DÜNYA - 14 Nisan 2026 Salı 16:05 | Son Güncelleme : 14 Nisan 2026 Salı 16:33

Hindistan’da 62 milyon sokak köpeği, sokakları işgal ediyor

A
A
A
Hindistan’da 62 milyon sokak köpeği, sokakları işgal ediyor

Yaklaşık 62 milyon sokak köpeğin sokakları işgal ettiği ülkede başıboş sokak hayvanları, çocuklar başta olmak üzere her yıl milyonlarca insana saldırıyor ve onlarca insanın kuduzdan öldüğü vakalar ortaya çıkıyor. Durum en çok yoksulları ve sosyal hiyerarşinin en alt kesimlerini etkiliyor.

Ülkede sayıları tahminen 62 milyona ulaşan sokak köpekleri nedeniyle resmi verilere göre 2024 yılında ülkede 3,7 milyon ısırma vakası kaydedilmişti. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünyada kuduz kaynaklı ölümlerin yaklaşık üçte biri, Hindistan’da yaşanıyor. Ülkede, Yılda 18 ila 20 bin kuduz kaynaklı ölüm yaşanıyor ve bildirilen vakaların yüzde 60 kadarı 16 yaş altındaki çocuklarda görülüyor. Ülkede resmi otoriteler sorunla mücadele etmek için sokak köpeklerinin yakalanması, kısırlaştırılması, aşılanması ve tekrar salıverilmesi uygulamasını izliyor. Diğer yandan bu uygulamanın kronik olarak yetersiz finanse edilmesi ve kötü uygulanması, etkili bir sonuç ortaya çıkarmıyor. Ülke genelinde kayıtlı 76 kısırlaştırma merkezi bulunuyor ve sokak köpeklerinin kısırlaştırma oranı, köpeklerin üreme döngüsüne yetişemiyor.

Sokak köpeği saldırıları, yoksul bölgelerde yoğunlaşıyor

Sokak köpekleri, çöplerin açıkta bulunduğu, altyapı sorunlarının olduğu ve belediyelerin yeterli hizmet vermediği yoksul bölgelerde yoğunlaşıyor. Bu durum, fiilen alt sınıfın, yoksulların, Dalitlerin ve sokaklarda çalışmak zorunda kalanların köpek saldırılarına uğradığı bir durum oluşturuyor. Gece saatlerinin köpeklerin yaşadıkları bölgeler konusunda en fazla korumacı olduğu zamanlar olması, tropikal iklim nedeniyle çöp toplayıcılar ve işçilerin gece saatlerinde çalışması nedeniyle toplumun bu kesimlerini sokak köpeklerinin hedefleri haline getiriyor. Köpekleri besleyen varlıklı ve üst sınıftan insanlar ise gece saatlerinde uyudukları ve korumalı alanlarda yaşadıkları için, sokak köpeklerinin oluşturduğu güvenlik risklerinden pek etkilenmiyor.

Milyarlarca dolar ekonomik kayba neden oluyor

Ülkedeki sokak köpeği sorunu, yıllık 3,5 milyar dolar ekonomik kayba neden oluyor. Bu veriler, hastane giderleri ve köpek saldırısı mağdurlarının tedavileri, kuduz ilaç ve tedavileri ve bu duruma ayrılan mesai ücretlerini de içeriyor. Sokak köpekleri ayrıca turizmin önemli olduğu sahil kentlerinde de güvenlik endişeleri nedeniyle büyük kayba neden oluyor ve turistlerin sokak köpekleri tarafından kovalandığı görüntüler, ülkenin imajına zarar veriyor.

Delhi Uluslararası Havalimanı’nda sokak köpekleri iki yolcuya saldırdı

Ülkede sokak köpeklerinin oluşturduğu sorunların en güncel örneklerinden biri de başkentteki Delhi Uluslararası Havalimanı’nda yaşandı. Havalimanı yetkilileri, 7 Nisan’da yayınlanan bir açıklamayla havalimanının üç terminalinin tamamında sokak köpeklerinin bulunduğunu kabul ederek, bunların bakımlarının ekipler tarafından yapıldığını ve hayvanların sağlık ve dengeli davranışlarından emin olunmak için veterinerlik yönergelerine uygun şekilde beslenildiği ifade edildi.
havaalanında iki yolcunun ısırılmasının ardından hayvanseverlerin endişelerine sosyal medyadan cevap veren yetkililer, ilgili hayvana "özenle yaklaşıldığı, sakinleştirildiği ve nazik bir şekilde alışık olduğu alana geri bırakıldığı" bilgisini paylaştı. Açıklamada, "Köpek ısırma vakalarındaki artış, gerçek bir endişe konusu ve hem insanlar hem de hayvanlar için güvenliğin sağlanması, kolektif bir sorumluluk gerektiriyor" denildi.

