POLİTİKA - 06 Kasım 2021 Cumartesi 16:43

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Bu millet bu devleti sana teslim eder mi?'

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Bu millet bu devleti sana teslim eder mi?'

Cumhurbaşkanı Erdoğan Batman'da toplu açılış töreninde , "Terör örgütü yöneticileri kendilerine çözümü reddetmeleri konusunda baskı yapıldığını görüyor. Bu azgın ruhun devri artık sona ermektedir. Gelirse Kandil'i yerle yeksan edecekmiş. Bay Kemal bu millet bu devleti sana teslim eder mi?" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplam yatırım bedeli 1 milyar lirayı geçen Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 36 fabrika, şehir stadyumu ile yapımı tamamlanan diğer projelerin toplu açılışını yapmak üzere Batman’a geldi.

Mardin’den helikopterle Batman’a gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batman Valiliğini ziyaret ettikten sonra toplu açılışın yapılacağı alana geçti.

Alanı dolduran kalabalığa hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Batman’da ilk olarak dünya çapında bir proje olan Ilısu Barajı ve HES açışını yaptık. Dicle Nehrine taktığımız gerdanlığın en büyüğü olan bu eser bölge illerinin topraklarına bereket dağıtacak. Santralde üretilecek elektrik de ülkemize büyük katkı sağlayacaktır. Hem dışarıda hem içerde nice kirli ve karanlık kampanyalar yürütüldü hamdolsun bu engellerin hepsini aşarak bugün Batman’ı bu hizmete kavuşturduk. Ilısu ile yetinmiyoruz aynı zamanda tamamlanan kamu yatırımları ve OSB fabrikalarının resmi açılışını da yapıyoruz. Eğitimde 432 derslikli 26 okulu, 400 öğrenci kapasiteli 2 pansiyon, 2 spor salonu, 50 yataklı öğretmen evini hizmete açıyoruz. Eğitim araştırma hastanesi statüsündeki 440 yataklı yeni kadın doğum ve çocuk hastalıkları hastanesini, Sason devlet hastanesi 50 yataklı ek binasını, Kozlukta Aile Sağlık Merkezi, 112 acil servisi merkezi, ağız ve diş hastanesi, Hasankeyf’te devlet hastanesi, merkez, Gerçüş ve Beşiri’de çeşitli sağlık kuruluşlarını bugün açıyoruz. 15 bin seyirce kapasiteli stadyumunun da aralarında bulunduğu açılışı yapıyoruz. Bölgemizin önemli gelir kaynaklarından olan fıstık üretimini yaygınlaştırmak için 12 bin hektarlık bir alanda yürütülen menengiç tarlaları ile çok sayıda yatırımın açılışın yapıyoruz. Batman OSB’de 36 fabrikayı bugün açıyoruz. Yaklaşık 500 milyon yatırım ile şehrimize 4 bin istihdam sağlanmıştır. Batman OSB tamamen dolduğu için Raman Dağı tarafında 6 bin dekarlık alanda yeni bir OSB kuruyoruz” diye konuştu.

“Toplam yatırımı 1 milyar lirayı geçen açılış yapıyoruz”

Toplam yatırımı 1 milyara lirayı geçen açılışlar yaptıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “20 yıl öncesinin Batman’ı ile bugünkü Batman’ı yan yana getirdiğinizde o günleri yaşayanlar nereden nereye diyecektir. Ama bilin ki daha da iyi olacak. Toplam yatırım bedeli 1 milyar lirayı geçen tüm bu kamu ve özel sektör yatırımlarının şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. Batman tıpkı çevresindeki Diyarbakır, Muş, Bitlis, Siirt, Mardin aynen bunlar gibi yıllarca terör örgütünün zulmü altında açılar çekmiş, kayıplar vermiştir” şeklinde konuştu.

