POLİTİKA - 15 Mayıs 2024 Çarşamba 12:45 | Son Güncelleme : 15 Mayıs 2024 Çarşamba 14:38

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'sapasağlam ayaktayız' mesajı: 'Bürokratik vesayete izin vermeyiz'

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Son 21 yılda çetin mücadeleler sonucu gerilettiğimiz bürokratik vesayetin tekrar nüksetmesine fırsat vermeyiz, vermeyeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup toplantısında konuştu. Dün Genişletilmiş İl Başkanları toplantısını yine coşku ve heyecan dolu bir atmosferde icra ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 yılının bu ilk il başkanları toplantısında hem son 5 ayın muhasebesini yaptıklarını hem de illerin adeta röntgenini çektiklerini ifade etti. Erdoğar, teşkilatın kararlılığı, dinamizmi ve heyecanı karşısında partinin genel başkanı ve bir neferi olarak büyük bir gurur duyduğunu vurguladı.

“AK Parti'nin ayırıcı vasfı, istişareye önem vermesi, attığı her adımı istişareyle atmasıdır”

AK Parti'nin ayırıcı vasfının istişareye önem vermesi, attığı her adımı istişareyle atması olduğunu ifade eden Erdoğan, “Bizi örselemeye çalışanlara inat üstat Necip Fazıl'ın o veciz ifadesiyle ‘Yolumuza pekleşe pekleşe’ devam ediyoruz. AK Parti'nin ayırıcı vasfı, istişareye önem vermesi, attığı her adımı istişareyle atmasıdır. Partimizin kuruluşundan itibaren daima ortak akılla hareket ettik. İnşallah bunu güçlendirerek sürdüreceğiz. Son bir yılımıza damga vuran seçimler dolayısıyla gelenekselleşmiş istişare kamplarımızı yapamamıştık. İstişare toplantımızı önümüzdeki haftalarda gerçekleştiriyoruz. Milletvekillerimiz de 7-8 Haziran tarihinde, belediye başkanlarımızla da 1-2 Temmuz'da inşallah bir araya geleceğiz. Önümüzdeki döneme dair yol haritamızın da şekilleneceği bu toplantıların şimdiden partimiz ve davamız için hayırlara vesile olmasını diliyorum” diye konuştu.

Kongreleri ile ilgili takvimi de yakında ilan edeceklerini açıklayan Erdoğan, “Yetkili arkadaşları gerekli hazırlıkları yapmak üzere talimatlandırdık. Bu süreci de dava ve yol arkadaşlarımıza halel getirmeden yürüteceğiz. AK Parti'nin siyaset tasavvurunda görev ve sorumluluk almak kadar gerektiğinde tüm rütbelerden azade bir şekilde bu partinin bir eri olarak çalışmak da büyük bir şereftir. Her kongre sürecini kadrolarımız arasındaki bir bayrak yarışı olarak görüyoruz. Yorulan arkadaşlarımız, motivasyonunu yitiren arkadaşlarımız varsa, hatası, kusuru, yanlışı olanlar varsa, kardeşlik hukukumuzu koruyarak onları dinlenmeye alacağız, yeni, heyecanlı, dinamik arkadaşlarımızla kadromuzu güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz. Kurulduğumuz günden beri yenilenerek, tazelenerek geliyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı çizgide hareket edeceğiz” ifadelerini kullandı.

14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan genel seçimin üzerinden dün itibarıyla bir yıl geçtiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TBMM, bu bir yıl içinde yine gece günüz demeden çalıştı ve milletimizin beklentilerini karşılayacak yasaları çıkardı. Aynı süreçte hükümetimiz de, başta şahsım olmak üzere tüm kabine üyelerimiz de gecemizi gündüzümüze katarak ülkemizin refahı, kalkınması ve güvenliği için ter döktük, döküyoruz. Sadece son grup toplantımızdan bu yana yurt içinde ve yurt dışında birçok programa katıldık. Farklı liderleri ülkemizde misafir ettik. Dış politika kulvarında özellikle yoğun bir dört haftayı geride bıraktık” dedi.
Diplomaside olduğu gibi iç siyasette de yoğun gayret içinde olduklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Meclis'imizin gündeminde adaletten ticarete, ekonomiden güvenliğe ve eğitime geniş bir yelpazede kanunlaşma sürecinde olan teklifler var. Gerek hayat pahalılığı ve fırsatçılık, gerekse son dönemde sıkça basında yer alan öğretmenlerimize yönelik şiddetle mücadelede yasal zeminin güçlendirilmesine ihtiyaç duyuyoruz. AK Parti grubumuzun Cumhur İttifakı'ndaki ortağımız MHP ile işbirliği ve eşgüdüm içinde bu konuları çok iyi takip etmesini bekliyorum. Meclis tatile girmeden yasal düzenlemeleri çıkarmamız gerekiyor.”

