DÜNYA - 03 Mayıs 2025 Cumartesi 21:27 | Son Güncelleme : 03 Mayıs 2025 Cumartesi 21:38

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türk milleti ve Kıbrıs Türk'ü olarak biz, bu topraklarda ev sahibiyiz"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) düzenlenen TEKNOFEST KKTC 2025’in ödül töreninde yaptığı konuşmada, "Türk milleti ve Kıbrıs Türk'ü olarak biz, bu topraklarda ev sahibiyiz. Bunu bilmeyenler bilsin, duymayanlar duysun. Her karışında bir Mehmetçik veya Mücahidin naaşı olan bu topraklar bize şehitlerimizin mirası ve emanetidir" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) düzenlenen, TEKNOFEST KKTC 2025’in ödül töreninde konuşma yaptı. Konuşmasına Kıbrıs Türk halkını selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Akdeniz'in kalbinde, geçmişle geleceğin buluştuğu bu güzel topraklarda sizlerle bir arada olmanın bahtiyarlığı içindeyim. Bugün Akdeniz'in incisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeyiz. Tarihle, bilimle, teknolojiyle yoğrulmuş bir coşkuyu hep beraber yaşıyoruz" dedi.

TEKNOFEST öncesi Cumhuriyet Yerleşkesi, Cumhurbaşkanlığı Binası ile Meclis Binasının açılışını yaptıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi de dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST vesilesiyle sizlerle bir aradayız. Bu alanı hınca hınç dolduran, coşkusuyla, enerjisiyle, sevdasıyla, Kıbrıs'ta muhteşem bir teknoloji rüzgarı estiren siz gençlerimizin her birine ayrı ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu iftihar tablosu için Rabb'ime sonsuz hamdediyorum. Heyecanınız, coşkunuz, tutkunuz daim olsun. Bizleri böylesine güzel bir atmosferde buluşturan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza, Türkiye Teknoloji Takımı T3 Vakfımıza, festivale emek veren tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Teknolojide bir dünya markası haline gelen TEKNOFEST'in 11'incisini, Kuzey Kıbrıs'ta gerçekleştiriyoruz. Her sene yeni rekorlar kıran TEKNOFEST'in Kıbrıs etabına 22 ülkeden 15 bin 750 takım ve 47 bin 865 yarışmacı başvurdu. Farklı kategorilerde düzenlenen bu yarışmalarda 6 ülkeden 268 takım ve bin 83 yarışmacı ise finalist olma başarısı gösterdi. Ödül alan gençlerimizin her birini ayrı ayrı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Yarışmaya katılan, fikirleriyle, eserleriyle, projeleriyle TEKNOFEST'e güç katan tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Sizlerle gurur duyduğumu özellikle bilmenizi isterim" diye ekledi.

"Bu topraklar bize şehitlerimizin mirası ve emanetidir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dron Şampiyonası'ndan Uçan Araba Simülasyon Yarışması'na, Sosyal İnovasyondan Turizm Teknolojilerine, Robotik ve Yazılımdan Kontrol Mekanizmalarına sergilenen eserlerin, başarılan işlerin gençlerin teknolojide aldığı mesafeyi net bir şekilde ortaya koyduğunu belirterek, "Her birinin gerisinde büyük emekler, fikir ve alın teri olan bu çalışmaların Kıbrıs'ta sergilenmesi bizler için ayrı bir anlam taşıyor. Çünkü bu sadece bir festival değil aynı zamanda bir milletin, iki devletin, tek yüreğin ortak istikbaline doğru attığı kararlı bir adımdır" ifadelerini kullandı.
