DÜNYA - 25 Şubat 2026 Çarşamba 22:22 | Son Güncelleme : 25 Şubat 2026 Çarşamba 22:24

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Hem savaşa hem de barışa hazırız"

A
A
A
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Hem savaşa hem de barışa hazırız"

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsviçre’nin Cenevre kentinde yarın ABD ile gerçekleştirilecek müzakereler öncesinde yaptığı açıklamada, tüm seçeneklerin masada olduğunu belirterek, "Hem savaşa hem de barışa tamamen hazırız" dedi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, uluslararası basına verdiği bir röportajda, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik açıklamalarına, ABD ile yürütülen müzakereler ve muhtemel askeri senaryolara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tüm seçeneklerin masada olduğunu vurgulayan Arakçi, "Hem savaşa hem de barışa tamamen hazırız" ifadelerini kullandı.
İsviçre’nin Cenevre kentinde yarın İran ile ABD arasında gerçekleştirilecek görüşmelere değinen Arakçi, önceki turda ilerleme sağlandığını belirterek, "Bir tür karşılıklı anlayışa varabildik ve bu anlayış temelinde bir anlaşma, bir mutabakat inşa edebileceğimizi düşünüyorum. Adil, dengeli ve hakkaniyetli bir anlaşmaya ulaşmak mümkün ve bunu gerçekleştirebiliriz" ifadelerini kullandı.

"Silahlı Kuvvetlerimiz hazır"

İran Silahlı Kuvvetleri’nin muhtemel bir çatışmaya hazır olduğunu işaret eden Arakçi, "Kendimizi nasıl savunacağımızı biliyoruz ve bunu geçmişte de ortaya koyduk. Yaşadığımız savaştan ciddi dersler çıkardık ve bugün her zamankinden daha hazırlıklıyız. Ancak bu hazırlık savaş arayışında olduğumuz anlamına gelmez. Aksine, güçlü olmak savaşın önüne geçmenin en etkili yoludur. Hazır değilseniz çatışmayı kendi kapınıza getirirsiniz. Biz savaş istemiyoruz, amacımız onu engellemek. Ben bir diplomasi insanıyım ve yürüttüğümüz sürecin bu sorunun çözümü için en doğru zemin olduğuna inanıyorum" dedi.

"Nükleer program için askeri seçenek yok"

İran’ın nükleer programına ilişkin askeri müdahale ihtimalini reddeden Arakçi, "İran’ın barışçıl nükleer programı için askeri bir seçenek yoktur. Sorular varsa yanıtlamaya, endişeler varsa gidermeye hazırız. Ancak barışçıl nükleer teknoloji hakkımızdan vazgeçmeyiz. Bu bizim net tutumumuzdur. Bu çerçevede yarın Cenevre’de tarafların üzerinde uzlaşabileceği, adil ve dengeli bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyorum" şeklinde konuştu.

"Füzelerimiz savunma amaçlı"

Trump’ın İran’ın ABD’ye ulaşabilecek füzeler geliştirdiği yönündeki iddialarına da yanıt veren Arakçi, "Bana göre şu anda kendisi ne yazık ki sahte haberlerin kurbanı olmuş durumda. Biz ABD’ye ulaşabilecek füzeler geliştirmiyoruz. Füze menzilimizi bilinçli olarak 2 bin kilometreyle sınırlandırdık. Bu sistemler tamamen savunma amaçlı ve caydırıcılık için tasarlanmıştır. Haziran ayındaki çatışmayı biz başlatmadık. İlk olarak İsrail, ardından da ABD devreye girdi. Biz sadece kendimizi savunduk. Karşı taraf bunu farklı değerlendirebilir ancak bizim açımızdan bu açıkça meşru müdafaadır" ifadelerini kullandı.

Bölge ülkelerinin savaşa karşı tutumuna değinen Arakçi, Arap ülkelerinin açık şekilde çatışma istemediğini belirterek, "Bazı ülkelerde ABD üsleri var. Bu ülkeler, topraklarının, hava sahalarının ya da karasularının İran’a karşı kullanılmasına izin vermeyeceklerini açıkladılar. Tabii bunu ne ölçüde denetleyebilirler, o ayrı bir konu. Bunun pratikte ne kadar mümkün olacağını bilmiyorum" dedi.

