TEKNOLOJİ - 10 Ocak 2014 Cuma 10:59

İnternet yasasına yeni düzenleme geliyor

A
A
A
İnternet yasasına yeni düzenleme geliyor

5651 sayılı kanuna getirilmesi öngörülen değişikliğin, ağır yaptırımlar getireceğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar, bu değişikliklerin yürürlüğe girmemesi ve geri çekilerek internet alanında çalışan herkesin katılımıyla yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

‘Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’ başlığıyla Plan Bütçe Komisyonu’nun alt komisyonundan geçen ve 60’dan fazla kanunda değişiklik getiren bir torba kanun tasarısı ile 5651 sayılı İnternet Yayınlarını Düzenleme ile İlgili Kanun’a getirilmesi öngörülen yeni düzenlemedeki maddeler, pek çok tartışmanın konusu oldu.

İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar, 2007 yılında yoğun tartışmalarla yürürlüğe giren 5651 sayılı kanun ile ilgili yapılması öngörülen yeni düzenlemenin, temel hak ve özgürlükler açısından ciddi ihlaller barındırdığını ve hayal kırıklığı oluşturduğunu söyledi. 5651 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği andan itibaren, bu alanda çalışan akademisyenler, uygulamacılar ve internet endüstrisi aktörleri olarak sayısız toplantı yaptıklarını ve kanunun aksaklıklarını yazılı raporlar şeklinde ilgililere ilettiklerini belirten Sınar, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2012 yılının Aralık ayında verdiği Yıldırım v. Türkiye kararı ile 5651 sayılı kanunun erişimin engellenmesi tedbirine ilişkin 8. maddesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesini ihlal ettiğini tespit etti. 2007 yılında yürürlüğe giren bu kanunun değişmesi gerekiyordu ama şu an önümüze çıkan değişiklik kelimenin tam anlamıyla bir hayal kırıklığı. Çünkü bu düzenleme mevcut yasanın aksak yanlarını düzeltmemesine karşın internet endüstrisini zora sokacak, Türkiye’de bilişim teknolojileri alanındaki gelişmelerin önünü kesecek ve bu alandaki yatırımları sona erdirecek birçok ciddi problemi de içeriyor” şeklinde konuştu.

“GİRİŞİMCİLERİN YATIRIMLARI ENGELLENECEK”
Düzenlemedeki maddeleri değerlendiren Sınar, eski kanunda çok eleştirilen hükümlerinin düzeltilmediği gibi; bu Tasarı ile yeni bir katalog suç sisteminin getirildiğini, idarenin yetki gaspının daha belirgin hale getirildiğini ve Tasarıda yer sağlayıcıların sorumluluğuna ve tebligata ilişkin uygulanması mümkün olmayan anlamsız hükümlerin yer aldığını söyledi. Özellikle 2. maddede yer alan içerikten çıkarma tedbirinin, aynı maddede erişimin engellemesi tedbiri varken gereksiz ve aşırı olduğunu belirten Hasan Sınar, bu durumun bilişim alanındaki uluslar arası girişimcilerin yatırımlarını engelleyeceğini vurguladı. Ayrıca yer ve erişim sağlayıcılara ilişkin e-mail ve benzeri araçlarla tebligat yapılmasını öngören düzenleme ile ilgili de yorumlarda bulunan Sınar, “e-mail yoluyla yapılan bildirimin muhataba ulaşıp ulaşmadığını garanti edilemez ama Tasarı’da bu şekildeki tebligata hukuki sonuç bağlanıyor. Bu durum tebligat hukukunun esas ve prensiplerine tamamen aykırı. Uluslar arası bir yatırımcıyı böyle bir hukuki sorumluluk altına sokmaya kalkarsanız, ciddi anlamda bir uluslar arası hukuk problemi ortaya çıkar. Bunu gören hiçbir bilişim şirketi Türkiye’ye yatırım yapmaz” şeklinde konuştu.

Yeni düzenleme ile beraber temel hak ve özgürlükler açısından da ciddi ihlallerin hayatımıza gireceğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Sınar, düzenlemenin içerik sağlayıcılara, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın talep ettiği her bilgiyi teslim etmek zorunluluğu getirdiğini söyledi. Bu değişikliklerin yürürlüğe girmemesi ve mutlaka geri çekilerek internet alanında çalışan herkesin katılımıyla yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Sınar, “Bilgiden, bilgiye fark var. Bilginin içeriğinde sensitive data dediğimiz hassas ve kişinin özel hayatına ilişkin bilgiler yer alıyorsa veya ticari sır niteliği taşıyan bilgiler varsa, bunlar teslim edilmemelidir” ifadelerini kullandı.

