunu gösteriyor. Her iki kanalın da birbirlerine göre avantajları, dezavantajları olduğu birleştikleri de bir çok konu var. Önemli olan konu sizin ürünlerinizin bu iki mecranın hangisinde daha çok dikkat çekeceği. Tabi bunu düşünerek tek bir kanala yüklenmek de yanlış. İnce hesaplar yapılarak iki kanala da reklam vermek doğru seçim olacaktır. Bazı insanlar daha çok Facebook’u kullanırken bazı insanlarsa daha çok web sitelerini kullanılırlar. Sizin hedef müşteri kitleniz bunlardan hangisi ya da daha detaylı ve doğru bir soru soracak olursak, sizin hedeflediğiniz müşteri kitleniz hangi zamanlarda nerede? Bir de trendleri erken yakalama meselesi var ki en önemlisi de onlar bizce. Çünkü bir anda oluşan yoğunluklara, insanların yeni gördükleri tasarımlarda ki reklamları görmesi çok daha etkili.

Peki, var olan veya gelişmekte olan reklam kanalları nelerdir?

Facebook zaten bildiğimiz bir reklam kanalı ama o da henüz reklam açısından daha gelişmekte diyebiliriz. İlgili ajans ve bireyler Facebook güncellemelerinin hepsini rahatlıkla görebiliyor. Google ise artık tamamen oturmuş durumda. Google’un birçok avantajı var Facebook’a göre. Mesela Google reklam verdiğinizde aslında geniş bir ağa reklam veriyorsunuz. Şu sıralar insanların gündeminde YouTube var. Özellikle insanların ürün incelemeleri ya da testleri için çok fazla YouTube’a ziyaret ettiği düşünülürse direkt o ürünün verdiğiniz reklamını görmeleri sizin açınızdan oldukça etkili olacaktır. Bilgisayar kullanımından kat ve kat üstünde mobil kullanım oranı mevcut. Mobil kullanımda malum internet kotaları demek. Operatörlerin internet paketlerini daha da yükseltmeleriyle insanlar sokaktayken bile mobilden YouTube kullanmaktalar. Ama kısa bir zaman var önümüzde. Bu süreçte bu kullanım hızlanacak ve insanlar artık tamamen YouTube’u etkin olarak süreklilik halinde kullanacaklar. Bu kullanım oranlarına 4G teknolojisinin gelmesi ve adil kullanım kotasının kalkması hakkındaki gelişmeler etki ediyor. Bu yüzden Google hizmeti olan YouTube kullanılması gereken kanal tiplerinden

Facebook ve Google reklam kanallarının farkları nelerdir, hangisi hangi amaca yönelik kullanılır?

Kritik bir sorudur aslında. Facebook desek batabilirsiniz, Google desek de batabilirsiniz. Aralarındaki farkları en kısa yoldan şu şekilde anlatabiliriz. İki reklam kanalında da tıklama ve gösterime göre bir reklam ücretlendirmesiyle çalışır. Sistem olarak çok farklı değiller. Fakat işleyiş çok değişiyor. İşleyiş değişince de hedef kitleler yada sizin ulaşmaya çalıştığınız hedefiniz çok değişiyor. İki reklam alanı da farklı amaçlar içindir. Örneğin Google üzerinden sıcak satışlar yapabilirken, Facebook içinden sıcak satış çok olmasa bile insanların bilinçaltında kalma oranı artar. Facebook, insanların eğlenmek, hoş vakit geçirmek için girdikleri bir yer olduğundan satış konusunda iyi olamayabilirsiniz. Google ise araştırmaya yöneliktir. Örneğin; Google’dan bir bilgisayarın fiyatını, yorumlarını, özelliklerini aratarak öğrenirken reklamınız gözükür ve tüketici sitenize girer satın alır ama Facebook’ da arkadaşlarıyla sohbet ederken sizin reklamınız çıkar. Facebook daha çok markanızın, ürününüzün bilinmesi açısından önemlidir. Bu yönüyle düşünülecek olursa yine kapı sizin elinizdeki ürüne, kampanyaya çıkıyor. YouTube’u Google’dan ayrı olarak ele alırsak, orası daha karmaşık. Çünkü insanlar hem araştırmaya hem de eğlenmeye giriyorlar.

Facebook ve Google’ın reklam ücretlendirmelerinde ki farkına bakacak olursak; genel anlamda Google bir miktar daha pahalı diyebiliriz. Bu durum ulaşabileceğiniz kitleye göre bakarsak mantıklı da.

