DÜNYA - 03 Şubat 2026 Salı 11:51 | Son Güncelleme : 03 Şubat 2026 Salı 11:52

Clintonlar, Epstein soruşturmasında ifade vermeyi kabul etti

A
A
A
Clintonlar, Epstein soruşturmasında ifade vermeyi kabul etti

Eski ABD Başkanı Bill Clinton ile eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, kız çocuklarına yönelik cinsel istismar şebekesi kurmakla suçlanan ve cezaevinde ölü bulunan ABD’li milyarder Jeffrey Epstein’in karıştığı suçlara ilişkin Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ifade vermeyi kabul etti.

ABD’de Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi tarafından kız çocuklarına yönelik cinsel istismar şebekesi kurmakla suçlanan ve cezaevinde ölü bulunan ABD’li milyarder Jeffrey Epstein’in karıştığı suçlara ilişkin yürütülen soruşturmada dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Daha önce ifade vermeyi reddeden eski Başkan Bill Clinton ile eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Kongre’nin ifade çağrısı ve yaptırım tehdidinin ardından ifade vermeyi kabul etti.

Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı Kentucky’li Cumhuriyetçi James Comer yaptığı açıklamada, Clintonların şartları kabul ettiklerini, ancak "bu şartların yine de netlikten yoksun olduğunu ve ifade alma tarihleri için herhangi bir tarih sunmadıklarını" söyledi. Comer, "Şartları kabul ettiklerini söylemelerinin tek nedeni, Temsilciler Meclisi’nin saygısızlık sürecini ilerletmiş olmasıdır. Kabul ettikleri şartları netleştireceğim ve ardından komite üyelerimle bir sonraki adımları görüşeceğim" dedi.

Bill Clinton’ın sözcüsü Angel Urena ise Comer açıklamalarına cevap vererek, Clintonların "iyi niyetle müzakere ettiğini" ve Comer’ın ise "etmediğini" söyledi. Urena, "Bildiklerini yemin altında size söylediler, ama sizin umurunuzda değil," diye yazdı Urea. "Ancak eski Başkan ve eski Dışişleri Bakanı orada olacak. Herkes için geçerli olacak bir emsal oluşturmayı dört gözle bekliyorlar" ifadelerini kullandı.

Bill Clinton ile Hillary Clinton’ın ne zaman ve nerede ifade vereceği henüz netleşmedi.

Yayımlanan belgelerde Trump’ın ismi de yer almıştı

ABD Adalet Bakanlığı, Cuma günü Epstein ile ilgili 3,5 milyondan fazla sayfadan oluşan belgeler yayımlamıştı. Dosyalar arasında yaklaşık 3 milyon sayfa döküman, 2 binin üzerinde video ve 180 bin civarında fotoğraf kamuoyuna servi edilmişti. Yayımlanan materyallerin büyük bir kısmı karartılmıştı. Paylaşılan belgelerde ABD Başkanı Trump’ın ismi yüzlerce defa geçmiş, Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in de zührevi hastalığa yakalandığına ilişkin iddialar yer almıştı. Ünlü milyarder iş insanı Elon Musk da belgelerde yer alan isimlerden biriydi.

Belgelerde "Dük" lakaplı biri de yer aldı

Cuma günü yayınlanan belgelerde ayrıca İngiliz Kraliyet ailesinin Epstein ile olan ilişkileri nedeniyle prens ve dük unvanları elinden alınan Andrew Mountbatten-Windsor olduğuna inanılan "Dük" lakaplı birinin Epstein’den 26 yaşında bir Rus kadınla tanıştırılma teklifi aldığı ortaya çıkmıştı. Epstein ve "Dük" lakaplı kişi arasındaki e-posta yazışmalarda ikilinin Buckingham Sarayı’nda akşam yemeği yemeyi konuştukları ve bir mesajda Epstein’in Dük’ü 26 yaşında bir Rus kadınla tanıştırma teklifinde bulunduğu dikkat çekmişti.