Yer sağlayıcıların IP saklama süresinin uzatılmasının, prensip olarak sakıncalı olmadığını söyleyen Sınar, “İşlenilen bir suça ilişkin yapılan soruşturma sırasında, yer sağlayıcıların sunucularında depolanmış olan internet yayını delil niteliği taşır. Bu nedenle, yer sağlayıcılara bu veriyi belirli bir süre depolama yükümlülüğü getirilebilir. Ancak bu yükümlülüğün süresinin Yönetmeliğe bırakılmaması ve kanunda açık bir biçimde düzenlenmesi gerekir, çünkü bu yükümlülük netice itibarıyla yer sağlayıcı açısından yüklü bir ilave bir maliyet yaratacaktır” dedi.

“BOMBA İMALATININ ANLATIMI SUÇ DEĞİL”
İnternetin işlevini, tekniğini ve karakterini çok iyi anlamak gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar, “İnternet ifade özgürlüğünün en geniş şekilde paylaşıldığı ortamdır. Elbette ki hukuk kurallardan bağımsız olmamalı ancak gerçekten toplumsal yaşamın devamı açısından gerekli olan hukuki değerler esas alınmalı. Örneğin, bomba yapımını öngören bir internet sitesine erişim engellenmeli. Dünyanın her yerinde neyin kabul edilemez olduğu aşağı yukarı bellidir. Çocuk pornografisini hiç kimse himaye etmez. Terör suçları ve bu kapsamda sözgelimi bomba imalatı gibi belirli fiiller içeren sitelere erişimin engellenmesi açısından da mutabakat vardır. Yeni düzenlemede bir web sitesinde bomba imalatının anlatımı engellemeyi gerektiren bir suç değil. Şuan Türkiye’de bunu engelleyemiyorsunuz. Önlemesi gerekeni önlemiyor, sadece bilinçaltında engellenmesi gerektiğini düşündüğünü engellemeye çalışıyor. Bunun da hukuki bir bakış açısı olduğunu söylemek mümkün değil” ifadelerine yer verdi.

Bütün erişim sağlayıcıların üye olacağı ‘Erişim Sağlayanlar Birliği’nin kurulmasını öngören maddenin de yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Sınar, “Birliğe üye olmayan, erişim sağlama hizmeti veremez deniyor. Bu düzenlemeyi hazırlayanların, erişim sağlama hizmetinin içeriği hakkında net bir bilgi sahibi oldukları konusunda ciddi şüphelerim var. Türkiye’de gerçekten erişim sağlama hizmeti veren kaç tane şirket var? Böyle bir oluşumun hayata geçirilmesine ne ölçüde ihtiyaç var? Bu konuda bilimsel analiz çalışması yapılmış mı?” şeklinde konuştu.

İNTERNET KULLANICILARI TEPKİLİ
2011 yılında yapılan ‘İnternetin Güvenli Kullanımına Dair Usul ve Esaslar Taslağı’ düzenlemesine tepki gösteren vatandaşlar tarafından 15 Mayıs 2011 tarihinde gerçekleştirilen ‘İnternetime Dokunma’ eylemleri sonucunda düzenleme geri çekilmişti. Yeni düzenlemenin gündeme gelmesi ile beraber, kullanıcılar sosyal medya hesaplarından #internetkanunuistemiyoruz hashtagi ile tepkilerini dile getirdi. Ayrıca vatandaşlar, 18 Ocak 2014 tarihinde ise yeni bir eylem yapma hazırlığında. Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar, “2011 yılındaki düzenlemeye ciddi anlamda reaksiyon gösterdik. Hak ve özgürlük alanlarımıza ve ‘İnternetime Dokunma’ dedik. Çabamız başarıya ulaştı ve zorunlu profil uygulaması geri çekildi. Bugün yapılması istenen bu değişiklikle çok daha büyük bir tehdit altındayız. 2011’de olduğundan çok daha yüksek bir sesle tepki göstermemiz, barışçıl bir biçimde sesimizi duyurmamız ve bu düzenlemenin yasalaşmaması için elimizden geleni yapmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