Her şey öncelikle sizin elinizde ki verilerin ve amaçlarınızın profesyonel bir şekilde analiz edilerek, üzerinde hesaplamalar yapılarak her iki mecraya da doğru şekilde reklam vermekten geçiyor. E-ticaret girişimcilerine tavsiyemiz; başarılı olmak istiyorlarsa tüm sosyal medya ve internet mecralarını doğru ve aktif bir şekilde kullanmaları gerektiğini hatırlatmak isteriz.

Sektöre göre kanal tipide değiştirilmeli midir?

Daha öncede bahsettiğim üzere her kanalın kendine has özellikleri var yani her kanalın ayrı bir karakteri var. Facebook üzerinden aksesuar gibi düşük ücretli ürünler yayınlamak mesela daha mantıklıdır. Çünkü insanlar gördükleri an hoşlarına giderse satın alma eylemine geçme olasılığı artar. Yüksek ücretli ürünlerin ise doğrudan satışa geçme eylemini vermek yerin Facebook üzerinde kampanyalarını ya da tanıtımlarını duyurmak daha mantıklıdır. Çünkü yüksek ücretli ürünler için insanlar en uygun fiyatlar için Google’ ye gireceklerdir. Satın almanın hemen öncesinde onlara fiyatınızı göstermek büyük avantajdır. Sektörden sektöre göre değiştiği gibi üründen ürüne de değişir kanallar. Tatil satıyorsanız bunu insanların boş vakitlerinde Facebook’ta dolaşırken göstermeniz etkili olacaktır. Boş vakitlerinizde sizin tatil seçeneklerinizi daha iyi inceleyeceklerdir. Yine örnekle gidecek olursak; kurumsal filo kiralama hizmetlerinin Facebook’ tan ziyade Google’da reklam gösterimi çok daha iyi olacaktır. Çünkü hedef müşteri kitleniz üst düzey yöneticiler olacağı için vakit geçirdikleri en çok mecra internet siteleridir. Yine bahsettiğimiz üzere sadece bir kanalla da çalışmak doğru değildir. Her kanala gerektiği kadar yönelmeniz gerekiyor. Kısaca nabza göre şerbet durumu.

Google’a reklam nasıl verilir?

Google’a reklam vermeyi birkaç saatlik araştırma ve uygulama ile çözebilirsiniz aslında. Hatta bununla ilgili tek günlük eğitimler bile var. Bu çok zor bir süreç de değil. Ama verdiğiniz reklam ne kadar doğru olacak burası da tecrübeniz ile doğru orantılıdır. Doğrudan kastımız neler bunu biraz açalım.

Doğru reklam, etkili olan ve etkisini hemen yitirmeyecek reklamdır. Etkili reklam, hedef kitleye ulaşmış reklamdır. Hedef kitleye ulaşmış reklam da, size yaptığınız tüm reklam yatırımlarınızı misli misli çıkartacak reklamdır. Reklam verirken para kazanan ve kaybeden firmaların asıl etkeni budur.

Reklam vermeye sadece reklam vermek olarak bakılırsa bilgisayarda iki tık tık yapmaya bakar. Ama bunun size geri dönüşleri nasıl olur, yaptığınız reklam yatırımını ne kadar verimli olur burası muamma. Bir işi her zaman uzmanına bırakmak lazım derim ben. Google Adwords ya da Facebook olsun ya da başka bir kanal olsun bu konularda etkili ve hızlı sonuçlar istiyorsak ajanslardan veya profesyonel bireylerden destek almak şart. Bu işi de uzmanına bırakmak demek, oluşturduğunuz reklam bütçesinde hesabınızın en ince detaylarıyla yapılması yatırımınızı mantıklı değerlendirmek demek. Bu da verdiğiniz her kuruşun özel bir şekilde değerleneceği anlamına gelir. Meselenin en önemli yanı da budur. Bu işi yıllardır yapan ve başarısı kanıtlanmış ajanslar her gün kendilerini geliştirmekte. Müşteri kitlenizin hangi zamanlarda nerede olduğu, nasıl vakit geçirdiğini, kimin neye bakıp neye bakmayacağını iyi biliyorlar. Piyasada çokça bu konuda eğitim kitapları, videoları var ama üzerine tecrübe ve sürekli büyüyen değişen internet dünyasında updateleri yapmadan sadece temel bilgi olarak kalırlar. Bu ajansların bir artısı da yaptığınız reklam yatırımlarının mükemmel şekilde istatistiklerini size sunmaları. Bunlarda hem Google verilerinin analiz edilmesiyle hem de kendi yöntemlerimi ve uygulamalarımı kullanarak analizlerimle mümkün olmakta.

