GÜNDEM - 04 Şubat 2025 Salı 20:48 | Son Güncelleme : 04 Şubat 2025 Salı 22:11

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Suriye yönetimi ile fikir birliği içindeyiz'

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye olarak nasıl en umutsuz ve zor günlerinde Suriyeli kardeşlerimizi yalnız bırakmadıysak, yeni dönemde de kendilerine gerekli desteği vereceğiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’yı ve heyetini Ankara’da misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu belirterek, "Hepimizin bildiği gibi Suriye halkı 13,5 yıl boyunca her türlü zulmü gördü, kimyasal silah kullanımı dahil her türlü insanlık dışı katliama maruz kaldı. Bir milyona yakan Suriyeli kardeşimiz eski rejimin ve terör örgütlerinin saldırılarında maalesef şehit oldu. Milyonlarca kardeşimiz de evlerini, yurtlarını, doğdukları toprakları terk etmek mecburiyetinde bırakıldı. Ama tüm bunlara rağmen Suriye’nin yiğit evlatları zalim rejime ve destekçilerine karşı mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmedi, sonunda da zafer 8 Aralık tarihi itibarıyla Suriye halkının oldu. Öncelikle aziz kardeşim Ahmed Şara’yı ve onun şahsında tüm Suriye halkını mücadeleleri ve zaferlerinden ötürü tekrar tebrik ediyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Suriye yönetimi ile fikir birliği içindeyiz'

Suriye’nin özgürlük mücadelesinde şehit olanlara rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 13 yıllık kan ve gözyaşının ardından sadece Suriye’de değil, tüm bölgede yeni bir sayfa açıldığını kaydetti. Erdoğan, Suriye halkının kendi geleceklerini belirlemede artık gerekli iradeye sahip olduğunu belirterek, "Türkiye olarak nasıl en umutsuz ve zor günlerinde Suriyeli kardeşlerimizi yalnız bırakmadıysak, yeni dönemde de kendilerine gereken desteği vereceğiz. Bunu kıymetli kardeşime ve heyetine de çok net biçimde ifade ettim. Tarihi nitelikteki bugünkü ziyareti ülkelerimiz arasında daimi dostluk ve iş birliği döneminin başlangıcı olarak görüyorum. İlişkilerimizi yeniden stratejik düzeye kavuşturmak için tüm kurum ve kuruluşlarımız son 2 aydır yoğun çaba içerisindedir. Malum yeni Hükümetin Dışişleri Bakanını da 15 Ocak’ta kabul etmiştim. Önümüzdeki dönemde karşılıklı ziyaret ve temaslarımızın inşallah daha da yoğunlaşacağı inancındayım" açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Suriye yönetimi ile fikir birliği içindeyiz'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin komşusu Suriye’ye yönelik politikasının esasını öteden beri bu ülkenin toprak bütünlüğü ve birliğinin muhafazasının oluşturduğunu söyledi. Şara’yla bugün yaptıkları görüşmenin de bu ilkenin üzerine bina edilen samimi bir havada geçtiğini kaydeden Erdoğan, Şara ile ülkede güvenliğin ve ekonomik istikrarın tesisine yönelik atılabilecek müşterek adımları değerlendirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Suriye yönetimi ile fikir birliği içindeyiz'

Hemen her konuda tam bir fikir birliğinde olduklarından duyduğu memnuniyeti aktaran Erdoğan, Suriye’nin kuzeydoğusunu işgal altında tutan bölücü terör örgütü ve yandaşlarına karşı atılacak adımları mütalaa ettiklerini kaydetti.
DEAŞ olsun, PKK olsun terörün her türlüsüyle mücadelede Suriye’ye gereken desteği sağlamaya hazır olduklarını kendisine ifade ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin kuzeydoğusundaki kampların kontrolü bağlamında da Türkiye’nin yanlarında olduğunu tekrar teyit ettiklerini dile getirdi.

"Ahmed Şara kardeşimin terörle mücadele noktasında ortaya koyduğu güçlü iradeden dolayı duyduğumuz memnuniyeti belirtmek istiyorum" diyen Erdoğan, "Ülkelerimizin ve bölgemizin selameti açısından birlikte aynı hedef doğrultusunda güç birliği yapmaktan başka bir yolumuz da açıkçası bulunmuyor. İnşallah dayanışma içinde hareket ederek terörün olmadığı bir huzur ve güven iklimini ortak coğrafyamızda tam manasıyla hakim kılacağımıza inanıyorum" şeklinde konuştu.

