SAĞLIK - 19 Ocak 2019 Cumartesi 10:16

'Karne, dikkat eksikliği hiperaktiviteyi fark etme adına bir fırsat'

A
A
A
'Karne, dikkat eksikliği hiperaktiviteyi fark etme adına bir fırsat'

Uzman Klinik Psikolog Gökçen As Yurtsever, hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocukları fark etme adına sene sonunda verilen karnelerin zaman zaman önemli bir yer teşkil etiğini söyledi.

Kulaktan kulağa yayılan popüler psikolojik problemlerin arasında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ilk sıralarda yer alır. Medicine Hospital Uzman Klinik Psikolog Gökçen As Yurtsever, hiperaktivite bozukluğu hastalığı hakkında açıklama yaptı. Psikolog Yurtsever, "Çocukların derslerinde biraz dalıp aklı başka yerlerde gibi görünüyorsa, ev ortamında yada okulda hareketliliği varsa ya da öğretmenin fark ettiği başka durumlar varsa aileler kliniklere başvururlar. Sanılanın aksine, DEHB uzun bir tanılama süreci olan, iyi bir bilgi toplanmasının ardından tedaviye başlanan bir süreçtir. Tanı aldıktan sonra da ailelerin çocuklarının doğru tanı alıp almadığı ile ilgili, tedavi ya da çocuğun geleceği ile ilgili önemli kaygılar başlar" dedi.

"Bu belirtiler herkeste zaman zaman görülebilir"

DEHB, Amerikan Psikiyati Birliği’nin tanımlamasında göre, bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan dikkat sorunları, aşırı hareketlilik ve istekleri erteleyememe (dürtüsellik) ile kendini gösteren bir psikolojik rahatsızlık olduğunu belirten Psikolog Yurtsever, "Bu belirtiler herkeste zaman zaman görülebilir fakat bu tanıya sahip kişilerde günlük hayatlarını ciddi etkileyecek boyutta, şiddetli ve sıkça görülür. Aile hayatından, kişinin kendine olan saygısına, arkadaşlık ilişkilerine kadar birçok alanda zorluk yaşarlar. Fakat güzel haber DEHB konusunda tanılama süreçleri için geliştirilmiş ölçekler ve araştırmalar çok fazla vardır. Uzman, okul ve aile iş birliği içerisinde yönetilebilecek bir süreçtir. DEHB’li çocukları fark etme adına sene sonunda verilen karnelerin zaman zaman önemli bir yer teşkil eder" diye konuştu.

"Tanı alacak gruptaki çocuklar tüm belirtileri aynı anda vermeyebilirler"

Gökçen As Yurtsever, tam da karne zamanı yani bu sıralarda, çocuğun zayıflarının olduğu bir karnede aileler çocuğu suçlayıp, cezalandırmak yerine (örneğin çocuğun tatilde istediği bir yere götürmemek gibi) bireysel ihtiyacı olup olmadığı noktasında bir uzmana başvurabileceklerini vurgulayarak, "Düşük notların, çocuğun sorumluluk bilincinin oluşmadığı kanısına varılarak yorumlanması yerine belki de fark edilmemiş bir dikkat eksikliği ya da öğrenme güçlüğü tablosu ile karşı karşıya kalabiliriz. Çünkü tanı alacak gruptaki çocuklar tüm belirtileri aynı anda vermeyebilirler.

Örneğin; hiperaktivitenin görülmediği sadece dikkat eksikliği olan çocuklarda ortaokula kadar bu durum fark edilmeyebilir. Hatta kapasitesi yüksek olup lise sürecine kadar sorunsuz gelen birçok DEHB’li çocuk vardır. Bu nedenle düşük karne notları alan bir çocukta süreci yapılandırıp çözüm odaklı bir süreç için güzel adımlar atmak mümkündür. Problemin fark edilmeyip çocuğun baskı altında başarısızlık ve değersizlik hisleri ile donatıldığı başka problemlerin eşlik ettiği durumlar tedaviyi daha da zorlaştırabilir. Erken fark edip doğru bir harita çizmek çocuğun ruhsal gelişimi açısından kıymetlidir" ifadelerini kullandı.  

