SAĞLIK - 11 Nisan 2021 Pazar 10:47

İlk doz aşıyı olduktan sonra virüse yakalananlara sil baştan aşı uygulaması

A
A
A
İlk doz aşıyı olduktan sonra virüse yakalananlara sil baştan aşı uygulaması

Antalya İl Sağlık Müdürü Ünal Hülür, korona virüs aşısının ilk dozunu olduktan sonra tedbiri elden bırakarak virüs kapanlara kötü haber verdi. Hülür, böyle bir durumda kişiye ikinci dozun yapılmadığını, 180 gün sonra belirlenen aralıklarla tekrar iki doz aşı uygulandığını bildirdi.

Daha önce Çin’den alınan SARS-CoV-2 inaktif Sinovac, nisan ayı itibarıyla da Almanya’dan alınan mRNA teknolojisi BioNTech/Pfizer aşılarının uygulanması tüm Türkiye’de devam ediyor. 10 Nisan itibarıyla yapılan Covid-19 aşısı 19 milyona yaklaştı. 11 milyona yakın vatandaşa birinci doz, 8 milyona yakın vatandaşa ise ikinci doz aşı uygulandı. Virüsten koruyuculuk oranları bilim adamlarınca onaylanan her iki aşının uygulanması devam ederken, birinci doz aşı olduktan sonra tedbirlere uymayıp virüs kapanlara da kötü haber geldi.

İlk doz aşıyı olduktan sonra virüse yakalananlara sil baştan aşı uygulaması

“Başa dönülüyor”

Antalya İl Sağlık Müdürü Ünal Hülür, korona virüs aşısının birinci dozu sonrası nadir de olsa pozitif olan vatandaşların olduğunu bildirdi. Böyle bir durumda aşılamanın ikinci doz safhasına geçilemediğini belirten Hülür, “Eğer ilk aşıyı olduktan sonra pozitif tespit edildiyse, bakanlığımızın E-nabız üzerindeki sistemi, aşı için öncelikli grupta olunmadığı mesajını veriyor. Pozitif olanlara iyileşmenin olduğu 10 günden sonra 180 gün takvimi işletiyor. 180 günün sonunda tekrar aşı yapılabiliyor ve başa dönülüyor. Yani o kişi yeniden iki doz aşı olmak durumunda. Şuanda hakkı gelmiş 60 yaşında ama 1 ay önce pozitif olan bir kişiye de, aşı için öncelikli grupta olduğu ancak daha önce Covid-19 geçirdiği için aşı yapılamaz uyarısı geliyor” dedi.