Yeni ve sivil anayasa meselesinde Meclis başkanının çalışmalarına destek vermenin önemli olduğunu ifade eden Erdoğan, “Cumhuriyetin ilk asrını darbe anayasasıyla karşılamış ve geçirmiş olmanın mahcubiyeti içindeyiz. Toplumsal temsil kabiliyeti en yüksek Meclislerden olan 27'nci dönemin milletimize, demokrasimize ve gelecek nesillere yapacağı iyiliklerin zirvesinde Türkiye'nin 64 yıllık sivil anayasa hasretini dindirmek olacaktır. Sivil anayasa iradesinin günlük siyasetin geçici tartışmalarına kurban edilmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Aceleye getirmeden ama çok da fazla uzatmadan istişari temasları bitirip, somut adımlar atılmasında fayda görüyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sonuna kadar yapıcı ve uzlaşmacı tutumlarını koruyacaklarını belirterek, önlerinde kesintisiz bir 4 sene daha olduğunu ve bu 4 yılın her gününü ilk günkü heyecanla, ilk günkü aşkla dolu dolu geçirerek, ülkeyi her alanda Allah'ın izniyle yeni seviyelerle, yeni rekorlarla buluşturacaklarını ifade etti. Türkiye'nin son 21 yılına mührünü vurmuş bir kadro olarak gelecek asrına da eserleriyle ve projeleriyle istikamet çizeceklerini aktaran Erdoğan, “Şunu unutmayalım, 14 Mayıs seçimlerinde aziz milletimiz iktidar olma yetkisini bizlere tevdi etmiş, 10 ay sonrasında 31 Mart yerel seçimlerinde ise bizlere bir ikazda bulunmuştur. 31 Mart seçimleri bir güven oylaması değildir. Seçmenin ülkenin idaresine ilişkin tercihlerinde bir kırılma, bir değişiklik olmamıştır. Önce 14 Mayıs'ta, 2 hafta sonra 28 Mayıs'ta seçmen kararlı bir şekilde hükümeti Cumhur İttifakı'na emanet etmiş, yerel seçimde tercihini sandığa farklı şekilde yansıtmıştır. Bu ikisini birbirinden ayırmak durumundayız. Elbette 31 Mart'ta milletin verdiği mesajı duymazdan gelecek değiliz. Biz o mesajı aldık, gereğini de yapmaya başladık. Ancak milletin AK Parti'den ya da Cumhur İttifakı'ndan desteğini çektiğini zannedenler fena halde yanılırlar. Bu yanılgıya özellikle sizler düşmeyeceksiniz. Bakanlarımız, milletvekillerimiz, bütünüyle teşkilatımız, aziz milletimizin bize 14 Mayıs'ta yüklediği emanetin idrakinde olacağız. Bu emanetin bize 5 yıllığına yüklendiğinin farkında olacağız. Hiç sağa sola bakmadan, işimize, hedeflerimize kilitlenecek, milletimizin yüklediği emanetin inşallah hakkını vereceğiz. Bu noktada içimizde, kadrolarımızda eğer yanlış değerlendirmeler yapanlar, milletin mesajını yanlış okuyanlar varsa, atalete veya tembelliğe tevessül edenler olursa onlarla hiç tereddüt etmeden yollarımızı ayırırız” şeklinde konuştu.

