POLİTİKA - 24 Temmuz 2024 Çarşamba 13:23 | Son Güncelleme : 24 Temmuz 2024 Çarşamba 15:14

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Enflasyonda en kötü tabloyu geride bıraktığımıza inanıyoruz”

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Enflasyonda en kötü tabloyu geride bıraktığımıza inanıyoruz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Enflasyonda en kötü tabloyu geride bıraktığımıza inanıyoruz. Enflasyon, inşallah bundan sonra daha hissedilir biçimde düşecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin başında bugün vefatının 29'uncu yıl dönümü olan Batı Trakya Türklerinin efsanevi lideri merhum Doktor Sadık Ahmet'i rahmetle yad etti. Erdoğan, Doktor Sadık Ahmet'in inandığı değerleri savunmaktan, bu uğurda bedel ödemekten çekinmeyen ismiyle müsemma bir dava adamı olduğunu vurguladı. Erdoğan, Batı Trakya Türk azınlığın bugün sahip olduğu kazanımlarda merhum Sadık Ahmet'in yürüttüğü mücadelenin çok büyük payı olduğunu belirtti. Türkiye olarak tüm imkanlarla Batı Trakya'daki soydaşların yanlarında olunacağını ifade eden Erdoğan, “Yunanistan'la gelişen diyaloğumuzdan Batı Trakya Türk azınlığın hak ve hukukunun korunması noktasında da istifade ediyoruz. Yunan makamlarıyla görüşmelerimizde Batı Trakya'daki soydaşlarımızın sorunları gündemimizin ilk sırasında yer alıyor. Özellikle din ve ibadet hürriyetiyle eğitim haklarına dair meseleler sürekli takibimizdedir. Yunanistan tarafından atılan bütün adımları takip ediyor, ihtiyaç halinde gerekli müdahalelerde bulunuyoruz. İnşallah bundan sonra da Batı Trakya Türk azınlığa kol kanat germeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Enflasyonda en kötü tabloyu geride bıraktığımıza inanıyoruz”

“Kıbrıs Türk halkı 1960'lardan beri neredeyse üç çeyrek asırdır haksızlığa, hukuksuzluğa ve ayrımcılığa maruz kalıyor”

Kıbrıs Türk halkının 1960'lardan beri neredeyse üç çeyrek asırdır haksızlığa, hukuksuzluğa ve ayrımcılığa maruz kaldığını söyleyen Erdoğan, “Aynı durum Kıbrıs Türk halkının gasp edilen hakları için de geçerlidir. Kıbrıs Türk halkı 1960'lardan beri neredeyse üç çeyrek asırdır haksızlığa, hukuksuzluğa ve ayrımcılığa maruz kalıyor. 1963 ile 1974 yılları arasında yaşanan katliamları birçoğumuz daha dün gibi hatırlıyoruz. Yakılan köyleri, öldürülen çocukları adanın sadece yüzde 3'lük bölümüne sıkıştırılmak istenen Kıbrıslı kardeşlerimizin dramlarını asla unutamayız. Tüm bu zulümler işlenirken Batılı kurum ve kuruluşlar hiçbir şey yapmadı. Bugün Gazze Soykırımı'nı seyrettikleri gibi Kıbrıs Türk halkına yönelik etnik temizlik teşebbüslerini de uzaktan izlediler” şeklinde konuştu.

“Federalizme dayalı tekliflere bizim de Kıbrıs Türkünün de karnı tok”

20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'yla Türkiye'nin, Kıbrıs Türk halkının varlığına uzanan kirli ve kanlı elleri kırdığını ifade eden Erdoğan, “1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanıyla Barış Harekatı taçlandırılmıştır. Ancak Kıbrıs Türkünün bağımsızlık iradesini kırmaya yönelik politikalar o günden bu yana artarak devam etti. Son olarak 2004 yılında Annan Planı'na 'evet' diyen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti cezalandırılırken plana 'hayır' diyen Rum kesimi Avrupa Birliği'ne tam üye yapılarak ödüllendirildi. Daha sonra oturulan müzakere masalarından ne yazık ki hiçbir sonuç çıkmadı. Eski yöntemlerle bir yere varılamayacağını artık görmüş durumdayız. Federalizme dayalı tekliflere bizim de Kıbrıs Türkünün de karnı tok. Anavatan ve garantör ülke olarak duruşumuzu Barış Harekatı'nın 50'nci yıl dönümünde çok net biçimde tekrar ortaya koyduk. 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı ülkemizden geniş bir heyetin de katılımıyla Kıbrıs Türkü kardeşlerimizle beraber büyük bir coşkuyla kutladık. Kıbrıs davasına ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına verdiğimiz önemi böylece bir kez daha tüm dünyaya ilan etmiş olduk” dedi.

