BASKETBOL - 02 Şubat 2023 Perşembe 14:30

Domantas Sabonis: '2023 FIBA Dünya Kupası harika olacak'

A
A
A
Domantas Sabonis: '2023 FIBA Dünya Kupası harika olacak'

NBA takımlarından Sacramento Kings’te oynayan Litvanyalı basketbolcu Domantas Sabonis, bu yaz düzenlenecek FIBA Dünya Kupası hakkında, “Harika bir turnuva olacak, bundan eminim. Taraftarlar dünyanın en iyi oyuncularını görmekten çok büyük mutluluk duyacak” dedi.

NBA takımlarından Sacramento Kings forması giyen Litvanya Milli Takımı oyuncusu Domantas Sabonis, bu yaz Filipinler, Japonya ve Endonezya'nın ev sahipliğinde düzenlenecek FIBA Dünya Kupası ile ilgili Uluslararası Basketbol Federasyonu’na (FIBA) açıklamalarda bulundu. FIBA Dünya Kupası elemelerinde oynanan maçların milli takımların gelişmesi için fırsat olduğunu söyleyen Litvanyalı oyuncu, “Elemelerde oynanan maçlar milli takım programlarının daha iyiye gitmesi için kesinlikle altın fırsat. Elemelerde, daha az uluslararası deneyime sahip ve az dakika alan oyunculara da fırsat verildiğini düşünüyorum. Bu da antrenörlere ve milli takımlara daha fazla seçenek sunuyor. Genç ve uluslararası düzeyde daha az deneyime sahip oyuncuların, deneyim kazanması ve çağrıldıklarında hazır olmaları bizim için çok önemli” diye konuştu.

“FIBA Dünya Kupası harika olacak”

Bu yaz Filipinler, Japonya ve Endonezya'da düzenlenecek Dünya Kupası için heyecanlı olduğunu belirten Sabonis, “Harika bir turnuva olacak, bundan eminim. Taraftarlar dünyanın en iyi oyuncularını görmekten çok büyük mutluluk duyacak. Eminim ki bu üç ev sahibi ülke turnuvanın başlamasını dört gözle bekliyor. Basketbol evrenseldir ve turnuva heyecanı biz ilerledikçe daha da artacak. Muazzam bir turnuva için şu anda tüm hazırlıklar yapılıyor” ifadelerini kullandı.

“Litvanya'yı dünyanın en iyi takımları arasında tutmaya kararlıyız”

Litvanya’nın FIBA Dünya Kupası’nda iyi bir performans sergileyeceğine inandığının altını çizen 26 yaşındaki basketbolcu, “Rekabet sertti ama Dünya Kupası'nda yerimizi almamız gerekiyordu. Tek seçenek buydu. Litvanya gibi bir takım her müsabakada yer almalı ve en iyilere karşı mücadele etmelidir. Avrupa basketbolunun seviyesinin çok yüksek olduğunu ve pek çok takımın uluslararası turnuvalara katılabileceğini gördüğümüz için, her müsabakada yer almak, dünyanın en iyilerine karşı rekabet etmek şimdi daha da önemli. Litvanya'yı dünyanın en iyi takımları arasında tutmaya kararlıyız. Hepimiz ülkemizdeki insanları gururlandırmak istiyoruz. Litvanya'yı temsil etmek her birimiz için bir onur, büyük bir gurur kaynağı. Takıma çağrılan her oyuncu elinden gelenin en iyisini yapmak istiyor” ifadelerini kullandı.

“Motive olmuş durumdayız”

