DÜNYA - 30 Mart 2026 Pazartesi 22:36 | Son Güncelleme : 30 Mart 2026 Pazartesi 22:37

İsrail Meclisi, Filistinliler için idam yasasını onayladı

A
A
A
İsrail Meclisi, Filistinliler için idam yasasını onayladı

İsrail Meclisi, Filistinli mahkumlara idam cezası uygulanmasına imkan tanıyan yasa tasarısını çoğunluk oyuyla kabul etti.

İsrail Meclisi, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddetin arttığı bir dönemde, işgal altındaki topraklardaki askeri mahkemelerde ölümcül saldırılardan mahkum edilen Filistinliler için idam cezası öngören tartışmalı bir yasa tasarısını onayladı. İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben-Gvir’in partisi Yahudi Gücü tarafından desteklenen tartışmalı yasa, meclis genel kurulunda bu akşam yapılan nihai oylamaların ardından kabul edildi. İsrail Meclisi’nin 120 üyesinden 62’si tartışmalı yasa tasarısı lehine oy kullanırken, 48 üye tasarıya karşı çıktı. Diğer vekiller ise, bazı kısımları sadece Filistinlileri etkilediği için ırkçı olmakla suçlanan yasa tasarısı için yapılan oylamada oy kullanmadı ya da çekimser kaldı.

İşgal altındaki Batı Şeria’da İsraillileri hedef alan ölümcül saldırılardan mahkum edilen Filistinlilerin asılarak idam cezası almasını öngören yasa, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından da desteklendi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da oylama için meclise gelerek, uluslararası toplum tarafından eleştirilen yasaya desteğini açık bir şekilde ortaya koydu.

Oylamada İsrail Evimiz (Yisrael Beiteinu) lideri Avigdor Liberman da tasarının lehine oy kullanırken, Gelecek Partisi (Yeş Atid) lideri Yair Lapid genel kuruldaki açıklamaları sırasında tasarıya karşı çıkarak, bunu İsrail vatandaşlarının acı ve öfkesinin siyasi kazanç sağlamak amacıyla istismarı olarak nitelendirdi. Tasarıya en şiddetli muhalefet ise İsrail Meclisi'ndeki Arap partilerinin milletvekillerinden geldi.

İdamın 90 gün içinde gerçekleştirilmesi planlanıyor

Yasa çerçevesinde işgal altındaki Filistin topraklarında askeri mahkemelerde İsrail vatandaşlarını hedef alan ve ölümle sonuçlanan saldırılardan mahkum edilen Filistinliler, idam cezası ile karşı karşıya kalacak. Karara itiraz edilebilecek fakat mahkumiyet halinde idam cezası, 90 gün içinde bir cezaevi görevlisi tarafından infaz edilecek.

Yasa geriye dönük uygulanmayacak

İsrail mahkemelerine kendi vatandaşları hakkında da idam ya da müebbet hapis cezası verme yetkisi tanıyan yasa, geriye dönük uygulanmayacak ve sadece gelecekteki mahkumlar için geçerli olacak. Bu çerçevede İsrail’deki sivil mahkemelerde İsrail aleyhindeki terör suçlarından mahkum edilen kişiler de idam veya müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak.
Uzun süren tartışmaların ardından revize edilen yasa, İsrail’deki sivil mahkemeler tarafından kararlar çerçevesinde hükümlülerin idam cezası ya da müebbet hapis cezası alması konusunda hakimin karar vermesini öngörüyor. Diğer yandan söz konusu Batı Şeria’daki Filistinliler olduğunda, askeri mahkemelerin hükümleri çerçevesinde belirli temyiz yolları dışında idam cezası uygulanmasının bir kural haline gelmesi öngörülüyor.

İsrail’de en son 1962’de idam cezası infaz edilmişti

Yasa, İsrail’de idam cezalarının 60 yıldan fazla bir aradan sonra yeniden başlaması anlamına geliyor. İsrail’de idam edilen son kişi, 1962 yılında asılan ve Holokost’un başlıca mimarlarından biri olarak görülen Adolf Eichmann olmuştu.