Bugünkü görüşmelerinde siyasi gelişmeler üzerinde de durduklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu kritik süreçte Suriyelilerin iradesini yansıtacak şekilde ülke iradesinin kapsayıcı ve kucaklayıcı bir yaklaşımla tesisini önemsiyoruz. İnsani yardımların yanı sıra, Suriye’nin harap olmuş şehirleri ve kritik altyapının yeniden imarında gerekli desteği sağlamaya hazırız. Suriye’nin ekonomik kalkınması hızlandıkça gönüllü geri dönüşler de ivme kazanacaktır. Öte yandan, Suriye’ye yönelik bir dizi uluslararası yaptırım ülkenin ekonomi ve altyapı olarak ayağa kalkmasının önünde engel teşkil ediyor. Devrik rejimi hedef alan yaptırımların kaldırılması için yürüttüğümüz gayretlerin de etkisiyle kısmen bir esneme sağlandı ancak tam netice alınıncaya kadar girişimlerimizi sürdüreceğiz. İlk günden bu yana tereddüt etmeden Suriye halkının yanında olduğumuzu somut adımlarla ortaya koyduk. Şam Büyükelçiliğimizin ardından, Halep Başkonsolosluğumuzu da faaliyete geçirdik. Türk Hava Yolları Şam’a uçuşlarını başlattı. Diplomasi alanında yeni yönetimin bu ilk iki ayında bölgede ve uluslararası planda sesinin ve halis niyetlerinin duyurulması için elimizden geleni yapıyoruz. Yeni yönetimden ülkemize ziyaretler olduğu gibi, Türkiye’den de birçok bakan ve bürokrat Şam’ı ziyaret etti, etmeye de devam edecek" diye konuştu.

Ticaretten sivil havacılığa, enerjiden sağlık ve eğitime kadar tüm alanlarda ilişkileri çok boyutlu bir şekilde ilerlettiklerini belirten Erdoğan, "Hep söylediğim gibi iman varsa imkan da vardır. Biz her zorlukla beraber bir kolaylığın olduğuna iman eden, buna teslim olan insanlarız. Direniş azimleriyle bölgeye ve mazlumlara ilham olan Suriyeli kardeşlerimizin Allah’ın izniyle ülkelerini tekrar ayağa kaldıracaklarından hiçbir şüphe duymuyoruz. Allah ömür verirse ileride şöyle geriye dönük baktığımızda Suriye halkının neler başarabildiğini hep birlikte gururla göreceğiz. Tabii bu süreçte Arap ve İslam dünyasının yeni yönetime ve Suriye halkına gereken maddi-manevi desteği sağlaması çok ama çok önemlidir. Yapılan karşılıklı ziyaretleri bölgesel sahiplenme adına çok değerli buluyor ve memnuniyetle karşılıyoruz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyor, sözü Sayın Cumhurbaşkanına vermeden evvel kendisine üstlendiği bu onurlu ve mühim vazifede Yüce Allah’tan muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Sizlerin vasıtasıyla dost ve kardeş Suriye halkına bir kez daha en kalbi selam ve muhabbetlerimi iletiyorum. Toplantımızın ve yaptığımız istişarelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.

Şara: "Suriye halkı Türkiye'nin duruşunu hiçbir zaman unutmayacaktır"

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ederek sözlerine başladı. Şara, "Hiç şüphesiz Suriye halkı Türkiye’nin hem kurumları hem devleti hem halkının duruşunu hiçbir zaman unutmayacaktır. Bildiğiniz gibi şimdi artık geçmiş dönemlerde Kurtuluş Savaşı'nda Türk kanıyla Suriyelinin kanı aslında birbirine girerek başarı geldi. Biz şu anda tabii ki Suriye’nin, Suriye topraklarının bütünlüğüne önem vermekteyiz. Suriye’yle Türkiye arasındaki ilişkiler tarihe dayanmaktadır. Ortak coğrafyayı paylaşmaktayız, kültürümüz aynıdır, sosyal alanlarımız aynı. Bildiğiniz gibi iki ülke arasındaki halk çok güçlüdür ve inşallah her zaman böyle devam edecektir. Biz istiyoruz ki, bu ilişkileri aslında derin bir stratejik iş birliğine dönüştürme arzusundayız her iki ülke yararına olacak şekilde. Biz bu çerçevede bütün alanlarda ister insani, ister kültürel, ister ekonomik alanlarda iş birliğine gidelim, büyük stratejik hedeflerimizi ortaya koyalım. Ortak stratejiden bir tanesi güvenlik alanında olacaktır özellikle bölgede ve iki ülkenin hem güvenliğine ve istikrarına katkıda olacak şekilde" dedi.

