POLİTİKA - 27 Ağustos 2022 Cumartesi 13:47

İletişim Başkan Altun: 'Suriye’ye ne zaman harekat yapılacağına Türkiye karar verecektir'

A
A
A
İletişim Başkan Altun: 'Suriye’ye ne zaman harekat yapılacağına Türkiye karar verecektir'

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Suriye’de YPG’ye karşı ne zaman askeri operasyon düzenleneceğine ilişkin, PKK-YPG terör örgütünün hem Türk askerlerine hem de Türkiye’nin koruması altında Suriyeli sivillerin yaşadığı bölgelere saldırılar düzenlediğini belirterek, “Ne zaman harekat yapılacağına Türkiye karar verecektir” dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Norveç gazetesi Aftenposten’in sorularını yanıtladı. Suriye’de YPG’ye karşı ne zaman askeri operasyon düzenleneceğine ilişkin soru üzerine Altun, PKK-YPG terör örgütünün hem Türk askerlerine hem de Türkiye’nin koruması altında Suriyeli sivillerin yaşadığı bölgelere saldırılar düzenlediğini belirtti.

Türkiye açısından öncelikli meselenin vatandaşlarının can ve mal güvenliği olduğunu vurgulayan Altun, bunun bir parçası olarak da bölgesel barış ve istikrarın önemli olduğunun altını çizdi. Altun, “Ne zaman harekat yapılacağına Türkiye karar verecektir” dedi.

“Türkiye’nin askeri harekatı Rus makamlarının rızası veya desteği olmaksızın başlayabilir mi?” sorusuna ilişkin ise Altun, Türk-Rus ilişkilerinin çok köklü bir tarihe sahip bulunduğunu aynı zamanda son derece gerçekçi olduğunu söyledi.

‘’Türkiye’nin atacağı hiçbir adım kimsenin iznine veya rızasına tabi değil’’

Birçok alanda iyi ilişkiler olmasına rağmen iki egemen devlet olarak her konuda tam anlamıyla mutabık halinde olunmamasını normal karşıladığını dile getiren Altun, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Suriye dosyasında da sahadaki krizin mahiyeti ve muhtemel çıkış yolu hakkında farklı yaklaşımlar olabilir. Ancak biz terörle mücadelenin bölgede barış ve istikrar isteyen tüm devletlerin ortak paydası olduğuna inanıyoruz

Türkiye, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde artık kendi çıkarlarını merkeze alan, gerekli gördüğünde ise kendi göbeğini kesen bir devlet hâline gelmiştir. Buna son yıllarda herkes şahit oldu. Elbette ilgili devletler arasında bazı fikir alışverişleri yapılır. Ancak günün sonunda Türkiye’nin atacağı hiçbir adım kimsenin iznine veya rızasına tabi değildir.”

‘’İsveç ve Finlandiya’nın verdiği sözlerin tutulduğuna ikna olursak üyelikleri onaylanır’’

Türkiye’nin haziran ayında Finlandiya ve İsveç’in üyeliklerinin resmen onaylanması için bir tarihin bulunup bulunmadığına yönelik soru üzerine Altun, Madrid Zirvesi marjında imzalanan üçlü muhtıra ile Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya davet edilmesine yönelik itirazını geri çektiğini ancak sürecin tamamlanmadığını belirtti.

İsveç ve Finlandiya’nın Madrid’de verdiği sözleri tutması gerektiğinin altını çizen Altun, “Eğer verilen sözlerin tutulduğuna ikna olursak üyelikleri onaylanır. Şu anda zaten Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmıyor. Dolayısıyla bugün itibarıyla somut bir tarihten bahsedemeyiz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’ten iki temel beklentisi olduğuna işaret eden Altun, şöyle devam etti:

“Öncelikle savunma sektörüne yönelik yaptırımları, NATO’nun temsil ettiği müttefiklik ruhuna aykırı olduğu gerekçesiyle, kaldırmalarını istedik. İkinci husus ise Türkiye’yi tehdit eden terör örgütlerine yönelik somut adımlar atmalarıydı. Bu kapsamda hem PKK-YPG hem de 2016 yılında Türkiye’de darbe girişiminde bulunarak 251 insanı katleden FETÖ mensuplarını barındırmamalarını talep ettik. İsveç ve Finlandiya ise bu talepleri karşılayacaklarını beyan etti. Şu anda durumu değerlendiriyoruz.”