Milli takımda iyi bir kimyaya sahip olduklarını aktaran Sabonis, “Milli takımların ihtiyacı olan sadece yetenek ve deneyim değil. Başarılı takımlar aynı zamanda hem saha içinde hem de saha dışında iyi bir kimyaya sahiptir. Bu Litvanya'nın sahip olduğu bir şey. Hepimiz bir aradayız, çok sağlam ve birleşik bir grup oluşturmak için buradayız. Takımın her oyuncusuna gelişme ve her geçen yıl daha iyi olma konusunda yardımcı olmak için motive olmuş durumdayız” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Priene’nin UNESCO süreci halka anlatılıyor Priene Antik Kenti Alan Başkanlığı tarafından Güllübahçe Mahallesi Turunçlar mevkiinde yerel paydaş toplantısı düzenlendi. Bölgenin kültürel miras değerinin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla gerçekleştirilen toplantıda, alan başkanlığının yürüttüğü çalışmalar ile Priene’nin UNESCO Dünya Mirası sürecine ilişkin kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Toplantıya Güllübahçe Mahalle Muhtarı Yusuf Çam, bölgedeki işletme sahipleri, Güllübahçe Atatürk İlk ve Ortaokulu müdürlük temsilcileri, Söke Yavuz Selim Lisesi temsilcileri, Söke Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü yetkilileri ve vatandaşlar katıldı. Priene Antik Kenti Alan Başkanı Mine Aşçı Altan tarafından yapılan sunumda; yönetim planı çalışmaları, koruma-kullanma dengesi, ziyaretçi yönetimi, sürdürülebilir turizm politikaları ve yerel paydaşların sürece aktif katılımının önemi vurgulandı. Özellikle UNESCO Dünya Miras Listesi’ne adaylık sürecinde yerel halkın, eğitim kurumlarının ve işletmelerin desteğinin belirleyici rol oynadığı ifade edildi. Priene Antik Kenti’nin UNESCO Dünya Kalıcı Mirası Listesine girebilmesi için süreç titizlikle sürerken, paydaş toplantıları, süreçte bölge halkının konuya sahiplenmesi ve farkındalığının artması da büyük önem taşıyor. Priene’nin uluslararası düzeyde tanınırlığının artması bölge ekonomisine ve kültürel turizme önemli katkı sağlayacak. Alan Başkanı Mine Aşçı Altan; önümüzdeki dönemde benzer bilgilendirme ve istişare toplantılarının devam edeceğini ifade ederek, UNESCO sürecinin tüm paydaşların katkısıyla yürütüleceğini söyledi.
Kahramanmaraş Kahramanmaraş’ta zabıtadan Ramazan denetimi Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı ile Kahramanmaraş Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, fiyat düzensizlikleri ve gıda güvenliği risklerine karşı denetim gerçekleştirdi. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı ile Kahramanmaraş Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, 11 ayın sultanı Ramazan ayı nedeniyle sahaya indi. Ekipler, vatandaşların sağlıklı, güvenilir ve adil hizmet almasını sağlamak amacıyla şehrin farklı noktalarında eş zamanlı olarak denetim gerçekleştirdi. Marketler, zincir mağazalar ve perakende satış noktalarında gerçekleştirilen kontrollerde, tüketicilerin mağduriyet yaşamaması adına özellikle fiyat uygulamaları mercek altına alındı. Denetimlerde ürünlerin raf fiyatları ile kasa fiyatları arasındaki uyum incelendi. Ekipler, etiketlerde yer alan fiyatların kasada birebir uygulanıp uygulanmadığını kontrol ederken raf düzeni, ürün yerleşimi ve bilgilendirme etiketlerinin mevzuata uygunluğu da gözden geçirildi. Fiyat kontrollerinin yanı sıra halk sağlığını doğrudan ilgilendiren gıda güvenliği konusunda da titiz bir çalışma yürütüldü. Satışa sunulan ürünlerin son kullanma tarihleri ekipler tarafından tek tek kontrol edilerek, tüketilmesi risk taşıyan veya tarihi geçmiş ürünlere kesinlikle müsamaha gösterilmedi. Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, denetimlerin Ramazan ayı boyunca artarak devam edeceği vurgulandı.
