DÜNYA - 02 Şubat 2026 Pazartesi 15:00 | Son Güncelleme : 02 Şubat 2026 Pazartesi 15:05

İran: "ABD ile müzakerelerde değerlendirme ve karar aşamasındayız"

A
A
A
İran: "ABD ile müzakerelerde değerlendirme ve karar aşamasındayız"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile müzakerelere ilişkin yaptığı açıklamada, "Çeşitli mesajlar karşılıklı olarak iletildi. Mevcut durumda sürecin nasıl ilerleyeceği, hangi çerçevede yürütüleceği ve izlenecek yol haritasının ayrıntılarına ilişkin değerlendirme ve karar aşamasındayız. Umudumuz, bu sürecin ilerleyen aşamalarda sonuca ulaşmasıdır" dedi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Son bir haftada ABD ve İsrail’in bölgede tansiyonu artıran adımlarını sürdürdüğünü belirten Bekayi, buna karşılık İran diplomasi mekanizmasının ulusal çıkarların korunması ile bölgesel barış ve istikrarın sağlanması amacıyla temaslarını yoğunlaştırdığını söyledi. İsmail Bekayi, "Farklı ülkelerin devlet başkanları ile cumhurbaşkanı arasında üst düzey temaslar gerçekleştirildi. Dışişleri bakanı, komşu ve bölge ülkelerindeki mevkidaşlarıyla çok sayıda telefon görüşmesi yaptı ve Türkiye ile Rusya’ya ziyaretler gerçekleştirildi. Bunların tamamı, İran’ın ulusal çıkarlarını korumaya ve temin etmeye yönelik diplomatik çabaların yalnızca bir kısmını oluşturmaktadır" diye konuştu.

"Avrupa ülkeleri ile AB üyesi ülkelerin temsilcileri bakanlığa çağrıldı"

Avrupa Birliği’nin (AB) İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yönelik adımlarına karşı alınacak önlemlere değinen Bekayi, "Büyükelçilerin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması asgari bir adım olarak atıldı. Dün ve bugün, Tahran’da büyükelçiliği bulunan tüm Avrupa ülkeleri ile AB üyesi ülkelerin temsilcileri bakanlığa çağrıldı ve İran’ın itirazları kendilerine yazılı olarak iletildi. Bununla birlikte farklı seçenekleri içeren bir dizi önlem hazırlandı ve karar mercilerine sunuldu. Önümüzdeki günlerde, AB’nin hukuka aykırı ve yanlış adımına karşı İran’ın atacağı karşı adımlar konusunda karar verileceğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

"AB stratejik bir yanlış hesaplama yaptı"

Bekayi, söz konusu girişimin AB açısından stratejik bir yanlış hesaplama olduğunu daha önce de vurguladıklarını hatırlatarak, bu adımın yalnızca İran halkına yönelik bir hakaret olmadığını, aynı zamanda AB’nin ciddi bir yanılgısını ortaya koyduğunu dile getirdi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, "AB, terör etiketiyle hedef aldığı yapıların Basra Körfezi’nde güvenlik ve istikrarın sağlanmasında ve DEAŞ’la mücadelede kilit rol oynadığını göz ardı etmektedir. Bu kararın ABD ve İsrail’i memnun etmeye yönelik olduğu düşünülüyorsa, bu açık bir yanılgıdır. İsrail’in söz konusu karar nedeniyle Almanya’yı ve Almanya dışişleri bakanını ilk tebrik eden taraf olması, bu adımın arkasındaki iradeyi açıkça ortaya koymaktadır" diye konuştu.

"ABD söylem ve eylemleri arasında çelişki var"

Son 10 yılda ABD’nin defalarca taahhüt ihlali, aldatıcı tutum ve sözlerinden dönme örnekleri sergilediğini belirten İsmail Bekayi, "Bu deneyimlerin zirvesi haziran ayında yaşandı. Dolayısıyla bu tecrübeler kolay elde edilmedi ve alınacak her kararda mutlaka dikkate alınacaktır. Karşı tarafın söylem ve eylemleri arasında açık bir çelişki var. Tehdidin diplomasiyle uyuşmadığı yönündeki değerlendirme doğru değil zira ABD’nin bölgemizde attığı adımlar uluslararası hukukun en temel ilkesinin sürekli ihlali niteliğindedir. Birleşmiş Milletler’in güç kullanma ya da güç kullanma tehdidini yasaklayan temel ilkesinin, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi bir ülke tarafından sürekli ihlal edildiği görülmektedir. Uluslararası barış ve güvenlikten birincil derecede sorumlu olan Güvenlik Konseyi’nin bu durum karşısındaki sorumluluğu göz ardı edilmemelidir" dedi.

