İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Son bir haftada ABD ve İsrail’in bölgede tansiyonu artıran adımlarını sürdürdüğünü belirten Bekayi, buna karşılık İran diplomasi mekanizmasının ulusal çıkarların korunması ile bölgesel barış ve istikrarın sağlanması amacıyla temaslarını yoğunlaştırdığını söyledi. İsmail Bekayi, "Farklı ülkelerin devlet başkanları ile cumhurbaşkanı arasında üst düzey temaslar gerçekleştirildi. Dışişleri bakanı, komşu ve bölge ülkelerindeki mevkidaşlarıyla çok sayıda telefon görüşmesi yaptı ve Türkiye ile Rusya’ya ziyaretler gerçekleştirildi. Bunların tamamı, İran’ın ulusal çıkarlarını korumaya ve temin etmeye yönelik diplomatik çabaların yalnızca bir kısmını oluşturmaktadır" diye konuştu.
"Avrupa ülkeleri ile AB üyesi ülkelerin temsilcileri bakanlığa çağrıldı"
Avrupa Birliği’nin (AB) İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yönelik adımlarına karşı alınacak önlemlere değinen Bekayi, "Büyükelçilerin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması asgari bir adım olarak atıldı. Dün ve bugün, Tahran’da büyükelçiliği bulunan tüm Avrupa ülkeleri ile AB üyesi ülkelerin temsilcileri bakanlığa çağrıldı ve İran’ın itirazları kendilerine yazılı olarak iletildi. Bununla birlikte farklı seçenekleri içeren bir dizi önlem hazırlandı ve karar mercilerine sunuldu. Önümüzdeki günlerde, AB’nin hukuka aykırı ve yanlış adımına karşı İran’ın atacağı karşı adımlar konusunda karar verileceğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
"AB stratejik bir yanlış hesaplama yaptı"
Bekayi, söz konusu girişimin AB açısından stratejik bir yanlış hesaplama olduğunu daha önce de vurguladıklarını hatırlatarak, bu adımın yalnızca İran halkına yönelik bir hakaret olmadığını, aynı zamanda AB’nin ciddi bir yanılgısını ortaya koyduğunu dile getirdi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, "AB, terör etiketiyle hedef aldığı yapıların Basra Körfezi’nde güvenlik ve istikrarın sağlanmasında ve DEAŞ’la mücadelede kilit rol oynadığını göz ardı etmektedir. Bu kararın ABD ve İsrail’i memnun etmeye yönelik olduğu düşünülüyorsa, bu açık bir yanılgıdır. İsrail’in söz konusu karar nedeniyle Almanya’yı ve Almanya dışişleri bakanını ilk tebrik eden taraf olması, bu adımın arkasındaki iradeyi açıkça ortaya koymaktadır" diye konuştu.
"ABD söylem ve eylemleri arasında çelişki var"
Son 10 yılda ABD’nin defalarca taahhüt ihlali, aldatıcı tutum ve sözlerinden dönme örnekleri sergilediğini belirten İsmail Bekayi, "Bu deneyimlerin zirvesi haziran ayında yaşandı. Dolayısıyla bu tecrübeler kolay elde edilmedi ve alınacak her kararda mutlaka dikkate alınacaktır. Karşı tarafın söylem ve eylemleri arasında açık bir çelişki var. Tehdidin diplomasiyle uyuşmadığı yönündeki değerlendirme doğru değil zira ABD’nin bölgemizde attığı adımlar uluslararası hukukun en temel ilkesinin sürekli ihlali niteliğindedir. Birleşmiş Milletler’in güç kullanma ya da güç kullanma tehdidini yasaklayan temel ilkesinin, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi bir ülke tarafından sürekli ihlal edildiği görülmektedir. Uluslararası barış ve güvenlikten birincil derecede sorumlu olan Güvenlik Konseyi’nin bu durum karşısındaki sorumluluğu göz ardı edilmemelidir" dedi.
Müzakerelerde değerlendirme aşaması
Müzakerelerin yapısına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan İsmail Bekayi, bu aşamada çeşitli incelemelerin yapılması gerektiğini belirterek, konunun farklı boyutlarının ele alındığını söyledi. Bekayi, "Mevcut bölgesel duruma ilişkin haklı kaygılar taşıyan bölge ülkeleri, samimi biçimde yapıcı bir rol üstlenmeye çalışıyor. Avrupa ülkelerinin aksine bölge ülkeleri mesajların iletilmesinde arabulucu rolü oynuyor. Bu kapsamda taraflar arasında çeşitli mesajlar karşılıklı olarak iletildi. Mevcut durumda sürecin nasıl ilerleyeceği, hangi çerçevede yürütüleceği ve izlenecek yol haritasının ayrıntılarına ilişkin değerlendirme ve karar aşamasındayız. Umudumuz, bu sürecin ilerleyen aşamalarda sonuca ulaşmasıdır" diye konuştu.
"Yaptırımların kaldırılması vazgeçilmez öncelik"
Müzakerelerin hedefinin "yaptırımların kaldırılmasından savaş tehdidinin ortadan kaldırılmasına" indirgendiği yönündeki iddialara yanıt veren Bekayi, bu değerlendirmenin doğru olmadığını belirterek, "Yaptırımların kaldırılması İran için kesinlikle temel bir önceliktir. Dışişleri Bakanı’nın da yakın ifade ettiği gibi, müzakerelerin ana konusu nükleer meseledir. Bu konu yıllardır İran’a yönelik baskı, yaptırım ve savaş tehdidinin gerekçesi olarak kullanılmaktadır. Nükleer programa ilişkin kaygıların giderilmesi karşılığında İran’ın açık ve meşru talebi, halkına dayatılan haksız yaptırımların kaldırılmasıdır. Bununla birlikte tehdit meselesi de gündemde ve tüm başlıklar diplomatik süreçlerde birlikte ele alınmalıdır. Ancak yaptırımların kaldırılması, her şartta İran için öncelik olmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.
"Tatbikat programlarında değişiklik yok"
Bekayi, son günlerde İran, Rusya ve Çin’in ortak askeri tatbikat düzenleyeceği ve bazı tatbikatların iptal edildiği yönündeki iddialara yanıt vererek, "Tatbikat programlarında herhangi bir değişiklik söz konusu değil. Elbette bu hususta resmi değerlendirmeyi askeri yetkililer ve Genelkurmay yapmalı ancak bu konu toplumda bir gerginlik oluşturma bahanesine dönüştürüldüğü için askeri yetkililerle görüştüğümü ve İran Silahlı Kuvvetlerinin tatbikat programlarında hiçbir değişiklik olmadığını açıklamam gerekliydi. Ayrıca Deniz Kuvvetleri’nin Çin ve Rusya’nın katılımıyla gerçekleştirdiği tatbikat yıllık bir tatbikattır. Bugüne kadar Kuzey Hint Okyanusu’nda bunun altı ya da yedi turu gerçekleştirildi ve yapılan planlamaya göre bundan sonra da düzenlenecektir" şeklinde konuştu.
Aynur Sena Çabuk








