KENT HABERLERİ - 25 Eylül 2016 Pazar 14:12

Galata Köprüsü’nde balık tutma yarışı renkli görüntülere sahne oldu

A
A
A
Galata Köprüsü’nde balık tutma yarışı renkli görüntülere sahne oldu

Tarihi Yarımada Fatih Balık Festivali’nin ikinci gününde Galata Köprüsü'nde yapılan Balık Tutma Yarışması’nda balıkçılar kıyasıya yarıştı. Renkli görüntülere sahne olan yarışmada, tuttuğu 5 kilo 600 gram balıkla İsmail Küçükosmanoğlu birinci oldu.

Fatih Belediyesi tarafından bu yıl 12’ncisi düzenlenen Tarihi Yarımada Fatih Balık Festivali’nin ikinci gününde balıkçılar Galata Köprüsünde balık tutma yarışına girdi. Sabah saat 08.00’da başlayarak saat 12.00 kadar devam eden yarışmada 92 balıkçı kıyasıya yarıştı. Yarışma sırasında oltalarına balık gelen balıkçılar, çalan müziklerle Karadeniz yöresel oyunlarını oynayarak eğlenirken, balık tutamayanlar ise balığın olmadığından şikayet etti. Balık severlerin yoğun ilgi gösterdiği yarışma renkli görüntülere sahne oldu. Eğlenceli bir ortamda geçen yarışma sonucunda, balıkçıların tutukları balıklar tartılarak, birinci belirlendi. Etkinliğe katılan Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir de balık tuttu. Programın sonunda ise Galata Köprüsünün üzerine kurulan ızgaralarda pişirilen balıklar vatandaşlara ikram edildi.

“Burada balık tutmak kadar önemli olana İstanbul’u hissetmek”
Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Balık Tutma Yarışması sırasında Galata Köprüsü’ne gelerek balıkçılarla sohbet etti. Başkan Demir, yarışma sırasında denize olta atarak, balık tutmaya çalıştı. Oltayı tutuğu sırada açıklamalarda bulunan Başkan Demir, “Geçen yıllara göre balık bu sene daha fazla var. Önceki yıllarda 300 gram 400 gram balık varken, ben görebildiğim kadarıyla, bu sene fazla var. Tam kefalin zamanı büyük ve güzel bir yarışma olacak. Birde bunun yanı sıra burada İstanbul var. Burada baktığınız zaman Tarihi Yarımada’nın en güzel siluetinin en güzel yerini buradan görebiliyorsunuz. Yeni İstanbul ve Eski İstanbul’un en iyi noktası burasıdır. Bence burada balık tutmak kadar önemli olan başka bir olay burada İstanbul’u hissetmek ve yaşamaktır” dedi.

“Festival kapsamında bütün deniz ürünlerini İstanbullularla buluşturduk”
Balıkçılara başarılar diledikten sonra konuşma yapan Başkan Demir, “Eylül ayı balık avlama yasağının kaldırıldığı, artık insanların kışa göre kendisini hazırladığı ve balıkçılığın, balık tutma mevsiminin başladığı aydır. Biz her yıl mümkünse eğer Balık Festivalini düzenliyoruz. Artık Geleneksel hale gelen festivalimizin 12’inci yılını kutluyoruz. Festivalin birinci gününde dün yaklaşık 30 bin kişiye balık ekmek dağıttık. Izgara balıktan, tavaya kadar, kalamardan midyeye kadar aşağı yukarı bütün deniz ürünlerini İstanbullularla buluşturduk. Artık Balık Festivali haline dönüşen etkinlik çok güzel oldu” diye konuştu.

Galata Köprüsü’nün Oltacı Babası balık tutma yarışmasını kazandı
Balıkçıların sohbetleriyle eğlenceli bir ortamda geçen Balık Tutma Yarışması’nı Galata Köprüsü’nün oltacı Babası olarak tanınan İsmail Küçükosmanoğlu kazandı. Yarışmada 5 kilo 600 gram balık yakalama başarısı gösteren İsmail Küçükosmanoğlu, rakiplerine yaklaşık 2 kilo fark attı. Yarışma sırasında yapılan röportajda Galata Köprüsünün Balıkçı Babası olarak yarışmada iddialı olduğunu söyleyen İsmail Küçükosmanoğlu, “Senelerin verdiği bir tecrübe ile balık tutma yarışmasına katıldım. Yarışmayı farklı bir şekilde kazandım. 52 senedir balık tuttuğum için yarışmada iddialıydım. 5 kilo 600 gram balık tutarak diğer arkadaşlarıma bayağı bir fark attım” şeklinde konuştu.