"ABD saldırırsa üsler meşru hedef olur"

Muhtemel bir ABD saldırısına da değinen Arakçi, "Eğer ABD İran’a yönelik bir saldırı başlatırsa, bölgedeki Amerikan üsleri meşru hedef haline gelir. Biz bu noktaları komşu ülkelerin toprağı olarak değil, ABD’ye ait askeri unsurlar olarak değerlendiriyoruz. Daha önce Katar’daki ABD üssünü hedef almak zorunda kaldığımızda, Katar Dışişleri Bakanı ile derhal temas kurdum. Saldırıdan önce kendisini bilgilendirdim. Bunun Katar’a değil, Katar’da bulunan ABD üssüne yönelik olduğunu açıkça ifade ettim. Amacımızın kardeş ülke Katar’ı hedef almak olmadığını özellikle vurguladım" ifadelerini kullandı.

"Askeri tehditle teslim olmayız"

Cenevre görüşmelerinin başarısız olması halinde askeri seçeneğin gündeme gelebileceğine ilişkin soruya yanıt veren Arakçi, "Evet, askeri seçenek var. Çevremizde geniş bir askeri yığınak oluşturdular. Ama amaç bizi tehdit ederek teslim olmaya zorlamaksa, bu asla gerçekleşmeyecektir. Bu konuda netiz ve geçmişte de bunu gösterdik. Haziran ayındaki savaşta, İsrail’in saldırısının üçüncü gününde şartsız teslimiyet çağrısı yapıldığını hatırlarsınız. Ancak bu gerçekleşmedi. 12 günün sonunda şartsız ateşkes isteyen taraf onlar oldu. Aynı yöntemi tekrar ederek farklı bir sonuç bekleyemezsiniz. Üstelik bugün geçmişe göre çok daha hazırlıklı olduğumuz bir dönemdeyiz" dedi.

"Bu yıkıcı bir savaş olur"

Muhtemel bir savaşın sonuçlarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Arakçi, "Böyle bir durumda hiç kimse için zafer olmayacaktır. Bu yıkıcı bir savaş olur. ABD üsleri bölgenin farklı noktalarına dağılmış durumda olduğu için ne yazık ki tüm bölge bu savaşa sürüklenebilir. Bu son derece korkunç bir tablo hatta bunun hakkında konuşmak bile istemiyorum" şeklinde konuştu.

"ABD’yi savaşa çekmeye çalışıyorlar"

İsrail’i bölgedeki gerilimin başlıca sorumlusu olmakla suçlayan Arakçi, "Bu bölgede savaştan yana olan tek taraf İsrail’dir. İsrail’in ABD’yi İran’la bir savaşa sürüklemeye çalıştığını görüyoruz. Bunu tek başına başaramadı. Denedi ama sonuç alamadı ve ardından Washington’dan destek istedi. Bana göre bu, ABD’yi bölgede bir savaşın içine çekmeye yönelik bir İsrail girişimidir" ifadelerini kullandı.

"Sistemimiz kişilere bağlı değil"

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in hedef alınması halinde ne olacağına ilişkin soruya da yanıt veren Arakçi, "ABD medyasında ve bazı çevrelerde liderimiz Hamaney’e yönelik suikast senaryolarının gündeme getirildiğini görüyoruz. Ancak İran’da süreçler kişilere bağlı değil, kurumsal işleyişe dayanır. Sistem içinde tanımlı ve yerleşik bir mekanizma var. Bu nedenle herhangi bir boşluk ya da kriz yaşanmaz. Bu konu anayasamızda düzenlenmiştir. Gerektiğinde yeni lideri seçmekle görevli Uzmanlar Meclisi vardır. Ayetullah Humeyni’nin vefatının ardından da aynı süreç işletilmiş ve 24 saatten kısa sürede yeni lider belirlenmiştir. İhtiyaç duyulduğunda aynı mekanizma yeniden devreye girer. Bu konuda bir sorun yoktur" dedi.

Arakçi, nükleer müzakereler için Cenevre’ye geldi

Arakçi açıklamalarının ardından kısa bir süre sonra beraberindeki heyetle birlikte ABD ile yürütülen dolaylı nükleer müzakerelerin üçüncü turu için İsviçre’nin Cenevre kentine geldi. İran ile ABD arasında Umman’ın arabuluculuğunda gerçekleştirilen görüşmelerde, yaptırımların kaldırılması ve İran’ın nükleer programına ilişkin konuların ele alınması bekleniyor. Tahran yönetimi, sürecin adil ve dengeli bir anlaşmayla sonuçlanabileceği mesajını verirken, üçüncü turun önceki temaslarda ele alınan başlıkların netleştirilmesi açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor.