"Son 21 yılda çetin mücadeleler sonucu gerilettiğimiz bürokratik vesayetin tekrar nüksetmesine fırsat vermeyiz, vermeyeceğiz"

Erdoğan, AK Parti'nin çalışma usulünün belli olduğunu, hemen yarın seçim olacakmış gibi hazırlıklı olduklarını, hemen yarın millet tarafından hesaba çekilecek gibi çok çalışacaklarını, aynı zamanda hiç seçim olmayacak gibi süreye bakmadan, tarihe bakmadan, kendilerini seçim tarihleriyle kısıtlamadan çalışan bir kadro olduklarını vurguladı. “Ne teşkilatımızda ne de bürokrasi kadrolarında rehavete, tembelliğe, gevşemeye, isteksizliğe, gönülsüzlüğe asla ve asla tahammülümüz olamaz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Son 21 yılda çetin mücadeleler sonucu gerilettiğimiz bürokratik vesayetin tekrar nüksetmesine fırsat vermeyiz, vermeyeceğiz. Son dönemde gündeme gelen her hadiseyi tüm boyutlarıyla en ince detayına kadar takip ediyoruz. Kanunun dışına çıkan, hatası, kastı veya marazı olan kim varsa hukuk zemininde hesabını mutlaka soruyoruz. Ülkeye ve millete karşı vazifesini yapmamanın hiçbir bahanesi olmaz. Bizim için her bir saniye milletimizin emanetidir, o her saniyeyi milletimiz için sarf etmek boynumuzun borcudur.”
Son 22 yılda AK Parti'yle ilgili de, hükümetleriyle ilgili de karamsar, kötümser senaryolar yazanlar olduğunu aktaran Erdoğan, “Bize süre biçenler oldu, bize gazete manşetlerinden ömür biçenler oldu. Bu iş bitti deyip yolunu değiştirenler oldu. Bu davaya ihanet edenler oldu. Korkanlar, ürkenler, hırslarına yenilenler oldu. Onlar şimdi yoklar, esameleri okunmuyor, unutulup gittiler. Ama Allah'a hamdolsun biz buradayız, dimdik, sapasağlam ayaktayız. Dava burada, inşallah yarın da burada olacak. Mevla ömür, milletimiz de yetki verdikçe burada olmaya devam edeceğiz” dedi.

"Türkiye'de siyasetin bir yumuşamaya ihtiyacı var ve biz bu konuda her zaman olduğu gibi üzerimize düşeni yapıyoruz, yapacağız"

Önceki hafta Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ile AK Parti Genel Merkezi'nde bir buçuk saati aşkın verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşme sonrasında da ifade ettiğim gibi Türkiye'de siyasetin bir yumuşamaya ihtiyacı var ve biz bu konuda her zaman olduğu gibi üzerimize düşeni yapıyoruz, yapacağız. Esasen biz hiçbir zaman kutuplaşmanın, gerilimin, kamplaşmanın tarafı olmadık, olmayacağız. Türkiye'yi bir gördük, beraber gördük, hiçbir ayrım yapmadan bir bütün olarak 85 milyonun tamamını kucakladık. Milletimizin her bir ferdini Türkiye ortak paydasında buluşturmak için gerçekten büyük mücadeleler verdik. Siyasetimizi gerilim ve kutuplaşma üzerine değil, hizmet üzerine, hedefler, projeler, yatırımlar üzerine inşa ettik. Haksızlık, adaletsizlik karşısında elbette öfkelendik ancak milletimizle irtibatımızda her zaman kucaklayıcı, kuşatıcı olduk. Temennimiz odur ki önümüzdeki dört yıl gerilimle değil, karşılıklı hoşgörüyle geçsin. İstiyoruz ki muhalefet yıkıcı, kırıcı değil, yapıcı olsun. Arzumuz odur ki, Türkiye'nin meseleleri siyasetin günlük polemiklerinin üzerinde ele alınsın. Biz milletimizin de takdir ve talep ettiği bu iklimin Türk siyasetinin normali haline gelmesini ümit ediyoruz. Siyaseti yüksek gerilim hattına hapsetmek isteyenler her zaman olacaktır ama olmasını istemiyoruz” dedi.

