TEKNOLOJİ - 26 Temmuz 2016 Salı 17:02

'Ekranlar alkol ve sigara kadar zararlı'

A
A
A
'Ekranlar alkol ve sigara kadar zararlı'

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzman Doktor Serkan Süren, cep telefonu, tablet gibi el altındaki ekranların sigara, alkol ve uyuşturucu kadar tehlikeli olduğunu, ailelerin çocukların ekran başında geçirdiği süreye sınır koyması gerektiğini söyledi.

Restorana girildiğinde menüden önce wifi şifresini isteyen anne-babaların, çocuklarını tablet/telefondan uzak tutamamaktan yakındığı bir dönemden geçildiğini belirten Medical Park Samsun Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzm. Dr. Serkan Süren, önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Süren “İnternet artık hayatımızın vazgeçilemez bir gerçeği, birçok alanda kolaylaştırıcı ve zaman kazandırıcı, pratik yanı da yadsınamaz. İnternet erişimine olanak veren teknolojik aygıtlar daha birkaç yıl öncesinde masa üstünde hantal büyük bilgisayarlar ile sınırlıyken, artık kablosuz birçok mobil cihazla hayatımızın her yeri ve her anında, vücudumuzun bir parçası, olmazsa olmazı gibiler. Peki, farkında olmadan bazı tutumlarımız teknolojinin faydadan çok bağımlılık yapıcı olmasına çanak tutuyor olabilir mi? Ödevleri yapmak için kitap, kalem, defter üçlüsünün daha ilköğretim yıllarından itibaren yeterli gelmediğinin aileler tarafından kabul edilmek zorunda kalınması bu dönemin diğer bir özelliğidir. Daha düne kadar okul ortamlarına teknolojik aygıtların sokulmaması için ciddi önlemler alınmaktayken, artık okul yönetimlerinin bizzat kendileri, sağladıkları teknolojik alt yapıyı övünç kaynağı olarak gösterip ‘tabletle işlenen dersler’ oluşturma eğilimindeler. Başarıyı arttıracağı inancıyla çocukların ellerine tutuşturulan tabletler ile bir tık uzaktaki oyunlara erişmeden veya video oynatıcılara girmeden ödevlerini yapmalarını, test çözmelerini istemekteyiz; çocukların yaşlarının çok üstünde sorumluluk yükleyerek, ölçüsüz bir beklenti içinde olduğumuz gerçeğini görmezden geliyoruz” dedi.

"İNTERNET OLMADAN UYUYAMAZ HALE GELİYOR"

Dr. Süren şu bilgileri verdi: “Zaman içersinde bu ortamı teneffüs eden çocukların ergenlik döneminde, internet olmadan uyumak, yemek yemeyi, yolculuk yapmayı ‘nasıl yani, yok artık’ dedirten kabul edilemez bir durum olarak algılaması, ailelerin seyirci ve çaresiz kaldığı genel bir sorundur. Çok değil birkaç yıl öncesinde uzun süre TV seyreden çocukların gözlerinin bozulmasından endişe edilirken artık; obezite, asosyal olma, sinirlilik, öfke patlamaları, uyku problemleri gibi çok daha ciddi ve farklı alanlarda sorunlarla karşı karşıya kalınmaktadır.”

El altındaki ekranların sigara, alkol ve uyuşturucu kadar tehlikeli olduğunu söyleyen Dr. Serkan Süren “Başında geçirilen zamanın kontrolü üzerinde denetim yitirildiğinde, elimizin altındaki ekranlar; sigara, alkol ve uyuşturucu maddelerden daha az tehlikeli olmayıp en az onlar kadar bağımlılık yapma potansiyeline sahiptirler. Bu anlamda ailelerin en çok dikkat etmeleri gereken şey, ekran başında geçirilen süreyi denetlemeyi çocuktan beklemek yerine, daha direktif davranarak net sınırlar çizebilmek olmalıdır. Çocuğun kendiliğinden yorulup, sıkılıp teknolojik aygıttan uzaklaşmasını ummanın; sunulan renkli, zevkli oldukça cazip sanal ortam düşünüldüğünde kesinlikle gerçekçi bir beklenti olmadığı fark edilmelidir.”

DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Psikiyatri Uzmanı Dr. Serkan Süren dikkat edilmesi gerekenler hakkında şunları söyledi: “Anne, baba ve yakın çevre örnek davranış sergileyebilmeli, teknolojik aygıtlar ile evde ve sosyal ortamlarda geçirilen süre konusunda kendilerini denetleyebilmelidir. Olumlu bir davranışın veya iyi alınmış bir notun karşılığı ekran başında daha fazla zaman geçirme olmamalıdır. Ödevlerin bittikten sonra bilgisayar açabilirsin yaklaşımı ödevlerin üstünkörü, baştan sağma tez elden yapılmasına neden olacağından doğru bir yaklaşım değildir.”

“BAĞIMLILIK YAPAN BİR UĞRAŞTAN UZAKLAŞABİLMEK BAŞARI SAĞLAYABİLMENİN EN ÖNEMLİ ÖN KOŞULU”

“Bağımlılık yapan bir uğraştan uzaklaşabilmek başarı sağlayabilmenin en önemli ön koşuludur” diyen Dr. Süren “Ekrandan uzaklaşıldığında oluşacak zamansal boşluğun çocuğun eğilimleri doğrultusunda alternatif zevk veren spor veya sanatsal bir sosyal aktivite ile doldurulabilmesidir. Ekran bağımlılığı yukarıdaki önlemler alınarak azaltılamadığında; kendiliğinden çözülmesi beklenmeden profesyonel yardım alınması gereken, ertelenmesi daha ciddi psikolojik sorunların gelişimine zemin hazırlayan klinik bir bozukluktur” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Samsun’da Gülden Coni davası için ‘caydırıcı ceza’ çağrısı Edirne’de geçen yıl 15 yaşındaki Gülden Coni’nin 30 bıçak darbesiyle öldürüldüğü cinayete ilişkin Samsun’da düzenlenen basın açıklamasında. sanık ve aile üyeleri için ‘caydırıcı ceza’ çağrısı yapıldı. Edirne’de 15 yaşındaki Gülden Coni. 5 Nisan 2025 tarihinde yaşıtı olan E.A tarafından 30 bıçak darbesiyle öldürülmüştü. Samsun’da düzenlenen basın açıklamasında katile verilen 19 yıl hapis cezası ve katilin ailesinin tutuksuz yargılanması protesto edildi. ’Adalet isteyen gençler’ olarak kendilerini tanıtan grup adına basın açıklamasını okuyan Ecrin Taştekin, "Şu an burada bu açıklamayı yaptığımız Samsun’da, bu katil cezaevinde yatmaktadır. Ancak verilen 19 yıllık cezanın yatarı sadece 5 yıldırç 30 bıçak darbesinin karşılığı. bir çocuğun hayatının bedeli Samsun’un bu havasını sadece 5 yıl solumak mı olmalı? Daha da acısı kanlı kıyafetleri yıkayan anne ve teyze ile bıçağı saklayan baba, bir yıldır elini kolunu sallayarak dışarıda gezmektedir. Katil Samsun’da cezaevinde misafir edilirken, suç ortakları dışarıda nefes almaya devam etmektedir. Bu, toplumun adalet duygusuna indirilmiş en büyük darbedir. İddianamesi bir yıl sonra hazırlanan bu aile üyelerinin serbestçe gezmesine artık tahammülümüz kalmadı. 17 Haziran’daki mahkeme, adaletin ya yerini bulacağı ya da tamamen susacağı gündür. Buradan Samsun’dan ve tüm Türkiye’den haykırıyoruz: Tüm aile cezalandırılmalıdır. Katilin kanlı elbiselerini yıkayan anne ve teyze, bıçağı yok eden baba ‘suçluyu kayırma’dan değil, cinayete iştirakten yargılanmalı ve tutuklanmalıdır. 15 yaşındaki bir çocuğun yaşam hakkını gasp etmenin karşılığı 5 yıl olamaz. Katilin Samsun’daki cezaevinden elini kolunu sallayarak çıkmasını ve aramızda dolaşmasını istemiyoruz. Katillerin ve onlara siper olanların dışarıda gezdiği bir düzende hiçbir çocuk güvende değildir" dedi. Gülden Coni’nin ablası Nurhan Alüzrek’in gönderdiği ses kaydı da açıklama sonrası orada bulunanlara dinletildi. Abla Alüzrek, "O gün sadece kardeşimi öldürmediler. Bizim evimizi susturdular. Annemin gülüşünü öldürdüler. Babamın içini yaktılar. Benim içimde bir ömür