POLİTİKA - 06 Mart 2025 Perşembe 20:46 | Son Güncelleme : 06 Mart 2025 Perşembe 22:51

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "40 yıllık beladan kurtulmaya hiç olmadığı kadar yakınız"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bugün terörsüz Türkiye hedefini tüm boyutlarıyla gerçekleştirme noktasında daha güçlü, daha kararlı, daha avantajlı bir konumdayız. 40 yıldır milletimizin kanını, canını ve kaynaklarını sömüren bir beladan kalıcı ve kati olarak kurtulmaya hiç olmadığı kadar yakınız" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Polis, Jandarma, Sahil Güvenlik Personeli ve Güvenlik Korucuları ile iftar yaptı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı Külliye'mize, milletin evine, bu gazi mekana hoş geldiniz. Sizlerin vasıtasıyla Türkiye'nin dört bir yanında fedakarca görev yapan, ülkemizin güvenliği için çoğu zaman canlarını ortaya koyarak çalışan tüm polislerimize, askerlerimize, jandarmalarımıza, bekçilerimize, güvenlik korucularımıza şahsım ve milletim adına teşekkürlerimi iletiyorum. Büyük dava ve fikir adamı Üstat Necip Fazıl'a göre iftarda ilahi visalden bir koku vardır. Davetimize icabet edip iftar soframızı teşrif eden, ilahi visalin kokusunu beraberce içimize çektiğimiz her bir misafirimize teşekkür ediyorum" açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Bu mübarek günlerin bölgemizde ve dünyada barışa, huzura, dayanışma ve kardeşliğe kapı aralamasını, karşımızdaki engellerin tek tek ortadan kaldırılmasına vesile olmasını diliyorum" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Malazgirt önlerindeki ilk akınlardan İstanbul'un fethine, Milli Mücadelenin en çetin günlerinden 15 Temmuz ihanetinin püskürtülmesine kadar, istiklal ve istikbalimiz uğruna can veren, al kanlarıyla kara toprağı sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle, tazimle yâd ediyorum. Mukaddes kitabımız ve hayat rehberimiz Kur'an-ı Kerim bizlere şehitlerin ölmediğini, yaşadıklarını, bizim bunu hissedemeyeceğimizi, Allah katında onların rızıklandırıldıklarını bildiriyor. Biz de bu ilahi müjdeye inanıyor, tüm kalbimizle iman ediyoruz. Biliyoruz ki şüheda, yani şehitler, peygamberlere, özellikle de Peygamberimize komşudur. Evliya yurdu, dervişler otağı, şüheda menbaı bu aziz topraklar için bedel ödeyen gazilerimize de ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. İstiklal Marşı şairimiz merhum Mehmet Akif'in ifadesiyle aslında hepimiz şehit torunuyuz, şehit ahfadıyız" ifadelerini kullandı.

