GÜNDEM - 18 Ocak 2020 Cumartesi 09:50

Eski çırak, ustasını tıraş etti

A
A
A
Eski çırak, ustasını tıraş etti

Eskişehir’de kuaförlük yapan Hasan Yılmaz, 15 yıl önce yanında çırak olarak çalışmaya başladığı ustası Halil İbrahim Gül’ü tıraş etti.

Türkiye’de usta ve çırak ilişkisinin yoğun olarak yaşandığı mesleklerin başında berberlik ya da diğer adıyla kuaförlük geliyor. Küçük yaşta, ustaların yanında çalışarak ve onları izleyerek zanaat öğrenen çıraklar gelecekte mesleğin devam etmesini sağlıyorlar. Küçük yaşta saç kesmeyi öğrenen bu çıraklardan birisi de şu anda 2 kuaför dükkânı sahibi olan Hasan Yılmaz.

15 yıl önce Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde usta Halil İbrahim Gül’ün yanında çıraklığa başlayan Yılmaz, şimdilerde kendi çıraklarını yetiştiriyor. İki kuaför dükkânı sahibi olan Yılmaz, yurt dışında gerçekleştirilen saç kesimi yarışmalarına da katılıyor. İtalya’da gerçekleşen son yarışmada şampiyonluk kazanan Yılmaz, başarılarını ve mesleğindeki ilerleyişini ustasına borçlu olduğunu söylüyor. Artık bir usta olan Hasan Yılmaz, kendisine saç kesmeyi öğreten ustası Halil İbrahim Gül’ü tıraş etmenin mutluluğunu yaşıyor.

“15 yıl önce çırağımdı şimdi ben onun dükkânında tıraş olmaya geldim”

30 yıldır berberlik yapan usta Halil İbrahim Gül, çırağı Hasan Yılmaz’a tıraş oldu. Çıraklıktan ustalığa bir zanaatkâr yetiştirmenin kendisine gurur verdiğini ifade eden Gül, “30 yıldır berberim, 16 yıldır Seyitgazi’de berberlik yapıyorum. 15 yıl önce ise Hasan çırak olarak yanıma geldi. Şu anda ben onun dükkânındayım, tıraş olmaya geldim. Onunla gurur duyuyorum. Kendisinin artık bir usta olmasındaki katkımdan dolayı da çok mutluyum. Benim şu anda yetiştirmiş olmuş 7-8 tane çırağım var ama içlerinde Hasan’ın buralara geleceği, çocukluğundan belliydi. Böyle bir dükkân isteği çocukluğundan vardı. Hedefleri belliydi ve oraya da ulaştı” diye konuştu.

“Artık çocuklar çok kıymetli”

Çırak yetiştirmenin artık zor olduğunu vurgulayan Gül, ailelerin çocuklarına çok düşkün olduklarını belirtti. Geçmişte ustaların anne ve baba kadar saygı gördüğüne değinen Gül, “Şimdiki çıraklar dükkâna sadece hafta sonu geliyorlar okudukları için. Önceden usta, anne ve babayla bir görülürdü. Aileler ‘eti senin, kemiği benim’ diyerek çocuklarını yollarlardı. Şimdi bunu yapamıyorlar. Çocuklar çok kıymetli artık. Biraz kızsak, bağırsak işi bırakıp gider şimdiki çıraklar” ifadelerini kullandı.

“Usta yetiştirerek yeni fidanlar dikmeyi amaçlıyoruz”

Ustasından öğrendiklerini çıraklarına öğretmeyi hedeflediğini aktaran Hasan Yılmaz, “Tam olarak hedeflediğim yerde değilim ama çok şükür, hedefime çok yakınım. Benim bu mesleğe başlama sebebim ustam İbrahim ağabey olur. Benim için çok emek verdi. Dükkândan kaçıp gittiğim zamanlarda kolumdan tutup beni geri getirirdi. Ona ne kadar teşekkür etsem az, üzerimde emeği gerçekten çok fazladır. Biz onunla usta-çıraktan ziyade ağabey-kardeş, baba-oğul, birer yoldaştık kendisiyle. Yürüdüğümüz yoldan ben zamanında çok pes ettim ama İbrahim ağabey pes etmedi beni geri çevirdi. Şu anda yetiştirdiğimiz çıraklar var; biz de onlara bize ne verildiyse daha fazla üstüne koyup daha fazla usta yetiştirerek yeni fidanlar dikmeyi amaçlıyoruz” dedi.

