AK PARTİ - 27 Mayıs 2015 Çarşamba 16:57

Davutoğlu: AK Parti'ye saldırı yapınca aynı aydınlar kınamadı

A
A
A
Davutoğlu: AK Parti'ye saldırı yapınca aynı aydınlar kınamadı

Bir grup aydın ve sanatçının HDP’ye yönelik saldırılarla ilgili yayınladığı bildiriye tepki gösteren Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti’ye de saldırılar yapıldığını, ancak aynı aydınların bunu kınamadığını belirtti.

Bunların meselesinin demokrasi ve özgürlük olmadığını ifade eden Davutoğlu, amaçlarının Türkiye’yi zayıflatmak olduğunu kaydetti. Davutoğlu, Kürt meselesinin istismarcılarının MHP, CHP ve HDP olduğunu da vurgulayarak, birinin şehit annelerini gözyaşlarını diğerlerinin ise dağa çıkan gençleri istismar ettiğini dile getirdi. 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin seçim çalışmaları çerçevesinde, Batman’da düzenlediği mitinge katıldı. Valilik Kavşağı’nda vatandaşlara hitap eden Davutoğlu, yolda gelirken Batmanlı çocukları ve gençleri gördüğünü belirterek, hepsinin nur parçası olduğunu ifade etti. “Bu çocuklar büyürken neden anneler, babalar kaygılı olsunlar? Neden gözyaşı döksünler?” diye soran Davutoğlu, halkın 12 Eylül’de Diyarbakır’da, Mamak’ta ve Metris’te işkencelere muhatap kılındığını, 28 Şubat’ta gencecik kızların hayallerini üniversite kapılarında bıraktığını kaydetti. Kendileri iktidara gelmeden önce, dilleri ve kültürleri yasaklayan bir Türkiye’nin olduğunu vurgulayan Davutoğlu, “Darbeciler, cuntacılar 12 Eylül’de bu milletin evlatlarına dışkı yedirmeye kadar varan işkence yaptılar. Daha sonra gladyo ve kontragerilla dahil bütün uluslararası çevreler bu milletin çocuklarını birbirine düşman etmek için uğraştı. Türkiye ekonomik krize girmişken, birçok temel hak ortadan kaldırılmışken AK Parti kadroları iktidara geldi. Sizler şahitsiniz. Görmek istemeyenler var” dedi.

“BİRİLERİ SÜRECE SON VERMEK İSTİYOR”

AK Parti iktidara geldiğinde, Hakkari’de Şırnak’ta, Cudi’de, Gabar’da, Diyarbakır’da ve Batman’da olağanüstü halin olduğunu anımsatan Davutoğlu, “Bunu, devlet güvenlik mahkemelerini kim kaldırdı? Her türlü işkence değişik şekillerde sürüyordu. Buna kim son verdi? Hapishaneye giden anneler, çocukları ile Kürtçe konuşmuyordu. Bütün bu yasaklara kim son verdi. TRT Şeş ile TRT Kürdi ile bu topraklardaki güzel Türkçemiz de, Kürtçemiz de bizimdir diye kim haykırdı. Siyasi propaganda yasaklarını kim kaldırdı. Kürtçe ile Türkçe ile her türlü müziğe yayına kim serbestlik getirdi. Çözüm süreci ile bu milletin doğusunu ve batısını, bütün gençlerini kardeş kıldık. Birileri bütün bu sürece son vermek istiyor” diye konuştu.

“78 MİLYONU BAĞRIMIZA BASAR ÖYLE ‘BİZ’ DERİZ”

Dün Şırnak’ta “Mele Ahmet” diye karşılandığını ancak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bundan rahatsız olduğunu anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Biz her bir vatandaşımızla biriz, aynıyız, hep beraber Türkiye’yiz. Diğer partilere bakın onlar bütün Türkiye’ye hitap etmiyorlar. Biz dediklerinde birisi sadece Türkleri, birisi Kürtleri, birisi Sünnileri, Alevileri kast ediyor. Onlar biz dediklerinde sadece Kürtleri, Türkleri, Sünnileri, Alevileri kast ederler. Ama biz, biz dediğimizde 78 milyon bağrımıza basar öyle biz deriz. 78 milyonun kardeşliğine var mıyız? Bizi bölmek parçalamak isteyenlere karşı biz Selahattin Eyyubi’nin, Alparslan’ın ordusunda nasıl berabersek, şimdi de AK Parti’de öyle beraberiz demeye var mısınız?”