Türk milleti ve Kıbrıs Türk'ü olarak bu topraklarda ev sahibi olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu bilmeyenler bilsin, duymayanlar duysun. Her karışında bir Mehmetçik veya Mücahidin naaşı olan bu topraklar bize şehitlerimizin mirası ve emanetidir" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Biz millet olarak en zor, en sancılı zamanlarımızda dahi hayal kurmaktan asla vazgeçmedik"

Ada'nın her metrekaresinde izleri, eseri ve silinmez hatıraları olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yüzyıllardır buradaydık, 51 yıl önce buradaydık, yine buradayız. Geleceğin teknolojilerine yön veren TEKNOFEST gençliğiyle, Kuzey Kıbrıs'ın dört bir yanında yükselen eserlerimizle, büyük bir vizyonla hayata geçirdiğimiz stratejik projelerimizle inşallah daha nice asırlar boyunca burada olmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle, kanlarıyla destan yazan tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle, şükranla yad ediyor, hayatta olan gazilerimize, Mevla'dan hayırlı ve sağlıklı ömürler niyaz ediyorum. Şüheda yurdu bu toprakları, gerekirse canımız pahasına müdafaa ve muhafaza etmeye hazır olduğumuzu bugün tekrar ilan ediyorum. Bir milletin büyüklüğü, kurduğu hayallerle ölçülür. Biz millet olarak en zor, en sancılı zamanlarımızda dahi hayal kurmaktan asla vazgeçmedik" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu uğurda sayısız bedeller ödedik ama hedeflerimizden kopmadık. Piri Reislerin, Mimar Sinanların, Ali Kuşçuların, Cezerilerin, Ferganilerin, Hezarfen Ahmet Çelebilerin yolundan sapmadık. Uçağını kendi elleriyle yapan Vecihi Hürkuş'un, 'Milletimiz tayyaresiz yaşayamaz' diyerek uçak fabrikası kuran Nuri Demirağ'ın, savunma sanayiine ömrünü adayan Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Killigil Paşa'nın yarım kalan hikâyesini tamamlamak için gecemizi gündüzümüze kattık. 'Tam bağımsız Türkiye' idealimizi kuvveden fiile çıkarmak için yerli ve millî teknoloji hamlemizi başlattık. Bu zorlu mücadelenin yol başçılarından biri olan merhum dünürüm, Özdemir Bayraktar abimizdi. İnsansız hava araçlarında bugün geldiğimiz noktada en büyük paylardan biri, şüphesiz merhum Özdemir Bayraktar'ındır. Kendisini bir kez daha rahmetle anıyorum, ruhu şad, mekanı inşallah cennet olsun" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Dünyada SİHA teknolojisinde en gelişmiş ilk 3 ülke arasında yer alıyoruz"

"Bu yola revan olduğumuzda bize 'boşuna heveslenmeyin, yapamazsınız, başaramazsınız' diyenlere bugün en güzel cevabı sizlerle veriyoruz" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, milli muharip uçak KAAN, insansız savaş uçağı Bayraktar Kızılelma, muharip insansız uçak ANKA-3, jet motorlu eğitim ve taarruz uçağı Hürjet, yeni nesil temel eğitim uçağı Hürkuş, ağır sınıf taarruz helikopteri ATAK-2 ve daha nicelerinin Gök Vatan'da, çok maksatlı amfibi gemisi TCG Anadolu'nun ise Mavi Vatan'da bayrağı gururla dalgalandırdığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, SİHA teknolojisinde en gelişmiş ilk 3 ülke arasında yer aldığına işaret ederek, "Bundan sonra da aynı azimle, aynı heyecanla çalışmaya devam edeceğiz. Sizlerden aldığımız ilhamla, sizlere duyduğumuz güvenle, sizlerin ürettiği teknolojilerle çok daha güçlü bir Türkiye, çok daha müreffeh bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni hiç hafife almayın, inşa edeceğiz. İstikbalin taşlarını şimdiden döşüyoruz. Eğitim, teknoloji ve spor alanında sizlerin yanındayız. Yeni okul projelerinin yanı sıra mevcut okulların tamir, tadilatı, ilave derslikleri ve diğer çalışmalarla depreme dayanıklılığını artırıyoruz" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Gençlerimizin hakkının yenilmesinin önüne kalıcı ve kati biçimde geçmiş oluyoruz"

YÖK ve YÖDAK arasında ilerlettikleri projeyle Ada'yı bir eğitim merkezi hâline getirdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, belge güvenliği ve dijital altyapı noktasında Türkiye'de hangi imkânlar varsa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde de aynısının olacağını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son dönemde kamuoyumuzu da rahatsız eden İstanbul'daki diploma sahtekarlığı gibi utanç verici skandalların hiçbiri tekerrür etmeyecek. Gençlerimizin hakkının yenilmesinin önüne kalıcı ve kati biçimde geçmiş oluyoruz. Ülkemizde olduğu gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde de gençlerin ve her yaştan insanın spor yapmasını arzu ediyoruz. Bu kapsamda halı sahalar, kapalı spor salonları, çok amaçlı spor tesisleri ve öğrenci yurtları inşa ediyoruz. 4 adet spor tesisinin yapımı tamamlandı. Açılışa hazır hâle geldi. Bir diğer önceliğimiz yurtlardır. Halihazırda Ada genelinde 5 binada toplamda 7 bin 26 öğrenciye barınma hizmeti veriyoruz. Tüm kamu kurumlarında e-Devlet projelerimiz devam ediyor. Buradan şu müjdeyi de vermek isterim, elektronik Devlet mobil uygulamasının hayata geçirilmesi için çalışmalarda son aşamaya gelindi. Çok kısa sürede uygulamanın lansmanı gerçekleşecek" şeklinde konuştu.

