GÜNDEM - 25 Ağustos 2025 Pazartesi 18:29 | Son Güncelleme : 25 Ağustos 2025 Pazartesi 21:29

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Cani Netanyahu katliamlarına devam ediyor'

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkenin başına gelen felaketlerden rant devşirmeye çalışan müzmin muhaliflerin propagandalarına rağmen Türkiye yangınlarla mücadelede dünyada parmakla gösterilen bir ülke konumundadır" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bitlis'in Ahlat ilçesindeki Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu. Erdoğan, "Aziz şehitlerimizin manevi huzurunda bulunmanın heyecanını yaşıyoruz. Sözlerimin hemen başında canları pahasına Anadolu'yu bize ebedi vatan kılan şu edayı kemali edeple yad ediyorum. Malazgirt Destanı'nın muzaffer komutanı Sultan Alparslan'a ve yiğit askerlerine Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Yine bu vesileyle 6 sene önce Ahlat yolunda elim bir trafik kazansında ebediyete uğurladığımız Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun hocamızı da rahmetle anıyor. Rabbim onu cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyorum. Demiri demirle dövenlerin, Anadolu'yu aşkla yoğuranların destanına tanıklık ettiğimiz bu müstesna günde şahsımızı, kabinemizi, heyetimizi samimiyetle bağrına basan her bir Ahlatlı kardeşime teşekkür ediyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahlat'ın hızla hak ettiği yere geldiğini, Okçular Vakfı'nın çabaları neticesinde Ahlat ve Malazgirt'e halkın, gençlerin ilgisinin yıldan yıla arttığını kaydetti. Anadolu'nun Orhun Abideleri olarak bilinen kıymetli hazinelerinin Türk tarihindeki önemine mütenasip şekilde tanınması için gerekeni yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen sene Kabine Toplantısı'nın Ankara dışındaki ilk toplantısını burada gerçekleştirdiklerini, bu yıl da kabine toplantısını Ahlat'ta topladıklarını söyledi. Toplantıda ekonomideki güncel gelişmeler başta olmak üzere Gazze soykırımı dahil birçok konuyu ele aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail'in bugün Gazze'deki Nasır Hastanesi'ne düzenlediği vahşi saldırıda 5'i gazeteci en az 20 Filistinli şehit oldu. Gözü dönmüş Netanyahu hükümeti, insanlık adına ne varsa yok etmek için cani saldırılarına aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda önümüzdeki dönemde ülkemizin Gazze'deki katliamı durdurmak, Gazzeli mazlumlara daha fazla yardım ulaştırmak ve insanlık cephesini harekete geçirmek için atacağı ilave adımları değerlendirdik" dedi.
Son iki buçuk yıldır uyguladıkları makro ekonomik istikrar ve reform programının stres testlerini başarıyla geçtiğini söyleyen Erdoğan, "İstanbul merkezli suç örgütüne yönelik operasyon sonrasında muhalefetin ekonomimizi hedef alan sabotaj girişimleri hamdolsun tutmadı. Milli markalara dönük boykot çağrıları ise milletimizin basireti sayesinde kendi ellerinde patladı. Merkez Bankamızın rezervleri üzerinden oluşturmaya çalıştıkları algıda da başarısız oldular. Ülkemizi yıpratmak amacıyla yurt dışına düzenledikleri şikayet turlarından ise elleri boş döndüler. Ne karşılarında süklüm püklüm oldukları Batılı aktörler bunlara itibar etti ne de ülkelerini kötüledikleri yabancı basın kuruluşları bunları umursadı. Sonuçta kaybeden ülkemiz ve hükümetimiz değil, Türkiye'yi yabancılara şikayet eden acizler oldu" diye konuştu.