“HDP İSRAİL’E YARANMAYA ÇALIŞIYOR”

Bütün darbelere karşı olduğunu söyleyen HDP’nin şu anda İsrail’e yaranmak için Kudüs’ün Yahudilerin mekanı olduğunu söylediğini vurgulayan Davutoğlu, şunları söyledi:

“İsrail yanlısı medyaya bakın HDP barajı geçsin de AK Parti’nin önü kesilsin diye yayın yapıyor. Şu anda uluslararası emperyalist çevreler HDP kazansın diye kampanya yürütüyor. Biz bunlara bir ders verir miyiz? Kürtler emperyalizme, sömürgeciliğe karşı, haçlı seferlerine karşı ayağa kalkmış. Bizim Diyanet İşleri Başkanımız onurla Mescid-i Aksa’da hutbe okuyor. HDP eş başkanı burada ona saldırıyor. Bu milletin diyanetinden ne istersin bunu sormak gerekmez mi? Fransa Komünist Partisi de HDP’ye destek ilan etti. Onlara ancak batıdaki marjinal partiler destek verir. Birçok kesimde artık öyle bir koalisyon oluşturmaya çalışıyorlar ki tek gayretleri AK Parti’yi durdurmak.”

“MİLLETLE SAVAŞANLAR HDP’YE OY İSTİYOR”

“2011 seçimlerinde AK Parti kazandı diye oy verenlere bidon kafalılar diyen bir cahil, bir edepsiz var ya. Bir edepsiz var ya. Göbeğini kaşıyan adamlar diye millete hakaret eden biri var ya. Şimdi demiş ki hepimizin oyları HDP’ye” diyen Davutoğlu, şu ifadelerde bulundu:

Milletle savaşan herkes şimdi HDP’ye oy istiyor. Kahrolsun ırkçılık, kahrolsun ırkçılık. İster Türk, ister Kürt, ister Arap ırkçılığı olsun. Her türlü ırkçılık ayaklarımızın altındadır. Ne Arap’ın Acem’e ne Acem’in Arap’a üstünlüğü vardır. Biz bu ilke ile ayağa kalkmaya var mıyız? Baskıya zulme karşı adalet demeye var mıyız? Sandıklara milli iradeye baskı yapmaya çalışıyorlar. Batmanlılar siz yiğit Batmanlılar bu baskılara boyun eğer misiniz? Eğmezsiniz biliriz siz yiğitsiniz. Kimler HDP’yi destekliyor? Fransa Komünist Partisi, eski ulusalcılar, darbeciler, paralelciler ve dikkatinizi çekerim Ermeni diasporası da HDP’ye destek çağrısı yaptı. Şimdi güzel bir söz var ya ‘Bana arkadaşını söyle sana kim olduğun söyleyeyim.’ Arkadaşı Ermeni diasporası olandan Kürde, Türk’e, Arap’a fayda gelir mi? Arkadaşı millete göbeğini kaşıyanlar diyenden fayda gelir mi? Daha düne karşı oldukları paralel çetesinin desteklediğinden fayda gelir mi?”

“KARDEŞLİĞİ BOZMAK İÇİN BİR ARAYA GELDİLER”

CHP, MHP, Kandil, HHP, paralel, Ermeni lobisi ve uluslararası güçlerin AK Parti’ye darbe vurmaya çalıştığını belirten Davutoğlu, “İzin verir misiniz? Çünkü AK Parti bu ülkeye barış getirdi, özgürlük getirdi. Kürtçeyi, Kürtlerin bütün güzel dilini, lehçelerini serbest bıraktı. Ama dışarıdakiler bu kardeşliği bozmak istiyorlar. Üniversite sınavında 4 yanlış bir doğruyu götürür ya, düşünceleri bu. 6-7 yanlış bir araya gelecek AK Parti’yi götürecek. Elif gibi dik AK Parti’yi götürecek. Bakın ne diyor HDP Eş Başkanı, ‘Kürtler, Türkler hep birlikte Ermenilere soykırım etti.’ Bizim atalarımıza hakaret ediyor. Suriye ve Irak’ta yaptıkları gibi bazıları Doğu ve Güneydoğu’da operasyon yapmaya, kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışıyor. Siz kardeşi kardeşe kırdırmalarına izin verir misiniz? Seçim sonuçları ne olursa olsun inşallah 8 Haziran’da da millet bize bu emaneti verdiğinde gündemimizin ilk meselesi çözüm süreci olacak. Hiçbir şekilde süreçten taviz vermeyeceğiz. Ama muhatabımız millettir. ‘Biz 7 Haziran’da barajı geçemezsek ortalığı kan revan alır, ortalıktan anarşi çıkar’ diyenleri, 6-7 Ekim’den örnekler gösterenleri şimdiden uyarıyorum. Özellikle Demirtaş’ı Şişli’de, Kadıköy’de kullandığın dili burada kullanmaya çağırıyorum. Orada barış çağrısı yapıp, doğuda şiddet çağrısı yapmak ikiyüzlülüktür” dedi.