Müzakerelerde değerlendirme aşaması

Müzakerelerin yapısına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan İsmail Bekayi, bu aşamada çeşitli incelemelerin yapılması gerektiğini belirterek, konunun farklı boyutlarının ele alındığını söyledi. Bekayi, "Mevcut bölgesel duruma ilişkin haklı kaygılar taşıyan bölge ülkeleri, samimi biçimde yapıcı bir rol üstlenmeye çalışıyor. Avrupa ülkelerinin aksine bölge ülkeleri mesajların iletilmesinde arabulucu rolü oynuyor. Bu kapsamda taraflar arasında çeşitli mesajlar karşılıklı olarak iletildi. Mevcut durumda sürecin nasıl ilerleyeceği, hangi çerçevede yürütüleceği ve izlenecek yol haritasının ayrıntılarına ilişkin değerlendirme ve karar aşamasındayız. Umudumuz, bu sürecin ilerleyen aşamalarda sonuca ulaşmasıdır" diye konuştu.

"Yaptırımların kaldırılması vazgeçilmez öncelik"

Müzakerelerin hedefinin "yaptırımların kaldırılmasından savaş tehdidinin ortadan kaldırılmasına" indirgendiği yönündeki iddialara yanıt veren Bekayi, bu değerlendirmenin doğru olmadığını belirterek, "Yaptırımların kaldırılması İran için kesinlikle temel bir önceliktir. Dışişleri Bakanı’nın da yakın ifade ettiği gibi, müzakerelerin ana konusu nükleer meseledir. Bu konu yıllardır İran’a yönelik baskı, yaptırım ve savaş tehdidinin gerekçesi olarak kullanılmaktadır. Nükleer programa ilişkin kaygıların giderilmesi karşılığında İran’ın açık ve meşru talebi, halkına dayatılan haksız yaptırımların kaldırılmasıdır. Bununla birlikte tehdit meselesi de gündemde ve tüm başlıklar diplomatik süreçlerde birlikte ele alınmalıdır. Ancak yaptırımların kaldırılması, her şartta İran için öncelik olmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.

"Tatbikat programlarında değişiklik yok"

Bekayi, son günlerde İran, Rusya ve Çin’in ortak askeri tatbikat düzenleyeceği ve bazı tatbikatların iptal edildiği yönündeki iddialara yanıt vererek, "Tatbikat programlarında herhangi bir değişiklik söz konusu değil. Elbette bu hususta resmi değerlendirmeyi askeri yetkililer ve Genelkurmay yapmalı ancak bu konu toplumda bir gerginlik oluşturma bahanesine dönüştürüldüğü için askeri yetkililerle görüştüğümü ve İran Silahlı Kuvvetlerinin tatbikat programlarında hiçbir değişiklik olmadığını açıklamam gerekliydi. Ayrıca Deniz Kuvvetleri’nin Çin ve Rusya’nın katılımıyla gerçekleştirdiği tatbikat yıllık bir tatbikattır. Bugüne kadar Kuzey Hint Okyanusu’nda bunun altı ya da yedi turu gerçekleştirildi ve yapılan planlamaya göre bundan sonra da düzenlenecektir" şeklinde konuştu.