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Bodrum’da deniz çayırlarını korumak için proje başlatıldı Deniz Biyoloğu ve Sualtı Belgeselcisi Dr. Mert Gökalp, Bodrum’daki deniz çayırlarını korumak için "Yeşil Deniz Koruyucuları" adlı proje başlattıklarını söyledi. Eko Miras Derneği Kurucusu Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, Bodrum çevresinde hayata geçirdiği Project Posidonia adlı çalışmayla kıyı ekosistemlerini tehdit eden yapılaşma tehdidi ve deniz çayırlarının önemi üzerine belgesel çekmiş, farkındalık çalışması yürütmüştü. Project Posidonia kapsamında "Bodrum Yarımadası Kıyıları ve Deniz Çayırları Analiz Raporu" da hazırlanarak, deniz çayırlarının tahribatı ortaya konuldu. Gökalp, tahrip olan çayırların yeniden yeşermesini sağlamak ve farkındalık çalışması yapmak için "Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers" adlı proje başlattıklarını duyurdu. Bugün Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği’nde (BODTÜM) ilçede görev yapan basın mensuplarıyla bir araya gelen Dr. Gökalp, projeyle ilgili açıklamalarda bulundu. "Bodrum kıyılarının yüzde 50’si yapılaşmış" Bodrum’da deniz çayırlarının durumuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Gökalp, "Baktığımız zaman Bodrum’un yüzde 50’si kıyı anlamında yapılaşmış vaziyette ve önündeki deniz çayırları da bu yapılaşmanın etkisiyle direkt olarak veya endirekt olarak sökülmüş vaziyette. Ama bizim havadan yaptığımız analizler neticesinde gördük ki Bodrum’da ilk 10-15 metre içerisinde halen 2 bin 300 hektar deniz çayırı alanı var. Bunu deniz çayırlarının yaşadığı 40 metreye kadar koyarsak yaklaşık olarak 6 bin 500 hektar bir deniz çayırı alanı var. Bu alan ne sağlıyor biliyor musunuz bize? Bu alan oksijen sağlıyor, kıyıların korunmasını sağlıyor. Dalgaların enerjisinin azalmasını sağlıyor. Kumun çekilmemesini sağlıyor. Balıklara barınak sağlıyor, yavrulama alanı, üreme alanı sağlıyor. Birçok daha fazla etkisi var; karbon soğurulmasında, iklim değişikliğinde çok önemli birtakım etkileri var deniz çayırlarının. Şimdi bu elimizden alındığı zaman ne oluyor? Ekonomik olarak, ekolojik olarak kayıplar yaşıyoruz. Balıkçılığımız yavaş yavaş bitiyor aşırı balıkçılıkla beraber. Kirlilikle beraber denizlerin bereketi gidiyor, kimyası gidiyor. Siz zaten atıkları basıyorsunuz, bu deniz çayırları o atıkları da temizliyor, bakterileri ve virüsleri de temizliyor içerisinden. Turizm anlamında parlaklık azalıyor, yani görüş azalıyor. Deniz çayırı olmazsa eğer kirlilik anlamında partikül sayısı artıyor" dedi. Deniz çayırlarını korumanın turizmle doğrudan bağlantısı olduğunu dile getiren Gökalp, "E bu durumda ne yapmanız lazım? Sizin balığı korumak için, insanın yaşamını korumak için deniz çayırlarını korumanız gerekiyor. Bunu da nasıl yaparsınız? Koruma alanlarıyla yaparsınız. Bunu nasıl yaparsınız? İsterseniz 5 yıldızlı, 7 yıldızlı bir turizm tesisi olun, önünüzdeki deniz çayırlarını koruyarak yaparsınız. Çünkü bunu yapmazsanız 5-10 sene içerisinde, bunu bir bilim insanı olarak, belgeselci olarak söylüyorum, turizm tesisinize gelecek kimse kalmayacak. Neden? Ekoturizmi desteklemediğiniz için Yunanistan’daki, Hırvatistan’daki iyi, sorumlu, vicdanlı turizm sizi geçmiş olacak" diye konuştu. "Kaybı geriye getirme şansımız var" Deniz çayırlarını korumak ve bu konuda farkındalığı arttırmak için eğitim seferberliğinin bir üst noktaya ilerletilmesi gerektiğini anlatan Dr. Mert Gökalp, başlatılan projeye ilişkin şunları söyledi: "Bizim deniz koruyucuları yetiştirmemiz lazım. Yani denizinden, kıyısından, karasından, her tarafından sorumlu olan vicdanlı gençler, bilimciler, kamu personeli yetiştirmemiz lazım. Yani vatandaş olarak topluca korumak gerekiyor. Bunun için de biz ’Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers’ diye bir proje başlatıyoruz. Neden burada? Çünkü en fazla rantın olduğu yer, en fazla çatışmanın olduğu alan ama en fazla da potansiyelin olduğu alan. Çünkü sen bu deniz çayırını koruyabilirsen, eğer korumayı başarırsan çok ciddi potansiyeli var Bodrum’un. Bu giden kaybı geriye getirme şansımız var. Pozitif bakmalıyız her şeye. İşte bu Green Rangers ile beraber umarım bu kayıp alanlarda çayır restorasyonu yapacağız. Oradaki çayırları biraz daha geliştirmeye başlayacağız korumayla beraber. Çünkü koruma en önemli bölüm. Ardından hayalet ağlarını toplayacağız, plastikleri toplayacağız." Herkesi bu projeye katılmaya davet eden Dr. Mert Gökalp, şu çağrıyı yaptı; "Gelin Green Rangers olarak, Project Posidonia olarak, Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği olarak, bu işe gönül vermiş insanlar olarak belediyemizle beraber, diğer STK’larla beraber, kurumlarla beraber gelin hep beraber ya bu işe bir el atalım. Beraber olalım; Türkiye’de hep ayrılır ya insanlar, ya biz birleşelim istiyorum. Gelen hep beraber şu işi bir değiştirelim. Çünkü eğer bunu yapmazsak 5 sene içerisinde, bakın en fazla 5 sene içerisinde Bodrum’un turizmi çökecek."