TEKNOLOJİ - 18 Mayıs 2023 Perşembe 10:14

'Giyilebilir sağlık teknolojileri yaşlıların yaşam kalitesini arttırıyor'

A
A
A
'Giyilebilir sağlık teknolojileri yaşlıların yaşam kalitesini arttırıyor'

Giyilebilir teknolojilerinin etkilediği alanlardan biri olan sağlık konusu üzerine bilgilendirmelerde bulunan Öğr. Gör. Güler Önder bu teknolojilerin özellikle yaşlı ve yalnız yaşayan bireylerin hem yaşam kalitesini hem de süresini arttırdığını söyledi.

Son yıllarda artan dijitalleşme sağlık sektöründe de etkilerini göstermeye devam ediyor. Artık sağlık alanında pek çok süreç de dijital ve akıllı ortamlara taşınmaktadır. Bu teknolojilerden en önemlilerinden biri de giyilebilir sağlık teknolojileridir. “Giyilebilir sağlık teknolojileri; bireylerin, aile veya sağlık uzmanı yardımı olmaksızın, hareketliliğini, gücünü ve günlük görevlerini yerine getirebilme düzeyini değerlendirmek, hastaların yapamadıkları fonksiyonel motor görevleri yerine getirmek amacıyla küçük sensörlerin cihazlara veya giysilere entegre edilmesidir” diyen İstanbul Esenyurt Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yükse Okulu Anestezi Programından Öğr. Gör. Güler Önder bu teknolojiler hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Giyilebilir cihazların doğrudan bağlantı kurduğu akıllı telefonlar aracılığı ile ilgili kişilere anlık veri akışı sağlayarak uzaktan takip imkânı sunduğunu söyleyen Öğr. Gör. Güler Önder, “Giyilebilir cihazın sağladığı veriler mobil uygulama tarafından işlenerek ihtiyaç duyulan sonuçlar, programda kullanıcıya yansıtılarak kullanıcı sürekli olarak bilgilendirilmektedir” dedi.

Giyilebilir sağlık teknolojilerinin faydaları
Giyilebilir sağlık teknolojilerinin sağladığı faydalar hakkında bilgilendirmelerde bulunan Öğr. Gör. Güler Önder, “Bu teknolojiler, tedaviden önce koruma sağlanması, tedavinin hızlıca başlatılması, tedavi şeklinin belirlenmesi, acil durumlar için hızlı müdahalenin sağlanması, tedavi sürecinin yönetilmesi, hasta yatış süresinin kısaltılması, rehabilitasyon takibi, sağlıklı yaşam takibi, riskli hasta takibinin sağlanması şeklinde sıralanabilir. Böylelikle insanların için daha konforlu hayat sürmelerine yardımcı olunur, sağlık harcamalarının azalması sağlanır, olumlu psikolojik etkiler sağlanır” dedi.

“Giyilebilir cihazlar içerisinde akıllı saat ve bileklikler (örneğin fitness bileklikleri), gözlükler (ör: sanal gerçeklik gözlüğü), kontak lensler, savunma sanayisi için tasarlanan e-tekstil ürünleri, akıllı kumaşlar, yüzükler ve engelli bireyler için işitme cihazları gibi pek çok ürün bulunmaktadır” diyerek sözlerine devam eden Güler Önder, giyilebilir sağlık teknolojilerinin vücudun hangi bölgesinde ve hangi maksatla kullanıldığına dair de açıklamalarda bulundu. Önder; “Baş bölgesinde kullanılan ürünler; sürükleyici deneyim sağlayan teknolojiler, askeri kıyafetler, kasklar ve karışık gerçeklik giysileridir. Bu teknojiler eğitim amacıyla, davranış değişiklikleri gerçekleştirebilmek için, istihbarat ve zeki haberleşme sağlama gibi maksatlarla kullanılmaktadır. Gözde kullanılan teknolojiler ise akıllı kontakt lensler, izleyici gözleri gibi cihazlardır. Akıllı lensler gözyaşından glikoz seviyesinin ölçümüne imkan sağlar. Ayrıca bu lensler görme kusurlarında net görmeye yardımcı olur. Kulakta kullanılan teknolojiler ise işitme cihazlarıdır yani işitme kulaklıkları, izleyici kulaklıklarıdır. Kol ve bilekte kullanılan teknolojiler ise akıllı dövmeler, bantlar, implantlar, akıllı saatler, yüzüklerdir. Bu teknolojiler günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır. Kan basıncı, solunum, vücut sıcaklığı ve nabız gibi parametreleri değerlendirmede, çeşitli kan değerlerinin ölçümünde, uyku düzeninin takibinde kullanılmaktadır. Kandaki stres seviyesini belirlemek için kullanılan bantlar bulunmaktadır. Terden diyabet ölçümü gerçekleştiren yama geliştirilmiştir” şeklinde konuştu.