"Enflasyondaki düşüş 14 aydır aralıksız devam ediyor"

Merkez Bankası rezervlerinin 176,5 milyar dolara ulaşarak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını, borsadaki toparlanmanın son haftalarda hız kazandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:
"İç ve dış borçlanma maliyetleri düşerken Türk lirasına olan güven de hızla yükseliyor. Enflasyondaki düşüş 14 aydır aralıksız devam ediyor. Enflasyon beklentileri de tüm kesimlerde iyileşiyor. İhracat tarafında 25 milyar dolarla tarihin en yüksek rakamını hamdolsun yakaladık. Yıllık bazda ihracatta 270 milyar dolar sınırını zorluyoruz. Turizm rakamlarını son kabine toplantımızda paylaşmıştım. Orada da ilk 6 ayda 25,8 milyar dolarla rekor kırdık. Sanayi üretim endeksinde de tablo gayet olumlu. Haziran ayında sanayi üretimimiz bir önceki aya göre yüzde 0,7, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 8,3 oranında artış kaydetti. İstihdam verilerinde de hamdolsun bir sorun gözükmüyor. İşsizlik oranımız 26 aydır yüzde 8,6 ile tek hanelerde seyrediyor. Yani bölgemizdeki sıcak çatışmalara, küresel ekonomideki belirsizliklere ve malum çevrelerin menfi kampanyalarına rağmen ekonomi programımızın meyvelerini birçok alanda topluyoruz. İnşallah çok daha iyi yerlerde olacağız."

"2026 senesini ekonomide reform yılı olarak görüyoruz"

Türkiye ekonomisinin yapısal dönüşümünü tamamlayacağını kaydeden Erdoğan, 2026 senesini ekonomide de reform yılı olarak gördüklerinin altını çizdi. Erdoğan, "Hayata geçireceğimiz reformlarla ilgili hazırlıkları hızla tekemmül ettiriyoruz. Eylül ayının ilk haftasında 3 yıllık vizyonla hazırlanan Orta Vadeli Programı kamuoyumuzla paylaşacağız. Şunu buradan bir kez daha ilan etmek isterim. Fahiş fiyatlar aracılığıyla milletin lokmasına el uzatan piyasa fırsatçılarına nasıl göz açtırmıyorsak, tüm umudunu Türk ekonomisinin tökezlemesine bağlamış siyasi fırsatçılara da evelallah papuç bırakmıyoruz. Vatandaş hizmet beklerken halkın kaynaklarını sömürerek semirenler ve belediyeleri aile çiftliğine çeviren muhterisler için artık deniz bitmiştir. Hukuksuzluğa ve haksızlığa karşı mücadelemiz hız kesmeden aynı kararlılıkla devam edecektir" ifadelerini kullandı.

"Toplam 2,4 milyar avroluk projenin hizmete girmesiyle Çin'den İngiltere'ye uzanan uluslararası ticaret hattı daha verimli hale gelecektir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece ekonomide değil ulaştırma yatırımlarında da yeni hamleler içinde olunduğunu, 22 Ağustos Cuma günü Türkiye ile birlikte Güney Kafkasya için stratejik önemi haiz bir projenin temelinin atıldığını ve Zengezur Koridoru'nun kapısını açacak olan Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu, Kars-Tiflis demiryolu hattının yapım çalışmalarını başlatmanın gururunu yaşadıklarını ifade etti. Zengezur geçişinin tüm bölge için bir barış projesi olduğunun altını çizen Erdoğan, projenin tüm unsurlarıyla hayata geçmesiyle birlikte Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki ekonomik işbirliğinin yeni bir boyut kazanacağını aktardı. Erdoğan, "Bu projenin bel kemiği olan 224 kilometre uzunluğundaki Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolunu çift hatlı, elektrikli ve sinyalli olarak inşa edeceğiz. Hat sayesinde yılda 5,5 milyon yolcu ve 15 milyon ton yük taşınacaktır. Toplam 2,4 milyar avroluk projenin hizmete girmesiyle Çin'den İngiltere'ye uzanan uluslararası ticaret hattı daha verimli hale gelecektir. Proje ayrıca Hazar ile Akdeniz havzalarını birleştirerek Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizin üretim kapasitesine, ihracatına, ulaşım altyapısının gelişimine büyük katkı sağlayacaktır. Hem ülkemiz, hem bölgemiz için büyük önem arz eden Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu-Demiryolu hattının şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Elbette bu hattın yanı sıra her biri kendi alanında öne çıkan diğer projelerimizin yapımı da devam ediyor" dedi.