Şara’dan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a davet

Toplantılarında bölgedeki tehditleri de ele aldıklarını söyleyen Şara, "Özellikle Suriye’nin kuzey ve doğusunda uluslararası baskıların İsrail’e mutlaka uygulanması lazım ve 67 sınırlarına dönmesi lazım. Biz yine aynı şekilde Türkiye’yle yeniden ticareti canlandıracağız, özellikle altyapının tekrar yapılanması konusunda ve Suriye’nin bundan sonra ekonomik kalkınmasına yardımcı olacak şekilde tekrar rehabilite edilmesini istemekteyiz. Ben Sayın Cumhurbaşkanına bir kez daha buradan teşekkür etmek istiyorum iş birliğine büyük önem ve özellikle bu geçiş dönemin başarılı olarak tamamlanması ve Sayın Cumhurbaşkanını buradan da şu anda Suriye’ye davet ediyorum ve inşallah en kısa sürede bu gerçekleşecektir" açıklamasını yaptı.

Hülya Keklik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığlı bilim insanı Quantum Pioneer Formunda Türkiye’yi temsil etti Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletlerinde Microsoft Research tarafından düzenlenen Microsoft Quantum Pioneer Forum’a Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı oldu. Fırat Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde Microsoft Quantum Pioneer Forum kapsamında düzenlenen ve yalnızca davetli bilim insanlarının yer aldığı kapalı bir uluslararası toplantıya katıldı. Harvard, MIT, University of Sydney ve University of Cologne gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinden seçkin araştırmacıların yer aldığı buluşmada Gençoğlu, Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı olarak yer aldı. Quantum teknolojilerinin geleceğine yön veren araştırma başlıklarının ele alındığı üst düzey toplantıda Gençoğlu, ölçüm tabanlı topolojik quantum hesaplama alanına ilişkin özgün yaklaşımını uluslararası bilim camiasıyla paylaştı. Sunumun, mevcut yaklaşımlardan farklı bir perspektif sunarak yeni araştırma yönlerine katkı sağlayabilecek nitelikte olduğu değerlendirildi. Sınırlı sayıda katılımcının yer aldığı ve disiplinler arası bilimsel tartışmaların yürütüldüğü etkinlik, quantum bilgi teknolojileri alanında çalışan önde gelen araştırmacıları bir araya getirdi. Katılımcılar, alanın temel sorunları, gelecekteki araştırma yönleri ve muhtemel teknolojik uygulamalar üzerine kapsamlı fikir alışverişinde bulundu. Seçkin katılımcı profili ve yüksek bilimsel düzeyiyle dikkat çeken toplantı, quantum teknolojilerinin geleceğini şekillendiren önemli platformlardan biri olarak değerlendiriliyor. Etkinlik, farklı ülkelerden gelen bilim insanları arasında iş birliği ve yeni araştırma ağlarının oluşmasına da katkı sağladı. Microsoft Research tarafından organize edilen ve davetli katılım esasına göre gerçekleştirilen toplantı, bilim insanlarına gösterilen ilgi ve sağlanan akademik etkileşim ortamıyla da öne çıktı. ‘Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu’ Fırat Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, "Bu gelişme hem akademik anlamda hem de akademik çalışmaların teknoloji ve iş dünyasındaki yansımaları açısından benim için oldukça önemli. Microsoft gibi bir firma tarafından davet edilmek ayrıca büyük bir mutluluk. Asıl mesele şu ki Microsoft Quantum Pioneers Forum her yıl fikir ve proje çağrısı açıyor. Bu yıl ben de oraya bir proje fikri gönderdim. Bu fikir ilk aşamayı geçerek seçilenler arasına girdi, ancak değerlendirme süreci hâlen devam ediyor. 14-15 Mart tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde düzenlenen foruma katılmam için davet aldım. Çok seçkin üniversitelerden konuşmacıların yer aldığı, fotoğraf ve sunumların dışarıya yansıtılmadığı özel bir toplantıydı. Microsoft Research’ün Santa Barbara’da Station Q adıyla faaliyet gösteren ve tamamen Quantum araştırmalarına odaklanan bir grubu bulunuyor. Majorana 1 adı verilen bir quantum çip de geliştirdiler, ancak bu çipin halen bazı eksiklikleri ve çözülmesi gereken problemleri var. Quantum hesaplama alanındaki bu programa davet edilmem bizim için önemli bir fırsattı. Çünkü adeta üst düzey bir ‘devler ligi’ niteliğindeki, son derece