"Kuklayı da, kuklacıyı da, oyunu kimin yazdığını da çok iyi biliyoruz. Ne kadar çirkinleşirse çirkinleşsinler biz o tuzağa düşmeyeceğiz^"

FETÖ'ye diyet borcunu ödemek için Yenikapı ruhunu baltalayanları gördüklerini ve asla boş durmadıklarını ifade eden Erdoğan, “Siyasetteki tüm sermayesi köken, meşrep, inanç, bunun üzerinden insanları ayırmak olanların nereye varmaya çalıştığının idrakindeyiz. Kuklayı da, kuklacıyı da, oyunu kimin yazdığını da çok iyi biliyoruz. Ne kadar çirkinleşirse çirkinleşsinler biz o tuzağa düşmeyeceğiz. Bize yakışan ağırbaşlılıktır, bize yakışan tevazudur, bize yakışan hoşgörüdür. Başkaları ne yaparsa yapsın biz kucaklayıcı ve kuşatıcı olacağız. Bu noktada şu hususun da altını çizmek isterim. Partimizin kapıları, ilkeleri bizim ilkelerimizle örtüşen herkese açıktır. Biz milletimizin, devletimizin çıkarları için kin tutarız. Ama siyasette kin kavramını asla kabul etmeyiz. İhanete varmayan her dostluk bizim için bakidir. Yeter ki samimiyet olsun, hüsnüniyet olsun, ülkeye ve millete hizmet derdi olsun. Diğer her şey bir şekilde hal yoluna koyulur” açıklamalarında bulundu.

“Cumhur İttifakı daha da güçlenerek, saflarını sıklaştırarak, dayanışmasını artırarak yoluna devam edecek”

Siyasette yumuşama iklimini kara kışa çevirmeye çalışanlar olduğunu, Cumhur İttifakı surlarında gedik açmak isteyenler olduğunu bildiklerini ve gördüklerini söyleyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Daha önce de bu tarz teşebbüslerle karşılaştık. Allah'a hamdolsun hepsinden güçlenerek çıktık. İnşallah yine aynısı olacak. Fitne ve nifak odaklarına kesinlikle göz açtırmayacağız. Cumhur İttifakı daha da güçlenerek, saflarını sıklaştırarak, dayanışmasını artırarak yoluna devam edecek. Türkiye Yüzyılı'nın inşası için omuz omuza çalışmayı her zamankinden daha adanmış şekilde sürdüreceğiz.”

"Gazze soykırımının hesabını sormadan dünya huzura kavuşamaz, dünya temiz kalamaz”

"Bugün 15 Mayıs, dünya genelindeki tüm Filistinliler için, onlarla birlikte bizim için de son derece anlamlı bir gün. Bugün büyük felaket anlamındaki Nekbe'nin 76'ncı yıl dönümü" diyen Erdoğan, “Osmanlı Cihan Devleti, Filistin topraklarından çekilmek zorunda kalınca İngilizlerin himayesinde siyonistler bu topraklarda adım adım işgale başladılar. Filistin topraklarında ilk kitlesel katliam esasen 1918 yılında Osmanlı'nın çekilmesiyle başladı. Siyonist çeteler, siyonist terör örgütleri toplu cinayetler işleyerek Filistinlileri topraklarından sürdü, göç etmek zorunda bıraktı. Yüz binlerce Filistinli yanlarına sadece evlerinin anahtarlarını alarak Lübnan'a, Ürdün'e, Suriye'ye, diğer bölge ülkelerine gitti ve mülteci kamplarında on yıllar sürecek zor bir hayata başladılar. Kalanların durumu gidenlerden daha kötüydü. 14 Mayıs 1948'de İsrail devleti kuruldu ve işgal, soykırım politikaları artık bir devlet politikası olarak sürdürüldü. İşte Filistinliler İsrail devletinin kurulmasının hemen ertesi günü 15 Mayıs'ı 'Büyük Felaket', yani Nekbe olarak ilan ettiler ve her yıl 15 Mayıs'ta evlerine, bağımsızlıklarına kavuşma umudunu tazeliyorlar. Bu Nekbe gününde tüm Filistinli kardeşlerimize kalpten selamlarımızı gönderiyorum. Nekbe'nin acısını en az onlar kadar yüreğimizde hissediyoruz. Nekbe'nin yıldönümünde en az onlar kadar umudu muhafaza ediyoruz. Er ya da geç Filistinliler evlerine dönecekler. Er ya da geç, Filistinliler yastıklarının altında muhafaza ettikleri ve nesilden nesile emanet bıraktıkları o anahtarlarını kullanacak, inşallah kendi evlerine, yuvalarına kavuşacaklardır” ifadelerini kullandı.