Hedeflerinin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınırlığını artırmak olduğunun altını çizen Erdoğan, “İslam İşbirliği Teşkilatı ve Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde attığımız adımların devamını getirmekte kararlıyız. Aynı şekilde Kıbrıs Türk Halkının kendi ayakları üzerinde durması için de desteklerimizi, yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Bu vesileyle Barış Harekatı’nda şehit olan Mehmetçik ve Mücahitleri tekrar rahmetle, kahraman gazilerimizi şükranla yad ediyorum. 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'na iştirak etmek suretiyle Kıbrıs Türk halkına varlıklarıyla destek olan; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş’a, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye, Cumhur İttifakı’nda beraber yol yürüdüğümüz ortaklarımıza, siyasi partilerin genel başkanlarına ve milletvekillerine hassaten teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Enflasyonda en kötü tabloyu geride bıraktığımıza inanıyoruz”

“Özellikle muhalefetin, Türkiye’yi yabancılara şikayet eden eski siyasetini terk etmeye başlamasını önemsiyoruz”

“Özellikle muhalefetin, Türkiye’yi yabancılara şikayet eden eski siyasetini terk etmeye başlamasını önemsiyoruz” diyen Erdoğan, “Hatırlanacağı üzere ‘Sâbık Genel Başkan’ döneminde Cumhuriyet Halk Partisi’nin dış politikada yaşadığı savrulmalar, siyasi rekabet kavramıyla açıklanamayacak boyutlara ulaşmıştır. Kimi CHP milletvekilleri, Avrupa’da ülke ülke dolaşıp, PKK’nın Suriye’deki uzantılarının gönüllü avukatlığını yapıyorlardı. Geçen hafta 8’inci yıl dönümünü geride bıraktığımız 15 Temmuz ihanetinin faillerini aklama görevini de yine CHP yönetimi üstlenmişti. Milletin, bir gecede 252 evladını şehit vererek yazdığı milli irade destanına, ‘kontrollü darbe’ yaftası vuranlar da, bu kifayetsizlerden başkası değildi. Türkiye’ye ve Türk siyasetine yakışmayan bu tavrın değişim işaretleri göstermesini, açık söyleyeyim muhalefetin normalleşmesi adına kayda değer buluyoruz. Lefkoşe’de sergilenen birlikteliğin, başta terörle mücadele olmak üzere milli meselelerde istikrarlı bir şekilde sürdürülmesini temenni ediyorum. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın şahsında Kıbrıs Türk halkına samimi ev sahiplikleri için buradan ayrıca şükranlarımı sunuyorum” açıklamalarında bulundu.
Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerinde gerilim peşinde asla olmadığını vurgulayan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Yakın çevremizden başlayarak tüm ülkelerle dostluğumuzu ilerletmeye, bölgemizde ve dünyada dostlarımızın sayısını artırmaya bakıyoruz. Bu politikamızda da son derece samimiyiz, kararlıyız, iyi niyetliyiz. Tokalaşmak amacıyla uzatılan hiçbir eli havada bırakmayız. Ortak çıkarlar ve karşılıklı saygı çerçevesinde hareket edildiği takdirde aşılamayacak hiçbir engel görmüyoruz. Nitekim son bir yılda bu yönde önemli adımlar attık. Komşularımızın yanı sıra, pek çok uluslararası kuruluşla iş birliğimizi ilerlettik. Artan güvenlik tehditleri karşısında Türkiye’nin manevra alanını genişletmek için gayretlerimizi inşallah daha da yoğunlaştıracağız.”