Aynur Sena Çabuk

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir Körfezi’in temizliği için takviye güç İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Körfezi’ndeki temizlik çalışmalarını güçlendirmek için beş amfibi aracı hizmete alıyor. Sığ ve erişilmesi zor kıyı alanlarında da çalışabilen araçlarla deniz marulu yoğunlaşmalarına hızlı müdahale edilerek ekolojik dengenin korunması hedefleniyor. İzmir Körfezi’nde temizlik çalışmalarını yoğunlaştıran İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu doğrultuda filosunu güçlendirmeyi sürdürüyor. Belediyenin iştiraki İZDENİZ, körfezde yürütülen temizlik çalışmalarını desteklemek ve deniz marulu yoğunlaşmalarına daha hızlı müdahale edebilmek amacıyla beş adet amfibi temizlik aracını bünyesine kattı. Gediz Nehri’nin taşıdığı kirleticiler ve havza kaynaklı besin yükü nedeniyle son yıllarda körfezde deniz marulu (makroalg) yoğunlaşmaları daha sık görülürken, yeni araçlarla bu yoğunlaşmanın önüne geçilmesi hedefleniyor. Alg patlamalarına neden oluyor Gediz Nehri’nin su kalitesi, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü verilerine göre 3. sınıf, yani kirli su seviyesinde bulunuyor. Özellikle azot ve fosfor gibi besin maddelerindeki artış, deniz marulu gelişimini hızlandırarak kıyı alanlarında geniş yayılımlara yol açıyor. Yapılan saha çalışmalarında, sığlaşmanın belirgin olduğu Mavişehir ile Foça arasında yaklaşık 4 milyon metrekareyi aşan alanın köksüz deniz marullarıyla kaplandığı tespit edildi. Deniz marulları parçalanıp ayrıştığında suya önemli miktarda besin yükü bırakıyor; bu durum da mikroalg patlamaları (alg bloom) olarak adlandırılan çevresel olayları tetikleyebiliyor. Alg patlamaları ise su kalitesinin bozulmasına, kötü koku oluşumuna ve balık ölümlerine neden oluyor. Yeni alınan amfibi temizlik araçlarıyla deniz marulu yoğunlaşmalarına erken müdahale edilmesi ve kıyı bölgelerinde oluşabilecek çevresel etkilerin azaltılması hedefleniyor. Denizde ve karada hareket edebiliyor Denizde ve karada hareket edebilme özelliğine sahip olan bu araçlar, paletli yapıları sayesinde özellikle sığ kıyı alanlarında ve erişilmesi zor bölgelerde yüksek manevra kabiliyetiyle çalışabiliyor. Araçların ön kısmında bulunan süzgeç tipi kepçe sistemi, su yüzeyinde biriken deniz marulu ve benzeri organik materyallerin etkin biçimde toplanmasını sağlıyor. Toplanan materyaller daha sonra uygun yöntemlerle bertaraf edilerek çevreye yeniden karışmasının önüne geçiliyor. Bu araçların en önemli avantajlarından biri de, kıyıya yakın sığ alanlarda ve lagün benzeri bölgelerde karadan denize kesintisiz şekilde çalışabilmeleri ve temizlik faaliyetlerinin sürekliliğini sağlamaları. Ekolojik dengenin korunmasına katkı sağlayacak Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren 2 amfibi araca ilave olacak 5 amfibi temizleme aracı kısa bir süre sonra Körfez’de hizmet vermeye başlayacak. Deniz suyu seviyesinin hızlı değiştiği dönemlerde yüzeye çıkan deniz marullarının hızlı bir şekilde toplanması, tekrar deniz su seviyesi yükselmeden müdahale edilmesi önem taşıyor. Su seviyesi yükseldiğinde deniz marulları parçalanıp mikro alg patlamasını tetikliyor. Bu nedenle deniz suyu seviyesinin düştüğü dönemde hızlı bir şekilde daha çok araç ile müdahale edilmesi önem arz ediyor. Deniz maruluna hızlı müdahale İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım, "Körfezde ciddi miktarda deniz marulu oluşuyor. Bunun başlıca nedeni Gediz Nehri ve eski yatağı olan Ağıl Deresi. Ağıl Deresi’nden Gediz Nehri’nin ana yatağına kadar uzanan hatta yıllardır sediment birikiyor. Bu birikim; sığlaşma ve su kalitesi sorunlarıyla birlikte deniz marullarının oluşması için elverişli bir ortam yaratıyor. Deniz marulları çürüdüğünde balık ölümlerine ve kötü kokuya yol açan mikroalg patlamalarını tetikliyor. Bu nedenle yüzeye çıkan marulların hızla toplanması gerekiyor. Sürenin kısıtlı olması nedeniyle araç kapasitemizi artırdık ve bu kapsamda amfibi araçları filomuza dahil ettik. Bu araçlarla birlikte toplam amfibi sayımız 7’ye ulaştı. Önümüzdeki yaz, balık ölümleri ve koku sorunlarının önüne geçmek için deniz marullarını düzenli olarak toplayacağız. Deniz marulları genellikle bahar aylarında oluşup kasım ayında dağılıyor; yaz boyunca ise sık sık yüzeye çıkıyor ve suyun rengini olumsuz etkiliyor. Deniz marulu oluştuğu anda müdahaleye hazırız" dedi.