BANU EZBER (İHA)
İSTANBUL

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane Hastaneden randevu alamayınca doktora taşlama şiir yazdı Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde muayene için tercih ettiği doktorun yoğun olması nedeniyle bir türlü randevu alamayan Türkçe öğretmeni, yaşadığı süreci taşlama türünde yazdığı şiirle anlattı. Gümüşhane’nin merkeze bağlı Tekke Ortaokulu’nda Müdür Yardımcısı ve Türkçe öğretmeni olarak görev yapan Sait Karakaş, yaklaşık 6 ay önce başlayan sağ bacak ağrısı nedeniyle Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Kasım Taş’tan randevu almak istedi. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ve hastanedeki kiosk cihazlarından defalarca denemesine rağmen yoğunluk nedeniyle randevu alamayan Karakaş’ın muayene süreci uzadı. Yaşadığı bu durumu mizahi ve edebi bir dille ele alan Karakaş, süreci taşlama türünde kaleme aldığı şiirle ölümsüzleştirdi. Şiirde yer alan ifadelerde, yaşanan yoğunluğun doktora gösterilen ilgi ve hizmet kalitesinden kaynaklandığına dikkat çekti. Bir süre sonra muayene olan Karakaş, yazdığı şiiri doktora da okudu. Yoğun çalışma temposunun edebiyatla buluştuğu olay, hasta ile hekim arasındaki samimi ilişkiyi ortaya koydu. Yazılan şiir, hem yaşanan sürecin hem de duyulan memnuniyetin kalıcı bir hatırası olarak hafızalarda yerini aldı. "Şiirin başlangıcında ufak bir sitem var" Tedavi süreçlerinin ardından hastaların kendisine farklı şekillerde teşekkür ettiğini ama ilk defa böyle bir olayla karşılaştığını ifade eden Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Kasım Taş, "Sait hocam ilk olarak şikâyetiyle ilgili bizim MHRS sistemimizden randevu almak istedi. Yoğunluğu ve sürecin uzadığını görünce, sosyal yaşamda da görüştüğümüz için bu durumu şiir yoluyla aktaracağını söyledi. Mizansen bir yaklaşımla durumu ifade etti. Bizim için kalıcı bir eser oldu. Aynı zamanda tedavi sürecinin ve yaşanan yoğunluğun tercih edilmemizden kaynaklandığını da kendisi belirtti. Bu durum bizi çok mutlu etti. Şiirin başlangıcında kendi tabiriyle ufak bir sitem var. Ancak bunun sebebinin yaptığımız hizmetin iyi olması, güler yüzlü yaklaşımımız ve tercih edilmemiz olduğunu da kendisi ifade etmekte. Bu da bizi ayrıca mutlu ediyor. Kendi edebiyat tarzıyla, aslında iyi ve kaliteli bir iş yaptığımızı söylemek için yazdığını belirtti. Şiirle karşılaşmak bizim için her zaman kıymetlidir. En büyük hediye hastanın memnuniyetini ifade etmesidir. Ancak bunu kalıcı bir eser olarak almak bizi daha da mutlu ediyor. Bunun her zaman bizim için büyük ve kalıcı bir hatıra olduğunu düşünüyoruz" dedi. "Doktoru eleştirmek için değil gösterilen ilginin yoğunluğundan dolayı yazdım" Uzun süredir tedavi olmak için sıra almaya çalıştığını fakat Op. Dr. Taş’a gösterilen yoğun ilgiden dolayı sıra alamadığını söyleyen Tekke Ortaokulu Müdür Yardımcısı ve Türkçe öğretmeni Sait Karakaş, "Bundan yaklaşık 6 ay önce sağ bacağımda bir ağrı başladı. Önce MHRS sistemi üzerinden kendisinden randevu almayı denedim ancak birkaç kez girmeme rağmen sistem her seferinde çok çabuk doluyordu. Daha sonra hastanede kiosk denen makineyi denedim. Okula giderken bazı sabahlar uğradım fakat oradan da sıra bulamadım. En son kendisini aradım. ‘Hocam bu nasıl bir teveccüh? Ne MHRS’den ne de kiosktan sıra bulamıyorum’ dedim. Aradan birkaç gün geçti, ben habersiz geldim ameliyat