"Allah ömür verdikçe, yine burada, bu topraklarda başımız dik, alnımız ak bir şekilde yaşamaya devam edeceğiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yüksek şuurla, şehit ve gazilerimizin emanetlerine tam bir hürmet içinde sahip çıktıklarını belirterek, "İnşallah bundan sonra da onların emanetini yere düşürmeyecek, uğruna can verdikleri veya bedel ödedikleri idealleri en güçlü şekilde yarınlara taşımaya gayret edeceğiz. Öyle diyor Akif: "Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda, Canı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda. Bizler, üzerinde özgürce yaşadığımız bu toprakların bin yıllık evlatları, bin yıllık ev sahipleriyiz. Kimse buraları bize altın tepside sunmadı. Türkiye, masa başında kurulmadı. Birilerinin ihsanı olarak vücut bulmadı. Biz bu toprakları kanlarımızla ve alın terimizle sulayarak kendimize vatan eyledik. En doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine, ülkemizin her bir karışı için gerektiğinde ölümü göze aldık. Devletimiz üzerinde ameliyata kalkışan müstevlilere en güçlü cevapları vererek bugünlere geldik. Allah ömür verdikçe, yine burada, bu topraklarda başımız dik, alnımız ak bir şekilde yaşamaya devam edeceğiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Konuklarına hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Karada, havada, denizde, mukaddes vatan topraklarını koruyan siz kıymetli kahramanlarımız, bu ülkenin ve milletin düşmanlarının aşamadığı, hiçbir zaman da aşamayacağı çelikten birer kalesiniz. Gabar'da aşamadılar. Cudi'de aşamadılar. Tendürek'te aşamadılar. Besler Deresi'nde aşamadılar. Hep siz oralarda onları inlerine gömdünüz ve şu ana kadar o imanla, o aşkla yine gömmeye devam edeceksiniz. Ben buna inanıyorum. Sizler, polisiyle, jandarmasıyla, sahil güvenliğiyle, güvenlik korucusuyla, işte bugün burada olduğu gibi yan yana, sırt sırta olduğunuz müddetçe Allah'ın izniyle kimse bizi bu topraklardan söküp atamaz. Aynı şekilde mülkümüz, canımız, bayrağımız ve bütün kutsal değerlerimiz emniyet altındaysa, hiç kuşkusuz bunda sizin çok büyük emeğiniz var. Ne denli şartlar altında vazifenizi yerine getirdiğinizi, Türkiye'nin güvenliği için nasıl büyük bir özveride bulunduğunuzu gayet iyi biliyorum. Rabbim hepinizden razı olsun. Ayağınıza taş değdirmesin diyorum" şeklinde konuştu

"Hadiseleri tribünden seyretme lüksüne sahip değiliz"

"Üç kıtanın tam kalbinde yer alan vatanımızın, stratejik olarak eşsiz imkânlar sunma yanında, zorluklarını da bünyesinde barındırdığına2 dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küresel güç rekabeti bölgemizde cereyan ettiği için, Türkiye olarak biz de her türlü gelişmeden doğrudan etkileniyoruz. Hadiseleri tribünden seyretme lüksüne sahip değiliz. Her türlü senaryoya karşı hazırlıklı olmak, bölgemizdeki olayları ülkemiz lehine olacak şekilde yönetmek, yönlendirmek mecburiyetindeyiz. Hamdolsun, özellikle son yıllarda bu konuda çok başarılı bir sınav verdik" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Suriye'de, 13,5 sene boyunca bedel ödeme pahasına doğru olanı, ahlaki ve vicdani olanın yapıldığının bir kez daha altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:

"Bu millete ikinci bir Boraltan Köprüsü utancı yaşatmayacağız, böyle dedik ve her türlü riski göze alarak böyle bir utanç lekesini tarihimize bulaştırmadık. Hatırlayın, bu süreçte çok ağır baskı gördük. Acımasızca eleştirildik. Hatta ihanetle suçlandık. Peki, sonuçta ne oldu? Irkçılık yapanlar kaybetti. Mazlumları otobüslere doldurup terör örgütlerine ve eli kanlı zalimlere göndermek isteyenler kaybetti. 8 Aralık'ta, Suriye halkı 61 yıllık karanlığın ardından zalim rejimi devirdi ve özgürlüğüne kavuştu."

"Bugüne kadar Suriye'ye güvenli bir şekilde dönen kardeşlerimizin sayısı ise 873 bini buldu"

Devrimden bu yana, 133 bin Suriyeli misafirin gönüllü ve onurlu bir şekilde doğdukları topraklara geri döndüğünü açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugüne kadar Suriye'ye güvenli bir şekilde dönen kardeşlerimizin sayısı ise 873 bini buldu. Suriye'de düzen ve istikrar güçlendikçe inşallah bu sayı daha da artacak. Daha önce de dikkat çektiğim gibi kimseyi zorlamayacağız. Ama dönmek isteyen kardeşlerimize de gereken kolaylığı sağlayacağız. Aynı durumu Gazze'de de gördük. Orada da buna şahitlik ettik. Gazze'de 471 gün süren soykırım ve katliamda küresel siyonist lobinin tüm baskılarına rağmen kardeşlerimize cesaretle sahip çıktık. Neticede Gazze'deki insanlık sınavını alnının hakkıyla veren birkaç ülkeden biri elhamdülillah Türkiye oldu" dedi.

