TEKNOLOJİ - 20 Ekim 2014 Pazartesi 10:23

İnternet insanları sanal yaşama sürüklüyor

A
A
A
İnternet insanları sanal yaşama sürüklüyor

1995 yılından bu yana hızla gelişerek her geçen gün hayatımızın vazgeçilmezleri arasına giren internet, bazı insanları ise fiziksel sosyal yaşamdan kopartıp sanal yaşama sürüklüyor.

1995 yılından bu yana hızla gelişerek her geçen gün hayatımızın vazgeçilmezleri arasına giren internet, doğru yolda kullanan insanlar için büyük bir nimet olarak göze çarparken, bazı insanları ise fiziksel sosyal yaşamdan kopartıp sanal yaşama sürüklüyor. 

İHA’ya açıklamalarda bulunan Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil İbrahim Gürcan, internetin insan hayatına iletişim açısından getirdiği avantajların da, büyük dezavantajların da olduğuna dikkat çekti. “İletişim tarihine baktığımızda en hızlı gelişen iletişim aracı internet” diyen Gürcan, “Yani 1995 yılında ortaya çıkmıştır ve şuanda dünyada yaklaşık 3 milyardan fazla insan internet ortamıyla haşır neşir durumda. Bu haşır neşirlik insanlarda bir takım davranış değişikliklerini de ortaya çıkartıyor. İçine kapanık bir insan, internet ortamında bakıyorsunuz canavara dönüşüyor. Ya da bakıyorsunuz sosyal olarak içine kapanık bir insan bu ortamda çok duygusal, insanlara yardımsever bir pozisyona dönüşüyor. Normal hayatta içine kapanık insanlar, özgürlükçü bir ortam olarak gördükleri internette kendisine sanal bir yaşam alanı oluşturmaya başlıyor. Mesela belli bir oranda güzellikten yoksun olan kız, bir modelin fotoğrafını koyuyor. Erkek, yakışıklı olmasa bile yakışıklı başka birinin fotoğrafını koyuyor. Yani fiziksel yaşamda sergileyemediği konuşma, iletişim kurma, açılma taleplerini internet ortamında çok daha rahat bir şekilde gerçekleştirebiliyor” ifadelerini kullandı.

“İNSANLAR İNTERNETE GİRDİĞİNDE BAŞKA BİR SOSYAL KİMLİĞE BÜRÜNÜYOR”

İnsanların internete girdiğinde başka bir sosyal kimliğe büründüğünü belirten Prof. Dr. Gürcan, bunu örneklerle şöyle açıkladı:

“Bununla ilgili yapılan araştırmalar da var. Mesela bir ilçede yaşayan ve çok dar bir kesimde yetişen bir kişinin internet ortamına bakıyorsunuz; İstanbul’da yaşayan bir sanayici gibi kendisini tanıtıyor. Bu kişi oluşturduğu hayali kimlikle etrafında farklı bir sosyal çevre edinmeye çalışıyor. Bunun gibi başka örnekler de var. Hatta yaşanan bir örnekte ise; karı-koca birbirinden habersiz farklı kimliklerle internet ortamında yazışıyorlar. Sevgilerini ve aşklarını dile getiriyorlar. Sonra ‘hadi gel buluşalım’ diyorlar. Buluştuklarında da karı-koca olduklarını görüyorlar. Bu şekilde boşanma davaları ise çok fazla görülüyor. İnternet, çok fazla yararları olmasına rağmen bu türden zararları da olan ve belli noktalarda kontrol edilmesi gereken bir ortam. Kontrol edemediğinizde de ciddi yaralar açabiliyor.” 

