DÜNYA - 15 Eylül 2025 Pazartesi 17:57 | Son Güncelleme : 15 Eylül 2025 Pazartesi 18:19

Erdoğan: 'Karşımızda kandan beslenen bir terör zihniyeti ve onun vücut bulduğu bir devlet var'

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Karşımızda kaostan ve kandan beslenen bir terör zihniyeti ve onun vücut bulduğu bir devlet var. Son dönemde haddini bilmez bazı İsrailli siyasetçi müsveddelerinin "Büyük İsrail" hezeyanını sık sık tekrarladığını görüyoruz. İsrail'in komşu ülkelerdeki işgallerini genişletme çabaları bu hedefin somut birer tezahürüdür" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasına katılımcı heyeti selamlayarak ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed El Sani'ye ev sahipliği için teşekkürünü ileterek başladı. Erdoğan," Sözlerimin hemen başında soykırımcı İsrail'in Katar'a düzenlediği menfur saldırıda şehit edilen Filistinli ve Katarlı kardeşlerimize Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Yüce Rabbim şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin. 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in Gazze'de işlediği soykırım nedeniyle İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Ligi olağanüstü zirveleri düzenledik. Bu zirvelerde İsrail'in artan saldırganlığının artık bölgemiz için kesin kes durdurulması gereken bir tehdit oluşturduğunu dünyaya ilan ettik. Terörden beslenen bu çarpık zihniyetin uluslararası istikrar ve güvenlik için risk teşkil ettiğini defalarca ortaya koyduk. İsrail, Filistin'den sonra Lübnan'a, Yemen'e, İran'a ve Suriye'ye saldırdı. Tunus açıklarındaki sivil gemileri hedef aldı. Seçilmiş siyasetçilere ve devlet adamlarına suikastler düzenledi" dedi.

 "Son saldırı İsrail'in haydutluğunu artık farklı bir boyuta taşımıştır"

İsrail’in arabulucu Katar’a saldırısının İsrail haydutluğunu farklı bir noktaya taşıdığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü zirveyi Doha’da gerçekleştirmelerini bu bakımdan çok önemli ve anlamlı bulduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya kamuoyunun bu toplantıyı İslam Alemi'nin Katar'a koşulsuz desteğinin bir tezahürü olarak görmesi gerektiğinin altını çizdi. Katar'ın bu Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed El Sani’nin dirayetli ve bilge liderliğinde vakarla yönettiğini gördüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin dost ve kardeş, müttefik ülke Katar'ın her daim yanında olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Netanyahu hükümetinin esas amacının bir yandan Filistin'deki katliam ve soykırımı sürdürürken, diğer yandan hiçbir ayrım yapmadan tüm bölgeyi istikrarsızlığa sürüklemek olduğunun artık şüphe götürmez bir gerçek olduğunu belirterek," Karşımızda kaostan ve kandan beslenen bir terör zihniyeti ve onun vücut bulduğu bir devlet var. Birleşmiş Milletler şartını açıkça ihlal eden uluslararası hukuka ve kural temelli uluslararası sisteme meydan okuyan bu zihniyet, işlediği suçların cezasız kalmasıyla halen ayakta kalabilmektedir" dedi.

Bazı ülkelerin Filistin devletini tanıma niyetlerini açıklamaları da elbette olumlu bir adımdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrailli siyasetçilerin şahsını hedef alan söylemlerinin sık sık tekrar ettiğini ifade etti. Erdoğan,"Son dönemde haddini bilmez bazı İsrailli siyasetçi müsveddelerinin büyük İsrail hezeyanını sık sık tekrarladığını görüyoruz. İsrail'in komşu ülkelerdeki işgallerini genişletme çabaları bu hedefin somut birer tezahürüdür. İslam alemi İsrail'in bu yayılmacı emellerini boşa çıkaracak dirayete ve imkana Allah'ın izniyle sahiptir. Netanyahu katliam şebekesinin muvazeneyi kaybetmesi artık destekçileri için de maliyet oluşturmaya başladı. Katar'a yönelik pervasız saldırılar karşısında İsrail'e kayıtsız şartsız destek verenler de tepki göstermek mecburiyetinde kaldı. Bazı ülkelerin Filistin devletini tanıma niyetlerini açıklamaları da elbette olumlu bir adımdır. Gönül isterdi ki bu daha erken bir aşamada yapılsın. Ancak bu adımlar İsrail'e yönelik somut ve güçlü yaptırımlarla desteklenmediği takdirde netice vermekte zorlanacaktır" ifadelerini kullandı.

" Artık bazı alanlarda kendi kendine yeter seviyeye ulaşmamız şarttır"

Diplomatik gayretlerin İsrail'e yaptırım uygulamalarının artması için yoğunlaştırılması ve İsrailli yetkililerin adalet önünde hesap vermeleri için uluslararası hukuk mekanizmalarının kullanılması gerektiğinin bir kez daha altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan," İsrail'in güçlü bir tepki ve yaptırımla muhatap olmadan kısa vadede durmayacağını, işgal ve istikrarsızlık politikalarına hız vereceğini biliyoruz. Bunu engelleyecek imkanlarımızın olduğunun farkındayız. Artık bazı alanlarda kendi kendine yeter seviyeye ulaşmamız şarttır. Bunların başında caydırıcı bir savunma sanayi ve kalkınma geliyor. Yeteneklerimizi ve tecrübelerimizi siz kardeşlerimizle paylaşmaya hazır olduğumuzu bilmenizi isterim. Gelecek on yılları kazanmak için şimdiden bu alanlarda işbirliğimizi yoğunlaştırmamız gerektiğini düşünüyorum" dedi.