Hindistan’da 62 milyon sokak köpeği, sokakları işgal ediyor

Hindistan Yüksek Mahkemesi çözüm için yargı süreci başlattı

Hindistan Yüksek Mahkemesi, 2025 yılı temmuz ayında başkent Yeni Delhi’de 6 yaşında bir kız çocuğunun kuduzdan hayatını kaybetmesinin medyada büyük yankı uyandırması sonrasında kamu yararı için re’sen dosya açarak sokak köpekleri sorununa karşı bir yargısal süreç başlattı. Mahkeme, ısırma vakaları ve kuduza engel olmak amacıyla 2025 yılı ağustos ayında tüm sokak köpeklerinin toplanması ve kalıcı olarak barınaklara yerleştirilmesine karar verdi. Diğer yandan hayvan hakları grupları, kararın ardından kararın uygulanamaz ve yasa dışı olduğunu savunarak ülke genelinde protesto eylemleri başlattı ve yoğun bir tartışma yaşandı. Tepkilerin ardından üç yargıçtan oluşan heyet, hayvan hakları savunucularının davaya müdahil olarak kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkin başvurularının ardından kararı büyük ölçüde iptal etti ve hayvanların toplanması yerine kuduz ve saldırgan köpekler hariç olmak üzere yakalama, kısırlaştırma, aşılama ve geri salma modeline geri dönüldü. Mahkeme, 2025 yılı sonbaharında okullar, hastaneler, ulaşım merkezleri gibi alanlardan köpeklerin kaldırılması tedbirinin uygulanmasına karar verdi ve ülkedeki tüm eyaletlerden rapor istedi. Birçok eyalet mahkeme talimatlarını uygulamazken Yüksek Mahkemedeki hukuki süreç devam ediyor. Ülkede sokak köpeklerinin çocuklara saldırdığı görüntülere sürekli olarak yenilerinin eklenmesi ise Yüksek Mahkeme ve yetkililer üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Zonguldak’ta balıkçılar limana demirledi, umutlar yeni sezona kaldı Yurt genelinde 15 Nisan’da başlayacak av yasağı nedeniyle balıkçılar teknelerini limanlara çekti. Zonguldak’ta da beklentilerin altında geçen sezonun ardından balıkçılar, yeni sezon öncesi bakım ve onarım çalışmalarına hız verdi. Alaplı ilçesindeki balıkçı limanına yanaşan teknelerde yoğunluk dikkat çekerken, balıkçılar 1 Eylül’de yeniden "vira bismillah" demek için hazırlıklara başlayacak. Alaplı Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Adnan Duman, bu yıl balıkçıların genel olarak yeterli bir sezon geçirmediğini belirterek, "Sezona palamutla başladık ancak beklediğimiz avı gerçekleştiremedik. Suyun geç soğuması nedeniyle kış balıkçılığından da yeterince faydalanamadık" dedi. Midye avcılığı yapan teknelerin ise dönem dönem avlanabildiğini ifade eden Duman, "Onlar için ciddi bir kayıp söz konusu olmadı ancak genel anlamda bu sezon beklentilerin altında kaldı" diye konuştu. "Bu kadar kısır bir sezon görmedim" Balıkçılardan Tuncay Uludağ ise yeni sezon hazırlıklarına başladıklarını belirterek, geride kalan sezonun son yılların en verimsiz dönemi olduğunu söyledi. Yaklaşık 30 yılı aşkın süredir balıkçılık yaptığını ifade eden Uludağ, "Meslek hayatım boyunca bu yıl ve 2025 sezonu kadar bereketsiz bir dönem yaşamadım. Türkiye’nin birçok bölgesinde balıkçılık yapılırken, bizim bölgemizde neredeyse hiç balık yoktu" dedi. Uludağ sezon boyunca palamut, lüfer ve çinakop avlayamadığını belirterek, "Bir tane palamut, bir tane lüfer, bir tane çinakop dahi tutamadım. Açıkçası çoğu zaman kayığımızı çözüp denize açılma ihtiyacı bile duymadık" diye konuştu. Diğer bölgelerde balıkçılığın daha hareketli geçtiğini internet ve videolar üzerinden takip ettiklerini belirten Uludağ, "Tekirdağ, Sinop, Trabzon, Giresun gibi yerlerde avcılık oldu ama bizim burada neredeyse hiç olmadı. ‘Siftah yapamadık’ desek yeridir. Her sezon olduğu gibi yine umutla hazırlanıyoruz. Teknelerimizin bakımını yaptık, ağlarımızı hazırlıyoruz. 2026 sezonunda özellikle palamutta yeniden bereket bekliyoruz" şeklinde konuştu.