Aynur Sena Çabuk

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Güler: "Terörün ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda bir araya geldi. Bakan Güler programda yaptığı konuşmasında, "Bu güzel ve bereketli iftar sofrasında siz değerli ailelerimizi ve kahraman gazilerimizi ağırlamak, bizler için tarifsiz bir mutluluktur. Teşriflerinizden dolayı onur duyduk, bahtiyar olduk. Hoş geldiniz şeref verdiniz. Sözlerimin başında bu gece saat bir sularında Balıkesir 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığımızdan kalkış yaptıktan sonra kaza kırıma uğrayan F-16’mızın pilotu, Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve asil milletimize baş sağlığı diliyorum. Hadisenin nedeni kaza kırım ekibinin yapacağı inceleme sonucunda belirlenecektir. Semalarımızın güvenliği için görev yapan kahraman şehidimiz vatan sevgisi ve aşkıyla vazifesini icra etmekteydi. Fedakârlığını daima şükran ve minnetle yad edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar" Şair Arif Nihat Asya’nın ‘Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor’ şiirini okuyan Bakan Güler, "Asil milletimizin en büyük özelliklerinden biri millî ve manevi değerlerine bağlılığı ve bu değerleri uğruna canlarını ortaya koyup mücadele ederek şehitlik ve gaziliği en büyük şeref nişanesi görmesidir. Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın, ‘Şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor ve bir bayrak dalgalanmak için; Rüzgâr bekliyor’ mısralarında da dile getirdiği gibi asil milletimizin istiklaline sevdalı nice yiğit ve kahraman evladı milli ve manevi değerlerimizi korumak uğruna kahramanlıkla mücadele ederek ya şehit ya da gazi olmuşlardır. İstiklal ve istikbalimiz uğrunda şehit ve gazilik payesine ulaşan tüm kahramanlarımız birlik ve beraberliğimizin en büyük teminatıdırlar. Vatanımız ve al bayrağımız için hayatlarını feda eden her bir şehidimiz, bugünün ve yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarıdırlar. Yardan ve serden geçebilen şehitlerimize yoldaş ve şehadete âşık olan siz gazilerimizin yazdığı kahramanlık destanları da şanlı ordumuzun her zaman ilham kaynağı olmuştur" diye konuştu. "Bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa şehitlerimiz ile gazilerimize borçluyuz" Bakan Güler, "Çok iyi biliyoruz ki bugün 86 milyon, vatanımızda özgürce yaşıyorsak, bayrağımız göklerde dalgalanıyorsa bunu da aziz şehitlerimiz ile siz kahraman gazilerimize borçluyuz. Sizlerle ne kadar gurur duysak azdır. Dolayısıyla şehitlerimizin ve sizlerin yazdığı kahramanlık destanları hiçbir zaman unutulmayacak, asil milletimizin vefa dolu gönlünde sonsuza dek yaşayacaktır. Şehitlerimizin, gazilerimizin ve siz kıymetli ailelerimizin fedakârlıklarının bedeli hiçbir şeyle ölçülemez. Kıymetli Şehit ve Gazi ailelerimiz; canlarınızdan bir parça olan kıymetlileriniz, ülkemiz için emsalsiz bir mücadele ile fedakârlıklarda bulunurken sizler de bu vatan için kelimelerle tarif edilemez büyük zorluklara göğüs gerdiniz. Yaşadığınız acılar karşısında metanetinizi asla kaybetmediniz, vakur duruşunuzdan asla ödün vermediniz ve milletimizin ferasetini dosta düşmana bir kez daha gösterdiniz" ifadelerini kullandı. Şehit ailelerinin haklarının ödenemeyeceğini ifade eden Bakan Güler, "Sizler, milletimizin baş tacı Türkiye Cumhuriyeti’nin manevi mimarlarının biricik emanetisiniz. Siz kıymetli ailelerimizin hakkını ne yaparsak yapalım asla ödeyemeyiz. Ancak sizlerin hayatını kolaylaştırmak, yaşam standartlarınızı yükseltmek için devletimiz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın koordinatörlüğünde yoğun bir gayret sarf etmektedir. Şunu çok iyi biliyoruz ki acınızı paylaşmak, gözyaşlarınızı dindirmek, sizleri hiçbir zaman yalnız bırakmamak bizim en büyük sorumluluğumuzdur. Aynı şekilde şehit ve gazilerimizin uğruna mücadele ettiği değerleri koruyarak bu mirasa sahip çıkmak, hepimizin en önemli vazifesidir. Nitekim kahraman ordumuz, şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak ve siz kıymetli ailelerinin gözyaşlarının hesabını sormak için bugüne kadar terör örgütlerine büyük darbeler vurmuş ve örgütün hareket kabiliyetini büyük ölçüde sınırlandırmıştır" şeklinde konuştu. "Süreçte atılacak adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek" Terörsüz Türkiye sürecine değinen Bakan Güler, şunları kaydetti: "40 yılı aşkın süredir ülkemizin huzurunu ve güvenliğini tehdit eden terör