"Bugün burada bazı gerçekleri açık açık konuşmak durumundayım" ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hitler, Yahudi soykırımını yaparken yalnız değildi. Avrupa'daki birçok ülke Hitler'i destekliyordu. Hitler, acımasızca katliam yaparken, soykırım yaparken kendisini çok güçlü, çok kudretli, yenilmez hissediyordu. Ne oldu? Kafasına bir kurşun sıktı, yanmış cesedi Almanya gibi harabeye dönmüş sığınağında bulundu. Aynı şekilde Bosna'da, Bosna Sırplarının lideri Miladic, Bosna'da kıyım yaparken Avrupa ve birçok ülke arkalarındaydı. BM'nin güya koruması altındaki Srebrenitsa'da soykırım yaparken dünyanın güçlü ülkeleri arkalarındaydı. Dünyanın gözü önünde 8 bin 372 Boşnak kardeşimizi şehit ettiler. Yenileceklerini asla düşünmüyorlardı. Bir gün hesap vereceklerini hiç hesaba katmıyorlardı. Ne oldu? Yakalandılar, mahkemeye çıktılar ve bir zamanların o kudretli politikacıları, o soykırımcı generalleri hesap verdiler, şimdi hapiste ölümü bekliyorlar. Er ya da geç Gazze kasabı Netenyahu'yu ve onunla birlikte Gazze'de soykırıma ortak olanları da unutmayın, aynı akıbet bekliyor. Göreceksiniz, döktükleri her damla kanın hesabını mutlaka verecekler. Vahşice katlettikleri 35 bin Filistinlinin, yaralanan ve uzvunu kaybeden 80 bini aşkın Gazzelinin ahı bunların peşini asla bırakmayacak. Biz de soykırımcıların hukuka hesap vermesi için enselerinde olacağız. Artık tüm dünyanın bir hakikati kabullenmesi lazım. Gazze soykırımının hesabını sormadan dünya huzura kavuşamaz, dünya temiz kalamaz” diye konuştu.

"Kimse bizden susmamızı, sözümüzü yumuşatmamızı beklemesin" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakınız bunlar cani oldukları kadar küstahlar, barbar oldukları kadar da şımarıklar. Bombalarla, mermilerle, en ölümcül silahlarla, keskin nişancılarla, açlıkla, susuzlukla insan öldürdüler. Hastaneleri, ambulansları vurdular, insanları evlerinden çıkarıp güya güvenli bölgelere yönlendirdiler. Güvenli bölgelerde sivil katlettiler. Yardım için bir parça ekmek için koşuşan insanları öldürdüler. Annelere evlatlarının parçalarını toplattılar. Tarihte bunun örneği yok. Hitler bile tarihe kara bir leke olarak geçen o insanlık dışı holokostu yaparken bu kadar aleni yapmadı, bu kadar cüretkar değildi. Bunlar o kadar pervasız ki kameralar önünde, canlı yayınlarda gazetecileri, doktorları, sivilleri, daha kundaktaki bebekleri katlettiler, camileri, okulları, kiliseleri bombaladılar. Bundan kaçamazlar, kaçamayacaklar. Mahkeme-i kübraya çıkmadan önce inşallah dünyada bunun hesabını verecekler, cezalarını çekecekler” dedi.

“İnsanlık bıraksa dahi biz bu katillerin, bu soykırımcıların, bu gözü dönmüş cinayet şebekesinin peşini bırakmayacağız”

Filistin'e destek veren profesörleri, öğrencileri açıkça tehdit ettiklerini belirten Erdoğan, “Ellerindeki devasa medya ve lobi gücünü kullanarak herkesi susturmaya teşebbüs ediyorlar. Antisemitizm yaftası vurduklarında insanların korkacağını, geri adım atacağını zannediyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar. İnsanlık bu katillerin yakasını bırakmayacak. İnsanlık bıraksa dahi biz bu katillerin, bu soykırımcıların, bu gözü dönmüş cinayet şebekesinin peşini bırakmayacağız” açıklamalarında bulundu.