“Enflasyon, daha hissedilir biçimde düşecektir”

Dış siyasette tüm bu hamleleri yaparken, bir diğer temel öncelik olan ekonomide de sıkıntıların üstesinden geldiklerini belirten Erdoğan, “Orta Vadeli Program'ın olumlu sonuçlarını görmeye başladık. Enflasyonda en kötü tabloyu geride bıraktığımıza inanıyoruz. Enflasyon, inşallah bundan sonra daha hissedilir biçimde düşecektir. Aşırı kâr hırsının şişirdiği fiyat balonu, kimi sektörlerde yavaş yavaş sönüyor. Fiyatlama davranışlarının, tekrar piyasa gerçekleriyle uyumlu hale gelmeye başladığını görüyoruz. Bu dengelenme önümüzdeki dönemde güçlenerek devam edecek. Sene sonunda enflasyonu, hedeflediğimiz seviyelere mutlaka indireceğiz. Bunun piyasadaki ana aktörler tarafından da kabul edilmesi, ekonomideki yol haritamızın sağlamlığının delilidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Enflasyonda en kötü tabloyu geride bıraktığımıza inanıyoruz”

“Türkiye doğru yoldadır ve hedeflerine emin adımlarla ilerlemektedir”

Kredi derecelendirme kuruluşları da Türk ekonomisiyle ilgili daha objektif değerlendirmeler yaptıklarını belirten Erdoğan, “Moody’s geçen hafta kredi notumuzu iki kademe birden artırması, bunun en son örneğiydi. Tam 11 yıl sonra gelen bu not artırımı, esasen Türkiye için çok geç kalmış bir adımdı. Peki bunlar yeterli mi? Elbette değil. Türkiye’nin ekonomik kapasitesinin bu oranların çok çok üzerinde olduğunu gayet iyi biliyoruz. Kredi derecelendirme şirketleri adaletli davrandıkça, inşallah bu notlar da hak ettiğimiz seviyelere çıkacaktır. Burada şunu çok net vurgulamak isterim: Milletimiz gönlünü ferah tutsun. Türkiye, doğru yoldadır ve hedeflerine emin adımlarla ilerlemektedir” ifadelerine yer verdi.
Daha önce nasıl enflasyonu tek haneye indirdilerse, inşallah aynısını yine başaracaklarını aktaran Erdoğan, bunu AK Parti ve Cumhur İttifakı'ndan başka yapabilecek kimse de olmadığını söyledi.

Muhalefetin riyakarlığa seçim döneminde de başvurduğunu hatırlatan Erdoğan, “Her gün yeni bir vaatle arzıendam eden muhalefet, bize göre havanda su dövmektedir. Bunlar, aynı riyakarlığa seçim döneminde de başvurdular. Lütfen 4-5 ay öncesini şöyle bir hatırlayın. Suyu ucuzlatmaktan bahsediyorlardı; şimdi suya yüzde 400-500 oranında zam yapıyorlar. Liyakatten bahsediyorlardı; şimdi belediyeleri akraba çiftliğine çeviriyorlar. Ortalıkla boş gezen ne kadar eş, dost, hısım, tanıdık varsa; eğitimine bakmadan, hepsini belediyelere üst düzey yönetici olarak atadılar. Otoparkından toplu taşımaya belediye bünyesinde hangi hizmetler sunuluyorsa, hiç sektirmeden hepsinin ücretlerinde fahiş artışa gittiler. Emeklilere verdikleri sözleri zaten hatırlamak bile istemiyorlar. Daha 4 ay öncesinde meydanlarda bol keseden para dağıtıyorlardı, şimdi emeklilerimizi kapılarına dahi yaklaştırmıyorlar. Seçim bitti, sandıklar kapandı, verilen sözlerin tamamı rafa kalktı” şeklinde konuştu.

CHP’li belediyelerin alametifarikası olan çöp, çamur, çukur, yolsuzluk, hırsızlık girdabına vatandaşların tekrar sürüklendiğini aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Vals ve dans gösterisi düzenlemeyi belediyecilik zannediyorlar. Beceriksizlik, iş bilmezlik, ideolojik bağnazlık adeta bunların paçalarından akıyor. Buradan Sayın CHP Genel Başkanı'na şunu söylemek isterim: Dürüst siyaset verilen sözlerin arkasında durmayı gerektirir. Tutmadığınız sözlerin mahcubiyetini, daha büyük vaatlerde bulunarak gizleyemezsiniz. Gücünüz yetiyorsa, belediye başkanlarınıza söyleyin, ‘bedava yapacağız’ diyerek milletten oy istedikleri, ancak 3 ayda 3-4 kez zam yaptıkları hizmetlerin fiyatlarını düşürsünler. Emeklilere faydanız dokunsunuz istiyorsanız, talimat verin, belediyeleriniz Sosyal Güvenlik Kurumuna olan birikmiş borçlarını ödesinler. Meydanlarda ‘oy verene bedava traktör vereceğiz’ demek kolaydır; zor olan sözünün eri olmaktır, ahdine sadık kalmaktır. Şu anda belediyelerin borçlarıyla ilgili Hazine ve Maliye Bakanlığımız kaynağında bu borçların tahsiline başlayacaktır. Milletin varlığını değişik yerlerde harcamaya yer yok. Maliye Bakanlığımız bunların tahsilatını yapacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Enflasyonda en kötü tabloyu geride bıraktığımıza inanıyoruz”