günüymüş, boş döndüm. Birkaç gün sonra tekrar aradık. Bu kez de bir çalıştaya gideceğini söyledi. Süre uzadıkça ben de bunu şiir, taşlama yoluyla yazmaya başladım. Kendi aramızda şakalaştık. Şiir bu şekilde ortaya çıktı. Bugün sıramızı bulduk. Kasım hocamın odasından içeri girdim. Daha önce şiirin bazı bölümlerini kendisiyle paylaşmıştım. Oturdum ve şiirin bölümlerini okudum. Kendisi de çok onore oldu, ben de çok mutlu oldum. Aramızda dostane bir ortam oluştu, ikimiz de mutluyuz diyelim. Edebiyatta taşlamalar meşhurdur. Taşlamalarda karşı tarafa iğneli yollarla bazı şeyler anlatılır. Benim bu şiiri yazmaktaki amacım asla Süleyman Kasım hocamızı eleştirmek değildi. Sistemin yoğunluğu ve kendisine gösterilen teveccüh yanlış anlaşılmasın diye sonunda kendimce güzel toparlamalar yapmaya çalıştım" diye konuştu.
Kocaeli Kötü karne korkusuyla evden kaçıp camiye sığındığı gün hayatı değişti Kocaeli’de ortaokul yıllarında karnesi kötü geldiği için eve gidemeyip sığındığı cami avlusunda donmak üzereyken uyanan ve o gecenin travmasıyla yüzde 45 engelli kalan 33 yaşındaki Akan Uran, tedavi sürecinde başladığı resim sanatıyla karanlık günleri geride bırakarak 4’üncü kişisel sergisini açtı. Yaklaşık 15 yaşlarındayken zayıf gelen karnesini ailesine göstermekten korkarak evden ayrılan ve başka bir ilçeye kadar yürüyen Akan Uran, geceyi geçirmek için girdiği bir cami avlusunda donmak üzereyken duyduğu bir sesle uyandı. O gece yaşadığı korku ve travma nedeniyle psikolojik rahatsızlıklar yaşamaya başlayan Uran’a, yüzde 45 engelli raporu verildi. Hastalığının ilk dönemlerinde eve kapanan Uran, bu zorlu süreci kendi imkanlarıyla çizdiği karakalem ve boya resimleriyle aşmaya çalıştı. Zamanla sanat eğitimleri alarak yeteneğini geliştiren genç adam, 300’den fazla eser üreterek 4’üncü sergisini sanatseverlerin beğenisine sundu. "O sesi duymasaydım donarak ölecektim" Yaşadığı o zorlu geceyi ve rahatsızlığının başlama sürecini anlatan Uran, korkunun hayatını nasıl değiştirdiğini anlattı. Uran, "Benim karnem zayıftı ve sınıfta kalırım diye çok korktum. Başka bir ilçeye kadar yürüdüm. Akşam vaktiydi, kalacak yer bulamayınca bir cami avlusunda uyudum. Kış günüydü. Uyurken bir ses duydum ve uyandım. O sesin Allah tarafından geldiğine inanıyorum; çünkü o sesi duymasaydım kış günü orada donarak ölecektim. O uyandıran sesten sonra korkularım ve başka sesler duymalarım başladı. Tedavim de bu şekilde başlamış oldu" dedi. "Kalemim elimde olduğu sürece hiçbir engel tanımam" Rahatsızlandığı ilk dönemde çevresiyle iletişimini kestiğini ancak resim çizmenin kendisine bir çıkış kapısı olduğunu belirten Uran, sanata tutunma serüvenini şöyle anlattı: "İlk başlarda kendimi tamamen eve kapattım. Çizimlere de o dönemde kendi imkanlarımla başladım. Ortaokulu bitirdikten sonra eğitime de katılarak kendimi geliştirdim. Karakalem, çizgi film karakterleri, manzara, karikatür ve doğa resimleri yapıyorum. Uzun zamandan beri hastanede tedavi görüyorum ama şu an resimlerim bana büyük bir huzur veriyor, mutlu oluyorum. Şimdiki halime çok şükrediyorum, eskisinden çok daha iyiyim. Kalemim elimde olduğu sürece hiçbir engel tanımam." Bugüne kadar 300’ü aşkın esere imza atan Uran, "Eğer destek verip elimden tutarlarsa kendimi çok daha fazla geliştirmek, daha iyi seviyelere gelmek isterim. İnşallah çizimlerim ve sergilerim çoğalacak" diye konuştu.