Son 23 yılda 64 milyar dolar yatırım yaparak 2 bin 251 kilometresi yüksek hızlı tren hattı olmak üzere toplam 13 bin 919 kilometreye çıkarılan demiryollarına yeni hatlar eklemeyi sürdürdüklerini belirten Erdoğan, "Hedefimiz demiryolu ağımızı 2028'de 17 bin 500 kilometreye, 2053'de ise 28 bin 600 kilometreye çıkarmaktır. Gerçeğe dönüştürdüğümüz diğer hayallerimiz gibi inşallah bu hedeflerimize de mutlaka ulaşacağımıza inanıyorum" ifadelerini kullandı.
İklim değişikliğinin sebep olduğu sorunlarla giderek daha sık yüzleşildiğini ifade eden Erdoğan, "Bu kimi zaman ani ısı düşüşleri, kimi zaman da aşırı sıcaklar ve kuraklık olarak ortaya çıkıyor. Hatırlarsanız nisan ayında birçok ilimizde etkili olan bir zirai don hadisesi yaşadık. Maalesef birçok üreticimiz bundan olumsuz etkilendi. Özellikle belli başlı ürünlerin fiyatlarında zirai donun etkisi çok hissedildi, halen de hissediliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ekiplerimiz çiftçilerimizin yanında olmak için ilk günden itibaren sahadaydılar. Bir taraftan üreticilerimize gelecek sezon verim kayıplarını önlemek adına gerekli teknik bilgileri aktarırken, diğer yandan hasar tespit çalışmalarını hassasiyetle yürüttüler" açıklamasını yaptı.

"Toplamda 46.5 milyar liralık bir desteği kasım ayı sonuna kadar 470 bin üreticimizin hesaplarına yatıracağız"

TARSİM sigortası kapsamındaki 50 bin 300 üretici için toplam 23 milyar lira hasar tazminatı oluştuğunu tespit ettiklerini kaydeden Erdoğan, "Bunun 7 milyar lirasını çiftçilerimize ödedik. Kalan 16 milyar liralık kısmını da kasım ayına kadar ödemeyi planlıyoruz. Öte yandan sigortası olmayan üreticilerimizin de zararlarını telafi ediyoruz. Yani toplamda 46.5 milyar liralık bir desteği kasım ayı sonuna kadar 470 bin üreticimizin hesaplarına yatıracağız. Bunun sadece bir destek değil, üreticimize güven, toprağa umut, inşallah sofralarımıza da bereket demek olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Bu vesileyle bir kez daha çiftçilerimize alın terlerini ve emeklerini korumak için TARSİM sigortası yaptırmaları çağrısında bulunuyorum. Devletimizin bu adımı atmaları halinde yüzde 70'e varan oranlarda prim desteği sunduğunu da kendilerine tekrar hatırlatıyorum" dedi.

"Bu yıl çıkan 5 bin 473 yangının 4 bin 195'i 1 Haziran'dan bu yana meydana geldi"