seçkin araştırmacıların bulunduğu bir ortamda yer almak beni ziyadesiyle mutlu etti. Ayrıca 28 davetli konuşmacının 27’si Avrupa ve Amerika’dan gelmişti, sadece Fırat Üniversitesi olarak Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu. Kendi alanlarında dünyanın ilk 5 ve 10’unda yer alan Harvard, MIT, California, Pennslyvania, Indiana gibi üniversitelerle aynı toplantıda bulunmak ve Fırat Üniversitesi’nin adını bu platformda zikretmek benim için son derece onur vericiydi. Toplantıya katılan 28 üniversitenin 25’i Amerika’dan, Amerika dışından ise Avusturalya’dan Sydney Üniversitesi, Almanya’dan Cologne Üniversitesi ve Türkiye’den Fırat Üniversitesi davet edilmişti. Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında dışarıdan çağrılan üç üniversiteden biri olmak da ayrıca büyük bir mutluluktu" dedi. ‘Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok’ Kendi yaklaşımının ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama temelli olduğunu belirten Gençoğlu, "İlk kez, ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama sürecinin sonlu durum makineleri çerçevesinde modelleyerek farklı bir yaklaşım ortaya koyduk. Bu fikir orada değerli bulundu; üzerinde çeşitli tartışmalar ve değerlendirmeler yapıldı. İnşallah çalışmaların devamını getireceğiz. Bu etkinliğe katılım, Türkiye’deki bilim insanlarının quantum teknolojileri gibi ‘derin’ ya da ‘yıkıcı’ olarak adlandırılan alanlarda geri kalmayacağını ve bu alanlarda var olduğumuzu göstermesi açısından son derece önemli. Ayrıca özellikle genç akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz için önemli bir motivasyon kaynağı olacağını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’den, Fırat Üniversitesi’nden bir bilim insanının dünyanın en seçkin üniversiteleri arasında yer alarak bir fikrini özgürce sunabilmesi ve bu fikrin tartışılması önemli bir eşiğin aşıldığını gösteriyor. Türkiye’deki pek çok üniversiteden bilim insanı bu eşiği daha önce aşmıştı, Fırat Üniversitesi’nden genç akademisyenlere örnek olabilmek, motivasyonlarını artırmak ve onlara güç katabilmek ise çok daha değerli. Bundan sonra Fırat Üniversitesi’nden ve Doğu’daki diğer üniversitelerden de benzer atılımların geleceğine inanıyorum. Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk tankerine ilişkin: "Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi, 27 personelimizde yaralanma yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk petrol yüklü tankere ilişkin, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok" dedi. Türk şirketi Pergamon Denizcilik İşletmeleri A.Ş.’ye ait eski ismi Beşiktaş olan ‘Altura’ isimli ham petrol tankeri, Rusya’nın Karadeniz’in kuzeydoğusundaki liman şehri Novorossiysk’ten hareket ettikten sonra saat 00.30 sıralarında saldırıya uğradığı açıklandı. Tankerin, Rusya’nın Novorossiysk Limanı’ndan İstanbul’a yola çıktığı ve 140 bin ton ham petrol taşıdığı belirtilirken, gemiye dron isabet etmesi sebebiyle üst güvertesinde ve makine dairesinde hasar oluştuğu ve geminin su aldığı öğrenildi. Saldırının ardından gemiden yapılan yardım çağrısının ses kayıtları ortaya çıktığı, kayıtlarda mürettebattan kimsenin yaralanmadığı, geminin su aldığı ve acil yardım beklendiği açıklandı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, teknik ekiplerin olay yerine sevk edildiğini ve mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirtti. "27 personelimizde yaralanma yok" Bir televizyon programında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirterek, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok. Geminin makine dairesinin insansız deniz aracı ile hedef alındığını düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Erzurum Oltu’da coşkulu kurtuluş bayramı Erzurum’un Oltu ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümü dolayısıyla kutlama programı düzenlendi. Programın açılış konuşmasını yapan Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, "Bugün toprağımızın özgürlükle mühürlendiği esaretin zincirinin bir daha kırılmamak üzere parçalandığı Oltumuzun düşman