Avrupa yasaya karşı

Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere dışişleri bakanları, pazar günü İsrailli milletvekillerine yasa tasarısını geri çekme çağrısında bulunmuştu. Avrupalı bakanlar da tasarının fiilen ayrımcı bir nitelik taşıdığını ve "İsrail’in demokratik ilkelere bağlılığını zayıflatma riski taşıdığını" ifade etmişti. Yasanın İsrail Yüksek Mahkemesi’nde hukuki itirazlarla karşılaşması bekleniyor.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizlili basın mensuplarına "Sosyal Medyada Etkili İçerik Üretimi" eğitimi verildi Denizli’de yerel basına yönelik düzenlenen eğitim programında konuşan Yavuz Selim Köşger, dijital çağda dezenformasyonun hızla yayıldığını belirterek, "Üretilen her içerik yalnızca şehri değil, ülkeyi de temsil ediyor" dedi. Denizli’de yerel basın mensuplarına yönelik "Sosyal Medyada Etkili İçerik Üretimi" ve "Algoritmalar Çağında Haber Üretmek" konulu eğitim programı gerçekleştirildi. Denizli Valiliği ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen programa basın mensupları yoğun ilgi gösterdi. Programa Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak ve İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürü Sezgin Sağun katıldı. Açılış konuşmalarıyla başlayan programda dijital haberciliğin dönüşümü, sosyal medya algoritmaları ve doğruluk ilkeleri ele alındı. Konuşmasında çağın "algı çağı" olduğuna dikkat çeken Vali Köşger, algının çoğu zaman gerçeğin önüne geçtiğini vurguladı. Dijitalleşmenin tüm alanlarda köklü değişimlere yol açtığını belirten Köşger, özellikle medya sektörünün bu dönüşümden en çok etkilenen alanların başında geldiğini ifade etti. Dezenformasyonun hızla yayılmasına dikkat çeken Köşger, "Doğru bilgi yerine yanlış ve yanıltıcı içerikler çok daha hızlı yayılıyor. Bu durumun oluşturduğu zararı telafi etmek ise çoğu zaman mümkün olmuyor" dedi. Yerel basının sorumluluğuna vurgu yapan Köşger, üretilen içeriklerin doğru, güvenilir ve teyitli olması gerektiğini belirterek, "Denizli’de yapılan bir haber dünyanın her yerinde görülebiliyor. Bu nedenle her içerik yalnızca şehrimizi değil, ülkemizi de temsil ediyor" ifadelerini kullandı. Konuşmasında Malcolm X’in sözlerine de yer veren Köşger, medyanın algı oluşturma gücüne dikkat çekti ve manipülatif içeriklere karşı hassasiyet çağrısında bulundu. Program kapsamında "Sosyal Medyada Etkili İçerik Üretimi" ve "Algoritmalar Çağında Haber Üretmek (Gazetecilik 2.0)" başlıklı oturumlar gerçekleştirildi. Eğitimde dijital çağda doğru bilgi üretimi, algoritmaların etkisi ve etik habercilik ilkeleri üzerinde duruldu.
Ankara Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve BAE Dışişleri Bakanlarından ortak ’Kudüs’ açıklaması Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, yaptıkları ortak açıklama ile İsrail’in Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihi statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini bildirdi. Türkiye Cumhuriyeti, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Katar Devleti, Suudi Arabistan Krallığı ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin dışişleri bakanları, Müslümanların ibadet için Mescid-i Aksa’nın da içinde bulunduğu Harem-i Şerif’e erişiminin ve Kudüs Latin Patriği ile Kutsal Topraklar Muhafızı’nın Palmiye Pazarı Ayini’ni icra etmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne girişlerinin engellenmesi dahil olmak üzere işgal altındaki Kudüs’te Müslümanlar ve Hristiyanlar için ibadet özgürlüğüne yönelik olarak İsrail tarafından sürdürülen kısıtlamaları en güçlü biçimde kınadı ve reddetti. 8 ülkenin dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Bakanlar, Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ilişkin hukuki ve tarihî statükoyu değiştirmeye yönelik her türlü İsrail girişimini kınadıklarını ve reddettiklerini yinelemiştir. Devam etmekte olan söz konusu İsrail uygulamaları, uluslararası insancıl hukuk dahil uluslararası hukukun yanı sıra mevcut hukuki ve tarihî statükonun açık bir ihlalini teşkil etmekte ve ibadet yerlerine engelsiz erişim hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Bakanlar, Hristiyanların dini vecibelerini yerine getirmek üzere Kutsal Kabir Kilisesi’ne serbest erişimlerinin engellenmesi dahil, Kudüs’te Müslümanlara ve Hristiyanlara yönelik hukuka aykırı ve kısıtlayıcı İsrail uygulamalarını kesin bir şekilde reddettiklerini teyit etmiştir. Bakanlar, Kudüs’ün ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekânlarının mevcut tarihî ve hukuki statükosuna riayet edilmesi gerekliliğini vurgulamış, işgalci güç İsrail’in işgal altındaki Kudüs üzerinde hiçbir egemenliği bulunmadığını yinelemiş ve ibadet edenlerin Kudüs’teki ibadet yerlerine erişimini engelleyen tüm uygulamalara son verilmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Bakanlar, İsrail’in Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarını ibadet edenlere mübarek Ramazan ayı dahil olmak üzere 30 gün boyunca kesintisiz olarak kapalı tutmasını ve ibadet özgürlüğünü kısıtlamasını bir kez daha kınamış; bunun uluslararası hukukun, mevcut hukuki ve tarihî statüko ile işgalci güç İsrail’in yükümlülüklerinin ciddi bir ihlalini teşkil ettiğini belirtmiştir. Bakanlar, söz konusu tırmandırıcı tedbirlerin bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik açısından taşıdığı tehlikelere dair uyarılarda bulunmuştur. Bakanlar, toplam 144 dönümlük alanı kapsayan Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in tamamının yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu yinelemiş; Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığı’na bağlı Kudüs Evkaf İdaresi ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesi’nin mübarek Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in işlerini yürütmek ve girişleri düzenlemek konusunda münhasır yetkiye sahip hukuki merci olduğunu vurgulamıştır. Bakanlar, işgalci güç İsrail’e Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’in kapılarının kapatılmasına derhal son vermesi, Kudüs Eski Şehri’ne erişime yönelik kısıtlamaları kaldırması ve Müslümanların Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif’e erişimini engellemekten kaçınması çağrısında bulunmuştur. Bakanlar ayrıca uluslararası topluma İsrail’i Kudüs’teki Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekânlara ve kutsal mekanların kutsiyetine halel getirmeye yönelik devam eden ihlallerine ve hukuka aykırı uygulamalarına son vermeye zorlayacak kararlı bir tutum benimsemesi çağrısı yapmıştır."