Kahramanmaraş Ekinözü Belediyesi’nin yaptığı yol ilk yağmurda taşkın altında kaldı Kahramanmaraş’ta sağanak nedeniyle su altında kalarak bozulan yolda Ekinözü Belediyesi tarafından çalışma yapılmıştı. Dün bastıran sağanak yağışın ardından yol bugünde sular altında kaldı. Vatandaşlar, bölgede kalıcı çözüm istedi. Kahramanmaraş’ın Ekinözü ilçesinde etkili olan sağanak yağış, Yeniköy Mahallesi ile Çay Mahallesi’ni birbirine bağlayan yolda yine taşkına neden oldu. Yaklaşık 2-3 gün önce meydana gelen yağışların ardından söz konusu yolda su taşkını olmuş, ulaşımda aksamalar yaşanmıştı. Taşkının ardından Ekinözü Belediyesi ekipleri bölgede çalışma yaparak suyun tahliye etmişti. Ancak dün etkili olan yağmurda aynı noktada yeniden su altında kaldı. Bölge sakinleri, tahliye için yerleştirilen büzün küçük çaplı olduğunu ve yoğun yağışlarda suyu taşımaya yetmediğini belirtti. İki mahalleyi birbirine bağlayan yolun sık sık taşkın riskiyle karşı karşıya kaldığını ifade eden vatandaşlar, sorunun kalıcı şekilde çözülmesi için daha büyük çaplı büz yerleştirilmesini ve altyapının güçlendirilmesini talep etti. "Buraya kalıcı bir çözüm bekliyoruz" Bölgede yaşayan Erol Koyun, "Burada belediye ekipleri geldi iki gün oldu doldurdular. Buraya bırakılan büzler küçük olduğu için ilk sağanak sonrası taşkında yeniden su altında kaldı yolumuz. Buraya kalıcı bir çözüm bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Ankara Mavi vatanda sıkı denetim: 3 bin 115 yabancı bayraklı gemi denetlendi, 486 gemi seferden alıkonuldu Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "3 bin 115 yabancı bayraklı gemiye denetim gerçekleştirdik. Bu gemilerden 486’sı denetim uzmanlarımız tarafından sefere izin verilmeyerek tutuldu" dedi. Bakan Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından planlanan denetim faaliyetlerine ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Uraloğlu, "Uyguladığımız gemi denetim mekanizmaları denizlerimizde can, mal ve seyir emniyetini sağlanmasının yanı sıra deniz çevresinin korunmasında da belirleyici bir rol üstleniyor" ifadesini kullandı. Bakan Uraloğlu, denetim faaliyetleri sayesinde hem yabancı gemilerin hem de Türk gemilerinin teknik ve operasyonel standartlarının yükseltildiğini belirterek, bu çalışmaların Türkiye’yi yüksek standartlı gemilere sahip bayrak devletleri arasında konumlandırdığını kaydetti. "Türk bayrağı, Paris Mutabakat Zaptı Beyaz Listesi’ndeki güçlü konumunu bu yıl da sürdürdü" Paris Mutabakat Zaptı (MoU) ve diğer memorandumlar kapsamında gerçekleştirilen denetimlerin deniz ticareti açısından standart üstü gemiler için önemli kolaylıklar sağladığına dikkati çeken Uraloğlu, Türk gemilerinin 2008 yılından bu yana Paris MoU’nun en yüksek performans gösteren gemiler listesinde yer aldığını hatırlattı. Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Türk bayrağı, Paris Mutabakat Zaptı Beyaz Listesi’ndeki güçlü konumunu bu yıl da sürdürdü. 2025’te 215 Türk bayraklı gemi, birçoğu Avrupa Birliği ülkesi olan Paris Mou ülkelerinde denetlendi. 5 gemi tutulurken, tutulma oranı yüzde 2,32 olarak kaydedildi. Bu oran Paris MoU genel ortalaması olan yüzde 4,03’ün yarısına yakındır. Bu çerçevede çok başarılı bir denetim periyodu geçirdik. 