Sanayi ve istihdam alanında çalışmaların sürdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, organize sanayi bölgelerini geliştirerek, yeni sanayi bölgelerinin inşasını planlayarak Kıbrıs Türkü'nün dışa bağımlılığını azalttıklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"TEKNOFEST ruhundan, buradaki şu muhteşem ve muazzam tablodan vazgeçmeyiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sayamadığı nice yatırım, eser, hizmet ve projenin aydınlık yarınlara giden yolda birer kilometre taşı olduğunu belirterek, "Türkiye'den Kuzey Kıbrıs'a denizin altından suyu getirdik mi? Şimdi ikinci etap. İnşallah elektriği de getireceğiz ve bununla su, elektrik konusunda Kuzey Kıbrıs'ın ihtiyaçlarını gidermiş olacağız. Gözleri karanlığa alışmış olanlar elbette aydınlıktan korkacaklardır. Kıbrıs Türkü'nün varlığına tahammül edemeyenlere taşeronluk yapanların TEKNOFEST'ten rahatsız olması doğaldır. Çağdaşlaşmayı, bilimde, teknolojide, kültür ve sanatta ileri gitmekte değil de kılık kıyafet yasaklarında arayan faşizan zihniyetin buradaki teknoloji şöleninden korkuya kapılması gayet tabiidir" değerlendirmesinde bulundu.

Sendikacılık yapmaya kimsenin mani olamayacağına dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yap sendikacılığını. Biz bu işlere alışmışız. Türkiye'de sendikacılığın mazisi çok eskidir. Ama STK'ler, STK'lik nasıl yapılır bunu bilmesi lazım. Burada kalkıp da eğer sen Kuzey Kıbrıs'ta kızlarımızın başörtüsüyle uğraşmaya kalkarsan kusura bakma karşında bizi bulursun. Çünkü biz bunun mücadelesini çok verdik. Bu mücadeleyi vere vere bir yere geldik. Nasıl birilerinin gözleri kamaşacak diye güneş doğmaktan vazgeçmezse 3-5 marjinal rahatsız olacak diye biz de TEKNOFEST ruhundan, buradaki şu muhteşem ve muazzam tablodan vazgeçmeyiz" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC'nin yıllardır olduğu gibi gelecekte de çok kültürlülüğün, hoşgörünün, barışın merkezi olmaya devam edeceğini, bu güzel iklimi hangi bahaneyle olursa olsun kimsenin dinamitlemesine izin vermeyeceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Gençler, başarılarınızla çığır açan projelerinizle onlara hak ettikleri cevabı vermeye devam edeceksiniz"

TEKNOFEST'i boykot çağrısı yapan marjinal tiplerin, Türkiye'de olduğu gibi KKTC'de de hayal kırıklığına uğradıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Boykot dediniz, ne oldu, meydan tıklım tıklım dolu. Aynen Türkiye'de olduğu gibi boykot dedikçe satış yaptık. Burada da boykot dedikçe meydanlar doldu. Gençler, gençler olarak başarılarınızla çığır açan projelerinizle onlara hak ettikleri cevabı vermeye devam edeceksiniz. Sizlerden inancınıza, imanınıza, ahlakınıza, tarihten süzülüp gelen kültür ve medeniyet değerlerimize sıkı sıkıya sarılmanızı bekliyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Allah nidalarıyla şehadete yürüyerek bu toprakları bizlere vatan yapan aziz şehitlerimizin ruhlarını şad etmenizi, onların hatıralarına sahip çıkmanızı sizlerden rica ediyorum. Ben sizlere güveniyorum" ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder için başsağlığı

"İstanbul milletvekili ve TBMM Başkanvekili Sayın Sırrı Süreyya Önder'in vefatından duyduğum üzüntüyü burada ifade etmek istiyorum" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Malum Sayın Önder'i ve Sayın Buldan'ı geçen ay Külliyemizde kabul etmiş, yürüttükleri temaslarla ilgili verimli bir görüşme yapmıştık. Kendisine Allah'tan rahmet, kederli ailesine, sevenlerine ve DEM Parti camiasına başsağlığı diliyorum. Merhum Önder'in de son dönemde büyük emek verdiği terörsüz Türkiye menziline vasıl olacağımıza yürekten inanıyorum. Rabb'im hepimizin yar ve yardımcısı olsun diyorum. TEKNOFEST 2025'in bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum, ödül kazanan tüm gençlerimizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. TEKNOFEST'e emeği geçen herkese, ülkemizin bu yüz akı projesine ilk günden beri katkı sunan her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Erdoğan, TEKNOFEST Yarışması'nda dereceye giren gençlere ödüllerini verdi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra TEKNOFEST Yarışması'nda dereceye giren gençlere ödüllerini verdi. TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'a hediye takdim etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra Tatar ile TEKNOFEST pozu verdi, ardından T3 Vakfı Yönetim Kurulu ile fotoğraf çektirdi.