Duygulara tepki veren akıllı giysi tasarımları
Ayrıca bunların dışında akıllı giysiler ve akıllı ayakkabıların da bulunduğunu aktaran Önder, “Duygulara tepki veren akıllı giysi tasarımları duyguları algılayıp renk veya koku (aroma) değişikliği yaparak tepki vermektedir. Bu giysiler; genellikle vücut sıcaklığı, solunum hızı, nabız hızı ve kan basıncı ölçümü de yapmaktadır. Diyaliz hastalarının diyaliz ihtiyacını gidermek için giyilebilir böbrek cihazı vardır. Akıllı ayak tabanı ise ayak bası yüzeyinin yürüme esnasındaki değişimini aglılayabilmekte ve dengesiz durumları tespit edebilmektedir. Ayrıca yatağa bağımlı hastalarda yatak yarası oluşmasını engellemek için hasta uzun süre aynı pozisyonda kaldığında uyarı veren sistemler bulunmaktadır” diye konuştu.

Yalnız yaşlı kişilerin takibi yapılarak yaşam kaliteleri ve süreleri arttırılıyor
Özellikle bu teknolojilerin yalnız yaşayan yaşlı kişilerin takibinde kullanılması açısından da önemli bir fonksiyon içerdiğini söyleyen Önder, “Giyilebilir sağlık teknolojileri özellikle yalnız yaşayan yaşlı kişilerin 7/24 takip edilmelerine imkan sağlayarak, yaşam kalitelerini ve sürelerini arttırmaktadır. Akıllı giysiler kolay ulaşılabilir hale gelip ucuzladıkça günlük hayatta da daha sık ve kolaylıkla kullanılmaya başlanmıştır. Böylece bu teknoloji kullanıcıların hayatında büyük kolaylıklar sağlamaya başlamıştır. Giyilebilir sağlık teknolojileri pazarına olan talep tüm dünyada giderek artmaktadır ve bu alanda her geçen gün yeni ürünler ve teknolojiler üretilmektedir” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli’nin gastronomi yol haritası 162 yöresel lezzeti markalaştıracak Denizli’de hazırlanan ‘Denizli Gastronomi Turizmi Yol Haritası’, kentin 162 yöresel lezzetini koruyarak tanıtmayı ve uluslararası ölçekte markalaştırmayı hedefliyor. Proje, festivallerden dijital uygulamalara kadar geniş bir dönüşüm planı sunuyor. Denizli’nin zengin mutfak kültürü, kapsamlı bir gastronomi turizmi yol haritası ile yeniden şekilleniyor. Prof. Dr. Serkan Bertan öncülüğünde yapılan araştırmada, kentin coğrafi yapısı, iklimi, tarımsal üretimi ve kültürel yaşamının etkisiyle oluşmuş toplam 162 yöresel lezzet tespit edildi. Bu çalışma, Denizli mutfağının yalnızca yerel değil, ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtılması için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Araştırmaya göre Denizli mutfağında doğal ve mevsiminde yetişen ürünler öne çıkarken, yufka kullanımı yaygın bir tercih olarak dikkat çekiyor. Sabah kahvaltılarının oldukça zengin ve doyurucu olduğu kentte, akşam yemeklerinde ise sindirimi kolay hafif yemekler tercih ediliyor. Bu özellikler, Denizli mutfağını özgün kılan temel unsurlar arasında yer alıyor. Hazırlanan gastronomi turizmi yol haritası, kentin mutfak kültürünü markalaştırmayı hedefleyen çok yönlü bir plan içeriyor. Bu kapsamda öncelikle Denizli gastronomi haritasının basılı olarak ücretsiz