EKONOMİ - 05 Temmuz 2019 Cuma 14:01

Çatıda kurduğu sera ile 10 kişilik aileye bakıyor

A
A
A
Çatıda kurduğu sera ile 10 kişilik aileye bakıyor

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir vatandaş, 10 kişilik ailesinin sebze ihtiyacını evinin çatısında atık malzemelerden kurduğu seradan karşılıyor.

İlçenin Dicle mahallesinde yaşayan Faik Topal, 3 ay boyunca çöplerden biriktirdiği atık malzemelerle 2 katlı evinin çatısında, organik sebze ve bazı meyveleri yetiştiriyor.

Topal sebze ve meyve fiyatlarının yüksek olmasından dolayı, internet üzerinden hem organik hem de aile bütçesine katkı sağlamak amacıyla nasıl sebze yetiştirebileceğini araştırdığını belirterek, en son evinin çatısında organik sebze yetiştirmeye karar verdiğini söyledi.

200 metrekarelik evinin çatısının 100 metrekarelik alanında atık yağ tenekeleri, su damacanaları ve saksılara doldurduğu toprakta domates, biber, patlıcan, salatalık ve çilek yetiştiriyor. Tamamı organik olan sebze ve meyvelere kimyasal ilaç kullanmayan Topal, yetiştirdiği sebze ve meyvelerinin gübresini de suda erittiği 2 yıllık hayvan gübresinden elde ediyor. Bu sayede organik sebze yetiştirdiğini belirten Topal, bu yıl iyi ürün elde ettiği taktirde, gelecek yıl bu işi geliştireceğini söyledi.

İnternet üzerinde araştırma yaptıktan sonra, çatıda sera kurmaya karar verdiğini söyleyen Faik Topal,” 3 ayda çöplerden topladığım atık kutuların hepsini eve getirdim, yani kış ayı boyunca sadece sebze fidanlarının dikileceği kutuları topladım. Daha sonra toprak ve hayvan gübresi karışımı bir toprak hazırladım ve saksılara doldurdum ve sebze fidanlarını diktim. Kısa sürede sebze ve meyvelerim boy verdi. Bu bir denemeydi Allah’ın izniyle gelecek yıl bunu daha da geliştireceğim” dedi

Tamamen organik

Serasında yetişen tüm sebzelerin organik olduğunu söyleyen Topal,” Burada kesinlikle kimyasal ilaç kullanmıyorum, ilaç ve gübresini doğal ve organik yollarla elde ediyorum. Mesela sebzelerin gübresini üzerinden 2 yıl geçmiş hayvan gübresini kullanıyorum. Hayvan gübresini suyun içine koyarak eritiyorum onun suyunu damlama sistemi içine bırakıp suluyorum ve o verimi elde ediyorum”

Haftada 100-150 TL evin bütçesine katkı sağlıyor

Yaptığı sera sayesinde 10 kişilik ailesinin sebze ihtiyacını karşıladığına dikkat çeken Faik Topal, bu sayede haftada 100 ile 150 Türk Lirası arasında bir tasarruf elde ettiğini söyledi. Topal,” Bunu ilk yaptığım zaman herkes bana güldü, bu nedir, sen bunu nasıl becerebilirsin, ben de dedim param gitmiyor nasıl olsa hepsini çöpten toplamışım zaten hepsi atık teneke ve bidonlar dedim deneyeceğim ve çokta güzel oldu. Şimdi haftada ortalama 100 ile 150 Türk Lirası arasında bir tasarruf elde etmeye başladım, eğer bunu yapmasaydım her hafta pazardan o fiyatlarda sebze alıyor olacaktık” diye konuştu
Çatıda kurduğu serada yetişen sebzelerin bakımının çok kolay olduğunu söyleyen Faik Topal herkesin evinde bu işi yapabileceğini söyledi.  

