ASAYİŞ - 09 Şubat 2022 Çarşamba 09:26

Falyalı cinayetiyle bağlantılı bir kişi gözaltında

A
A
A
Falyalı cinayetiyle bağlantılı bir kişi gözaltında

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) kumarhane işletmecisi Halil Falyalı’nın öldürüldüğü silahlı saldırıyla bağlantılı 1 kişi gözaltına alındı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) kumarhane işletmecisi Halil Falyalı’nın bulunduğu araca evinin yakınlarında kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından silahlı saldırı düzenlenmesinin ardından Halil Falyalı ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. KKTC polisi tarafından gece gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında 1 kişinin yakalanarak göz altına alındığı bildirildi. Zanlının bu sabah Girne mahkemesine çıkarılması bekleniyor. Polisin olayla ilgili çok yönlü soruşturması devam ediyor.

Emir Abdurrahman Bulut
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Depremde 6 kişilik aileden sadece o hayatta kaldı Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde 6 Şubat 2023’teki depremde annesini, babasını ve 4 kardeşini kaybeden 15 yaşındaki Hüseyin Topal’a kendileri de depremzede olan amcası ve yengesi aile oldu. Depremin en çok vurduğu yer olan Nurdağı ilçesi Yenimahalle Mahallesi’ndeki evlerinin yıkılması sonucu Hüseyin Topal, depremde tüm ailesini kaybetti. Depremden saatler önce evlerine misafir olarak gelen amcası Hasan Topal’ın evine uyumak için giden Hüseyin Topal, depreme amcasının evinde yakalandı. Enkazın başından bir an olsun ayrılmadı Depremden hemen sonra koşarak eve giden Hüseyin Topal, evlerinin tamamen yerle bir olduğunu görünce dünyası başına yıkıldı. 3 kardeşinin, anne ve babasının hayatını kaybettiğini, evlerinin enkaza döndüğünü gören Hüseyin Topal, enkazın başından bir an olsun ayrılmadı. Yıkılan evlerinin enkazından ailesinin cenazeleri çıkarıldığı ana kadar enkaz başında bekleyen Hüseyin Topal, ailesini kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor. 6 kişilik ailesinden sadece kendisi hayatta kalan Hüseyin Topal, ailesini, amcasını ve kuzenlerini kaybetmenin acısını yaşıyor. Ailesinin yanı sıra komşuları olan amcasını, yengesini ve 4 amca çocuğunu da depremlerde kaybeden Hüseyin Topal’a depremin yaşandığı gece evinde kaldığı ve evleri depremde ağır hasar gördüğünden dolayı kendileri de depremzede olan amcası Hasan ile yengesi Hatice Topal sahip çıktı. Kardeşinin emanetine gözü gibi bakıyor Depremde evleri hafif hasar gören amcası Hasan Topal’ın evine yerleşen Hüseyin Topal, depremden bu yana amcasının yanında hayata tutunmaya çalışıyor. Öz çocuklarından ayırt etmedikleri Hüseyin Topal’a sahip çıkan Hasan Topal, kardeşinin emanetine gözü gibi bakıyor. Depremde iki kardeşini, iki yengesini ve 11 yeğenini kaybeden Hasan Topal, tek tesellisi olan yeğeni Hüseyin Topal’a asrın felaketinden bu yana hem amcalık hem de babalık yapıyor. Kendisine şefkatle bakan amcasının evinde yaşamını sürdüren Hüseyin Topal ise küçük bedeninde taşıdığı büyük acılara rağmen hayata tutunmaya çalışıyor. "6 kişilik aileden bir ben kaldım" Depremin üzerinden 3 yıl geçtiğini ve ailesini çok özlediğini belirten Hüseyin Topal, "Deprem öncesi amcam bize gelmişti, sonrasında ben amcamlara gitmeyi istedim. Annem önce izin vermedi. Sonra amcam döndü, beni evlerine getirdi. Gece depremle uyandık. O an ne yapacağımı bilmedim. Hemen eve gittiğim ve bizim ev yıkılmıştı. 6 kişilik bir aileydik. 6 kişilik aileden bir ben kaldım. Artık amcamın yanında kalıyorum" dedi. "Ailemden 11 kişiyi kaybettim" Depremden önce kardeşinin evine misafirliğe gittiklerini belirten amca Hasan Topal ise "Gece saat 00.30’a kadar kardeşimde kaldık. Eve gitmek için kalktığımızda merdivenden inerken yeğenim Hüseyin’de annesinden bizimle evimize gelmek için izin istiyordu. Ben de geri döndüm, elinden tuttum ve bize getirdim. Gece saat 04.17’de deprem oldu. Ben depremin nasıl olduğunun farkına bile varmadım. Deprem şiddetinin şokuyla dışarı nasıl çıktığımı hatırlamıyorum. Kapıları açmışlar, haberim yoktu. Ben zaten dışarı çıktım. Saniyeler içinde baktık her yerden bağırma ve çığlık