Eski çırak, ustasını tıraş etti

“Ustamı kendi dükkânımda tıraş ediyor olmam gurur verici”

Kendi dükkânında ustasını tıraş etmenin mutluğunu ve gururunu yaşadığını söyleyen Yılmaz, “Şu anda roller değişmiş gibi duruyor ama aslında hiç değişmedi. Sadece yerlerimiz değişti. Şu anda ustamı kendi dükkânımda tıraş ediyor olmam gerçekten çok gurur verici. Biz biraz daha eski toprak insanların yanında yetiştiğimiz için şimdiki çıraklara pek sert davranamıyoruz. Bağıramıyoruz bile, hemen gözyaşları dökülüyor, annesine veya babasına gidiyor. Bu sebeple bizim mesleğimizin, ilerleyen zamanlarda ciddi sıkıntılar çekeceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“Benim buralara gelebilme sebebim ustamdır”

Mesleğinde ve hayatında ustasından önemli dersler aldığını önemle vurgulayan Hasan Yılmaz sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Benim buralara gelebilme sebebim ustamdır. Ona ne kadar teşekkür etsem az ve her zaman da öyle olacak. Ben buradan yarışma için İtalya’ya gittim ve dünya şampiyonu oldum orada, hamdolsun. Sonrasında ise kupayı getirdim ve ustama verdim. Dedim ki, ‘ağabey bu kupa sana ait, bana değil’. Umarım bunu herkes yapar ve örnek bir davranış olur. Biz ustamla ağabey-kardeş, baba-oğuluz, birbirimizi hiç geri çevirmedik. Bundan 15 sene önce de böyleydi, şimdi de böyle.”