Bugün pek çok ülkenin Filistin halkının yüzüne dahi bakamazken Türkiye'nin Gazzelilerin samimi dualarına mazhar olduğunu söyleyen Erdoğan, Rusya-Ukrayna savaşında yine benzer tercihlerle karşılaşıldığını hatırlattı. Hemen herkes savaşa odun taşırken Türkiye'nin barışın tarafında olduğunu dile getiren Erdoğan, "Şimdi bakıyorsunuz geçmişte bize laf söyleyenlerin hemen hepsi bugün hükümetimizin dengeli politikasına hak vermek zorunda kalıyor. İster rakibimiz isterse dostumuz olsun. Hemen herkes Türkiye'nin çok kritik zamanlarda çok doğru ve öngörülü hamleler yaptığını ifade ediyor" diye konuştu.

"Türkiye maruz kaldığı onca ihanete ve saldırıya rağmen bugün güvenlik noktasında herhangi bir zafiyet yaşamıyorsa sebebi vaktinde atılan uzak görüşlü adımlarımızdır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin çok çetin mücadelelerden geçtiğini belirterek, "Burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak pek çok meselede biz daima önce milletim önce memleketim şiarıyla hareket ettik. Türkiye'nin menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu kararlılıkla uyguladık. Sadece dış politikada değil iç siyasette de duruşumuz hep bu yönde oldu. Vesayetin ve bürokratik oligarşinin geriletilmesinden terörün her türlüsüne karşı verdiğimiz mücadeleye milli iradenin güçlendirilmesinden temel hak ve hürriyetlerle ilgili attığımız adımlara kadar her alanda doğru olanı yapmanın derdinde olduk. Bu süreçte nelerle karşılaştığımızı milletimizin tüm fertleri çok iyi biliyor. Gezi olaylarında, 17-25 Aralık Emniyet, Yargı darbe girişiminde, 15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsünde, doğrudan istiklalimizi hedef alan daha nice hain saldırıda ülkemizdeki bazı çevrelerin nerelere savrulduğunu hiçbirimiz unutmadık ve unutmuyoruz. Elini vicdanına koyan herkes şunu kabul etmektedir. Türkiye maruz kaldığı onca ihanete ve saldırıya rağmen bugün güvenlik noktasında herhangi bir zafiyet yaşamıyorsa bunun sebebi vaktinde atılan uzak görüşlü adımlarımızdır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Bir dönem teröristlerin cirit attığı köy, mezra ve yaylalarda artık güven ve huzur ortamı hakim"

Bu süreçteki en büyük kazanımlardan birinin de FETÖ'nün tasfiyesi olduğunu bir kez daha vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"FETÖ terör örgütü devletimizi içerden çökerten habis bir ur misali yıllarca emperyalistler namına ülkemiz aleyhine tetikçilik yapmıştır. Milli projelerimizin engellenmesinden kimi siyasi cinayetlere, ajanlık faaliyetlerinden terörle mücadelemizin sekteye uğratılmasına kadar bir çok ihanetin kalleşliğin ve operasyonun gerisinde bu örgüt bulunuyordu. Emniyet teşkilatımızı ordu ve jandarmamızı FETÖ'cü hainler başta olmak üzere hukuk dışı yapılardan temizledikçe hem kendimize güvenimiz arttı hem de terör örgütleri ve suç şebekeleriyle daha etkin mücadele imkanına kavuştuk. Güvenlik güçlerimizin yıl boyu süren operasyonları sayesinde sınırlarımız içindeki terör tehdidi hamdolsun bitme noktasına geldi. Bir dönem teröristlerin cirit attığı köy, mezra ve yaylalarda artık güven ve huzur ortamı hakim. Irak ve Suriye'deki harekatlarımızla da terör unsurlarını hudutlarımızdan uzaklaştırdık. Yani son 8-10 yılda bugün terörsüz Türkiye diye tarif ettiğimiz hedefimize giden yoldaki pek çok taşı, mayını, engeli temizledik. Başta sınır ötesi operasyonlar olmak üzere terörle mücadele irademiz çok sık eleştirildi hatta sabote edilmek istendi. Ama biz asla yılgınlık göstermedik, karamsarlığa kapılmadık hedeflerimiz doğrultusunda emin adımlarla ilerledik."