‘’Beklentimiz, Türkiye’yi müttefik olarak gördüklerini ve bunun gereğini yapacaklarını kanıtlamaları’’

Finlandiya ve İsveç’le yapılan anlaşma kapsamında Türkiye’nin İsveç’e iadesini istediği kişilerin bir listesini sunduğunun belirtilerek, listede kaç kişi bulunduğunun sorulması üzerine Altun, konuya nicelik değil, nitelik olarak baktıklarını söyledi.

Madrid’de imzalanan muhtıraya istinaden Adalet Bakanlığının her iki ülkeye gerekli resmi talepleri gönderdiğine işaret eden Altun, bu taleplerin arasında daha önce reddedilen bazı iade taleplerinin yeniden incelenmesinin de bulunduğunu bildirdi.

Altun, geçmişte reddedilen taleplerin de ülkeler arasındaki anlaşmalara aykırı olduğuna dikkati çekerek, “Beklentimiz, İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye’yi müttefik olarak gördüklerini ve bunun gereğini yapacaklarını kanıtlamalarıdır” ifadelerine yer verdi.

Mustafa Cenik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş Ezgi apartmanı davası 3 Mayıs tarihine ertelendi Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremler sonrası 35 kişinin hayatını kaybettiği yıkılan 10 katlı Ezgi Apartmanı davasının ilk duruşması ikinci günde devam etti. Gecenin geç saatlerine kadar devam eden duruşma 3 Mayıs 2024 tarihine ertelendi. Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanık ve müşteki avukatları hazır bulundu. Kimlik tespitlerinin ardından davanın ikinci günündeki duruşmaya başlandı. İddianame özetinin okunması ile başlanan duruşmada Ezgi Apartmanı müteahhidi Y.A. salonda hazır bulundu. Tutuklu sorumlu mühendis fenni mesul M.T. ve iç mimarı E.D. duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Mahkeme başkanı tutuklu sanıklar ve tanıklarla ilgili beyanları okudu. Binanın altındaki pastanede tadilat işlemleri başlamadan binanın görevlisi nezaretinde kazan dairesine girerek yapılan tahribatı gördüğünü ifade eden tanık bina yöneticisinin oğlu tanık M.K, “Kazan dairesi ve kirişlerdeki tahribatları gördüm. Fotoğrafını çekip bina yöneticisine teslim ettim” dedi. Tanık olarak dinlenen pastane çalışanı C.E.’ye mahkeme başkanı çalıştığı dönemden sorular sordu. C.E., “Halen çalışıyorum 6,5 yıldan beri. Biz geldiğimiz de yapılmıştı. Yapılan tadilatlara ilişkin bilgim yok. Ben geldiğim de mutfak kuruluydu. Malzemeleri pastane girişinden içeri alıyorduk. Arka tarafta herhangi bir giriş yeri yoktu” dedi. Daha sonra tanık A.Ş. ise, “Ben pastanenin tadilatı sırasında başka şubede çalışıyordum” ifadesini kullandı. Tanık İ. Ş. A ise, “Ben 2001 ve 2002 yıllarında ofisim vardı. Daha sonra yakındaki inşaatım vardı ve ben oraya geçtim. Ben kiracıydım. Kervan pastanesi almış. Ben o binayı biliyorum ama gözümle kolon kesilip kesilmediğini görmedim. Benim iş yerim varken kazan dairesindeki kazanın değiştirildiğini ve bu esnada kapı üzerindeki kirişlere müdahale edildiğini gördüm” dedi. Tanık işletme müdürü H.K. ise, “İşletme sorumlusuydum. 