DÜNYA - 05 Ekim 2025 Pazar 22:24 | Son Güncelleme : 05 Ekim 2025 Pazar 22:26

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar: "Türkiye, Doğu Akdeniz'in en güçlü devletidir"

A
A
A
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar: "Türkiye, Doğu Akdeniz'in en güçlü devletidir"

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Lideri Nikos Hristodulidis'in Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Doğu Akdeniz'deki ittifaklara ilişkin açıklamalarına verdiği tepkiyi "pişkinlik" olarak nitelendirerek, "Türkiye, Doğu Akdeniz'in en güçlü devletidir" dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, GKRY Lideri Nikos Hristodulidis'in Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Doğu Akdeniz'deki ittifaklara ilişkin açıklamalarına verdiği tepkiyi sert sözlerle eleştirdi. Tatar, Rum liderliğinin 1963 yılında Kıbrıs Türk ortağını silah zoruyla yönetimden uzaklaştırıp, 1960 Ortaklık Cumhuriyeti'ni gasp ettiğini belirterek, Hristodulidis'in "Türkiye davranışlarıyla kendini dışlıyor" ifadesini ise "kibirli, ikiyüzlü ve tarihi gerçeklerden tamamen kopuk" olarak nitelendirdi.

"Türkiye'yi hiç kimse dışlayamaz"

Cumhurbaşkanı Tatar, "Türkiye, Doğu Akdeniz'in en güçlü devletidir. Kimse Türkiye'yi dışlayamaz, kimse Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayamaz" ifadelerini kullanarak, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın sözlerini Türkiye'nin sabrını ve kararlılığını gösteren yerinde bir uyarı olarak gördüğünü belirtti. Bölgedeki dışlayıcı ittifakları "Rum-Yunan-İsrail ekseninin çıkar oyunları" olarak tanımlayan Tatar, "Bizi istememelerinin en önemli nedeni bu oyunu bozduğumuz içindir" dedi.

"Hristodulidis, hukuku ağzına almadan önce silahlanmayı durdursun"

Rum yönetiminin son yıllarda hızla artan silahlanma faaliyetlerine tepki gösteren Tatar, Rum tarafının aynı anda uluslararası hukuk ve barış çağrıları yaparken milyarlarca dolarlık silah alımlarıyla adayı yeniden çatışma alanına çevirdiğini söyledi. Tatar, "Kıbrıs Türk halkı bu tehditlere asla boyun eğmeyecektir. Rum'un silahlanması sonunda sadece kendisine zarar verecektir" dedi.

"3,5 milyar dolarlık silahlanma, çözüm değil savaş projesi"

Tatar, 2020-2025 döneminde Rumların savunma ve silahlanmaya 3,5 milyar dolardan fazla kaynak ayırdığını, savunma bütçesini 444 milyon eurodan 588 milyon euroya çıkardığını ifade etti. Bu artışı saldırgan bir stratejinin göstergesi olarak tanımlayan Tatar, söz konusu adımların savunma gerekçesiyle açıklanamayacağını söyledi. GKRY'nin adeta bir silah deposuna dönüştüğünü belirten Tatar, Rum yönetiminin çeşitli ülkelere ait silah sistemleri temin ettiğini kaydetti. GKRY'nin Almanya, İsrail, Fransa, Sırbistan, ABD ve AB'den çok sayıda silah satın aldığını ifade eden Tatar, GKRY'nin Mari'deki Florakis Deniz Üssü ile Baf'taki Andreas Papandreu Hava Üssü'nün ABD, Fransız ve İsrail güçlerine de açık hale getirildiğini söyledi. Tatar, Rum yönetiminin uluslararası kamuoyuna "barıştan yana" bir görüntü verdiğini ancak gerçekte silahlanma yarışına girdiğini belirterek, müzakere çağrılarıyla eşzamanlı olarak milyarlarca dolarlık silah alımının ikiyüzlülük olduğunu vurguladı.

"Kıbrıs Türk halkının iradesi, her silahtan güçlüdür"

Tatar, Kıbrıs Türk halkının güvenliği konusunda taviz vermeyeceklerini vurgulayarak, "Kıbrıs Türk halkının iradesi, en gelişmiş silah sistemlerinden daha güçlüdür" ifadelerini kullandı. Tatar, 1960'larda yaşananlar ve 1974 yılı öncesi saldırıları hatırlatarak, aynı zihniyetin farklı maskelerle yeniden ortaya çıktığını ancak Kıbrıs Türk halkının var olmaya devam edeceğini ifade etti.