sesleri geliyor. Kardeşlerimin evi yıkılmış ama ben bilmiyordum. Ben daha çok annemin evinden korkuyordum. Çünkü annemin evi biraz eskiydi. Bize yakın olduğu için kardeşimin evine gittim. Baktım ki kardeşimin evi yerle bir olmuş. Diğer kardeşimin evine gittim, o da yerle bir olmuştu. Çaresiz kaldık. Evler beton yığınına dönmüş ve bağırma sesleri geliyordu. Hem yağmur hem kar etkiliydi. Bütün yollar kapalıydı. Kimseye bir türlü ulaşamadık. Cesetler 3-4 gün enkaz altında kaldı" dedi. "O gece Hüseyin’i bize Allah getirtti" Hayatını kaybeden kardeşleri, yengeleri ve yeğenlerinin ardından tek tesellisinin yeğeni Hüseyin olduğunu belirten Topal, "Allah kimseye böyle acılar yaşatmasın, inşallah Rabbim mekanlarını cennet eyler. Hüseyin’in babası benim bir küçüğümdü. Diğer kardeşim Mehmet’ten zaten hiç kimse kalmadı. Hüseyin’i Rabbim bize bağışladı. O gece Hüseyin bize gelmeseydi, şimdi hayatta olmayacaktı. O gece Hüseyin’i bize Allah getirtti. Depremden bu yana Hüseyin yanımda ve kendisine ben bakıyorum. Önce Rabbim, sonra da biz sahibiyiz. Hem vasiliğini yapıyorum hem amcasıyım hem de babasıyım" şeklinde konuştu.
Hatay Hatay Büyükşehir Belediyesi kentin tarihinin yeniden yazılışında sahada varlığını hissettiriyor Hatay Büyükşehir Belediyesi, asrın felaketinin yaralarının sarıldığı kentte ihya ve inşa sürecine verdiği katkılarla şehrin yeniden inşasına destek sağladı. Başkan Mehmet Öntürk, depremde Hatay’ın yüzde 85’inin yıkıldığına dikkat çekerek kentin ilerleyen yıllarda turizm şehri olacağını ifade etti. 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay yerle bir olmuş ve kent adeta haritadan silinmişti. Depremin yaralarının sarılması için kısa sürede çalışmaları başlatan devlet kurumları kentin yeniden hayat bulması için; alt yapı, üst yapı, şehircilik, ulaşım ağı ve turizm yatırımlarına başlamıştı. Depremin 3.yıl dönümünde kentte 194 bin bağımsız bölüm, Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB) şehrin yeniden hayat buluşunda yürüttüğü belediyecilik çalışmalarıyla ön plana çıkıyor. HBB Başkanı Mehmet Öntürk, kentte yürütülen çalışmalardan bahsederek Hatay’ın önümüzdeki yıllarda tarihi, turizmi ve kültürüyle dünyaca tanınan bir şehir olacağını söyledi. Başkan Öntürk, yüzde 85’i yıkılmış olan Antakya’nın yeniden inşa edildiğine dikkat çekerek "2024 Mart ayında seçimle göreve geldik. Başta Cumhurbaşkanımız, Bakanlarımız, Valimiz, STK’lar, ilçe belediyelerimiz ve bizler entegre şeklinde çalışıldı. Hamd olsun, yüzde 85’i yıkılmış olan şehrimizde; binalarıyla, konutlarımızla, alt yapımızla, üst yapımızla müthiş işler yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor. İnşallah yaza doğru çok ciddi canlı bir hayat şehrimizde başlayacak ve Hatay merak edilen bir olacak. Şehrimiz, tüm dünyanın merak ettiği bir il olacak. Memleketimizi terk eden Hataylı hemşerilerimizde inşallah bir an önce şehrine gelecek. Şehrimizde; esnafıyla, parkıyla, bakkalıyla, bahçesiyle konutlarıyla, sosyal donatı alanlarıyla, kütüphanesiyle çok canlı bir hayat başlayacak" dedi. "Hatay’ımızda; tarihi, deniz, kültürel, dağ turizmi anlamında çok güzel turizm alanı oluşturacağız" Depremin yaralarının sarıldığı Hatay’ın büyükşehir belediyesinin yürüttüğü çalışmalarla birlikte tarihi, kültürü, turizmi ve gastronomisiyle ön plana çıkacak bir şehir olacağına dikkat çeken Başkan Öntürk, "Hatay’ımız sadece bir tarih şehri değil aynı zamanda bir deniz şehri ve deniz turizminin olduğu bir kent ve aynı zamanda gastronomi kenti. Amanos dağlarıyla beraber dağ turizminin olduğu bir şehir. Tüm bu çalışmaları başlattık, kısa süre içerisinde inşallah belediyemizin de ortağı olduğu bir turizm ihalesinde Arsuz bölgemizde çıkacağız. Hatay Büyükşehir Belediyesi olarak da deniz turizmine öncelik edeceğiz ve 50 bin metre kare tarihi alanda yeniden yapılanma alanı ilan ettiriyoruz. Bu planlarımızla beraber Hatay’ımızın; tarihi, deniz, kültürel, dağ turizmi anlamında çok güzel turizm alanı oluşturacağız. Hatay kadim bir şehir, çok farklı bir şehir oluyor ve farklarıyla ön plana çıkacak. Kısa süre içerisinde bu gelişmeleri tüm Türkiye ve yurt dışı görecek" dedi.