belasından kurtulmak ve evlatlarımızın aydınlık geleceğini teminat altına almak için devletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini başlatmıştır. Bu tarihi süreç kardeşliğimizi pekiştirme, milletimizi güvenli ve müreffeh yarınlara ulaştırma kararlılığımızın da en açık göstergesidir. Altını çizmek isterim ki bu süreçte atılan ve atılacak tüm adımlar şehitlerimizin aziz hatırasına kesinlikle leke düşürmeyecek, gazilerimizin onuruna ve emeklerine asla zarar vermeyecek niteliktedir. Bu yolda milletimizin birliğini, kardeşliğini ve güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atılmamış bundan sonra da atılmayacaktır. Süreç asırlara uzanan köklü tarihimizden ve ferasetli devlet geleneğimizden aldığımız güçle yönetilmektedir. Yegane amacımız artık evlatlarımızı yitirmediğimiz, kanın ve gözyaşının sona erdiği, ayrılık tohumlarının kökünden söküldüğü çocuklarımızın sadece barış ve kardeşlik ortamında büyüdüğü bir geleceği inşa etmektir. Hâlihazırda sahadaki gelişmeleri dikkatle izliyor, tüm tedbirlerimizi her zamanki hassasiyetimizle almaya devam ediyoruz." "Terörün ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır" "Yakın coğrafyamızda meydana gelen çok boyutlu ve aktörlü gelişmeler, ülkemizin stratejik yaklaşımlarını doğrudan etkilemektedir" diyen Bakan Güler, "Nitekim tehdit yelpazesinin her geçen gün daha da belirginleştiği bu uluslararası ortamda, askeri caydırıcılığımızın artırılması kadar iç barışın ve toplumsal kardeşliğin tahkim edilmesi de bir o kadar hayatidir. İşte bu yüzden terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Şu husus unutulmamalıdır ki güvenliğini ve toplumsal bütünlüğünü aynı çizgide koruyabilen ülkeler, böylesine kaotik dönemlerde tehditleri kendinden uzakta tutarak vatandaşlarına umut verecek kudrete sahip olabilmektedirler" ifadelerini kullandı. Türkiye Yüzyılı hedeflerine emin ve kararlı adımlarla ilerlediklerini vurgulayan Bakan Güler, "Türkiye de yakın coğrafyasında krizlerin, çatışmaların ve savaşların yaşanmasına rağmen; Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik liderliğinde yürütülen etkin ve kararlı diplomasi ile şanlı ordumuzun gücü ve etkinliği sayesinde istikrar adası olma vasfını sürdürmekte, böylece milletine güven vermeyi başarabilmektedir. Bu anlayışla ülkemizin hak ve menfaatlerini her koşulda kararlılıkla korumak için üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye, aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasına sıkı sıkıya sahip çıkmaya devam ediyoruz. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimize emin ve kararlı adımlarla ilerlediğimiz bu süreçte; terörsüz Türkiye hedefimizi gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürecek, yerli ve milli savunma sanayimizi daha da ileri seviyelere taşımak için gayretlerimize devam edecek, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gücünü sürekli tahkim edeceğiz" şeklinde konuştu. "Ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik" Türk Silahlı Kuvvetlerinin NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurları ile katıldığını hatırlatan Bakan Güler, şunları kaydetti: "Şu bir gerçek ki bugün, sadece sınırlarımız içinde değil, sınırlarımız dışında da barış ve istikrara katkı sağlayan bir ülke konumundayız. Nitekim en son Türk Silahlı Kuvvetleri olarak NATO’nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026 tatbikatına deniz, kara ve hava unsurlarımızla iştirak ederek Avrupa güvenlik mimarisine katkı sağlama kabiliyetlerimizi ortaya koyduk. Bu çerçevede Kahraman Mehmetçiğimizin gücünü disiplinini ve hazırlık seviyesini yerli ve milli silahlarımızın etkinliğini ve ileri teknolojisini de göstererek ülkemizi ve asil milletimizi en iyi şekilde temsil ettik. Özellikle belirtmeliyim ki kahraman ordumuzun yaklaşık 2 bin personelden oluşan bir kuvveti sınırlarımızdan 6 bin 450 kilometre ve 3 bin 480 deniz mili mesafeye hızlı bir şekilde ulaştırma kudreti muharebeye ne denli hazır olduğu göstermektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde görev ve sorumluluklarımız birbirinden çeşitli ve büyük olsa da motivasyon ve inancımız da bir o kadar kuvvetlidir. Zira başta siz şehit ve gazi ailelerimiz olmak üzere asil milletimizin desteğini her an hissediyor aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin mirasından aldığımız güçle gece gündüz demeden artan bir azim ve şevkle çalışıyoruz. Çalışmaya da devam edeceğiz."