POLİTİKA - 02 Temmuz 2021 Cuma 23:06

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yılda 45 bin geminin geçiş yaptığı Boğaz’ın bu trafiği daha fazla taşıması mümkün değil. Yapılan projeksiyon ile 2050 yılında bu rakamın 78 bini bulacağını gösteriyor. Oysa Boğaz’ın güvenli gemi geçiş kapasitesi sadece 25 bin. Boğaz’ı gemi geçişlerine kapatamayacağımıza göre artan trafiği karşılamak için artık elimizde tek imkan vardı, o da Kanal İstanbul” dedi.

Kütüphane Söyleşileri kapsamında gençlerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanal İstanbul’dan Marmara’daki müsilaj soruna, demokratikleşmeden üniversitelere kadar pek çok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

“Vakalar azalıyor, vefat sayıları düşüyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Havalar artık güzelleşti. Bu yaz mevsimi ile beraber Covid sürecini de sağlığımız için bir sinyal olarak görüyorum. Vakalar azalıyor, vefat sayıları düşüyor, bunlar güzel haberler. Yatırımlar noktasında, attığımız adımlar noktasında performansımızı yükselttiğimiz bir döneme girdik. Farkındayız, bir bıkkınlık, bezginlik olabilir. YKS imtihanları da yapıldı, tüm yavrularımıza başarılarla dolu netice ve arzu ettikleri yerlere girme imkanını Rabbim kendilerine inşallah lütfeder” diye konuştu.

“Kanal İstanbul ile ilgili adım atmamız şart”

Kanal İstanbul projesine ilişkin sorulan soruya cevap veren Erdoğan, “Kanal İstanbul konusu 11 yıllık bir proje. Benim İstanbul Büyükşehir Belediyle Başkanlığım döneminde attığımız bir adım. Kanal İstanbul ile ilgili adım atmamız şart. Neden? Çünkü İstanbul Boğazı çevre katliamı için her an bir tehdit. Virajlar noktasında İstanbul Boğazı’nın bir özelliği var, gemiler bazı yerlerde dümen kilitlenmesi durumu ile karşı karşıya kalıyor. Birçok kere İstanbul Boğazı’nda kazalar oldu.

En son Rus savaş gemisi bir kaza ile karşı karşıya kaldı. Bir zamanlar bir Romen tankeri Selimiye’de yangınla bir tehdit oluşturdu, 7 ay civarında Romen tankeri orada yandı. Biz bunlardan kendimize bir şeyler çıkartmayacak mıyız? Bu felaketlerden ders çıkartmamız lazım. Yılda 45 bin geminin geçiş yaptığı Boğaz’ın bu trafiği daha fazla taşıması mümkün değil. Yapılan projeksiyon ile 2050 yılında bu rakamın 78 bini bulacağını gösteriyor. Oysa Boğaz’ın güvenli gemi geçiş kapasitesi sadece 25 bin. Boğaz’ı gemi geçişlerine kapatamayacağımıza göre artan trafiği karşılamak için artık elimizde tek imkan vardı, o da Kanal İstanbul” diye konuştu.

“Biz bunlara eyvallah edersek hiçbir şey yapamayız”

Kanal İstanbul kapsamında yapılacak konutlara deprem tehdidi altında konutlarda yaşayan vatandaşların yerleştirileceğini söyleyen Erdoğan, 11 ayrı üniversiteden 51 bilim insanı ile 204 uzmanın görev yaptığının altını çizdi. Kanalın uzunluğunun 45 kilometre, genişliğinin 275 metre, derinliğinin ise 20,7 metre olacağını ifade eden Erdoğan, yapılan etütlerin Kanal İstanbul’daki gemi trafiğinin Boğaz’a göre 13 kat daha güvenli gerçekleşeceğini ortaya koyduğunu ifade etti. Bu projenin Türkiye’ye çağ atlatacağını, dünyada parmakla gösterileceğini ifade etti. Erdoğan, “Muhalefetin yaklaşımı çok çirkin. Biz bunlara eyvallah edersek hiçbir şey yapamayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi

“En kıdemli olan lider bendim”

NATO zirvesinde en kıdemli lideri kendisi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “NATO zirvesi bizim için çok anlamlıydı. Bu zirvenin içinde olan liderlerde de, ‘ben’ demeyi sevmem, ancak şuanda en kıdemli olan lider bendim. 18 yıl geçti, her yıl birçok lider ya siyasetten kopuyor veya tekrar giremiyor. Milletimin teveccühü sayesinde biz yola devam ediyoruz” diye konuşarak hangi liderlerle görüştüğünü açıkladı.