Van Van Cumhuriyet Başsavcılığından ‘dolandırıcılık’ uyarısı Van Cumhuriyet Başsavcısı Osman Kara, dolandırıcılık şebekelerinin ‘kısa sürede para kazanacaksın’, ‘hesabını kirala’, ‘sadece para transferi yapacaksın’ gibi masum görünen vaatlerle gençlerin banka hesaplarını kullandığını belirterek, "Banka hesabını kiralamak basit bir hata değildir, ağır bir suçtur" uyarısında bulundu. Van Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmalarda, özellikle internet ve telefon yoluyla işlenen dolandırıcılık suçlarında banka hesabı kiralama yoluyla menfaat teminin ön plana çıktığı belirtildi. Van’da 2025 yılı boyunca bilişim suçlarıyla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalarda yaklaşık 4 bin dosya soruşturmaya kaydedildi, çok sayıda operasyon düzenlendi. Yıl boyu düzenlenen operasyonlarda 100’ün üzerinde şüpheli gözaltına alınırken, adli makamlara sevk edilen yaklaşık 70 kişi ise tutuklandı. Yetkililer, dolandırıcılık şebekelerinin özellikle üniversite öğrencilerini hedef aldığını, banka hesabı kiralama yoluyla işlenen suçlara karşı özellikle gençleri uyardı. Bu tür girişimlerin vakit kaybedilmeden adli makamlara bildirilmesi gerektiği, hesaplarını kullandıran kişilerin de ağır cezalarla karşı karşıya kalabileceği, maddi delil niteliğinde hesap kullandırmanın da haklı bir savunmasının mümkün olmadığı vurgulandı. Konuyla ilgili çok sayıda dosyanın olduğuna dikkat çeken Van Cumhuriyet Başsavcısı Osman Kara, "Dolandırıcılık şebekeleri, ’kısa sürede para kazanacaksın’, ‘hesabını kirala’, ‘sadece para transferi yapacaksın’ gibi masum görünen vaatlerle gençlerin banka hesaplarını kullanıyor. Ancak bu hesaplar ekseriya nitelikli dolandırıcılık ve kara para aklama suçlarında kullanılıyor. Farkına varıldığında ise artık çok geç oluyor. Banka hesabını kiralamak basit bir hata değildir, ağır bir suçtur. Bu kişiler yargılanabiliyor. Bu da yıllarca hapis cezası ve çok yüksek adli para cezaları anlamına geliyor. ‘Ben bilmiyordum’ savunması maalesef çoğu dosyada kabul edilmiyor. ‘Sadece para geldi, hemen gönderdim’ diyen biri de suçlu olur, çünkü banka hesabı kişiye özeldir ve üçüncü kişilere kullandırılamaz. Hesaba gelen paranın kaynağını sorgulamak kişinin sorumluluğundadır. Aksi bir hal kişinin eyleme kasten iştirak ettiğini gösterir. Hiç kimse banka hesabınızı masum gerekçelerle kiralamak istemez, suç işleme kastıyla sizden böyle bir talepte bulunur. Kolay para diye bir şey yoktur. Banka kartı, IBAN, mobil bankacılık bilgileri kimseyle paylaşılmaz" dedi. Öte yandan, son yıllarda artış gösteren ve özellikle gençleri hedef alan dolandırıcılık olaylarına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla üniversitelerde ve okullarda bilgilendirme panelleri düzenleneceği bildirildi. Ayrıca ’Hesabını kullandırma, suça ortak olma’ konulu bilgilendirme videosu yayınlandı.