2017 ila 2023 arası çalıştım. Tadilata girdiği zaman biz geçici şube açtık ve günümüzü orada geçiriyorduk. Binanın içinde sütun ve kolon yoktu. Havalandırma bacaları ile tadilatlardan bilgim yok. Kazan dairesi ile hiç bir işimiz yoktu. Önceki merdiven dönerli merdivendi ve demirdi” dedi. Bir diğer tanık M.G. ise, “Ben pastanemin tadilat yapıldığı dönemde şehir dışımdaydım” diye konuştu. İç mimarın çalışanı A.B., “İç mimar işini yapan E.D.’nin yanında çalışıyordum. Islak zemine şap attık. Banyo duvarlarını ve zemine şap attık. İlk kat zemin ve ikinci katta asma kat vardı. Yaklaşık 20-25 gün çalıştık. O zamanlar 4-5 kişiydik. Gittiğimiz de şap ve sıva işi için hazırdı o işleri yaptık” dedi. İnşaatın kalıp işlerini yapan tanık B.T. ise, “Ezgi apartmanının demir ve kalıp işlerini ben yapıyordum. Binanın yapımından tamamlanmasına kadar görev aldım. 8’lik ten 20’lik demire kadar demir kullandım. İnşaatın yapımı yaklaşık iki yıl ve iki yıldan biraz fazla sürmüştü. Kalıpları 15-20 gün aralığında söktük. Binada taşıyıcı kolon yok” dedi. Tanık R.Y., “Bu işi iç mimar adına yaptık. Mermer işi yapıyorum. Biz işi sırayla yapıyoruz. Geldiğimizde şap atılmış üzerine mermer döşedik” dedi. Tanıkların ifadesinin ardından katılan vekillerin beyanları alındı. Mahkeme savcılığı sanık S.K. ile M.P. için kırmızı bülten ile aranmasına karar verilmesini talep etti. Daha sonra sanıkların savunmalarına geçildi. Sanık Y.A. önceki savunmalarımın tekrarını iletti. Sanık fenni mesul M.T. ise masum ve suçsuz olduğunu ifade edip tahliyesini talep etti. Duruşmada mahkeme başkanı iç mimar E.D.’den savunma istedi. Sanık iç mimar E.D. tahliyesini talep etti. Av. Taner Akıncı, depremlerde hayatını kaybedenlere rahmet dileyerek binanın yapım aşamasındaki eksiklikleri anlattı. Av. Akıncı, pastane sahipleri S.K. ve M.P.’nin savcılıkla yakalama kararının kaldırılmasını talep etti. Av. Mesut Çakar ise, “Başkanım biz dosyanın uzman bir bilirkişiye gönderilerek bilirkişi raporu alınmasını talep ediyoruz. Kahramanmaraş ilinde binlerce deprem dosyası var hangi sanık hakkında kırmızı bültenle arama talep edildi. Karadeniz Teknik Üniversitesinden asli kusurlu değil de kusurlu olarak yargılanmasına devam edilen insanlar var” dedi. "Sanığı alkışladılar" Mahkeme heyetine savunmasın yapan Av. Ersan Şen ise, “Biz avukatız herkes durduğu yeri bilmeli. Binayı yapan müteahhit Y.A. ve fenni mesul M.T. Bu bina 1996 yılında başlayan ve 2001 yılına kadar iskan ruhsatlarına kadar bağlanmış. Temsil ettiğimiz iki sanık bu binaya en erken 2003 yılında gelmiş. Burada sanığı alkışladılar biz bunu burada gördük. Bilirkişinin haddine mi ki asli ve tali kusuru bulmak. Dolayısıyla bu binayı kanaatimce 6 Şubat depremine dayanacak bir bina değil. İddianamem 27 sayfadan oluşuyor. Bu bina 2017 yılında yapılmış tadilatı