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığlı bilim insanı Quantum Pioneer Formunda Türkiye’yi temsil etti Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletlerinde Microsoft Research tarafından düzenlenen Microsoft Quantum Pioneer Forum’a Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı oldu. Fırat Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde Microsoft Quantum Pioneer Forum kapsamında düzenlenen ve yalnızca davetli bilim insanlarının yer aldığı kapalı bir uluslararası toplantıya katıldı. Harvard, MIT, University of Sydney ve University of Cologne gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinden seçkin araştırmacıların yer aldığı buluşmada Gençoğlu, Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı olarak yer aldı. Quantum teknolojilerinin geleceğine yön veren araştırma başlıklarının ele alındığı üst düzey toplantıda Gençoğlu, ölçüm tabanlı topolojik quantum hesaplama alanına ilişkin özgün yaklaşımını uluslararası bilim camiasıyla paylaştı. Sunumun, mevcut yaklaşımlardan farklı bir perspektif sunarak yeni araştırma yönlerine katkı sağlayabilecek nitelikte olduğu değerlendirildi. Sınırlı sayıda katılımcının yer aldığı ve disiplinler arası bilimsel tartışmaların yürütüldüğü etkinlik, quantum bilgi teknolojileri alanında çalışan önde gelen araştırmacıları bir araya getirdi. Katılımcılar, alanın temel sorunları, gelecekteki araştırma yönleri ve muhtemel teknolojik uygulamalar üzerine kapsamlı fikir alışverişinde bulundu. Seçkin katılımcı profili ve yüksek bilimsel düzeyiyle dikkat çeken toplantı, quantum teknolojilerinin geleceğini şekillendiren önemli platformlardan biri olarak değerlendiriliyor. Etkinlik, farklı ülkelerden gelen bilim insanları arasında iş birliği ve yeni araştırma ağlarının oluşmasına da katkı sağladı. Microsoft Research tarafından organize edilen ve davetli katılım esasına göre gerçekleştirilen toplantı, bilim insanlarına gösterilen ilgi ve sağlanan akademik etkileşim ortamıyla da öne çıktı. ‘Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu’ Fırat Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, "Bu gelişme hem akademik anlamda hem de akademik çalışmaların teknoloji ve iş dünyasındaki yansımaları açısından benim için oldukça önemli. Microsoft gibi bir firma tarafından davet edilmek ayrıca büyük bir mutluluk. Asıl mesele şu ki Microsoft Quantum Pioneers Forum her yıl fikir ve proje çağrısı açıyor. Bu yıl ben de oraya bir proje fikri gönderdim. Bu fikir ilk aşamayı geçerek seçilenler arasına girdi, ancak değerlendirme süreci hâlen devam ediyor. 14-15 Mart tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde düzenlenen foruma katılmam için davet aldım. Çok seçkin üniversitelerden konuşmacıların yer aldığı, fotoğraf ve sunumların dışarıya yansıtılmadığı özel bir toplantıydı. Microsoft Research’ün Santa Barbara’da Station Q adıyla faaliyet gösteren ve tamamen Quantum araştırmalarına odaklanan bir grubu bulunuyor. Majorana 1 adı verilen bir quantum çip de geliştirdiler, ancak bu çipin halen bazı eksiklikleri ve çözülmesi gereken problemleri var. Quantum hesaplama alanındaki bu programa davet edilmem bizim için önemli bir fırsattı. Çünkü adeta üst düzey bir ‘devler ligi’ niteliğindeki, son derece seçkin araştırmacıların bulunduğu bir ortamda yer almak beni ziyadesiyle mutlu etti. Ayrıca 28 davetli konuşmacının 27’si Avrupa ve Amerika’dan gelmişti, sadece Fırat Üniversitesi olarak Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu. Kendi alanlarında dünyanın ilk 5 ve 10’unda yer alan Harvard, MIT, California, Pennslyvania, Indiana gibi üniversitelerle aynı toplantıda bulunmak ve Fırat Üniversitesi’nin adını bu platformda zikretmek benim için son derece onur vericiydi. Toplantıya katılan 28 üniversitenin 25’i Amerika’dan, Amerika dışından ise Avusturalya’dan Sydney Üniversitesi, Almanya’dan Cologne Üniversitesi ve Türkiye’den Fırat Üniversitesi davet edilmişti. Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında dışarıdan çağrılan üç üniversiteden biri olmak da ayrıca büyük bir mutluluktu" dedi. ‘Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok’ Kendi yaklaşımının ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama temelli olduğunu belirten Gençoğlu, "İlk kez, ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama sürecinin sonlu durum makineleri çerçevesinde modelleyerek farklı bir yaklaşım ortaya koyduk. Bu fikir orada değerli bulundu; üzerinde çeşitli tartışmalar ve değerlendirmeler yapıldı. İnşallah çalışmaların devamını getireceğiz. Bu etkinliğe katılım, Türkiye’deki bilim insanlarının quantum teknolojileri gibi ‘derin’ ya da ‘yıkıcı’ olarak adlandırılan alanlarda geri kalmayacağını ve bu alanlarda var olduğumuzu göstermesi açısından son derece önemli. Ayrıca özellikle genç akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz için önemli bir motivasyon kaynağı olacağını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’den, Fırat Üniversitesi’nden bir bilim insanının dünyanın en seçkin üniversiteleri arasında yer alarak bir fikrini özgürce sunabilmesi ve bu fikrin tartışılması önemli bir eşiğin aşıldığını gösteriyor. Türkiye’deki pek çok üniversiteden bilim insanı bu eşiği daha önce aşmıştı, Fırat Üniversitesi’nden genç akademisyenlere örnek olabilmek, motivasyonlarını artırmak ve onlara güç katabilmek ise çok daha değerli. Bundan sonra Fırat Üniversitesi’nden ve Doğu’daki diğer üniversitelerden de benzer atılımların geleceğine inanıyorum. Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk tankerine ilişkin: "Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi, 27 personelimizde yaralanma yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk petrol yüklü tankere ilişkin, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok" dedi. Türk şirketi Pergamon Denizcilik İşletmeleri A.Ş.’ye ait eski ismi Beşiktaş olan ‘Altura’ isimli ham petrol tankeri, Rusya’nın Karadeniz’in kuzeydoğusundaki liman şehri Novorossiysk’ten hareket ettikten sonra saat 00.30 sıralarında saldırıya uğradığı açıklandı. Tankerin, Rusya’nın Novorossiysk Limanı’ndan İstanbul’a yola çıktığı ve 140 bin ton ham petrol taşıdığı belirtilirken, gemiye dron isabet etmesi sebebiyle üst güvertesinde ve makine dairesinde hasar oluştuğu ve geminin su aldığı öğrenildi. Saldırının ardından gemiden yapılan yardım çağrısının ses kayıtları ortaya çıktığı, kayıtlarda mürettebattan kimsenin yaralanmadığı, geminin su aldığı ve acil yardım beklendiği açıklandı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, teknik ekiplerin olay yerine sevk edildiğini ve mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirtti. "27 personelimizde yaralanma yok" Bir televizyon programında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirterek, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok. Geminin makine dairesinin insansız deniz aracı ile hedef alındığını düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Erzurum Oltu’da coşkulu kurtuluş bayramı Erzurum’un Oltu ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümü dolayısıyla kutlama programı düzenlendi. Programın açılış konuşmasını yapan Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, "Bugün toprağımızın özgürlükle mühürlendiği esaretin zincirinin bir daha kırılmamak üzere parçalandığı Oltumuzun düşman işgalinden kurtulduğu büyük bir gurur heyecanla kutluyoruz bundan tam 108 yıl önce bu kadim topraklarda sadece bir