“Red, inkar ve asimilasyon politikalar bölgede hiçbir zaman huzur ve güvenliği sağlayamadı”

Türkiye’nin demokrasi ve kalkınmasına bakıldığında karşılarında millete düşman faşizmini gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bin yıldır kardeş olarak bu topraklarda yaşayanlarla vatanımıza yönelik her türlü saldırılara birlikte karşılık verdik. Sultan Alpaslan Anadolu’yu fethederken aynı saflardaydık, Selahattin Eyyubi haçlılarla mücadele ederken kol kola yürüdük. Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’u fethederken birlikteydik. Çanakkale’de 7 düvele birlikte mücadele verdik. Görüldüğü gibi biz bu toprakları hep kanımızla, alın terimizle birlikte yoğurarak vatan yaptık. Ne zaman ülkede ipler tek parti eline geçti o zaman sıkıntı yaşamaya başladık. Gücünü bu milletten alan gönül zenginliğimizi ve refah kaynaklarımızı tek parti faşizmi yok etti. Ülkenin başına bir felaket gibi çöken bu zihniyete karşı milletin safında yer alanlar darbelerle susturuldu. Ret, inkar ve asimilasyon politikaları bölgede hiçbir zaman huzur ve güvenliği sağlayamadı. Ama şimdi bu Batman’ın zenginliğine coşkusuna birliğine beraberliğine bak. Tek millet, tek bayrak, tek devlet, tek vatan. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız. Hep birlikte zafere yürüyeceğiz. Bütün yanlış uygulamalar bölgede terör örgütlerinin zemin bulmasına yol açan zehre neden oldu. 1980 sonrası baskı tehdit işkence ile haklarını hiçe saydıkları insanları yerlerinden ederek sorunu daha da büyüttüler. Uzun süre bölge insanını yoksulluğa sürüklediler. Hükümete geldiğimizde bununla karşı karşıyaydık. Kolları sıvadık insanların zihin ve gönül dünyalarında baskıya neden olan OHAL’i biz kaldırdık ve tarihin en büyük seferberliğini başlattık. 81 vilayeti de aynı şekilde donattık. Köyünde ilçesinde, ilinde, hayatını sürdüren vatandaşlarımızın temel hizmetlerden faydalanabilmesi için İstanbul, Ankara’ya gitmesinin önüne geçtik. Batman’da üniversite olmasaydı buradaki gençler batıya gidecekti. Ama biz Batman üniversitesiyle buradaki gençleri burada bıraktık. 76 üniversiteyle geldik, 206’ya çıkardık bu sayıyı” ifadelerini kullandı.

“19 yılda Batman’a eski rakamla 16 trilyon yatırım yaptık”

İktidara geldikten sonra 81 vilayete eşit şekilde hizmet verdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “19 yılda Batman’a eski rakamla 16 trilyon yatırım yaptık. 4 bin 515 yeni derslik, YÖK öğrencileri için 2 bin 374 kişi kapasiteli yurt binaları yaptık, 15 bin seyirci kapasiteli stadyumun da aralarında bulunduğu 39 tesis yaptık. 4,2 milyar tutarığında kaynak sosyal sorumluluk adı altında vatandaşlara ayırdık. 41 sağlık tesisinin yapımını hizmete açtık, Biz hizmet ehliyiz, biz eser üretiriz. Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. Yapımı süren Batman Hasankeyf yolunu seneye, Kozluk Baykan, Van hududu yolunu ise 3 yıla kadar tamamlıyoruz. Batman Havalimanı terminal binasını yıllık 2 milyon yolcu seviyesine çıkardık. Bölgeyi ve şehrimizi her alanda en gelişmiş altyapı yatırımları ile buluştururken vesayetle yürüttüğümüz mücadelede mesafe kat ettikçe daha iyi duruma geleceğiz” dedi.

“Parayı verenin yönettiği PKK en çok Kürt kardeşlerimin kanını döktü"