"Türkiye için en doğrusunu en isabetlisini yapmanın derdindeyiz"

Bugün terörsüz Türkiye hedefini tüm boyutlarıyla gerçekleştirme noktasında daha güçlü, daha kararlı, daha avantajlı bir konumda olunduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "40 yıldır milletimizin kanını canını ve kaynaklarını sömüren bir beladan kalıcı ve kati olarak kurtulmaya hiç olmadığı kadar yakınız. Milletine karşı sorumluluk duygusu taşıyan bir siyasetçinin böyle bir fırsata sırtını dönmesi düşünülemez. Avantajımızı 85 milyonun tamamının hayrına olacak bir sonucun çıkması en iyi şekilde değerlendirmekle mükellefiz. Şunu sizlerle birlikte aziz milletimizin çok iyi bilmesini istiyorum. Biz kişisel hesaplar peşinde asla değiliz. Biz sadece ve sadece milletin istikbalini düşünüyoruz. Türkiye için en doğrusunu en isabetlisini yapmanın derdindeyiz" değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Gayemiz, Türkiye Yüzyılını bölgemizde barışın, kardeşliğin dayanışmanın yüzyılı haline getirmek"

"Amacımız hiçbir güvenlik görevlimizin hiçbir evladımızın burnunun dahi kanamayacağı kalıcı bir güven iklimini içeride ve dışarıda tesis etmektir " ifadelerini kullanan Erdoğan, "Gayemiz, Türkiye Yüzyılını bölgemizde barışın, kardeşliğin dayanışmanın yüzyılı haline getirmektir. Aklını hırsına esir etmeyen herkes şu gerçeği çok net görebiliyor. Bölgemizin ve dünyanın tarihi bir yeniden yapılanma sürecinde olduğu bir dönemde Türkiye olarak bizim çok dikkatli davranmamız gerekiyor. Soykırım şebekesinin yeni haritalarla bölgemizi bölme niyetlerini ilan ettiği günlerde bizim de politikalarımızı buna göre belirlememiz icap ediyor. Bir asır önce oynanan oyunun tekrarına izin verirsek ne atalarımız ne de gelecek nesiller bizi affeder. Sultan Alparslan'ın ve Selahaddin Eyyubi'nin torunları olarak el ele gönül gönüle verecek siyonistlerin bölgemizde yeni ameliyatlar yapmalarına Allah'ın izniyle müsaade etmeyeceğiz. Şu gerçeği de söylemekte fayda görüyorum. Bin yıllık kardeşliğimizin arasına örülen terör duvarını yıkıp attığımızda demokraside, özgürlüklerde, refahta, bölgesel kalkınmada inşallah daha hızlı yol alma imkanını elde edeceğiz. Elbette bu süreçte asayiş ve güvenlik noktasında hassasiyeti, teyakkuzu asla elden bırakmayacağız. Zehir tacirlerinden çetelere, milletin malına ve canına kasteden canilerden suçta kibirlenenlere kadar kendisini devletten, hukuktan, yasalardan üstün gören kim varsa hepsiyle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Rabbim hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum. İftar soframızı şereflendiren tüm kardeşlerime tek tek teşekkür ediyorum. Sizlerden tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diye ifade ettiğimiz ilkelerimize sahip çıkmanızı istiyorum. Şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor gazilerimize Mevla'dan hayırlı ve sağlıklı ömürler niyaz ediyorum" şeklinde konuştu.