Ersin Gökdağ - Abdullah Güçlü
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Sumud Filosu’nda İsrail güçleri tarafından alıkonulan HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan, konfederasyon tarafından karşılandı Sumud Filosu’nda İsrail güçleri tarafından alıkonulan Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan ve HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin, Türkiye’ye dönüşlerinin ardından HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından karşılandı. Gazze’ye insani yardım götürmek için Global Sumud Filosu ile çıktığı yolculuğunda İsrail saldırısıyl alıkonulan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ve HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin, diplomatik girişimler sonucunda Türkiye’ye getirildi. HAK-İŞ’e bağlı sendika başkanları ve üyeleri tarafından karşılanan Arslan, yaptığı konuşmada, dünyanın Sumud Filosu’nda yaşananları bilmesi gerektiğinin altını çizdi. Arslan, "Bunu teşkilatlarımızın dünyanın bilmesi gerekiyor. Gerçekten Sumud için Siyonist devletinin yapmış olduğu hazırlıklar bir plan dahilinde yapılmış. Gemilere müdahaleden başlayarak sınır dışı edildiğimiz saate kadar her şey planlanmıştı. Bir dakikası bile boş geçmeyen işkenceler, hakaretler, aşağılanmalar, bir insana yapılmaması gereken ne varsa hepimize uygulandığı bir süreç yaşadık. Bunların böyle olduğunu biliyorduk. Ama bu kadar olduğunu bilmiyorduk. Geçen yıl Sumud 1’de yaşananların on katı değil yüz katını yaşattılar. Neden? Sumud onlar için büyük bir baş belası. Sumud bir ateşkesin kısmen de olsa sağlanmasını gerçekleştirmişti. Yardımların kısmen de olsa gitmesini sağlamıştı. Uluslararası toplumun Filistin konusunda inanılmaz duyarlılık oluşturmuştu. Ve bütün dünya ayağa kalkmıştı" dedi. "Amacımız, bir duruş ortaya koymak ve bunun karşılığında onurumuzu, yerlere süründürmeden dik durabilmekti" Sumud’un İsrail güçlerine karşı olan duruşuna değinen Arslan, "Ama Sumud’un ilkesi şu; ‘asla karşılık vermeyeceğiz, asla şiddete eğilim göstermeyeceğiz, asla gözlerine bakmayacağız, asla onlarla bir münakaşaya girmeyeceğiz’. Çünkü bunları yaparsanız Fatma gibi daha çok dayak yiyorsunuz. Daha fazla hakaret görüyorsunuz. Daha fazla işkence görüyorsunuz. Bizim oradaki amacımız, bir duruş ortaya koymak, o duruşumuzun karşılığında onurumuzu, haysiyetimizi, kişiliğimizi asla yerlere süründürmeden dik durabilmekti" ifadelerine yer verdi. Sumud 2 misyonunun daha Gazze’ye ulaşamadan uluslararası kamuoyunda büyük etki oluşturduğunu ifade eden Arslan, dünyanın birçok ülkesinde halkların Filistin için meydanlara çıktığını söyledi. Arslan, Batılı halkların hükümetlerinin baskılarına rağmen Filistin için ses yükselttiğini belirterek, Sumud misyonuna katılan yüzlerce aktivistin büyük bölümünün İslam dünyasından olmadığına dikkati çekti. "Şov yapmak için değil, Filistin için gittik" Arslan, Sumud yolculuğunun herhangi bir gösteri amacı taşımadığını ve kamuoyuyla önceden paylaşmadığını söyleyerek, "Amacımız Filistinli kardeşlerimizin acılarını dindirmek. Onların yaşadığı zorlukları görüp bunu sizinle paylaşıp daha fazlasını yapmayı istemek. Derdimiz bu, şov yapmak değil. Şov yapmak istesek bir ay önceden propaganda yapardık. Ailemin dışında kimseye paylaşmadık. Yönetim kurulundaki arkadaşlarımıza son gün söyledim. Neden? Çünkü bu istismar edilsin istemedik" diye konuştu. "Gazze’nin düşmemesi, Filistin’in özgür olması gerekiyor" Filistin halkının yaşadığı zulmün tüm insanlığın ortak meselesi olduğunun altını çizen Arslan, "Filistin için kim bir tuğla koymuşsa kendimizi ondan ayrı görmüyoruz. Ama HAK-İŞ herkesten daha fazlasını yapmak zorunda. Herkesten daha fazla fedakarlık, herkesten daha fazla mücadele etmek zorunda. Çünkü konfederasyonumuzun bu konuda kararları var. Bulunduğumuz illerde, il başkanlıklarımızda, şube başkanlıklarımızda, sendikalarımızda Filistin’i ve Gazze’yi girinti gündeminiz yapın. Gazze tamamen düşerse biliniz İstanbul düşer arkadaşlar. Bu siyonist katillerin esas hedefi Türkiye. O yüzden Gazze’nin düşmemesi, Filistin’in özgür olması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. Arslan, Gazze’de yaşanan insanlık dramının yalnızca konuşularak geçiştirilemeyeceğini belirterek, herkesin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Gazze’de yaşananların yerinde görüldüğünde çok daha derinden hissedilebildiğini söyleyen Arslan, "Gazzeli kardeşlerimizin yaşadığı acıları yerinde görünce daha fazlasını yapmamız gerektiğini anladık. Lafla değil, bizzat mücadele ederek Filistin davasının yanında olmak zorundayız" şeklinde konuştu. Filistin konusunda dünyanın birçok ülkesinde büyük bir vicdani uyanış yaşandığını kaydeden Arslan, özellikle Batı toplumlarında Filistin’e destek gösterilerinin giderek büyüdüğünü ifade etti. Arslan, Avrupa’dan Amerika’ya, Kanada’dan Latin Amerika’ya kadar milyonlarca insanın Filistin için meydanlara çıktığını ve Batılı halkların kendi hükümetlerinin baskılarına rağmen Gazze halkının yanında durduğunu söyledi. Ayrıca Sumud misyonuna katılan yüzlerce aktivistin