İstanbul Arnavutköy’de "altın iş yapacağız" vaadiyle kandırılan adam 16 milyon TL’sini kaybetti İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde yaşayan 48 yaşındaki adam, iddiaya göre arkadaşı tarafından "altın işi yapacağız" vaadiyle yaklaşık 16 milyon TL dolandırıldı. Hayallerini, birikimini ve ailesinin yıllarca verdiği emeği kaybettiğini söyleyen adam savcılığa suç duyurusunda bulundu. Arnavutköy ilçesinde yaşayan 48 yaşındaki Murat Karabulut daha önce beraber çalıştığı iş arkadaşı Mustafa İ. ile birlikte iş yapmak istedi. "Çantacılık" diye tabir edilen altın alım satım işi yapan Mustafa İ.’nin kar payı vaadine inanan Karabulut, zaman içerisinde eşinin altınlarını, aracını ve birikimini Mustafa İ.’ye teslim etti. Yaklaşık 16 milyon TL dolandırıldığını anlayan Karabulut, savcılığa suç duyurusunda bulundu. İddiaya göre suç duyurusunda bulunduğu Mustafa İ.’nin benzer suçlardan 30’a yakın dosyası olduğunu öğrendi. İş ortaklığı vaadiyle yaklaştı Murat Karabulut, yıllar önce bir lokantada birlikte çalıştığı Mustafa İ. isimli şahısla yaklaşık 3-4 yıl aynı iş yerinde çalıştıklarını anlattı. İş yerinin devredilmesinin ardından Mustafa İ.’nin Bayrampaşa’da gümüş üzerine kuyumcu dükkânı açtığını, ancak bir süre sonra dükkânı kapattığını belirten Karabulut, daha sonra kendisine altın ve döviz al-sat işi yaptığını ve birikimlerini değerlendirebileceğini söylediğini ifade etti. Karabulut, önce elindeki altınları vererek sürece dahil olduğunu, ardından eşine ait 14 bileziği parça parça Mustafa İ.’ye teslim ettiğini söyledi. Eşinin defalarca uyarmasına rağmen verilen kazanç vaadine inandığını dile getiren Karabulut, "25 yıllık emeğimiz vardı. Eşimin kolundaki bilezikler, arabam, birikimlerimiz hepsini bu işe verdim" dedi. İddiaya göre, süreç bununla da sınırlı kalmadı. Karabulut, ailesiyle oturduğu evi de satarak parayı Mustafa İ.’nin yönlendirmesiyle onun kontrolüne verdi. Tapu işlemleri sırasında evin 4 buçuk milyon TL’ye satıldığı söylenmesine rağmen hesabına yatan paranın çok daha düşük olduğunu, paranın da doğrudan Mustafa İ.’nin tasarrufuna geçtiğini öne sürdü. Kredi ve kart borçlarıyla borç batağı İşlerin yolunda gitmediği yönündeki ilk sinyalleri bir buluşmada aldığını söyleyen Karabulut, Mustafa İ.’nin "Kapalıçarşı’da sıkıntı oldu, paranın yarısı gitti" dediğini aktardı. Ardından kredi çekmeye ikna edildiğini, kredi kartlarının da kullanıldığını ifade eden Karabulut, şu anda yaklaşık 1,5 milyon TL kredi ve kart borcu bulunduğunu, emekli maaşına haciz geldiğini ve 3 aydır maaş alamadığını söyledi. "Ben sefalet içindeyim, onlar hayatına devam ediyor" Dolandırıldığını anladıktan sonra şüpheliye ve ailesine ulaşmaya çalıştığını ancak telefon numaralarının değiştirildiğini belirten Karabulut, çevresinden aldığı bilgiler doğrultusunda Mustafa İ.’nin kızını üniversiteye yazdırdığını, oğlunu bedelli askerliğe gönderdiğini ve yeni bir hayat kurduğunu iddia etti. Yaşadığı çaresizliği gözyaşları içinde anlatan Karabulut, "Şu an kiradayım, kiramı ödeyemiyorum. Üç çocuğum var. İntiharın eşiğine geldim. Benim gibi başka insanların da canı yanmasın" diyerek çağrıda bulundu. Murat Karabulut’un savcılığa yaptığı suç duyurusunun ardından olayla ilgili soruşturma başlatıldığı öğrenildi. Karabulut, adaletin yerini bulmasını ve iddia ettiği mağduriyetinin giderilmesini bekliyor.