askeri zafer değil bir milletin namusunu Bayrağını her şeyin üstünde tuttuğunun destanı yazıldı 1918 25 mart sabahı yükselen hürriyet sesi Anadolu’nun istilal müjdecisi oldu aziz Oltulular bizim tarihimiz sadece savunma tarihi değil aynı zamanda bir devlet kurma iradesidir" diye konuştu 25 Mart etkinlikleri kapsamında, Efkan Ala Kültür Evi’nde gerçekleştirilen programa ilçe protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda temsili göç gösterisi canlandırılırken, müzik konseri, şiir okumaları ve öğrencilerin koro performansları izleyicilerden beğeni topladı. Oltu İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından sahnelenen temsili göç gösterisi duygusal anlara sahne oldu. Gösteride esaret süreci ve ardından Türk askerinin vatanı kurtarışı canlandırılırken, salonda bulunanlara hem hüzün hem de gurur dolu anlar yaşatıldı. Programa, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, Oltu Garnizon Komutanı Tank Kurmay Albay Hakan Kan, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Recep Kaplan, Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, Oltu Cumhuriyet Başsavcısı Onur Yavuz, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Kazdal, siyasi parti temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
Samsun Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi Samsun’da akciğer ve pankreas kanseriyle aynı anda mücadele eden ve boynuna bağlı kemoterapi ilacıyla çalışmasını sürdüren kadın hekim yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. Samsun’da yaşayan 58 yaşındaki Acil Tıp Hekimi Bendegül Kuruçelik, 35 yıllık meslek hayatında sayısız hastaya şifa oldu. Bugün ise hem hekim hem hasta olarak hayat mücadelesini sürdüren Dr. Bendegül Kuruçelik, yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. FBM Tıp Merkezi’nde acil doktoru olarak çalışan ve iki çocuk annesi olan Kuruçelik, kendisine konulan akciğer ve pankreas kanseri tanılarının ardından zorlu bir tedavi sürecine girdi. Geçirdiği ameliyatların ardından kısa sürede yeniden görevine dönen deneyimli hekim, mesleğine olan bağlılığını bir an olsun kaybetmedi. Boynuna bağladığı aparat ile hem kemoterapi alıyor hem çalışıyor Kemoterapi sürecinin fiziksel olarak oldukça yıpratıcı olduğunu ifade eden Dr. Kuruçelik, buna rağmen çalışmanın kendisine güç verdiğini belirtti. Boynuna takılı cihaz aracılığıyla 48 saat boyunca kemoterapi ilacı aldığını dile getiren Kuruçelik, "Akciğer ve pankreas kanseriyim. Kendi tanılarımı kendim koydum. Ameliyatlardan bir ay sonra çalışmaya başladım. Beni hayata bağlayan iki şey oldu: Kızlarım ve işim. İşimi yaptığım sürece sağlıklıyım. İşimi yapamamak kaygısı, hastalıktan daha çok korkuttu beni. İşimi yaptığım sürece hastalığımı unuttum ve tedaviye çok daha rahat devam edebildim. Bu süreç gerçekten çok zorlu. Hekimken bunun empatisini tam anlamıyla yapamıyormuş insan. Hasta olunca bunun ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Kemoterapi zor bir süreç; bu süreçte çalışmak ise daha da zor. Bu anlamda FBM Tıp Merkezi bana kucak açtı. Kanser hastası bir hekimle çalışıyorlar" dedi. "Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" Kemoterapi ilacı alırken çalışmanın zorluklarını anlatan Dr. Kuruçelik, "Tabii ki sıkıntılarım oluyor. Bu sıkıntıları annelik ve meslek aşkımla minimize ediyorum. Kemoterapim hâlâ devam ediyor. Boynuma taktığım bir cihazla, 48 saat boyunca damardan ilaç alıyorum. Yan etkileri oldukça fazla: Ödem yapıyor, nöropatiye neden oluyor. Elleriniz ve ayaklarınız uyuşuyor. Soğuk bir şeye temas edemiyorsunuz. Gerçekten zor bir süreç. Bugünlere geldiğim için elbette çok mutluyum. Arkadaşlarım ilk zamanlarda çok endişeliydi. Benim rahatlığımı gördükçe onlar da rahatladılar. Hastalarım da memnun. Hatta şaşırıyorlar; boynumdaki cihazın ne olduğunu soruyorlar. Kanser hastası olduğumu öğrenince bana daha farklı bir saygıyla bakıyorlar. Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" diye konuştu.