“Gayretlerimize ve samimiyetimize halkımız şahittir”

Siyasette hiçbir zaman ucuz yollara meyletmediklerini ifade eden Erdoğan, “Sırf seçim kazanmak uğruna tutamayacağımız sözler vermedik. Meydanlarda ne söylediysek, neyi taahhüt ettiysek, milletten yetki alınca bunları yerine getirmeye çalıştık. Sandıkta verilen görevin hakkını, sahada ter dökerek; koşarak, koşturarak ödemeye gayret gösterdik. Gerçekten yapmak isteyip de irademizi aşan sebeplerden dolayı yapamadığımız hususlar elbette olmuştur. Ama gayretlerimize ve samimiyetimize halkımız şahittir. Hiçbir ayrım yapmadan 85 milyonun tamamının huzuru, refahı, esenliği için verdiğimiz çetin mücadeleye milletimizin hepsi şahittir. Şunu tüm kalbimle söylemek istiyorum: Benim çiftçim, üreticim, sanayicim, işçim şüphesiz en iyisine layıktır” açıklamalarında bulundu.

Ömrünün en güzel yıllarını; ailesine, ülkesine, milletine hizmet etmek için harcayan emeklilerin hakkını ödeyemeyeceklerini söyleyen Erdoğan, “Hayatlarının ikinci baharında emeklilerimizin yanında yer almayı asli görevimiz olarak görüyoruz. Son 21 yılda emeklilerimizin hayat kalitesini yükseltecek birçok adım attık. Bizden önce emekli maaşları gerçekten insani standartların çok altındaydı. Kasım 2002’de nasıl bir ücret tablosuyla karşı karşıya olduğumuzu burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimizde en düşük emekli aylığı 66 lira, yani 43 dolardı. Yine bu dönemde asgari ücret 184 lira olarak uygulanıyor, bu rakam da 122 dolara tekabül ediyordu. Emeklilerimizin önemli bir kısmı asgari ücretin 3’te biri civarında aylık almaktaydı. Bu dengesizliği giderecek pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik. En düşük emekli aylığını, geçtiğimiz hafta yapılan artışla 12 bin 500 liraya, yani 380 dolara yükselttik. Son 2 yılda en düşük emekli aylığını yüzde 257 oranında artırmış olduk. Bu yıl ocak ayında bütçe imkanlarımızı zorlayarak tüm emekli aylıklarını yüzde 49,3 oranında artırmıştık” ifadelerini kullandı.
"Temmuzda da SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin aylıklarına yüzde 24,7; Emekli Sandığı emeklilerimizin aylıklarına yüzde 19,3 oranında zam yaptık" diyen Erdoğan, "Dolayısıyla 2024 yılında emekli maaşlarında yüzde 78 ilâ 86 oranında artışa gitmiş durumdayız. Yaptığımız bu artış, enflasyon beklentisinin oldukça üzerindedir. Yine geride bıraktığımız dönemde emeklilerimize tek seferlik 5’er bin lira ödeme yaparak, onlara destek olduk. Bunun yanı sıra, emeklilerimize bayram ikramiyesi ödemesini biz başlattık. 2018 yılında bin lira olarak başlayan bu ödemeleri, son iki bayramdır 3 bin lira olarak gerçekleştiriyoruz" dedi.