KADİR ÇETİN

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya Kütahya’da öğretmenlere yönelik TÜBİTAK proje hazırlama eğitimi başladı Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, öğretmenlere yönelik "TÜBİTAK Proje Hazırlama Yöntem ve Uygulamaları Kursu" başladı. Öğretmenlerin bilimsel araştırma ve proje geliştirme yeterliklerini artırmak, TÜBİTAK proje çağrılarına nitelikli başvurular yapılmasını sağlamak amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü Zafer Salonunda başlayan ve toplam 4 hafta sürecek TÜBİTAK Proje Hazırlama Yöntem ve Uygulamaları Kursu", 4 farklı öğretmen grubuna yönelik olarak planlandı. Her grup için 3 gün sürecek yoğunlaştırılmış eğitim modeli uygulanacak. Bu planlama ile farklı branşlardan öğretmenlerin programa aktif katılım sağlaması ve eğitimlerin uygulama odaklı şekilde yürütülmesi hedefleniyor. Program kapsamında öğretmenlere; bilimsel araştırmanın temel ilkeleri, araştırma problemi belirleme süreçleri, amaç ve yöntem kurgusu, veri toplama ve analiz planlama, etik kurallar ve akademik dürüstlük ile TÜBİTAK proje formatına uygun başvuru dosyası hazırlama aşamaları hakkında kapsamlı eğitim verilecek. Ayrıca sorumlu yapay zekâ kullanımı başlığı altında, yapay zekâ araçlarının proje geliştirme süreçlerinde etik ve bilinçli kullanımına yönelik uygulamalı içerikler sunulacak. Eğitim sürecinde daha önce yürütülmüş başarılı TÜBİTAK projeleri incelenecek, iyi uygulama örnekleri ve yaygın hatalar analiz edilecek, katılımcı öğretmenler tarafından örnek proje taslakları hazırlanarak uygulamalı çalışmalar gerçekleştirilecek. Programda bir konuşma yapan İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mustafa Topuz, proje kültürünün sürdürülebilir hale gelmesinin önemine dikkat çekerek öğretmenlerin proje süreçlerine aktif katılımının hem öğrencilerin akademik gelişimi hem de bilimsel vizyon kazanmaları açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Proje süreçlerinde öğrencilerin sunum yapma, fikirlerini savunma ve bilimsel düşünme becerilerini geliştirdiğini ifade eden Topuz, yıllar içinde yürütülen çok sayıda projenin önemli dereceler elde ettiğini ve bu birikimin yeni projeler için güçlü bir zemin oluşturduğunu belirtti. Müdür Yardımcısı Topuz, ayrıca, proje hazırlık süreçlerinin yalnızca başvuru döneminde değil, yıl boyunca planlı şekilde yürütülmesi gerektiğini, kurum içi proje yarışmaları ve üniversite iş birlikleri ile proje kalitesinin artırılabileceğini ifade etti. Kurs sonunda öğretmenlerin; proje fikri geliştirme, bilimsel yöntemi doğru kurgulama, araştırma basamaklarını etkin şekilde uygulama ve proje başvuru süreçlerini profesyonel düzeyde yönetme yetkinliği kazanmaları amaçlanıyor. Bu doğrultuda eğitim, öğretmenlerin bireysel mesleki gelişimlerinin yanı sıra okullarda sürdürülebilir proje kültürünün oluşmasına da katkı sunması öngörülüyor. Yetkililer, TÜBİTAK destekli projelerde Kütahya’nın temsil gücünü artırmayı hedefleyen eğitim programının, öğretmenlerin bilimsel üretim süreçlerine daha aktif katılım sağlamalarına ve öğrencilerine bu alanda rehberlik edebilecek düzeye ulaşmalarına önemli bir zemin hazırladığına vurgu yaptı.