"Ülke ve millet olarak mücadele ettiğimiz bir diğer alan orman yangınlarıdır" diyen Erdoğan, bu yıl çıkan 5 bin 473 yangının 4 bin 195'inin 1 Haziran'dan bu yana meydana geldiğini bildirdi. Erdoğan, "Orman Genel Müdürlüğümüzün koordinasyonunda gönüllülerimiz, kamu kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız seferberlik ruhuyla yangınlara müdahale ettiler. Kendilerine teşekkür ediyorum. Yangınlarda hayatını kaybeden şehitlerimize bir kez daha Rabbimden rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum. Orman yangınlarıyla sadece ülkemiz karşı karşıya değildir. Yaz boyunca komşumuz Yunanistan başta olmak üzere İspanya, Fransa, Portekiz, İtalya, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada gibi birçok ülke de büyük yangınlarla mücadele ettiler. Buradan dost ülkelere de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" dedi.
Türkiye'nin 27 uçak, 105 helikopter ve 6 bine yakın kara aracıyla tarihinin en büyük ve gelişmiş filosuna sahip olduğunu söyleyen Erdoğan, "Ülkenin başına gelen felaketlerden rant devşirmeye çalışan müzmin muhaliflerin propagandalarına rağmen Türkiye yangınlarla mücadelede dünyada parmakla gösterilen bir ülke konumundadır. Yanan alanların toplam orman varlığı oranına baktığımızda aynı iklim kuşağında olduğumuz ülkelerin neredeyse tamamından daha iyi bir yerdeyiz. Yangınla etkin mücadele yanında yangın sonrası ağaçlandırmada da son derece başarılıyız. En çok ağaçlandırma yapan ülkeler sıralamasında Avrupa'da birinci, dünyada ise dördüncüyüz" değerlendirmesini yaptı.

"Piknik ateşi, sigara izmariti, anız yakma, sağa sola atılan cam şişeler ve dikkatsiz davranışlar büyük yangınlara sebep oluyor"

Ormanların üçte ikisinin yangınlara hassas alanlarda olduğunu kaydeden Erdoğan, "Birleşmiş Milletler orman yangınlarının 2030 yılına kadar yüzde 14, 2050 yılına kadar ise yüzde 30 oranında artış göstereceğini ifade ediyor. Bu vahim senaryoya göre tedbirlerimizi almak, buna göre yeni bir kültür geliştirmek mecburiyetindeyiz. Orman yangınlarının yüzde 96'sının insan kaynaklı çıktığı dikkate alındığında halen katetmemiz gereken ciddi bir mesafe olduğu açıktır. Piknik ateşi, sigara izmariti, anız yakma, sağa sola atılan cam şişeler ve dikkatsiz davranışlar büyük yangınlara sebep oluyor. Vatandaşlarımızdan yağışlı ve serin günlere ulaşana kadar azami dikkat bekliyoruz" diye konuştu.

"Yurt dışında yaşayan kardeşlerimiz kimsenin, bilhassa da ana muhalefetin şuursuz aktörlerinin üzerlerinde keyiflerince siyaset yapacakları bir kum torbası değil"

Türkiye'nin sınırları içindeki 86 milyon vatandaşının yanı sıra yurt dışındaki 7 milyonu aşkın insanıyla çok büyük bir aile olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kahir ekseriyetini 1960'lardan itibaren işçi olarak Avrupa'ya gidenlerin oluşturduğu bu kardeşlerimiz, milletimizin dünyadaki temsilcileridir. Karşılaştıkları onca zorluğa, onca ayrımcılığa, kimi zaman hayatlarına mal olan ırkçı saldırılara rağmen yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız sabırla, azimle, fedakarlıkla çalışarak gurbeti ikinci sılaya çevirmeyi başardılar. İkamet ettikleri ülkeler ile ana vatanları Türkiye arasında beşeri, ticari, ekonomik ve kültürel köprüler kurdular. Türkiye'den binlerce kilometre uzakta olsalar dahi bizimle umutlandılar, bizimle sevindiler, bizimle hüzünlendiler ve kaygılandılar" değerlendirmesini yaptı.
Türk diasporasının hayranlık uyandıran başarılarına bizzat şahit olmuş bir siyasetçi olduğunu söyleyen Erdoğan, "Hükümet olarak da göreve geldiğimiz ilk günden beri yurt dışında yaşayan kardeşlerimize daima sahip çıktık. Bulundukları ülkelerde oy kullanma imkanından Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımızın kurulmasına kadar tarihi nitelikte birçok adım attık. Yurt dışındaki 7 milyonu aşkın insanımızla ana vatanlarına olan vefa borçlarını ziyadesiyle ödediler ve ödüyorlar. Bakınız geçen sene Türkiye'ye gelen 62,2 milyon ziyaretçinin 9,6 milyonu, yani yüzde 15,4'lük kısmı yurt dışında mukim kardeşlerimizdir. 60,5 milyar dolarlık toplam turizm gelirimizin yüzde 17'si, yani 10,3 milyar dolarlık bölümü yine bu kardeşlerimizin katkılarından oluşuyor. Hal böyleyken son dönemde özellikle bu sene yurt dışında hayat süren kardeşlerimize, onlara yönelik çok ciddi hürmetsizlikler edildiğini görüyoruz. Affınıza sığınarak söylüyorum. Gurbetçilerimize zirzop diyen ana muhalefet milletvekilinden tutun, medyada ve sosyal medyada asla tasvip edilmeyecek ifadelerle hakaret edilmesine kadar gerçekten utanç verici durumlara şahitlik ediyoruz. Şunu bir defa çok açık ve net söylemek istedim. Yurt dışında yaşayan kardeşlerimiz kimsenin bilhassa da ana muhalefetin şuursuz aktörlerinin üzerlerinde keyiflerince siyaset yapacakları bir kum torbası değil" dedi.
"86 milyon vatandaşımız gibi yurt dışındaki kardeşlerimiz de bu ülkenin asli unsurudur. Canımızdan bir parçadır" diyen