Hamas'ı destekledikleri, Hamas'a sahip çıktıkları için dışarıda ve içeride eleştirildiklerini ifade eden Erdoğan, “Sizde hiç mi vicdan yok, hiç mi insafınız kalmadı? Gazze'de açlıktan ölmek üzere olan masum yavrulara yardım götüren tırlara bile tahammül edemeyenleri savunacak kadar, bu terörü, terör devletini savunacak kadar mı ruhunuzu, kimliğinizi, kişiliğinizi kaybettiniz? Sanmayın ki Gazze'de duracak, sanmayın ki Ramallah güvenlik içerisinde olacak. Bu azgın devlet, bu terör devleti eğer durdurulmazsa, vadedilmiş topraklar hezeyanıyla gözünü er ya da geç Anadolu'ya dikecekler. İsrail Gazze'de sadece Filistinlilere saldırmıyor, bize saldırıyor bize. Hamas Gazze'de Anadolu'nun ileri hat savunmasını yapıyor. Bunu göremeyecek kadar kör müsünüz? Bunu anlamayacak kadar mı idrakiniz kapandı” ifadelerini kullandı.

Hamas'ı Kuvayı Milliye'ye benzetince rahatsız olanlar olduğunu söyleyen

Cumhurbaşkanı Erdoğan. sözlerine şu şekilde devam etti:

“Neden rahatsız oldunuz? Kuvayı Milliye'ye de affedersiniz eşkıya demediler mi? Asi demediler mi? İsyancı demediler mi? Hain demediler mi? Şaki demediler mi? Bugün Hamas'a terör örgütü diyenler 100 yıl önce olsa inanın Kuvayı Milliye'ye de terör örgütü diyecekler, asi, şaki, hain diyeceklerdi. Bu millet her zaman mazlumun yanında durmuştur. Bu millet her zaman mağdurun, garibin, gurebanın yanında durmuştur. Bu millet özellikle de istiklali için, özgürlüğü için, vatanlarını korumak için mücadele edenlerin yanında durmuştur. Hem kendi topraklarının istiklali için savaşan hem de Anadolu'yu savunan Hamas'ın yanında durmaya devam edeceğiz.”
Türkiye'nin mazlum ve mağdurların umudu haline dönüşmesinden emperyalistlerin rahatsız olmasını anlayabildiklerini ifade eden Erdoğan, “İnsani değerleri ve adaleti merkeze alan politikalarıyla Türkiye bunların yüzyıllardır devam ettirdikleri sömürge düzenine unutmayın çomak sokmuştur. Dünya 5'ten büyüktür tespitimizin ne kadar doğru olduğu yaşanan her krizde bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu çağrımızın Afrika'dan Asya'ya iradeleri yok sayılan ülkelerde günden güne fazla makes bulduğunu görüyoruz” dedi.

“Tayyip Erdoğan olarak tek başıma kalsam da Filistinli, Suriyeli, Somalili, Türkistanlı, Sudanlı mazlumların hakkını savunmaya devam edeceğim”

Türkiye’nin giderek bir cazibe, bir çekim merkezi haline geldiğinin altını çizen Erdoğan, “Ülkemize yönelik propagandaların artmasının gerisindeki sebeplerden biri de işte budur. Kimin ne yaptığını ve nereye varmak istediğini gayet iyi biliyoruz. Bunlara bugüne kadar boyun eğmedim. Allah'ın izniyle bundan sonra da geri adım atmayacağız. Hak bildiğimiz, inandığımız kutlu yolda azimle ve sabırla yürüyeceğiz. Şunun bilinmesini isterim. Tayyip Erdoğan olarak tek başıma kalsam da Filistinli, Suriyeli, Somalili, Türkistanlı, Sudanlı mazlumların hakkını savunmaya devam edeceğim. Siyonist katillerin ve piyonlarının bizi hedefe koyması ülkece çekinilecek bir şey değil, göğsümüzde gururla taşıyacağımız bir şeref madalyasıdır. Her zaman söylüyorum, korkaklar zafer anıtı dikemez” açıklamalarında bulundu.
Ne yarım asrı bulan siyasi hayatlarında ne de 21 yılı aşan iktidarları boyunca korkanlardan, sinenlerden, zoru görünce kaçanlardan olmadıklarını ifade eden Erdoğan, “Gün oldu vesayetçilere meydan okuduk. Gün oldu eli kanlı terör örgütlerine meydan okuduk. Gün oldu emniyet, yargı ve ordu içinde yuvalanmış FETÖ'cü alçaklara meydan okuduk. Vatanımızın bekasına, milletimizin istiklaline kim kastederse bundan sonra da karşılarında dimdik durmaya devam edeceğiz. Hükümetimiz, ittifakımız ve devletimiz her zamankinden daha güçlüdür, daha kararlıdır, hedeflerine daha fazla kilitlenmiştir” değerlendirmelerinde bulundu.