Mehmet Başa
Galata Köprüsü’nde balık tutma yarışı renkli görüntülere sahne oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’ta nefes kesen çığ tatbikatı: Ekipler zamanla yarıştı Kars’ta AFAD ve UMKE koordinasyonunda çok sayıda ekibin katılımıyla gerçekleştirilen çığ tatbikatı gerçeğini aratmadı. Senaryo gereği çığ altında kalan vatandaşları kurtarmak zamanla yarışan ekiplerin performansı dikkat çekti. Kars Valiliği koordinesinde, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) tarafından Sarıkamış Osman Yüce Kayak Merkezi bölgesinde geniş kapsamlı bir çığ tatbikatı düzenlendi. Bölgenin zorlu kış şartlarına hazırlıklı olmak amacıyla yapılan tatbikata AFAD, UMKE, jandarma, itfaiye, Kızılay ve kara yollarından çok sayıda personel ve tam donanımlı araç katıldı. "Kar altında yaşam mücadelesi" Senaryo gereği, bölgede meydana gelen çığ sonrası 3 vatandaşın kar kütleleri altında kaldığı ihbarı üzerine ekipler teyakkuza geçti. Kısa sürede olay yerine ulaşan ekipler, kar motorları ve paletli araçlarla bölgeye intikal etti. "Dedektör köpekler ve sondalar devreye girdi" Arama kurtarma köpeklerinin de destek verdiği çalışmalarda, ekipler kar altında kalanların yerini tespit etmek için bölgeyi didik didik aradı. Sonda çubuklarıyla yapılan fiziksel aramalar sonucunda 2 yaralı, 1’de hayatını kaybeden vatandaşların yerleri belirlendi. Kar kürekleriyle hummalı bir çalışma yürüten ekipler, kısa sürede kazazedelere ulaştı. "İlk müdahale karın altında yapıldı" Kar altından çıkarılan yaralılara ilk müdahale, UMKE ekipleri tarafından olay yerinde yapıldı. Sedyelere alınan yaralılar, paletli ambulanslarla güvenli bölgeye taşınarak sağlık kuruluşlarına sevk edildi. "Her an göreve hazırız" Tatbikatı hakkında gazetecilere açıklamalarda bulunan AFAD Kars İl Müdürü Ömer Bozkurt, "Her şeyden önce hepinizin bildiği gibi ülkemiz bir afet ülkesi, afetlerle birlikte yaşamı, afetlerle birlikte mücadele, afetlere karşı bilinçli toplum oluşturmak hedefi üzerine tatbikatlarımızı gerçekleştiriyoruz. Bugün de Sarıkamış ilçemizde çığ tatbikatımızı gerçekleştirdik. Senaryomuzu göre, 2 vatandaşım çığ altında yaralı, 1’de hayatını kaybetmiş olmak üzere 3 vatandaşımız çığ altında kaldı. Ekiplerimiz ile birlikte tatbikatımızı gerçekleştirdik. Bu tatbikat kurumlar arası iş birliğini, koordinasyonu güçlendirdiğini gördük. Bundan sonra oluşabilecek afetlerde daha hızlı, daha etkin müdahale edebilmek için planlarımızı yapıyoruz" dedi. Sarıkamış ilçesinde geniş katılımla yapılan çığ tatbikatı, yapılan değerlendirmelerin ardından sona erdi. Tatbikat ekiplerin uyum içerisinde çalışması kameralara yansıdı. Kars’ta ekiplerin olası afet durumlarına karşı hazır olduğu görüldü.
İstanbul New York Times’ın yarışmasında İzmirli öğrencilerden başarı tablosu Gökkuşağı Koleji İzmir Şubesi lise öğrencileri, dünyanın en prestijli yayın organları arasında yer alan New York Times tarafından düzenlenen "Tiny Memoir Contest" (Kısa Anı Yarışması) kapsamında binlerce rakibini geride bırakarak büyük bir başarıya imza attı. Uluslararası IB ve Cambridge akreditasyonlarına sahip Gökkuşağı Koleji, İzmir şubesinde eğitim gören 8 lise öğrencisi, New York Times’ın düzenlediği ve dünya genelinden tam 14 bin 232 eserin katıldığı "Tiny Memoir Contest" kısa anı yazma yarışmasında Türkiye’yi başarıyla temsil etti. 14 bin eser arasından ilk yüzde 20’ye Öğrencilerin kişisel hikayelerini özgün anlatım ve edebi derinlikle kaleme aldığı yarışmada eserler; dil kullanımı, anlatım bütünlüğü ve özgünlük kriterleri doğrultusunda