“Siyasette yalan varsa ona asla prim veremeyiz”

Yerel yönetimlere ilişkin sorulan soruya cevap veren Erdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz gönül belediyeciliğine talibiz. Sosyal medya belediyeciliği ile vatandaşı aldatmamıza gerek yok. Tepedenci olmayacak, tepeden bakan bir siyaset anlayışı olmayacak. Tevazuda Mevlana’nın ifadesi ile ‘toprak gibi’ olacak. Yalan siyaseti, siyasette yalan varsa ona asla prim veremeyiz. Örneğin, bu ara bir yalan çıktı, Katar öğrencilerini bize gönderiyormuş, tam da bu YKS’den bin gün önce oluyor, bu da çok manidar, Katar’ın öğrencilerini sınavsız olarak üniversitelerimize, hem de tıp fakültelerimize alıyor muşuz. Bunun olması mümkün mü? Böyle bir yalana vatandaşı inandırma gayretini nasıl izah edeceğiz.

Peki biz katar ile ne anlaşması yapıyoruz? Askeri eğitim anlaşması. YKS sınavından bir gün önce tıp fakültelerine sınavsız girme diye bir şey olabilir mi? Üstat diyor ya, ‘durum kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak, haykırsam kollarımı makas gibi açarak.’ Evet bu cadde çıkmaz sokak. Türkiye’nin uluslararası camiada itibarını bu denli yok etmeye çalışanlara benim milletim gereken dersi verecektir” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi

“Marmara Denizi tamamen kurtarılana dek çalışmalarımız devam edecektir”

Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununa neyin yol açtığını açıklayan Erdoğan, “Bir taraftan fabrikaların atıkları olduğu gibi, bir diğer taraftan da atık su arıtma tesislerinin bitmemesi. Şuanda herhangi bir fabrika eğer kendi atık sularını arıtma noktasında görevini yapmıyorsa bunlara yönelik devlet, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız tedbirlerini almıştır, bunların üzerine gidecektir. Biz anında ilgili birimler dahil üniversitelerimizin bu alandaki akademisyenlerini toparlamak suretiyle toplantı yaptık. YÖK bu konuda süratle toplantı yaptı. Ardından kendileri ile benim attığım adımlar oldu. Müsilajın üç temel unsuru var; iklim değişikliğinin yol açtığı deniz suyundaki sıcaklığın yükselmesi, denizdeki durağanlık ve kirlilik.

Buna bir de yerel yöneticilerin işbilmezliğini de eklemek lazım. Silahtarağa Atık Su Arıtma Tesisi gibi kritik projelerin temel atmama töreni gibi bir yaklaşımla devre dışı bırakılması bunlardan bir tanesidir. Aynı vizyonsuzluğun acı sonuçlarını maalesef Haliç’ten Büyükçekmece’ye kirlilikle boğuşan birçok yerde de görüyoruz. Şov yapmak uğruna kimsenin İstanbul’un ve Marmara’nın geleceği ile oynamaya hakkı yoktur. Marmara Denizi tamamen kurtarılana dek çalışmalarımız devam edecektir. Ben belediye başkanlığım döneminde Veysel Bey’in İSKİ’nin başında olduğu dönemde bir çok arıtma tesisi yaptık. Şimdi bu kolektörlerin bir kısmı devreden çıkmış, bir kısmı arıtma tesisleri ile bağlantıları yok. Bunlar devre dışı kalınca sizler müsilajla mücadele edemezsiniz” ifadelerini kullandı.