dağıtılması ve ilçe bazlı tanıtımların yapılması planlanıyor. "MiniaGastroDenizli" projesi ile kentin mutfak değerlerinin minyatür konseptte sergilenmesi hedeflenirken, leblebi, kiraz çiçeği ve tarhana gibi ürünler için tematik festivaller düzenlenmesi öngörülüyor. Yöresel lezzetler yolu Dijitalleşme de yol haritasının önemli ayaklarından biri olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ destekli sistemler ve karekodlu bilgilendirme panoları sayesinde ziyaretçilere interaktif bir gastronomi deneyimi sunulması planlanıyor. Ayrıca "Yöresel Lezzetler Yolu" oluşturularak Karahöyük Ekmeği, Denizli Tandır Kebabı, Tavas Baklavası ve Kaşık Helva gibi ürünlerin belirli rotalar üzerinden tanıtılması hedefleniyor. Coğrafi işaretli ürünlerin ön plana çıkarılması da planın önemli başlıkları arasında yer alıyor. Babadağ Kekik Balı, Honaz Kirazı, Kale Biberi ve Denizli Leblebisi gibi ürünler için Avrupa Birliği nezdinde tescil başvurularının yapılması planlanırken, yerel üreticilerin desteklenmesi ve ürünlerin doğrudan tüketiciye ulaştırılması amaçlanıyor. Gastronomi turizminin sahaya yansıması için belirlenen özel rota ise dikkat çekiyor. Cankurtaran’dan başlayıp Tavas’a kadar uzanan gastronomi yolunda; yöresel pazarlar, kültür evleri, kadın kooperatifleri ve gastronomi müzeleri yer alacak. Bu güzergâhta ziyaretçilere hem lezzet deneyimi hem de kültürel etkileşim imkânı sunulacak. Ayrıca Elmalı ve Kızılcabölük köylerinin "gastronomi köyü" ilan edilmesi planlanıyor. Gastronomi Müzesi Denizli’de kurulması planlanan gastronomi müzesi ise projenin en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu merkezde yöresel yemekler, kadın kooperatifleri tarafından hazırlanarak ziyaretçilere sunulacak, aynı zamanda atölye çalışmaları ve uygulamalı eğitimler düzenlenecek. Unutulmaya yüz tutmuş tariflerin yeniden canlandırılması ve mutfak kültürünün gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Kent merkezinde ise gastronomi odaklı dönüşüm planları bulunuyor. Peynirciler Çarşısı’nın kültür deneyim merkezine dönüştürülmesi, Kaleiçi Çarşısı’nın yeniden düzenlenmesi ve Bayramyeri çevresinde gastronomi sokağı oluşturulması planlanıyor. Ayrıca restoranlarda yöresel yemeklerin menülere eklenmesi ve tadım menülerinin oluşturulması teşvik edilecek. Tarım ve turizmi buluşturmayı amaçlayan agro turizm uygulamaları da yol haritasında yer alıyor. Hasat festivalleri, "kendin topla" modeli ve çiftçi-turist buluşmaları ile ziyaretçilere doğrudan üretim sürecine katılma imkânı sunulacak. Bu sayede hem kırsal kalkınma desteklenecek hem de turizm çeşitliliği artırılacak. Denizli Gastronomi Turizmi Yol Haritası, yalnızca bir tanıtım projesi olmanın ötesinde, sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen kapsamlı bir vizyon sunuyor. Yerel değerlerin korunarak dünya çapında tanıtılması hedeflenirken, Denizli’nin gastronomi turizminde güçlü bir marka haline gelmesi amaçlanıyor.