“Gazze'de soykırım bitinceye ve katiller hukuk önünde hesap verinceye kadar tüm imkanlarımızla Filistin halkına sahip çıkacağız”

Gazze'de soykırım bitinceye ve katiller hukuk önünde hesap verinceye kadar tüm imkanlarla Filistin halkına sahip çıkacaklarını vurgulayan Erdoğan, “Görüyorum ki kimi vicdan fukaraları Filistin'den gelen yaralıları Türkiye'de tedavi etmemizden rahatsız olmuşlar. Vah zavallılar, istedikleri kadar rahatsız olsunlar. İstedikleri kadar ortalığı ayağa kaldırsınlar. Bu devletin de bu milletin de hamdolsun yaralının yarasını saracak gücü ve kudreti ziyadesiyle vardır. Türkiye bunların muhayyilesinden çok çok büyüktür. Biz kendi vatandaşımıza da misafire, muhacire, muhtaca, yaralıya da en kaliteli sağlık hizmetini sunabilecek büyük bir ülkeyiz. Bunlar bereket kavramını bilmezler, bunlar şefkat kavramını, merhamet kavramını bilmezler, bunlar ensar-muhacir kardeşliğinin ne demek olduğunu bilmezler. Bizim kültürümüzde misafir, unutmayın bereketiyle gelir. Sen bir hastaya, bir yaralıya kucak açarsın, Allah da onun mükafatını verir. Bu milleti de bu devleti de ayakta tutan elhamdülillah kaybetmediği, kaybetmeyeceği şefkatidir, merhametidir, misafirperverliğidir. Dün Gazzeli Çanakkale'de bizim toprağımızı savundu. Mezar taşı orada, Çanakkale'de. Bugün biz de elbette Gazzelinin, Filistinlinin yanında duracağız. Bunu da bir karşılık, bir borç duygusuyla değil, bu milleti millet yapan şefkatle, merhametle yapacağız. Bu vesileyle bir kez daha Filistin'e selamlarımızı yolluyoruz. Nekbe, büyük felaket gününde her zerremizle, her imkanımızla Filistin'in, Filistin davasının yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum” dedi. 