“Türkovac bizim önemli bir sınavımız olacak”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yerli aşının koruyuculuğu diğer aşılar gibi yüksek düzeyde olacak m, aşının yaygın kullanımı ne zaman başlayacak?” şeklindeki soruşa şu ifadelerle cevap verdi:
“Türkovac bizim önemli bir sınavımız olacak. Kararlıyız ve Eylül-Ekim gibi buradan bir netice alalım istiyoruz. Hocalarımızın bu konudaki iddiaları siyasetçi olarak bizi de ümitlendiriyor. Bize düşen neyse hepsini yapmaya kararlıyız. Bütün laboratuvar çalışmaları devam ediyor, deneyler devam ediyor, her Kabine toplantısında ilgili bakanlarımızdan neticelerini alıyoruz. İthal aşılar noktasında 50 milyona yaklaşmış durumdayız. Bu da aşıya olan güveni göstermesi bakımından önemli.”

“İlmin ve irfanın merkezini biz teröre kurban edersek yazık olur”

“Son zamanlarda Türkiye’de özellikle barış akademisyenleri ve Boğaziçi özelinde akademik alanın özerkliği ve özgürlüğüne dair eleştiriler ve endişeler var, siz buna katılıyor musunuz?” soruna Erdoğan, “Ben bu dediğinize katılamıyorum maalesef. Türkiye’de şuanda akademik özgürlüğün olmadığı herhangi bir üniversite söz konusu değil. Bizim herhangi bir üniversitede özgürlüğü kısıtlamak, özgürlük alanını daraltmak gibi bir derdimiz yok. Özgürlük, bir başkasının özgürlük alanına müdahil olmamaktır. Eğer siz bir başkasının özgürlük alanına müdahil olduğu anda o sizin özgürlük alanınızın bittiği yerdir.

O üniversite sadece bu tür gösterileri yapanlar okumuyor. Orada bunların dışında özgürlüğünü ilim tahsil etmek suretiyle yaşamak isteyenler var. Orada maalesef bakıyorsunuz, ‘ben özgürüm, benim özgür olduğum yerde başkası özgür olamaz.’ Mantığı hakimse bunu kabul etmek mümkün değil. Bu özgürlüğü ilmin içinde araman, bilimin evrenselliğinde aramak, bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Benim Kabinemin üniversitede böyle bir engellemeyi uygulaması söz konusu değildir. Böyle bir şeye fırsat vermem. Ben şuna inanıyorum, üniversite öğrencisi üniversitedeki çalışmalarını ilmin içerisinde yerine getirsin. Üniversite ilmin merkezidir, irfanın merkezidir. İlmin ve irfanın merkezini biz teröre kurban edersek yazık olur. İlmin bilimselliğine de zaten kesinlikle uymaz” ifadeleriyle cevap verdi.

“Kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 27’den yüzde 32,5’e çıkmış vaziyette”

Avrupa Birliğinde kadın profesör oranının yüzde 20 olduğu, Türkiye’de bu oranın yüzde 32 oranında olduğu, bu oranın daha artıp artmayacağının sorulması üzerine Erdoğan, “Kadınlarla ilgili çalışmada attığımız adımlar gerçekten hızla ilerliyor. Bu da benim en önemli iftihar vesilemdir. Göreve geldiğimizde parlamentodaki kadın sayısı yüzde 4 civarındayken, yüzde 17 küsüre ulaştı. Bu artarak devam ediyor. Üniversitelerimizdeki öğretim üyeleri kadınlarda yüzde 50’nin üzerine çıkmış durumda. Üniversitelerdeki tüm akademik kadrolara baktığımızda kadın oranı yüzde 51’in üzerinde. Bu cumhuriyet tarihinde görülmüş değil. Hükümetlerimiz döneminde hem karar mercilerinde hem de ticaretten bürokrasiye, akademiden siyasete her alanda kadınlarımızı destekledik ve teşvik ettik. İstihdam edilen kadın sayısı 6 milyon 122 binden 8 milyon 920 bine çıkmış vaziyette. Kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 27’den yüzde 32,5’e çıkmış vaziyette” dedi.