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hangi kökene, meşrebe, mezhebe, siyasi görüşe mensup olursa olsun başımızın tacıdır. Herkes bilsin ki emekleriyle, mücadeleleriyle, tüm engellilere rağmen elde ettikleri sayısız başarılarıyla gurbeti sılaya dönüştüren bu kardeşlerimizin ötekileştirilmesine asla müsaade etmeyiz. Vatan, millet ve memleket sevdasıyla her yıl Türkiye'ye ve ailelerine koşan kardeşlerimizi ana muhalefetin kibirli kirli ve dışlayıcı zihniyetinin insafına bırakmadık, bırakmayacağız. Gerek partimizin Dış İlişkiler Başkanlığı, gerekse devletimizin ilgili kurumları yurt dışındaki vatandaşlarımıza yönelik hizmetlerini bundan sonra da sürdürecektir. Aynı zihniyetin hezeyanlarına şahit olduğumuz yaz Kur'an kurslarına bu sene gösterilen teveccühten duyduğumuz memnuniyeti de burada dile getirmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

30 Haziran'da başlayıp 15 Ağustos'ta sona eren kurslara katılan 2 milyon 540 bin öğrenciyi tebrik eden Erdoğan, "Hepsinin tek tek gözlerinden öpüyorum. Bu rakam geçen seneye kıyasla yüzde 11 oranında artış anlamına geliyor. Biz 'Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir' müjdesine mazhar olmaya çalışan bir şuura sahibiz. Minarelerimizden günde beş vakit ezanı Muhammedi ile yükseldiği, camilerimizin kubbeleri Kur'an tilavetleri ile çınladığı müddetçe Allah'ın izniyle Türkiye ayaktadır, özgürdür, istikrar ve istikbali güvence altındadır. Hiç kimse bu hakikati değiştiremeyecektir. Sadece bu yıl 2.5 milyon evladımızın hayat rehberimiz Kur'an-ı Kerim'in nuruyla nurlanmasına vesile olan saygıdeğer hocalarımıza, Kur'an kursu öğreticilerimize, müezzinlerimize yürekten teşekkür ediyorum. Kabine sonrası hitabımızı katılımlarıyla onurlandıran şehit ailelerimize şükranlarımı sunuyorum. 47. kabine toplantımızın ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum" diyerek sözlerini tamamladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığlı bilim insanı Quantum Pioneer Formunda Türkiye’yi temsil etti Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletlerinde Microsoft Research tarafından düzenlenen Microsoft Quantum Pioneer Forum’a Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı oldu. Fırat Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde Microsoft Quantum Pioneer Forum kapsamında düzenlenen ve yalnızca davetli bilim insanlarının yer aldığı kapalı bir uluslararası toplantıya katıldı. Harvard, MIT, University of Sydney ve University of Cologne gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinden seçkin araştırmacıların yer aldığı buluşmada Gençoğlu, Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı olarak yer aldı. Quantum teknolojilerinin geleceğine yön veren araştırma başlıklarının ele alındığı üst düzey toplantıda Gençoğlu, ölçüm tabanlı topolojik quantum hesaplama alanına ilişkin özgün yaklaşımını uluslararası bilim camiasıyla paylaştı. Sunumun, mevcut yaklaşımlardan farklı bir perspektif sunarak yeni araştırma yönlerine katkı sağlayabilecek nitelikte olduğu değerlendirildi. Sınırlı sayıda katılımcının yer aldığı ve disiplinler arası bilimsel tartışmaların yürütüldüğü etkinlik, quantum bilgi teknolojileri alanında çalışan önde gelen araştırmacıları bir araya getirdi. Katılımcılar, alanın temel sorunları, gelecekteki araştırma yönleri ve