"Güvenliğimizin teminatı Türkiye'nin garantörlüğüdür"

Tatar, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin teminatının Türkiye'nin garantörlüğü ve KKTC'nin egemenliği olduğunu vurgulayarak, ne silahların ne tehditlerin ne de diplomatik oyunların bu gerçeği değiştiremeyeceğini söyledi.

"Çözüm, tehdit altında değil, eşitlik temelinde olur"

Tatar, barışın ancak karşılıklı saygı ve egemen eşitlik temelinde mümkün olduğunu belirterek, müzakerelerin silahların gölgesinde değil, halkların özgür iradesiyle yürütülmesi gerektiğini kaydetti. Tatar, Rum yönetimine gerçekten çözüm isteniyorsa silahlanma sevdasından ve adayı yabancı güçlerin oyun sahasına çevirmekten vazgeçmesi çağrısında bulundu.

"Türkiyesiz denklem kurulamaz"

Tatar, Kıbrıs Türkü'nün dışlanamayacağı ve Türkiye'siz hiçbir bölgesel denklemin kurulamayacağını vurgulayarak, "Türkiye Cumhuriyeti'nin Doğu Akdeniz'deki varlığı, bu bölgedeki barışın, güvenliğin ve hakkaniyetin teminatıdır. Biz Türkiye ile omuz omuza aynı hedef için yürüyoruz; egemen eşitlik ve eşit uluslararası statümüzün teyit edilmesi" dedi.