Kayseri büyükşehir konservatuvarı 2025 yılında 5 bin 655 kişiye sanatla dokundu Kayseri Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı 2025 yılında 3 bin 413 yetişkin, 2 bin 242 çocuk olmak üzere 5 bin 655 kişiye hizmet verdi. Şehrin kültür ve sanat hayatına adeta nefes olan Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı, iki şubesinde 3 farklı dönemde toplam 19 branşta kurs verdi. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç yönetimindeki Kayseri Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılında da çocuklar ve gençler başta olmak üzere tüm Kayserililere sanat dolu bir dünyanın kapılarını ardına kadar açtı. Bu kapsamda müzikten tiyatroya, resimden korolara kadar birbirinden farklı alanlarda vatandaşlara kurs imkânı sunan Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı, 2025 yılında 3 bin 413 yetişkin (16 yaş üzeri) 2 bin 242 çocuk (9-15 yaş) olmak üzere 5 bin 655 kişiye hizmet verdi. İki şubesinde 3 farklı dönemde toplam 19 branşta kurs hizmeti sunan Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı, Türk Sanat Müziği, Tasavvuf Müziği, Türk Halk Müziği, ud, keman, bağlama, gitar, piyano, ney, yan flüt, klarnet, bateri, tiyatro, resim, şan, Kadınlar ve Türk Sanat Müziği Kent Koroları ile Güzel Sanatlar Hazırlık Kursları-müzik ve resim branşlarında sanatsal eğitim faaliyetleri gerçekleştirdi. Büyükşehir Konservatuvarı’nın bu eğitimleri, konser, sahne ve sergi etkinlikleriyle desteklenerek şehir kültür ve sanat hayatına katkı sağlandı. Şehrin sanat ve kültür yaşamına canlılık katan ve vatandaşlardan yoğun ilgi gören Kayseri Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı, dönemler halinde açılan kursları ile tüm sanatseverleri bekliyor.
Kilis Kilis’in yöresel lezzetleri kış sofralarının vazgeçilmezi Kilis’te kış aylarının vazgeçilmez yöresel lezzetlerinden müceddere, öcce ve lebeniye yemekleri, vatandaşlar tarafından yoğun ilgi görüyor. Kilis mutfağının köklü lezzetleri müceddere, öcce ve lebeniye, kış aylarında vatandaşların sofralarında yerini alıyor. 31 yıldır Kilis’te yöresel lezzetler sunan işletmeci Erdoğan Aktaş, yemeklerin yapılışını anlattı. Mesleğe endüstri meslek lisesinden mezun olduktan sonra bulaşıkçılıkla başladığını ifade eden Aktaş, "Komi, garsonluk, şeflik ve müdürlük derken yaklaşık 31 yıldır bu mesleğin içerisindeyim" dedi. "Müceddere hem garibanın hem de zenginin yemeğidir’’ Mücedderenin Arap kökenli bir yemek olduğunu vurgulayan Aktaş, "Kilis mutfağının önemli bir kısmı Arap mutfağından gelmektedir. Müceddere hem garibanın hem de zenginin yemeğidir. Her sofrada yer alan en özel yemeklerimizden biridir. Mercimek önce haşlanır, ardından bulgur eklenir. Kıvamını bulduktan sonra zeytinyağı ve soğanla kavrulur. Ortaya çok özel bir lezzet çıkar" şeklinde konuştu. Kabağın biraz sert olması önemlidir Bir diğer yöresel lezzetin öcce olduğunu söyleyen Aktaş, "Öcce yumurta ve unla yapılan, Kilis’in zeytinyağıyla pişirilen bir kış yemeğidir. Mücverle karıştırılır ama farkı şudur: Öcce’de havuç yoktur, mücverde vardır. Kabak, soğanla yapılır ve kabağın biraz sert olması önemlidir. Genelde haşlanmış nohut ve etle servis edilir" ifadelerini kullandı. ‘’Bulgur pilavıyla takım elbise gibidir" Zeytinyağının Kilis mutfağının vazgeçilmezlerinden biri olduğunu belirten Aktaş, "Her yemeği süsleyen tırnaklı ekmeğimiz vardır, sofralarımızdan eksik olmaz. Lebeniye ise mısır kökenli bir yemektir. Biz çorba demiyoruz, yemek diyoruz. Düğünlerde, bayramlarda ve özel günlerde yapılır. Bulgur pilavıyla takım elbise gibidir" dedi. ‘’Annemin yemeğini yemiş gibi hissediyorum’’ Müşterilerden Mustafa Yıldız ise yöresel yemeklere hayran olduğunu belirterek, "Harika bir lezzet. Lebeniye yediğim zaman annemin yemeğini yemiş gibi hissediyorum. Müceddere ve üzerine öcce, kış aylarında benim için vazgeçilmezdir. Severek ve beğenerek yiyoruz" diye konuştu.