Mehmet Kalay

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Yurtta hava durumu Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan tahminlere göre, yurdun genelinin parçalı yer yer çok bulutlu, Trakya Kesimi, Batı Akdeniz’in iç kesimleri ile Toroslar Mevkii, İç Anadolu (Eskişehir dışında), Orta Karadeniz, Kastamonu, Artvin, Ardahan, Kars ve Hakkari çevreleri ile Rize ve Trabzon’un iç kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Hava sıcaklığının batı ve iç kesimlerde mevsim normalleri civarında, doğu kesimlerde ise normallerinin üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın ise genellikle güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu’nun doğusunda yer yer kuvvetli (40-60 km/saat) olarak esmesi bekleniyor. Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle: Ankara: Parçalı, yer yer çok bulutlu, gece saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 23 İstanbul: Parçalı, yer yer çok bulutlu 24 İzmir: Parçalı ve az bulutlu 27 Adana: Parçalı, yer yer çok bulutlu, kuzey çevreleri öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 29 Antalya: Parçalı, yer yer çok bulutlu, iç kesimleri öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 25 Samsun: Parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinde yerel sağnak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 22 Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinde iç kesimleri sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 21 Erzurum: Parçalı, yer yer çok bulutlu 24 Diyarbakır: Parçalı ve az bulutlu 35
İzmir Çocuk cerrahından sünnet yaptıracak anne babalara öneriler Doç. Dr. Tunç Özdemir, okulların kapanmasıyla birlikte başlayacak sünnet mevsimi öncesinde anne babaları “yöntem” konusunda uyardı. Çocuğun psikolojisi de göz önüne alındığında en iyi yöntemin genel anestezi altında yapılan sünnet olduğunu belirten Doç. Dr. Özdemir, “Lokal anestezi ile sünnet sadece yeni doğan döneminde, yani yaşamın ilk 30 gününde mümkün olmaktadır. Bu dönemden sonra tüm yaşlarda sünnet için genel anestezi önerilmektedir. Hekimin yapmadığı sünnet uygulamaları ise akla bile getirilmemelidir” dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Tunç Özdemir, erkek çocuk sahibi çiftlerin “ilk mürüvvet” olarak kabul ettiği sünnetin bir cerrahi müdahale, bir ameliyat olduğunu hatırlattı. Bugün orta yaş ve üzerindeki pek çok erkeğin hekim dışı kişilerce yapılmış sünnetler yüzünden travmaları, kötü hatıraları olduğunu belirten Doç. Dr. Özdemir, elverişsiz şartlarda doğru şekilde yapılmayan sünnetin olumsuz sonuçlarına dikkat çekti. Lazerin yer yok Sünnet işleminde temel amacın penis ucunu kapatan sünnet derisinin cerrahi olarak çıkarılması olduğunu ifade eden Özdemir, “Sünnette uygulanan birkaç yöntem vardır. Ama her zaman klasik yöntem tercih edilmelidir.” diyerek lazerle sünnet işlemi konusunda şunları söyledi: “Lazer teknolojisi günümüzde sadece göz cerrahisinde ve endoürolojik cerrahide uygulanan bir teknolojidir. Sünnette lazer uygulaması diye bir şey yoktur. Lazer olarak bahsedilen uygulama, lehimde kullanılan “havya” benzeri bir alet ile peniste yanma-dağlama meydana getirme yoluyla yapılan uygulamadır. Bu yanık, tüm penisin yanması ve penisin kısmi veya tümüyle kaybı ile sonuçlanabilir. O yüzden, bilimsel olarak kullanılması çok sakıncalıdır.” Sünnet için en uygun yaş nedir? Öte yandan Doç. Dr. Özdemir, cinsel kimliğin geliştiği ve bilincin henüz gelişmeye başladığı dönem olan 2,5 ila 5 yaş arasında sünneti önermediklerini söyledi. Bu dönemde geçirilen operasyonun çocukta travmaya neden olabileceğini, psikolojik gelişimin olumsuz etkilenebileceğini kaydeden Özdemir, “Sünnet için en uygun dönem yeni doğan dönemidir” dedi. Yeni doğan döneminde sünnet yaptıran anne babaların sayısının yıllar itibariyle arttığını, ancak pek çok ebeveynin ise sünnet için okul çağını tercih ettiğine dikkat çeken Doç. Dr. Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her öğretim yılının kapanmasının ardından sünnet mevsimi başlar. Yine bir öğretim yılının sonuna yaklaşırken anne babaları sünneti kime, nerede, hangi şartlar altında yaptırmaları gerektiği konusunda uyarmak, o çocuğun gelecek yaşamı açısından çok önemlidir. Sünnet işleminde anestezi konusunda çok çeşitli söylemler olsa da, bilimsel olarak, özellikle çocuğun psikolojisi de göz önüne alındığında, en uygun sünnet yönteminin anestezi altında sünnet olduğu konusunda fikir birliği vardır. Lokal anestezi ile sünnet sadece yeni doğan döneminde, yani yaşamın ilk 30 gününde mümkün olmaktadır. Çocuk cerrahları olarak bu dönemden sonra tüm yaşlarda sünnet için genel anesteziyi öneriyoruz.” Düzeltilemeyecek sorunlar Doç. Dr. Özdemir dünyada en çok yapılan cerrahi müdahale olarak kabul edilen sünnetin komplikasyon oranının yüzde 0,2- 5 arasında değiştiğine dikkat çekti. Yetkisiz kişilerce uygun olmayan sağlık şartlarında yapılan sünnetlerden sonra komplikasyonların daha çok ortaya çıkabileceğini kaydeden Özdemir, “Sünnet komplikasyonları iki başlık altında toplanabilir. Majör komplikasyonlar; penis gangreni, penis kopması, penis başı yaralanmaları, şiddetli kanama, peniste şekil bozukluğu, eğriliktir. Minör komplikasyonlar ise; kanama, enfeksiyon, idrar deliğinin daralması olarak sıralanabilir. Ehil ellerde ve steril şartlarda, doğru cerrahi teknikle yapılmayan sünnet sonucunda çocuğun hayatını etkileyecek derecede büyük sorunlar ortaya çıkabilir. Bu sorunların bir kısmı, düzeltilebilir sorunlar iken, bir kısmı düzeltilemez. O nedenle hekimin yapmadığı sünnet uygulamalarından kaçınılmalıdır.”