“ONLARIN TEK MESELESİ AK PARTİ’Yİ ZAYIFLATMAK”

Bir grup aydın ve sanatçının bildiri yayınladığına ve bildiri de HDP’ye yapılan saldırıların kaygı verici olduğunun belirtildiğine dikkat çeken Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama aydın olmak, aynı metinde AK Parti’ye yapılan saldırıları da kınaması gerekmez mi? Niye bu aydınlar sadece HDP’ye yapılan saldırıları kınar? Neden AK Parti’ye dönük saldırıları kınamaz. Şimdi buradan o aydınlara sesleniyorum; neden çıkıp da ‘demokrasinin olduğu yerde terör olmaz, silahlı gruplar olmaz’ diye bildiri vermiyorlar. Onların meselesi özgürlük ve demokrasi meselesi değil. Onların tek meselesi var. AK Parti’yi zayıflatmak. OHAL’i kaldıran, DGM’yi kaldıran, işkencelere son veren, Kürtçe ve diğer dillerde yayın hakkı getiren, siyasi propagandayı serbest bırakan, bütün darbe ve vesayeti ortadan kaldıran AK Parti’ye niçin düşmanlar. Neden önünü kesmeye çalışıyorlar. Bütün hedeflerdi eski Türkiye’yi geri getirmek. Kürt meselesinin en istismarcıları MHP, CHP ve HDP’dir. Biri şehit annelerinin gözyaşını, diğeri dağa çıkan gençleri ya da oraya kaçırılan çocukları istismar ediyor. Biz bütün bu istismarlara son vermeye geliyoruz.” 