Konuşmasında terör örgütü PKK’nın parayla yönetilen bir örgüt olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Batı bize sessiz devrim yaptı diyor, hamdolsun. Kürtçe konuşmanın yazmanın suç olması gibi asırlık sorunların ilk adımını biz attık. Ülke genelindeki bürokratik oligarşiyi kırdığımız gibi terör örgütünün bu bölgedeki insanların üzerindeki baskılarını tamamen bitirdik. Biz ülkemizi büyüttükçe milletimizin birlik beraberliği ve kardeşliğini pekiştirdikçe birileri rahatsız oldu. Çözüm süreci diye Türkiye’yi terör örgütünün tasallutundan tamamen kurtarmak için bir adım daha attık. Amacımız ülkeyi terör belasından tamamen bitirmekti. Her türlü riski göze alarak başlattığımız bu samimi süreç terör örgütünün silahı ve kan dökmeyi tercih etmesinden dolayı son buldu. Bizzat terör örgütü yöneticileri dışarıdan kendilerine çözümü reddetmeleri çatışmaları yeniden başlatmaları için yoğun baskı yapıldığını söylüyor. Israrla şiddeti seçen tavrıyla terör örgütünün bu topraklarla hiçbir bağının olmadığı alenidir. Parayı verenin yönlendiği bu örgüt en çok Kürt kardeşlerimizin kanını döktü en büyük bedeli Kürt kardeşlerime ödetti. Bu PKK’nın bu HDP’nin dini imanı yok, bunları iyi bilmemiz lazım. Bu alanda sizi sadece ve sadece Allah için seviyoruz ve ayrım asla istemiyoruz. Türkiye’de hareket alanı kalmayan örgüt şimdi de Kuzey Irak ve Suriye’yi karıştırmaya çalışıyor. Bunların devri artık sona erdi. Bay Kemal çıktı ne diyor, gelirse Kandil’i yerle yeksan edecekmiş. Ya bay Kemal sana bu millet bu devleti teslim eder mi ya. HDP, İYİ Parti’ye bu devlet teslim edilir mi? Biz biriz beraberiz hep birlikte inşallah Türkiye’yiz. Ne Türkiye ne bölgenin geleceğinde bu örgütün yeri yoktur ve olmayacaktır” diye konuştu.

“Yeminli Türkiye düşmanlarının ülkemizdeki piyonları olan PKK, FETÖ’cülere posta koydukça daha da kuduruyorlar”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye uğradığı saldırılara karşı devleti ve milletiyle dimdik ayakta durdukça bölge üzerinde alçak hesapları olanların bize olan hesapları kabarıyor. Biz adaletsizliklere zulümlere ne dedik ‘One munite’ dedikçe önümüze konulan tuzakların sayısı artıyor. Yeminli Türkiye düşmanlarının ülkemizdeki piyonları olan PKK, FETÖ’cülere posta koydukça daha da kuduruyorlar. Sen kimsin ya 10 tane büyükelçi çıkmış bize akıl vermeye çalışıyor. Bunlara en büyük desteği de içimizdeki birileri veriyor. Bu ülkede CHP diye bir parti ve onu yönetenlerin kendi kafalarına göre belirledikleri politikaları mı var. HDP diye bir parti var ama onların kendi kafalarına göre belirledikleri bir politikaları var mı? CHP ile HDP’yi hangi güç bir araya getirmiş. Bu senaryoyu ortaya koyanlar kendilerini gizlemiyorlar. Kardeşliğimizi güçlendirerek oynanan bu kirli oyunu bozmalıyız. Ülkemizi ve bölge insanını PKK’nın silahlı tasallutundan kurtardık bunların siyası kanadı olan HDP’’nin de tasalluttan kurtaracağız.”


