KENT HABERLERİ - 23 Eylül 2016 Cuma 08:50

Genç fikirler tarihi köşkte hayat buluyor

A
A
A
Genç fikirler tarihi köşkte hayat buluyor

Üsküdar'daki 200 yıllık tarihi Burhan Felek Köşkü restore edilerek Fikir Sanat Merkezi olarak hizmete açıldı. Genç girişimcilere ortak çalışma alanı olarak kazandırılan merkezde gençler yaptıkları Vega Printer projesini anlattı.

Üsküdar Belediyesi tarafından restore edilip ‘Fikir Sanat Merkezi’ olarak hayata geçirilen tarihi Burhan Felek Köşkü, genç fikirleri yatırımcılarla buluşturuyor. Restore edilerek yeniden ilçe halkının hizmetine kazandırılan 200 yıllık tarihi köşk, Fikir Sanat Merkezi olarak kapılarını açtı. Startup Stars Night etkinliği ile kapılarını açan merkezde Radore, Mentornity ve Yıldız Teknik Üniversitesi Tekno Park ile Fikir Sanat Merkezi arasında ortaklık anlaşmaları imzalandı. Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, ortaklık anlaşmasının imzalandığı lansmana katıldı.

Ortaklık anlaşmalarının imzalandığı protokole katılan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, “Biz gençleri köşklere layık görüyoruz” dedi. Öte yandan üniversite öğrencisi olan ve marangoz atölyesinde başlayan çalışmalarını Fikir Sanat Merkezi’nde hayata geçiren Vega Printer’ın kurucularının hikayesi, katılımcıların dikkatini çekti.

“Biz gençleri köşklere layık görüyoruz”
Fikir Sanat Merkezi’nden genç girişimcilerin ücretsiz faydalanabileceğini belirten Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, “İçerisinde bulunduğumuz mekan Burhan Felek Köşkü diye bilinen bir yer. Burası 200 yıllık bir eser. Ne yazık ki 4-5 yıl öncesine kadar sahipsiz bir haldeydi burası. Adeta tinerci yatağıydı diyebiliriz. Ama biz dedik ki gençleri köşklere layık buluyoruz. Genç girişimcileri köşklere layık gördüğümüzü sözde değil özde göstermemiz gerekir. Buraya ilk kez gelenler çok beğendiklerini söylediler. Buradan çok güzel fikirler, projeler çıkacağına inanıyorum. Bu merkezimizde sizlerden hiçbir ücret talep edilmeyecek. Burası sizin bir eviniz, iş yeriniz gibi düşünün. Çay, kahve ücretsiz ve burası her kesime açık bir yer. İyi ki gençler ve genç girişimcilerimiz, yatırımcılarımız var. Bu akşamın da sözü olsun; biz gençleri köşklere layık görüyoruz” ifadelerini kullandı.

“İlk 3D yazıcımızı dayımın marangozhanesinde tahtadan yaptık”
İlk çalışmalarına marangoz atölyesinde başladıklarını dile getiren Vega Printer’ın kurucularından Orhan Durukan, “İlk 3D yazıcımızı maliyeti az olsun diye dayımız da marangoz olduğu için tahtadan yaptık. Tahtadan olunca çok profesyonel olmadı tabi. Daha sonra evde yapmaya başladık. Yeterli alanımız yoktu, garaja gittik ve 2 metrekarelik bir alanda çalışmalarımızı yapmaya başladık. Orada da kış şartlarından dolayı fazla dayanamadık. Daha sonra 3D yazıcılar üzerinden daha profesyonel bir proje geliştirdik” şeklinde konuştu.

“Amacımız insanlara ucuz, kaliteli ve hızlı ürün satmak”
Vega Printer’ın bir diğer kurucusu olan Mikail Doğru ise, “Diğer 3 boyutlu yazıcılara göre 6 farklı kafamız var en büyük farkımız bu. Kafalar kolaylıkla değiştirilebilen ve tamamen kendi teknolojimizle ürettiğimiz parçalar. Bu kafalar insanlara kullanım kolaylığı sağlayıp 6 makine yerine 1 makineyle işlem yapma işine yarıyor. İnsanlar çizdikleri, düşündükleri, tasarladıkları ya da internetten buldukları her türlü 3 boyutlu nesneyi 3D yazıcıdan pankek ya da cnc olarak elde edebilirler. Böylelikle onlara çeşitli seçenek sağlamış oluyoruz. En büyük amacımız bu projeyle insanları 6 makinede yapabileceklerini tek bir makinede yapabilme fırsatı sunuyoruz. Ayrıca insanlara ucuz, daha kaliteli ve hızlı bir biçimde ürün satmayı amaçlıyoruz” dedi.
Gecenin sonunda ise kokteyl ve networking için ayrılan zamanda Türk Girişim Ekosistemi’nde kilit rol üstlenen katılımcılar ve girişimciler bir araya geldi.
 