İzmir Folkart’tan Karşıyaka Spor Kulübü’ne destekler sürüyor Karşıyaka Spor Kulübü Başkanı Aygün Cicibaş, basketbol şubesinin son dönemde yaşadığı ekonomik sıkıntılar sürecinde sağladığı 5 milyon TL’lik destek nedeniyle Folkart’a teşekkür ziyaretinde bulundu. Basketbol Süper Ligi’nde kümede kalma mücadelesi veren Karşıyaka, son dönemde yaşadığı ekonomik sıkıntıları aşmakta zorlanırken, kentin önde gelen markalarından Folkart’tan önemli bir destek geldi. Geçtiğimiz hafta sezonun en kritik karşılaşmalarından biri olan Bahçeşehir Koleji deplasmanı öncesinde Folkart, kulübe 5 milyon TL’lik finansal katkı sağlayarak gerekli ödemelerin yapılmasına yardımcı oldu. Ayrıca bu önemli maçın kazanılması halinde 30 bin dolarlık galibiyet primi açıkladı. Karşıyaka, zorlu deplasmandan galibiyetle dönerek ligde kalma yolunda kritik bir adım atarken, Folkart’tan gelen destek de moral kaynağı oldu. Folkart bununla da yetinmeyerek, sezonun kalan bölümündeki galibiyetler için de prim sözü verirken, ligde kalma hedefinin gerçekleşmesi halinde 100 bin dolarlık ek başarı ödülü vereceğini açıkladı. "Folkart ailesine teşekkür ediyoruz" Bu desteklerin ardından Karşıyaka Spor Kulübü Başkanı Aygün Cicibaş da Folkart’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Sağlanan katkılara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cicibaş, kulübün içinde bulunduğu süreçte bu tür desteklerin büyük önem taşıdığını ifade etti. Cicibaş, "Folkart’ın kıymetli desteği sayesinde sporcularımıza yapılması gereken ödemeler maç öncesinde ivedilikle yerine getirilmiştir. Sağlanan bu katkı, takımımızın moral ve motivasyonuna önemli ölçüde yansımış, sahada elde edilen galibiyetin en değerli unsurlarından biri olmuştur. Zor günlerimizde yanımızda olan Folkart ailesine, Karşıyaka camiası ve taraftarlarımız adına içten teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyoruz" diyerek sözlerini noktaladı.
Zonguldak BEUN Judo Takımı Türkiye Şampiyonası’na damga vurdu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Judo Takımı, Ünilig Türkiye Şampiyonası’nda 2 altın ve 3 bronz madalya kazanarak büyük başarı elde etti. Takım olarak da Türkiye üçüncüsü oldu. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), üniversite sporlarındaki yükselişini judoda elde ettiği çok sayıda dereceyle taçlandırdı. Ünilig Judo Türkiye Şampiyonası’nda Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinden Hatice Vandemir ve Ahmet Burak Çuhadar Türkiye şampiyonu olurken; Burak İsmail Şengür, Yunus Emre Aktaş ve Fuad İsayev Türkiye üçüncülüğü elde etti. BEUN Judo Takımı ise takım müsabakalarında Türkiye üçüncüsü olarak önemli bir başarıya imza attı. 36 Üniversiteden 172 Sporcu Tatamide Mücadele Etti Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu tarafından, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Ünilig Judo Türkiye Şampiyonası, 18-19 Nisan 2026 tarihlerinde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Organizasyonda 36 üniversiteden 100 erkek ve 72 kadın olmak üzere toplam 172 sporcu tatamiye çıkarak kıyasıya mücadele etti. Yüksek rekabet düzeyine sahne olan şampiyonada BEUN’lu sporcular; disiplinli hazırlıkları, teknik üstünlükleri ve mücadeleci ruhlarıyla dikkat çekti. Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü öğrencileri; Hatice Vandemir ve Ahmet Burak Çuhadar altın madalyaya uzanırken; Burak İsmail Şengür, Yunus Emre Aktaş ve Fuad İsayev sergiledikleri başarılı performansla bronz madalyanın sahibi oldu. Takım müsabakalarında elde edilen Türkiye üçüncülüğü ile birlikte BEUN, organizasyonu çok sayıda dereceyle tamamladı. Elde edilen bu başarılar, üniversitenin bireysel ve takım sporlarındaki istikrarlı yükselişinin güçlü bir göstergesi oldu. Rektör Özölçer: "Öğrencilerimizin Bu Başarıları, Üniversitemizin Spor Kültürünün Güçlü Bir Yansımasıdır" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan BEUN Rektörü İsmail Hakkı Özölçer, elde edilen bu anlamlı başarıların üniversite adına büyük bir mutluluk vesilesi olduğunu belirterek şu ifadeleri dile getirdi: "Üniversitemizi böylesine önemli bir organizasyonda Türkiye şampiyonluğu ve üçüncülük dereceleriyle temsil eden kıymetli öğrencilerimiz Hatice Vandemir, Ahmet Burak Çuhadar, Burak İsmail Şengür, Yunus Emre Aktaş ve Fuad İsayev’i yürekten tebrik ediyorum. Ayrıca takım müsabakalarında Türkiye üçüncüsü olan Judo Takımımızı da gönülden kutluyorum. Bu başarılar; disiplinli çalışmanın, azmin ve kararlılığın en güzel tezahürüdür. Öğrencilerimizin ortaya koyduğu mücadele, bizlere büyük bir gurur yaşatmıştır. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak öğrencilerimizin sadece akademik alanda değil, sportif ve sosyal alanlarda da en iyi şekilde yetişmeleri için tüm imkânlarımızı seferber etmeye devam ediyoruz. Elde edilen bu kıymetli derecelerin, üniversitemizin spor alanındaki vizyonunu daha ileriye taşıyacağına ve gelecekte daha büyük başarıların habercisi olacağına inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle; genç sporcularımızı her daim destekleyen başta Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Dr. Osman Aşkın Bak ve Bakanlığımız olmak üzere bizlerin ve sevgili öğrencilerimizin her daim yanında olan Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar ile değerli Yükseköğretim Kurulu ailesine şükranlarımı arz ediyorum. Bununla birlikte Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı ve Bayburt Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Mutlu Türkmen Hocamıza, ‘Ünilig Judo Türkiye Şampiyonası’nın başarıyla düzenlenmesine sunduğu kıymetli katkılar ve üniversite sporlarının gelişimine yönelik değerli çalışmaları dolayısıyla teşekkürlerimi sunuyorum. Şampiyonaya ev sahipliği yaparak verdiği kıymetli katkılardan dolayı Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Mehmet Gavgalı Hocama ve Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi ailesine teşekkür ediyorum. Değerli öğrencilerimizi müsabakaya en iyi şekilde hazırlayan Spor Bilimleri Fakültemizin kıymetli akademisyenlerine ve antrenörlerine de en kalbî duygularımla teşekkür ediyor; başarılarının devamını diliyorum. Üniversitemizi başarıyla temsil eden kıymetli öğrencilerimizi en içten duygularımla tebrik ediyor, yükseköğrenim hayatlarında ve spor kariyerlerinde kendilerine üstün muvaffakiyetler diliyorum."