İsrail'in ekonomik olarak da sıkıştırılması gerektiğine inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan," Daha önceki tecrübeler bu tür adımların netice verdiğini gösteriyor. Biz Türkiye olarak bir buçuk senedir İsrail'le tüm ticari işlemleri durdurduk. Böylece yıllık olarak 9 buçuk milyar dolarlık bir rakamdan sarfı nazar ettik. Uluslararası Adalet Divanı'nda açılan soykırım davasına desteğin de çok önemli olduğu kanaatindeyim. " açıklamasını yaptı.

Bölgenin güvenliğinin el birliğiyle sağlanacağı somut adımları ve mekanizmaları hayata geçirebilmenin önemine değinenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, heyet üyelerine gerçekleştirdiği hitabında" Bu noktada İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde yapılabilecekler olduğuna inanıyorum. Bizler 1967 sınırları temelinde coğrafi bütünlüğü haiz başkenti Doğu Kudüs olan Filistin Devleti vücut bulana kadar mücadeleye azimle devam edeceğiz. Bu kutlu davada ne tehciri ne soykırımı ne de bölünmüşlüğü kabul edebiliriz. Zirvenin ve alacağımız kararların İsrail tehdidi durdurmak için ilave adımlar atılmasına vesile olmasını ve toplantımızın sonuçlarının harfiyen takip edilmesini temenni ediyorum. Toplantının düzenlenmesine katkıda bulunan herkese teşekkür ediyorum" diyerek sözlerini tamamladı.

Hülya Keklik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Niğde Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Dinç: "Bağımlılıkla mücadelede devletin çabası yetmez, herkes sorumluluk almalı" Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, "Bağımlılıkla mücadelede devletin çabası yetmez, herkes sorumluluk almalı" dedi. Niğde’deki programı çerçevesinde ilk olarak Vali Nedim Akmeşe’yi ziyaret eden Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, kentte yürütülmesi planlanan projelere ilişkin bilgi alışverişinde bulundu. Ziyaretin ardından Yeşilay Danışmanlık Merkezi’nde basın mensupları ve gönüllülerle bir araya gelen Dinç, Türkiye genelinde yürütülen çalışmalar hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin her köşesinde 104 yıldır faaliyet gösterdiklerini ifade eden Dinç, bağımlılığın birey ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek, "Bağımlılık bir insanın başına gelmiş en kötü şeydir. Bağımlı insan işini kaybeder, ilişkilerini kaybeder, sevdiklerini, dostlarını kaybeder, sağlığını, yeteneğini kaybeder ve en sonunda kendini kaybeder. Bir insanın, aynı zamanda bir toplumun da başına gelebilecek en kötü şey, çocuklarının, gençlerinin, gelecek nesillerinin bağımlı olmasıdır. O yüzden Türkiye Yeşilay Cemiyeti, ne herhangi bir insanımız bu problemi yaşasın istiyor ne de toplumumuzda böyle bir problem olsun istiyor. Çünkü hem bireye zarar veriyor hem toplumu kökünden yıkan olumsuz etkiler ortaya çıkarıyor" ifadelerini kullandı. Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca kurumların çabasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Dinç, "Seferberlik diyoruz, çünkü bağımlılıkla mücadelede devlet kurumları gayret ediyor, yetmez. Yeşilay çalışma yapıyor, yetmez. Her bir insanımızın bu konuda sorumluluk alması, bu yükün altında kalmamak için mücadelemize destek vermesi gerekiyor" dedi. Dinç, bağımlılığın aileler üzerinde oluşturduğu ağır yükü şu sözlerle anlattı: "Danışanlarımızdan birinin annesi şöyle yazmış; ‘Ben evladımdan vazgeçmiştim, siz vazgeçmediniz, şimdi kurtuldu’ demiş. Bir insan evladından vazgeçer mi? Geçebiliyor. Çünkü bağımlılık öyle bir noktaya getiriyor ki anne, ‘Evladım ölsün diye dua ediyorum. Kendine de eziyet ediyor, bize de eziyet ediyor, başkasına da eziyet ediyor’ diyor. Allah hiçbir yuvaya vermesin istiyoruz." Yeşilay’dan çocuklar ve gençler için eğitim ve projeler Bağımlılıkla mücadelenin özellikle çocuklar ve gençler üzerinden güçlendirilmesi gerektiğini belirten Dinç, anaokulundan itibaren eğitim verdiklerini söyledi. Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı kapsamında bugüne kadar 7 milyon öğrenciye ulaştıklarını ifade eden Dinç, 188 üniversitede Genç Yeşilay kulüplerinin faaliyet gösterdiğini kaydetti. Gençlerin enerjisinden ve vizyonundan yararlanmak istediklerini ifade eden Dinç, spor salonları, kütüphaneler ve atölyelerle çocuklara güvenli alanlar oluşturduklarını, Niğde’de "Yeşil Kampüs" projesini hayata geçirmek istediklerini belirtti. Uyuşturucu, kumar ve tütün bağımlılığına dikkat çeken Dinç, "Uyuşturucuyla, kumarla, tütünle alakalı problemler var. Artık sayı vermeye gerek yok. Yangın yanımızda. Yangın geliyor diye bağırmaya gerek yok, bizatihi görüyoruz, sıcağını hissediyoruz. Yangın varken bir yerde başka iş yapılmaz. Kimin ne işi varsa bırakır, herkes toplu şekilde yangın söndürmeye gider. Şu anda bağımlılıkla alakalı bir yangın var. Bütün dünyada var, ülkemizde de var. İşimizi gücümüzü bırakacağız, birinci önceliğimiz bu yangını söndürmek olacak. Niğde’de verdiğimiz bu mücadelede sizlerin de çok desteğini bekliyoruz" şeklinde konuştu.