Mevlüt Bayraktar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Dikili Devlet Hastanesi 1 Mart itibarıyla hizmete açılıyor İzmir Dikili’de 75 yataklı modern Dikili Devlet Hastanesi, diyaliz merkezi ve uzman kadrosuyla 1 Mart itibarıyla bölge halkına hizmet verecek. İzmir’in Dikili ilçesinde yapımı tamamlanan Dikili Devlet Hastanesi, modern tıbbi cihazları ve uzman sağlık kadrosuyla 1 Mart 2026 itibarıyla hizmete açılıyor. 75 yatak kapasitesine sahip olan hastane, bölge halkının sağlık hizmetlerine erişimini güçlendirmeyi hedefliyor. Hastane bünyesinde kurulan diyaliz merkezi, kronik böbrek hastaları için önemli bir tedavi kolaylığı sağlayacak. Tomografi cihazı ile teşhis süreçlerinin hızlanması ve başka hastanelere sevklerin azalması planlanıyor. Ayrıca yoğun bakım, fizik tedavi ve palyatif bakım üniteleri, Dikili ve çevresindeki vatandaşlara kesintisiz sağlık hizmeti sunacak. Ameliyathaneler, ortopedi ve diğer branşlar için son teknoloji cihazlarla donatıldı. Hastanenin açılmasıyla birlikte yeni branş hekim atamaları yapılacak ve hizmet kalitesi artırılacak. Yetkililer, Dikilili hemşehrilerin en kaliteli sağlık hizmetine ulaşmasını sağlamayı amaçladıklarını belirtti. Yetkililer ayrıca, hastanenin diyaliz ünitesi, yoğun bakım ve ameliyathanelerinin modern cihazlarla donatıldığına dikkat çekti. Ortopedi branşındaki uzman kadro ile ilçeye yeni bir sağlık merkezi kazandırıldığı ifade edildi. Hizmete girmesiyle birlikte Dikili ve çevresindeki vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimi güçlenecek ve ilçede medikal altyapı anlamında önemli bir eksiklik giderilmiş olacak. Hastane, modern cihazları, uzman kadrosu ve kapsamlı servisleriyle bölge halkına uzun vadeli ve güvenilir sağlık hizmeti sunmayı hedefliyor. Açılış sonrası yetkililer, hizmetin 7/24 devam edeceğini ve vatandaşların ihtiyaç duydukları branşlarda kolaylıkla erişim sağlayacağını duyurdu.
Adıyaman Yemeni bitme tehlikesiyle karşı karşıya Adıyaman’ın Besni ilçesinde 43 yıldır yemeni ustalığını sürdüren Hakan Özçetinkaya, ilçede mesleği tek başına yaşatmaya çalışıyor. Özçetinkaya, çırak yetişmemesi ve yeterli destek görememesi nedeniyle geleneksel yemeni sanatının birkaç yıl içinde tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı yemeni sanatçısı olan Hakan Özçetinkaya, baba mesleği olan yemeni ustalığını yıllardır büyük emekle sürdürüyor. Ayakkabıcılığın atası olarak bilinen yemeni, günümüzde Besni’de yalnızca Özçetinkaya’nın el emeğiyle yaşatılmaya devam ediyor. Besni’de şu anda tek yemeni ustası olarak çalıştığını belirten Özçetinkaya, mesleğe küçük yaşlarda başladığını ifade ederek, "Adıyaman’ın Besni ilçesinde yemeni ustası olarak tek ben çalışmaktayım. Dedemin erken vefatından dolayı bu mesleğe küçük yaşlarda başladım. Şu anda 43 yıldır bu işi sürdürüyorum" dedi. Ürettikleri ürünlerin çarık ve yemeni olarak adlandırıldığını belirten Özçetinkaya, tüm ürünlerin tamamen el emeğiyle hazırlandığını söyledi. Özçetinkaya, "Yaptığımız ürünlerin ismi çarık ve yemeni. Yüzde yüz doğal ve el yapımıdır. İnsan vücuduna herhangi bir zarar vermez. Ayakta mantar ve kaşıntı gibi rahatsızlıklara da iyi gelir" ifadelerini kullandı. Geleneksel yöntemlerle üretilen yemeni sanatının günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Özçetinkaya, en büyük sorunun çırak yetişmemesi olduğunu belirtti. Özçetinkaya, "Başlıca sıkıntımız çırak bulamamak ve insanların bu sanata gereken ilgiyi göstermemesi. Gerekli yerlerden yeterli destek göremiyoruz. Ben burada tek başıma çalışıyorum. Bizim götürebildiğimiz yer buraya kadar. Çırak yetişmediği takdirde bu meslek Besni’de bitecek. Biz elimizden geleni yapıyoruz ancak gerekli destek sağlanmazsa birkaç sene sonra bu meslek tamamen yok olabilir" diye konuştu. Besni’de yarım asra yaklaşan emeğiyle geleneksel yemeni sanatını yaşatmaya çalışan Hakan Özçetinkaya, mesleğin devamı için destek verilmesi ve yeni çırakların yetiştirilmesinin hayati önem taşıdığını dile getirdi.
Çanakkale Çanakkale Tarihi Alan’da Çocuk Ziyaret Pasaportu projesi hayata geçirildi Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’na bağlı Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi tarafından hayata geçirilen Çanakkale Tarihi Alan’da Çocuk Ziyaret Pasaportu projesi çocukların Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezine gezmesiyle başladı. Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, çocuklara pasaportlarını dağıtarak, pasaportlarını ilk mührü vurdu. Çocuklar Tarihi Alan içinde bulunan 11 ayrı ziyaret noktasını gezip, yetkililere pasaporta kaşe bastıracak. Projeyle çocukların tarihi alanı keşfetmeleri, araştırma yapmaları ve alan bilincin arttırmaları amacıyla eğitici ve katılımcı bir deneyim sunulması hedefleniyor. Tarihin en kanlı muharebelerinden birine sahne olan ve dünya harp tarihine geçen ‘Çanakkale geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası; Şehitler Abidesi, Seyit Onbaşı Heykeli, 57’nci Piyade Alayı Şehitliği, Conkbayırı, Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, Kilitbahir Kalesi, Bigalı Kalesi ve Seddülbahir Kalesi’yle her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, adım atılan her noktasında Çanakkale Savaşları’nın izlerinin görülmesi mümkün olan açık hava müzesi niteliğindeki Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda hayata geçirdiği ve geçireceği yeni projelerle Çanakkale ruhunu daha fazla kişiye ulaştırmayı hedefliyor. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığına bağlı Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi tarafından Çanakkale Tarihi Alan’da Çocuk Ziyaret Pasaportu projesi hayata geçirildi. Projeyle çocukların tarihi alanı keşfetmeleri, araştırma yapmaları ve alan bilincin arttırmaları amacıyla eğitici ve katılımcı bir deneyim sunulması hedefleniyor. Proje kapsamında çocuklar, aileleriyle birlikte tarihi mekanları yerinde ziyaret ederek öğrenme fırsatı yakalarken, müzeleri, anıtları ve şehitlikleri keşfederek kültürel farkındalıklarını arttıracak. Çocuklar, Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi’ne gelerek 25 Şubat tarihinden itibaren pasaportları ücretsiz alabilecek. Tarihi Alan içinde bulunan 11 ayrı ziyaret noktasını gezdikten sonra pasaportları görevli personel tarafından özel kaşelerle damgalanacak. Tüm ziyaretlerini ve araştırma görevlerini tamamlayan çocuklar, tekrar Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezine gelerek görevlerini kontrol ettirerek projeye özel hediyelerini alabilecekler. Proje 5 bin kişiyle sınırlı olacak. Çanakkale Tarihi Alan’da Çocuk Ziyaret Pasaportu projesindeki 11 ayrı ziyaret noktası; Anadolu Hamidiye Tabyası Çanakkale Savaşları Tarih Müzesi, Bigalı Kalesi, Kilitbahir Kalesi, Alçıtepe 1915 Siper ve Hilal-i Ahmer Hastanesi Canlandırma Alanı, Seddülbahir Kalesi, Çanakkale Şehitler Abidesi, Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi, Bigalı Atatürk Evi ve Müzesi, Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, 57. Piyade Alayı Şehitliği ve Conkbayırı Atatürk Zafer Anıtı’ndan oluşuyor. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir’in katılımıyla Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezinde proje start aldı. Çanakkale Tarihi Alan’da Çocuk Ziyaret Pasaportu projesi çocukların Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezine gezmesiyle başladı. Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, çocuklara pasaportlarını dağıtarak, pasaportlarını ilk kaşe ile damgaladı. Çanakkale Tarihi Alan’da Çocuk Ziyaret Pasaportu projesini hayata geçirdiklerini belirten Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "11 tane müzemiz var. Bu müzeleri tamamen gezip, mührü bastırdığınız zaman size çok sürpriz bir hediyemiz olacak. Çok beğeneceksiniz. Ama bundan daha önemlisi Çanakkale’deki o güzel yerleri, atalarımızın ne kadar büyük iş yaptığını, Çanakkale’nin nasıl Geçilmez yapıldığını daha iyi anlayacaksınız. O yüzden hem Mehmetçiğe saygılı olmak, hem de tarihimizi daha iyi anlamamız için bu aktiviteyi başlatıyoruz. Bende çok heyecanlıyım ama Tarihi Alan Başkanlığı olarak sizi burada görmekten dolayı da çok mutluyuz. Çünkü çocuklarımız bizim için gelecektir. Eğer sizler Çanakkale Ruhunu daha iyi hissederseniz. Eğer ciğerlerinize teneffüs ederseniz, Nefes aldığınızda Çanakkale Ruhunu hissederseniz geleceğe daha güvenle yürüyeceksiniz. Geleceğimiz daha aydınlık olacak. Ecdadımızı, tarihimiz, daha iyi anlamış olacağız" dedi.
Adıyaman Yemeni bitme tehlikesiyle karşı karşıya Adıyaman’ın Besni ilçesinde 43 yıldır yemeni ustalığını sürdüren Hakan Özçetinkaya, ilçede mesleği tek başına yaşatmaya çalışıyor. Özçetinkaya, çırak yetişmemesi ve yeterli destek görememesi nedeniyle geleneksel yemeni sanatının birkaç yıl içinde tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı yemeni sanatçısı olan Hakan Özçetinkaya, baba mesleği olan yemeni ustalığını yıllardır büyük emekle sürdürüyor. Ayakkabıcılığın atası olarak bilinen yemeni, günümüzde Besni’de yalnızca Özçetinkaya’nın el emeğiyle yaşatılmaya devam ediyor. Besni’de şu anda tek yemeni ustası olarak çalıştığını belirten Özçetinkaya, mesleğe küçük yaşlarda başladığını ifade ederek, "Adıyaman’ın Besni ilçesinde yemeni ustası olarak tek ben çalışmaktayım. Dedemin erken vefatından dolayı bu mesleğe küçük yaşlarda başladım. Şu anda 43 yıldır bu işi sürdürüyorum" dedi. Ürettikleri ürünlerin çarık ve yemeni olarak adlandırıldığını belirten Özçetinkaya, tüm ürünlerin tamamen el emeğiyle hazırlandığını söyledi. Özçetinkaya, "Yaptığımız ürünlerin ismi çarık ve yemeni. Yüzde yüz doğal ve el yapımıdır. İnsan vücuduna herhangi bir zarar vermez. Ayakta mantar ve kaşıntı gibi rahatsızlıklara da iyi gelir" ifadelerini kullandı. Geleneksel yöntemlerle üretilen yemeni sanatının günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Özçetinkaya, en büyük sorunun çırak yetişmemesi olduğunu belirtti. Özçetinkaya, "Başlıca sıkıntımız çırak bulamamak ve insanların bu sanata gereken ilgiyi göstermemesi. Gerekli yerlerden yeterli destek göremiyoruz. Ben burada tek başıma çalışıyorum. Bizim götürebildiğimiz yer buraya kadar. Çırak yetişmediği takdirde bu meslek Besni’de bitecek. Biz elimizden geleni yapıyoruz ancak gerekli destek sağlanmazsa birkaç sene sonra bu meslek tamamen yok olabilir" diye konuştu. Besni’de yarım asra yaklaşan emeğiyle geleneksel yemeni sanatını yaşatmaya çalışan Hakan Özçetinkaya, mesleğin devamı için destek verilmesi ve yeni çırakların yetiştirilmesinin hayati önem taşıdığını dile getirdi.