“Engelsiz üniversite sürecini başlatmak yaptığımız çalışmalardan birisi”

Engellilerle ilgili bir soruya cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Engelsiz üniversite sürecini başlatmak yaptığımız çalışmalardan birisi. Her yıl üniversitelerimizin kampüsleri fiziki koşulları ve programları değerlendiriliyor ve bu konuda ilerleme sağlayanlar kamuoyuna duyuruluyor. 2023 yılına kadar tüm üniversitelerimizin engelli öğrenci dostu kampüslere sahip olmalarını planladık” diye konuştu.

“Demokratikleşme noktasında herhangi bir sıkıntının olduğunu zannetmiyorum"

Erdoğan, “Demokratikleşme yolunun neresindeyiz, kendi denetleme orijinimizi kurabildik mi?” sorusuna şu ifadelerle cevap verdi:

“Demokratikleşme noktasında herhangi bir sıkıntının olduğunu zannetmiyorum. Çünkü isteyen istediği gibi demokratikleşme adımlarını atıyor. İsteyen partisini kuruyor, isten vakıflar kuruyor, isteyen dernekler kuruyor. Örneğin partimizden ayrılıp partilerini kuranlar var. Bundan önce başımıza gelenlere bakarsanız, bunlar başımıza geldiği zaman biz kavga mı ettik, terör mü estirdik? Hayır. Tam aksine belirlenen sürece hazırlandık, girdik, seçimi aldık. Aynı şekilde şuanda terör estirenlere bakın, PKK ile işbirliği yapanlara bakın. PKK ile işbirliği yapmak suretiyle parlamentoya giren ve istediği gençleri de kaçırıp dağa çıkaranlar var. Bütün bunlara rağmen biz bu mücadelenin demokrasi içiresinde ve demokratikleşme sürecini koruma altına alarak yürütmek durumundayız. Bunun da tek yolu siyasi partilerin içindeki örgütlenmedir. Siyasi partilerin içindeki örgütlenme zaten size o yolu açıyor. Halk size ne kadar yetki verirse verdiği yetki oranında kullanırsınız.”

“Darlandığımda torunları arıyorum”

“Yönetim işinde darlandığınızda ne yapıyorsunuz?” şeklindeki soruya gülerek cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, soruyu soran gence “Sen Karadenizli misin?” dedi. Öğrencinin “Karadenizliyim” demesinden sonra Erdoğan gülerek “Belli oluyor” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Darlandığımda torunları arıyorum. Darlandığımızda zaman zaman torunları aramak, zaman zaman kendi meşkale alanımızı bulunduğumuz yerde genişletmek. Bizde iş çok. Boş kalma diye benim hayatımda olmuyor. Yani ful” dedi.

“Ruhu genç olan birisiyim ben”

Muhalefetin “Erdoğan gençleri anlamıyor” şeklindeki eleştirisinin sorulması üzerine Erdoğan, “Ben bunu hafıza kaydıma alayım ama benim gençleri anlamamak gibi bir durumumun olmasını düşünmem veya buna yer vermem hiç mümkün değil. Zira şu 18-19 yıllık süreç içinde gençler üzerinde yaptığımız yatırımlar ortadadır. Ruhu genç olan birisiyim ben. Gençlik çalışmalarının içinden gelmiş birisiyim. Dolayısıyla benim gençlerden uzak kalmam mümkün değil. Sporsa spor, sanatsa sanat, kültürse kültür bütün bunları yaşayarak geldim,, hala da yaşıyorum. Ruhum genç. Gençleri seviyorum, gençlerden uzak kalmam da mümkün değil” açıklamasında bulundu.