Epstein davası

ABD'li milyarder Jeffrey Epstein, 2002-2005 yılları arasında reşit olmayan onlarca kız çocuğuna yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla 6 Temmuz 2019'da New York'ta federal mahkemede hakim karşısına çıkarıldıktan sonra tutuklanmıştı. Epstein'in tutuklu bulunduğu cezaevinde 10 Ağustos 2019'da intihar ettiği açıklanmıştı. Fuhuş ağı oluşturarak kız çocuklarına tuzak kuran Epstein'in oyuncular, siyasetçiler gibi dünyaca ünlü isimlerle olan bağlantısı dünya genelinde büyük tepki çekmişti.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Depremin ilk yarım saatinde annesini kaybetti, 60 saat sonra kendisi kurtarıldı Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023 depremlerinden etkilenen Diyarbakır’da yıkılan ve 48 kişiye mezar olan Sözel Apartmanında yaralı olarak kurtulan Fatma Seher Gökdemir, o anları anlattığı "Hayatımın Şansız Hesabı" isimli kitap yazdı. Annesini depremden sonraki yarım saatte kaybeden Gökdemir, kitabın basımı için destek bekliyor. Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerden etkilenen Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesi Ofis semtindeki Sözel Apartmanı yıkıldı. Apartman 48 kişiye mezar olurken, 36 yaşındaki Fatma Seher Gökdemir 22 saat boyunca sesini kimseye duyuramadı. 22 saatin ardından çığlıkları ekiplerce duyulan ve 60’ıncı saatte enkazdan kurtarılan Gökdemir, yaşadığı o karanlık saatleri kaleme aldı. Depremde ayağından hasar alan Gökdemir, 3 yıl sonra "Hayatımın Şansız Hesabı" adlı kitabını yazdı. Basıma hazır olan kitabı için destek bekleyen Gökdemir, gelirin tümünü depremde hayatını kaybeden öksüz, yetim ve kimsesizlere bağışlayacak. Kitabın gelirini ihtiyaç sahiplerine bağışlayacak Annesinin mezarı başında dua edip gözyaşlarına hakim olamayan Gökdemir, 6 Şubat 2023’te yaşanan depremde annesiyle birlikte enkazın altında kaldıklarını anlattı. Gökdemir, "Annemi ilk yarım saat içinde kaybettim. Beni ise ekiplerin iki buçuk gün süren çalışması sonucu kurtarabildiler. Bu 3 yıllık süreçte sağ ayağımdan ağır şekilde yaralandım. Sinir ve damarlarımda ciddi ödem oluşmuştu. Ameliyat oldum, 6 ay boyunca fizik tedavi gördüm. Şu an çok şükür ayaktayım. Yaşadıklarımı bir kitapta anlattım. Kitabımın adı ’Hayatımın Şanssız Hesabı’, tek hedefim bu kitabı bastırmak. Kitap yayımlandıktan sonra elde edilecek tüm geliri yetim ve öksüz çocuklara, ihtiyaç sahiplerine bağışlamak istiyorum. Bugün annemin mezarındayım. Annemi ne kadar özlediğimi bir Rabbim bilir, bir de ben. Babamı daha önce kalp krizinden kaybetmiştim. Anneme çok güzel bir hayat sunmayı hayal ediyordum. Bunun için birçok mücadelem vardı. Ama inanıyorum ki annem şimdi çok güzel bir yerde. Beni görüyor ve hissediyorum ki yanımdadır" dedi. Deprem anında annesi Zeytine Gökdemir ile birlikte aynı odada uyuduklarını çığlık sesleri ile uyandıklarını söyleyen Gökdemir o dehşet anlarını şöyle anlattı: ’’Bina merdivenlerinin olduğu yerde birçok kişi hayatını kaybetti. Biz yerimizden ayrılmadık. Sarsıntıdan sonra alt kat çöktü. Ardından evimizin tavanı üzerimize düştü. Bitişik komşunun duvarı da üzerimize yıkıldı. Sonrasında bir şey bizi bir yere fırlattı ama nereye fırlattığını hatırlamıyorum. AFAD ekiplerinden bir kardeşim ilk o bana ulaştı. Adımı sordu. Adım Seher dedim. ’Seni kurtaracağız, merak etme’ dedi. O an kelime-i