“Tüm bunlarla birlikte Çalışma Bakanlığımız, ‘emekliler yılı’ kapsamında bu sene emeklilerimize farklı alanlarda pek çok imkân sağladı”

Emeklilere sundukları bir diğer imkânın banka promosyonu olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Son olarak kamu bankalarımızın öncülüğünde emeklilerimize ödenen promosyon tutarlarının yükseltilmesini temin ettik. Maaş düzeylerine göre emeklilerimiz 8 ile 12 bin lira arasında promosyon alıyor. Hatta özel bankalarda bu tutar 18 bin liraya kadar yükseliyor. Tüm bunlarla birlikte Çalışma Bakanlığımız, ‘emekliler yılı’ kapsamında bu sene emeklilerimize farklı alanlarda pek çok imkân sağladı. İnşallah çok daha fazlasını yapacağız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Enflasyonda en kötü tabloyu geride bıraktığımıza inanıyoruz”

“Depremin faturası azaldıkça, ortaya çıkan ilave kaynağı halkımızın emrine sunacağız”

Depremin toplam 104 milyar doları bulan faturası azaldıkça, ekonomide uygulanan politikalar daha fazla sonuç verdikçe ortaya çıkan ilave kaynağı, başta emekliler olmak üzere halkın emrine sunacaklarını açıklayan Erdoğan, “Emekli kardeşlerimizin şunu bilmesini arzu ediyorum: Gösterdiğimiz tüm bu çabalara rağmen, Cumhurbaşkanınız olarak yaşadığınız sıkıntıların tamamının farkındayım. Serzenişlerinizi duyuyorum. Sorunlarınızı çözmek için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Bizim popülizmle işimiz yok. Bizim hayal tüccarlığıyla da işimiz yok. Biz meydanlarda söz verip sonra unutanlardan değiliz; verdiği sözün her zaman dimdik arkasında duranlardan olduk. Bizden öncekilerin yaptığı yanlışları tekrarlamamakta da kararlıyız. Bu ülke, yakın geçmişte kendi çıkarı için ülkeyi popülizm bataklığına sürükleyen siyasetçilerden çok çekti. Bu ülke, meydanlarda vaat yarıştıranlardan, sırf seçim kazanmak için vatandaşın umutlarıyla oynayanlardan çok çekti. Böyle bir hataya yeniden düşme lüksümüz yoktur. Amacımız; ekonomimizi, enflasyonu körükleyecek bir kısırdöngüye sokmadan insanlarımızın refahını kalıcı olarak artırmaktır. El ele, gönül gönüle vererek bunu başaracağımıza yürekten inanıyorum. Siz dava arkadaşlarımdan da bu hususları, vatandaşlarımıza anlatmanızı özellikle rica ediyorum” ifadelerini kullandı.