“Biz devlet olarak özel sektörün de alt yapısını oluşturuyoruz”

“Son yıllarda doktora yapan ve doktoradan mezun olan öğrenci sayısı artmış olmasına rağmen ülkemiz hala gelişmiş ülkelerin gerisinde. Gelişmiş ülkelerde özel sektörün ar-ge çalışmaları fazla olduğu için bu alanda istihdam edilen öğrenciler de fazla. Ülkemizde de buna benzer bir şey yapılabilir mi, özel sektörün ar-ge çalışmaları artırılıp doktoralı öğrenciler buralarda istidam edilebilir mi, üniversitelerdeki ar-ge merkezlerinin sayısı artırılabilir mi?” şeklindeki soruya cevap veren Erdoğan, “Biz özel sektörle her buluşmamızda, ‘biz her türlü teşviki veriyoruz, vermekte kararlıyız, sizlerden de ar-ge çalışmalarınıza daha büyük imkanlar verin, biz de size belli destekleri artıralım’ diyoruz.

Her şeyi devletten beklemek doğru olmasa gerek. Biz devlet olarak özel sektörün de alt yapısını oluşturuyoruz. Belli noktalardan sonra şart getirelim, belli bir süre devlette kalmak kaydıyla bu ar-ge çalışmalarını yaptıralım. Benim buradan tüm özel sektöre tavsiyem şudur, özel sektör güçlü yatırım olarak bu işe giriyorsa ar-ge’ye önem vermesi lazım, ar-ge’den yetiştirdiği elemanlarla maliyetleri düşürmesi önemli, kendisine gerekli olan elemanın özelliklerini, hassasiyetlerini Ar-Ge de pişirmesi yazım” dedi.