büyük bölümünün İslam dünyasından olmadığını ifade eden Arslan, farklı inanç ve kültürlerden insanların Gazze için ortak vicdanda buluştuğunu belirtti. Arslan, Gazze halkının Türkiye’ye büyük umut bağladığını belirterek, "Türkiye bu sorumluluğunun farkında olmak zorunda. Biz farkındayız çok şükür. Devletimiz farkında, milletimiz farkında daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Onun için biz Sumud’a katılarak bu hainlerin, bu katillerin Gazzeli, Filistinli kardeşlerimize 80 yıldır neler yaptıklarını deneyimledik. Bizi iki gün dayanamayan arkadaşlarımız iki üç gün sabredemeyen arkadaşlarımızın yerinde 80 yıllık Gazze’de yaşayan biri olsanız nasıl olur?" dedi. Arslan, süreç boyunca Türkiye Cumhuriyeti’nin ortaya koyduğu diplomatik irade ve dayanışmanın uluslararası aktivistler açısından büyük anlam taşıdığını belirtti. Ketziot Hapishanesi’nden çıkarıldıktan sonra havalimanında ilk olarak Türk Hava Yolları uçaklarını gördüklerini ifade eden Arslan, bu tablonun kendileri için büyük gurur kaynağı olduğunu söyledi. Türk Hava Yolları’nın yalnızca Türkiye vatandaşlarını değil yüzlerce aktivisti ülkelerine ulaştırdığını belirten Arslan, "Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Türk Hava Yolları’na bir kez daha teşekkür ediyoruz" dedi. Türkiye’nin Filistin meselesindeki tarihi sorumluluğuna dikkat çeken Arslan, Türkiye’nin hem diplomatik hem de insani anlamda daha güçlü olması gerektiğini ifade etti. HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin ise, yaklaşık 40 gün önce İtalya’dan yola çıktığını belirterek, Sumud misyonunun sabır, direniş ve kararlılık üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Dünyanın farklı ülkelerinden yüzlerce aktivistle birlikte Filistin halkına destek olmak için mücadele ettiklerini söyleyen Zengin, bu süreçte vicdan sahibi insanların din, dil, ırk ayrımı gözetmeden ortak bir dayanışma ortaya koyduğunu belirtti. Zengin, süreç boyunca uluslararası aktivistlerin en büyük güvencesinin Türkiye olduğunu belirterek, Türkiye’nin Filistin meselesindeki duruşunun dünya kamuoyunda büyük bir karşılık bulduğunu söyledi. Zengin, farklı ülkelerden aktivistlerin, "Ne olursa olsun Türkiye bizi kurtarır" diyerek Türkiye’ye duydukları güveni dile getirdiklerini ifade etti. Türk Hava Yolları uçaklarını gördükleri an büyük mutluluk yaşadıklarını belirten Zengin, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere devlet yetkililerine ve Türk milletine teşekkür etti.
Bolu Grand Kartal Otel yangını davasında istinaf kararı onadı Bolu’da 78 kişinin hayatını kaybettiği Grand Kartal Otel yangınına ilişkin davada, Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği cezalar istinaf mahkemesi tarafından kabul edildi. 21 Ocak 2025 tarihinde Grand Kartal Otel’de meydana gelen ve 78 kişinin yaşamını yitirdiği yangın faciasının ardından başlatılan hukuki süreçte istinaf aşaması tamamlandı. Sanık avukatlarının, Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 31 Ekim 2025 tarihli karar duruşmasında verdiği hükümlere yönelik yaptığı itirazı inceleyen istinaf mahkemesi, kararda hukuka aykırılık bulunmadığına hükmederek cezaları onadı. 11 sanığa olası kast suçundan ağır cezalar 31 Ekim’de görülen davanın duruşmasında, tutuklu sanıklar otelin sahibi Halit Ergül, şirketin yönetim kurulu üyeleri Emine Murtezaoğlu Ergül, Elif Aras ve Ceyda Hacıbekiroğlu, otel müdürü Zeki Yılmaz, Gazelle Otel Genel Müdürü Ahmet Demir, otelin muhasebe müdürü Kadir Özdemir, Grand Kartal Otel’in Genel Müdürü Emir Aras, Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Sedat Gülener, İtfaiye Müdür Vekili Kenan Coşkun ve itfaiye eri İrfan Acar, 34 çocuğa karşı "Olası kastla öldürme" suçundan 34’er kez müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı sanıklara yangında yaşamını yitiren 44 yetişkin yönünden 44’er kez "Olası kastla öldürme" suçundan 24 yıl 11’er ay hapis cezası verilmişti. Mahkeme heyeti, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan yargılanan otel muhasebe personeli Cemal Özer ve Mehmet Salun’u 22 yıl 3’er ay, LPG tesisat bakım görevlileri Doğan Aydın ve Muharrem Şen ile İş Güvenliği Uzmanı Kübra Demir’i 21 yıl 4 ay 15’er gün hapis cezasına çarptırmıştı. Heyet; mutfak personeli Reşat Bölük, teknik görevliler Tahsin Pekcan ve Hüseyin Özer, denetim şirketi yetkilisi Ali Ağaoğlu ve çalışanı Aleyna Beşinci, kafe işletmecileri İbrahim Polat ve İsmail Karagöz, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sırrı Köstereli, Genel Sekreter Yardımcısı Bünyamin Bal, eski Ruhsat ve Denetim Müdürü Mehmet Özel ile Ruhsat ve Denetim Müdürü Yeliz Erdoğan’a 21’er yıl, teknik personel Bayram Ütkü’ye 18 yıl, resepsiyon görevlisi Yiğithan Burak Çetin’e ise 12 yıl hapis cezası vermişti. İstinaf Mahkemesi kararı kabul etti Sanık avukatları tarafından istinaf mahkemesine taşınan davada sonuç değişmedi. İstinaf mahkemesi Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararlarını onayladı. Bundan sonraki süreçte, istinaf mahkemesince onanan kararlara ilişkin itirazların Yargıtay’a yapılacağı öğrenildi.