Hülya Keklik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Bafra’da minik eller 3 bin fidanı toprakla buluşturdu Samsun’un Bafra ilçesinde Orman Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikte, minik eller doğaya umut oldu. 21-26 Mart Orman Haftası dolayısıyla gerçekleştirilen ağaç dikme etkinliği, "Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi" çerçevesinde Kuşçular Mahallesi’ndeki Tıbbi Aromatik Bitkiler Üretim Sahası’nda yapıldı. Etkinlikte öğrenciler, doğaya katkı sunmanın heyecanını yaşarken toplam 3 bin fidan toprakla buluşturuldu. Doğa bilincinin küçük yaşta kazandırılmasının hedeflendiği etkinlikte, öğrenciler hem eğlendi hem de çevreye duyarlı bireyler olma yolunda önemli bir adım attı. Dikilen fidanlarla birlikte bölgenin yeşil dokusunun güçlenmesi amaçlanırken, etkinlik katılımcılardan da yoğun ilgi gördü. Programın açılışında konuşan Orman İşletme Müdürü Mustafa Bayraktar, bu yılki etkinliğin diğerlerinden farklı olduğunu belirterek, ÇEDES projesi kapsamında tüm okulların katılımıyla ortak bir organizasyon planladıklarını ve bu etkinliği hep birlikte hayata geçirdiklerini ifade etti. Bafra Kaymakamı Dr. Mustafa Altınpınar ise etkinliğe ilişkin yaptığı konuşmada, katıldığı en güzel Orman Haftası programlarından biri olduğunu vurguladı. Öğrencilere hitaben, dikilen ağaçlarla birlikte büyümelerini temenni eden Altınpınar, "Sizleri çok parlak bir gelecek bekliyor. Hayatınız boyunca başarı ve sağlık diliyorum. Bu güzel programa kattığınız renk için hepinize teşekkür ediyorum" dedi. Konuşmaların ardından Kaymakam Altınpınar, protokol üyeleri ve öğrenciler birlikte fidan dikerek etkinliği tamamladı.
İstanbul Çolakoğlu Metalurji’nin yıldız eskrimcileri Türkiye’yi İspanya’da temsil edecek 80. yılını geride bırakan Çolakoğlu Metalurji, spora ve genç yeteneklere verdiği destek doğrultusunda, İspanya’da düzenlenecek eskrim müsabakalarında Türkiye’yi temsil etmeye hazırlanıyor. Çolakoğlu Metalurji Spor Kulübü bünyesinde yetişen üç başarılı genç sporcu; Fatma Eslem Ergül, Zeynep Özkırım ve Buğlemşah Özdemir, 28-29 Mart 2026 tarihlerinde İspanya’nın Ciudad Real kentinde gerçekleştirilecek Uluslararası U14 Yıldızlar Kılıç Circuit Turnuvası’nda Türkiye adına piste çıkacak. Söz konusu organizasyon, Türkiye Eskrim Federasyonu’nun 2025-2026 faaliyet takviminde önemli bir yere sahip bulunuyor. Turnuvada hem kulüplerini temsil edecek hem de Türk bayrağını taşıyacak sporcular, disiplinli ve yoğun bir hazırlık sürecinin ardından uluslararası arenada Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyor. Toplumsal katkı ve sporun yaygınlaştırılması Şirket, sürdürülebilir sosyal sorumluluk anlayışı çerçevesinde genç sporcuların yanında yer almayı ve onların ulusal ile uluslararası başarı yolculuklarına katkı sunmayı sürdürmeye devam ediyor. Çolakoğlu Metalurji Spor Kulübü ise yalnızca kendi sporcularına değil, bölgedeki gençlerin sporla buluşmasına da destek vererek önemli bir misyona katkı sağlıyor. Faaliyet bölgesi olan Dilovası ve Kocaeli’nde sporun yaygınlaştırılması, fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi ve genç yeteneklerin desteklenmesi adına çalışmalarını sürdüren kulüp, geleceğin başarılı sporcularının yetişmesine katkı sunmaya devam ediyor. Kulüp, İspanya’da mücadele edecek genç sporcularına başarılar dilediğini duyurdu.