Mehmet Kalay - Muhammed Musab Gümüşer

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri "Araçlarda ÖTV indirimi tüm engellileri kapsamalı" Kayseri’de avukatlık yapan ve yüzde 81 oranında bedensel engelli olan İsmail Arslan, ÖTV Kanunu’nda yapılan düzenleme ile ilgili yaptığı açıklamada, "Engel oranı ne olursa olsun tüm engelliler için araç alımında ÖTV ve MTV bağışıklığından yararlanma hakkı tanınmalıdır" dedi. Kayseri’de avukatlık yapan İsmail Arslan, Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda yapılan düzenleme ile sadece ortopedik engellilere ÖTV ve MTV muafiyeti tanınması, zihinsel veya başka gerekçelerle araç süremeyeceklere hak tanınmaması konusunda açıklama yaptı. Araç ve toplu taşıma araçlarını kullanabilir durumda olmayan tüm engellilere ÖTV ve MTV bağışıklığından yararlanma hakkı tanınmasını gerektiğini söyleyen Arslan, "Engellilerin araç alımlarında ÖTV bağışıklığından yararlanma konusunda yeni bir gelişme oldu ve bu konuda çokça sorun doğdu. Yüzde 81 bedensel engelli, vergi hukuku alanında çalışan bir avukat olarak ülke idaresindeki insanların yanlış yapma, hatalı ve hukuka uygun olmayan kararlar verme hakları yoktur. Bu minvalde atılan her imzadan ciddi bicinde sorumludurlar ve alınan kararların arkası, önü iyi hesap edilmelidir. TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen 259 Sayılı Kanun Teklifi. verilen bir önergeyle aşağıdaki hüküm eklenerek kabul edildi. Özel Tüketim Vergisi Kanunu/nun 7. maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendinin c alt bendi yeniden düzenlenmiştir. Hesaplanması gereken Özel Tüketim Vergisi ve diğer her türlü vergiler dahil bedeli 2 milyon 873 bin 900 TL’yi aşanlar hariç, motor silindir hacmi 2 bin 800 santimetreküpü aşanlar hariç ve G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malul ve engelliler ile engelli sağlık kurulu raporunda ortopedik engelliği yüzde 40 ve üzeri olup, bu engel durumu nedeniyle sürücü belgesi alamayan malul ve engelliler tarafından burada sadece ortopedik engellilere bu hakkın tanınması ve zihinsel veya başka gerekçelerle araç süremeyeceklere bu hakkın tanınmaması hakkaniyete ve hukuka uyar değildir" dedi. Arslan, "Cumhurbaşkanımızdan yasa önünüze geldiğinde bu yönde düzenleme yapılması için Meclis’te geri göndermesini talep ediyorum. Anayasa Mahkemesi’nin ÖTV Kanunu 7/2-c maddesindeki ‘Bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malul ve engelliler tarafından’ bölümünü iptal eden kararı 26.06.2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış, yürürlük tarihi 9 ay sonra olarak karar verilmişti. Söz konusu 9 ay 26.03.2026 tarihinde dolmuş olup, iptal kararı yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle bugün Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararındaki gerekçeleri karşılanarak yeni bir yasal düzenleme yapılmalıdır. Yasayı Meclis yapar, ancak hukuka uygun hazırlığı hükümete düşer. Bu başvuruyu CİMER üzerinden Strateji Başkanlığı’na kendi adıma iletmiştim. Meclis’e cevabı geldi. Anayasa Mahkemesi idarenin hakkı daralttığı ve araç kullanabilir durumda olmayan engelliler için bu hakkı vermediği için yasayı iptal etmişti. Oysa şu an ortada artık yasa da olmadığı için tüm yüzde 90 altında engelliler haktan mahrum kaldılar ki bu işin aslı 2013 yılından bu yana engellilere tanınan hakların suistimalinin bütçeye getirdiği yükler kökenlidir. Engel oranı ne olursa olsun araç kullanabilir durumda olmayan veya toplu taşıma araçlarını kullanabilir durumda olmayan tüm engelliler için araç alımında ÖTV ve MTV bağışıklığından yararlanma hakkı tanınmalıdır. Ayrıca engel durumu otomatik vites veya tertibatlı araç kullanmasını gerektiren engelliler de bu vergileri ödememelilerdir. Suistimal de engellenmelidir. Bir tarafta engelli çocuğu araç içinde tuvalet ihtiyacını ancak karşılayabildiği için araca ihtiyaç duyanlar, diğer tarafta torunlar gezme tozma için dedesinin üzerinden araç almak isteyenler. Bu konu çok hassas. Geçen sene araç alımlarının büyük bir kısmı engelli alımlarını oluşturdu ise bu husustaki suistimal daha da artacak demektir ki, bu da göz ardı edilmeden hukuka da uygun bir yasa çıkmalıdır. Devlet yasama-yargı-yürütme sacayakları üzerinde iş yapar ve tüm unsurlar uyumlu olmalıdır. Bu geçiş döneminde araç ihtiyacı olup bağışıklıktan faydalanamayan engellilere de önerim bir vergi hukuku avukatı olarak şu şekildedir: Aracın ÖTV’sini ihtirazi kayıtla ödetsinler veya bayi buna yanaşmazsa bizzat araç sahibinin adına aracın alındığı il defterdarlığına hitaben ödenen ÖTV ve ÖTV üzerinden hesap edilen KDV için ihtirazi kayıt ve ödemenin iadesi dilekçesi versinler. Ret halinde vergi mahkemesine dava etsinler. Yargı süreci uzasa da hakları olanı alacaklardır kanısındayım" ifadelerini kullandı.