Google reklam fiyatları neye göre belirlenir?

Google Adwords’de reklam fiyatlarının belirlenmesinde 4 yöntem var. Bu yöntemlerin en uygun olanını seçmek size kalıyor.

Nedir bu 4 yöntem derseniz; Tıklama Başına (CPC), Görüntüleme Başına (CPM), Aksiyon Başına(CPL), Satın Alma Başına (CPA) şeklindedir. Sizin sektörünüze göre, sattığınız ürün yada hizmete göre en uygun olanın seçilmesi önemli. Birbirlerine göre olan avantaj ve dezavantajlarının sizin hizmetinize uygun şekilde analiz edilmesi şart. Verdiğiniz her kuruşun hakkını almak için profesyonel analiz, hesaplamalar ve yorumlamalar önemli.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’taki bin yıllık Kız Kalesi yok olma tehlikesiyle karşı karşıya Kars’ta tarihi Kız Kalesi, yılların ihmali ve doğa şartlarının etkisiyle adeta zamana yenik düşüyor. Ermenistan sınırına sıfır noktada Akyaka ilçesine bağlı Kalkankale köyünde bulunan ve stratejik bir tepede yükselen yaklaşık bin yıllık Kız Kalesi, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Bölge halkı ve tarih meraklıları, kalenin bir an önce restore edilerek turizme kazandırılmasını istiyor. Kalkankale (Tignis) köyü sınırları içerisinde yer alan ve halk arasında "Kız Kalesi" olarak bilinen tarihi yapı, Karahan Çayı’nın batısında Ermenistan sınırına yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta yüksek bir tepe üzerine inşa edildi. Orta Çağ’da M.S. 10. yüzyılda yapıldığı değerlendirilen kale, bölgenin en önemli savunma yapıları arasında gösteriliyor. Horasan harcı ve düzgün kesme tüf taşından yapılan kale surları ile burçların büyük bölümü bugün yıkılmış durumda. Günümüze ulaşabilen temel duvar kalıntıları, yapının geçmişte üç ayrı sur sistemine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bugün kaleden geriye yalnızca ayakta kalmayı başaran tek bir yüksek burç kaldı. Ani Ören Yeri ile mimari benzerlik taşıyor Tarihi kale, yalnızca askeri amaçlı bir yapı olmasıyla değil, mimari özellikleriyle de dikkat çekiyor. Kale, Ani Ören Yeri içerisindeki tarihi yapılarla benzer mimari özellikler taşımasıyla dikkat çekiyor. Bu yönüyle Kız Kalesi’nin Ani kültür havzasının önemli savunma noktalarından biri olduğu değerlendiriliyor. Bölgedeki tarihi mirasın önemli parçalarından biri olmasına rağmen kalede bugüne kadar kapsamlı bir restorasyon çalışması yapılmadı. Turizme kazandırılsın çağrısı Doğu Anadolu’nun tarihi ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan Kars’ta özellikle son yıllarda kültür turizmine ilginin artmasıyla birlikte gözler yeniden tarihi yapılara çevrildi. Kız Kalesi’nin restore edilerek turizme kazandırılmasını isteyen Kalkankale Muhtarı Metin Okçu, "Köyümüzde bulunan Kız Kalesi, milattan önce 6000’li yıllarda yapılmış olan bir kaledir. Urartular tarafından yapılmış, tarihi net olarak bilinmemekle birlikte yöremiz açıcından turizme kazandırılması gereken bir tarihi eserdir. Biz defalarca Turizm Bakanlığı’na başvuruda bulunduk. Kalkankale’de bulunan Kız Kalesi bizim için önem arz etmektedir. Yetkililerden buranın restorasyonunu, yolunun yapılmasını ve turizme kazandırılmasını istiyoruz. Bunu değerlendirmek gerekiyor. Bugün yarın kapı açılırsa bizim için çok büyük önem arz edecektir" dedi. Küçük Aküzüm köyünün muhtarı Teoman Gelekçi de Kız Kalesi’nin biran evvel restore edilmesini istedi. Gelekçi, "Buraya Kız Kalesi’ni görmeye geldik. Bu kale yıllarca ayakta kalmış, Kars Kalesi kadar, belki Kars Kalesi’nden de yüksektir. Ama turizme kazandırılmasını istiyoruz. Burası gezilecek bir yer, burayı turizme kazandırsalar iyi olur" diye konuştu. Sınır hattında