şehadet getirdim. Sağ kolumu kırılmış gibi hissediyordum çünkü kolum annemin gövdesinin altındaydı. Kolumu çıkarıp parmağımı havaya kaldırarak şehadet getirdim. Tam o sırada bir arama köpeği havladı. Onun havlamasıyla yüzüstü düşmüştüm. Başımı kaldırıp ’Sesimi duyun, bizi kurtarın’ diye bağırdım. Köpek birkaç kez daha havladı. Ekipler ’Işığı gören var mı?’ diye seslendi. Ben de ’Evet, buradayız’ dedim. Ardından yavaş yavaş beni enkazdan çıkardılar." Kitabının tamamen kendi hayat hikayesinden oluştuğunu deprem anını, yaşadığı psikolojiyi, ameliyat sürecini ve fizik tedavi günlerini yazdığını dile getiren Gökdemir, ’’Diyarbakırlı iş insanlarına ve hayırseverlere sesleniyorum. Kitabımı çıkarıp yetim ve öksüz çocuklara umut ışığı olmak istiyorum. Bu kitabın basımı için yaklaşık 100-150 bin lira arasında bir maliyet gerekiyor. Benim için çok yüksek bir meblağ. Belki sizler için değildir. Bu kitabı çıkarabilmem için destek olmanızı istiyorum. Amacım hem yaşananları unutturmamak hem de yetim ve öksüz çocuklara bir umut ışığı olmak’’ diye konuştu.
Ankara AFAD Başkanı Pehlivan asrın felaketinin yıl dönümünde yapılan çalışmaları anlattı: 1 milyon civarında çadır, 428 konteyner kent kuruldu Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Başkanı Ali Hamza Pehlivan, 11 ilde 14 milyon vatandaşın etkilendiği 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde, depremler sonrası bölgeden 3 buçuk milyonun üzerinde vatandaşın tahliyesinin gerçekleştirildiğini, 350 çadır kentte 1 milyon civarında çadır ve birkaç ay içerisinde 428 konteyner kent kurulduğunu belirterek, asrın felaketinin yaşandığını dile getirdi. 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden 3 yıl geçti. Asrın felaketi olarak nitelendirilen depremlerin ardından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda yürütülen arama kurtarma faaliyetlerinden geçici barınmaya, ayni ve nakdi yardımlardan kalıcı konut sürecine kadar birçok alanda kapsamlı çalışmalar hayata geçirildi. Depremin hemen ardından binlerce personel ve gönüllünün sahaya sevk edildiği bölgede, arama kurtarma çalışmalarının yanı sıra acil barınma ihtiyacının karşılanması için çadır ve konteyner kentler kuruldu. Afetzedelere yönelik gıda, su, hijyen ve temel ihtiyaç malzemeleri hızlı bir şekilde ulaştırıldı. Depremden etkilenen illerde geçici barınma alanlarının kurulmasının ardından kalıcı konut sürecine geçildi. Bu süreçte hasar tespit çalışmaları tamamlanarak, hak sahipliği işlemleri gerçekleştirildi ve kalıcı konutların inşasına başlandı. Ayni ve nakdi yardımların yanı sıra psikososyal destek çalışmaları da yürütülürken, afetzedelerin normal hayata dönüşünü hızlandırmak amacıyla eğitim, sağlık ve sosyal destek alanlarında çok sayıda proje hayata geçirildi. AFAD’ın koordinasyonunda kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve gönüllülerin iş birliğiyle yürütülen çalışmalar, deprem bölgesinde hayatın yeniden inşa edilmesine katkı sağlamaya devam etti. "Biz asrın felaketini yaşadık" AFAD’ın depremden etkilenen illerde yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi veren AFAD Başkanı Pehlivan, "Biz asrın felaketini yaşadık. Aynı gün içerisinde iç içe geçmiş depremler meydana geldi. Önce Kahramanmaraş Pazarcık’ta 7.7, sonrasında gün ortasında Elbistan’da 7.6 deprem yaşandı. Bu depremler nedeniyle başta 11 ilimiz birinci derecede etkilendi ve toplamda 18 ilde afet bölgesi kararı alınması gerekti. 