Kütahya Kütahya’da "Türk Dünyasının Ortak Değerleri" sahnelendi Kütahya Gençlik Merkezi ev sahipliğinde düzenlenen "Türk Dünyasının Ortak Değerleri" programı, yoğun katılımla gerçekleştirildi. "Geleneksel Dilde, Fikirde, İşte Birlik" temasıyla hazırlanan etkinlikte, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan geniş Türk coğrafyasının kültürel mirası sahneye taşındı. Açılış konuşmalarında Türk kültürünün köklü geçmişine ve milletleri birbirine bağlayan güçlü bağlara vurgu yapıldı. Etkinlik, İsmail Gaspıralı’nın "Dilde, fikirde, işte birlik" şiarından ilham alınarak hazırlandı. Anadolu’dan Kazakistan’a, Özbekistan’dan Kırım’a uzanan geniş bir coğrafyanın gelenekleri tek sahnede buluşturuldu. Konuşmalarda, kültürel değerlerin korunmasının bir sorumluluk olduğuna dikkat çekilerek "Türk’ün töresi yaşarsa, cihan nefes alır" mesajı verildi. Program kapsamında, Türk tarihinin ritüellerinden biri olan demir dövme geleneği canlandırıldı. Protokol üyeleri örs üzerinde demir döverek birlik ve beraberlik mesajı verdi. Bu anlar katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Etkinlikte ayrıca "Anadolu Bereket Sofrası" kuruldu. Türkiye, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırım Tatarları, Uygur ve Kırgız kültürlerine ait bahar ritüelleri; semeni, boyalı yumurta, kırmızı elma ve bereket suyu gibi sembollerle tanıtıldı. Geleneksel niyet manileriyle kadim kültür yaşatıldı. Program boyunca sahnelenen gösteriler izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Mistik Şaman dansları, Kazak ezgisi "Akkuşum" ve Azerbaycan’a özgü müzikler büyük beğeni topladı. Ayrıca Azerbaycan’ın "Naz Eyleme" dansı ile Anadolu’nun simgesi zeybek oyunu sahnelendi. Şiir konserinde ise Abdurrahim Karakoç’un "Anadolu’da Bahar" şiiri ile Ziya Gökalp’in "Ergenekon" eseri izleyicilerle buluştu. Programın finalinde sahne alan Azerbaycan Halk Tiyatrosu; Bahar Kızı, Köse ve Keçel gibi karakterlerle izleyicilere hem eğlenceli hem düşündürücü anlar yaşattı. Etkinlik, Türk dünyasının birlik ve beraberliğini belgeleyen eserlerin seslendirildiği konserle sona erdi.
Diyarbakır Zerzevan Kalesi yağışlı havaya rağmen bayramda 13 bin kişi ağırladı Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde, Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan, arkeolojik kazılarla geçmişe ışık tutan 3 bin yıllık Zerzevan Kalesi, 3 günlük bayram tatilinde yağışlı havaya rağmen 13 bin kişi ağırlarken, 35 kadın ise toprak altındaki tarihi yapıyı gün yüzüne çıkartıyor. Zerzevan Kalesi, Çınar ilçesi Diyarbakır-Mardin kara yolu üzerinde yer alıyor. Kazı - restorasyon çalışmaları Prof. Dr. Aytaç Coşkun’un başkanlığında 2014 yılında başladı. Roma’nın sınır garnizonu olan Zerzevan Kalesi’nin tarihi 3 bin yıl öncesine Asur Dönemine (MÖ 882-611) kadar gidiyor. Pers Döneminde de (MÖ 550-331) Kral Yolu üzerinde bulunan yerleşim alanı yol güvenliğinin sağlanması amacıyla kullanılmış. Buluntular, alanın Parth (MÖ 140-85), Geç Hellenistik ve Erken Roma Dönemlerinde MÖ 2. yüzyıldan MS 3. yüzyıla kadar kullanıldığına işaret ediyor. Roma Döneminde MS 3. yüzyılda Severuslar Döneminde (MS 198-235) asıl büyük askeri yerleşim inşa edildi. Yerleşimin surları ve yapıları Anastasios I (MS 491-518) ve Justinianos I (MS 527-565) dönemlerinde onarılarak, bazı yapılar ise yeniden inşa edilerek mevcut son haline getirildi. 