eşsiz bir manzaraya sahip olan kale, gerekli çalışmaların yapılması halinde hem yerli hem yabancı turistlerin uğrak noktalarından biri olabilecek potansiyele sahip. Ancak mevcut haliyle yapı, defineciler, doğal aşınma ve bakımsızlık nedeniyle her geçen gün biraz daha yok oluyor. Tescilli kültür varlığı ama koruma yetersiz Kız Kalesi’nin taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli olduğu biliniyor. Buna rağmen kalede güvenlik, çevre düzenlemesi, bilgilendirme tabelaları ve koruma önlemlerinin yetersiz olması dikkat çekiyor. Bölge sakinleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların kaleye sahip çıkması gerektiğini belirterek, "Bu eser sadece Kars’ın değil, Anadolu tarihinin ortak mirasıdır" çağrısında bulunuyor. Bir zamanlar sınırları koruyan görkemli surlarıyla bölgeye hakim olan Kız Kalesi, bugün sessizliği ve yalnızlığıyla dikkat çekiyor. Yüzlerce yıllık geçmişiyle medeniyetlerin izini taşıyan tarihi yapı, restore edilmediği takdirde tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.
Ankara Ankara merkezli 6 ildeki suç örgütü operasyonunda 6 kişi tutuklandı Ankara merkezli 6 ilde "Ruhsuzlar" adlı suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 8 şüpheliden 6’sı tutuklandı. Ankara’da 9 Aralık 2025’te bir eğlence mekanının kurşunlanmasıyla ilgili, kendilerine "Ruhsuzlar" ismini veren ve birden fazla ilde çok sayıda eğlence mekanlarına yönelik planlı eylemleri olan, belli bir hiyerarşi içerisinde talimatlara göre hareket ettikleri tespit edilen silahlı suç örgütüne yönelik Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından 12 Aralık 2025 tarihinde operasyon yapılmıştı. Operasyonlarda, örgüt lider ve yöneticilerinden oluşan 5 şüpheli tutuklanmıştı. ‘Ruhsuzlar’ isimli suç örgütüne yönelik devam eden çalışmalar sonucu 4 farklı ilde iş yerlerine silahlı eylem yaptıkları tespit edildi. Örgüt üyelerine yönelik Ankara merkezli 6 ilde 14 şahsa karşı 6 Mayıs’ta eş zamanlı operasyon yapıldı. Operasyonlarda 8 şahıs gözaltına alındı. Şahısların ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda 2 adet ruhsatsız tabanca, tabancalara ait şarjörler ile çok sayıda fişek ele geçirildi. Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde işlemleri tamamlanarak adli makamlara sevk edilen R.K., K.Ç., A.A., T.K., A.C.E., A.D., A.M.K., Ş.Ö. isimli 8 şüpheliden 6’sı tutuklandı. Silahlı suç örgütüne yönelik yapılan her iki operasyon kapsamında; örgütün lider, yöneticileri ve üyelerinden oluşan toplam 11 şüpheli tutuklandı.
İstanbul Bakan Kacır: ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Turkcell’in hayata geçirdiği ‘Yarının Teknoloji Liderleri’ proje yarışmasında ödül töreninde konuştu. Kacır, ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir’’ dedi. Turkcell’in, gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini ortaya çıkarmak amacıyla bu yıl ikincisini düzenlediği "Yarının Teknoloji Liderleri" proje yarışmasının ödül töreni Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ev sahipliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla gerçekleşti. Türkiye’de üniversitelilere yönelik proje yarışması olan "Yarının Teknoloji Liderleri"nde birinci olan SIGNIFY projesi 1 milyon TL, ikinci MEMOVISION projesi 800 bin TL, üçüncü SMELLCONTROL projesi ise 600 bin TL ile ödüllendirildi. Ayrıca jüri tarafından belirlenen CYBERKIDS, ENERATICS ve KAZAI projelerine de 300 bin TL’lik para ödülü takdim edildi. Törende açıklamalarda bulunan Bakan Kacır, ‘‘Türkiye’nin teknoloji alanında elde ettiği kazanımlar, kendine has bir ekosistem inşasını