Derya Yetim

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa 23 Nisan coşkusu salona sığmadı Bursa’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı 106. yıl kutlama programı hava muhalefeti sebebiyle Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Salona okullardan gelen çocuklarla tıklım tıklım doldu. Bursa Valiliği tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, büyük bir coşkuyla okullardan gelen öğrencilerin katılımıyla Tayyare Kültür Merkezi’nde kutlandı. Salonu dolduran öğrencilerin hep bir ağızdan söylediği İstiklal Marşı’nın ardından bir öğrencinin okuduğu şiir büyük beğeni topladı. Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer ise yaptığı konuşmada, şu cümlelere yer verdi; "Sahip olduğunuz bu kıymetli mirası daha ileriye taşıyabilmeniz, bilgiyle donanmanızın yanı sıra milli ve manevi değerlerinize bağlı, sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmenizle mümkündür. Öğretmenler, sadece bilgi aktaran değil, aynı zamanda değer inşa eden, istikamet çizen ve geleceği şekillendiren rehberlerdir. Eğitim sisteminin temel vizyonlarından biri olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, sadece akademik başarıyı önceliklendirmemektedir. Öğrencilerimizi değer, erdem ve eylem temelli bir anlayışla yetiştirmeyi esas almaktadır. Bu büyük hedefin hayata geçirilmesinde en büyük sorumluluk siz kıymetli öğretmenlerimize aittir. Kıymetli velilerimiz, çocuklarımızın akademik gelişmelerinin yanı sıra ahlaki ve sosyal yönden sağlıklı bireyler olarak yetişmeleri siz değerli ailelerimizin göstereceği ilgi, rehberlik ve hassasiyetle doğrudan ilişkilidir." Konuşmanın ardından öğrencileri tarafından hazırlanan "Ay Yıldızlı Bayrağım" ile Başaran İlkokulu öğretmen ve öğrencilerinin hazırladığı "Köklü Geçmiş, Güçlü Gelecek" adlı sahne gösterisi büyük bir beğeni ile takip edildi.
Balıkesir Ayvalık’ta 23 Nisan 106. kez coşkuyla kutlandı Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. yıldönümü coşkuyla kutlandı. Ayvalık’ta saat 09.30’da ilçe merkezindeki Cumhuriyet Meydanı’nda Ayvalık Kaymakamı Hasan Yaman, Garnizon Komutanı Albay, Garnizon Komutanı Albay Hüseyin Aydın, Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in yanı sıra daire amirleri, gaziler, şehit yakınları, siyasi parti temsilcileri, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. İlçe Milli Eğitim Müdürü Güner Bahadır, daire amirleri, gaziler, şehit aileleri, öğretmenler, öğrenciler ve vatandaşların hazır bulunduğu çelenk sunma töreninin ardından etkinlikler, saat 10.30’da Hüsnü Uğural Stadyumu’nda sürdü. Soğuk havaya rağmen binlerce vatandaşın katıldığı stadtaki tören; Ayvalık Belediyesi’nin efsanevi bando takımının eşliğinde saygı duruşu, İstiklal Marşı’nın bir ağızdan okunmasıyla başladı. Ayvalık Kaymakamı Hasan Yaman, Garnizon Komutanı Albay Hüseyin Aydın ve Belediye Başkanı Mesut Ergin’in öğrenciler ve halkı selamlamasıyla süren bayram töreninde günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı yapan Ayvalık İlçe Milli Eğitim Müdürü Güner Bahadır, geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilere başsağlığı dileyerek başladığı konuşmasında, "Eğitimde yeni bir vizyon ortaya koyan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile değerlerine bağlı, düşünen, üreten, bilim ve ahlakla yoğrulmuş nesiller yetiştirmeyi hedefliyoruz. Çocuklarımızın sadece akademik başarılarıyla değil; vicdanları, sorumluluk duyguları ve milli-manevi değerleriyle de güçlü bireyler olarak yetişmeleri en büyük önceliğimizdir" dedi. Ailelere seslenen Ayvalık İlçe Milli Eğitim Müdürü Bahadır, "Yaşanan son olaylar bir kez daha göstermiştir ki, çocuklarımızın gelişiminde en belirleyici rol biz baba ve annelere aittir. Özellikle dijital dünyanın hızla genişlediği bu çağda, çocuklarımızın maruz kaldığı içeriklere dikkat etmek, onları doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir denge kurmalarına yardımcı olmak büyük önem taşımaktadır. Unutmayalım ki sevgi, ilgi ve açık iletişimle çocuklarımızın yanında olmak; onları sadece korumakla kalmaz, aynı zamanda bilinçli, sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmelerine de katkı sağlar." ifadelerini kullandı. Katkı veren herkese teşekkür etti Konuşmasına öğrencilere de seslenen Müdür Bahadır, "Sevgili çocuklar, sizler bu ülkenin yarını, umudu ve en kıymetli hazinelerisiniz. Gözlerinizdeki ışık, yüreğinizdeki sevgi ve azim, Türkiye’nin aydınlık geleceğinin en güçlü teminatıdır. Bugünün anlam ve önemine yakışır bir şekilde gerçekleştirilen çelenk sunma ve şu an icra ettiğimiz tören programlarını hazırlayan okullarımıza, idarecilerimize, öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve her zaman olduğu gibi bu bayram gününde de öğrencilerimizi yalnız bırakmayarak bizlerle beraber olan siz değerli katılımcılara gönülden teşekkür ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum" dedi. Ayvalık İlçe Milli Eğitim Müdürü Güner Bahadır’ın konuşmasının ardından, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödülleri; Kaymakam Hasan Yaman ve protokol üyeleri tarafından verildi. Tören, resmigeçit ile sona erdi.