Gökçe Örnekal

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Seyh’ül Kurra Hafız Yılmaz, Vali Makas’ı ağırladı Düzce Valisi Mehmet Makas, Seyh’ül kurra, Kur’an-ı Kerim’i yedi kıraat ve on rivayet üzere ezberleyip, bu alanda icazet almış hafızların, kıraat ilmi konusunda en üst düzey yetkinliğe sahip olan, en bilgili ve en kıdemli öğretici hayırsever Fahri Yılmaz’ı evinde ziyaret etti. Son Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Düzce’ye atanan Mehmet Makas, Seyh’ül Kurra Hafız Fahri Yılmaz’ı evinde ziyaret etti. Mehmet Makas, "Kıymetlilerimizden Kurra Hafızımız Fahri Yılmaz Hocamıza iadeyi ziyarette bulunarak duasına talip olduk. Rabbim ilim ve kurana hizmet yolunda uzun sağlıklı ömürler versin" dileğinde bulundu. Yılmaz’da ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek teşekkür etti. Ziyarette Fahri Yılmaz’ın oğlu İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, Damadı Cihan Karadayı’da hazır bulundu. Vali Mehmet Makas, Yılmaz’ın kütüphanesini inceledi bilgiler aldı. Seyh’ül Kurra Hafız Fahri Yılmaz Kimdir? 1946 yılında Düzce Merkez Beçiyörükler Köyü’nde doğan Fahri Yılmaz, küçük yaşlarda Kur’an-ı Kerim eğitimine başladı. Konuralp Merkez Camii’nde aldığı derslerin ardından Düzce Merkez Kur’an Kursu’nda hafızlığını tamamladı ve 1962 yılında diplomasını aldı. İmam hatip eğitimini bitirdikten sonra çeşitli camilerde görev yaptı. 1980 yılında İzmir Yüksek İslam Enstitüsü’nden mezun oldu. Düzce Cedidiye Camii’nde uzun yıllar imam hatiplik yapan Yılmaz, İstanbul Haseki’de ilmi kıraat eğitimi alarak 1986’da icazetname aldı. Yaklaşık 25 yıl ders veren Yılmaz, çok sayıda öğrenci yetiştirdi. Köy camisinin yeniden inşasına öncülük ederek 2014 yılında ibadete açılmasını sağladı. Halen ilmi ve hayır çalışmalarını sürdürüyor.
Ankara TFMD ‘Yılın Basın Fotoğrafları’ yarışmasında İHA’ya 4 ödül Türkiye Foto Muhabirleri Derneği (TFMD) tarafından 41 yıldır düzenlenen "Yılın Basın Fotoğrafları" yarışmasının sonuçları açıklandı. Yılın basın fotoğrafı ödülü İHA’ya verilirken, İHA foto muhabirleri Ahmet Faruk Sarıkoç ve İsmail Coşkun toplamda 4 ödüle layık görüldü. Türkiye Foto Muhabirleri Derneği’nin (TFMD) düzenlediği "Yılın Basın Fotoğrafları" yarışmasının 2026 sonuçları açıklandı. Yarışmanın 41. yılında, ödüller çevre sorunları ve iklim değişikliğine dikkat çeken karelere verildi. Yarışmada, İHA foto muhabiri Ahmet Faruk Sarıkoç’un Arnavutköy’de çektiği fotoğraf "Yılın Basın Fotoğrafı" seçilirken, aynı kare çevre kategorisinde de birincilik ödülüne layık görüldü. İHA foto muhabiri İsmail Coşkun da iki ödüle layık görüldü. Coşkun, İstanbul’da çektiği fotoğraflarla TFMD Özel Ödülü ile Deprem Şehitleri Özel Ödülü’nün sahibi oldu. 5 binin üzerinde fotoğrafın arasından seçildi 2025 yılında meydana gelen olaylardan 5 binin üzerinde fotoğrafın değerlendirildiği Yılın Basın Fotoğrafları’nda 6 farklı kategoride 23 fotoğraf ve 3 fotoğraf serisi ödüle layık görüldü. TFMD’nin her yıl bir isme verdiği Yaşam Boyu Onur Ödülü’ne bu sene 75 yaşındaki tecrübeli foto muhabiri Kadir Can layık görüldü. Organizasyona 343 foto muhabiri ve fotoğrafçının yanı sıra 47 öğrenci olmak üzere toplam 390 kişi katıldı. Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, ASKA Lara Resort, AJet, SGDD-ASAM ve Vakıflar Genel Müdürlüğü desteği ile düzenlenen yarışmada verilen toplam para ödülü ise 335 bin lira olarak açıklandı. Yılın basın fotoğrafının hikayesi İhlas Haber Ajansı foto muhabiri Ahmet Faruk Sarıkoç, ödül alan fotoğrafının hikayesini şu sözlerle aktardı: "İstanbul’un kuzeyinde, Arnavutköy ilçesine bağlı Hacımaşlı Mahallesi üzerinde drone ile yaptığım bir çekim sırasında bu kareyi yakaladım. Gökyüzünden baktığınızda İstanbul’un nasıl büyüdüğünü, hatta nasıl yön değiştirdiğini çıplak gözle görmek mümkün oluyor. Bir tarafta henüz yeşilliğini koruyan tarım arazileri, diğer tarafta hızla yükselen yüzlerce konut Ortada ise İstanbul’un su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı. Bu üç unsur aynı kadrajda buluştuğunda, aslında tek bir fotoğraf değil; İstanbul’un dönüşüm hikâyesi ortaya çıkıyor. Dronu yüzlerce metre yükselttiğimde karşıma çıkan manzara çarpıcıydı: Bir zamanlar tarlaların ve boş arazilerin bulunduğu bölgede dev bir şantiye yükseliyordu. İnşaatların oluşturduğu beton dokusu, hemen yanındaki canlı yeşil tarlalarla keskin bir tezat oluşturuyordu. Bu fotoğrafı çekerken amacım sadece bir manzara kaydetmek değildi. İstanbul’un büyümesini, şehirleşmenin doğayla olan sınırını ve geleceğe bırakacağımız manzarayı tek karede anlatabilmekti. Çünkü yukarıdan bakınca şehir, sadece binalardan ibaret değil; kararlarımızın ve tercihlerimizin de bir haritası gibi görünüyor. ‘Büyüyen İstanbul’ adlı bu kare, bir metropolün genişleme hızını ve doğayla kurduğu hassas dengeyi anlatan sessiz bir belge niteliğinde." Yılın Basın Fotoğrafları Genel Jüri Başkanlığını Foto Muhabiri Coşkun Aral, Türkiye Güzellikleri Jüri Başkanlığını ise Fotoğraf Sanatçısı İzzet Keribar üstlenirken, yarışmanın jüri üyeleri arasında Depo Photos Yayın Yönetmeni Tolga Adanalı, Medya İş Genel Başkan Yardımcısı Zihni Oğuz Akın, AFP Foto Muhabiri Adem Altan, İhlas Haber Ajansı Genel Yayın Koordinatörü İrfan Altıkardeş, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Seçil Deren Van Het Hof, TFMD Başkanı Rıza Özel, Foto Muhabiri Sebati Karakurt, Fotoğraf Sanatçısı Sefa Yamak bulunuyordu. Özel jüri olarak ise Vakıflar Genel Müdürlüğü Temsilcisi Gül Aşık, Gençlik ve Spor Bakanlığı Temsilcisi İlhan Demir, ASKA Otels Temsilcisi Cengiz Kesici, SGDD-ASAM Başkanı Cumhur Özen, AJET Temsilcisi Saffet Yiğit yer aldı.