MEHMET PİŞKİN - MEHMET ŞÜKRÜ YILDIRIM - ŞEHMUS USTABAŞI

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kilis Çekiç sesleri azaldı, ustalar yalnız kaldı Kilis’te bir zamanlar çarşıda sıkça duyulan çekiç sesleri gittikçe azalıyor. Kentte demircilik yapan sadece iki usta kalırken, çırak yetişmemesi mesleği yok olma noktasına getirdi. Kilis’te geçmişte çarşının simgesi haline gelen demirci atölyelerindeki çekiç sesleri, bugün yerini sessizliğe bırakırken, kentte mesleği sürdüren sadece iki usta kaldı. "Meslek sayesinde çocuklarımızı okuttuk" 1997 yılından beri sektörde olduğunu ve meslekte yaşanan gerilemeye değinen demirci ustası Kemal Etçi, "Şu an koca Kilis’te bir usta ve ben kaldım. İki esnafız. Eskiden çalıştığımız zaman en az üç çekiç birden vururdu, şimdi tek başımıza çalışıyoruz. Çırak da yok. Bizden sonra bu işi yapacak kimse kalmadı" dedi. Mesleğini severek yaptığını belirten Etçi, demirciliğin kendisine ve ailesine önemli katkılar sağladığını ifade ederek, "Bu meslek sayesinde çocuklarımızı okuttuk, iş sahibi ettik. Tesadüfen girdim ama halen devam ediyorum. Genelde müşterilerim şehir dışından ve köylerden gelenler. Mesleği koruma altına alırlarsa en azından bizden sonrakiler devam eder" dedi. "Çırak gelirse hareketlenir" Kemal Etçi’nin ustası olduğunu belirten demirci ustası Mehmet Özen, "Eskiden burada 50 tane demirci vardı. Şimdi hiçbiri kalmadı. Kemal usta gibi 5 tane kalfam var ama hiçbiri bu işi yapmıyor. Para kazanamıyorlar. Çırak gelirse hareketlenir ama heves yok. Yetiştirdiğimiz çıraklar da farklı mesleklere yöneldi" diye konuştu.
Diyarbakır Müftü Büyük: ’’Oruç, her Müslümanın üzerine farz kılınmıştır’’ Diyarbakır İl Müftüsü Celal Büyük, Ramazan ayının önemine değinerek, orucun kimlere farz olduğunu açıkladı. Ramazan ayında oruç tutmanın, mükellef olan, ergenlik çağına ermiş her Müslümanın üzerine farz olan bir ibadet olduğunu söyledi. İslam’ın beş temel şartından birinin de oruç tutmak olduğunu aktaran Büyük, ’’Kur’an-ı Kerim’de yüce Rabbimiz, ’Sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı. Ta ki umulur ki oruç sayesinde ahlakınız güzelleşir.’ buyurmaktadır. Fakat Ramazan ayı içerisinde yine Kur’an-ı Kerim’de yüce Rabbimizin ifade buyurduğu üzere yolcular ve hasta olanlar, Cenab-ı Hak tarafından bir ruhsat gereği Ramazan ayında oruçlarını tutmayabilirler. Bunlar yolculuklarını tamamladıktan sonra veya hastalıklarını giderdikten, şifa bulduktan sonra tutamadıkları oruçların kazasını yapacaklardır. Burada şöyle bir ayrıntı var, bunu sizlerle paylaşmak isterim. Cenab-ı Hak tüm hastalarımıza hayırlı şifalar versin. Bazı hastalıklar vardır ki kronik rahatsızlıklardır. Mesela bir kardeşimiz Ramazan ayında hastadır ama bu hastalığı ömrü boyunca devam edecektir ve ilaç kullanmak zorundadır. Bu kardeşlerimiz ne yapacaklar? Tutamadıkları her bir gün için bir fidye vereceklerdir. Nedir o? Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından belirlenen 240 liradır. Mesela 30 gün orucunu tutamayan bir kardeşimiz, her gün için; fakir, fukara, yoksul, yetim kardeşlerimize tutamadıkları oruçların mukabilinde fidye vereceklerdir. Ramazan ayındaki hastalığı geçici olanlar ise fidye vermeyeceklerdir. Ramazan ayı çıktıktan sonra şifa buldukları zaman, Ramazan ayı içerisinde tutamadıkları üç günse üç gün, dört günse dört gün, beş günse beş gün oruçlarını Ramazan ayından sonra kaza edeceklerdir" dedi. ’’Oruç tutmak çok önemli bir ibadettir’’ Oruç tutmanın çok önemli bir ibadet olduğunu aktaran Büyük, sözlerine şöyle devam etti: ’’Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde buyuruyor ki bir kimse mazeretsiz, yani hiçbir mazereti yokken hastalık, yolculuk, ileri derecede yaşlılık, gebelik, çocuk emzirme bunlar mazerettir. Bunlardan hiçbiri yokken bir gün oruç tutmayan kimse, Ramazan ayı çıktıktan sonra senenin tamamını oruçla geçirse o bir günün faziletine nail olamaz. O nedenle inşallah bu sene üzerimize farz olan Ramazan orucumuzu, sağlığımız yerindeyse, sıhhatimiz yerindeyse eda ederek bu güzel ve bereketli ibadetin lütfuna hep beraber nail olalım inşallah. İdrak edeceğimiz bu Ramazan ayının şimdiden hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Ramazan ayı Kur’an ayıdır, oruç ayıdır. Kur’an’la hemhal olabilmeyi, Kur’an’la dirilebilmeyi, ayağa kalkabilmeyi, Kur’an’ın ahlakıyla ahlaklanabilmeyi Rabbim hepimize nasip eylesin. İnşallah kılacağımız teravih namazlarıyla camilerde bir araya geleceğiz. Birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimiz pekişecek. İftar sofraları kuracağız. Bu iftar sofralarında gönüllerimizi bir araya getireceğiz. İnşallah bu Ramazan ayı, kardeşliğimize, birliğimize ve beraberliğimize millet olarak vesile olur. Tekrar Rabbimden hayırlı Ramazanlar diliyorum.’’
Erzincan Kendi hayallerini erteledi, kardeşlerine hayat oldu Erzincan’da yaşayan 28 yaşındaki Çilem Sağlam, anne ve babasının vefatının ardından zihinsel engelli ablası ve ağabeyinin bakımını üstlenerek kardeşlerine hem annelik hem babalık yapıyor. Erzincan merkez Demirkent Mahallesi’nde yaşayan Sağlam, 8 yaşında annesini kaybetti, babasını ise 2023 yılında toprağa verdi. Anne ve babasının vefatının ardından zihinsel engelli ablası Pınar (41) ile ağabeyi Ramazan’ın (39) sorumluluğunu üstlenen Sağlam, kendi hayatını ikinci plana bırakarak kardeşleriyle birlikte yaşamını sürdürüyor. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü mezunu olan Sağlam, ailesinden gördüğü sevgi ve dayanışmayı sürdürdüğünü belirterek, "İnsanlar beni takdir ediyor ama bu benim için sevdiğim bir sorumluluk. Biz sevgi dolu bir aileydik. Annemden babamdan ne gördüysem onu yapıyorum." ifadelerini kullandı. Sağlam kardeşleri evlerinde ziyaret eden Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, ailedeki fedakârlık ve merhametin kendilerini duygulandırdığını belirtti. Aydoğdu, paylaşımında Çilem Sağlam’ın anne ve babasından gördüğü sevgiyi yarım bırakmadığını, hayatını özel gereksinimli kardeşlerine adadığını ifade etti. Ailenin yaşam koşullarının iyileştirilmesi için destek sözü veren Vali Aydoğdu, 15 gün içerisinde yeni bir eve taşınmaları konusunda gerekli çalışmaların başlatıldığını bildirdi. Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu sosyal medya hesabında paylaştığı videoda şu ifadelere yer verdi: Bir güzel aile. Ramazanın 3. günü insanlığın kalbine misafir olduk. Orada merhamet vardı. Orada fedakârlık vardı. Orada insanlığın en saf hâli vardı. Çilem 28 yaşında. Ablası Pınar 41. Abisi Ramazan 39. İkisi de özel gereksinimli insanlar. Annelerini çocuk yaşta kaybetmişler. Babalarını ise üç yıl önce toprağa vermişler, dün gibi. Hayat, bazı insanlara erken büyümeyi öğretir. Çilem de öyle büyümüş. İşletme mezunu. Belki kendi hayatını kuracak, kendi yoluna gidecekti. Ama o sevgi ve merhamet yolunu seçmiş. Anne ve babasından gördüğü sevgiyi yarım bırakmamış. Ablası ve abisi özel ilgiye muhtaç diye çalışmayı bırakmış. Hayatını onlara adamış. Hikâyeyi dinlerken bir an. O odada nefesler tutuldu. Boğazlarımız düğümlendi. Sözler anlamını yitirdi. "Seninle gurur duyuyoruz" dediğimizde, gözlerini indirdi ve öyle bir cümle kurdu ki. "İnsanlar beni takdir ediyor ama bu benim için sevdiğim bir sorumluluk." İşte o an anladık. Bazı insanlar fedakârlık yaptığını bile düşünmez. Çünkü onların mayasında sevgi vardır. Bir cümle daha söyledi. Bir aileyi, bir terbiyeyi, bir mirası özetleyen cümle: "Biz sevgi dolu bir aileydik. Annemden babamdan ne gördüysem onu yapıyorum." İnsan, gördüğünü yaşar. Gördüğünü taşır. Gördüğünü çoğaltır. Abi ve ablasının sağlık problemleri var. Ama yüzünde şikâyet yok. Yorgunluk var belki. Ama isyan yok. Biz de bu mübarek ayın bereketine sığınıp bir müjde verdik. İnşallah 15 gün içinde bu sevgi dolu aileyi yeni evlerine taşıyacağız. Çünkü bazı evler dua ile ayakta durur. Bazı insanlar alkışla değil, Allah’ın rızasıyla büyür. Bugün şunu bir kez daha gördük: Merhamet bir eğitim meselesidir ama özü Allah vergisidir. Sevgi, insanın içine yerleştirilmiş ilahi bir emanettir. Çilem Allah senden razı olsun. Sen bu toplumun harcısın. Mayasısın. Sarsılmaz bağısın. İnsanlık hâlâ ayaktaysa, bu senin gibi görünmeyen kahramanlar sayesinde. Bugün Ramazan’ın üçüncü günüydü. Ama biz bugün, dağ gibi bir merhametin karşısında saygıyla eğildik.