2025 yılı performanslarının da değerlendirileceği Paris MoU yıllık raporunda Türk bayrağımızın daha üst performans sırasında olmasını bekliyoruz." "Denizlerde emniyet seviyesini yükseltmek için risk odaklı denetim kapasitemizi sürekli geliştiriyoruz" Bakan Uraloğlu, uygulanan risk bazlı denetim yaklaşımı sayesinde gemilerin standartlarının daha da yukarı taşındığını belirterek, "Denizlerde emniyet seviyesini yükseltmek için risk odaklı denetim kapasitemizi sürekli geliştiriyoruz" dedi. Denizcilik Genel Müdürlüğü koordinasyonunda liman başkanlıklarınca Türk bayraklı gemilere uygulanan ön sörvey uygulamalarının bu süreçte önemli bir katkı sağladığını ifade eden Uraloğlu, "2025 yılında uluslararası sefer yapan 960 Türk bayraklı gemiye ön sörvey denetimi gerçekleştirdik" dedi. Uraloğlu, Türkiye’nin deniz ticaretinde küresel bir güç olduğunu, bu gücün önemli unsurlarından biri olan Türk gemi filosunun dünyanın neresinde olursa olsun desteklenmeye devam edildiğini vurguladı. "3 bin 115 yabancı bayraklı gemiye liman devleti denetimi gerçekleştirildi" Türkiye’nin yalnızca bir bayrak devleti değil, aynı zamanda sahip olduğu yük ve liman kapasitesiyle bölgenin en güçlü liman devletlerinden biri olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, bunun beraberinde önemli sorumluluklar getirdiğini ifade etti. Uraloğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Yapılan planlamalar doğrultusunda tarafı olduğumuz memorandumlar kapsamında 2025 yılında limanlarımıza uğrak yapan toplam 3 bin 115 yabancı bayraklı gemiye liman devleti denetimi gerçekleştirdik. Tespit edilen eksiklikler nedeniyle bu gemilerden 486’sı, gemide çalışma tecrübesine sahip denetim uzmanlarımız tarafından sefere izin verilmeyerek tutuldu. Bu rakamlar, bölgemizde en fazla gemi denetimi gerçekleştiren ülke konumunda olmamızı sağladı." Uraloğlu ayrıca, 2026 yılında denetimler için yeni yazılım sistemini ve gemi denetim risk değerlendirme modülünü de devreye alarak, deniz emniyetinden ödün vermeden deniz çevresini korumaya, denizcilikten en yüksek oranda kazanç elde ederek Türkiye’nin refah seviyesini artırmak için yeni stratejiler ve yatırımlar ile çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. Bakan Uraloğlu, risk oluşturan gemilere yönelik başlatılan yoğunlaştırılmış liman devleti denetimlerinin mevzuat altyapısının oluşturularak Liman Devleti Denetimi Uygulama Yönetmeliği kapsamına alındığını belirterek, "2025 yılında Akdeniz MoU’da yapılan denetimlerin yüzde 42,7’si, Karadeniz MoU’da gerçekleştirilen denetimlerin ise yüzde 11,1’i ülkemiz limanlarında bu kapsamdaki gemilere yönelik yapıldı" ifadelerini kullandı. Denetimlerde standart altı gemilere odaklanılması nedeniyle tutulma oranlarının MoU ortalamalarının üzerinde gerçekleştiğini ifade eden Uraloğlu, "2025 yılında Akdeniz MoU genelinde tutulma oranı yüzde 7,3 iken Türkiye’de yüzde 14,3; Karadeniz MoU genelinde yüzde 6,7 iken Türkiye’de yüzde 21,3 olarak kaydedildi. Bu uygulama ile standart altı gemilerin denizlerimizde seyir, can, mal ve çevre emniyetini riske atmasının önlenmesini hedefliyoruz. Denetimleri kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. "2025 yılında 583 gemiye program dışı denetim gerçekleştirdik" Kabotaj sefer bölgesinde önemli ölçüde yük ve yolcu taşımacılığı yapıldığını belirten Bakan Uraloğlu, "Yalnızca uluslararası değil, ulusal sefer yapan Türk bayraklı gemilerde de standartların yükseltilmesi amacıyla 2025 yılında 583 gemiye program dışı denetim gerçekleştirdik" dedi. Uraloğlu ayrıca ulusal sefer yapan kuru yük gemilerine 2024 yılından itibaren yetkilendirilmiş klas kuruluşları aracılığıyla, yolcu ve araç taşımacılığı yapan gemilere ise 2025 yılının son çeyreğinden itibaren liman başkanlıkları marifetiyle durum değerlendirme denetimi yapılması uygulanmasına devam edildiğini belirtti. Uraloğlu, Türkiye’nin gelişen ticaret hacmine paralel olarak Türk denizciliğinin güçlenerek büyümeye devam ettiğini, denizlerde emniyet standartlarının artırılmasına yönelik tüm tedbirlerin kararlılıkla uygulanmasının sürdürüleceğini ifade etti.