Kocaeli Doğurduğu bebeğini çöp konteynerine atan anne 19 yıl sonra hakim karşısında Kocaeli’de 2007 yılında bir bebeğin göbek bağı boğazına dolanmış halde çöp konteynerinde ölü bulunmasına ilişkin ilk kez hakim karşısına çıkan anne, "Katı bir cisim benden düştü, bebeğin kafasını görünce bayıldım. Ayıldığımda bebek kucağımdaydı ve kaskatıydı. Bebeğin ağladığını duymadım. İlk yardım amacıyla bebeğin sırtına vurdum. Bebeğin boğazındaki kordonu görmedim, hatırlamıyorum" dedi. 27 Mayıs 2007 tarihinde İzmit ilçesi Yahyakaptan Mahallesi’nde meydana gelen olayda, göbek bağı boğazına sarılı ölü bebek, çöp konteynerine atılmış vaziyette bulunmuştu. Faili meçhul olayların aydınlatılmasına yönelik yapılan çalışmalar kapsamında, bebeğin annesi Emine N.Ö. olduğu tespit edildi. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 18 Kasım günü Sakarya’nın Sapanca ilçesinde düzenlediği operasyonla şüpheliyi yakaladı. Yakalanan şüpheli, İstanbul Adli Tıp Kurumu Müdürlüğü’nde yapılan DNA eşleştirme işlemleri sonrası adliyeye sevk edildi. Emine N.Ö., sevk edildiği adli mercilerce tutuklanarak cezaevine gönderildi. 18 yıl önce olay yerinde bulunan parmak izi delilinden yola çıkılarak şüphelinin kimliğinin tespit edildiği öğrenildi. "Hamile olduğumun farkında değildim" Kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanan Emine N.Ö., Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez duruşmaya çıktı. Duruşmaya tutuklu sanığın yanı sıra avukatı Uğur Gökkoyun, kayyım olarak atanan avukat Ayşe Pınar Eren ve tanıklar katıldı. Savunması alınan Emine N.Ö., "Emniyetteki verdiğim ifadeyi tekrarlıyorum. O tarihlerde psikolojik olarak yaşadığım travmalar vardı. Bundan dolayı hamile olduğumun farkında değildim. Vücudumda herhangi değişiklik yoktu, karnım şişmemişti. Regl takvimim düzenliydi. Mide bulantısı da yaşamadım" diye konuştu. "Bebeğin ağladığını duymadım" Olay günü çok şiddetli karın ağrısı ile tuvalete gittiğini söyleyen Emine N.Ö., "Tuvaletteyken benden aşırı kan geldi, beni kan tutuyor. Bulanık hatırladığım durumlar oluştu. Ne olduğunu anlamadığım durumla karşılaştım. Katı bir cisim benden düştü, bebeğin kafasını görünce bayıldım. Ayıldığımda bebek kucağımdaydı ve kaskatıydı. Bebeğin ağladığını duymadım. İlk yardım amacıyla bebeğin sırtına vurdum. Bebek geldiğinde kordonun durumunu hatırlamıyorum. Bebekten ayrılışımız nasıl oldu hatırlamıyorum. O dönem psikolojik olarak bunalıma girmiştim, bunun için ilaç da kullanıyordum. Çok net hatırlamıyorum ama o sıra alkollü olabilirim. Bebeğin boğazındaki kordonu görmedim, hatırlamıyorum, tahliyemi talep ediyorum" şeklinde konuştu. "Bebeğin sırtına vurarak ilk yardımı yapıyorsa boğazına 3 tur dönmüş kordonu nasıl görmedi" Avukat Ayşe Pınar Eren ise, "Sanığın alay tarihinde 23 yaşında