Balıkesir "Ağrı Tedavisinde Bitkisel Yaklaşımlar" kitabı raflarda Kas-iskelet sistemi ağrılarının yönetiminde bitkisel yaklaşımları ele alan "Ağrı Tedavisinde Bitkisel Yaklaşımlar" adlı kitap yayımlandı. Eserde Balıkesir Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalından Prof. Dr.Nilay Şahin, Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Fatih Satıl ve Altınoluk MYO, Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Programı’ndan Prof. Dr. Selami Selvi yazar olarak yer aldı. Bilimsel literatür ışığında hazırlanan eser, ağrı mekanizmalarını ve bitkisel ajanların etki yollarını kapsamlı bir şekilde ele alarak hem sağlık profesyonellerine hem de konuya ilgi duyan geniş bir okuyucu kitlesine hitap ediyor. Kitabın yazarlarından Prof. Dr. Nilay Şahin, çalışmanın özellikle hastalar açısından önemli bir boşluğu dolduracağını vurgulayarak, "Ağrı, günlük yaşam kalitesini doğrudan etkileyen çok yaygın bir sorun. Bu kitapta, bitkisel yaklaşımların bilimsel temellerini ortaya koyarak hem hekimlere hem de hastalara yol gösterici olmayı amaçladık. Okuyucuların güvenilir ve anlaşılır bilgiye ulaşmasının, doğru tedavi yaklaşımlarına katkı sağlayacağını düşünüyoruz" dedi. Kitabı hazırlayanlardan Prof. Dr. Fatih Satıl’da "Kitap, Anadolu’nun derinliklerinden gelen geleneksel halk bilgilerini, süzgeçten geçirilmiş güvenilir tıp ve botanik kaynaklarıyla harmanlandı. "Kulaktan dolma" bilgilerin oluşturduğu bilgi kirliliğine son vererek; doğru bitkinin, doğru dozda ve doğru yöntemle kullanımını esas alıyor" dedi. Tabiat eczanesinden istifade edilerek bilinçli okurlar için bir başucu kaynağı niteliğindeki bu çalışma, bilimsel doğruluktan taviz vermeden herkesin anlayabileceği duru bir dille kaleme alındı. Sağlığınızı şansa değil, doğru kaynağa emanet edin. Kitapta bitkisel ürünlerin etki mekanizmaları, kullanım alanları ve güncel bilimsel veriler sistematik bir yaklaşımla sunuluyor. Günlük yaşamda sık karşılaşılan ağrı problemlerine farklı bir bakış açısı kazandırmayı hedefleyen kitap, yalnızca hekimler için değil; ağrı yönetimi ve bitkisel tedavilere ilgi duyan herkes için anlaşılır ve kapsamlı bir kaynak niteliği taşıyor. Bilimsel temele dayanan bu çalışma, tamamlayıcı tıp yaklaşımlarına ilgi duyan okuyucular için güvenilir bir başvuru eseri olarak öne çıkıyor.
Bursa Bursa’da isim benzerliği mağduriyeti Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde Yamanlı Mahalle Muhtarı Necati Eren, fotoğrafının başka bir soruşturma kapsamında adı geçen farklı bir kişiyle karıştırılarak ulusal basında kullanılması üzerine, hukuki süreç başlattı. Edinilen bilgiye göre, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde yürütülen ve aralarında Mustafa Bozbey’in de bulunduğu bir soruşturma kapsamında adı geçen başka bir "Necati Eren" ile isim benzerliği yaşayan muhtar Necati Eren’in fotoğrafı, söz konusu haberlerde kullanıldı. Olayın ardından kamuoyunda yanlış algı oluştuğu belirtildi. Soruşturmayla ilgisi bulunmadığını ifade eden Muhtar Necati Eren, avukatı Gökhan Eğribaş aracılığıyla Mustafakemalpaşa Adliyesi’ne giderek suç duyurusunda bulundu. Ayrıca ilgili yayın kuruluşu hakkında tekzip başvurusu yapıldığı öğrenildi. Adliye önünde açıklama yapan Avukat Gökhan Eğribaş, müvekkilinin söz konusu iddialarla herhangi bir bağlantısının bulunmadığını belirterek, "Ulusal bir gazetede yer alan haberde müvekkilimizin yaklaşık 60 dairenin sahibi olduğu ve bu kapsamda tutuklandığı yönünde ifadeler kullanılmıştır. Ancak müvekkilimizin bu soruşturmayla hiçbir ilgisi yoktur. Buna rağmen fotoğrafı kullanılarak kamuoyu yanıltılmıştır. Müvekkilin kişilik hakları ve manevi değerleri zedelenmiştir. Gerekli suç duyurusunda bulunduk, tekzip başvurusu yaptık" dedi. Muhtar Necati Eren ise haberin ardından çok sayıda telefon aldığını ifade ederek, olayla hiçbir ilgisinin bulunmadığını vurguladı. Yaşanan durumun isim benzerliğinden kaynaklandığını belirten Eren, kullanılan fotoğrafın kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığını kaydetti. Eren, hukuki haklarını sonuna kadar kullanacağını belirterek, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.