14 milyon vatandaşımız bu illerimizde yaşıyordu. 120 bin kilometrekare bir alanda depremler etkisini gösterdi. Depremler yaşanır yaşanmaz şu anda içinde bulunduğumuz Afet Acil Durum Yönetim Merkezi’nde ilgili bakanlarımız, cumhurbaşkanı yardımcımız ve kurumların temsilcileri toplandı. Burası Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) çerçevesinde afet gruplarımızın, afet çalışma gruplarımızın toplandığı mekan. Burada dakikalar içerisinde toplandıktan sonra hemen illere ilgili ekiplerin yönlendirilmesi, illerden gelen bilgiler doğrultusunda organizasyona başlandı. Aynı gün çalışmaların hemen akabinde başlamasından sonra ekipler sevk edilmeye başlandı ve bir iki saat içerisinde bölgeye ulaşıldı. O gün Sayın Cumhurbaşkanımız buraya teşrif etmiş ve hatırlarsanız şu mesajı vermişti; ‘Büyük bir felaket yaşadık ama bu felaket karşısında büyük bir dayanışma örneği koyacağız. Devletiyle, milletiyle hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeyeceğiz. Depremin yol açtığı yaraları saracağız ve şehirlerimizi daha güçlü bir şekilde ayağa kaldıracağız’" diye konuştu. "AFAD başta olmak üzere ilgili bütün kurum ve kuruluşlar bölgeye sevk edildi" Depremin yaşandığı ilk andan itibaren AFAD’ın bölgeye hemen intikal ettiğini belirten Pehlivan, "AFAD başta olmak üzere ilgili bütün kurum ve kuruluşlar bölgeye sevk edildi. İlk etapta 280 bin kamu görevlisi burada görev yapmak üzere gönderilmişti. Sonrasında görev alanlarla birlikte 650 bin kamu görevlisi görevlendirilmiş oldu. Güvenlik kuvvetlerimizden psikososyal ekiplere kadar, arama kurtarma ekiplerinden beslenme barınma gruplarına kadar TAMP çerçevesinde görevli ulusal düzeyde 25, yerel düzeyde 23 savunma birimimiz ve kurulumuz sahaya intikal etti. Bir yandan kampanyalar başlatıldı. Vatandaşlarımız ‘Tek Yürek’ kampanyasına ve diğer kampanyalara büyük bir teveccüh gösterdi. Arama kurtarma yapılan 26 bin enkaz ve toplamda direkt yıkılan 39 bin bina, toplamda etkilenen ve hasar tespit çalışması yapılan 2 milyon 200 bin civarında bina, ki bunlar 6 milyon bağımsız bölüme tekabül ediyor. Bunlar içerisinde arama kurtarma çalışmalarıyla birlikte hak sahipliği çalışmaları başladı. Bu hak sahipliği çalışmaları da AFAD’ımızın sorumluluğunda. Toplamda çadırlar 1 milyon civarında sevk edilirken, bölgede 650 bini hemen kuruldu. 350 çadır kentte 2 buçuk milyon vatandaşımız misafir edildi" şeklinde konuştu. "Birkaç ay içerisinde 428 konteyner kentin kurulum süreci başladı" Depremden etkilenen vatandaşların yardımına her daim koştuklarını vurgulayan Pehlivan, sözlerini şöyle sürdürdü: "3 buçuk milyonun üzerinde vatandaşımızın tahliyesi gerçekleştirildi ve tahliye edilen vatandaşlarımız hem Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı hem de Milli Eğitim Bakanlığına bağlı yurtlarda, otellerde ve kamu misafirhanelerinde misafir edildi. 1 milyon 200 bin vatandaşımız da buralarda misafir edildi. Bunlar dayanışmanın somut adımları. Ülkemizde devlet ve millet olarak ortaya konulan eş zamanlı geçici barınma anlamında konteyner kentlerin kurulum süreçleri başladı ve birkaç ay içerisinde 428 konteyner kent kuruldu. 220 bin konteyner buralara yerleştirildi ve 707 bin vatandaşımız da bu konteyner kentlerde misafir edilmeye başlandı. Bunlar olurken taşınmak isteyenlere taşınma yardımı, kirada kalanlara kira yardımı sağlandı. Kampanyalarda toplanan kaynaklar tamamıyla bölgeye ulaştırıldı. Bir yandan da özellikle kırsalda yapılan konutların altyapıları ve konteyner kentlerin elektrik, su ve benzeri giderlerinin karşılanması yerine getirildi ve aynı doğrultuda kalıcı konutların yapılmasıyla ilgili süreç başladı."
