TEKNOLOJİ - 04 Ekim 2011 Salı 10:55

Cumhuriyet tarihinin en büyük projesi

A
A
A
Cumhuriyet tarihinin en büyük projesi

Türkiye, ABD, AB ve Çin’in büyük yatırımlar yaptığı rüzgar enerjisinde dev bir adım atıyor. 121 akademisyenden bir kadro oluşturuldu.

Son yıllarda ABD, Avrupa Birliği ve Çin’in büyük yatırımlar yaptığı rüzgar elektrik santralleri konusunda Türkiye tarihi bir adım attı. 2,5 yıldır gizlilikle sürdürülen hazırlıktan sonra Temmuz ayında onaylanan 50 milyon liralık dev bütçeyle tamamen yerli rüzgar türbini üretimi başladı. 121 akademisyenden oluşan dev bir kadroyla tasarım ve teknoloji geliştirme çalışmalarını yürüten ekip, önümüzdeki yılın sonunda 500 kilovat gücündeki ilk Milli Rüzgar Enerji Sistemi’ni (MİLRES) çalıştırmayı planlıyor.



2014 yılında da 2 bin 500 kilovatlık büyük model bitirilecek. Bütçesiyle savunma projeleri dışında, Cumhuriyet tarihinin en büyük araştırma geliştirme projesi olan MİLRES’in Türkiye ekonomisine beş yıl içinde otomotiv sanayii kadar katkı sağlaması hedefleniyor. 2023 yılına kadar 20 bin megavat rüzgar enerjisi üretmek için 30 milyar doları rüzgar türbinlerine yatıracak Türkiye, bunun en azından 7.5 milyar dolarını kendi imkanlarıyla sağlamayı planlıyor. Kalanının ise yabancı markalarca karşılanacağı düşünülüyor.



Bu organizasyonda, Enerji Bakanlığı’nın başkanlığında Sabancı Üniversitesi, TÜBİTAK, TAI, İTÜ, İstanbul Ulaşım görev alıyor. Üretimin tamamı yerel sanayicilere yaptırılacak. Böylelikle yerel rüzgar türbini yan sanayiinin temelleri atılmış olacak. Bunun haricinde, Sabancı Üniversitesi, araştırma geliştirme dışında sanayiyle işbirliği oluşturmak için Rüzgar Enerjisi Teknoloji Platformu (RETEP) adıyla sivil bir girişimi de başlatmış durumda. Sabancı Üniversitesi Rektör Danışmanı Cemil Arıkan, MİLRES Projesi’nin koordinatörü olan Sabancı Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği’nde görevli Doç.Dr. Mahmut Faruk Akşit, RETEP üyelerinden Heksagon’un Genel Müdürü Murat Oğuz Arcan, konuyla ilgili olası senaryolarını ve hedeflerini CNBC-e Business’a anlattı.



İsterseniz, olayı daha iyi kavramak için birkaç yıl geriye gidelim. 2007 yılının 1 Kasım sabahı Türkiye ekonomisi yepyeni bir sektörle tanıştı. O gün, Enerji Bakanlığı, Türkiye’deki rüzgar enerjisi üretimi için lisans başvurularını almaya başladı. Hedef rüzgar enerjisinde ilk adımları atmaktı. Ülkenin toplam elektrik üretimi, o gün için 40 bin megavattı. Önümüzdeki 10 yıl için ise rüzgar enerjisi için koyulan hedef 20 bin megavat olarak açıklanmıştı. Ama talep beklenenin çok üzerinde oldu. Çeşitli kuruluşlardan 78 bin megavatlık talep geldi. Herkes şaşkındı. Çünkü bu talep, yukarıda yazdığımız gibi, Türkiye’nin o günkü toplam elektrik üretiminin iki katı, on yıl sonraki rüzgar enerjisi hedefinin ise neredeyse dört katıydı. Bu yoğun ilgi Türkiye’de rüzgarın bir hayli hızlı eseceğinin ilk sinyaliydi.