muhtemel teknolojik uygulamalar üzerine kapsamlı fikir alışverişinde bulundu. Seçkin katılımcı profili ve yüksek bilimsel düzeyiyle dikkat çeken toplantı, quantum teknolojilerinin geleceğini şekillendiren önemli platformlardan biri olarak değerlendiriliyor. Etkinlik, farklı ülkelerden gelen bilim insanları arasında iş birliği ve yeni araştırma ağlarının oluşmasına da katkı sağladı. Microsoft Research tarafından organize edilen ve davetli katılım esasına göre gerçekleştirilen toplantı, bilim insanlarına gösterilen ilgi ve sağlanan akademik etkileşim ortamıyla da öne çıktı. ‘Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu’ Fırat Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, "Bu gelişme hem akademik anlamda hem de akademik çalışmaların teknoloji ve iş dünyasındaki yansımaları açısından benim için oldukça önemli. Microsoft gibi bir firma tarafından davet edilmek ayrıca büyük bir mutluluk. Asıl mesele şu ki Microsoft Quantum Pioneers Forum her yıl fikir ve proje çağrısı açıyor. Bu yıl ben de oraya bir proje fikri gönderdim. Bu fikir ilk aşamayı geçerek seçilenler arasına girdi, ancak değerlendirme süreci hâlen devam ediyor. 14-15 Mart tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde düzenlenen foruma katılmam için davet aldım. Çok seçkin üniversitelerden konuşmacıların yer aldığı, fotoğraf ve sunumların dışarıya yansıtılmadığı özel bir toplantıydı. Microsoft Research’ün Santa Barbara’da Station Q adıyla faaliyet gösteren ve tamamen Quantum araştırmalarına odaklanan bir grubu bulunuyor. Majorana 1 adı verilen bir quantum çip de geliştirdiler, ancak bu çipin halen bazı eksiklikleri ve çözülmesi gereken problemleri var. Quantum hesaplama alanındaki bu programa davet edilmem bizim için önemli bir fırsattı. Çünkü adeta üst düzey bir ‘devler ligi’ niteliğindeki, son derece seçkin araştırmacıların bulunduğu bir ortamda yer almak beni ziyadesiyle mutlu etti. Ayrıca 28 davetli konuşmacının 27’si Avrupa ve Amerika’dan gelmişti, sadece Fırat Üniversitesi olarak Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu. Kendi alanlarında dünyanın ilk 5 ve 10’unda yer alan Harvard, MIT, California, Pennslyvania, Indiana gibi üniversitelerle aynı toplantıda bulunmak ve Fırat Üniversitesi’nin adını bu platformda zikretmek benim için son derece onur vericiydi. Toplantıya katılan 28 üniversitenin 25’i Amerika’dan, Amerika dışından ise Avusturalya’dan Sydney Üniversitesi, Almanya’dan Cologne Üniversitesi ve Türkiye’den Fırat Üniversitesi davet edilmişti. Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında dışarıdan çağrılan üç üniversiteden biri olmak da ayrıca büyük bir mutluluktu" dedi. ‘Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok’ Kendi yaklaşımının ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama temelli olduğunu belirten Gençoğlu, "İlk kez, ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama sürecinin sonlu durum makineleri çerçevesinde modelleyerek farklı bir yaklaşım ortaya koyduk. Bu fikir orada değerli bulundu; üzerinde çeşitli tartışmalar ve değerlendirmeler yapıldı. İnşallah çalışmaların devamını getireceğiz. Bu etkinliğe katılım, Türkiye’deki bilim insanlarının quantum teknolojileri gibi ‘derin’ ya da ‘yıkıcı’ olarak adlandırılan alanlarda geri kalmayacağını ve bu alanlarda var olduğumuzu göstermesi