Harun Basat
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’ta nefes kesen çığ tatbikatı: Ekipler zamanla yarıştı Kars’ta AFAD ve UMKE koordinasyonunda çok sayıda ekibin katılımıyla gerçekleştirilen çığ tatbikatı gerçeğini aratmadı. Senaryo gereği çığ altında kalan vatandaşları kurtarmak zamanla yarışan ekiplerin performansı dikkat çekti. Kars Valiliği koordinesinde, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) tarafından Sarıkamış Osman Yüce Kayak Merkezi bölgesinde geniş kapsamlı bir çığ tatbikatı düzenlendi. Bölgenin zorlu kış şartlarına hazırlıklı olmak amacıyla yapılan tatbikata AFAD, UMKE, jandarma, itfaiye, Kızılay ve kara yollarından çok sayıda personel ve tam donanımlı araç katıldı. "Kar altında yaşam mücadelesi" Senaryo gereği, bölgede meydana gelen çığ sonrası 3 vatandaşın kar kütleleri altında kaldığı ihbarı üzerine ekipler teyakkuza geçti. Kısa sürede olay yerine ulaşan ekipler, kar motorları ve paletli araçlarla bölgeye intikal etti. "Dedektör köpekler ve sondalar devreye girdi" Arama kurtarma köpeklerinin de destek verdiği çalışmalarda, ekipler kar altında kalanların yerini tespit etmek için bölgeyi didik didik aradı. Sonda çubuklarıyla yapılan fiziksel aramalar sonucunda 2 yaralı, 1’de hayatını kaybeden vatandaşların yerleri belirlendi. Kar kürekleriyle hummalı bir çalışma yürüten ekipler, kısa sürede kazazedelere ulaştı. "İlk müdahale karın altında yapıldı" Kar altından çıkarılan yaralılara ilk müdahale, UMKE ekipleri tarafından olay yerinde yapıldı. Sedyelere alınan yaralılar, paletli ambulanslarla güvenli bölgeye taşınarak sağlık kuruluşlarına sevk edildi. "Her an göreve hazırız" Tatbikatı hakkında gazetecilere açıklamalarda bulunan AFAD Kars İl Müdürü Ömer Bozkurt, "Her şeyden önce hepinizin bildiği gibi ülkemiz bir afet ülkesi, afetlerle birlikte yaşamı, afetlerle birlikte mücadele, afetlere karşı bilinçli toplum oluşturmak hedefi üzerine tatbikatlarımızı gerçekleştiriyoruz. Bugün de Sarıkamış ilçemizde çığ tatbikatımızı gerçekleştirdik. Senaryomuzu göre, 2 vatandaşım çığ altında yaralı, 1’de hayatını kaybetmiş olmak üzere 3 vatandaşımız çığ altında kaldı. Ekiplerimiz ile birlikte tatbikatımızı gerçekleştirdik. Bu tatbikat kurumlar arası iş birliğini, koordinasyonu güçlendirdiğini gördük. Bundan sonra oluşabilecek afetlerde daha hızlı, daha etkin müdahale edebilmek için planlarımızı yapıyoruz" dedi. Sarıkamış ilçesinde geniş katılımla yapılan çığ tatbikatı, yapılan değerlendirmelerin ardından sona erdi. Tatbikat ekiplerin uyum içerisinde çalışması kameralara yansıdı. Kars’ta ekiplerin olası afet durumlarına karşı hazır olduğu görüldü.
İstanbul New York Times’ın yarışmasında İzmirli öğrencilerden başarı tablosu Gökkuşağı Koleji İzmir Şubesi lise öğrencileri, dünyanın en prestijli yayın organları arasında yer alan New York Times tarafından düzenlenen "Tiny Memoir Contest" (Kısa Anı Yarışması) kapsamında binlerce rakibini geride bırakarak büyük bir başarıya imza attı. Uluslararası IB ve Cambridge akreditasyonlarına sahip Gökkuşağı Koleji, İzmir şubesinde eğitim gören 8 lise öğrencisi, New York Times’ın düzenlediği ve dünya genelinden tam 14 bin 232 eserin katıldığı "Tiny Memoir Contest" kısa anı yazma yarışmasında Türkiye’yi başarıyla temsil etti. 14 bin eser arasından ilk yüzde 20’ye Öğrencilerin kişisel hikayelerini özgün anlatım ve edebi derinlikle kaleme aldığı yarışmada eserler; dil kullanımı, anlatım bütünlüğü ve özgünlük kriterleri doğrultusunda değerlendirildi. Bu kapsamda