İlk doz aşıyı olduktan sonra virüse yakalananlara sil baştan aşı uygulaması

Hülür, vatandaşların tedbirleri elden bırakmadan bu sürecin bitmesini sabırla beklemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Suat Metin - Ahmet Serdar Eser
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Kapadokya’nın bilinmeyen yüzü belgesele konu oldu Veteriner hekim ve belgesel yapımcısı Doğanay Vural, Kapadokya’da bilinmeyen yaban hayatını görüntüledi. Veteriner hekim ve belgesel yapımcısı Doğanay Vural, çocukluğunda başladığı yaban hayatı merakını çektiği görüntülerle ölümsüzleştiriyor. Pek çok canlıyı doğal yaşam alanında görüntüleyebilmek için aylarca nöbet tutan Vural, Anadolu Parsından kar leoparına kadar pek çok canlıyı çekme fırsatı buldu. Aynı zamanda evinde baktığı kurtlarını da yol arkadaşı edinen Vural, Nevşehir Kapadokya’nın bilinmeyen yaban hayatını gün yüzüne çıkarmak için onlarla birlikte yolculuğa çıktı. Vural, gelecek nesillerin ülkedeki bilinmeyen yerlere ve canlılara merakını artırmayı hedeflediğini söyleyerek 81 ilde çekim yapmak istediğini anlattı. "Biz Kapadokya’yı vahşi yaşamı için ziyaret ettik" Kapadokya’nın bilinmeyen yüzünü ortaya çıkardıklarını dile getiren Vural, "İnsanlar Kapadokya’yı ziyaret eder. Balonlara binmek için, peri bacalarını görmek için. Biz Kapadokya’yı o bölgedeki vahşi yaşamı için ziyaret ettik. Aslında bundan binlerce yıl önce insanlar da bu bölgelerde peri bacalarının içerisinde yaptıkları mağaralarda yaban hayvanlarından korunuyorlardı. Kimi zaman kurtlardan,sırtlanlardan, vaşaklardan, ayılardan. İşte bunu gün yüzüne çıkartmak, şu anda aktif olarak vahşi yaşamın sürdürülebilir olduğunu göstermek için Kapadokya’da yaban hayatın peşine düştük" ifadelerini kullandı. Bölgedeki hayvanları görüntülemek için balona bindiklerini anlatan Vural, "Balonlarda insanlar hep kendini görüntüler. Çevredeki manzaraları görüntüler. Biz balonlardan kınalı keklikleri, tilkileri ve aynı seviyede uçtuğumuz kuş türlerini görüntüledik. Ardından oradan indik, ATV’lere bindik. ATV’lerle beraber kurduğumuz fotokapanları kontrol ettik ve Kapadokya’nın doğasında kurt sürüleri, tilkiler, kınalı keklikler, Anadolu yer sincabı ve yırtıcı kuş türleriyle karşılaştık. Yaban domuzlarını saymıyorum bile" şeklinde konuştu. Evinin bahçesinde baktığı kurtları da götürdüğünü söyleyen Vural, "Börü, Gökbörü 6 ayda bize eşlik etti ve atlara binerek iz takibi yaptık ve bu iz takibi doğrultusunda Kapadokya’da hangi hayvanlarla aynı yere ayak bastığımızı daha iyi tanımış olduk" diye konuştu. "Türkiye’nin 81 ilinde bilinmeyen doğayı, yaban hayatı tanıtmaya çalışıyoruz" Vural, Türkiye’nin 81 ilinde yaban hayatı tanıtmaya çalıştıklarını belirterek "Günün sonunda Kapadokya’nın vahşi doğasını insanların bilmediği yönünü göstermiş olduk. Türkiye’nin 81 ilinde bilinmeyen doğayı, yaban hayatı tanıtmaya çalışıyoruz. Bu durakta Nevşehir’deydik ve Nevşehir’de herkesin bildiği tanıdığı Kapadokya’yı çok özel bir şekilde görüntüledik. Bu bölgede Anadolu yer sincabı çok önem arz eden bir tür. Bu bölgede Bozayı önem arz eden bir tür. Yine bu bölgede kurt sürülerinin görülmüş olması kesinlikle önemli bir kayıt" dedi. "Kapadokya’da vahşi yaşamın var olması o bölgenin turistinin gelmemesine bir sebep değil" Bölgede bulunan hayvanların korunması gerektiğini vurgulayan Vural, "Bu kayıtlar doğrultusunda bu hayvanlardan korkmamak gerekiyor. Yani Kapadokya’da vahşi yaşamın var olması o bölgenin turistinin gelmemesine bir sebep değil. Aksine bu yeni bir ekoturizm kapısı açtığını düşünüyorum. Çünkü bölgede çok fazla ATV safarileri, atlı safariler yapılıyor. Bunun yanı sıra o bölgedeki insanların elini taşın altına koyup bu hayvanları koruyup gelen turistlere bunları da göstererek ‘Bakın bizim şehrimizde tilki de yaşıyor, keklik de yaşıyor, Anadolu yer sincabı da yaşıyor, kurtlar da yaşıyor’ diyerek ayrı bir gelir kapısı oluşturarak aynı zamanda doğaya da katkı sunacaklarını düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Metropol dediği İstanbul’da vahşi yaşamın izini süreceğiz" Vural, çekimlerinin devam edeceğini aktararak sözlerine şöyle devam etti: "İnsanların o kalabalık şehirde içinde bulunduğu, metropol dediği İstanbul’da vahşi yaşamın izini süreceğiz. İstanbul deyince aklımıza birçok şey geliyor. Ama vahşi yaşam hiç gelmiyor. Kapadokya için de bu böyleydi. İstanbul için de böyle. Emin olun İstanbul’da da bilinmeyen türleri kurt sürüsü gibi, geyik gibi türleri görüntüleyip, gözlemleyip ekranlara vereceğiz." "Amacımız gelecek nesillere doğayı yaban hayvanlarını sevdirebilmek" Çocukluktan gelen tutkusunu sürdürmeye devam edeceğine değinen Vural, "Bizim amacımız gelecek nesillere doğayı yaban hayvanlarını sevdirebilmek. Genç yaştaki çocukların arkadaşlarıyla iletişim kurmasının tek yolu telefondaki veya bilgisayardaki oyunlar olmadığını doğaya çıkıp bir hayvanı gördüğü zaman yaşadığı heyecanı o macerayı da arkadaşıyla paylaşabileceğini anlatmaya çalışıyoruz. Yaklaşık 10-15 yıl oldu bu işe adım atalı. Benim tutkum bulunduğum mahalleden başladı yani ben doğayla iç içe bir yerde gözümü açtım ve benim mahallemde ben yetişirken korna sesleri duymuyordum. Hayvanların seslerini duyuyordum. Benim şöyle orada ne varmış diye baktığım şey araba kazası değildi. Yaban domuzlarının kavgasıydı. Benim de ilgimi çeken beni de doğaya çeken bu oldu aslında" ifadelerine yer verdi. "En zorlu yollar da olsa günün sonunda karşılaştığımız o heves, heyecan her şeye bedel" Anadolu Parsı, kar leoparı gibi görüntülemesi zor pek çok hayvanı gördüğünü ifade eden Vural, karşılaştığı her hayvanda farklı duygular hissettiğini ve unutamadığını söyledi. Vural, "O anın geri dönüşü yok. O anın bir tekrarı yok. Himalayalarda eksi 35 derecede kar leoparının izini sürdük. 16 gün sürdü. 16 gün boyunca her sabah üşüyerek uyandık ve her adım attığımız yerde bir uçurumda yani ölüm riski vardı. Ama günün sonunda o hayvanı görebilmek, gördükten sonra yaşayacağımız o haz bizi ayakta tuttu. Ve en zorlu yollar da olsa günün sonunda karşılaştığımız o heves, heyecan her şeye bedeldi" diye konuştu. Vural, ürettiği içeriklerin yanı sıra ilerleyen zamanlarda dizi ve film çekmek istediğini de sözlerine ekledi.