SÜPER GÜÇLERİN RÜZGARLA YARIŞI


Aslında, bir süreden beri rüzgar enerjisi gelişmiş ülkelerin gündeminde. Kömür, petrol gibi kaynakların küresel ısınmaya olumsuz etkileri ve rezervlerle ilgili tartışmalar, nükleerle ilgili malum kuşkular, doğalgazda dışarı bağımlılık gibi birçok etken rüzgarın işine yarıyor. ABD, Avrupa Birliği ve Çin başta olmak üzere pek çok ülke, önümüzdeki on yıl için oldukça büyük rüzgar yatırımı hedefliyor.


Çin geçen yıl 16 bin 500 megavatlık dev yatırımıyla ABD’yi geçerek rüzgar enerjisinde dünyanın en güçlü ülkesi haline geldi. Bu iki ülkeyi Almanya ve İspanya takip ediyor. Çin 2020 yılında rüzgar kapasitesini 300 bin megavata çıkarmayı planlarken, Avrupa Birliği ise bu rakamı 213 bin megavat olarak açıklıyor. Kısacası yenilenebilir ve temiz enerji kaynakları arasında gösterilen rüzgara, dünyada da ilgi ve yatırım hızla artıyor.

ntvmsnbc

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Sıfır araçta korkunç ihmal Düzce’de sıfır kilometre aldığı 2024 model Chery Tiggo 7 Pro Max aracıyla trafik kazası geçiren sürücü Abdullah Yaldız, hava yastıklarının yırtık açılması ve işlevini yerine getirmemesi sebebiyle firmaya dava açtı. Yaldız, "Chery firmasından bir geri dönüş aldık ama aracın kusuru kadar indirim yapıp tekrar sıfır araç satmak gibi bir niyetleri var. Biz bunu kabul etmiyoruz" dedi. Edinilen bilgiye göre, Abdullah Yaldız idaresindeki 2024 model otomobil, 5 Temmuz 2025 tarihinde Kocaeli’den Düzce’ye dönüş yolunda, Sakarya’nın Hendek ilçesi mevkisinde otoyol üzerinde dönüş yapmaya çalışan bir tırla çarpıştı. Çarpışmanın etkisiyle araçta bulunan 4 kişiden 3’ü yaralandı. Kazanın ardından aracın hava yastıklarının (airbag) tam açılmadığını fark eden Yaldız, hukuki süreç başlattı. Düzce 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından atanan bilirkişi heyeti, hurdaya dönen araç üzerinde yaptığı incelemede; sağ taraftaki hava yastıklarının yırtık açıldığı, yeterince şişmediği ve aracın bu yönden kusurlu olduğunu raporladı. "Dava açtık çünkü hava yastıkları yırtık çıktı" Yaşadığı süreci anlatan sürücü Abdullah Yaldız, kaza anında araçtaki herkesin emniyet kemerinin takılı olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "5 Temmuz 2025’te Kocaeli’den Düzce’ye geliyorduk. Sakarya Hendek civarında otoyol üzerinde, sadece özel araçların dönüş yapabildiği refüjde bir tır Ankara istikametine giderken İstanbul istikametine dönmeye çalıştı. O esnada biz tırla çarpıştık. Ben hariç diğer 3 kişi yaralandı. Sağ önde oturan arkadaşımızın kalçası kırıldı. Sağ arkada oturan arkadaşımızın omzunda parçalı kırık vardı. Kendisine 13 vida ve 2 platin takıldı. Sol arkada oturan arkadaşımızın burnu ve arka kaburgası kırıldı. Herkesin emniyet kemeri takılıydı. Kazanın ardından firmaya dava açtık. Davayı açmamızın sebebi aracın airbaglerinin yırtık çıkmasıydı. Bilirkişi talep ettik, raporlar elimizde. Chery firmasından bir geri dönüş aldık ama aracın kusuru kadar indirim yapıp tekrar sıfır araç satmak gibi bir niyetleri var. Biz bunu kabul etmiyoruz." "Bu kazada ölüm de olabilirdi" Hava yastıklarının devreye girmemesi nedeniyle yaralanmaların ağırlaştığını savunan Yaldız, "Bu kazada ölüm de olabilirdi. Sağ tarafta oturan arkadaşlarımız, hava perdeleri inseydi ve şişseydi daha hafif bir kuvvetle kazayı atlatabilirdi ama şişmediği için sağ ön koltukta kırık oluştu. Sağ ön tarafta oturan arkadaşımızın vücudu sağ tarafa vurdu. Aracı sağ taraftan vurduk. Hava yastığı açsaydı bu kadar büyük yaralanmalar olmazdı" dedi. "Chery tamamen pişmanlıktır" Aracın 1,3 milyon lira bedelle hurdaya ayrıldığını anlatan Yaldız, "Araç hurdaya ayrıldı ancak aracın emsal bedelini ödeme kararı almadılar. Kazanın üzerinden 7 ay geçti, mahkemelerle uğraşıyoruz. 