Abdulaziz Karataş - Ekrem Aktaş - Osman Arslan - Sedat Irmak
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir" Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokomun sessiz ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, "Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, ilaçlara uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, görmenin korunması için en etkili önlemlerdir. Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir" dedi. VM Medical Park Pendik Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Glokomun göz içi basıncının artışıyla göz sinirine zarar veren ve tedavi edilmezse görme kaybına yol açabilen kronik bir hastalık olduğunu belirten Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, "Glokom halk arasında göz tansiyonu olarak bilinir. Hastalık çoğu zaman sinsi şekilde ilerler ve erken dönemde hastalar herhangi bir belirti fark etmeyebilir. Bu nedenle glokom ‘sağlıklı gözün sessiz hırsızı’ olarak adlandırılır" dedi. ’’Görme kaybı geri döndürülemez’’ Glokomun retina ve optik siniri etkilediğini anlatan Op. Dr. İçağasıoğlu, hastalığın mekanizmasını şu sözlerle açıkladı: "Hastalık genellikle önce çevresel görmeyi etkiler. Başlangıçta hastalar görmelerinin iyi olduğunu düşünebilir, bu yüzden çoğu fark etmez. Ancak ilerledikçe görme alanı daralır ve ileri evrede tünel görme gelişebilir. Glokomda kaybolan retinal ganglion hücreleri ve optik sinir lifleri geri gelmez. Tedavinin amacı kaybedilen görmeyi geri kazandırmak değil, hastalığın ilerlemesini durdurmak veya yavaşlatmaktır." Göz içi basıncının dalgalanmalarının da hastalıkta önemli rol oynadığını dile getiren Op. Dr. İçağasıoğlu, "Sadece ortalama basınç değil, gün içi dalgalanmalar ve özellikle gece yükselmeleri de sinir hasarını hızlandırır. Bu yüzden düzenli damla kullanımı ve takip hayati önemdedir" dedi. ’’Düzenli takip kritik önemde’’ Glokom tedavisinde düzenli kontrollerin ve ilaç uyumunun büyük önem taşıdığını belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, hastaların çoğu zaman kendilerini iyi hissettikleri için tedaviyi aksatabildiğini ifade etti. Op. Dr. İçağasıoğlu, "Glokom kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Göz içi basıncı kontrol altında tutulmazsa, sinir hasarı sessiz şekilde devam eder. Düzenli takip, OCT ve görme alanı testleri ile hastalığın ilerlemesini izlemek gerekir. Tedavi planı buna göre ayarlanır" şeklinde konuştu. ’’40 yaş sonrası göz muayenesi ihmal edilmemeli’’ Glokomda erken tanının görmenin korunmasında en önemli faktör olduğunu kaydeden Op. Dr. İçağasıoğlu, "Glokomda erken tanı görmenin korunmasında en önemli faktördür. Özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenesi ihmal edilmemelidir. Ailede glokom öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Bu yüzden bu kişilerin daha erken yaşlardan itibaren düzenli göz muayenesi yaptırmaları gerekir" dedi. ’’Sağlıklı yaşam alışkanlıkları göz sağlığını destekliyor’’ Günlük yaşam alışkanlıklarının göz sağlığı üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Op. Dr. İçağasıoğlu, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı önerilerini şöyle paylaştı: "Tempolu yürüyüş, hafif koşu ve yüzme gibi aerobik egzersizler göz içi basıncını birkaç birim düşürebilir ve gözün kan dolaşımını artırabilir. Ancak çok ağır kaldırma gibi basıncı artırabilecek egzersizlerden kaçınılması gerekir. Ayrıca uyku pozisyonu da önemlidir; yüzüstü uyumak veya sürekli aynı göz üzerine yatmak basıncı artırabilir. Bazı yoga hareketlerinde yapılan baş aşağı duruşlar da dikkatli uygulanmalıdır. Çok fazla kahve veya su, göz içi basıncını geçici olarak yükseltebilir. Sıvı tüketimini gün içine yaymak daha sağlıklıdır. Antioksidan açısından zengin beslenme ve sigaradan uzak durmak göz sinirini korumaya yardımcı olur." ’’Bebeklerde de görülebiliyor’’ Glokomun nadir de olsa bebeklerde görülebileceğini belirten Op. Dr. İçağasıoğlu, konjenital glokom hakkında şunları söyledi: "Konjenital glokomda göz içi sıvısının dışarıya akmasını sağlayan yapıların gelişiminde bozukluk olur. Bu durum göz içi basıncının yükselmesine ve göz dokularında hasara yol açabilir. Bebeklerde aşırı göz sulanması, ışıktan kaçma, gözleri sıkma