Afyon Eber Gölü yapay zeka destekli sualtı aracıyla izlenecek Afyonkarahisar Gençlik Merkezleri bünyesinde faaliyet gösteren Genç 2030 Atölyesi, üniversite öğrencilerinin geliştirdiği proje ile TEKNOFEST sürecine dahil oldu. Gençlerin geliştirdiği projeyle sualtı aracı Eber Gölü’nde yürütülecek olup sualtı bitki örtüsünün (makrofitlerin) dağılımı, yoğunluğu ve zamansal değişimi yapay zeka destekli sistemler aracılığıyla analiz edilecek. TÜBİTAK Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması çerçevesinde yapılan başvuru, değerlendirme sonucunda kabul edilerek ikinci aşama olan uygulama, rapor ve analiz sürecine geçti. Proje çerçevesinde geliştirilen insansız sualtı aracı, iklim değişikliğinin etkisi altındaki sığ göl ekosistemlerinin incelenmesi amacıyla kullanılacak. Çalışmalar, Eber Gölü’nde yürütülecek olup sualtı bitki örtüsünün (makrofitlerin) dağılımı, yoğunluğu ve zamansal değişimi yapay zeka destekli sistemler aracılığıyla analiz edilecek. Geliştirilen otonom sistem, sualtından elde edilen görüntüleri derin öğrenme algoritmaları ile işleyerek ekosistemdeki değişimleri tespit edecek. Proje, hızlı veri toplama ve analiz imkânı sunmasının yanı sıra düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir izleme modeli oluşturmayı amaçlıyor. Elde edilecek verilerin iklim değişikliği parametreleri ile birlikte değerlendirilmesiyle, gölde meydana gelebilecek ekolojik değişimlere yönelik erken uyarı mekanizmalarının geliştirilmesi hedefleniyor.
Eskişehir ESOGÜ’de bağımlılıkla mücadele etkinliği düzenlendi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Genel Dahiliye Bilim Dalı öğretim üyeleri tarafından düzenlenen ’Bağımlılıkla Mücadelede Biz de Varız’ başlıklı toplantı ESOGÜ Prof. Dr. Necla Özdemir Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gülay Sain Güven ve Doç. Dr. Nursel Çalık Başaran davetli olarak katıldı. ESOGÜ Tıp Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Gülcan Kalender Güleç’in başkanlığındaki oturumun ilk konuşmacısı olan ESOGÜ Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim elemanı Öğr. Gör. Dr. Leman Deniz Tarlacık, "Bağımlılık; 5N1K" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Konuşmasında bağımlılığın; zararlarının fark edilmesine rağmen madde kullanımının sürdürüldüğü, beyinde ödül, kontrol ve stres sistemlerinde nöroadaptasyon süreçleriyle ilerleyen kronik, tekrarlayıcı bir beyin hastalığı olduğunu söyledi. Kronik kullanım sürecinde madde alımının, başlangıçtaki haz arayışından uzaklaşarak yoksunluk belirtilerini gidermeye yönelik bir örüntüye dönüştüğünü belirten Öğr. Gör. Dr. Leman Deniz Tarlacık, bağımlılık tedavisinde yargılayıcı tutumlardan kaçınılması ve sürecin multidisipliner bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı. Ardından ESOGÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Yıldız "Bağımlılık Yapıcı Maddeler ve Kronik Hastalık Oluşumuna Etkileri" başlıklı sunumunu yaptı. Prof. Dr. Pınar Yıldız sunumunda; kronik hastalıkların oluşmasında sedanter yaşam, aşırı yeme, obezite, sigara ve alkol gibi risk faktörlerinin tekrar eden ve zarar verici alışkanlıklar olarak rol oynadığını, ortak mekanizmalarla bağımlılık sürecine dönüştüğünü ve aynı zamanda bağımlılığın sürekli ve düşük düzeyde devam eden inflamasyonun da hem tetikleyicisi hem de sebebi olabileceğini dile getirdi. Prof. Dr. Pınar Yıldız özellikle klinik branş hekimlerinin hastalıkların tedavisinde davranışların nedenlerini sorgulaması gerektiğini ve davranış değiştirmeye yönelik özel çaba gösterilmesi gerektiğini ifade etti. Son konuşmacı olan Doç. Dr. Nursel Çalık Başaran ise olgu örnekleriyle aynı zamanda bağımlılıkları da olan kronik hastalık sahibi bireylerin tedavi süreçlerini yönetirken çoğu zaman gözden kaçan ancak dikkat edilmesi gereken önemli noktaları aktardı. Doç. Dr. Nursel Çalık Başaran özellikle bağımlılıkla mücadelenin çok önemli olduğu bir dönemde olduğumuzu belirterek bu konuda toplumsal bir mücadele gerektiğini vurguladı. Etkinlik soru-cevap bölümü ile sona erdi.