Çanakkale Asrın felaketine Hatay’da yakalanan Gurbet Arslan: "Acı içinde ölenlerin çığlıklarını duymak çok zordu" Asrın felaketi Kahramanmaraş merkezli depremlere Hatay’da yakalanan aile yaralarını Çanakkale’de sardı. Art arda yaşanan depremlerde neler yaşattığını anlatan Gurbet Arslan, "Hepimiz yalın ayaktık, üşüyorduk. Çığlık sesleri, yardım isteyenler, yağmur, soğuk, çok zordu. Yani yaşamak da orada acı içinde ölenlerin çığlıklarını duymak da çok zordu" dedi. 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 ilde toplam 53 bin kişi hayatını kaybederken, binlerce vatandaş da yaralandı. Depremzede vatandaşlar, başka illere göç ederek yaralarını sarmaya çalıştı. Hatay’da yaşanan yıkım sonrası Çanakkale’de üniversitede okuyan kızı Gurbet Aslan’ın (38) yanına yerleşmeye karar veren Gurbet Aslan da, burada kalma sebeplerinden birinin kızı birinin ise Çanakkale’nin verdiği huzur olduğunu söyledi. Ben hiç unutmuyorum Art arda yaşanan depremlerde neler yaşattığını anlatan Gurbet Arslan, "İlk depremde uyuyorduk zaten, kimimiz zaten uyanamadı hiç. Uyandığımızda evden dışarı atmadık kendimizi, depremin dinmesini bekledik. Sonra çocuklarla birlikte dışarıya çıktık, zor attık kendimizi dışarıya. Hepimiz yalın ayaktık, üşüyorduk. Çığlık sesleri, yardım isteyenler, yağmur, soğuk, çok zordu. Yani yaşamak da orada acı içinde ölenlerin çığlıklarını duymak da çok zordu. Biz o deprem esnasında yardımcı olmaya çalıştık ama ellerimiz hep kan yara yapamıyorsun, kaldıramıyorsun. Yani ben hiç unutmuyorum. Selim daha 16 yaşında ve yardım edin diyor. Biz yüzünü görüyorduk mesela onun ama ona yetişemiyorsun yani ulaşamıyorsun onu çıkartamıyorsun ve tam ölmek üzere olduğunu görüyorsun bu çaresizlik tarif edilemez. Zaten öldü biz onu kurtaramadık. 15-20 yıla yakın arkadaşım çocuklarıyla, kocasıyla hiç uyanamadı mesela. Biz cesetlerini de çıkardık onların. İkinci deprem ise 18.00-18.30 civarı olmuştu. Akşamüstü olduğu için çok kayıp olmadı. Kayıp olacak insan da bina da hiçbir şey kalmamıştı. Her şey zaten yerle bir olmuştu. Tam toparlanırsın da artık ölümü yavaş yavaş kafandan silersin de tekrardan bir acı darbe yaşarsın, biz tekrar mahvolduk yani. O psikolojiye tekrar girdik" dedi. Enkazda kalan oğlunun yerini köpekleri sayesinde buldular Evlerindeki köpek sayesinde enkazda bir süre kalan oğlunu kurtardılarını belirten Gurbet Aslan, o anları şu sözlerle anlattı: "Hatay’da dediğim gibi tamamıyla sıfırlandı. Biz kendimizi son anda dışarı atan insanlardan olduk, yaşayan az kalmış insanlardan öyle söyleyeyim. Evlerimizin hepsi yıkıldı. Benim oğlumu son anda babam kurtardı. Babam işletmedeydi ona bir şey olmadı. Köpekler de çok sadık. Oğlumu hiç bırakmadı. Oğlumun yerini biz öyle belirledik." Yaşadığın için suçluluk duygusu oluşuyor Yaşanılan yıkımın ve şahit olunan şeyler ardından psikolojilerin ister istemez bozulduğunu, kendisinin ise buna çözüm olarak spora başladığını söyleyen Aslan, "Yıllar geçse bile