Düzce Ramazan’da sağlık konuşuldu Düzce Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ve Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü iş birliğiyle düzenlenen ve ülkemizin en büyük bilim toplum buluşmalarından biri haline gelen Bilim Kafe etkinliğinde, "Ramazan Sofralarında Sağlık: Gerçekten Güvende miyiz?" konusu ele alındı. Düzce Millet Bahçesi’nde gerçekleştirilen etkinliğe; Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Etkinlikte Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi H. Nejat Küçükdağ, halka bir araya gelerek Ramazan Ayı’nda sağlıklı beslenme ve gıda güvenliğinin korunmasına yönelik önemli bilgiler paylaştı. Programın açılış konuşmasını yapan Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, Düzce Üniversitesi’nin toplumsal katkı misyonu ile düzenlenen, toplumla iç içe ve bilimsel farkındalık oluşturan Bilim Kafe etkinliklerinin düzenli olarak gerçekleştirildiğini belirtti. Bilim Kafe etkinlikleri ile akademisyenlerin bilgi ve deneyimlerini vatandaşlarla buluşturulduğunu ve günlük yaşamı ilgilendiren konularda toplumsal farkındalık oluşturmanın amaçlandığını belirten Duygu Özdemir Cömert, "Özellikle Ramazan Ayı’nda sağlıklı ve güvenli beslenme gibi önemli bir konunun bilimsel açıdan ele alınmasını son derece kıymetli olduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. "Gıda güvenliği üretim aşamasından sofraya kadar uzanıyor" Gıda güvenliğinin yalnızca tüketim aşamasıyla sınırlı olmadığını belirterek konuşmasına başlayan Nejat Küçükdağ, gıda güvenliğinin üretim, hasat, taşıma, depolama ve hazırlama süreçlerinin tamamını kapsadığını ifade etti. Özellikle pestisit kalıntılarının insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Küçükdağ, bazı sebze ve meyvelerin pestisit riski açısından daha hassas olduğunu, bu nedenle tüketim öncesinde doğru temizleme yöntemlerinin uygulanmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Gıdaların temizlenmesinde yaygın olarak kullanılan sirkenin her zaman doğru bir yöntem olmadığını vurgulayan Küçükdağ, pestisit kalıntılarının azaltılmasında karbonatlı su ile yıkamanın daha etkili bir yöntem olduğunu ifade etti. "Mutfak ekipmanları ve saklama şartları sağlık açısından çok önemli" Mutfakta kullanılan araç gereçlerin de sağlık açısından önemli olduğunu belirterek, özellikle plastik kesme tahtalarının zamanla mikroplastik oluşumuna neden olabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Küçükdağ, bunun yerine doğru temizlenmiş ahşap, bambu veya paslanmaz çelik yüzeylerin tercih edilmesinin daha güvenli olabileceğini vurguladı. Kaplaması zarar görmüş teflon tencere ve tavaların sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirten Dr. Küçükdağ, ayrıca asitli gıdaların uzun süre bekletilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi. Gıdaların uygun sıcaklık şartlarında saklanmasının önemine değinen Küçükdağ, çiğ ve pişmiş gıdaların bir arada muhafaza edilmemesi gerektiğini ve pişmiş yemeklerin uygun şekilde soğutulduktan sonra buzdolabına kaldırılmasının gıda güvenliği açısından kritik olduğunu ifade etti. "Ramazan’da sağlıklı beslenmenin en önemli anahtarı protein tüketimi" Ramazan ayında özellikle sahur öğününde protein ağırlıklı beslenmenin önem taşıdığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Nejat Küçükdağ, karbonhidrat tüketiminin sınırlandırılmasının önemine de dikkat çekti. Ramazan Ayı’nda da doğal ve katkısız gıdaların tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Küçükdağ, kırmızı pancar, orman meyveleri, keten tohumu, chia tohumu ve kinoa gibi besinlerin sağlık açısından önemli faydalar sunduğunu ifade etti. Katılımcılardan gelen sorularının yanıtlanmasının ardından toplum sağlığına yönelik bilimsel farkındalığın artırılmasını amaçlayan program günün anısına hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.