kapanmayacak bir yara bıraktılar bana. Ve en acısını biliyor musunuz? Biz bu kadar büyük bir acının içinde boğulurken, bazıları hala hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam ediyor. Başta planlı olduğu söylenen bir cinayet, sonra bir anda sıradanlaştırıldı. Bir çocuğun hayatı birkaç hukuki cümle ile eksiltildi. Ve şimdi biz Yargıtay’dan haber bekliyoruz. Biz adalet bekliyoruz. Biz vicdan bekliyoruz. Çünkü bize verilen bu acının karşılığı birkaç yıl olmamalı. Bugün katil Samsun cezaevinde yatıyor. Annesi babası gidip onu görebiliyor. Sesini duyabiliyor, ona sarılabiliyorlar. Peki ya biz? Biz bir mezar taşı görüyoruz sadece" ifadelerini kullandı. Yapılan açıklamanın ardından gökyüzüne balonlar bırakıldı. Basın açıklamasına CHP İl Kadın Kolları Başkanı Nilsu İrem Koçyiğit Bahadır ve CHP İlkadım İlçe Başkanı Umut Alkaç da katılarak destek verdi.
Şanlıurfa Görüntüleri izleyen Viranşehir’e akın etti: Anahtarlı tedavi iddiası sosyal medyada gündem oldu Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde konuşamayan insanların ağzına anahtar koyarak tedavi ettiğini iddia eden şahsın sosyal medyada gündem olan görüntülerinin ardından evi vatandaşların akınına uğradı. Viranşehir ilçesinde yaşayan Seyit Cuma Tufehi, konuşamayan insanlara dua edip ağzına anahtar koyarak konuşturduğunu iddia etti. Ücret almayan Tufehi’nin insanların ağzına anahtar koyarak konuşturduğunu gösteren videolar, kısa sürede sosyal medyada milyonlarca kişi tarafından izlendi. Görüntüleri izleyenler, konuşamayan yakınlarını yanlarına alarak Viranşehir’e akın etti. Türkiye’nin dört bir yanından ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden telefonla arayan aileler, randevu aldıktan sonra konuşma güçlüğü çeken çocukları için kapıda uzun kuyruklar oluşturdu. Oğlunun ilk kelimelerini kullanmaya başladığını söyleyen Vahit Ekmen, "Benim oğlumun kulağı duyuyor ama konuşamıyor. Seyit Cuma Tufehi’nin yanına getirdik. Allah’a şükür oğlum yavaş yavaş konuşmaya başladı" dedi. Adana’dan geldiğini söyleyen Salih Gülağacı, "Adana’da gece dönercisiyim. Oğlumda bir kekemelik vardı. Sosyal medyada duydum getirdim. Seyit Cuma Tufehi onu konuşturdu. Buradan çok mutlu bir şekilde gideceğiz. Hüngür hüngür ağladık" dedi. Az da olsa oğlunun konuşmaya başladığını söyleyen İsmail Çılgın, "Çocuğumuzu getirdik, ağzına anahtar kattılar. Az bir şey bile olsa dili açıldı" diye konuştu. İki defa daha geleceğini söyleyen Çılgın, inşallah dilinin daha da açılacağını belirtti. Konya’dan geldiğini söyleyen İmam Bakır Özkan, çocuğunun konuşmasının çok ağır olduğunu ve buraya geldikten sonra konuşmaya başlayacağını umut ettiklerini dile getirdi. Buraya gelerek şifa bulduklarını söyleyen Mehmet Aydın, "Hiç konuşamayan insanlar buraya geldi ve iyileşti. Şifa buluyoruz. İnşallah devam edecektir" dedi. İnsanların Allah sayesinde konuştuğunu söyleyen Seyit Cuma Tufehi ise, dünyanın birçok ülkesinden insanların geldiğini belirtti. Tufehi, "Şifa veren Allah’tır, ben vermiyorum ama Rabbimizi sonsuza kadar severiz. Yeter ki inancı olsun. Allah’ın gözleri vardır, evliyaları vardır. Allah takva sahibinin yanındadır. Amel sahibinin yanındadır. Salih evliyalar vardır. Allah diyor ki, ’Eğer onlar isterse Allah da ister.’ Allah bize nerede meyil ederse biz de oradayız. Bir tek Allah’ı arayacaksınız. Allah’ın kanunu Kur’an-ı Kerim’dir. Hazreti Muhammed’in yolunda, ehli beytin yolunda" diye konuştu.