2012 model başka bir marka aracımla kaza yapmıştım. Aracımın emsal fiyatını 15 gün içerisinde iade etmişlerdi. Bu olayda aynı yaklaşımı göremedik. Chery tamamen pişmanlıktır. Firmadan bu konuda bize ulaşmalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Kütahya Kütahya Gazeteciler Cemiyeti’nden söyleşi ve iftar programı Kütahya Gazeteciler Cemiyeti, güncel konularda görüş alışverişinde bulunmak amacıyla iftar programı ve söyleşi etkinliği düzenledi. Programın onur konuğu gazeteci Cem Küçük oldu. TGRT Haber program yapımcısı ve yorumcusu, aynı zamanda Türkiye Gazetesi yazarı olan Cem Küçük’ün katılımıyla gerçekleştirilen programa ilgi yoğun oldu. Etkinlikte yerel ve ulusal gündeme ilişkin başlıklar ele alınarak karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Düzenlenen iftar programına Musa Işın, AK Parti Kütahya Milletvekili Mehmet Demir, İl Emniyet Müdürü Osman Elbir ile çok sayıda yerel basın mensubu katıldı. İftar sonrası yapılan duada, ülkenin birlik ve beraberliği için temenniler dile getirildi. Programda konuşan Vali Musa Işın, Kütahya’da görev yapan basın mensuplarının özverili çalışmalarına dikkat çekerek, gazetecilerin kentin tanıtımı ve gelişimi için önemli bir görev üstlendiğini ifade etti. Işın, yapıcı eleştirinin her zaman kıymetli olduğunu belirterek cemiyet yönetimine ve tüm gazetecilere teşekkür etti. Kütahya Milletvekili Mehmet Demir ise Cem Küçük’ü Kütahya’da ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını dile getirerek, yerel basının şehir adına yürüttüğü çalışmaların büyük önem taşıdığını vurguladı. Demir, doğru ve tarafsız habercilik anlayışıyla görev yapan tüm basın mensuplarına teşekkür etti. Gazeteci Cem Küçük de Kütahya’yı yakından tanımaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, kentin tarihi ve turistik değerlerinden etkilendiğini söyledi. Yerel medyanın önemine dikkat çeken Küçük, davetleri için Cemiyet Başkanı Erkan Sağlam ve yönetimine teşekkür etti. Program, otelde düzenlenen söyleşi bölümünde haber spikeri ve gazeteci Eray Özden Akça’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen sohbet ve karşılıklı görüş alışverişiyle sona erdi. Söyleşi programına ayrıca AK Parti Kütahya Milletvekili İsmail Çağlar Bayırcı, AK Parti Kütahya İl Başkanı Ceyda Çetin Erenler ile AK Parti MKYK Üyesi Jülide İskenderoğlu da katıldı.