Gökkuşağı Koleji öğrencileri, 14 bin 232 başvuru arasından sıyrılarak ikinci tura yükselmeye hak kazandı ve yarışmanın en güçlü aşamalarından birine adım attı. İkinci turda yarışan 2 bin 358 seçkin eser arasında yapılan değerlendirmeler sonucunda ise öğrenciler, ilk yüzde 20’lik dilimde yer alarak hem jüri üyelerinin hem de organizasyonun takdirini kazandı. Elde edilen bu başarı; öğrencilerin edebi yetkinliğini, kendini ifade etme becerisini ve düşünme gücünü ortaya koyarken, Gökkuşağı Koleji’nin nitelikli eğitim yaklaşımını da güçlü bir şekilde yansıttı. "Uluslararası vizyonumuzun meyvelerini topluyoruz" Gökkuşağı Koleji İzmir (Çiğli) Şubesi Müdürü Pınar Değirmenci, İstanbul Gelişim Üniversitesi ile aynı uluslararası vizyonu paylaşan ve nitelikli eğitim anlayışıyla "K12’den Üniversiteye" sürdürülebilir bir başarı modeli benimseyen Gökkuşağı Koleji adına bu başarının tesadüf olmadığını belirtti: "Öğrencilerimizin İngilizceyi sadece bir iletişim aracı olarak değil, kendilerini ifade edebilecekleri bir sanat dalı olarak kullanmaları bizler için gurur verici. New York Times gibi dünya devlerinin değerlendirdiği bir platformda, bu denli yüksek bir rekabet içinde ilk yüzde 20’ye girmek, kolejimizin uluslararası eğitim anlayışının ve öğrencilerimizin entelektüel derinliğinin bir kanıtıdır." Cambridge Eğitim Programı’nın kazandırdığı eleştirel düşünme ve yazma becerileriyle donanan Gökkuşağı Koleji öğrencileri, elde ettikleri bu başarıyla hem İzmir’in hem de Türkiye’nin adını uluslararası edebiyat çevrelerinde duyurdu.
İzmir Karagöz ve Hacivat’ın 700 yıllık ışığı dijital çağa direniyor Modern teknolojinin ve dijital eğlence dünyasının kuşatması altındaki geleneksel Karagöz ve Hacivat sanatı, İzmirli "Hayalbazlar"ın ellerinde hayat bulmaya devam ediyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Karagöz ve Hacivat sanatı, 700 yıllık geçmişinden aldığı güçle dijital çağın ekranlarına karşı beyaz perdeyi savunuyor. Tarihi sahnelerden kültür merkezlerine, dijital platformlardan mahalle meydanlarına kadar her alanda sergilenen Karagöz ve Hacivat sanatı, özellikle Ramazan aylarında yoğunlaşsa da yılın her döneminde yeni nesille buluşturulmaya çalışılıyor. Dana veya deve derisinden sabırla işlenen tasvirler, kök boyalarla renklendirildikten sonra bir mum veya ampul ışığının yardımıyla beyaz perdeye yansıtılıyor. Tek bir sanatçının (Hayalbaz) onlarca farklı karakteri aynı anda seslendirmesi ve doğaçlama yeteneğiyle harmanlanan oyunlar, izleyiciyi hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Bu kadim sanatın yaşatılmasındaki temel amaç, sadece bir eğlence sunmak değil; toplumsal hoşgörüyü, kültürel kimliği ve usta-çırak ilişkisine dayanan zanaatkarlığı gelecek kuşaklara aktarabilmek. "Z kuşağına gölgeyle ulaşıyoruz" Son dönem hayalbazlarından olan Tuncer Savcı, Karagöz ve Hacivat sanatını yaşatmaya ve gelecek kuşaklara tanıtmaya gayret ediyor. Çocukların ekranlara hapsolmuş durumda olduğunu belirten Savcı, "Ancak perdenin bir başka büyüsü var. Karagöz’ün o saf patavatsızlığı ve Hacivat’ın bilgeliği, bugün sosyal medyadaki içeriklerden çok daha sahici bir aynalık yapıyor topluma. Biz sadece deri oynatmıyoruz, bir felsefeyi yaşatıyoruz." dedi. Tasvir yapımının zorluğu ve ekonomik kaygılar nedeniyle yeni çırakların yetişmemesi, bu 700 yıllık ışığın sönme riskini de beraberinde getiriyor. Tuncer Savcı, bu sanatın sadece "nostalji" olarak görülmemesi ve eğitim müfredatlarında daha fazla yer alması gerektiğini vurguluyor.