insanların eskisi gibi sağlıklı olacağını düşünmüyorum. Gerçekten çok zor süreçlerden geçiyoruz. Sadece Hatay, Maraş ya da Adıyaman değil bütün ülke olarak aslında zor süreçlerden geçiyoruz. Yani çok düşünmek istemiyoruz ama artık her şeyden korkuyoruz. Kaygı içerisindeyiz, korku içerisindeyiz, çaresizlik içerisindeyiz. Hayatı nasıl devam ettireceğimizi bilemiyoruz. Ben mesela kaç gece, kaç ay aynı saatlerde hıçkırarak uyandım. Bunu bilinçaltın yapıyor sen isteyerek yapmıyorsun. O kadar hasar oluşuyor ki sende, yaşadığın için suçluluk duygusu oluşuyor, tanıdıklarını akrabalarını kaybettin acıların çok, onların ölümü senin hala hayatta kalması, psikolojimizin yerle bir olması çok doğal. Ben psikoloğa gittim, istediğim gibi verim alamıyordum. Spora başladım. Özellikle koşmak bana çok iyi geliyor. Koşarken bütün o kötü enerjiyi attığımı düşünüyorum. Daha sağlıklı insan olduğumu fark ettim" diye konuştu. Birlikte daha kolay atlatılabiliyor Gurbet Aslan, Çanakkale’ye yerleşme sürecini şu ifadelerle aktardı: "İkinci depremden sonra yaklaşık bir hafta kadar daha Hatay’da kaldım. Ondan sonra ailemin bir kısmı Ankara’ya bir kısmı da Mersin’e gitmişti. Ben Mersin’e geçtim. Çanakkale’de benim kızım okuyor ve çok şükür ki bir ev tutmuştu, daha yeni tutmuştu. Çanakkale’ye gelmemdeki sebeplerden biri bu biri de burası gerçekten çok özgün, kendine has bir enerjisi ve coğrafyası olan bir şehir, çok iyi geldi burası. O yüzden burada kaldım. Birlikte daha kolay atlatılabiliyor. Herkesin bir arada olması aslında o geçiş sürecini daha kolaylaştırıyor. Ben gençlere de söylemiştim, bazı günler makarna yiyeceğiz, bazı günler et yiyeceğiz, çok sıkışık bir ortamda olacağız ama ‘Olsun, bir arada olacağız’ dediler bana. Onlar beni çok mutlu etmişti. Uzaklaştığımız için bizim için birazcık daha kolaydı orada kalanlara nazaran. Orada kalanlar çok daha kötü. Ben her gittiğimde farkı görebiliyorum." Ulaşamamak insanı çok tedirgin ediyordu Çanakkale’de tek yaşayan Sevgi Toprak ailesine ulaşmayınca çok tedirgin olduğunu vurgulayarak, "Buraya 2021 senesinde geldim. Kimya öğretmenliği bölümünü kazanmıştım. 6 Şubat depremi yaşandığı gün ben Çanakkale’deydim. Annem, kardeşim ve ailem başka evlerdeydiler. Ben ilk duyduğumda ciddi bir şey olduğunu düşünmemiştim. Daha sonra sosyal medyada, haberlerde ne kadar ciddi boyutta bir deprem yaşandığını fark ettim. Şebekeler kesilmişti, kardeşime, anneme ulaşamıyordum. Sadece bir ara annem SMS’ten ‘Kızım biz iyiyiz merak etme’ diye bana ulaşabilmişti. O biraz içimi rahatlattı ama gördüğüm şeyler çok korkunçtu ve ulaşamamak insanı çok tedirgin ediyordu" ifadelerini kullandı. Her gece 3-4’e kadar uyumak istemiyordum Depremin kendi başına da geleceğini düşünerek uyumadığını ve sürekli hazırlıklı olduğunu belirten Toprak, "Ben burada tek başıma kalıyordum ve hani 04.17 diye bir saat var zaten Adıyaman’daki saat de o şekilde durdu ve hala üçüncü yılı olacak o şekilde. Ben her gece 3-4’e kadar uyumak istemiyordum. Yani uykum gelse de uyumamaya çalışıyordum. Sanki uyuduğumda yine o saatlerde bir şey olacakmış gibi hissediyordum. Saat 04.30’u geçince uykuya geçiyordum. Şarj aleti, fener, yiyecek bir şeyler, abur cuburlar falan alıp bunları yanımda tutup yatıyordum ve sıkı giyinip yatıyordum. Herhangi bir şey olursa hemen çantamı alıp çıkabileyim diye" şeklinde konuştu.