olması ve ilk cinsel birlikteliği olmaması, gebeliği hiç fark etmemesi gibi durumlar hayatın olağan akışına aykırıdır. Bebeğin ileri ayda doğumu, 3 kilo ağırlığında olması gibi veriler ileri derecede bir gebelik olduğu bellidir. ATK raporuna göre bebek sağ doğmuş, nefes alıyor haldedir, sonradan vefat etmiştir. Bebeğin boğazına kordon 3 tur dolanmıştır, bu tıbben çok düşük olasılıktır. Bebeğin sırtına vurarak ilk yardımı yapıyorsa boğazındaki 3 tur dönmüş kordonu görmemiş olması mümkün değildir, bunun anne tarafından yapıldığını düşünmekteyiz. Az da olsa kordonun sıyrılma durumun olmadığı belgelerle sabittir. Hamile bir kadının 9 ay boyunca adet görmemesi istisnai bir durumdur. Sanığın tutukluluk halinin devamını talep ediyoruz. Sanığın sağlık raporlarıyla ilgili dosyaya sunduğu bir evrak yoktur. Bu hususlar gözetilerek sanığın üst hadden cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Müvekkilimin yaptığı tek şey bebeği çöpe atmaktır, öldürmemiştir" Kadınların hamileyken regl görme olasılığı olduğunu ve bunun tıbben de kanıtlandığını söyleyen sanık müdafi Uğur Gökkoyun, "Bir bilimsel makaleye göre annenin gebeliğini bilmemesi olağandır. ’Doğum anında bayıldım, hiçbir şey hatırlamıyorum’ demesinin bilimsel açıklığı vardır ve müvekkilim doğruyu söylemektedir. Plasenta ve bebek kordonu bir olarak çıkmıştır, kesilmemiştir. Her 3 doğumdan bir tanesi kordon dolanması ile gerçekleşir. 2 defa dolanan da var. Bolu’da kordonu boynuna 7 defa dolanan bebek var, bu haberlere de konu olmuştur. Kordonun elle sıkıldığında dair delil yoktur, plasentanın kordonla çıkmasından dolayı bu sıkma olayı meydana gelmiştir. Kordon bağlanmasına dair ölümün olma ihtimalini kabul ediyoruz ancak korkunun müvekkilim tarafından sıkıldığını kabul etmiyoruz. Müvekkilimin suçsuz olduğunu ispat etmeye çalışıyorum. Müvekkilim 23 yaşında toplumun tasvip etmeyeceği hayat yaşamış olabilir ama bunu cezalandırmak için ’Bebeğini öldürdün’ diyemeyiz. Bunu diyebilmemiz için bunu ispat etmemiz gerekiyor. Müvekkilimin yaptığı tek şey bebeği çöpe atmaktır. Bebeğin bulunması için bunu yapmıştır, ondan kurtulmak için değil. Bebeği kartonun içine plasentası ile bırakmış. Hiçbir delile de dokunmamıştır. Müvekkilimin tahliye edilmesini talep ediyorum" dedi. "Midesi bulandığını, aşerdiğini hiç görmedim" Tanık olarak dinlenen komşu Canan T., "Olay tarihinde hamileliğe ilişkin sanığın karnında şişlik görmedim. Hamile olduğunu bilmiyordum" diye konuştu. Sanığın halası Emine Ö., "Biz yeğenim ile 2000 yılından beri beraber yaşıyorduk. Babasını kaybettikten sonra dolabında içki gördüm. İçiyordu sanırım. Çekmecesinde ilaçlar vardı ama ne ilacı olduğunu bilmiyorum. Midesi bulandığını, aşerdiğini hiç görmedim. Adet olurdu, vücudunda bir değişiklik olmadı. Hep zayıftı. Hep aynı kilodaydı. Evin tuvaletinde kan hiç görmedim" şeklinde konuştu. Tutukluluk devam Mahkeme heyeti, sanığın 2007 yılına ilişkin olarak psikolojik ile kadın hastalıklarına ilişkin tedavi ve ilaç kullanım kayıtlarının istenilmesine talep etti. Ayrıca ara karar ikmalinden sonra sanığın akıl sağlığı yönünden değerlendirilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesine, sanığın tutukluluk halinin devamı ile duruşmanın ertelenmesine karar verdi.