ve kornea bulanıklığı en sık görülen belirtilerdir. Ayrıca göz büyüklüğünde artış ve korneada ödem görülebilir. Bu belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır." Tedavinin genellikle cerrahi yöntemlerle yapıldığını söyleyen Op. Dr. İçağasıoğlu, "Erken dönemde yapılan müdahale ile görme büyük oranda korunabilir. Geç kalınırsa optik sinir hasarı kalıcı olur" dedi. Dünya Glokom Haftası mesajı Op. Dr. İçağasıoğlu, toplumda farkındalık oluşturmanın önemine değinerek şunları paylaştı: "Glokom sessiz ilerleyen bir hastalıktır. Belirti vermeden görme kaybına yol açabilir. Düzenli göz muayenesi, ilaçlara uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları, görmenin korunması için en etkili önlemlerdir. Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir."
Samsun OMÜ’de "Cumhuriyet ve Kadınların Siyasal Temsili" söyleşisi Samsun Ondokuz Mayıs üniversitesi (OMÜ) Merkez Kütüphanesi’nde "Cumhuriyet ve Kadınların Siyasal Temsili" adlı söyleşi düzenlendi. Düzenlenen söyleşide; İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nuray Ertürk Keskin ve Eğitim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Aydın konuşmacı olarak yer aldı. Türkiye’de kadınların ulusal ve yerel siyasetteki konumunu sayısal verilerle değerlendiren Prof. Dr. Nuray Ertürk Keskin, kadınların siyasi olarak güçlendirilmesinin önemini vurguladı. Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksinin 2025 verilerini paylaşan Keskin, kadınların siyasal temsilinin önündeki engelleri sıralayarak bu engellerin aşılmasına yönelik önerilerini dile getirdi. Keskin, kadınların siyasette yer almaları kadar kamu politikalarına ilişkin talep ve program sahibi olmalarının da önemli olduğunu belirtti. Söyleşinin diğer konuşmacısı olan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Aydın ise Türk tarihinde ve toplumunda kadının yeri ile ilgili genel bir değerlendirme yaptıktan sonra Samsun’un ilk kadın milletvekili Ayşe Meliha Ulaş’tan bahsetti. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün ardından düzenlenen söyleşide tarihe adını ilklerle yazdıran, siyasal temsilci ve milli mücadele döneminde etkin bir faal gösteren kadınlar konuşuldu. Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi destekleriyle düzenlenen söyleşi, teşekkür belgesi takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Manisa Köprübaşı Çileği altın sezonunu yaşıyor Mart ayında kilosu 200 liraya alıcı bulan coğrafi işaretli Köprübaşı Çileği, dört mevsim süren hasadı ve yoğun talebiyle hem üreticinin yüzünü güldürüyor hem de ilçe ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Manisa’nın en küçük ilçesi olan Köprübaşı’nda coğrafi işaretli çileğin üretimi dört mevsim aralıksız devam ediyor. Tadı, aroması ve kalitesiyle dikkat çeken tescilli Köprübaşı çileğinin mart ayında kilosu 200 liradan alıcı bulması ise üreticinin yüzünü güldürdü. Tarlaya gelen bazı alıcıların çilekleri kendilerinin toplaması ise dikkat çekti. İlçede yaklaşık 4 bin dekar alanda yetiştirilen Köprübaşı çileği, yaz ve kış aylarının ardından bahar ayında da hasat edilmeye devam ediyor. Büyük emekle toplanan çilekler, Manisa’nın yanı sıra çevre il ve ilçelerdeki pazarlarda tüketiciyle buluşuyor. Mart ayında da üretimini sürdüren çilek üreticisi Selçuk Kayacan, örtü altında 6 dekar, açık alanda ise 4 dekar olmak üzere toplam 10 dekarda üretim yaptığını belirtti. Kayacan, Köprübaşı çileğinin hem açık arazide hem de sera altında yetiştirilebildiğini ifade ederek, fiyatların üreticiyi memnun ettiğini söyledi. Çileğin kilosunun 200 liradan başladığını dile getiren Kayacan, "Toptancıların ilgisi güzel. Hatta bazı alıcılar tarlaya gelip çileği kendileri topluyor. Yüzümüz gülüyor, cebimiz para görüyor. İlçemizde dört mevsim çilek hasadı yapılabiliyor. Köprübaşı çileği artık markalaşmış bir ürün" dedi. Kayacan ayrıca Köprübaşı çileğinin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret belgesiyle tescillendiğini hatırlatarak, ürünün yıl boyunca aranır hale geldiğini vurguladı. Köprübaşı’nda yaklaşık 500 üreticinin 4 bin dekarlık alanda çilek yetiştirdiği öğrenilirken, kış sezonunda üretimi artırmak için tünel sera çalışmalarının sürekli artarak devam ettiği bildirildi.