Van Allı turnalar bu yıl Van’a erken geldi Van Gölü havzasının zarif misafirleri olarak bilinen flamingolar (Allı turnalar), bu yıl erken gelerek bölgeyi renklendirdi. Genellikle bahar aylarının ortasında görülmeye başlanan flamingoların Mart ayında Van Gölü havzasını şenlendirdi. Göçmen kuşların Kuzey Afrika’dan İran’a uzanan yolculuğunda en önemli konaklama merkezlerinden Van Gölü havzası, sulak alanlarıyla çok sayıda türden binlerce kuşu bünyesinde barındırıyor. Van’ın doğusunda yer alan, eşsiz doğal güzelliği ve biyolojik çeşitliliğiyle dikkat çeken Van Gölü havzası, her yıl olduğu gibi bu yıl da flamingoların göç yolculuğunda uğrak noktası oldu. Sürüler halinde göl çevresine inen allı turnalar, özellikle gün doğumu ve gün batımında oluşturdukları manzarayla adeta görsel şölen sundu. Van Gölü kıyılarında yoğunlaşan kuş hareketliliği, baharın erken habercisi olarak yorumlandı. Son yıllarda göç takvimlerinde yaşanan bu kayma, bölgedeki ekolojik dengede de dikkat çekici bir değişim olduğuna işaret ediyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Van’a ayrı bir güzellik katan allı turnalar, göç yolculukları boyunca uğradıkları bu eşsiz coğrafyada bir süre konakladıktan sonra yollarına devam edecek. "Van Gölü havzası sulak alan yönünden çok zengin" Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Rehabilitasyon merkezimiz Van Gölü havzasındaki bütün yaban hayvanlarının sorunlarıyla ilgileniyor. Ekolojik dengenin bozulmaması için doğal hayatın normal sirkülasyonunda devam etmesi için çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak yaban hayatın devamlılığını gelecek nesillere aktarmak için çalışmalar yürütüyor. Van Gölü havzası sulak alan yönünden çok zengin olması dolayısıyla sucul habitat yönü önünden çok zengin. Göçmen kuşlar olsun, yerleşik kuşlar olsun bu bölgedeki sulak alanlarda yerleşmekte. Ama bayrak tür olarak her sene bahar sezonunun başlangıcında selam getiren Allı turnalar bu sene de selam getirdiler. Allı turnalar aslında Van Gölü havzasında birkaç yıldır göç etmeyen kafilelerle burada temsilcileri kalıyor. Bir grup flamingo, Van Gölü havzasındaki sulak alanlarında yaşayıp tekrar buradan kış sezonunda havalar soğumaya başlayınca göç ediyor. Bahar sezonunda da havalar ısınınca buraya geliyor. Ama geliş tarihlerinde mevsime bağlı olarak çeşitli tarihlerde buralara geliyor" dedi. "Allı turnaları artık iskele sahilinde de görebiliyoruz" Prof. Dr. Aslan, "En son Nisan’da gelen Allı turnalar, bu sene Mart’ın başında Erçek Gölü ile Gevaş ilçesindeki Göründü Sulak alanında konaklıyorlar. Allı turnalar artık park alanlarında, Edremit ve Tuşba ilçesine bağlı İskele Mahallesi sahiline artık selam getiriyor. Geçen senede göçerken bir kısım kafile selam götürürken yine onlarda piknik yapmaya gelen vatandaşlarımız Allı turnaları görebilmekteydi. Allı turnalar baharın gelmesi ile birlikte yine aynı yere İskele sahiline geldiler. Bu bize artık Van Gölü havzasının her tarafında, Van Gölü kıyısında bulunan sulak alanlarda Allı turnaları görmek mümkün olacak. Bu senede son yılların en çok Şubat’ta yağış alan bir sezonunu geçirdik. Sulak alanların bereketiyle bu ekolojik dengede de artık yaban hayatta da canlanmaya başladı. Bundan sonra canlılıkla Allı turnaların şahsında bütün sucul kuşları, ördekleri, kazları görebilmek mümkün olacak" diye konuştu.