bir Allah’ın kulu bir şey diyemiyor. Olası kast bu bina da olmaz. S.K. ve M.P. bu binayı çökertti mi? Kazan dairesi ile ilgili bütün delme kırma işlemleri yapılmamıştır ve biz kazan dairesine çivi çakmadık. Doğu ile batı arasındaki perde beton arasında fark var. Ezgi apartmanı burularak yıkılmıştır. Dosya bilirkişiye gittiğinde sorularımızın cevabını almış olacağız. Bina da mühendislik ve tasarım hatası var. Bu bina da temel yok. Temel hatası var. Neden algı oluşturuluyor. Burada olası kastın ‘o’ su var mı? Bu inşaata statik ve tasarım hatası var. Biz kolon kesmedik, kiriş kırmadık” diyerek savunmasını tamamladı. Gece geç saatlere kadar süren duruşma mahkeme heyetinin toplantısı nedeniyle ara verildi. Mahkeme başkanı tutuklu sanıkların tutukluluk devamına, sanıklar S.K. ve M.P.’nin yakalama emrinin beklenmesine, kırmızı bülten talebinin reddine, dosyanın bilirkişiye gönderilmesine daha sonra karar verilmesine karar verildi. Duruşma sonrası açıklamada bulunan Av. Ersan Şen, “İki tam gün duruşma yapıldı oldukça yoğundu. Maalesef haksız suçlamalar ile uzun zamandır karşı karşıyaydık ve onları anlatabilme imkanımız oldu. Bize göre en azından temsil ettiğimiz kişiler yönünden haklı tespitlerin bulguların ortaya çıktığını düşünüyoruz. Bir dahaki duruşma 3 Mayıs tarihine kaldı. Müdahil tarafın kırmızı bülten çıkarılması ile ilgili mahkeme haklı gerekçeler ile reddetti. Biz de her zaman gelmeye savunma yapmaya hazırız. Herkes de gördü ki, sosyal medya üzerinden yoğun baskılar devam ediyor. Bu tür devam eden davalar için iyi olmuyor. Ancak çok iyi olarak savunmaları ortaya koyduk. Biz binanın müteahhidi değiliz, fenni mesulü değiliz, mimari değiliz, statik projesini çizen yapan değiliz. Burada bir pastanenin olduğu doğru, ama bu pastanede bizim dükkanlarımızın dışında aynı zamanda dairelerimiz de var. Böyle bir yer de yersiz haksız binanın çökmesine yıkılmasına 35 canımızın hayatını kaybetmesine yol olacak hatanın içinde olabilmemiz mümkün değildir. Bazı eksik hususlar var, bu hususların tamamlanmasında mahkeme başkanı hadisenin aşağı yukarı farkına vardı. O eksik hususların tamamlanması ile dosyayı bilirkişiye gönderecek diye düşünüyoruz. Bugün bizim net taleplerimiz var zaten bilirkişiye sevk edilmesi ve yakalama kararının kaldırılması yönünde. Çünkü yakalama kararı çok ciddi baskı oluşturuyordu özelikle sosyal medyada ön yargılı. Sanki her şey olmuş bitmiş gibi bunun sebebiyet verenin bizmişiz gibi. Deyim yerindeyse günah keçisi ilan edilerek ama bunların cevaplarını verdiğimi düşünüyorum ayrıntılı savunmalarımızı yaptık. Haklılığımıza inanıyoruz, zor bir dosya, ama bizim amacımız maddi hakikate ve adalete ulaşmak. Yoksa olayı kapatmak, karartmak değil. Kim sorumlu ve suçu varsa o ortaya çıksın ama haksız yere de kimse suçlanmasın, adalet yerini bulsun” dedi. Duruşma 3 Mayıs 2024 tarihine ertelendi.