639 yılında İslam ordularının fethine kadar yerleşim kesintisiz kullanılmış. Yeni başlayan çalışmalar ulusal ve uluslararası alanda büyük yankı uyandırmış, şu anda yerli ve yabancı turistlerin yoğun ziyaret ettiği bir ören yeri haline geldi. Dünyanın en iyi korunmuş askeri yerleşimde dünyanın en iyi korunmuş Mithras Kutsal Alanı ortaya çıkarıldı. Bu yapılar kompleksi Roma’nın doğu sınırındaki ilk kutsal alanı olarak biliniyor. Bin 200 metre uzunluğunda, 15-18 metre yüksekliğinde surlarla çevrelenmiş askeri yerleşimde, kamu yapılarının bulunduğu güney alanda, 24 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi (güney kule), kilise, yönetim binası, Arsenal, kaya sunağı gibi mimari kalıntılar yer alıyor. Kuzeyinde ise cadde-sokaklar ve konutlar takip ediyor. Konutların bulunduğu alanda aynı zamanda su sarnıçları, yeraltı kilisesi, yeraltı kutsal yapısı, dünyada bulunmuş son, Roma’nın doğu sınırındaki ilk Mithras kutsal alanı tespit edildi. Surların dışında ise yerleşime su sağlayan kanallar, sunu çanakları ve taş ocakları, nekropol alanında ise kaya mezarları ve tonozlu mezarlar dikkati çekiyor. Zerzevan Kalesinde hem yer üstü hem de büyük bir yer altı şehri bulunuyor. Zerzevan Kalesi ve Mithras Kutsal Alanı 2020 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine girdi. Asıl liste için de çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Karacadağ Kalkınma Ajansı tarafından yürütülüyor. Yapının bu yıl Dünya Mirası olması planlanıyor. Tarihi yapı, yılda 400 bin yerli ve yabancı turist ağırlarken kale, 3 günlük bayram tatilinde ise yağışlı havaya rağmen 13 bin kişi ağırladı. Yapıya her geçen gün ziyaretçiler gelirken, kazı alanında ise 35 kadın, proje kapsamında tarihi yapıdaki eserleri gün yüzüne çıkartıyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, bu yıl ilk defa İŞKUR’un "İş Gücü Uyum Projesi" kapsamında 35 kadının Zerzevan Kalesinde çalıştığını söyledi. Bu kadınların yanı baştaki köylerden geldiğini belirten Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, hem ilk olması hem de kadın istihdamı açısından projenin oldukça önemli olduğunu ifade etti. Coşkun, İŞKUR ve Çınar Kaymakamlığının ortaklaşa projesi olduğunu belirterek, "35 kadın, tarihe ışık tutuyor. Kadın istihdamı ülkemizde ve bölgemizde oldukça önemli. Hem iş gücü uyum programı, hem aldıkları eğitimler, bunula birlikte tabii ki tarihe ışık tutmaları, bununla birlikte yine ekonomik açıdan evlerine katkı sunmaları oldukça önemliydi. Zerzevan Kalesinin en hassas noktasında çalışıyorlar. Burası askerlerin ve sivillerin kaldığı konutlar. Aslında en çok arkeolojik bulgunun ortaya çıkarıldığı yerler. Oldukça hassas çalışılması gereken yerler. Şu an buraya kadın eli değdi" dedi. "Önümüzdeki yıldan itibaren 700 bin ziyaretçi bekliyoruz" Zerzevan Kalesinin yılda ortalama 400 bin kişinin ziyaret ettiği bir yer olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Coşkun, "Bu yıl ziyaretçi sayısının artmasını bekliyoruz. Bayramda bölgemiz yağışlıydı. Ama buna rağmen çok sayıda tur Zerzevan Kalesindeydi. Çünkü Zerzevan Kalesi birçok tur programında. Türkiye’nin her yerinden ve yurt dışından turlar Zerzevan Kalesini ziyaret etti. Önümüzdeki yıldan itibaren 700 bin ziyaretçi bekliyoruz. Bu sayı giderek artacak en az 1 milyona ulaşacağını düşünüyoruz. 3 günlük bayram sürecinde yaklaşık 13 bin kişi Zerzevan Kalesini ziyaret etti. Bu yoğun yağışa rağmen" diye konuştu. "Kadınlar her şeye meraklı, daha detaycıyız" Kazı ekibindeki kadınlardan Eylem Atan, Demirölçek köyünde oturduğunu, mahallede böyle bir işin sunulmasının kendileri için çok iyi olduğunu söyledi. Ailelerine katkıda bulunduklarını kaydeden Atan, "Ayaklarımızın üzerinde duruyoruz. Bu, bize mutluluk veriyor. Buranın tarihi yer açısından önemli bir yere sahip olduğunu biliyorduk. Ama bu kadarını bilmiyorduk. Kazı işleri başladıktan sonra daha çok ünlendi. Eserler bulundu, bu eserlerin bize de mutluluk heyecan veriyor. Ayrıca o döneme ait eserler bulabileceğimiz için biz de mutluyuz, heyecanlıyız. Kadınlar her şeye meraklı, daha detaycıyız. Çalışabilir miyiz dedik. Şimdi görüyoruz, hepimiz çalışıyoruz, yapabiliyoruz. Bazılarımız kazma ile kazıyor, kürek, mala ile kovalarımıza dolduruyoruz. O işlemeleri yaparken çok yavaş, çok detaylı bir şekilde yapıyoruz" şeklinde konuştu.