işgalinden kurtulduğu büyük bir gurur heyecanla kutluyoruz bundan tam 108 yıl önce bu kadim topraklarda sadece bir askeri zafer değil bir milletin namusunu Bayrağını her şeyin üstünde tuttuğunun destanı yazıldı 1918 25 mart sabahı yükselen hürriyet sesi Anadolu’nun istilal müjdecisi oldu aziz Oltulular bizim tarihimiz sadece savunma tarihi değil aynı zamanda bir devlet kurma iradesidir" diye konuştu 25 Mart etkinlikleri kapsamında, Efkan Ala Kültür Evi’nde gerçekleştirilen programa ilçe protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda temsili göç gösterisi canlandırılırken, müzik konseri, şiir okumaları ve öğrencilerin koro performansları izleyicilerden beğeni topladı. Oltu İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından sahnelenen temsili göç gösterisi duygusal anlara sahne oldu. Gösteride esaret süreci ve ardından Türk askerinin vatanı kurtarışı canlandırılırken, salonda bulunanlara hem hüzün hem de gurur dolu anlar yaşatıldı. Programa, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, Oltu Garnizon Komutanı Tank Kurmay Albay Hakan Kan, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Recep Kaplan, Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, Oltu Cumhuriyet Başsavcısı Onur Yavuz, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Kazdal, siyasi parti temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
Samsun Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi Samsun’da akciğer ve pankreas kanseriyle aynı anda mücadele eden ve boynuna bağlı kemoterapi ilacıyla çalışmasını sürdüren kadın hekim yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. Samsun’da yaşayan 58 yaşındaki Acil Tıp Hekimi Bendegül Kuruçelik, 35 yıllık meslek hayatında sayısız hastaya şifa oldu. Bugün ise hem hekim hem hasta olarak hayat mücadelesini sürdüren Dr. Bendegül Kuruçelik, yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. FBM Tıp Merkezi’nde acil doktoru olarak çalışan ve iki çocuk annesi olan Kuruçelik, kendisine konulan akciğer ve pankreas kanseri tanılarının ardından zorlu bir tedavi sürecine girdi. Geçirdiği ameliyatların ardından kısa sürede yeniden görevine dönen deneyimli hekim, mesleğine olan bağlılığını bir an olsun kaybetmedi. Boynuna bağladığı aparat ile hem kemoterapi alıyor hem çalışıyor Kemoterapi sürecinin fiziksel olarak oldukça yıpratıcı olduğunu ifade eden Dr. Kuruçelik, buna rağmen çalışmanın kendisine güç verdiğini belirtti. Boynuna takılı cihaz aracılığıyla 48 saat boyunca kemoterapi ilacı aldığını dile getiren Kuruçelik, "Akciğer ve pankreas kanseriyim. Kendi tanılarımı kendim koydum. Ameliyatlardan bir ay sonra çalışmaya başladım. Beni hayata bağlayan iki şey oldu: Kızlarım ve işim. İşimi yaptığım sürece sağlıklıyım. İşimi yapamamak kaygısı, hastalıktan daha çok korkuttu beni. İşimi yaptığım sürece hastalığımı unuttum ve tedaviye çok daha rahat devam edebildim. Bu süreç gerçekten çok zorlu. Hekimken bunun empatisini tam anlamıyla yapamıyormuş insan. Hasta olunca bunun ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Kemoterapi zor bir süreç; bu süreçte çalışmak ise daha da zor. Bu anlamda FBM Tıp Merkezi bana kucak açtı. Kanser hastası bir hekimle çalışıyorlar" dedi. "Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" Kemoterapi ilacı alırken çalışmanın zorluklarını anlatan Dr. Kuruçelik, "Tabii ki sıkıntılarım oluyor. Bu sıkıntıları annelik ve meslek aşkımla minimize ediyorum. Kemoterapim hâlâ devam ediyor. Boynuma taktığım bir cihazla, 48 saat boyunca damardan ilaç alıyorum. Yan etkileri oldukça fazla: Ödem yapıyor, nöropatiye neden oluyor. Elleriniz ve ayaklarınız uyuşuyor. Soğuk bir şeye temas edemiyorsunuz. Gerçekten zor bir süreç. Bugünlere geldiğim için elbette çok mutluyum. Arkadaşlarım ilk zamanlarda çok endişeliydi. Benim rahatlığımı gördükçe onlar da rahatladılar. Hastalarım da memnun. Hatta şaşırıyorlar; boynumdaki cihazın ne olduğunu soruyorlar. Kanser hastası olduğumu öğrenince bana daha farklı bir saygıyla bakıyorlar. Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" diye konuştu.