Manisa Yağışlar çiftçiyi umutlandırdı Manisa’da etkili olan yağışların ardından konuşan Şehzadeler Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Altındağ, barajlar ve yeraltı sularının kritik seviyeden döndüğünü belirterek, taşkınlara rağmen yağışların tarım için hayati olduğunu söyledi. Şehzadeler Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Altındağ, Manisa’da son günlerde etkili olan yağışların tarımsal üretim açısından büyük önem taşıdığını belirterek, her ne kadar bazı çiftçilerin su baskınlarından zarar görmüş olsa da, genel anlamda yağmurların kuraklık riskini ortadan kaldırarak bölge tarımı için hayati bir kazanç sağladığını söyledi. Yağmur ve su baskınlarından zarar gören çiftçilere geçmiş olsun dileklerini ileten Altındağ, uzun süredir beklenen yağışların bereket getirdiğini vurguladı. Altındağ, "Yaklaşık 4-5 yıldır beklediğimiz bir yağmurdu bu. Eğer bu yağışlar olmasaydı, bu sene ciddi bir kuraklıkla karşı karşıya kalacaktık. Barajlarımız, yeraltı sularımız neredeyse tamamen boştu. Çok şükür bu yağışlar geldi ve hepimiz için büyük bir umut oldu" dedi. "Gediz taşkınları yeraltı suyuna can veriyor" Gediz Nehri’nde yaşanan taşkınların yeraltı su kaynaklarını beslemesi açısından önemli olduğunu ifade eden Altındağ, bu durumun uzun vadede tarımsal verimliliğe olumlu yansıyacağını belirtti. Altındağ, "Bugün gördüğümüz Gediz Nehri taşkınları, yeraltı sularını beslemek için birebir. Bu suların tarlalara girmesi, yeraltı su seviyelerinin yükselmesine katkı sağlıyor ve bu da üretim açısından son derece değerli" diye konuştu. "Sular boşa akmamalı, kalıcı önlemler alınmalı" Suların denize ya da boşa akıp gitmemesi gerektiğine dikkat çeken Altındağ, Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından kalıcı yatırımlar yapılması çağrısında bulundu. Altındağ, "Bu sular Gediz Nehri’nden akıp gidiyor. Devletimiz ve DSİ tarafından göletler mi yapılacak, yeni barajlar mı inşa edilecek, mutlaka bu konuda önlemler alınmalı. Bu suları tutacak yapılar yapılmalı ki, böyle dönemlerde gelen suyu depolayabilelim. Çünkü bugün akan suyu, yarın bulamıyorsunuz" ifadelerini kullandı. Hasar gören çiftçilere destek çağrısı Bazı üreticilerin su baskınlarından zarar gördüğünü hatırlatan Altındağ, özellikle buğday, arpa ve diğer kışlık ürün eken çiftçiler için destek talebinde bulundu. Altındağ, "Hasar gören çiftçilerimizin, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından desteklenmesini talep ediyoruz. Buğday, arpa ve diğer kışlık ürün eken üreticilerimizin zararlarının karşılanması büyük önem taşıyor" dedi. "Ekili olmayan arazilere giren su fayda sağlıyor" Altındağ, ekili olmayan arazilere giren suların tarım açısından zarar değil, fayda sağladığını da vurgulayarak, "Şu anda ekili olmayan hiçbir araziye giren suyun zararı yok, aksine faydası var. Bu sular yeraltı su kaynaklarını daha fazla besliyor. Taşkın sularının tarlalara girmesi, yeraltı suları açısından daha da verimli bir süreci beraberinde getiriyor" şeklinde konuştu.