İzmir Yükseköğretimin Oscar’ı İzmir Ekonomi’de İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), dünyanın en saygın yükseköğretim değerlendirme platformlarından Times Higher Education tarafından düzenlenen THE Awards Asia’da birinciliğe ulaşarak büyük başarıya imza attı. Yükseköğretimin Oscar’ı olarak anılan organizasyonda, ‘Çevresel Liderliğe Üstün Katkı’ kategorisinde Asya kıtasındaki tüm üniversiteleri geride bırakan İzmir Ekonomi, adını zirveye yazdırdı. Hong Kong’da düzenlenen final töreninde ödülü teslim alan İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, "Üniversitelerin sürdürülebilirlik için birer ‘yaşayan laboratuvar’ olarak nasıl konumlanabileceğini somut uygulamalarla ortaya koyduk. İzmir’den yükselen bu vizyonun uluslararası alanda karşılık bulması, bizim için son derece kıymetli" diye konuştu. THE Awards Asia’nın finalistleri, aylar süren kapsamlı bir değerlendirme sürecinin ardından belirlendi. Asya kıtasındaki yüzlerce üniversitenin iklim eylemi ve sürdürülebilir kalkınma odaklı projeleri ile kurumsal vizyonları detaylıca incelendi. Sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliğiyle mücadele alanında bütüncül bir yaklaşım geliştiren İzmir Ekonomi Üniversitesi, sürdürülebilirliği kurumsal stratejiye entegre eden anlayışı ve ölçülebilir etki çıktıları ile fark oluşturarak birinciliğe ulaştı. Prof. Dd. Biresselioğlu liderlik etti Sürdürülebilirlik alanındaki dönüşümüne yön veren çalışmalar; İEÜ Sürdürülebilir Enerji ve İklim Politikaları Araştırma Merkezi’nin (SENLAB) çatısı altında, Rektör Yardımcısı ve Merkezin Direktörü Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu’nun liderliğinde hayata geçirildi. Avrupa çapında projeler İEÜ, Türkiye’de sürdürülebilir enerji alanında açılan ilk yüksek lisans programının kurucusu olarak bu alandaki akademik dönüşümün öncülerinden biri oldu. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı (SKA) müfredatına, araştırma faaliyetlerine ve yönetişim yapısına sistematik biçimde uyarlayan İEÜ, Sürdürülebilirlik Ofisi aracılığıyla bu dönüşümü kurumsal zemine taşıdı. SENLAB bünyesinde yürütülen çalışmalar sayesinde İEÜ, çok sayıda Horizon Europe projesinde aktif rol aldı ve Ege Bölgesi’nde karbon ayak izini hesaplayan ilk üniversite oldu. "Fark oluşturmaya devam edeceğiz" İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliğiyle mücadele alanındaki öncü çalışmalarla küresel ölçekte fark oluşturmaya devam edeceklerini ifade etti. Prof. Dr. Biresselioğlu, "İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak sürdürülebilirliği bir ‘başlık’ ya da ‘proje alanı’ olarak değil, üniversitenin tüm ekosistemine entegre edilmiş temel bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Kampüsümüzü; öğrencilerimizin, akademisyenlerimizin ve paydaşlarımızın aktif rol aldığı birer ‘yaşayan laboratuvar’ haline dönüştürme vizyonuyla hareket ediyoruz. Sürdürülebilirlik; ekonomik kalkınmadan toplumsal refaha, yönetişimden inovasyona kadar birçok alanı kapsayan bütüncül bir dönüşüm süreci. Bizler bilgi üreten kurumlar olmanın yanında, bu bilginin sahada uygulanmasını sağlayan, çözüm geliştiren ve toplumu dönüştüren yapılar olmak zorundayız" diye konuştu. "Yeni sorumluluklar yüklüyor" Prof. Dr. Biresselioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Üniversitemizde enerji verimliliğinden karbon ayak izinin azaltılmasına, döngüsel ekonomi uygulamalarından sürdürülebilir kampüs tasarımına kadar pek çok alanda somut adımlar attık. Ancak bizim için asıl değerli olan, bu çalışmaların öğrencilerimizin öğrenme deneyiminin bir parçası haline gelmesi. Öğrencilerimizin gerçek problemlere çözüm üreten, sorumluluk alan bireyler olarak yetişmesini önemsiyoruz. Bu ödül, İzmir’den yükselen bir vizyonun Asya kıtasında karşılık bulduğunu gösteriyor. Aynı zamanda bize daha büyük bir sorumluluk da yüklüyor. Çünkü sürdürülebilirlik; sürekli gelişen, sürekli yeniden düşünülmesi gereken bir süreç. Biz de bu bilinçle, üniversitemizi daha dirençli, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir geleceğin öncülerinden biri haline getirmek için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz."