ASAYİŞ - 21 Şubat 2026 Cumartesi 10:57

İstanbul’da metro çıkışında dehşet, yardım etmek istedi, 6 yerinden bıçaklandı

A
A
A

İstanbul Bağcılar’da 18 yaş altı bir grubun darbettiği çocuğu kurtarmak isteyen 27 yaşındaki genç, çıkan arbedede 6 yerinden bıçaklandı. Güvenlik kameralarına saniye saniye yansıyan saldırının ardından aile tehdit mesajları aldıklarını söyledi. Olay, Güngören’de yaşanan Atlas cinayetini yeniden gündeme getirdi. İstanbul’da sayıları arttığı belirtilen genç sokak çeteleri ise mahallelerde tedirginlik oluşturuyor.

Olay, Bağcılar’ın Yıldıztepe Mahallesi’nde metro istasyonu çıkışında meydana geldi. İddiaya göre, 18 yaş altı kalabalık bir grup, bir çocuğu sıkıştırarak tokat atıp darbetmeye başladı. O sırada arkadaşlarını bekleyen Oğuzhan ve Taha Çöpür kardeşler durumu fark ederek çocukları kavga etmemeleri konusunda uyardı. Grubun, "Bu bizim meselemiz, karışmayın" diyerek tepki gösterdiği öğrenildi. Darbedilen çocuk olay yerinden uzaklaşırken, ağabey-kardeş ile kalabalık grup arasında sözlü tartışma yaşandı. Tartışmanın büyümesi üzerine çıkan arbedede, gruptaki bir kişi elindeki bıçakla Oğuzhan Çöpür’ü 6 yerinden bıçakladı. Ağabey Taha Çöpür saldırganlara karşılık vererek kardeşini korumaya çalıştı. Saldırganların, Oğuzhan Çöpür’ü bıçakladıktan sonra üzerine taş atarak olay yerinden kaçtıkları öğrenildi. Saldırı ve bıçaklanma anları çevredeki güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.

Hastaneye kaldırılan ve 6 bıçak darbesi aldığı belirlenen Oğuzhan Çöpür’ün tedavisi evde sürerken, ailenin tehdit mesajları aldığı iddia edildi. Aile, şikayetçi olmamaları yönünde arandıklarını ve adres bilgilerinin kendilerine söylenerek baskı kurulduğunu öne sürdü. Aldığı bıçak darbeleri sonucundan iç organları hasar aldı. Karnına onlarca dikiş atılırken, tedavisinin devam ettiği öğrenildi.

Olay, Güngören’de yaşanan ve kamuoyunda "Atlas cinayeti" olarak bilinen olayla benzerliği nedeniyle yeniden sokak çeteleri tartışmasını gündeme taşıdı. İstanbul’un bazı ilçelerinde yaşları küçük grupların çeteleştiği ve bu kişilerin suçlara karıştığı iddiaları mahalle sakinlerinde endişe oluşturuyor.

Oğuzhan Çöpür, "Olay gününde arkadaşımızı metro çıkışında bekliyorduk. 10 kişilik bir grup, bir çocuğu arasına almıştı. 10 kişinin, 1 kişinin arasına aldığını görünce çocuklara ’Kardeşim, çocuğu bırakın. Niye dövüyorsunuz?’ tarzında konuşma yaptım. ’Abi sen niye karışıyorsun? seni ilgilendirmez. Bu bizim meselemiz’ gibi cevaplar verdiler. Sol taraftan bir çocuk elinde kesici alet, kelebek olan bıçağı çıkartarak ortalıkta savurmaya başladı. İlk darbeye o an zaten karnıma aldım. Ondan sonra arada başka bir arkadaş da aynı şekilde bacağına darbe aldı. Sonra tekrar da ben onun üzerine koşup elinden almak isterken bacağıma 5 tane darbe almış bulundum. Ben de zaten kan kaybından daha fazla ayakta duramadım. Yere yığıldım. Yani olay bu şekilde oldu. Yere yığıldıktan sonra da zaten gördüğüm kadarıyla kafama doğru da bir tane taş fırlattılar kaçarken. Şu an zaten bizim ailemizi tehdit varı mesajları, ses kayıtları var. İşte örnek veriyorum aramalar gerçekleşiyor. İşte ’Şikayetçi olmayın. Biz her şeyi çözeceğiz’ gibisinden ’Şikayetçi olursanız farklı şekilde çözeriz’ bu şekilde ailemizi tehdit ediyorlar. Şu an benim hayatımdan çok fazla şey gitti. Güngören’deki çocuk vefat etti. Ben de şanslı olmayabilir aynı şekilde olabilirdim. Aile olarak şu an korkuyoruz" şeklinde konuştu.

"O gün çocuklarımın doğum günüydü"

Bıçaklanan Oğuzhan’ın babası Fevzi Çöpür, "İnsan olan birisi, orada yardım eden hiç tanımadığı birisini delik deşik etmez. Bunlar insan bile değil. 16-17 yaşında bu çocukları kullanıyorlar. 2-3 tanesini alıyor polis. Ama bunların bir de arkaları var. Bunların bir de tanıdıkları var. Benim çocuklarım pırıl pırıldır. Benim çocuklarım iyi olmak için orada sırf tanımadıkları çocuğa yardım etmek istedikleri için biz bu haldeyiz. O gün çocuklarımın doğum günüydü. Doğum günlerini akşam kutlayacaktık. İkisi de aynı gün doğdular. Perişan durumdayız. Benim annemin ismine kadar bana söylüyor adam. Benim annem 80 yaşında. Benim babam rahmetli oldu ama babamın ismini söylüyor. Bunu 17 yaşında bir çocuk nereden bulacak? Bunların arkalarında birisi olmasa? Bunu çözebilirler mi? Adam bana annemin ismini babamın ismini nerede oturduğumu evimi adresimi bu kadar kolay mı bunlar?" dedi.

"Onların anneleriyle babalarıyla televizyonda ben de ağladım"

Baba Çöpür, "Yani aynı durumun ucundan döndük. Yani bizim bugün çocuğumuz evde yatıyorsa Allah-u Teala bize çocuğumuzu yeniden bağışladı. Bizi tehdit edeceksin. Hem bıçaklayacaksın ne kadar mantıksız. Hastanedeyim ben canımla cebelleşiyorum. Çocuğum hayata döner mi diye çırpınırken telefon geliyor. Beni tehdit ediyor. Bu kadar kolay değil bu. Bunun arkasında bir güç olmasa, bir çeteleşme olmasa bunu yapamazlar. Bu Ahmet Müngüzi, Atlas Çağlayan isimli çocukları onların anneleriyle babalarıyla televizyonda ben de ağladım. Ama bir gün beni aynı şekilde sokacakları aklımdan gelmedi o gün. Bugün o çocuklarla aynı kaderi yaşıyoruz. Sadece bizim şansımız kardeşinin yanında olması ve kardeşinin onu bir an önce hastaneye yetiştimesi oldu. Yoksa biz Ahmetlerle, o çocuklarla, onların aileleriyle aynı kaderi yaşayacaktık. Çünkü olaylar hemen hemen tamamıyla aynı" açıklamasında bulundu.

"Çeteler sokaklarda kol geziyor"

Sokak çeteleriyle mücadelenin bir an önce çok hızlı bir şekilde yürümesi lazım diyen baba Çöpür, "Sadece o bıçağı oraya atanın değil, orada o bıçağı atana yardım edenin, onun arkasında duranın, o bıçağı atanı destekleyenin bunların bir an önce toplanması lazım ki toplum bundan kurtarsın kendini. Şu anda toplum tedirgin. Aynı olayın içinde. Bıçağın darbenin birinde o yedi. Karakolda sadece bir ifade verdi. Ben bunlarla uğraşamam dedi. Korktu çocuk, benim bir hayatım var dedi. Bunlar benim hayatımı söndürür, öldürürler beni dedi. Yalvardım çocuğa, ben yalvardım. Dedim ki ya oğlum gel, devlet var. Devlet bize onların önüne atmaz. Gel şikayetçi ol, güçlü bir şekilde. Sen de bıçak yemişsin, senin de yaran var. Hayır abi dedi, ben dedi şikayetçi olmuyorum. Hiçbir şekilde yarasıyla ailesine bile haber vermeden çocuk hastanede bir tedavi oldu. Aynı ambulansla gitti muhtemelen. Hastanede tedavi olduktan sonra bırakıp kaçtı çocuk. Yani şikayetçi bile olmadı korkudan. Bunun gibi yüzlerce var. Güngören, Bağcılar, Esenyurt, çeteler sokaklarda kol geziyor" dedi.

Ahmet Faruk Sarıkoç - İsmail Coşkun

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Depremin izlerinin silindiği kentte, 1540 takım, robot yarışmasında derece yapmak için mücadele verecek Hatay’da resmi kurumların iş birliğinde 2-3-4 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek olan ödüllü ‘Hataybot’ robot yarışmasına 4 bin 67 öğrenci ve öğretmenden oluşan 1540 takım başvuru yaptı. Depremzede öğrencilerin yeteneklerini ve teknolojiye olan ilgilerini ortaya çıkaracak yarışmaya olan ilginin yoğun olduğunu ifade eden Vali Mustafa Masatlı, öğrencilere çalışmalarında başarılar diledi. Depremin ardından eğitim yuvalarının yeniden inşa edildiği Hatay’da öğrencilerin gelişimleri için yeni projeler hayata geçirilmeye devam ediyor. Hatay Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde 2-3-4 Nisan tarihlerinde 2’nci ‘Hataybot’ robot yarışması düzenlenecek. Teknoloji ve inovasyonun ön planda olduğu yarışmaya katılmak isteyen 4 bin 67 öğrenci ve öğretmenden oluşan 1540 takım, başvuru yaptı. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, Antakya ilçesinde bulunan M2 Steam Merkezi’ni ziyaret ederek yarışmaya hazırlanan öğrencilerle bir araya geldi. Yarışma hakkında bilgi aktaran Vali Masatlı, öğrencilere çalışmalarında başarılar diledi. Hatay Robot Yarışması’na 4 bin 67 öğrenci ve öğretmenden oluşan 1540 takımın başvurduğunu belirten Vali Masatlı, "M2 bilim merkezinde teknolojiye ilgi duyan yetenekli çocuklarımızın burada hem hedeflerinin gerçekleşmesi hem de kendini yeteneklerinin geliştirilmesi bakımından önemli bir kurumumuz. Geçen yıl ilk defa asrın felaketinin ardından ihya ve inşa çalışmalarının dışında özellikle teknolojiyle ilgilenen gençlerimizin ve çocuklarımızın bu meraklarını ve becerilerini sahaya dökmelerini, geliştirmelerini ve yeni çözümlemeler ortaya koymaları bakımından Hatay Robot yarışmasını düzenlemiştik. Düzenlediğimiz robot yarışması il ölçeğinde bir ilktir, bu bakımdan ne kadar gurur duysak azdır. Geçen yıl büyük emeklerle başarılı bir şekilde robot yarışmamız tamamlanmıştı. Bu yıl yine Valiliğimiz koordinasyonunda ve Hatay Büyükşehir Belediyemizin katkısıyla Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün yürütümünde 2’nci Hatay Robot yarışmasını düzenleyeceğiz. Geçtiğimiz yıl 1566 öğrenci ve öğretmenden oluşan 552 takım ile başladığımız bu yolculuk, bu yıl 4 bin 67 öğrenci ve öğretmenden oluşan 1540 takımın başvurusu ile çok daha büyük, çok daha güçlü bir seviyeye ulaşmıştır. Bu yıl başvuru sayılarımızda görülen tablo sıradan rakamsal bir artışı göstermemektedir. Bu artış; asırların felaketi 6 Şubat ve devamındaki depremler sonrasında Hatay’ımızın yalnızca yaralarını sarmadığını; aynı zamanda geleceğini de kararlılıkla kurduğunu göstermektedir. Ayrıca, Hatay’ımızın üreten, gelişen, kendine inanan ve geleceğe umutla yürüyen ruhunu da göstermektedir" dedi. Yarışmaya katılacakları için heyecanlı olduklarını dile getiren öğrenciler, derece yapmak için mücadele edeceklerini söylediler.
Erzurum Erzurum coğrafi işaretli ürün sıralamasında üçüncülüğü Hatay’a kaptırdı Erzurum, sahip olduğu 61 "Coğrafi İşaretli Ürün" ile Türkiye sıralamasında uzun süredir koruduğu üçüncülüğü 64 adet ürüne sahip olan Hatay’a kaptırdı. Coğrafi İşaretli Ürün; farkı ve ünü yöresinden kaynaklanan, kalitesi tescil ve denetimle korunan değerleri anlamına geliyor. Ülkemizde şehirlerin coğrafi işaret almak için yaptığı ve son yıllarda adet yarışa dönen başvurular, titiz bir inceleme sonucu Türk Patent Kurumu tarafından karara bağlanıyor. Gaziantep 107, Konya 89, Hatay 64, Erzurum 61, Diyarbakır 59, Afyonkarahisar 56, Malatya 52 ve Şanlıurfa 50 adet coğrafi işaretli ürünle, şu anda listenin üst sıralarında rekabet halinde bulunuyor. Böylece Erzurum, uzun yıllardır sürdürdüğü üçüncülüğü de Hatay’a vermiş oldu. Erzurum lezzet ve gelenekte yarışıyor Erzurum, sahip olduğu binlerce yıllık kültürel mirasını, coğrafi işaretli ürünlerle taçlandırmaya devam ediyor. Son tescillerle birlikte coğrafi işaretli ürün sayısını 61’e çıkaran Erzurum, bu alanda Türkiye genelinde ilk sıralardaki yerini muhafaza ederken, "lezzet ve gelenek" merkezi olduğunu bir kez daha kanıtladı. Erzurum’daki STK ve kamu kurumlarını yoğun çalışmaları meyvelerini