değerlendirildi. Bu kapsamda Gökkuşağı Koleji öğrencileri, 14 bin 232 başvuru arasından sıyrılarak ikinci tura yükselmeye hak kazandı ve yarışmanın en güçlü aşamalarından birine adım attı. İkinci turda yarışan 2 bin 358 seçkin eser arasında yapılan değerlendirmeler sonucunda ise öğrenciler, ilk yüzde 20’lik dilimde yer alarak hem jüri üyelerinin hem de organizasyonun takdirini kazandı. Elde edilen bu başarı; öğrencilerin edebi yetkinliğini, kendini ifade etme becerisini ve düşünme gücünü ortaya koyarken, Gökkuşağı Koleji’nin nitelikli eğitim yaklaşımını da güçlü bir şekilde yansıttı. "Uluslararası vizyonumuzun meyvelerini topluyoruz" Gökkuşağı Koleji İzmir (Çiğli) Şubesi Müdürü Pınar Değirmenci, İstanbul Gelişim Üniversitesi ile aynı uluslararası vizyonu paylaşan ve nitelikli eğitim anlayışıyla "K12’den Üniversiteye" sürdürülebilir bir başarı modeli benimseyen Gökkuşağı Koleji adına bu başarının tesadüf olmadığını belirtti: "Öğrencilerimizin İngilizceyi sadece bir iletişim aracı olarak değil, kendilerini ifade edebilecekleri bir sanat dalı olarak kullanmaları bizler için gurur verici. New York Times gibi dünya devlerinin değerlendirdiği bir platformda, bu denli yüksek bir rekabet içinde ilk yüzde 20’ye girmek, kolejimizin uluslararası eğitim anlayışının ve öğrencilerimizin entelektüel derinliğinin bir kanıtıdır." Cambridge Eğitim Programı’nın kazandırdığı eleştirel düşünme ve yazma becerileriyle donanan Gökkuşağı Koleji öğrencileri, elde ettikleri bu başarıyla hem İzmir’in hem de Türkiye’nin adını uluslararası edebiyat çevrelerinde duyurdu.
İzmir Karagöz ve Hacivat’ın 700 yıllık ışığı dijital çağa direniyor Modern teknolojinin ve dijital eğlence dünyasının kuşatması altındaki geleneksel Karagöz ve Hacivat sanatı, İzmirli "Hayalbazlar"ın ellerinde hayat bulmaya devam ediyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Karagöz ve Hacivat sanatı, 700 yıllık geçmişinden aldığı güçle dijital çağın ekranlarına karşı beyaz perdeyi savunuyor. Tarihi sahnelerden kültür merkezlerine, dijital platformlardan mahalle meydanlarına kadar her alanda sergilenen Karagöz ve Hacivat sanatı, özellikle Ramazan aylarında yoğunlaşsa da yılın her döneminde yeni nesille buluşturulmaya çalışılıyor. Dana veya deve derisinden sabırla işlenen tasvirler, kök boyalarla renklendirildikten sonra bir mum veya ampul ışığının yardımıyla beyaz perdeye yansıtılıyor. Tek bir sanatçının (Hayalbaz) onlarca farklı karakteri aynı anda seslendirmesi ve doğaçlama yeteneğiyle harmanlanan oyunlar, izleyiciyi hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Bu kadim sanatın yaşatılmasındaki temel amaç, sadece bir eğlence sunmak değil; toplumsal hoşgörüyü, kültürel kimliği ve usta-çırak ilişkisine dayanan zanaatkarlığı gelecek kuşaklara aktarabilmek. "Z kuşağına gölgeyle ulaşıyoruz" Son dönem hayalbazlarından olan Tuncer Savcı, Karagöz ve Hacivat sanatını yaşatmaya ve gelecek kuşaklara tanıtmaya gayret ediyor. Çocukların ekranlara hapsolmuş durumda olduğunu belirten Savcı, "Ancak perdenin bir başka büyüsü var. Karagöz’ün o saf patavatsızlığı ve Hacivat’ın bilgeliği, bugün sosyal medyadaki içeriklerden çok daha sahici bir aynalık yapıyor topluma. Biz sadece deri oynatmıyoruz, bir felsefeyi yaşatıyoruz." dedi. Tasvir yapımının zorluğu ve ekonomik kaygılar nedeniyle yeni çırakların yetişmemesi, bu 700 yıllık ışığın sönme riskini de beraberinde getiriyor. Tuncer Savcı, bu sanatın sadece "nostalji" olarak görülmemesi ve eğitim müfredatlarında daha fazla yer alması gerektiğini vurguluyor.