ve kendine has bir teknoloji geliştirme yolculuğunu da ifade ediyor. Kendine has bir ekosistem dediğimizde aslında çok bileşenli bir yapıdan bahsediyoruz. Altyapılarıyla, üniversiteleriyle, araştırma merkezleriyle, laboratuvarlarıyla, teknoparklarıyla, yazılımcılarıyla ve elbette girişimcileriyle adeta bir sinir ağında ortaklaşa çalışan inovasyon zekası Türkiye’nin teknoloji ekosistemi. Bu zeka dünyada parmakla gösterilen başarılara imza atıyor" dedi. Türkiye’de teknoloji ve inovasyona yapılan yatırımlara ilişkin de bilgi veren Bakan Kacır, ‘‘Türkiye son 23 yılda araştırma, geliştirme ve inovasyona daha önceki dönemlerle mukayese edildiğinde çok daha fazla kaynak ayırıyor. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 1 milyar dolardı. Şimdi Türkiye’nin yıllık Ar-Ge harcamaları 20 milyar dolar. 23 yıl öncesinde Türkiye’nin 29 bin Ar-Ge insan kaynağı vardı. Şimdi Türkiye’de 311 bin Ar-Ge insan kaynağı var. 23 yıl önce Türkiye milli gelirinin yüzde 0,5’ini Ar-Ge’ye ayırmaktaydı. Şimdi milli gelirimizin yaklaşık yüzde 1,5’ini araştırma geliştirme faaliyetlerine ayırıyoruz. İtalya gibi, İspanya gibi ülkelerle milli gelirimizden Ar-Ge ayırdığımız pay çok yakın seviyelerde. Türkiye bugün 114 teknoparkında 13 bin teknoloji girişiminin inovasyon yaptığı bir ülke. Türkiye bugün özel sektörde bin 700’den fazla Ar-Ge ve tasarım merkezine sahip bir ülke’’ ifadelerini kullandı. ‘‘Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir’’ Teknoloji girişimlerinin sermayesinin maddi olmadığını vurgulayan Kacır, ‘‘Borçlanma enstrümanları yani daha yaygın kullandığımız haliyle krediler, çoğunlukla sizin sunacağınız teminatlar karşılığında size verilir. Yani bir kredi talep ettiğinizde çoğunlukla o krediyi geri ödeyememeniz halinde hangi teminatlarla borcunuzu karşılayabileceğiniz, daha açık ifadesiyle tapunuzun, araba ruhsatınızın olup olmadığı sorulur. Teknoloji girişimlerinin sermayesi çoğunlukla maddi değildir. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir. Teknoloji girişimlerinin büyümesini sağlayacak olanlar borçlanma değil, sermaye yatırımları, sermaye ortaklıklarıdır’’ diye konuştu. ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı’’ Türkiye’de teknoloji girişimlerine yapılan girişim sermayesi yatırımlarını büyütmeye çalıştıklarını söyleyen Kacır, ‘‘Son beş yılda Türkiye’de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı. Bir önceki beş yılda bu tutar 550 milyon dolardı. Ondan önceki beş yılda bu tutar 280 milyon dolardı. Yani katlanarak büyüyen bir yatırım ölçeğinden bahsediyoruz. Bu ölçeğin büyümesi için pek çok tedbir alıyoruz. Bir yandan kamu kaynaklarını girişim sermayesi fonlarına yönlendiriyoruz. Fonların fonu mekanizmaları kuruyoruz. Eş finansman mekanizmaları kuruyoruz. Kamunun bir lirasını özel sektör üç lira, beş lira eklesin ve Türkiye’nin teknoloji girişimleri yatırım ortaklıklarıyla büyüsün istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Turkcell olarak temel yaklaşımımız, teknolojiyi insan için faydaya dönüştürmek" Törenin açılış konuşmasını yapan Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ise gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini desteklemek amacıyla geçtiğimiz yıl başlatılan projenin önemine işaret ederek şunları söyledi: "Turkcell olarak ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna 30 yıldan uzun süredir öncülük ediyoruz. Bu yolculukta Turkcell’i Türkiye’nin teknoloji lideri yapan en temel yaklaşım ise ‘Teknolojiyi insanımız için faydaya dönüştürmek’. Bizim için teknoloji; insanın hayatına dokunduğunda, bir ihtiyaca cevap verdiğinde ya da bir gencimizin önünde yeni bir kapı açtığında gerçek anlamını buluyor. Yarının Teknoloji Liderleri Proje Yarışması da bu anlayışın somutlaşmış hali. Gençlerimizden aldığımız motivasyonla bu yıl yarışmanın kapsamını daha da genişlettik. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne de projemizi açtık. 71 ilden 161 üniversitenin katılımıyla toplam 829 proje yarıştı. Yarının Teknoloji Lideri olmak için geliştirilen projelerin sayısı geçen yılın iki katını aştı. Bu başarının arkasında güçlü bir ekosistem var. Devletimizin ortaya koyduğu vizyon, sağladığı destek ve açtığı alan, gençlerimizin yolunu açıyor. Kamu, üniversite ve özel sektörün aynı hedefte buluştuğu bu yapı, ülkemizin teknoloji yolculuğuna hız kazandırıyor." "Gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" Konuşmasında gençlere de seslenen Genel Müdür Koç, "Bir fikre sahip çıkmak, yarına sahip çıkmaktır. Bu cesaretin, herhangi bir ödülden daha değerli olduğunu lütfen aklınızdan çıkarmayın. Yalnızca ödül alanlar değil; fikrinin peşinden gitme cesareti gösteren herkes bu yarışmanın kazananıdır. Ortaya koyduğunuz her fikir, yazdığınız her bir kod, bu ülkenin güçlü yarınlarına atılmış birer imzadır. Bundan böyle de sizlerin yanında olmaya ve ‘Turkcell ile Yarınlar Senin!’ demeye devam edeceğiz. Ödül almaya hak kazanan arkadaşlarımızı, finale kalan 12 ekibi ve başvuru yapan her bir gencimizi yürekten kutluyorum. Bu vesileyle vizyonlarıyla bu sürece yön veren Sayın Bakanımıza ve devletimizin değerli temsilcilerine saygılarımı sunuyorum. Ayrıca İnsan ve İş Desteklerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcımız Erkan Durdu liderliğinde İnsan Kaynakları ekiplerimize ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma, kıymetli jürimize ve üniversitelerimize teşekkür ediyorum" diye konuştu. Yarının teknoloji liderlerinin geliştirdiği projeler Yarışmada birincilik ödülünü "Signify" projesi kazandı. Proje, işitme engelli bireylerin bankacılık ve sağlık gibi temel hizmetlerde tercümana bağımlı kalmamalarını hedefliyor. Signify, mahremiyet ve iletişim kopukluğunu, yapay zekâ destekli çift yönlü anlık çeviri ile ortadan kaldırmayı sağlıyor. İkinciliği ise dijital reklamcılıkta içeriklerin etkisini ölçmek için kullanılan kampanya sonrası yöntemlerin maliyetli ve yavaş olması sorununa çözüm getiren "MEMOVISION" kazandı. "Smellcontrol" projesi ise üçüncülük ödülünü kazandı. Endüstriyel tesisler ve kentsel alanlardaki gaz sızıntıları ile uçucu organik bileşiklerin (VOC) geleneksel yöntemlerle ayırt edilememesi sorununu, çoklu gaz karışımlarını eş zamanlı analiz ederek çözmeyi amaçlıyor. İlk 3’ün yanı sıra 300’er bin TL para ödülüne layık görülen projeler ise şunlar oldu: "Sosyal Okuryazarlılık" ödülüne "Cyberkids" projesi layık görüldü. Proje, internet kullanım yaşının düşmesiyle çocukların maruz kaldığı siber zorbalık, veri ihlalleri ve oltalama (phishing) gibi tehditleri, çocukların bilişsel seviyesine uygun oyunlaştırılmış yöntemlerle önlemeyi amaçlıyor. "Sürdürülebilir Gelecek" ödülünü "ENERATICS" projesi aldı. Eneratics, veri merkezlerinde enerji maliyeti ve karbon ayak izini düşürmek için IT iş yükü, soğutma (HVAC) ve batarya sistemlerini koordine eden gerçek zamanlı bir enerji orkestrasyon katmanı sunuyor. "Ölçeklenme Potansiyeli" ödülünün sahibi "KazAI" projesi oldu. Yarışmaya katılan ve trafik kazaları sonrası manuel yürütülen ve haftalar sürebilen hasar tespiti, kusur oranı belirleme ve maliyet hesaplama süreçlerini dijitalleştirerek, operasyonel yükü ortadan kaldırmayı hedefliyor.