veriyor. Dünyaca ünlü Oltu Cağ Kebabı, Erzurum Civil Peyniri ve İspir Fasulyesi gibi lokomotif ürünlerin yanına; Erzurum Pastası (Babaanne Pastası), Erzurum Patates Boranisi ve Kuru Kayısı Kaysefesi gibi yeni tescilli ürünler de eklendi. Yöresel değerler ekonomiye kazandırılıyor Konuyla ilgili yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaret tescilinin sadece bir belge olmadığı, aynı zamanda ürünlerin taklitlerinden korunması ve yerel ekonomiye katma değer sağlanması açısından hayati önem taşıdığı vurgulandı. Erzurum’un tescilli ürünleri, artık sadece yerel pazarlarda değil, e-ticaret platformları ve ihracat kanallarıyla dünya vitrinine çıkmaya başladı. Oltu taşı ve ehram: el sanatlarının gururu Gastronominin yanı sıra el sanatlarında da marka şehir olan Erzurum’da; Oltu Taşı, Ehram Dokuma ve Erzurum Gümüş Burması gibi ürünler, şehrin kültürel kimliğini koruyan en önemli tescilli değerler arasında yer alıyor. Özellikle Oltu Taşı’nın korunması adına yapılan denetimler, ürünün kalitesinin sürdürülebilirliğini sağlıyor. Türkiye Sıralamasında 4. Basamakta 61 tescilli ürünle Türkiye’de en çok coğrafi işarete sahip 4. ili konumunda olan Erzurum, gastronomi turizminde de çıtayı yukarı taşıdı. Yetkililer, hali hazırda askıda ve inceleme aşamasında olan yeni ürünlerle birlikte bu sayının kısa sürede daha da artacağını belirterek, "Erzurum’un her ilçesi ayrı bir değer taşıyor. Amacımız bu zenginliği dünya markası haline getirmek" mesajını verdi. İşte tescil için bekleyen 25 ürünün listesi Türk Patent Kurumu’nda Erzurum’un zengin mutfak kültürüne ve yöresel ürünlerine ait tescil bekleyen liste ise şöyle; Erzurum Enişte Tatlısı/Yemeği, Hınıs Fasulye Şekeri, Erzurum Bakırı, Erzurum Fasulye Kavurması, Erzurum Yumurtalı Patates Salatası, Erzurum Patatesli Mercimek Yemeği, Çat Balı, Uzundere Haris Erik Dolması, Erzurum Kahvaltısı, Erzurum Sarma Kadayıfı, Erzurum Ramazan Pides,i Erzurum Etli Pazı Dolması, Erzurum Göğermiş Peynirli Pide, Erzurum Paça Çorbas,ı Erzurum Sinisi, Erzurum Tava Ketesi, Erzurum Olur Kekikli Mahallesi Kandirif Peyniri / Erzurum Kandirif Peyniri, Hınıs Domas Peyniri, Hınıs Kekik Balı, Hasankale Dövme Kebap, Hasankale Etli Ekmek, Hasankale Güveci, Pasinler Köfte, Narman Yeşil Mercimeği ve Erzurum İspir Gobdini.
Çorum Çorum Belediyesi’nden yaz öncesi vektörle yoğun mücadele Çorum Belediyesi ekipleri, yaz dönemi öncesinde sivrisinek ve karasinek popülasyonuna karşı ilaçlama çalışması yürütüyor. Çorum Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, yaz aylarında artış gösteren sivrisinek ve karasinek popülasyonuna karşı ilaçlama çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. İnsan sağlığını korumaya yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında Vektörle Mücadele Ekipleri, özellikle üreme alanlarında etkin bir mücadele gerçekleştiriyor. Ekipler, önceden tespit edilen gübre döküm sahaları ile su birikintilerinin bulunduğu bölgelerde çalışmalarını yoğunlaştırarak, vektör canlıların çoğalmasını kaynağında önlemeyi hedefliyor. Havaların ısınmasıyla birlikte artabilecek risklere karşı erken harekete geçen ekipler, fiziksel müdahalelerin yanı sıra larva mücadelesine de ağırlık veriyor. Çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çorum Belediye Başkan Yardımcısı Turhan Candan, yaz dönemi öncesinde gerekli tüm önlemlerin alındığını belirterek, "Vektörle mücadelede en etkili yöntem, sorunu kaynağında çözmektir. Bu doğrultuda ekiplerimiz, geçtiğimiz haftadan itibaren gübre döküm alanları ve su birikintilerinin bulunduğu riskli bölgelerde çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Havalar ısınmadan önce larva mücadelesine hız vererek yaz aylarına hazırlık yaptık. Yaz dönemi öncesinde tüm önlemlerimizi aldık ve etkin bir şekilde mücadelemize devam ediyoruz" dedi. Sivrisinek ve karasinek üreme alanlarının belediyeye ait coğrafi bilgi sistemine işlendiğini belirten Candan, bu alanların yıl boyunca düzenli olarak takip edildiğini ifade etti. Özellikle larva oluşumunun yoğun olduğu hayvan gübresi döküm sahalarında çalışmaların artırıldığını vurgulayan Candan, "Amacımız, halk sağlığını tehdit edebilecek unsurları en aza indirerek vatandaşlarımızın sağlıklı ve huzurlu bir yaz geçirmesini sağlamaktır" diye konuştu.