açısından son derece önemli. Ayrıca özellikle genç akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz için önemli bir motivasyon kaynağı olacağını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’den, Fırat Üniversitesi’nden bir bilim insanının dünyanın en seçkin üniversiteleri arasında yer alarak bir fikrini özgürce sunabilmesi ve bu fikrin tartışılması önemli bir eşiğin aşıldığını gösteriyor. Türkiye’deki pek çok üniversiteden bilim insanı bu eşiği daha önce aşmıştı, Fırat Üniversitesi’nden genç akademisyenlere örnek olabilmek, motivasyonlarını artırmak ve onlara güç katabilmek ise çok daha değerli. Bundan sonra Fırat Üniversitesi’nden ve Doğu’daki diğer üniversitelerden de benzer atılımların geleceğine inanıyorum. Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk tankerine ilişkin: "Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi, 27 personelimizde yaralanma yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk petrol yüklü tankere ilişkin, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok" dedi. Türk şirketi Pergamon Denizcilik İşletmeleri A.Ş.’ye ait eski ismi Beşiktaş olan ‘Altura’ isimli ham petrol tankeri, Rusya’nın Karadeniz’in kuzeydoğusundaki liman şehri Novorossiysk’ten hareket ettikten sonra saat 00.30 sıralarında saldırıya uğradığı açıklandı. Tankerin, Rusya’nın Novorossiysk Limanı’ndan İstanbul’a yola çıktığı ve 140 bin ton ham petrol taşıdığı belirtilirken, gemiye dron isabet etmesi sebebiyle üst güvertesinde ve makine dairesinde hasar oluştuğu ve geminin su aldığı öğrenildi. Saldırının ardından gemiden yapılan yardım çağrısının ses kayıtları ortaya çıktığı, kayıtlarda mürettebattan kimsenin yaralanmadığı, geminin su aldığı ve acil yardım beklendiği açıklandı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, teknik ekiplerin olay yerine sevk edildiğini ve mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirtti. "27 personelimizde yaralanma yok" Bir televizyon programında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirterek, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok. Geminin makine dairesinin insansız deniz aracı ile hedef alındığını düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Erzurum Oltu’da coşkulu kurtuluş bayramı Erzurum’un Oltu ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümü dolayısıyla kutlama programı düzenlendi. Programın açılış konuşmasını yapan Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, "Bugün toprağımızın özgürlükle mühürlendiği esaretin zincirinin bir daha kırılmamak üzere parçalandığı Oltumuzun düşman işgalinden kurtulduğu büyük bir gurur heyecanla kutluyoruz bundan tam 108 yıl önce bu kadim topraklarda sadece bir askeri zafer değil bir milletin namusunu Bayrağını her şeyin üstünde tuttuğunun destanı yazıldı 1918 25 mart sabahı yükselen hürriyet sesi Anadolu’nun istilal müjdecisi oldu aziz Oltulular bizim tarihimiz sadece savunma tarihi değil aynı zamanda bir devlet kurma iradesidir" diye konuştu 25 Mart etkinlikleri kapsamında, Efkan Ala Kültür Evi’nde gerçekleştirilen programa ilçe protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda temsili göç gösterisi canlandırılırken, müzik konseri, şiir okumaları ve öğrencilerin koro performansları izleyicilerden beğeni topladı. Oltu İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından sahnelenen temsili göç gösterisi duygusal anlara sahne oldu. Gösteride esaret süreci ve ardından Türk askerinin vatanı kurtarışı canlandırılırken, salonda bulunanlara hem hüzün hem de gurur dolu anlar yaşatıldı. Programa, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, Oltu Garnizon Komutanı Tank Kurmay Albay Hakan Kan, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Recep Kaplan, Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, Oltu Cumhuriyet Başsavcısı Onur Yavuz, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Kazdal, siyasi parti temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
Samsun Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi Samsun’da akciğer ve pankreas kanseriyle aynı anda mücadele eden ve boynuna bağlı kemoterapi ilacıyla çalışmasını sürdüren kadın hekim yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. Samsun’da yaşayan 58 yaşındaki Acil Tıp Hekimi Bendegül Kuruçelik, 35 yıllık meslek hayatında sayısız hastaya şifa oldu. Bugün ise hem hekim hem hasta olarak hayat mücadelesini sürdüren Dr. Bendegül Kuruçelik, yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. FBM Tıp Merkezi’nde acil doktoru olarak çalışan ve iki çocuk annesi olan Kuruçelik, kendisine konulan akciğer ve pankreas kanseri tanılarının ardından zorlu bir tedavi sürecine girdi. Geçirdiği ameliyatların ardından kısa sürede yeniden görevine dönen deneyimli hekim, mesleğine olan bağlılığını bir an olsun kaybetmedi. Boynuna bağladığı aparat ile hem kemoterapi alıyor hem çalışıyor Kemoterapi sürecinin fiziksel olarak oldukça yıpratıcı olduğunu ifade eden Dr. Kuruçelik, buna rağmen çalışmanın kendisine güç verdiğini belirtti. Boynuna takılı cihaz aracılığıyla 48 saat boyunca kemoterapi ilacı aldığını dile getiren Kuruçelik, "Akciğer ve pankreas kanseriyim. Kendi tanılarımı kendim koydum. Ameliyatlardan bir ay sonra çalışmaya başladım. Beni hayata bağlayan iki şey oldu: Kızlarım ve işim. İşimi yaptığım sürece sağlıklıyım. İşimi yapamamak kaygısı, hastalıktan daha çok korkuttu beni. İşimi yaptığım sürece hastalığımı unuttum ve tedaviye çok daha rahat devam edebildim. Bu süreç gerçekten çok zorlu. Hekimken bunun empatisini tam anlamıyla yapamıyormuş insan. Hasta olunca bunun ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Kemoterapi zor bir süreç; bu süreçte çalışmak ise daha da zor. Bu anlamda FBM Tıp Merkezi bana kucak açtı. Kanser hastası bir hekimle çalışıyorlar" dedi. "Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" Kemoterapi ilacı alırken çalışmanın zorluklarını anlatan Dr. Kuruçelik, "Tabii ki sıkıntılarım oluyor. Bu sıkıntıları annelik ve meslek aşkımla minimize ediyorum. Kemoterapim hâlâ devam ediyor. Boynuma taktığım bir cihazla, 48 saat boyunca damardan ilaç alıyorum. Yan etkileri oldukça fazla: Ödem yapıyor, nöropatiye neden oluyor. Elleriniz ve ayaklarınız uyuşuyor. Soğuk bir şeye temas edemiyorsunuz. Gerçekten zor bir süreç. Bugünlere geldiğim için elbette çok mutluyum. Arkadaşlarım ilk zamanlarda çok endişeliydi. Benim rahatlığımı gördükçe onlar da rahatladılar. Hastalarım da memnun. Hatta şaşırıyorlar; boynumdaki cihazın ne olduğunu soruyorlar. Kanser hastası olduğumu öğrenince bana daha farklı bir saygıyla bakıyorlar. Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" diye konuştu.