Kırıkkale Teravih namazına camiye gelen çocuklar ilahi söyledi Kırıkkale’de teravih namazına gelen çocuklara çekilişle top ve bisiklet hediye edildi. Çocuklar, etkinlikte hep birlikte "Kabe’de Hacılar Hu Der Allah" ilahisini seslendirdi. Kırıkkale İl Müftülüğü tarafından yaklaşık bir buçuk yıldır sürdürülen "Haydi Çocuklar Camide Buluşuyoruz" programı, Yahşihan Çarşı Merkez Camii’nde gerçekleştirildi. Din görevlileri tarafından her ay sabah namazında düzenlenen program, Ramazan ayı dolayısıyla bu kez teravih namazında yapıldı. Programa çocuklar ve aileler yoğun ilgi gösterdi. Namaz sonrası yapılan çekilişte çocuklara top ve bisiklet hediye edildi. Din görevlileri, 15 yaşına kadar sosyal medya hesabı kullanılmaması gerektiğini ifade etti. Etkinlik, çocukların hep birlikte seslendirdiği "Kabe’de Hacılar Hu Der Allah" ilahisiyle sona erdi. Cami çıkışında çocuklara kek ve meyve suyu ikram edildi. Ramazan ayı boyunca diğer ilçelerde de programların devam edeceği bildirildi. Yahşihan İlçe Müftüsü Dr. Hasan Kılıç, İHA muhabirine yaptığı açıklamada camilerin özellikle Ramazan ayında çocuklar ve gençler için önemli bir buluşma noktası olduğunu belirtti. Kılıç, "Çocuklarımıza top ve bisiklet başta olmak üzere çeşitli hediyeler verdik. Diyanet İşleri Başkanlığı bu yılın Ramazan temasını ‘Ramazan, Cami ve Hayat’ olarak belirledi. Çocuklarımıza ve gençlerimize Müslüman kimliğinin oluşmasında en güzel mekanın cami, en güzel zamanın ise Ramazan olduğunu ifade ettik. İnşallah çocuklarımız camilere gelerek bu mübarek ayda kimliklerini daha güçlü şekilde kazanacak" dedi.
Hatay Misafirliğe geldiği evde camdan çıkarak kaybolan gencin ailesi 10 gündür evlatlarından gelecek haberi umutla bekliyor Hatay’da penceredeki sinekliği parçalayarak camdan çıkıp, evden ayrılan psikolojik rahatsızlığı olan genç 10. gününde aranmaya devam ediyor. Günlerdir kaybolan evladı için üzülen baba Abdurrahman Çalışkan, evladının bir an önce bulunmasını istediğini söyledi. Van’dan çalışmak için Hatay’a gelen ve Antakya ilçesi Serinyol Mahallesi’nde yaşayan 27 yaşındaki Uğur Çalışkan’a 3 yıl önce bipolar bozukluğu tanısı konmuştu. Psikolojik rahatsızlığını atlatmak için ilaç kullanan Çalışkan, 10 gün önce sabah saatlerinde misafir olarak kaldığı dayısına ait evin penceresindeki sinekliği parçalayarak evden ayrılmış ve sırra kadem basmıştı. Aile tarafından yapılan kayıp başvurusu sonrası Çalışkan’ı bulmak için AFAD liderliğinde arama çalışması başlatıldı. Ekiplerin sahadaki çalışmaları 10. gününde devam ediyor. Arama kurtarma çalışmalarında Uğur Çalışkan’a it eşyaların bulunmasına rağmen kendisinden 10 gündür haber alınamıyor. Günlerdir kaybolan evladı için üzülen baba Abdurrahman Çalışkan, evladının bir an önce bulunmasını istediğini söyledi. "Kardeşim Uğur 10 gündür kayıp ve arama çalışmaları devam ediyor, herhangi bir ize rastlanmadı" İHA’larla arama çalışmalarının devam edeceğini söyleyen ağabey Tarık Çalışkan, "Kardeşim Uğur, 10 gündür kayıp ve arama çalışmaları devam ediyor. Herhangi bir ize rastlanmadı. AFAD ve jandarma ekipleri arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Bundan sonraki süreç nasıl olur bilemiyoruz. Kardeşimin bir an önce bulunmasını istiyoruz. Devlet yetkililerinden geniş çaplı arama çalışması istiyoruz. Çünkü ormanlık alanda yapılan aramada bir ize rastlanmadı. Bugünden sonra İHA dronlarla havadan arama desteği verilecek. Herkes kardeşime umut olsun" dedi. "Oğlumun en kısa sürede bulunması için devletimizden yardım istiyoruz" Evladının 10 gündür kaybolmasından dolayı üzgün olduğunu söyleyen baba Abdurrahman Çalışkan, "Ben hiç iyi değilim, 10 gündür oğlum kayıp ve mağduruz. Oğlumun en kısa sürede bulunması için devletimizden yardım istiyoruz" ifadelerini kullandı.